Etiket: Uzanan

  • Diyarbakır’dan Türkiye’ye uzanan tat

    Diyarbakırlı kadayıfçılar, özellikle bayramların vazgeçilmez tatlısı burma kadayıf konusunda iddialı. Kilo bazında Gaziantep baklavasını geçeceklerini iddia eden Diyarbakır’ın ünlü kadayıfçısı Sıtkı Usta’nın oğlu Mehmet Altunbay, “Açtığımız online site ile ürettiğimiz kadayıfın yarısını Türkiye’nin değişik yerlerine gönderiyoruz. Tüm Türkiye’ye burma kadayıfını tattıracağız” dedi.

    Diyarbakır’ın geleneksel tatlısı haline gelen, karpuz ve örgü peynirinden sonra Türk Patent ve Marka Kurumunca da tescili onaylanan burma kadayıfı konusunda ustalar iddialı. Gaziantep baklavası ile yarışan burma kadayıfını tüm Türkiye’ye tattıracaklarını dile getiren ünlü kadayıfçı Sıtkı Usta’nın oğlu Mehmet Altunbay, ayda ortalama 12 ton kadayıf ürettiklerini belirterek, tatlı üretiminde kilo bazında da Gaziantep’i geçeceklerini söyledi. 1968 yılından bu yana ailece bu mesleğin içinde olduklarını ifade eden Altunbay, kadayıfın yapılış aşamasını anlatarak, “İlk aşamada çiğ kadayıfın dökümünü yapıyoruz. Daha sonra hazırladığımız çiğ kadayıfı getirip fıstığı ufaltılmış haliyle karıştırıp harmanlıyoruz. Daha sonra da kadayıfı dolduruyoruz. Doldurduktan sonra da kadayıfı pişirme aşamasına getiriyoruz. Altı piştikten sonra da yağını süzüyoruz. Daha sonra da çevirip alt tarafını da aynı şekilde pişiriyoruz. 3 dakika dinlendikten sonra şekerini döküyoruz ve kadayıfımız 15-20 dakika içerisinde hazır oluyor. Sıtkı usta olarak Diyarbakır’da 6, Ankara’da 1 şubemiz var. Yeni hazırladığımız online satış sitemizden isteyen herkes tatlılarımızdan temin edebilir. Bir tıkla Türkiye’nin her yerine gönderiyoruz” dedi.

    “Turistler giderken burma kadayıfı götürüyor”

    Coğrafi işaret ile tescillenmesinin ardından kente gelen yerli ve yabancı turistlerin giderken burma kadayıfı götürdüklerini kaydeden Altunbay, “Gaziantep’te baklava nasıl meşhursa Diyarbakır’da da kadayıf meşhur. Diyarbakır’ın şimdiye kadar karpuzu meşhurdu, şimdi kadayıfı da meşhur. Diyarbakır’a gelen giderken eşine dostuna buradan burma kadayıf götürüyor” diye konuştu.

    “Ayda 12 ton burma kadayıf”

    Şubelerinde 120’ye yakın personel istihdam ettiklerini ve üretilen tatlının yarısının il dışına gönderildiğini vurgulayan Altunbay, “Kışın uçak kalkmadığı zaman işlerimiz yüzde 50 düşüyor. Günlük ortalama 40 tepsi kadayıf çıkarıyoruz. Bir tepsi ortalama 8 kilogram geliyor. Aylık ortalama 12 ton civarında kadayıf üretiyoruz. Bunun dışında künefe, baklava çeşitlerimiz var. Burma kadayıfımızın da çeşitleri var. Düz fıstıklı, kaymaklı, peynirli, yuvarlak ve çubuk burma çeşitlerimiz var. Diyarakır burma kadayıfı Gaziantep baklavasına rakip. Gaziantep’te tüketilen baklava oranıyla Diyarbakır’da tüketilen baklava oranı hemen hemen aynı. İddialıyız ve inşallah onları kilo bazında da geçeceğiz. Bütün Türkiye’ye burma kadayıfı tattıracağız” ifadelerini kullandı.

