Etiket: Uzmanı

  • Yatırım Uzmanı Enes Su’dan yatırım tüyoları

    Yatırım Uzmanı Enes Su, Türkiye’de şu sıralarda en garanti yatırım şeklinin gayrimenkul olduğunu belirtti.

    Yatırım Uzmanı Enes Su, güvenli yatırımın tüyolarını verdi. Ünlülere yaptığı yatırım danışmanlığıyla tanınan Enes Su, “Artık çeşitli imkanların her geçen gün elimize geçmesi ile birlikte yatırım dünyasında da aktif bir şekilde yer alan insan sayısında da artışlar gözlenmektedir. Birçok insan ellerinde bulunan bir miktar sermaye ile nasıl bir yatırım yapsam diye düşünmektedir. Şu an en garanti yatırım şekli gayrimenkuldür” dedi. ’Türk halkının garantici olduğunu ve riski pek sevmediğini dile getiren Su, en iyi ve en risksiz yatırım şeklinin gayrimenkul olduğunu söyledi.

    “En çok yatırım emlak ve gayrimenkul piyasasına yapılmaktadır”

    Son yıllarda birçok yeni yatırım şeklinin piyasalarda boy göstermesiyle birlikte yatırımcıların da kafasının hayli karışmış durumda olduğunu vurgulayan Su, “Altın, döviz, borsa, para piyasaları, gibi bir çok seçeneğin olduğu

    yatırım dünyasında Türkiye’de en çok yatırımın gayrimenkul üzerine yapıldığı bir aşikardır.İnsanlar, bilmediği ve anlamadığı bir alana yatırım yapmaktan çekinirler çünkü Türkiye riski pek sevmez. Yatırım yapacağı piyasayı iyi bilmek ister, bu yüzden de en çok yatırım emlak ve gayrimenkul piyasasına yapılmaktadır” şeklinde konuştu.

    Su, gayrimenkul yatırımıyla ilgili olarak şunları belirtti: “Gayrimenkul yatırımının doğru bir şekilde yapılması önemlidir. Bu sayede kazanç elde edilmektedir. Peki, doğru gayrimenkul yatırımı nasıl yapılır? Bunun için çok iyi araştırma yapılmalı ve doğru gayrimenkule yatırım yapılmalıdır. En önemli nokta ise; gayrimenkulun yatırım amaçlı mı oturum amaçlı mı alınacağı noktadır”.

  • Güvenlik Uzmanı Balcı, İran-Irak petrol anlaşmasına dikkat çekti

    Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (Kafkassam) güvenlik ve istihbarat uzmanı Çağatay Balcı, İran ve Irak’ın, enerji işbirliği zemininde geliştirecekleri siyasal ittifakın, Barzani’nin referandum projesinin meşruiyetinin bölgesel ve küresel alanda sorgulanmasına ve ihtiyatla karşılanmasına yol açabileceğini söyledi. Balcı, Barzani’nin bypass edilebileceğine dikkat çekti.

    Balcı, geçtiğimiz günlerde İran ve Irak merkezi yönetimi arasında gerçekleştirilen enerji işbirliği görüşmelerinin, bölgenin hali hazırda sahip olduğu yapıyı ve potansiyel gelişmelere temelden etkileme olasılığına sahip olduğuna dikkat çekerek,”Bu görüşmelerde gündeme gelen petrol anlaşması konusu, Kerkük üzerinden İran’a petrol akışı yönündeki projelerin dillendirilmesi bölgedeki dengeleri sarsılmasına yol açabilecek mahiyettedir. Son günlerde bölge gündeminin en önemli konularının başında gelen Barzani’nin referandum söylemleri bu bağlamda düşünüldüğünde bölge geleceğinin inşasında bir belirlenim noktası olarak öne çıkmaktadır” dedi.

    İran ve Irak arasında varılabilecek olası bir Kerkük İran petrol hattı anlaşmasının, bölgede, İran rejiminin en önemli müttefiki olan Irak merkezi yönetiminin sahip olduğu meşruiyeti pekiştirici ve Irak topraklarının tümünde tek otorite olarak algılanmasını sağlayacak bir niteliğe sahip olduğuna dikkat çeken Balcı, “Söz konusu anlaşma, İran’ın bölgesel nüfuzunu sınırlandıracak bir gelişme, Irak merkezi yönetiminin ise Irak’ın toprak bütünlüğünü sarsacak bir gelişme olarak Kürdistan referandumunu ölü doğacak bir projeye çevirebilme gücüne sahiptir. İran ve Irak’ın, enerji işbirliği zemininde geliştirecekleri siyasal ittifak, Barzani’nin referandum projesinin meşruiyetinin bölgesel ve küresel alanda sorgulanmasına ve ihtiyatla karşılanmasına yol açabilecektir. Bu durum, Kürt bölgesel yönetiminin İran ve Irak merkezi yönetimi tarafından çevrelenmesi, enerji ve petrol işbirliği açısından Irak merkezi yönetiminin uluslararası muhatap alınması sonucunu ortaya çıkaracaktır. Bu sonucu Barzani’nin bypass edilmesi olarak okumak mümkündür. Bu tabloda kilit ülke olarak Türkiye’nin ön plana çıktığı yadsınamaz bir realitedir. Bu bağlamda Türkiye hem bölge politikaları genelinde hem de söz konusu referandum-Irak-İran üçgeninde belirleyici aktördür. Türkiye’nin izleyeceği politika ve Türkiye’ye yönelik olarak benimsenecek olumlu ya da olumsuz tutum tercihleri bölgeye kayıp veya kazanç olarak geri dönecektir” değerlendirmesini yaptı.

  • Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Tamer Özsarı Acıbadem Kayseri Hastanesinde göreve başladı

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Tamer Özsarı, Acıbadem Kayseri Hastanesi’nde hasta kabulüne başladı.

    Acıbadem Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları bölümüne katılan Dr. Tamer Özsarı, 2009 yılından beri Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı olarak görev yapıyor. Dr. Tamer Özsarı, 1965 Denizli doğumlu. 1995 yılında Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra 2004-2009 yılları arasında Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakultesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalında uzmanlık eğitimini tamamladı. Birçok bilimsel çalışması bulunan Dr. Tamer Özsarı, Acıbadem Kayseri Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü kadrosuna katılmasıyla ilgili, “Acıbadem’de çocuk sağlığı ve hastalıkları alanında hafta içi her gün 18.00-24.00 saatleri arasında, her türlü sağlık hizmetini profesyonel bir ekip anlayışıyla verecek olmaktan mutluluk duyuyorum” açıklamasında bulundu.

  • Güvenlik uzmanı Ağar’ın ’Özgür Şehit’ kitabı, Söz dizisine damgasını vurdu

    Güvenlik uzmanı Abdullah Ağar’ın meskun mahallerde, dağlarda ve Fırat Kalkanı’nda savaşan Mehmetçikleri anlatan “Özgür Şehit” kitabı, ’Söz’ dizisine damgasını vurdu.

    Dün akşam yayımlanan Söz dizisinde Kurt Dereli’nin şehit olduğu sahnede yatağının başucunda duran ve Abdullah Ağar’ın kaleme aldığı Özgür Şehit kitabı; meskun mahallerde, dağlarda ve Fırat Kalkanı’nda savaşan Mehmetçikleri anlatıyor.

    Sahneye damgasını vuran ve kitaptan alınan; “Gerçek askerler için Şehadet en büyük Onurdur” sözü ise sosyal medyaya en çok ilgi gören replik oldu.

    Mehmetçiğin terörle mücadeseni anlatan Söz dizisinin 5 Haziran’da yayınlanan bölümünde yine heyecan doruktaydı. Sarı komutanın timinden Kurt Dereli’nin şehit olduğu sahne gözleri doldurdu.

    Abdullah Ağar’ın yazdığı Özgür Şehit kitabının özeti şöyle:

    “Komando tugaylarında ve Özel Kuvvetler’de yıllarca komutanlık ve 6 yıl dağlarda görev yapan, sayısız çatışmaya giren ve sınır ötesi dağlarda belinden üç kurşunla vurulan Abdullah Ağar, 2010 yılında tekrar Irak’ta görev aldı. Tam 4 yıl, 1 gün, 7 saat terör ateşinin kasıp kavurduğu, kızılca kıyametin koptuğu Bağdat’ta, Musul’da, Kerkük’te, Diyala’da, Selahattin’de, Şii illeri Necef ve Kerbela’da, Irak’ın kuzeyinde Erbil, Duhok ve Süleymaniye’de görev yaptı. Telafer’e, Tuzhurmatu’ya, Sincar’a, Dakuk’a, Kifri’ye kadar gitti. Hem de köylerine, obalarına kadar. Türkiye’ye döndüğünde de, IŞİD ile ilgili en kapsamlı saha kitabı IŞİD ve Irak’ı yazdı.

    Ardından da 6 yıl görev yaptığı Güneydoğu’ya; Şırnak, Hakkari, Diyarbakır, Mardin, Siirt ve Van kırsalına tekrar gitti. En uçlarda, dağlarda, sınırın sıfır noktalarında en sert mücadeleleri yapan Mehmetçiklerle, görev yerlerinde buluştu. Sonra da Suriye’ye, Fırat Kalkanı bölgesi… Er-Rai, El-Bab, Dabık”.

