Etiket: Uzmanı

  • Ruh Sağlığı Uzmanı Emel Kurt: “Herkese Göre Herkes Panik Atak”

    Toplumda her on kişiden birinin yaşamları boyunca en az bir kez panik yaşadığı belirtildi.

    Medicana International İstanbul Hastanesi doktorlarından Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı (Psikiyatrist) Dr. Emel Kurt, “Panik, bir çeşit kaygı (anksiyete) durumudur. Geçici bir kaygı durumunu tarif ettiğinden ‘panik atak’ terimini kullanmayı tercih ediyoruz. Toplumda her 10 kişiden biri yaşamları boyunca en az bir kez panik atak yaşamaktadır” dedi.

    Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Emel Kurt, panik atak belirtileri hakkında şu bilgileri verdi: “Panik atak, huzursuzluk ve kaygı ile birlikte nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı, terleme ve bunun gibi başka birçok bedensel değişikliklerin eşlik ettiği, bunlara ek olarak planlama, düşünme gibi yetilerin adeta geçici olarak kaybedildiği, sonuçta kişinin bulunduğu ortamdan kaçmak ya da uzaklaşmak için yoğun bir istek duymasına yol açan ani bir panik halidir.”

    Panik atağı yaşayan kişilerin durumu ‘kalp krizi geçiriyorum’, ‘felç oluyorum’, ‘bayılacağım’, ‘çıldıracağım’, ‘öleceğim’ şeklinde yorumladığını anlatan Dr. Emel Kurt, şunları söyledi: “Böyle düşünen herkes kimi zaman acil servise kimi zaman ilgili branş doktorlarına başvurur. Panik ataklar çeşitli tıbbi hastalıklarda görülebileceğinden hastaların sistemik bir inceleme yapılması uygun olacaktır. Kardiyak hastalık, tiroid bezi anormallikleri, ileri derece kansızlık, kan şekeri bozuklukları gibi sıkça görülen etkenler araştırılmalı, saptanan patolojilere özgün tedavi düzenlenmelidir. Aslında sıklıkla kendilerinde bu belirtilere yol açabilecek herhangi bir fiziksel hastalık bulgusu olmadığı sonucunu alırlar.”

    Panik atağın hızlıca başlayıp dakikalar içinde azalarak kaybolacağını anlatan Dr. Kurt, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ancak kimi hastalarda gün boyu süren belirtilerin olduğu bilinmektedir. Panik atak tek başına tedavi edilmesi gereken bir durum değildir. Panik ataklar kendiliğinden ve beklenmedik şekilde olmaya başladığında artık bu durum panik bozukluğudur ve tedavi edilmesi gerekir. Panik bozukluğu toplumda % 1,5-2,5 oranında görülmektedir. Panik bozukluğu hastalarının yaşantısı, panik atakların dışındaki zamanlarda da atağın yineleyeceğine dair endişelerle geçiyor olabilir. Hastalar atak olmasını beklerken, ciddi düzeyde rahatsızlık hissetmeye başlar. Panik bozukluğu hastalarının bazıları, sıklıkla kapalı ya da kaçmanın mümkün olamayabileceği alanlardan, atak yineler endişesiyle kaçınmaya başlar. Bu duruma agorafobi denir. Hastalar yine ataklar sırasında yardım alamayacağını düşünerek yalnız kalmamaya çalışabilir, telefonsuz ya da çeşitli ilaçları olmaksızın bir yere gitmemeye başlayabilirler. Panik bozukluğunda hastanın yaşamı, atakların öncesinde atağı beklemek, atak sırasında ve sonrasında hastaneye başvurmak, ataktan sonra da atağın gelebileceği yerlerden kaçınmak şeklinde bir kısır döngüyle kısıtlanmış olur.”

    Dr. Emel Kurt, “Bu belirtiler bende var panik ataksam ne yapmalıyım tedavisi nedir” sorusuna şöyle yanıt verdi: “Panik bozukluğunun medikal tedavisinde başlıca antidepresan kullanılmaktadır. Ayrıca hastanın odaklandığı ve panik yaşantısına yol açan istemsiz başlayan bedensel belirtilere yönelik alıştırma ve başa çıkma egzersizlerini içeren psikoterapinin de kullanılması tedavi etkinliğini artıracaktır.”

    Dr. Emel Kurt’a göre, psikiyatrik hastalıkların dünyada olduğu gibi ülkemizde de kabul görmesindeki güçlükler düşünülürse, birçok kişinin etiketlenme korkusu ile psikiyatriste başvurmadığını öngörebiliriz. Bu açıdan değerlendirdiğimizde, panik yaşantısının toplumda en çok kabul gören ve en rahat ifade edilebilen ruhsal belirti olduğunu söylemek mümkün. Panik, etiketlenme korkusu olmadan özgürce ifade edilebilen bir belirtidir.”

  • Obezite Uzmanı Doç Dr. Osman Yıldırım:

    Obezite ve Genel Cerrahi uzmanı Doç. Dr. Osman Yıldırım, obez hastalara ameliyat öncesi beslenme eğitimi vereceklerini söyledi.

