Etiket: Uzmanı

  • Ekolojik Yaşam Uzmanı Erkan Şamcı:

    Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği 10. Kocaeli Kitap Fuarı, Ekolojik Yaşam Uzmanı Erkan Şamcı’yı okurlarla buluşturdu. Dünyayı titiz kadınların kirlettiğini söyleyen Şamcı, temizlik malzemelerinin bağımlılık yaptığını ifade eden Şamcı, “Türkiye’de 10 milyon çamaşır suyu bağımlısı var. Ülkede 10 milyon uyuşturucu bağımlısı olsa kıyametler kopar “dedi.

    Yahya Kaptan Salonunda gerçekleşen söyleşiye özellikle kadınlar ilgi gösterdi. Şamcı söyleşisinde temizlik maddelerinin zararları ve doğru bilinen yanlışlar konusunda önemli uyarılarda bulundu. Şamcı, söyleşisinde çamaşır suyunun zararlarına değinerek, ‘’Türkiye’de 10 milyon çamaşır suyu bağımlısı var Ülkede 10 milyon uyuşturucu bağımlısı olsa kıyametler kopar. Temizlik yaparken kullanılan bu maddeler herkesi etkiliyor. Bununla sınırlı kalmıyor, bunlar arıtma tesislerine gidiyor. Tesisler de artık bunları arıtmıyor” dedi.

    Şamcı yaşamamız için gereken bakterilerin de çamaşır sularınca tehlikeye sokulduğunu kaydetti. Kimyasallarla temizlik yapıldığında insan vücudunun aslında zehirlendiğine dikkat çeken Şamcı, “Bu maddelerin üzerinde ‘insan sağlığı için zararlı’ yazmıyor. Camları sildiğimiz maddelerin içinde amonyak var. Amonyak akciğerleri parçalar. Çamaşır sularına bardaklarınızı koyuyorsunuz o gazlar ikinci dünya savaşında insanları öldürdü. Ama önemli olan camlar, bardaklar temiz olsun biz ölelim diyoruz” diyerek tehlikenin boyutlarını gösterdi.

    Söyleşiye katılanlara, ’Annelerinizin döneminde bu kadar kimyasal var mıydı?’ diye soran Şamcı, “Başımıza ne geldiyse reklamlarla bize dayatılanlar yüzünden geldi. Anti bakteriyal sabunlar dünyada yasaklanmıştır. Çünkü kanserojendir. O bakteriler aslında sizi korur. Siz ölürsünüz ama evet bakteri kalmaz. Fikrimizle nasıl dalga geçildiğini özellikle anneler anlamalı. Anneler o temizliği yapmayın, bebeğiniz öleceğine bırakın pis olun. Aile içinde kanser vakası olunca temizlik mi yapmış oluyorsunuz” dedi.

    Şamcı, kimyasalların yerine kullanılması gereken doğal maddeleri sıraladı. Arap sabunu ve kalıp sabunun önemine değinen Şancı, “7 bin senedir kalıp sabundan daha hijyen bir temizlik maddesi yok. Karbonat ve sirkenin temizliğini keşfedin, köpüren diş macunlarından çocuklarınızı ve kendinizi uzak tutun. Doğal yaşamı belirleyenler misvak kullanıyor. Ağzımızın içindeki bakterileri bu macunlar öldürüyor. Tükürük bozulursa, vücudun koruyucu sistemi bozulur. Kullandığınız deodorantların içinde alüminyum var. Bu da meme kanseri ve alzaimer hastalığının davetçisidir. Bunun yerine Hindistan cevizi, mısır nişastası ve karbonatı karıştırıp kendi doğal deodorantınızı yapın” dedi.

    Şamcı ilgiyle izlenen söyleşinin ardından izleyenlerden gelen soruları yanıtladı ve okurları için kitaplarını imzaladı.

  • Korkuteli’ne Kadın Hastalıkları Uzmanı

    Korkuteli Devlet Hastanesine Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Uzm. Dr. Ezgi Erdoğan Güngül’ü atandı.

