Etiket: “Uzlaşı

  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Afganistan Milli Uzlaşı Yüksek Konseyi Başkanı Abdullah ile görüştü

    Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Afganistan Milli Uzlaşı Yüksek Konseyi Başkanı Abdullah ile görüştü

    Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Afganistan Milli Uzlaşı Yüksek Konseyi Başkanı Dr. Abdullah Abdullah’ı kabul etti.

    Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Afganistan Milli Uzlaşı Yüksek Konseyi Başkanı Dr. Abdullah Abdullah ve beraberindeki heyet ile makamında bir araya geldi. Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Afganistan Milli Uzlaşı Yüksek Konseyi Başkanı Abdullah’a ve heyete ziyaretleri için teşekkür etti.

    İki ülke arasındaki ilişkilere değinen Erbaş, Türkiye ile Afganistan arasında din eğitimi, din hizmetleri alanındaki işbirliğinin önemini vurgulayarak, her alanda işbirliğinin geliştirilmesi gerektiğini kaydetti. Afganistan barış sürecine değinen Başkan Erbaş, İslam dininin barış dini olduğunun altını çizerek, “Biz sadece yaşadığımız yerlerde değil, tüm İslam aleminde ve tüm insanlığın barış içerisinde yaşamasını arzu ediyoruz ve bunun için mücadele ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Medeniyetimizde, milyonlarca insan asırlarca barış içerisinde yaşadı”

    İslam’ın, yeryüzünden kötülükleri ortadan kaldırmak ve insanları huzur içerisinde yaşatmak için gönderilen bir din olduğu belirten Başkan Erbaş, şunları söyledi:

    “Medeniyetimizde farklı inançlardan, farklı mezheplerden, farklı ırklardan milyonlarca insan asırlarca barış içerisinde yaşamıştır. Bizim medeniyetimiz böyle bir medeniyettir. Bunun en büyük örneğini Medine İslam Devleti’nde İslam Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s) Efendimiz Medine Sözleşmesi ile göstermiş, yerine getirmiş ve bütün insanlığa miras bırakmıştır.”

    İslam dininin denge dini olduğunu ve yeryüzünde insanlar arasında adaleti, ihsanı, infakı gerçekleştirmek için gönderildiğini kaydeden Erbaş, “Adaletin olduğu yerde barış olur, adaletin olmadığı yerde zulüm olur. İnşallah bütün Müslümanlar olarak bunun için gayret ederiz, çalışırız. Bu çalışmamızdan sadece Müslümanlar değil gayrimüslimler de yararlanırlar” şeklinde konuştu.

    “Türk halkına gösterdikleri kardeşlik için her daim minnettarız”

    Başkan Erbaş’a kabulünden dolayı teşekkür eden Afganistan Milli Uzlaşı Yüksek Konseyi Başkanı Dr. Abdullah Abdullah ise, “Türk halkına özellikle tarihin her aşamasında bizlere verdikleri destek ve gösterdikleri kardeşlik için her daim minnettarız. Afganistan tarihi boyunca pek çok sorun yaşadı, pek çok acı yaşadı, zor zamanlardan geçti ama sizin insanınız her daim bizim yanımızdaydı” dedi.

    Afganistan barış sürecindeki gelişmelerle ilgili konuşan Abdullah, barışın sağlanmasında din adamlarının ve dini kurumların önemli olduğunu düşündüğünü belirtti.

    Diyanet İşleri Başkanlığının çalışmalarının önemini vurgulayan Abdullah, “Kurumunuzun, tüm Müslümanlar için bir şans olduğunu düşünüyorum” ifadesini kullandı.

    Kabulde, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Selim Argun ile Dış İlişkiler Genel Müdürü Erdal Atalay da hazır bulundu.

  • Başbakan Yıldırım: “ABD ile terörist başının Türkiye’ye getirilmesinden başka bir uzlaşı yok”

    Başbakan Binali Yıldırım, ABD’nin terör örgütü elebaşını teslim etmesi yönündeki girişimlerin sürdüğünü belirterek, “Bu terörist başının Türkiye’ye gelip yargılanmasından başka bir uzlaşı yok. 240 şehidimiz var. 2 bin 195 gazi var. Bunca olandan sonra öyleydi böyleydi gibi bir takım ipe un sererek o işi geçiştirme yoluna giremez. ABD hakkında yayılan kanaati önlemenin tek yolu bu adamı buraya teslim etmektir” dedi.