    Obezite cerrahisinin bir ekip işi olduğuna dikkat çeken Doç Dr. Yıldırım, “Obez hastalara ameliyat öncesi beslenme eğitimi vereceğiz. Ameliyattan sonra ilk günler başta olmak üzere hastanın sonradan nasıl besleneceği, takibinin nasıl yapılacağı yönünde bilgiler veren ekip arkadaşlarımız olacak” ifadelerini kullandı.

    Devlet hastanelerinde 30 yıl doktorluk yaptığını kaydeden Yıldırım, daha sonra özel muayenehane açtığını belirterek, “Genel cerrahi uzmanı olarak obezite başta olmak genel cerrahinin bütün dalları troit, meme, safra kesesi ve diğer karınla ilgili acil müdahalelerin hepsine müdahale edeceğiz. Büyük bir merkez açtık, ekip elemanlarımız daha da artacak. Diyetisyenimiz ve psikologumuz da olacak. Merkezi bir yerde büyük bir yer açtık, hem bizim için hem de hastalarımız için iyi olacak diye düşünüyorum” diye konuştu.

  • KBB Uzmanı Op. Dr. Erdal Cahit Topcu:

    Kayseri Dünyam Hastanesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Uzmanı Op. Dr. Erdal Cahit Topcu, bitkisel çayların bilinçli ve hekimler gözetiminde tüketilmesi gerektiğini söyleyerek, “Doğal olarak görülen bu ürünler birçok doğal ölümün nedeni olmaktadır” dedi.

    KBB Uzmanı Op. Dr. Erdal Cahit Topcu, günlük hayatta vatandaşlar tarafından sıklıkla kullanılan bitki çayları hakkında bilgiler verdi. Bitki çaylarının son dönemlerde popülaritesinin arttığı ancak bu çayların çok fazla yan etkilerinin olduğunun bilinmesi gerektiğini vurgulayan Topcu, “Bitkisel kökenli çaylar özellikle şu dönemde popülaritesi artmış bir alternatif tedavi yöntemi olarak görülmektedir. Ama bu çayların çok da fazla yan etkileri olduğunu bilmek gerekiyor. Sonuçta doğal olarak düşünülen ve özellikle sentetik ilaçların kullanımını azaltmak için halk tarafından çok uygulanan, sağlık için kullanıldığı düşünülen çaylardır. Birçok çay var ama bunların nasıl kullanılması gerektiği bilen kişiler tarafından söylenmesi gerekiyor. Nasıl demlenmesi gerektiği bilinmelidir. Örneğin bir bitki çayını haşlayarak ya da suyun içerisinde kaynatarak vermenin doğru olmadığını bilmek gerekiyor. Bir sıcak, kaynatılmış suyu 3-5 dakika kadar demletilerek bu çayların kullanılması gerektiğini bilmek gerekiyor. Aktarlardan alınır iken aktarlarda ambalajlarında olmayan oksijenle temas halinde, güneş gören bitki çaylarını almamak gerekiyor. Genellikle marketlerden veya eczanelerden kapalı, bir süzme kabı olan, güneş görmemiş olan bitki çaylarını tüketmek gerekiyor. Tüketirken belli zamanlarda bazı bitki çaylarını kullanmak gerekiyor. Genellikle birçok bitki çaylarının hipertansiyon dediğimiz hastalığı tetiklediğini bilmekteyiz. O yüzden akşam saatlerinde bitki çaylarını tüketmek doğru değil. Genellikle gündüz ve öğle saatlerinde bitki çaylarını tüketmek gerekiyor. Süre olarak çok uzun süre değil, hastalık boyunca kullanılması gerektiğini düşünüyoruz. 3-4 haftadan uzun süre kullanılan bitki çaylarının da özellikle böbrekle ilgili bozukluklar, karaciğer enzimlerinde düzensizlik dediğimiz durumlar ortaya çıkmaktadır. Günlük de tüketim miktarı olarak en fazla 3 fincan tüketilmesi gerekiyor. Daha fazla kullanımı zararlı olabilmektedir” dedi. Bitki çaylarının bilinçli tüketilmediği takdirde çok kötü sonuçlar doğurabileceğini ifade eden Topcu, “Bitki çaylarına doğal demek onun zararlı olmadığı anlamına gelmemektedir. Birçok ilaç bunun özünden kaynaklanmaktadır. Bu bitkilerin özü, etkili madde ayrıştırılarak sentetik ilaç haline getirilmektedir. Bizler bunu ilaç haline getirirken tabi ki bunların yan etkilerini, etkilerini bilerek hastalara uygulamaktayız. Ancak bilinçsizce tüketilen bitki çayları etki potansiyeli bilinmeden kullanılmakta. Doğal olarak görülen bu ürünler birçok doğal ölümün nedeni olmaktadır” diye konuştu. Bitki çaylarında şeker kullanılmaması gerektiğini dile getiren Op. Dr. Erdal Cahit Topcu, “Bitki çayları ile birlikte şeker kullanılmaması gerekiyor. Özellikle bal ve pekmez ile tatlandırılması doğru görülmektedir. Yine bitki çaylarında limon sıkma ve limon koyma gibi alışkanlıklar vardır C vitamini alabilmek için. bu da içindeki aromatik yağların etkinliğinin azalmasına neden olmaktadır” şeklinde konuştu.