    “Severek yapılmazsa bir tat olmaz”

    Kadayıf ustası Ahmet Polat ise, işlerini severek yaptıklarına dikkat çekerek şunları kaydetti:

    “Severek yapılmadığı zaman bir tat olmaz. Türkiye’de ve Diyarbakır’da rakibimiz yok ve Diyarbakır’ın tadını Türkiye’ye tattırma konusunda iddialıyız.”

  • Burdur’dan Afrin’e uzanan sıcak el

    Burdurlu Şehit Annesi Fatma Efek, şehit, gazi ve engelli anneleriyle birlikte ördüğü atkı, bere, eldiven ve boyunlukları Suriye’nin Afrin Bölgesinde devam eden Zeytin Dalı Harekatında görevli askerlere ulaştırmak için yola çıkıyor.

    1993 Yılında Iğdır’da şehit olan Burdurlu asker Süleyman Efek’in 67 yaşındaki annesi Fatma Efek, Suriye’nin Afrin Bölgesinde devam eden Zeytin Dalı Harekatında görevli askerler için, şehit, gazi ve engelli anneleriyle birlikte ördüğü yaklaşık 400’er adet atkı, bere, eldiven ve boyunlukları teslim etmek için Hatay’a gidiyor.

    Burdur Valiliği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın desteğiyle alınan iplerle yaklaşık 25 şehit, gazi ve engelli annesiyle 3 hafta boyunca askerler için atkı, bere, eldiven ve boyunluk ördüklerini söyleyen Fatma Efek, “Valimiz Şerif Yılmaz’a böyle bir isteğim olduğunu bildirdim sağolsun kırmadılar. Bizde üzerimize düşeni yaptık. Allah ordumuza güç kuvvet versin. Ezanımız dinmesin, bayrağımız inmesin. Bütün kalbimizle askerlerimize duacıyız. Ayaklarında taş, gözlerinde yaş olmasın. Buradan askerlerimize selam götüreceğim” dedi.

  • (Özel haber) Meslek lisesinden Cern’e uzanan yolculuk

    Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde lise öğrencileri zihin gücüyle çalışan, acil durumlarda kişinin güvenliğini sağlayacak ‘Zihin Kontrol’ sistemi geliştirdi. Sistemi geliştiren lise öğrencileri, Kocaeli Bilişim Fuarı’nda düzenlenen yarışmada birinci gelerek Cern’e gitmeye hak kazandı.

    Lise öğrencileri Cern yolcusu

    Gölcük Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde eğitim gören 12. sınıf öğrencileri Batuhan Sarı, Furkan Yavuz ve Murat Kaya, hocaları Volkan Ak önderliğinde ‘Zihin Kontrolü’ projesini geliştiriyor. Mehmet Ali Kağıtçı Yenilikçi Tasarımcı Proje yarışmasında birincilik alan proje ile öğrenciler Cern’e gitmeye hak kazandı. Marmara Bölgesi’nde 120 okul arasında birincilik alan proje, kişinin kafasına takılan cihazın beyin dalgalarında algıladığı yorgunluk belirtilerini, yazılı ve sesli mesaj olarak görevli çalışana iletiyor. Ayrıca cihaz yorgunluk belirtisi olan ya da baygınlık geçiren çalışanın kullandığı iş makinesini devre dışı bırakıyor. Bu sayede iş kazası gerçekleşmeden olumsuz durum engelleniyor. Bununla beraber sistem algılanan beyin dalgalarını tablet ve bilgisayar ekranında grafik olarak kaydediyor. Belirlenen işçi ayrıca bilgisayar ekranında kendisine verilen numara ile belirtiliyor. Öğrenciler ileri ki zamanlarda projenin askeri alanlarda da kullanılabileceğini belirttiler. Ayrıca bu yıl ilki düzenlenen Kocaeli Bilişim Fuarı’nda geliştirdikleri sistemi sunan öğrenciler, Cern’e gitmeye hak kazandı. Ödüllerini Başbakan Yardımcısı Fikri Işık’ın elinden alan lise öğrencileri kazandıkları başarıdan dolayı çok mutlu olduklarını dile getirdiler. Ayrıca öğrenciler projelerini Mart sonu İngiltere’de, Mayıs ayında da İspanya’da sergileyeceklerini belirttiler.

