Etiket: Uzmanı

  • Diyet Uzmanı Avcı: “Aşırı sıcaklarda süt, ayran ve meyve suyu tüketin”

    Mersin Toros Devlet Hastanesi Diyet Uzmanı Meltem Avcı, aşırı sıcak havalarda terleme olmasa bile deri, solunum, idrar ve dışkı ile normalden fazla su kaybı olduğunu belirterek, vatandaşları özellikle yeterli sıvı alımı ve sağlıklı beslenme konularında uyardı.

    Mersin Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliğine bağlı Toros Devlet Hastanesinde görevli Diyet Uzmanı Meltem Avcı, yazılı bir açıklama yaparak, vatandaşları aşırı sıcaklarda beslenmelerine dikkat etmeleri konusunda uyardı. Sağlıklı beslenme konusunda dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin bilgi veren Avcı, sıcak havalarda vücudun en önemli ihtiyacının su olduğunu kaydetti. Sıcak havalarda terleme olmasa bile hava sıcaklığı ve nem ile deri, solunum, idrar ve dışkı ile normalden fazla su kaybı olduğunu vurgulayan Avcı, bu kaybın tansiyon dengesizliği, baş ağrısı, halsizlik ve yorgunluk yapabileceğini belirtti. Avcı, 65 yaş ve üzerindeki yaşlılar, 4 yaşından küçük çocuklar, hamileler, kronik hastalığı olanlar, özellikle tansiyon düşürücü, idrar söktürücü, depresyon ve uyku ilaçları gibi sürekli ilaç kullanan kişiler, aşırı kilolular ve oruç tutanların aşırı sıcaklarda mutlaka korunmaları gerektiğinin altını çizdi.

    “Her 1 saatlik spor için en az 2-4 bardak sıvı alınmalıdır”

    Günün en sıcak saatleri olan 10.00-16.00 arasında mecbur kalınmadıkça dışarı çıkılmamasını isteyen Avcı, “Dışarıda çalışanlar ise mümkün oldukça güneş altında güneş kremi, şapka ve gölgelikle koruma sağlayabilir. Dışarıda bulunulduğunda açık renkli, hafif, bol ve sıkı dokunmuş kumaşlardan yapılan giysiler tercih edilmeli, geniş kenarlı ve hava delikleri olan şapka giyilmeli ve güneşin zararlı ışınlarından koruyan güneş gözlüğü kullanılmalıdır. Güneş ışınlarının dik geldiği 10.00-16.00 saatlerinde denize girilmemeli ve güneşlenilmemelidir. Fiziksel aktivite ve spor yapmak için sabah ve akşam saatleri tercih edilip, her 1 saatlik spor için en az 2-4 bardak sıvı alınmalıdır” dedi.

    “Kahve ve çay yerine süt, ayran ve meyve suyu tüketin”

    Sıcaklarda beslenme ve sıvı tüketimiyle ilgili alınması gereken önlemler konusunda da bilgi veren Diyet Uzmanı Avcı, sıvı alımında su içmenin esas olmakla beraber, su dışı sıvı alımında kahve, çay ve gazlı içecekler yerine süt, ayran ve meyve suyu gibi içeceklerin tercih edilmesi gerektiğini kaydetti.

    Doktor tarafından sıvı alımı kısıtlanmış veya idrar söktürücü ilaç kullanımı söz konusuysa ilgili doktorun önerilerine uyulması gerektiğini de ifade eden Avcı, şöyle devam etti:

    “Mide kramplarına neden olabileceği için çok soğuk ve buzlu su ve içecekler tercih edilmemelidir. Kafein, alkol ve fazla miktarda şeker içeren içecekler vücuttan daha fazla sıvı kaybına yol açtığı için tüketilmemelidir. Kahvaltıda az yağlı peynirler, zeytin ve taze sebzeler bulunmalı, kafein içeren içecekler yerine de süt, meyve suyu, ıhlamur, kuşburnu gibi bitki çayları tercih edilmelidir. Yağlı besinlerin ve yağda kızartmaların tüketimden kaçınılmalı, yemeklerde bitkisel sıvı yağlar kullanılmalıdır. Yemekleri pişirirken kızartma ve kavurma yerine haşlama, ızgara, kendi suyunda veya az suda pişirme gibi sağlıklı pişirme yöntemleri uygulanmalıdır.”