    Başbakan Binali Yıldırım, medya yöneticileri ile Çankaya Köşkü’nde düzenlenen toplantıda bir araya geldi. Toplantıya İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar ve İhlas Haber Ajansı İstanbul Bölge Müdürü Oğuzhan Güven de katıldı.

    Toplantıda gazetecilere teşekkür eden Yıldırım, “Şu hakkı teslim etmemiz gerekir. Bu darbe teşebbüsü ile beraber medyamız herhangi bir telkin olmadan durumdan vazife çıkartarak karşı darbe yapmıştır. Darbeye karşı Cumhurbaşkanımızın koyduğu net irade, hükümetimizin kararlılığı böyle bir şeye izin ve milletin darbecilerin hesaplamadığı tek alan bu ve medya diye düşünüyorum. Burada hesapları tutmadı” diye konuştu.

    “Yenikapı’daki birlikteliği gözümüz gibi koruyacağız”

    Darbe teşebbüsünün savuşturulduğunu ancak şimdi temizlik, tamir ve bakım işlerine başlamak gerektiğini vurgulayan Yıldırım, “Siyasi partiler de başta CHP ve MHP olmak üzere burada çok net bir duruş ortaya koydular, darbeciler tanktan tüfekten yana değil demokrasiden yana bir dayanışma içine girdiler. Bu Yenikapı’ya kadar devam etti. Yenikapı’dan sonra biz bu birlikteliği gözümüz gibi koruyacağız diye milyonlara taahhüdümüz var” şeklinde konuştu.

    “Ölçü 17-25 Aralık sonrası”

    FETÖ ile ilişkisi olan kişilerin tespit edilerek cezalandırılacağını söyleyen Yıldırım, “Bunların bir kısmı zaten suçüstü yapıldı ve adalete teslim edildi. Onlarda bir sorun yok. Bu darbe girişimde fiili görev almamış ama arka planında görev almış veya yıllardan beri bu alt yapının hazırlanmasında aktif katkısı olmuş bütün herkesin çok titiz bir çalışma ile belirlenmesi ve adalete teslim edilmesi lazım. Bürokraside var, asker, yargı, tüm bakanlıklar, bütün yerel yönetimler, iş aleminde var, üniversite camiasında var, bu bir sır değil. Burada tabi nasıl tespit edeceğiz, nasıl hatasız iş yapacağız. Herkesin kafasındaki soru bu. Tespit noktasında da zorlukların olduğu malum. Peki ne yapacağız? Belirli kriterler ortaya koyduk. Bizim için ölçü 17-25 Aralık sonrası. Örgütle ilişkilerde bilerek ve isteyerek bunları tespit edecek araçlarımız var. Emniyette kayıtlar var. Burada da milat 17-25 Aralık öncesi kayıtları dikkate almayacağız. MİT ve bakanlıkların kendi tespitleri var. Şu şu isimler örgütle doğrudan teması var. Bunlar biliniyor, kuvvetli şüphe, bundan öte kanaat var. Diyelim ki kocası, hanımı örgüte üye. Burada nasıl davranacağımız önemli. Burada da 17-25 Aralık sonrası acaba örgütte devam ediyor, eşine rağmen devam ediyor. İlişkilerinde bir sorun yok. Orada risk var tabi. Suçların şahsiliği esas olmak itibariyle o suça iştirak etmek dikkate almak lazım. İşin bu kısmı bizim işimiz değil. Bu kısmı yargının işi. Burada bize çok soru geliyor. Siz herkesi sorumlu tutuyorsunuz diye. Bunu yapmamamız lazım. Bir işinden dolayı başkasını sorumlu tutarsak doğru yapmamış oluruz” ifadelerini kullandı.

    “Örgütün 50 bin kişilik iletişim ağı tespit edildi”

    FETÖ’nün hiç kimsenin kullanmadığı bir iletişim ağı kurduğunu da vurgulayan Yıldırım, iletişim ağında 50 binin üzerinde isim tespit edildiğini kaydetti.