    “REKLAMLARDA BİTKİSEL ÇAYLARI TANITANLARIN ÇOĞU TIBBI BİLMİYOR”

    Dünyam Hastanesi KBB Uzmanı Op. Dr. Erdal Cahit Topcu, reklamlarda bitkisel ürünlerin tanıtımını yapan insanların çoğunun tıbbı bilmediğini düşündüğünü söyleyerek, “Özellikle zayıflama türlerinde ve soğuk algınlıklarında pazarlamayı çok görüyorum. Bir kere şunu bilmek gerekiyor, pazarlamayı yapan kişilerin çoğu hekim değildir. Evet doktor ismi vardır önlerinde ama tıp doktoru değildir bunların çoğu. Ben size yanımda 1 ay yanımda tutarak ameliyat öğretebilirim ama bu ameliyattan sonra oluşabilecek problemleri çözmeyi öğretebilmem mümkün değil. Çünkü tıbbı bilmeniz gerekmektedir. Bu insanların da birçoğu sadece bitkileri bildiği, tıbbı bilmediğini, hastalarda nasıl zararlı etki etkisi olabileceğini bildiğini düşünmüyorum” dedi.

  • Rusya Uzmanı Uyardı

    Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (KAFKASSAM) Başkanı Dr. Hasan Oktay, Türkiye ve Rusya’nın uçak krizini oluşturacakları bir komisyona havale ederek bu krizi yönetilebilir bir krize dönüştüremezlerse ekonomik yaptırımların ve turizm kayıplarının devreye gireceği uyarısında bulundu.

    KAFKASSAM Başkanı Dr. Oktay, Suriye’de meydana gelen olayların bölge ile bölgedeki olaylarla birinci derecede ilgisi olmayan iki devleti Rusya ile Türkiye’yi karşı karşıya getirdiğini vurgulayarak, “İran, Suriye’de kurumsal kimlik ile değil ama milis kuvvetlerle verdiği mücadeleyi kazanamayacağını anlayınca bölgeye Rusya’nın gelmesini sağladı. İran, Irak’ı ABD vasıtasıyla ele geçirdiği gibi şimdi de Suriye’yi Rusya vasıtasıyla ele geçirmeye çalışırken Türkiye-Suriye savaşını da körüklemektedir” ifadesini kullandı.

    Uçak krizinin Türkiye ile Rusya’yı karşı karşıya getirirken bu rekabetin beklenen ekonomik depremleri üzerinde de konuşulduğunu vurgulayan Dr. Oktay, “Olayın sıcaklığında politikacıların yapmış oldukları konuşmaların depremi yavaş yavaş her iki ülkede yansımaları kendini göstermeye başlayacaktır. Eğer Türkiye ve Rusya uçak krizi oluşturacakları bir komisyona havale ederek bu krizi yönetilebilir bir krize dönüştüremezlerse işte o zaman ekonomik yaptırımlar ve turizm kayıpları devreye girecektir” diye konuştu.

    Rusya ile Türkiye’nin gelişmeleri kontrol altına alamazsa birbirini yıpratacakları uyarısında bulunan Dr. Oktay, şunları kaydetti:

    “Savaş çıkmaz ama meydana gelecek tsunaminin hasarının tespiti bile zor olacaktır. Gelen dönemde Erdoğan ve Putin birbirini bitiren liderler olarak tarihe geçmek istemiyorlarsa bu krizi yöneterek krizi fırsata çevirmelidirler.”

  • Varto’ya Genel Cerrahi Uzmanı Atandı

    Muş’un Varto Devlet Hastanesi’ne atanan genel cerrahi uzmanı Dr. Kadir Yıldırım görevine başladı.

    Varto Devlet Hastanesi’ndeki genel cerrahi uzmanı Op. Dr. İsmail Alper Tarım’ın istifa etmesinin ardından hastaneye genel cerrahi uzmanı atandı. Hastaneye yeni atanan Dr. Kadir Yıldırım, “Allah nasip ederse 2 yıla kadar Varto ilçesinde insanlara hizmet yapmaya çalışacağız. Elimizden geleni yapacağız” dedi.

    Genel cerrahi uzmanı olan bir doktorun atanmasından dolayı mutlu olduklarını belirten Varto Devlet Hastanesi Başhekimi İhsan Güney ise, “Varto Devlet Hastanesi’ne atanan genel cerrahi uzmanımız burada görevine devam edecek, ameliyatlarımızı burada gerçekleştireceğiz. Yeni hastanemizin açılışında da katkıları olacaktır. Vatandaşların artık Erzurum veya Muş’a sevk edilmelerine gerek kalmayacak” diye konuştu.