    “Bol miktarda sebze ve meyve tüketin”

    Vücut direncini arttırmak ve vücudun yeterli miktarda vitamin ve mineral almasını sağlamak için bol miktarda sebze ve meyve tüketilmesini öneren Avcı, “Terleme ile artan sıvı ve mineral kaybının önlenmesi için her zamankinden daha fazla miktarda sıvı alınmalıdır. Dışarıda ve açıkta satılan yiyeceklerin tüketiminden kaçınılmalı, çabuk bozulma riski olan et, yumurta, süt, balık gibi besinler açıkta bekletilmemeli, besinlerin hazırlanması ve pişirilmesinde hijyen kurallarına uyulmalıdır. Soğuk çorbalar, ayran, yoğurt, kefir ve cacık, kızartılmadan hazırlanmış her türlü sebze yemeği, ızgarada pişirilmiş tavuk, hindi ve balık çeşitleri, salatalar, soğuk baklagil yemekleri, bulgur, buğday çeşitleri ve kepekli pirinç ile hazırlanmış çok az yağlı ya da yağsız pilavlar tüketilmesi, sıcak havalarda sağlıklı beslenme için doğru tercihlerdir” ifadelerini kullandı.

  • Dermatoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Yüksek: “Vücuttaki kaşıntıyı dikkate alın”

    Dermatoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Jale Yüksek, vücudun uyarı sisteminin bir parçası olan kaşıntının bazen nedeni bilinen, bazen de nedeni belli olmayan bir etmene karşı vücut tarafından verilen yanıt olduğunu söyledi.

    Şiddetli kaşıntıların kişinin sosyal yaşantısını etkileyecek düzeye kadar çıkabildiğine dikkat çeken Dr. Yüksek, bu tür durumlarda kaşıntı sebebinin mutlaka tespit edilerek tedavi edilmesinin pek çok rahatsızlığın erken tedavisinde önemli olduğunu ifade etti. Dermatolog Dr. Yüksek şöyle konuştu:

    “Kaşıntı genellikle deride kuruma gibi basit nedenlerle gelişir ancak bazen de önemli bir hastalığın belirtisidir. Kişinin yaşının ilerlemesi, sıcak su ile sık sık duş alma alışkanlığı, duş jeli, sıvı sabun, dezenfektanlar gibi kimyasallara derinin maruziyeti sonucu derinin su tutma kapasitesi azalır ve cilt kurur. Bu durum bazen cilt döküntüsünün eşlik etmediği bir yaygın vücut kaşıntısı ile kendini gösterir. Kimi zaman ise sadece el gibi daha sınırlı deri bölgesinde izlenebilir. Bu durumlarda kimyasal maruziyetlerin kesilmesi ve vücudun ılık suyla yoğun liflenme yapmadan yıkanması, sık sık nemlendirilmesi ile kaşıntı tamamen kaybolabilmektedir.”

    Dermatoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Yüksek, kaşıntının yanı sıra cilt döküntüleri de görülebildiğini, bacakların alt kısmında şişme, kızarıklık, sulu yaralar ve kaşıntı varsa bunun bacakta kötü kan dolaşımı göstergesi (staz dermatiti) olabileceğini kaydetti. Bu durumda kan damarlarının ultrasonu yapılarak sebebin kolayca anlaşılabileceğini ifade eden Dr. Yüksek, “Dolaşımın iyileştirilmesi, sulantılı yaraların pansumanı, nemlendirici kullanma ve antihistaminik (kaşıntı önleyici) hap tedavileri ile rahatsızlık tedavi edilebilir” dedi.