    Korkuteli Devlet Hastanesine atanan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Uzm. Dr. Ezgi Erdoğan Güngül’ü hasta kabulüne başladı. Korkuteli Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Nihat Ateş, Yeni kadrolarla İlçe halkına en üst seviyede hizmet vermeye devam ettiklerini söyledi.

    Korkuteli Devlet Hastanesinde göreve başlayan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Uzm. Dr. Ezgi Erdoğan Güngül, “1980 yılında Antalya’ da doğdum. İlk ve Orta öğrenimimi Antalya’da tamamladım. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olduktan sonra İstanbul Süleymaniye Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Kadın Hastalıkları ve Doğum alanında ihtisasımı tamamladım. Korkuteli’ne başlamamdan dolayı çok mutluyum imkânlarımız dâhilinde burada yaşayan hasta ve hasta yakınlarımızın kadın hastalıkları ve doğum ile ilgili problemlerinde en iyi hizmeti vermeyi umuyorum” dedi.

  • Salihli Devlet Hastanesine yeni KBB uzmanı atandı

    Salihli Devlet Hastanesine yeni Kulak Burun Boğaz uzmanı atandı. KBB Uzmanı Dr.Halil Emre Göğüs’ün atanıp, göreve başlamasıyla Salihli Devlet Hastanesi’ndeki KBB uzmanı sayısı da 4’e çıkmış oldu.

    Salihli Devlet Hastanesi Başhekimi Gökhan Gürsoy, 4’üncü KBB uzmanının göreve başlamasıyla, KBB olarak 3 poliklinikte hizmet vermeye başladıklarını söyledi. Salihli başta olmak üzere çevre il ve ilçelerden gelen hastalara en iyi hizmeti vermek için çaba harcadıklarını ifade eden Gürsoy, “Daha önce 3 KBB uzman hekimimizle hizmet verirken 4. uzman hekimimizin de göreve başlaması ile KBB 3 poliklinikte hizmet vermeye başladık. Salihli Devlet Hastanesi olarak, iyi ve kaliteli hizmet vermeye devam edeceğiz.” dedi.

    Daha önceki dönemde özel bir hastanede görev yaptığı için Salihli’yi yakından tanıdığını belirten KBB Uzmanı Dr. Halil Emre Göğüs ise, “Tekrar Salihli’de göreve başlamaktan mutluyum. İnşallah uzun yıllar Salihli’de hizmet etmek istiyorum” dedi.

  • Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Füsun Ülger,

    Halk arasında ’ince hastalık’ olarak bilinen veremin dünyada ve ülkemizde önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Füsun Ülger, geçmişte çok fazla insanın ölmesine sebep olan bu bulaşıcı hastalığın başta akciğerler olmak üzere tüm organları sarabildiğini söyledi.

    Koru Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Füsun Ülger geçmişte veremin vücutta verem mikrobu var olduğunu ve verem mikrobu ile enfekte olanların yüzde 10’unun yaşamlarının bir döneminde verem hastası olma ihtimali bulunduğunu ifade etti. Dünyada her yıl yaklaşık 9 milyon yeni hasta ortaya çıktığını ve 1,5 milyondan fazla insanın veremden öldüğünün altını çizen Prof. Dr. Füsun Ülger, “Türkiye’nin 2012 yılı toplam verem hasta sayısı 14 bin 691’dir. Verem mikrobu, güneş görmeyen ortamlarda havada uzun süre canlı kalabilir. Güneşin ultraviyole ışınları verem mikrobunu kısa sürede öldürür ” diye konuştu.

    Veremin, tedavi görmemiş veya düzenli tedavi görmeyen hastaların aksırma, öksürme ve konuşmaları sırasında havaya yayılan mikropların solunum yoluyla alınması ile bulaştığını söyleyen Ülger , “Tedavi olmayan dirençli bir hasta dirençli mikrop bulaştırır. Tedavi olmayan bir verem hastası her yıl yaklaşık 10-15 kişiyi enfekte eder. Solunum yoluyla alınan verem mikrobu verem enfeksiyonuna yol açar. Bu, vücutta verem basilinin sessiz durduğu, bir hastalık olmayan durumdur. Enfekte olan kişilerin yüzde 5’i 1-2 yıl içinde verem hastası olur, yüzde 5’inde ise verem mikrobu vücutta sessiz olarak bekler. Vücut direncinin düştüğü durumlarda verem mikrobu çoğalarak verem hastalığına neden olur” dedi.

