Etiket: Uzaktan

  • ASO Başkanı Özdebir: “İlk Üç Sanayi Devrimini Uzaktan İzleyen Türkiye, Dördüncüyü Kaçırmamalı”

    Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir, ilk üç sanayi devrimini uzaktan seyreden Türkiye’nin bu kez erken davranması gerektiğini söyledi.

    Ankara Sanayi Odası tarafından düzenlenen OSB Sohbetleri başlıklı konferanslar dizisinin ilkinin açılışında konuşan Özdebir, Türkiye’de sanayileşme başladığında dünyanın üçüncü sanayi devrimini yaşadığını kaydederek, bugünlerde ise bilgisayarların internet üzerinden birbirlerine bağlanmasıyla akıllı fabrikaların oluşturulmasını içeren ’Sanayi 4.0’ kavramının gündeme geldiğini bildirdi. Bu akıllı fabrikalarda bilgisayarların, üretim süreçlerini sürekli denetlediğine vurgu yapan Nurettin Özdebir, “Fabrikadaki insanların aldıkları kararların uygunluğunu denetleyerek gerekirse uyarılarda bulunuyorlar. Birbirleriyle bağlananlar sadece fabrikalar da değil. Evler, arabalar, hastaneler deki bilgisayarlar da internet üzerinden birbirleriyle sürekli iletişim içinde insanlara yardımcı oluyor, karar alma süreçlerini kolaylaştırıyor” dedi.

    İletişimde bulunan cihaz sayısının 2020 yılında 50 milyara yükseleceğinin öngörüldüğünü ifade eden Özdebir, “Bütün bu gelişmelerin bizleri doğrudan ilgilendirmeyeceği ve etkilemeyeceğini düşünmek büyük bir hata olur. Çünkü geleceğin dünyası Sanayi 4.0 ile şekilleniyor ve geleceğin kurallarını koyuyor. Sanayi 4.0 sadece büyükleri değil, KOBİleri de yakından ilgilendiriyor” ifadelerini kullandı.

    Toplantıda konuşan Dünya Gazetesi yazarı Dr. Rüştü Bozkurt ise üretim süreçlerinin çok yeni bir döneme girdiğini belirterek, işletmelerin buna ayak uydurması gerektiğini söyledi. “Veriyi bilgiye çevirmek ve anlamak değil, bunu artık değere çevirmek” önemli diyen Rüştü Bozkurt, Ankaralı sanayicileri uyararak, “Bunu idrak etmiyorsanız, gelecek 10 yılınız yoktur” dedi.

    İş yapma yöntemlerinde çok büyük değişiklikler olduğunun altını çizen Bozkurt, gerekli tedbirleri alıp uyum yeteneğini geliştirmeyen işletmelerin yüzde 60’ının 10 yıl içinde tasfiye olacağını öne sürdü.

    Üretim ve iş yapma sürecini Analitik 3.0 ile Endüstri 4.0 olmak üzere iki kısma ayıran Bozkurt, işyerlerinde hiç defter tutmayanların Analitik 0.0, defteri vergi için değil, kendisi için tutanların Analitik 1.0, dünya genelindeki bilgiler(Big Data) içinde kendisine yarayanları seçenlerin Analitik 2.0, işe yarar bilgiyi üretim sürecine gömüp rekabet avantajı yakalayanların ise Analitik 3.0 seviyesinde olduğunu söyledi.

    Endüstri 4.0 sürecinin ise daha önemli olduğuna vurgu yapan Rüştü Bozkurt, dünyanın yeni öğrenmeye başladığı Endüstri 4.0’da Türkiye’nin en az ABD kadar şanslı olduğunu, ancak elini çabuk tutması gerektiğini bildirdi. Bugün sanayicinin sürecin neresinde olduğunu sorgulamaması halinde de önümüzdeki 10 yılda yok olacağını dile getiren Bozkurt, makinelerin birbiriyle konuştuğu dönmemde artık Çin’deki ucuz emeğe de ihtiyaç kalmadığını kaydetti.

  • (Özel Haber) Vatandaşlar Milyon Dolarlık Atlara Artık Uzaktan Bakmayacak

    Türkiye Jokey Kulübü’nün (TJK) safkan İngiliz atlarının yetiştirildiği Karacabey Pansiyon Harası artık vatandaşlara da açıldı.