    Ekonomi dünyasındaki FETÖ operasyonlarında titizlikle hareket edileceğini belirten Yıldırım, şunları söyledi:

    “Kurumları değil kişileri esas alacağız. Cezalandırmayı kuruma değil kişiye yapacağız. Tıpkı parti kapatma konusuna bakışımız gibi. ‘Ben bu firmaya mal verdim. FETÖ’cüyüm’ diye endişe ediyor. Biz tedbirli olmalıyız, terörün finanse edilmesi bir suçtur. Bu suça bilerek isteyerek katılanlar affedilmeyecek, bunlarla iş yapmış, mal vermiş mal almış, bunları sorumlu tutamayız. 17-25 Aralık sonrası bilerek ilişkilerini geliştirdiyse onu da masum sayamayız. Çok derin ilişkileri devam ettirenler varsa onlar da sorumlu olacak. Yöneticileri veya ortakları sorumlu olacak. Bunu da MASAK yapacak. Mali işlerle ilgili konuların takipçisi MASAK olacak.”

    “ABD ile terörist başının Türkiye’ye getirilmesinden başka bir uzlaşı yok”

    Başbakan Yıldırım, ABD ile Gülen’in iadesine ilişkin yapılan görüşmelerin sorulması üzerine, “Bu terörist başının Türkiye’ye gelip yargılanmasından başka bir uzlaşı yok. 240 şehidimiz var. 2 bin 195 gazi var. Diğer tahribatı, psikolojik maddi onları hiç saymıyorum. ABD bizim dostumuz, stratejik ortağımız. 1950’den beri birçok alanda müttefikimiz olan bir ülke. Bunca olandan sonra öyleydi böyleydi gibi bir takım ipe un sererek o işi geçiştirme yoluna giremez. Ayan beyan belli. Adamlar bülbül gibi ötmeye başladılar. Kendisini kurtarmak için doğruları söylüyor. Bunlar ortadayken aksi bir tutum bu milletin, 79 milyonun hissiyatını görmemiş olur. Şu darbe teşebbüsü olmadan önce bir takım itirazlar vardı. Ama 15 Temmuz’dan sonra böyle düşünmeleri dostluk ve iyi niyetle bağdaşmaz. Bu konuda olumlu adımlar atılmıyor mu, atılıyor. 15 Temmuz sonrası ABD’nin yaklaşımı 15 Temmuz öncesine göre çok farklı. Şimdi 22’sinde bir heyet gönderiyorlar. Gelip burada bizimkilerle görüşecekler. Başkan Yardımcısı geliyor. Genelkurmay Başkanı geldi. Bizden heyet gidecek. ABD hakkında yayılan kanaati önlemenin tek yolu bu adamı buraya teslim etmektir” dedi.

    “14 Ağustos’ta büyük bir felaket olacakmış gibi bir pozisyonda değiliz”

    14 Ağustos iddialarına da açıklık getiren Yıldırım, “Terör örgütünün iddiası bu. ‘15 Temmuz öncüydü asıl darbeyi daha sonra yapacağız’ diye taraftarlarına moral vermek için böyle bir söylem içinde. Bunu da çok sık tekrarlıyorlar. Sosyal medyada ciddi bir bilgi kirliği var. Biz bunları yok sayamayız, büyük bir felaket olacakmış gibi bir pozisyonda da değiliz. Tedbirlerimizi alıyoruz, topluma da ‘aman dikkat edin dışarı çıkmayın, stoklarınızı artırın’ diye bir şey sorumsuzluk olur. Biz tedbirlerimizi alacağız, hayat devam ediyor” şeklinde konuştu.

    “Yaşla kuruyu karıştırmadan yapacağız”

    Toplumun sürekli bu darbe girişimi ile meşgul olmasının da doğru olmadığını vurgulayan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Millet yapacağını yaptı. Ununu eledi, eleğini astı. Temizliği biz yapacağız. Millet daha ne yapsın, uçurumun kenarından döndü. Kimseyi rahatsız etmeden, yaşla kuru karıştırmadan yapmamız lazım. İntikam duygusu ile hareket etmeyeceğiz, adaletle davranacağız. Yurtta Sulh Konseyi’nin bütün üyeleri içeride, onlardan dışarıda kimse yok. Onların hazırladığı liste müsteşar ve belediye başkanı var. Genelkurmay Başkanının karşılığı boş. Sivil ayağı konusunda elimizde şu ana kadar paylaşacağımız bir bilgi yok. Çeşitli söylentiler ve iddialar var.”