    Prof. Dr. A.Füsun Ülger , tüberküloz enfeksiyonun dönüşmesini kolaylaştıran durumları şöyle sıraladı; “5 yaş altındaki coçuklar, yaşlılar, HIV enfeksiyonu olan kişiler, bağışıklığı baskılayan tedavi alan kişiler, silikoz, diyabetes mellitus, kronik böbrek yetmezliği, lösemi, lenfoma yada kanseri olanlar, organ nakli olanlar, İdeal vücut ağırlığının %90’ından daha az kiloda olanlar, sigara içenler, ilaç bağımlılığı olanlar ve alkol kullananlar.”

    Veren nasıl ortaya çıkıyor?

    Dr Ülger, 2-3 haftadan uzun süren öksürük, ateş, gece terlemesi, iştahsızlık, kilo kaybı, yorgunluk, halsizlik, balgam çıkarma, kan tükürme, nefes darlığı, söğüs ve sırt ağrısı belirtileriyle ortaya çıkan hastalık balgamın mikroskopla incelenmesi ve kültürü akciğer grafisi ile teşhis edilebildiğini bildirdi.

    Verem hastalığının mevcut ilaçlar ile başarı ile tedavi edildiğine dikakti çeken Prof. Dr. A.Füsun Ülger ,”Ülkemizde verem ilaçları ücretsizdir. 4 veya 5 ilaçla 6-9 ay süre ile tedavi verilmektedir. İlaçların düzenli kullanılması esastır( bir gün bile aksatılmamalıdır). Ülkemizde 2006 yılından beri uygulanan doğrudan gözetimli tedavi ile, tüberkülozlu hastaların her doz ilacını her gün bir sağlık çalışanı veya eğitilmiş bir gönüllü tarafından hastaya verilmesini ve kaydedilmesini sağlanmaktadır” diye vurguladı.

    Prof. Dr. Füsun Ülger ,açıklamasını şöyle sürdürdü; “Verem hastaları ilaçlarını düzenli olarak ve yeterli süre (6-9 ay) kullanmazlarsa verem mikrobu ilaçlara direnç kazanır. Bu hastaların tedavi süreleri uzundur (18-24 ay) ve daha fazla ilaç kullanılır. Bazen bu hastalar kaybedebilmektedir. Hasta yakınları, özellikle aynı evde birlikte yaşayanlar mutlaka verem birimlerinde muayene olmalıdır. Hasta yakınlarının taramaları Verem Dispanserlerinde ücretsiz yapılmaktadır. Yakınmaları sorgulanır, Akciğer grafisi ekilir veya tüberkülin deri testi (PPD) yapılır. Belirli aralarla kontroller tekrarlanmalıdır. Mikrop çıkaran hasta ile aynı evde yaşayanlar, özellikle 5 yaş altı çocuklara 6 ay süre ile koruyucu tedavi uygulanır.” (BA-BC –

  • Finans Uzmanı Ali Serim: “Alacak sigortası önemli bir adım”

    Strateji ve Finans Uzmanı Ali Serim, “Alacak sigortası önemli bir adım. Sıra teminat mektuplarının bankalardan sigorta şirketlerine geçmesine gelmeli” dedi.

    Fin-As Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı, Strateji ve Finans Uzmanı Ali Serim, Hükümetin KOBİ’lere yönelik alacak sigortası uygulamasını yaygınlaştırma kararıyla alakalı değerlendirmelerde bulundu. Serim, alacak sigortasının önemli bir adım olduğunu fakat hükümetin teminat mektuplarının bankalardan sigorta şirketlerine geçmesi yönünde çalışma başlatması gerektiğini söyledi.