    Türkiye Jokey Kulübü(nün 1 Mart 2001 tarihinden itibaren safkan İngiliz yarış atı yetiştiren en büyük pansiyon harası olarak bilinen Karacabey Harası kapılarını halka açtı. 5 bin dekar arazi üzerine kurulu, çevresi 18 kilometre uzunluğu bulan ve Balıkesir-Bursa yolunda geçen sürücülerin hayranlıkla baktığı, fakat içerisine girmenin yasak olduğu harada kurulan “at sevgi durağı”, at sevgisi olanların rahat nefes alabileceği nadide bir yer haline dönüştü. Her yıl 600’e yakın kısrağın aşım gördüğü harada yılda 250’ye yakın tay yetiştiriliyor.

    Halka açıldığı günden bu yana büyük ilgi gören ’at sevgi durağı’ 7’en 70’e her yaşta kişiyi ağırlıyor. TJK Karacabey Pansiyon Harası yetkilisi Uğur Özaydın, bu uygulamanın 2010 yılında faaliyete geçirildiğini belirterek, “Haramız 5 bin dönüm arazi üzerine kurulu, 876 padok kapasiteli TJK’ya ait bir işletmedir. Biz burada profesyonel haracılık hizmeti veriyoruz. Özel at sahiplerinin atları için aşım yani çiftleştirme hizmetlerini, gebelik takibini, tayların doğumundan koşusuna kadar yetiştirilmesini ve bakımını üstleniyoruz. At sevgi durağı vatandaşlarımızın isteği üzerine kuruldu. Haramız İzmir – İstanbul yolu üzerinde olduğu için çok fazla vatandaş haramızın önünden geçiyor. Haramıza girip atları sevmek istiyorlar. Yönetimimiz de bununla ilgili bir uygulama başlattı. Gelen misafirlerimiz için iki tane pony cinsi atımız var. Ziyaretçilerimiz onlarla fotoğraf çektirebiliyorlar, onları sevebiliyorlar. Ayrıca küçük misafirlerimiz için hazırladığımız bir bölümümüz var. Buradaki oyuncaklarla güzel vakit geçirebilir, haranın temiz havasından yararlanabilirler. İsteyen misafirlerimize ikramlarda bulunuruz. Arzumuz buranın kapalı bir kutu olmadığını, atların insanlara çok yakın hayvanlar olduğunu göstermek. 2010 yılından beri hizmet vermekteyiz. Yaz aylarında yoğunluğumuz biraz daha artıyor. Günde 200’ü aşkın ziyaretçimizi burada ağırlıyoruz” dedi.

    Ziyaretçilerden Gökhan Şenoğlu, “Yıllardır bu yoldan gelip geçiyoruz. Geçerken atlara hayranlıkla bakıyorduk. At sevgisi durağını internetten gördük. Daha önce binlerce kişi ziyaret etmiş. Kızımıza atları göstermek için uğradık. Bu projeden çok memnun kaldık. İnşallah ilerleyen zamanlarda daha yakından da görme fırsatı buluruz” şeklinde konuştu.

  • SDÜ’den, El Yapımı Patlayıcıları Uzaktan Patlatabilen Sistem

    Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Lütfi Öksüz, el yapımı patlayıcıları yarım metre uzaktan patlatmayı sağlayan sistem geliştirdiklerini açıkladı.

    Daha önce elektromanyetik dalgalar sayesinde elektriği kablosuz üretmeyi başaran ve bu nedenle ’Çılgın Profesör’ olarak anılan Öksüz, yine elektromanyetik dalgalar vasıtasıyla el yapımı fünyeyi kısa devre yaptırarak uzaktan patlatabildiklerini kaydetti. Uzaktan gönderdikleri dalgaların orada bir ark oluşturduğunu ve bağlantı noktalarında elektronik devrelerini yaktıklarını anlatan Öksüz, bu sistem sayesinde yüzeydeki mayın ve el yapımı patlayıcıların uzaktan etkisiz hale getirilebileceğine dikkat çekti

    Terörle mücadelenin sürdüğü Doğu ve Güneydoğu’da el yapımı patlayıcı ve mayınlara basmak suretiyle şehitler verildiğini hatırlatan Öksüz, “Daha önce teröristler el yapımı patlayıcıları uzaktan kumandayla patlatıp güvenlik güçlerimize zarar veriyordu. Ama ordumuz bunu sinyal bozucular sayesinde önledi. Teröristler bu yöntemi geliştirip, kablo çekerek bu sistemi daha basit hale getirdi. 100 metre kablo çekerek ateşliyorlar. Henüz buna karşı bir önlem yok. Bu yüzden şehit verebiliyoruz. Yaptığımız sistem bunların önüne geçilmesi açısından önem arz ediyor” diye konuştu.