  • Yeni Anayasa İçin 3 Temel Uzlaşı Şartı

    İSTANBUL (İHA) – Siyaset Bilimci Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu, yeni anayasa tartışmalarıyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, siyasi, hukuki ve ekonomik alanlardaki uzlaşmanın önemine dikkat çekti. Temel konularda uzlaşılamadığı için Anayasa yapmanın zorlaştığını belirten Kalaycıoğlu, “Uzlaşma sağlanamazsa yeni Anayasa da 82 Anayasası’ndan çok farklı bir konumda olmayacak” dedi.

    Geçtiğimiz günlerde hükümetin ekonomi eylem planını açıklayan Başbakan Ahmet Davutoğlu, ilk fırsatta muhalefet partilerinin genel başkanlarıyla bir araya gelerek yeni anayasayı konuşmak istediğini belirtmişti. Toplumsal mutabakatın sağlandığı bir anayasa yapmak istediklerini de söyleyen Davutoğlu, anayasa için ‘ana gibi kucaklayıcı’ ifadesini kullanmıştı. İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi’nde düzenlenen ‘Siyasal Rejim Öznesi Olarak Anayasa Yapımı ve Uygulaması’ başlıklı konferansa katılan Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu, 82 Anayasası’ndan, ‘farklı’ bir anayasa yapmak için temel unsurlarda anlaşılması gerektiğini söyledi. Anayasa çalışmaları kapsamında Birleşmiş Milletler’in 21. yüzyıldaki yönetişim kavramına uygun hareket edilmesi gerektiğini belirten Dr. Ersin Kalaycıoğlu, siyasi, hukuki ve ekonomik alanlardaki uzlaşmanın önemine dikkat çekti. Temel konulardaki anlaşmazlıklar nedeniyle anayasa yapmanın zorlaştığını ifade eden Ersin Kalaycıoğlu, siyasi, hukuki ve ekonomik uzlaşı alanlarını sıraladı.

    SİYASETE İLİŞKİN UZLAŞILAR

    Siyasi olarak demokrasinin kurumları arasında uzlaşının sağlanması gerektiğine vurgu yapan Ersin Kalaycıoğlu, “Yasama, yürütme ve yargı erklerinin birbirinden bağımsız, ayrı ve birbirlerine hükmetmeyecek şekilde bir arada çalışmalarını sağlayacak bir ortam oluşturmalıyız. Hukuk devleti ilkelerine göre örgütlenmiş bir adalet sistemi kurmamız ve bu sisteminin, yürütmenin ve yasamanın etkisinden arıtılmış olarak çalışması gerekiyor. İkinci temel olarak ise demokrasiyi hangi niteliklere göre çalıştıracağımız üzerinde uzlaşmalıyız. Bunların hepsinin çalışması için de seçim sistemi üzerindeki tartışmaları bitirmeliyiz” dedi.

    HUKUKA İLİŞKİN UZLAŞILAR

    Yeni anayasadaki hukuki uzlaşılar kapsamında ifade özgürlüğünün alanı büyürken; iftira ve hakaret gibi ifadelerin alanının daraltılması gerektiğini belirten Ersin Kalaycıoğlu, “İnsan hakları ve özgürlük temelli yeni anayasada yargı, ifade özgürlüğüne olabildiğince geniş bir toleransla yaklaşmalı. İfade özgürlüğünün alanı büyürken; iftira ve hakaret gibi ifadelerin alanının daraltılması gerekiyor. Basın özgürlüğü, dernekleşme özgürlüğü, itiraz haklarının sağlanması ve barışçıl olduğu sürece protestoların doğal olarak kabul edilmesi gibi konular üzerinde de uzlaşılması çok önemli” ifadelerini kullandı.

    EKONOMİYE İLİŞKİN UZLAŞILAR

    Ekonomik bir uzlaşı için ise kapitalizmin türü üzerinde uzlaşılması gerektiğine işaret eden Ersin Kalaycıoğlu, “Piyasanın örgütlenişi, çalışma yapısı ve koşullarının yargı tarafından nasıl korunacağı üzerine uzlaşılmalı. Bunun için de kapitalizmin türü üzerinde uzlaşmamız gerekiyor. Kapitalizmin; ‘Sosyal içerikli mi?’, ‘17. yüzyılın serbestisi içerisinde liberal mi?’, yoksa ‘21. yüzyıla has kurumlar içerisinde mi?’ olacağı üzerinde tartışılmalı. Ayrıca bu yapının, hükümetler tarafından ne derece müdahaleye açık olacağı ve müdahaleden korunacağı da belirlenmeli. İçinde bulunduğumuz çağda özel mülkiyet hakları tartışma olmaktan çıktı. Bu nedenle özel mülkiyet haklarının da konumu, sınırları, boyutları ve büyüklüğü gibi konular üzerinde uzlaşının sağlanması gerekiyor” dedi.

