Etiket: Uzmanı

  • Numerelog ve Renk Uzmanı Özyurt, Türkiye Avrupa ilişkilerini değerlendirdi

    Ünlü Numerelog ve Renk Uzmanı Sebla Özyurt, Hollanda ile zirve yapan Avrupa krizini değerlendirerek, “Mart ayında Mars gezegeninin etkisinde olacağımız için Türkiye ve Bazı Avrupa ülkeleri arasında inatlaşmalar söz konusu olacak. Sert tutumlar devam edebilir” yorumunda bulundu.

    Özyurt, yaptığı açıklamada, “Nisan ayında ise Güneşin etkisi altında olan ülkemiz ve Güneş gibi parlayacak ve dikkatleri üzerine toplayacak. Dünyanın gözleri Türkiye’nin üzerinde olacak. Nisan ayında Türkiye için yepyeni başlangıçlar görünüyor. Yeni adımlar atılacak. Mayıs ayında bazı Avrupa ülkeleri ile yapılacak olan ikili görüşmeler Türkiye açısından olumlu neticeler getirebilir. Gerginlikler bu dönem içerisinde sona erebilir.Haziran ve Temmuz aylarında komşu bazı ülkelerle fikir ayrılıkları nedeniyle gerginlikler yaşanabilir”diye konuştu.

    Ağustos ayında önemli gelişmeler yaşanacağına işaret eden Özyurt, “Ağustos ayında hem iç hem de dış politikalarımızda değişimlerin başlangıcı olacak. Merkür gezegenin etkisi ile bu değişimler sancılı ve sıkıntılı olabilir. Eylül ayı Türkiye için iyi bir ay. Venüsün etkisi ile bir çok sorunun üstesinden kolaylıkla gelebileceğiz. Ekim ayına dikkat sinsi oyunlar Türkiye için dönebilir.Kasım Ayında ileride alınacak önemli kararların temeli atılacak. Aralık ayında tekrar Mars gezegeni etkisinde olacağız ve yine inatlaşmalar ve sıkıntılar yaşayabiliriz” yorumunda bulundu.

    Türkiye’nin renkleri

    Özyurt, Türkiye’nin enerjisini en iyi hale getiren uğurlu renkleri kırmızı, yeşil ve mavi tonlar olduğuna dikkat çekerek, “Türkiye’nin uğurlu sayısı 1’dir. Birli tarihler Türkiye için önemli tarihlerdir.1 güzel bir sayıdır, rakamların içinde ilk olanıdır” dedi.

  • Güvenlik Uzmanı Ağar Konya’da konferans verdi

    Konya’da düzenlenen “İhanet Çetelerine Karşı Yeni Türkiye” konulu konferansta konuşan Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar, Türkiye’nin bir var oluş mücadelesi verdiğine dikkat çekerek, “Anadolu’da var olmak istiyorsanız gereken gücü üretmek zorundasınız. Kendi içimizde bir demir yumruk, bir demir leblebi olmamız gereken zamanı çok iyi bileceğiz” dedi.

    Meram İlçe Belediyesi tarafından düzenlenen Meram Kültür Sanat Yaşam Etkinlikleri kapsamında Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar’ın konuşmacı olarak katıldığı “İhanet Çetelerine Karşı Yeni Türkiye” isimli konferans, Uluslararası Gençlik Akademisi’nde yapıldı. Programa, Meram Kaymakamı Resul Çelik, Meram Belediye Başkanı Fatma Toru, AK Parti Meram İlçe Başkanı Abdülkadir Özöğür, teşkilat mensupları, meclis üyeleri, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı.

    Türkiye ve Ortadoğu’da yaşanan her şeyin çok önce başladığını ancak ateşini Türkiye’nin yeni yeni hissettiğini vurgulayan Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar, “Batı dünyası, İslam dünyasını yeniden dizayn etme ve coğrafyasını yeniden şekillendirme konusunda bir karar vermişti. Gerek ülkemizde gerekse Ortadoğu’da yaşanan tüm hadiseler bu kararın birer tezahürüdür” diye konuştu.