    Kitabın adı, yazara anlattığı çatışmalarının hemen ardından Çukurca Hisar Dağı’nda şehit düşen Özgür Çevik Yüzbaşı’dan geliyor ancak Özgür Şehit, vatanın özgürlüğü için dağlarda, meskun mahallerde ve Suriye’de savaşarak şehit olan ve “mutlak özgürlüğe” kavuşan tüm Mehmetçikleri anlatıyor.

    Özgür Şehit kitabı, ölümden, ölümün üstüne giderek kaçan Mehmetçiklerin hikayesidir. Cumhuriyet döneminde Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı bu en büyük badireyi göğüslemek adına meskun mahallerde, 15 Temmuz sonrası can havliyle sarıldığımız ’taarruz ruhu dönemi’nde dağlarda ve Fırat Kalkanı’nda verilen olağanüstü mücadelelere dair tarihe düşülen kısa bir nottur.”

    Abdullah Ağar şu ana kadar, Özgür Şehit dahil 7 kitap yazdı

    Türkiye’de terör, güvenlik ve strateji konularında en yetkin isimlerden biri olan Abdullah Ağar, yazılı ve görsel medyanın en çok başvurduğu isimlerden birisi. En önemli uzmanlık alanlarından birisi de dini istismar eden yapılarla terör arasındaki ilişkidir.

    Gazi olan ve hala bedeninde kurşun parçaları taşıyan Abdullah Ağar, aynı zamanda Söz dizisinin proje danışmanı.

  • Uzmanı Dr. Sennaroğlu:” İyot eksikliği hastalıkları sadece guatr ile kısıtlı değil”

    Dr. Suat Günsel Girne Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Engin Sennaroğlu:“İyot eksikliği hastalıkları sadece guatr ile kısıtlı değildir” dedi.

    Dr. Suat Günsel Girne Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Engin Sennaroğlu, iyot yetersizliği hastalıklarının önlenmesi konusunda bir açıklama yaptı. İyotun, tiroid hormonlarının üretimi için gerekli olan bir eleman olduğunu söyleyen Sennaroğlu, bu elemanın hemen hemen tümünün vücudumuza oral yoldan alındığını belirtti.

    Gebe olmayan ve süt vermeyen yetişkinlerin günde 150 mikrogram kadar iyot alması gerektiğine dikkat çeken Dr. Sennaroğlu, gebelerde ve süt veren annelerde bu rakamın 250 mikrogram olduğunu kaydetti.“Bu miktarlarda iyot alınmadığında bireyler özellikle fetüs, yenidoğan ve çocuklar iyot eksikliği hastalıkları için risk altındadır. Fetüste düşük, ölü doğum,nörolojik kretinizm, miksödem kretinizm, psikomotor defektler; yenidoğanda neonatal hipotiroidizm; çocuklarda; ental ve fiziksel gelişme geriliği; tüm yaşlarda, guatr, hipotiroidizm, bozulmuş mental fonksiyonlar olabilir.” diyen Sennaroğlu, dolayısıyla iyot eksikliğinin sadece guatr ile kısıtlı olmadığını, çok çeşitli ve birtakım geri dönüşü olmayan nörolojik bozukluklar da dahil olmak üzere pek çok hastalığa sebep olabileceğini belirtti.

    Gebelikte yeterli iyot alınması gerekir

    İyot eksikliği için en kritik dönemin beyin gelişiminin büyük oranda tamamlandığı 3. trimesterle 3 yaş aralığı olduğunu ifade eden Engin Sennaroğlu, eksikliğin gebelik süreci tiroid fonksiyonlarında fizyolojik değişikliklere neden olduğunu söyledi. Gebelikte tiroid hormonu ve iyot metabolizması ile ilgili değişikliklerin iyi bilinmesi gerektiğini vurgulayan Sennaroğlu, “Gebelikte tiroid hormon sentezi artar, artmış olan hormon sentezi için yeterli iyot alınması gerekir.” dedi.

    Toprağın iyot miktarı önemli!

    Dr. Engin Sennaroğlu, Unicef’in 2008 yılındaki raporuna göre evlerdeki iyotlu tuz tüketimi 1/5 iken günümüzdeki iyotlu tuz tüketiminin önemli oranda arttığını belirtti ve iyotlu tuz tüketimi için belirlenen hedefin yüzde 95 olduğunu söyledi. Sennaroğlu, “İyot deniz ürünlerinde, peynir ve yoğurt gibi süt ürünlerinde, yumurta ve sebzelerde yüksek oranda bulunur.Fakat bitkisel ve hayvansal gıdaların iyot içeriğinin; yetiştikleri topraktaki iyot miktarı ile orantılı olduğu da biliniyor. Dolayısıyla iyot gereksinimini karşılamak amacıyla iyotlu tuz kullanmak gerekir.” diye konuştu.