    Stres kaşıntıya yol açıyor

    Dr. Jale Yüksek, stres sonucu da tetiklenen kaşıntılar olduğunu belirterek, “Kaşıntı ile birlikte bacak, kol ense gibi elin rahatça ulaşabildiği bölgelerde kalınlaşmış kahverengi renge dönmüş deri varsa (Liken simpleks kronikus) kişinin stres sonucu tetiklenen kaşıntısı söz konusudur. Tedavinin en önemli adımı stresin iyi yönetilmesi, nemlendirici kremler, kaşıntıyı azaltıcı kremler ve antihistaminik haplardır. Hastalığın belirlenmesi, tedavi şekli ve süresi için mutlaka bir Dermatoloji uzmanına muayene olunması gereklidir.”

    Saçlı deride görülen kaşıntılarla ilgili olarak Dr. Yüksek, bu tür kaşıntılarla birlikte yoğun kepeklenme, saç dibinde kızarıklık, sivilce benzeri döküntünün de hastalığın seyrine eşlik edebileceği uyarısında bulundu. Bu durumda yağlı egzemanın (seboreik dermatit) söz konusu olduğunu belirten Dr. Yüksek, yağlanmayı azaltan şampuanlar, steroidli saç losyonları, şiddetli durumda ise dermatiti azaltan ağızdan alınan hap tedavileri ile başarılı sonuç alınabileceğinin altını çizdi.

    Şeker hastalığı da kaşıntıya neden olabilir

    Dr. Yüksek, özellikle saçlı deride döküntü olmadan uzun süreli dirençli kaşıntı varsa, saç diplerinde kuruma ve hassasiyet hissediliyorsa bunun sebeplerinden birinin de şeker hastalığı olabileceğini söyledi. Bu durumda aç karnına bakılan kandaki şeker düzeyi ile tanı konulabileceğini belirten Dr. Yüksek, şeker düzeyinin dengelenmesi ile kişinin rahatlamaya başlayacağını bildirdi. Dermatolog Dr. Yüksek, açıklamasını şöyle sürdürdü:

    “Mevsimsel değişiklikler de kaşıntıya neden olur. Güneş ışığına bağlı alerjik kaşıntıda özellikle yüz, boyun kollar gibi güneş gören bölgelerde kızarık döküntü ile birlikte kaşıntı görülür. Sıcak iklimlerde yoğun klima maruziyetinin ciltte kuruma yapması da sık görülür. Bazı kişilerde ise soğuğa bağlı alerjik kaşıntılar söz konusudur, vücudun uç bölgeleri olan eller, ayaklar, parmaklar, burun ucu, kulak gibi bölgelerde karıncalanma, yanma, kızarıklık, kabarıklık ve kaşıntı izlenebilir. İklim şartlarına bağlı kaşıntıda sıcak veya soğuktan kaçınmak en önemli tedavi basamağıdır. 30 faktörün üstünde güneş koruyucu kremlerin kullanımı etkili olur.”

    Vücut bölgesinde ayakta, kasıkta, gövdede, boyunda sık görülebilen bir cilt enfeksiyonunun da mantar olduğuna dikkat çeken Dr. Yüksek, bu rahatsızlığın özellikle ciltte nemli ortam oluşmasıyla ortaya çıktığını vurguladı. Dermatolog Dr. Yüksek, cildin kuru tutulması ve mantar önleyici krem ve hap tedavileri ile rahatsızlığın tamamen ortadan kaldırılabileceğini ifade etti.

    İlaç alerjisi ve iç hastalıklara dikkat

    Vücuttaki kaşıntı nedenleri arasında ilaç alerjisinin de yer aldığına değinen Dr. Jale Yüksek şöyle konuştu:

    “Aspirin, penisilin türevi antibiyotik kullanımı, tansiyon ilaçları, doğum kontrol hapları alerjik kaşıntıya neden olabilir. Uzun süreli antibiyotik hap kullanımı vücutta mantar enfeksiyonunu tetikleyerek kaşıntı yapabilir. Bazen vücuttaki yaygın kaşıntı iç hastalıkların bir bulgusu olabilir. Kişi düzenli nemlendirici kullanmasına rağmen uzun süren dirençli kaşıntı sorunu yaşıyorsa karaciğer, böbrek, guatr (troid), sarılık (hepatit), kansızlık, vitamin eksikliği, kanserle ilgili ayrıntılı kan tetkiklerinin yapılması önem arz eder. Kan tetkiklerinde anormal bir değer saptanırsa dahiliye uzmanına danışılması gerekir. Bu durumlara bağlı kaşıntı uzun süreli ve şiddetli ise ışık tedavisi (fototerapi) başarı sağlayabilmektedir.”