    Güneydoğu Anadolu’da 2015 yılında yaşanan terör hadiselerine değinen Ağar, “11 Temmuz 2015’te PKK’nın baş yılanı Murat Karayılan bir açıklama yaptı. Dedi ki, ‘Biz kırsal ve kırsala dayalı meskun mahal üzerinden bir isyan başlatıyoruz.’ 30 ilçede tasarlamışlardı. 30’unda yapamadılar ama 9’unda yaptılar. Türkiye’nin Güneydoğusundaki bu ilçeler yandı her gün. Güvenlik güçlerimiz çok büyük bir bedel ödeyerek durdurmayı başardı. 726 şehit verdik ve 3 binden fazla gazimiz oldu. Tam bu sürecin yaralarını sararken bir anda 15 Temmuz gecesiyle karşı karşıya kaldık” şeklinde konuştu.

    “15 Temmuz’un çok ağır tahribatı oldu”

    Devletin düzenini bozamayanların, etnik anlamda bir kırılma ve parçalanma üretemeyenlerin darbe girişimiyle bambaşka bir etkiye giriştiklerini kaydeden Ağar, “Darbe girişiminin 4 ana amacı vardı. Birincisi devletin yıkılması, ikincisi ordunun dağılması, üçüncüsü vatanın parçalanması ve dördüncüsü de bir iç savaş çıkarmak. Darbe başarılı olmasa bile çok ağır bir tahribat üreteceği darbenin tasarlayıcıları tarafından çok iyi biliniyordu. Darbeyi başaramadılar ama çok büyük bir hasar verdiler bize. Böylesine hassas bir dönemde milletimize çok büyük görev düşüyor. Devletimize ve askerimize sahip çıkmak” ifadelerini kullandı.

    “Demir yumruk olma zamanı”

    Devletin ve askerin, milletin ortak paydası olduğuna vurgu yapan Ağar, “Bunları korumayı başardığımız an, acı çeksek de, zarar görsek de en azından var olmayı başarabiliriz. Çocuklarımıza bir vatan bırakmayı başarırız. Anadolu’da çok sayıda medeniyet kuruldu ama yok olup gittiler. Bunun tek bir sebebi var, var olmak için gereken gücü üretemediler. Anadolu’da var olmak istiyorsanız gereken gücü üretmek zorundasınız. O yüzden milletçe, asker, polis, jandarma, korucu hep birlikte bir güç üretmek zorundayız. Kendi içimizde kavga edebiliriz ama bunun zamanını çok iyi bileceğiz. Kendi içimizde bir demir yumruk, bir demir leblebi olmamız gereken zamanı da çok iyi bileceğiz. Son iki sene demir bir yumruk, demir bir leblebi olma zamanıdır. Çünkü Türkiye şu anda tam anlamıyla bir varoluş savaşı veriyor” dedi.

    İslam dininin tevhit dini olduğunu kaydeden Ağar, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Dinimizde bir sorun yok ama dini istismar eden terör örgütleri üzerinde yaptığım çalışmalar bana tek bir cümle öğretti; biz dinimizi bilmiyoruz. Bilgisizlik üzerinden yaşanan terörü ancak bilgi üreterek ve bunu topluma yayarak engelleyebiliriz.”

    “Yeni oyunları birlik ve beraberlikle bozabiliriz”

    Ülkemizi mağlup edemeyen şer güçlerin farklı oyunları tezgahlamaya devam edeceğine işaret eden Güvenlik Uzmanı Ağar, “Sadece askeri gücümüzü değil ekonomik, siyasi, demografik, bilimsel, coğrafi ve moral değerlerimizi ilgilendiren alanlarda doğrusal, asimetrik veya tahrik içerikli bir saldırıya girişebilirler. O yüzden ne olursa olsun milletçe bir ve beraber olmak zorundayız” diye konuştu.

    Programdan sonra Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar’a günün anısına hediye takdim eden Meram Belediye Başkanı Fatma Toru, “Öncelikle bu faydalı bilgileri bizlerle paylaştığı için Abdullah Ağar’a teşekkür ediyorum. İçinden geçtiğimiz süreçte gerek Suriye’de, gerekse ülkemizin doğusunda yaşananlarla ilgili bilgileri halkımızla paylaştı. İnşallah millet olarak bizler binlerce yıldır ayakta kaldığımız gibi bundan sonra da ayakta kalmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

  • Üroloji Uzmanı Op. Dr. İskender Nesimioğlu:

    Üroloji Uzmanı Op. Dr. İskender Nesimioğlu, kadınlarda idrar kaçırmanın kader olmadığını belirterek, “Herkeste ve her tip idrar kaçırmada her tedavi yaklaşımı etkili olmayabiliyor” dedi.