    “Projemiz iş sağlığı ve alanındaki kazaları en aza indirgemek için yapılmıştır”

    Projenin yapımında öğrencileriyle beraber sabahlara kadar çalıştıklarını belirten öğretmen Volkan Ak, “Projemiz iş sağlığı ve alanındaki kazaları en aza indirgemek için yapılmıştır. Projemizde beyin dalgalarını okuyoruz. Normal hayatta insanlarda Alfa, Beta, Teta gibi dalgalar vardır. Yorulmadan az önce Teta dalgası yayarız. Ve bu dalgaları biz yakaladıktan sonra bluetooth üzerinden arduinoya gönderiyoruz. Arduino üzerinden mevcut iş makinesini daha kaza olmadan kapatıyoruz. Aynı şekilde sistemde işçi başından böyle bir tablete bluetooth üzerinden veri geliyor. Buradaki veri de hangi işçinin yorulduğuna dair veri alıyorsunuz. Buradan da çift taraflı çalışan sistemimiz makineye engel olabiliyor. Aynı zamanda cep telefonuna da kısa mesaj gönderiyoruz. Mesaj üzerinden de işçi başı hem firma çalışanından yetkililer mesaj ile bu kontrolü gerçekleştirebiliyor. Ve iş kazası olduğu zaman kesinlikle ört-bas edilemez hale gelmiş oluyor” dedi.

    Sistemin çok ileri seviyelere gelebileceğine dikkat çeken öğrenci Batuhan Sarı, “Hedefimiz projenin seri üretime geçilmesi. Hangi alanlarda kullanılacak derseniz sadece sanayi ile kalmayacak. Geliştirme aşamasında, prototip aşamasında şu anda projemiz. Sanayi ve askeriyede kullanılacak. Şu an prototip aşamasında ve gerçekleştirebileceğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Sabahlara kadar uyumadık”

    Kocaeli Bilişim Fuarı’nda yapacakları sunum için cihazın beyin dalgalarını en iyi şekilde almasını sağlamak amacıyla sabah saatlerine kadar uyumadıklarını belirten öğrenci Murat Kaya, “Projemizin işleyiş şekli gördüğünüz üzere kafamızdaki cihazı kullanarak beynimizin dalgalarını ölçüp eğer ‘Teta’ adlı uyku zamanında yollanan dalgalarsa kişinin önündeki ağır iş makinesini kapatmayı amaçlıyoruz. Bu şekilde işliyor. Beynimizin dalgalarını alan alet bluetooth aracılığıyla androidimize yolluyor. Androidimiz de inceliyor, eğer Teta dalgası varsa hem internetteki sunucumuza yolluyor hem de kendisi uyarı veriyor. Bu şekilde iş kazalarının önüne geçmeyi amaçlıyoruz” şeklinde konuştu.

    “Hedefimiz projemizi daha da geliştirip ileride askeri ve otomotiv alanlarında kullanmak”

    Sistem hakkında “Geliştirilebilirdik açısından çok alanda önü açık bir proje” diyen Furkan Yavuz, “Fabrikalarda çalışan işçilerimizin iş kazalarında onları koruma, onların herhangi bir duruma maruz kalmamasını sağlamak. Hedefimiz ileride projemizi geliştirirsek çok kapsamlı bir alan olduğu için askeri alanda, okullarda, bazı otomotiv firmalarında da kullanılabilecek bir proje. Projemizin ilk aşamasından bahsedersek, insan beyninin yaydığı beyin dalgalarını ölçtüğü için, beyin dalgalarını yollayarak arduino tarafından kapatabiliyoruz” dedi.