    Dermatolog Dr. Yüksek kaşıntı ile ilgili genel önerilerini de şöyle sıraladı:

    “Vücut kaşıntısı olan kişilerin dikkat etmesi gereken adımlar; iyi bir nemlendirici edinmek ve düzenli kullanmak, kimyasal ve tahriş edici, alerjen maddeler ve kıyafetlerden uzak kalmak, ılık su ile banyo yapmak, doğal beslenmeye özen göstermek, katkı maddesi içeren besinlerden uzak kalmak. Dirençli ve uzun süreli kaşıntı varsa dermatoloji uzman doktoruna başvurmak gerekir.”

  • Kardiyoloji Uzmanı, Şeker Ve Kalp Hastalarını Sıcağa Karşı Uyardı

    Hava sıcaklığının 45 dereceyi gördüğü Batman’da, uzmanlar yaşlı, kalp ve şeker hastalarını uyardı.

    Batman Bölge Devlet Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ramazan Astan, güneşin dik geldiği 11.00 ile 15.00 saatleri arasında dışarı çıkılmaması gerektiğini söyledi. Hava sıcaklıklarının 45 dereceye ulaşmasının yaşlı ve oruç tutan kalp hastaları için büyük bir risk olduğunu belirten Dr. Astan, Ramazan ayının sıcak havalara denk gelmesi ve özellikle kalp hastalarının sıvı kaybı konusunda sıvı alım dengesine dikkat etmeleri gerektiğini dile getirdi. Astan, “Kalp ve şeker hastası olan hastalar sıvı dengesini ayarlayamadıkları vakit sorun yaşayabilmektedirler. İftar zamanı bol sıvı alımı kalp hastaları için problem oluşturabilir. Kalp hastası olup uzun süre sıvı kaybı yaşayan, kalp yetmezliği olan hastalarda bu durum kalp krizini tetikliyor. Özellikle yaz sıcaklarında güneşin dik geldiği saat 11.00 ile 15.00 arasında dışarı çıkılmamalı, serin kapalı yerlerde olmakta fayda var. Nemli olan şehirlerde de aynı durum geçerli. Yaz sıcaklarıyla birlikte günde en az 2-3 litre sıvı almaya dikkat etmemiz gerekir” dedi.

    Öte yandan, Batman’da aşırı sıcaklardan bunalan bazı vatandaşlar bidonlara doldurdukları suyu başlarına dökerek serinlemeye çalıştı. Bazı vatandaşlar ise buldukları ağaç gölgelerinde uyuyarak zaman geçirdi.

  • Çocuk Sağlığı Ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Reyhan Erol: “Aşı Hayat Kurtarır”

    Acıbadem Ankara Hastanesi, her yıl Nisan ayının son haftası olarak belirlenen “Aşı Haftası”na dikkat çekiyor. Aşının faydalarını ve sağlık açısından önemini Acıbadem Ankara Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Reyhan Erol anlattı.

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erol, aşının herhangi bir tedaviye gerek kalmadan hastalıkların oluşumunu engellediğine dikkat çekerek, “Aşı, hastalık yapıcı mikroorganizmaların (bakteri ve virüsler gibi) zayıflatılması ile oluşan, bağışıklık yanıt oluşturmak için ağız ya da enjeksiyon yolu ile vücuda verilen materyallerdir. Aşılama, tıp biliminin insanlığa sunduğu en büyük hediyedir. Çiçek aşısının ortaya çıkışı ile başlayan bağışıklık sistemini güçlendirme çocuk felci, difteri, kızamık, kızamık, kabakulak, Hepatit B aşılarının ortaya çıkısı ile devam etmiştir. Günümüzde yukarıda sözünü ettiğimiz hastalıklardan korunmanın en etkili ve pratik yolu, aşı yaptırmaktır.