    Konya Hospital Üroloji Uzmanı Op. Dr. İskender Nesimioğlu, normal günlük işler sırasında, ani ve istemsiz olarak idrarın idrar yolundan dışarı çıkışının “idrar kaçırma” olarak tanımlandığını belirterek, “Bu durum pek çok kadında utanç ve sıkıntı çıkarır. Bazı kadınlarda günlük yaşamı sınırlandıracak kadar şiddetli olarak da kendini gösterebilir. Profesyonel, sosyal ve kişisel aktiviteleri etkileyebilen bu problemden kurtulup eskisi gibi özgür yaşama dönmek için ve hayat kalitesini artırabilmek için farklı çözüm olasılıkları vardır” diye konuştu.

    İdrar kaçırma nedenlerinin birçok sebebe bağlı olarak meydana gelebildiğini kaydeden Op. Dr. İskender Nesimioğlu, “Mesanede oluşabilecek enfeksiyonlar, vajina enfeksiyonları, mesane taşları, zorlu doğumlar, hormonsal değişimler, mesane tümörleri, sinirsel hastalıklar, mesane çıkışı tıkanıklıkları idrar kaçırmanın nedenleri olabilir. Herkeste ve her tip idrar kaçırmada her tedavi yaklaşımı etkili olmayabiliyor. Bu açıdan en doğru tedavinin idrar kaçırma tipine göre belirlenmesi gerekir. İdrarınız geldiği zaman sıkışma hissediyor musunuz? Tuvalete gidinceye kadar idrar kaçırıyor musunuz? Gülerken veya öksürürken idrar kaçırıyor musunuz? Ayağa kalktığınızda idrar kaçırıyor musunuz? Bu şikayetlerden herhangi biri var ise mutlaka çözümü vardır, muayene olunuz” şeklinde konuştu.

  • Güvenlik uzmanı Ağar’dan El Bab değerlendirmesi

    Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar, El Bab’ta yaşanan çatışmalarla ilgili “Geri çekilen ve kaçan DEAŞ, tuzak-patlayıcı-mayın ve uyuyan hücrelerini önümüzde-gerimizde ve içimizde bırakıyor” dedi.

    Güvenlik uzmanı Ağar, fiili durumun, önce sahadan gelen haberlerle ortaya çıktığını hatırlatarak, “Bab bölgesinde DEAŞ’le mücadele eden mehmetçik havadan vuruldu. Şehit ve yaralılarımız vardı. Gün içerisinde Genelkurmay Başkanlığının yaptığı açıklamayla, hava akınının Rusya tarafından yapıldığı, 3 şehit ve 11 yaralımızın olduğu belirtildi. Hemen ardından yapılan açıklamalarda, önce Erdoğan ile Putin’in, hemen ardından da Akar ile Gerasimov’un görüştüğü belirtildi. Bu açıklamaların içeriğinde, işbirliğinin ve güvenin devamlılığına dair “ortak bir irade beyanı” ortaya konulduğu görüldü. Açıkçası ister kaza olsun, ister başka türlü bir şey, karşılaştığı bu hava saldırısına karşı meşru müdafaa hakkını kullanan Türkiye’nin üreteceği karşı etkiyle, Suriye savaşının en büyük krizi patlak verebilirdi. Sonuçta, alandaki Türk birliklerin elinde güdümlü uçaksavar füzeleri ve uzun menzilli silahlar ile havada uçaklar var” ifadesini kullandı.

    “DEAŞ tuzak-patlayıcı-mayın ve uyuyan hücrelerini önümüzde-gerimizde ve içimizde bırakıyor”