    Alacak sigortası önemli bir adım olduğunun altını çizen Serim, “Sıra teminat mektuplarının bankalardan sigorta şirketlerine geçmesine gelmeli. Alacak sigortası dünyada geçmişi olan bir ürün. Ticari alacak sigorta poliçesi, alacak hesaplarınızı yönetmenize yardımcı olur ve ödeme olmaması halinde sizi tazmin eder. Ödemelerinizin alınamaması durumunda nakit akışında karşılaşacağınız kayıpların sizi zor durumda bırakmasına engel olur. Uygulamaya baktığımızda alıcılar için belirlenen kredi limitleri kapsamında, yurt içine 120 güne kadar yapılan, yurt dışına ise 180 güne kadar yapılan peşin ve banka teminatı dışında kalan açık hesap satışları kapsamaktadır. Firmaları ödemeyi yapacak tarafın geç ödeme, iflas etmesi gibi ihtimallerden korur. İhracatçıların karşılaştığı politik risklere karşı korur. Savaş veya ambargo durumunda tahsil edilemez hale gelebilecek alacakları güvence altına alır. Alıcı ile satıcı arasında anlaşmazlık çıkması durumunda, sorun çözülene dek oluşabilecek nakit yönetimi sorunlarının önüne geçebilir. Ülkemizde çok yaygın olmasa da bu tür poliçeler çeşitli sigorta şirketlerince sunulsa da gerekli analizleri yapabilecek yerel uzman ekiplerde önemli eksiklikler var. Hızlıca bu yerel ekipleri kurabilmeleri durumunda sigorta şirketlerinin KOBİ’lere sunabileceği önemli hizmetler olacaktır. Hükümetin bu konuda atacağı adımlar iş dünyasından büyük destek görmektedir ve görecektir. Konu Sayın Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in risk yönetimi konusunda ne derece ehil olduğunun yeni bir göstergesi” ifadelerini kullandı.

    “Teminat mektupları da sigorta şirketlerince verilmeli”

    Teminat mektuplarının sigorta şirketlerince kefalet senedi olarak verilmesi gerektiğini kaydeden Ali Serim, bunun kolaylaştırılması için daha daha fazla düzenleme ve teşviklere ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, “Teminat mektupları da sigorta şirketlerince verilmeli Ben buradan bu konuda muhtelif açıklamaları bulunan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’e seslenmek istiyorum. KOBİ’ler bankalar tarafından ezilmektedir. Özellikle gayri nakdi kredi temininde ve özellikle de teminat mektubu bulmakta çok zorlanmaktalar. Önemli işleri teminat mektubu sıkıntısıyla kaçırabilmektedirler. Bankaların bu noktada tutumları anlamsızca tutucudur. Adeta ekonomiyi büyütmemek için çaba sarf eden bankalar var desem abartmamış olurum.

    Çözüm ise teminat mektuplarının da sigorta şirketlerince kefalet senedi olarak verilmesidir. Bunun kolaylaştırılması için daha fazla düzenleme ve teşviklere ihtiyaç vardır. Geçen yıl bu konuda hükümet adımlar atsa da daha hızlı gelişmelere ihtiyaç var. ABD’de teminat ihtiyacının tamamının Avrupa’da yüzde 25’i sigorta şirketlerince karşılanıyor. Aralık 2017 dönemi itibarıyla gayrinakdi kredilerin büyüklüğü 658 milyar TL olarak gerçekleşti. Gayrinakdi krediler içerisinde teminat mektupları yüzde 73 ile en büyük paya sahipken akreditif kredilerin payı yüzde 14 oldu. Diliyorum teminat mektuplarının büyük bölümünün sigorta şirketlerince karşılandığı günler yakındadır. Teminat mektuplarını daha rahat ve yüksek limitlerle kullanan KOBİ’ler olmadan ekonomimizde büyük atılımları yapmamız daha zor olacaktır. Diliyorum bu öncelikli konu olarak hükümetimizin gündeminde başlıca konulardan biri olacaktır” diye konuştu.