    Aşılar, ilaç ya da cerrahi olarak herhangi bir tedaviye gerek kalmadan bir hastalığın hiç oluşmamasını sağlayabilmektedir. Aşılama ile bazı hastalıkların tamamen ortadan kaldırılması mümkün olmuştur. Nitekim yüzyıllardır yüz binlerce insanın ölümüne neden olan çiçek hastalığının yeryüzünden tamamen silinmesi aşılama sayesinde olmuştur. Aşıların yaygın olarak kullanımı ile 10 önemli hastalık dünyanın belli bölgelerinde kontrol altına alınmıştır. Bu hastalıklar, çiçek, difteri,tetanos, sarıhumma, boğmaca, çocuk felci, kabakulak, kızamık, kızamıkçık, H. influenzanın sebep olduğu durumlardır.

    Amerika Birleşik Devletleri Hastalıkları Kontrol Merkezinin (CDC) 20.yüzyılın en önemli sağlık zaferi olarak tanımladığı aşılama sayesinde her yıl 3 milyon çocuğun hayatı kurtulmaktadır. Aşılama insanları hastalıktan ve hastalığın sebep olabileceği komplikasyonlardan korurken, aynı zamanda hastalığa sebep olan mikroorganizmaların kişiden kişiye aktarılmasına engel olur. Böylece tüm topum hastalıktan korunur. Ağızdan uygulanan çocuk felci aşısı da bunun bir örneğidir” bilgilerini verdi.

    “AŞININ ETKİNLİĞİNİN ARTIRILMASI İÇİN SÜRESİ ÖNEMLİDİR”

    Her aşının, etkinliği için minimum uygulanması gereken bir süre olduğunu vurgulayan Dr. Erol şunları kaydetti:

    “Örneğin Hemafilus, influenza gibi konjuge aşılar, yasamın 6. haftasından sonra yapılabilir. Rota virüs aşıları ise yaşamın 2. ve 8. ayları arasında yapılır. Ayrıca aynı aşının farklı dozları arasında da bırakılması gereken minimum bir süre vardır. Bu süre, aşının etkinliğinin artırılması için gereklidir.”

    “ÇOCUKLARINIZA BU AŞILARI YAPTIRIN”

    Her aşının etkinliği ve koruyuculuk oranları farklı olduğu gibi her ülke ya da bölgenin de aşılama şemasının farklı olduğuna dikkat çeken Dr. Erol, yapılması gereken aşıları şöyle sıraladı:

    1-Pnomokok enfeksiyonları (neden olduğu orta kulak iltihabı,zatürre,menenjit enfeksiyonları)

    2-Rota virüs ishalleri

    3-Human papilloma virüs neden olduğu hastalıklar (rahim ağzı kanseri, genital siğilller)

    4-Hemafilus influenza tip b enfeksiyonları (neden olduğu ortakulak iltihabı, menenjit, pnomoni, epiglottit gibi enfeksiyonlar)

    5-Hepatit B

    6-Hepatit A

    7-Verem

    8-Kızamık

    9-Kızamıkçık

    10-Kabakulak

    11-Difteri

    12-Suçiçeği

    13-Tetanos

    14-Kuduz

    15-Çocuk felci

    16-Boğmaca

    17-Grip

    18-Tifo

    19- Kolera

    20-Sarıhumma

    21- Meningokok (bazı türleri)

    22-Veba

    24-Çiçek

    25- Şarbon

    “HER DURUMDA AŞI YAPILAMAYABİLİR”

    Dr. Erol, çok nadir durumlarda immun yetmezliklerde,kemoterapi gören hastalarda ya da aşı içindeki maddeye karşı alerji olan hastalarda, aşı uygulamalarının hekime sorularak yapılması gerektiğini kaydetti.