    UZLAŞMA SAĞLANAMAZSA…

    Uzlaşmanın sağlanamaması durumunda yeni Anayasa’nın da 82 Anayasası’ndan çok farklı bir konumda olmayacağını belirten Ersin Kalaycıoğlu, “82 Anayasası, yüzde 90 civarında bir katılım ve onayla kabul edilmesine rağmen ana siyasal akımlardan hiçbiri tarafından benimsemedi. Dolayısıyla 1982’den beri Anayasa’nın değiştirilmesi hep gündemde oldu. Bu tartışmanın, son yıllarda ivme kazanması ise ‘Anayasayı toptan değiştirebilir miyiz?’ noktasına doğru savrulmamızla ortaya çıktı. Bu noktaya kadar da Anayasa’nın 4’te 3’ü değiştirilmiş duruma geldi ancak üzerinde uzlaşılması zor kısımlar sona kaldı. Zaten o konulardaki çalışmalar da hiçbir zaman hız kazanmadı. Onlar gündemin arka tarafında var olmaya hep devam etti. Bugün, tıpkı 61 ve 82 anayasalarında olduğu gibi çatışma ortamı içerisinde Anayasa yapımına gidiyoruz. Bu ortamdan çıkılamazsa ve uzlaşma sağlanamazsa yeni Anayasa da 82 Anayasası’ndan çok farklı bir konumda olmayacak. Ayrıştıran, çatıştıran, eleştirilen ve uygulanması zor olan bir anayasa olacak” dedi.

  • TSO Başkanı Çakır: “Uzlaşı İçinde Ekonomiye Ve Reformlara Odaklanmalıdır”

    Bartın Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Başkanı Cihat Çakır, “Uzlaşı içinde ekonomiye ve reformlara odaklanmalıdır” dedi.

    1 Kasım genel seçim sonuçlarının ülke ve millet için hayırlı olmasını dileyen Bartın TSO Başkanı Cihat Çakır, “Yüksek bir katılım oranıyla gerçekleştirilen genel seçimlerde milletimiz, büyük bir olgunlukla iradesini sandıkta göstermiştir. Meclis çatısı altında bütün vekillerimizin enerjilerini, büyük ve güçlü bir Türkiye oluşturma konusunda değerlendirerek, uzlaşma ortamı yapmanızı bekliyoruz. 2023 yılında dünyanın ilk 10 ekonomisi arasında yer alma hedefine ulaşabilmek için reel sektörü ayağa kaldıracak destekleri ve teşvikleri arttırmalıyız. Artık yoğun seçim gündemini geride bıraktık. Türkiye şimdi bu fırsatı kullanmalı, kısır çekişmeler bir kenara bırakılıp, hızlı bir şekilde hükümet kurularak ekonomiye ve reformlara odaklanmalıdır. Oda olarak Bartın halkının, işadamı ve esnaflarımızın, tüccarımızın sorunlarını ve çözüm önerilerini dile getirmeye, bölge milletvekillerimize çözüm noktasında yardımcı olmaya devam edeceğiz. Tüm meselelerimizin üstesinden gelebilmek için hep birlikte çalışma zamanının geldiğini düşünüyorum. Uzlaşı içinde beraber çalışmak, istişare etmek ve ortak akıl gütmek vazgeçilmezlerimiz arasında olmalıdır. Mecliste halkı temsil etme hakkı elde eden tüm partilerin birlik, beraberlik içinde yapılması gereken çalışmaları hayata geçirmelerini arzu etmekteyiz” dedi.

    TSO Başkanı Çakır konuşmasını devamında, “1 Kasım seçimleri sonucunda oy oranını önemli ölçüde artırarak iktidarını sürdüren AK Parti ve TBMM’de bizleri temsil edecek Milletvekili Yılmaz Tunç ve CHP Milletvekilimiz Rıza Yalçınkaya’yı tebrik ediyorum İlimiz ve bölge sorunları ve çözümlerine yönelik çalışmalarında birliktelik içinde yan yana olacağımızı belirtmek isterim. Geride bıraktığımız seçimlerin ekonomimizi ve dolayısıyla Türkiye’yi çok daha ileri bir noktaya taşımasına vesile olmasını diliyorum” dedi.