  • Batman’dan Bilecik’e uzanan sevgi

    Bilecik’te bir özel okulda okuyan ilkokul öğrencileri, bin 350 kilometre uzaklıktaki arkadaşlarına gönderdikleri mektuplarının cevabı geldi.

    Geçtiğimiz aylarda ilkokulu öğrencileri “Dünya Posta Günü’ kapsamında Batman’da okuyan mektup arkadaşlarına mektup göndermişlerdi. PTT Başmüdürü Serhat Bozkurt ve PTT İşletme Hizmetleri ve Pazarlama Sorumlusu Aziz Çivik ile Asuman Elmalı okulun bahçesinde öğrencilerden bizzat mektupları alarak, bin 350 kilometre uzaklıktaki çocuklara göndermişlerdi. Aradan geçen 2 ay sonunda Batman’da okuyan çocuklardan cevap geldi. Mektup arkadaşlarından gelen mektupları sınıfları okuyan çocukların mutlulukları gözlerden kaçmadı. Batman’dan gelen mektuplar sonrası çocukların çok mutlu olduğunu anlatan okul sahibi Saadet Güzel, “Okulumuz ilkokul öğrencilerine Batman’daki mektup arkadaşlarından cevap geldi. Batman’dan gelen cevaplarla öğrencilerin mutluluğu gözlerinden okundu. Bu etkinlikle öğrenciler hem yazma becerilerini geliştiriyorlar hem de yeni arkadaş edinmiş oluyorlar. Dileriz öğrencilerin bu yeni başlayan arkadaşlıkları uzun soluklu olur” dedi.

  • Çiftçilikten balıkçılığa uzanan renkli öykü

    Tarlaları baraj gölü altında kalan Beydağlı mısır, pamuk ve patates üreticileri, geçimlerini sağlayabilmek için hiç bilmedikleri balıkçılığa soyundu. Eskiden tarlada onlarla birlikte çapa sallayan eşleri de artık balık ağı örmeye başladı. İzmir Büyükşehir Belediyesinin açtığı kursa katılarak aile bütçelerine katkı sağlayan Beydağlı kadınlar, şimdi geleceğe daha güvenli bakıyor.

    Uyguladığı farklı yöntemlerle kırsal kalkınmada Türkiye’ye örnek bir modele imza atan İzmir Büyükşehir Belediyesi, yerli üreticiye verdiği destekleri her geçen gün çeşitlendirerek artırırken, kadınları da unutmadı. Üç yıl önce Beydağ Barajı Su Ürünleri Kooperatifi’yle imzaladığı protokolle yöre halkının yüzünü güldüren ve bir zamanlar mısır ve patates yetiştirilirken baraj gölü haline gelen bölgede balıkçılığın gelişmesi için önderlik eden belediye, şimdi de o balıkçıların eşleri için Balık Ağı Örme Kursu açarak hem kadınlara yeni bir meslek kazandırdı hem de balıkçı ailelerin önemli bir maliyet kalemini ortadan kaldırmış oldu. Balık ağı ören Beydağlı kadınların her bir ağ başına 100 TL işçilik maliyetini ortadan kaldırdığı öğrenildi.

    Baraj gölünü kiraladılar

    Tarım arazileri Beydağ Barajı suları altında kalan üreticilere yeni iş alanı ve üretim imkanı oluşturmak amacıyla kurulan Beydağ Barajı Su Ürünleri Kooperatifi, daha önce silajlık mısır ürettiği toprakları baraj gölü avlak alanı olarak Tarım İzmir İl Müdürlüğünden 5 yıllığına kiraladı. İzmir Büyükşehir Belediyesi de, bölgede oluşan bu yeni üretim modelinin desteklenmesi amacıyla çiçeği burnunda kooperatife balıkçı teknesi, motoru, ağ malzemeleri, soğutma konteyneri ve yaprak buz makinesi gibi ekipman desteği verdi. Belediyenin yardım elini uzatmasıyla hem motive olan hem de avlanmak için donanımlarını tamamlayan kooperatif üyeleri, ilk kez denedikleri balıkçılıkta kısa sürede başarılı oldu. Uzun yıllar tarlada çapa yapan eller, şimdi ağ atıp balık tutuyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, bölgede balıkçılık kültürünün gelişmesi amacıyla yürüttüğü bu çalışmada yeni bir hamle daha yaparak bu kez o balıkçıların eşleri için proje geliştirdi. Beydağ’da açılan Meslek Edindirme ve Beceri Kursları çatısı altında Balık Ağı Örme Kursu düzenleyen İzmir Büyükşehir Belediyesi, balıkçı eşlerini kısa sürede aile bütçesine önemli katkı sağlayan bireyler haline getirdi.