    “GELECEKTEKİ AŞILAR, YENİLEBİLEN AŞILAR”

    Bilim adamları, gen mühendisleri, yeni aşılar ve uygulama yolları alanında çalışmaya devam ettiği vurgulayan Dr. Erol şunları ifade etti:

    “En önemli çalışmalar, yeni uygulama yolları ile aşı sırasında hissedilen ağrının yok edilmesine yönelik çalışmalardır. Ağız veya burun yolundan (inhaler tedavi) uygulama yöntemlerinin geliştirilmesi veya cilt içi uygulamalarının artırılmasına yönelik çalışmaların sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Bunun yanı sıra, buzdolabında bulundurulması gerekmeyecek, oda sıcaklığında bozulmayan aşılar üzerinde de çalışmalar devam etmektedir. Gen mühendisliğinin katkısı ile muz gibi yenilebilen ama bağışıklık yanıtı da oluşturabilen aşılar üzerinde çalışılmaktadır. AIDS ve kanser gibi hastalıklar için de aşı çalışmaları devam etmektedir.”

  • Ünlü İletişim Uzmanı Ali Saydam BEÜ’de Konferans Verdi

    Bülent Ecevit Üniversitesinin davetlisi olarak Zonguldak’a gelen iletişim dünyasının ünlü ismi Ali Saydam, Sezai Karakoç Kültür Merkezinde gerçekleşen interaktif konferansında “Başarısızlığın Sırları”nı anlattı.

    BEÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özer ve eşi Nebahat Özer, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. M. Halûk Güven, Prof. Dr. Hamza Çeştepe ve Prof. Dr. K. Varım Numanoğlu, akademik ve idari personel ile öğrencilerin yanı sıra Zonguldaklıların da ilgi gösterdiği etkinlik beğeniyle izlendi.

    Ali Saydam, konuşmasının ilk bölümünde iş ve özel yaşamda karşılaşılabilecek başarısızlıklara kendi deneyimlerinden örnekler verdi. Başarıya giden yolda atılacak ilk adımı, kendi ifadesi olan “Hazır, Hızır, Huzur“un ilk harflerinin oluşturduğu 3H kuralı ile tanımlayan Ali Saydam, “Bir işte başarılı olmak için önce ciddi bir hazırlık yapacaksınız. Zorlandığınız anda Hızır yetişecektir. Böylece huzuru yakalarsınız.” dedi.

    Başarı yolunda ilişki-iletişim dengesinin, değerlere uygunluğun, yönetimin ve yönetmenin, tatmin-algı-beklenti ilişkisinin ve gelecek beklentisinin önemine vurgu yapan Saydam, farklı üslubu, yönelttiği sorular, izleyicilerin cevaplarına yaptığı esprili yorumları ile uzun süre hafızalardan silinmeyecek bir etkinliğe imza attı. Ünlü iletişim uzmanı, konuşması esnasında kullandığı sunumda başarılı ve başarısız televizyon reklamlarından örneklerin videolarına da yer verdi.

    Konuşmasında kültür merkezine adı verilen Sezai Karakoç’a ve şiirlerine de gönderme yapan Ali Saydam’a, Rektör Prof. Dr. Mahmut Özer tarafından konferans sonunda bir teşekkür plâketi takdim edildi.

    Konferans sonrası Rektör Özer’i makamında ziyaret eden ünlü iletişim uzmanı, “Bülent Ecevit Üniversitesini uzun süredir merak ederim. Üniversiteye ilk girdiği andan itibaren merakımda çok haklı olduğumu gördüm. Doğal güzelliğinin yanında her noktasında üniversite atmosferinin hissedildiği bir kampüste bulunmaktan büyük keyif aldım” dedi ve Rektör Özer’e başarılarının devamını diledi.

    Rektör Özer, kendisini Bülent Ecevit Üniversitesinde ağırlamaktan büyük mutluluk duyduğunu, Saydam’ın konferansı ile öğrencilerin iletişim kavramına bakışlarında farklı ve yeni pencereler açıldığını söyledi. Prof. Dr. Özer bir süre sohbet ettiği Ali Saydam’a çeşitli armağanlar verdi.