    Sistemin görsel yönünü güvenlik gerekçesiyle kamuoyuna tanıtmadıklarını ve sistemin geliştirilerek çok daha uzak mesafelerden el yapımı patlayıcıların imhası için 10 milyon dolarlık bir destek gerektiğini kaydeden Öksüz, “Sistem geliştirilirse 25 metreden bile bu patlayıcıları imha etmek literatürde yer alıyor. Sistem sadece yüzeydeki patlayıcılarda olumlu sonuçlar verdi. İstenilirse tespit sistemi de eklenerek el yapımı patlayıcıların tespiti yapılabilir. Tespit kolay, zor olan patlayıcıyı yok etmek” dedi.

  • Hastalar Uzaktan Takip Edilecek

    Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde (KTÜ) Türkiye’de ve dünyada sağlık alanında büyük bir atılıma imza atacak, önemli bir proje geliştiriliyor. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından desteklenen projeyle hastalar uzaktan takip edilebilecek.

    TÜBİTAK tarafından ‘Kablosuz vücut algılayıcı ağları ve uzaktan hasta takip sistemi’ adıyla yapılan çağrıya Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinden, konunun uzmanları tarafından başvuruda bulunuldu. Başvuruları değerlendiren TÜBİTAK, bu projelerden KTÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Kaya’nın projesini desteğe değer buldu.

    1 Ocak 2015’te Doç. Dr. İsmail Kaya, tarafından çalışmalarına başlanan proje 31 Aralık 2016’da sonlanacak. TÜBİTAK tarafından 550 bin TL ile desteklenen projenin çalışmalarını yoğun bir biçimde sürdürülürken, hastaların üzerinden alınan biyolojik işaretlerin uzaktan takibini yapacak olan bu sistem, sağlık sisteminde büyük bir adım olacak. Hastanın kalp ritmini, solunumunu, ivmesini, hareketlerini, harcadığı enerjiyi, ısısını ölçerek, aynı zamanda sağlık birimlerine ulaştırabilecek olan sistemin en büyük amacı ise bağlantı güvenliğini sağlamak olacak.

    Özellikle kalp ve şeker hastaları için önemli bir gelişme olacak olan uzaktan hasta takip sistemi, ilk olarak 2011-2012 yıllarında Eric Topol adındaki bilim adamı tarafından ortaya atıldı. Doç. Dr. İsmail Kaya, Topol’un “Hastaları takip ederek, onlara cesaret verip, ilaçlarını azaltmak” amacıyla bu düşünceyi ortaya attığını belirterek, “Bir tesadüf eseri uçakta seyahat ederken, üzerinde EKG ölçen bir bluetooth cihazı var. Orada uçakta hasta ile karşılaşıyor. Kendisi kardiyolog değil. Bu kalp hastasının kalp işaretlerini o anda alıp, aşağıda bir kardiyologa gönderiyorlar. Kardiyolog onlara ne yapabileceklerini söylüyor, uçağın ineceği yerde ambulansı ona göre hazırlıyorlar ve hastayı kurtarıyorlar. Bu olay Eric Topol’da bir farkındalık oluşturdu. Eğer o hastayı kardiyologun dediği gibi tedavi etmeselerdi, belki de kaybedebilirlerdi. Kalp hastalığında hastayı rahatlatma çok önemli çünkü” dedi.

    “BİZİM PROJEMİZ, BİR ADIM DAHA İLERİ”

    Wİ-Fİ, Bluetooth ve çeşitli bağlantı sistemleri ile birlikte denenmiş projelerin olduğunu kaydeden Kaya, hazırladıkları projenin bunların bir adım ötesinde ve bağlantı güvenliğini öne çıkaran bir sistem olduğunu ifade etti. Kaya, “Şu anda halihazırda uzaktan hastanın takibine ilişkin bluetooth’la yapılmış, hastanın EKG’sini ölçen cihazlar var. Bizim yapmaya çalıştığımız proje bunun bir adım ilerisi. Yani hastanın başta EKG’sini ve solunumunu ölçerek, aynı zamanda hastaya rahatsızlık vermemek” şeklinde konuştu.