    Bab’ta DEAŞ sonrasında ise artık işin siyasi karar vericilerde olduğuna dikkat çeken Ağar, şunları kaydetti: “Bu bile meskun mahal dinamikleri içinde çok zorlu. Geri çekilen ve kaçan DEAŞ tuzak-patlayıcı-mayın ve uyuyan hücrelerini önümüzde-gerimizde ve içimizde bırakıyor. Bab sonrası ne olacağını öngörmek için sayısız senaryo yazılabilir. Ancak her şeyden önce operatif bir masa kurulduğunda masanın bir yanının boş kalmaması bundan sonraki süreç için büyük önem taşıyor. Rusya-ABD-Türkiye-İran-Kıta Avrupası-İsrail ve Suudi Arabistan ortak bir akıl-ortak bir strateji ve ortak bir eylem üretmeyi başaramadan sorunun çözülmesinin çok zor olacağı görülüyor. Bununla birlikte bütün bu ülkelerin bir araya gelmesi, belki bundan daha da zor. Ve bu sadece askeri operasyonlar için. Kavramsal mücadeleye ise daha akıllara bile gelmedi. Askeri anlamda küçültülse bile, Sünni İslam’ı ve tabanı istismar ederek buralara kadar gelmiş bir DEAŞ’ı zihinlerden kazımanın nasıl mümkün olacağına kimse kafa yormuyor. Aslında bu yapılmadığı için de asıl sorun bir türlü çözülmüyor. Burada Türkiye’nin önemi çok büyük. Ancak Türkiye bile bunun önemini tam anlamış değil. Öte yanınla dizayna soyunmuş iradeler, ne Türkiye’yle ne de Türkiyesiz bir şey yapabiliyorlar”.

  • Üroloji Uzmanı Op. Dr. Ahmet Cihan’dan ’sigara’ uyarısı:

    Denizli Devlet Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Ahmet Cihan, sigara kullanımının mesane ve böbrek kanserine bağlı ölüm riskini arttırdığını belirterek, her yıl 6 milyon insanın sigaranın sebep olduğu hastalıklar ile hayatını kaybettiğini söyledi.

    Denizli Devlet Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Ahmet Cihan, 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü nedeniyle açıklama yaptı. Sigaranın insanlarda en sık görülen kanser sebebi olduğunu kaydeden Cihan, her yıl 6 milyon insanın sigara içmenin veya pasif içiciliğin sebep olduğu hastalıklar ile hayatını kaybettiğini söyledi.

    Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada 1 milyar insanın sigara kullandığı hatırlatan Cihan, “İnsanlarda sigara sıklıkla kalp damar sistemi ve akciğer hastalıkları veya kanser gelişimi yolu ile ölüme sebep olur. Sigara içeriğindeki ‘Nitrozamin, Bifenil ve Arilamin’ isimli maddeler sebebi ile üriner sistem için toksin ve kanserojen etkiler gösterir. Sigara içiminin mesane kanseri oluşumu ile direkt ve güçlü bir ilişkisi olduğu, böbrek kanseri gelişimi ile de yine ilişkili olduğu bilinmektedir. Sigara içen ve içmeye devam eden kişilerde içmeyenlere göre mesane kanserine yakalanma riski 3,4 kat, mesane kanserinden ölüm riski 1,5 kat oranında artmaktadır. Sigara içmeyi bırakma durumunda ise bu risk oranları düşmektedir. Bu riskler aynı şekilde daha zayıf oranlarda da olsa böbrek kanserleri içinde geçerli olduğu gözlenmiştir” dedi.

    Sigara kullanımının mesane kanseri için en büyük tehlike olduğunun altını çizen Op. Dr. Cihan, “İdrarda kan görülmesi mesane kanserinin en yaygın belirtisidir. Mesane kanseri genelde ağrısız ve sinsi bir kanser türüdür. Eğer idrarda kan ya da idrar kahverengiye dönmüşse mesane kanseri olma riski yüksektir. Tütün kansere neden olan kimyasalları barındırdığından dolayı mesane kanserini tetikler. Uzun yıllar sigara kullanan kişilerde kansorejen maddeler kan dolaşımına geçer ve idrara böbrekler tarafından süzülür. İdrar için depo görevi üstlenen mesane art arda bu zararlı kimyasallara maruz kalır ve bu durum mesane kanserine yol açabilir” ifadelerini kaydetti.

    Mesane kanseri olan hastaların mutlak suretle sigarayı bırakması gerektiğini söyleyen Op. Dr. Cihan sigarayı bırakmanın mesane ve böbrek kanserine bağlı ölüm risklerini azaltacağını belirtti. Sigara içilen bir ortamda dumanı solumanın dahi sakıncalı olduğunu aktaran Op. Dr. Cihan, bu nedenle sigara içilen ortamlarda bulunmaktan sakınılması gerektiğinin altını çizdi.