    “Sağ olasın Aziz Başkan”

    Tarım arazilerinin sular altında kalmasıyla tek geçim kaynağı olarak balıkçılığa yöneldiklerini belirten Zeynan Coşkun Çolak, “Eşim göl balıkçılığı yapıyor. O yüzden bizim de bu işe ilgimiz oldu. Daha önce ağlarımızı Tokat’tan ve başka illerden temin ediyorduk. Nakliye maliyeti epey yüksekti. Kooperatif başkanımıza taleplerimiz oldu. İzmir Büyükşehir Belediyesine iletildi ve talebimiz olumlu sonuçlandı. Bu konuda bize hem göl balıkçılığı yapmamıza destek olan hem de eşlerimize yardımcı olmamız için bu kursu açan Aziz Kocaoğlu’na teşekkür ediyoruz” dedi.

    Kursa katılmadan önce çekinceleri olduğunu ancak kısa süre içinde tam bir balıkçı eşi olduklarını söyleyen Çolak, “İlk ürünümüzü verdik ve eşlerimiz onlarla balığa çıktı. Bu kurs sayesinde fazla maliyetten kurtulduk. Aile geçimimize katkı sağlamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Artık ’biz Beydağlı balıkçılarız’ diyebiliyoruz” diye konuştu.

    “Hayallerimiz su altında kalmıştı”

    Kısa bir süre içerisinde balık ağı örmeye başladıklarını ifade eden bir başka balıkçı eşi Elif Kaptan, katıldıkları kurs ile ilgili şunları söyledi:

    “Tarlalarımız baraj gölü altında kalınca, hayallerimiz de bir anda sular altında kalmıştı ama şimdi bambaşka hayaller kurmaya başladık. Eşlerimiz balık nedir bilmezlerdi, balık tutmayı öğrendiler. Bizler de balık ağı örmeyi öğrendik; yani tam bir balıkçı olduk. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu desteği arkamızda olduğu sürece her işi başarırız. Belki de ileride Beydağ Su Ürünleri Kooperatifi sayesinde balık ağı satışına bile başlarız.”

    “Beydağ artık balıkçılığıyla ünlü”

    Beydağ Baraj Gölü’nde yaklaşık üç yıldır balıkçılık faaliyetlerini yürüttüklerini ifade eden Beydağ Barajı Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Mehmet Saydam ise tarımda iddialı bir konumda olan ilçelerinin son dönemde balıkçılığıyla da ünlenmeye başladığını söyledi. Saydam şöyle devam etti:

    “Biz göl balığını Manisa ve civarına pazarlıyoruz. Şu anda bölgede pazar olarak tekel konumundayız, pazar payımız oldukça geniş. Bu arada ortaklarımızın, avcılarımızın ekmeğini büyütürken, eşlerini de düşündük. Onlar için ağ örme kursu açmaya karar verdik. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, sağ olsun bizim sesimizi duydu ve bu imkanı sağladı. Şu anda kadınlar, eşlerinin kullanacakları ağları kendileri örüyor. Genelde bu kurslara balıkçı eşleri katılıyor ama Beydağlı ev hanımlarının da bu kursa katılmasını istiyorum. İlçemizin gelişmesine ve balıkçılarımıza siz de destek olun.”