    “DOKTOR OLMADAN, BİLGİSAYAR TAKİP YAPACAK”

    Amerika gibi ülkelerde hastaları uzaktan takip edecek kurumlarla birlikte iş modelinin oluştuğunu sözlerine ekleyen Kaya, “Ama Türkiye’de henüz bu oluşmadı. Avrupa’da da belirli bir uygulama yok. Amerika’da sağlık kuruluşu hastasını ilaçla tedavi yerine, bu sistemi verecek. Hasta bunu omzuna takacak, normal hayatına devam edecek. Hastadan alınan veriler hem kendi veritabanına, hem de hastanenin veritabanına aktarılacak. Ama burada yapılan akıllıca bir işlem var. Bu akıllıca işlem de şu: Biz doktor olmadan, bilgisayar hastanın kalp atışlarının normal mi, anormal mi olduğunu belirleyecek” diye konuştu.

    “RAHATSIZLANDIĞINDA, DOĞRUDAN AMBULANS GİDECEK”

    Kaya, geliştirdikleri sistemde hastada meydana gelebilecek anormalliklerde, hastanın bulunduğu yere kimseye ihtiyaç duymadan ambulansın gideceğini kaydederek şöyle konuştu:

    “Hastanın değerleri düştüğünde, mesela evde yere düştüğünde hareketlerini ölçerek ilgili sağlık kurumlarına bildirerek, gerekli çağrıyı yapacak. EKG’yi, solunumu, hareketleri, vücut ısısını ölçüyor. Tansiyon ve şekeri de ölçüyor ancak bunları çevrim içi biçimde yapmıyor. Hasta bir yere gittiğinde anormal bir durumda olup, düştüğünde kalbinde veya solunumda bir anormallik olduğunda cihaz bunu hemen algılayıp kendi veri tabanına ve sağlık sektörüne bildirip, yeri de belli zaten ambulans o hastanın bulunduğu yere gelip hastaya müdahale etmesini sağlayacak.”

    “EN ÖNEMLİ KONU BAĞLANTI GÜVENLİĞİ”

    İnsanların kablosuz bağlantıya ve haberleşmeye pek güvenemediğini vurgulayan Kaya, şunları söyledi:

    “Çünkü kablo gibi değil. Kablosuz haberleşmede azıcık bir fiziksel değişimde bağlantı kopabilir. Hayati fonksiyonların söz konusu olduğu bu sistemde en önemli konu bu. Biz bunun çalışmasını yapıyoruz. Wİ-Fİ, Bluetooth ancak bu sistemlerde bağlantının kesilmeyeceğine garanti verilmiyor. Bizim yapacağımız sistemde bağlantı yüzde 99 kesilmeyecek. Hasta sensörleri üzerine takacak. Bu sensörler da sporcuların atletleri gibi olacak. Hastayı da rahatsız etmeyecek. Hasta bunu giyecek ve tüm bilgiler bunun aracılığıyla gerekli yerlere ulaşacak.”

  • Uludağ Üniversitesi’nden Uzaktan Eğitim Hamlesi

    Uludağ Üniversitesi, eğitimin kalitesini arttırmak ve öğretim üyelerinin üzerindeki yoğunluğu azaltmak amacıyla Uzaktan Eğitim Merkezi kuracak.

    Uludağ Üniversitesi Senatosu, aralık ayı toplantısında Uzaktan Eğitim Araştırma ve Uygulama Yönetmeliği’ni görüştü ve karara bağladı. Karara göre ilk etapta Uzaktan Eğitim Merkezi için stüdyo kurulacak. Teknik altyapı hizmetinin kiralama yöntemi ile alınmasının planlandığı merkezin şubat ayında faaliyete geçirilmesi hedefleniyor. Alınan kararın ardından hazırlanan yönerge Yüksek Öğretim Kurumu’na (YÖK) sunulacak. YÖK’ün başvuruyu kabul etmesi durumunda alınacak akreditasyon ile 2016 yılında uzaktan eğitim hizmeti Uludağ Üniversitesi’nde başlamış olacak.

    “4 YILLIK ÖĞRENCİ SAYISINI AZALTMAYI HEDEFLİYORUZ”

    Konuyla ilgili açıklama yapan Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, üniversitenin eğitim kalitesi açısından ideal öğrenci sayısının üzerinde olduğunu söyledi. Ulcay, “2 yıllık meslek yüksekokullarımızda 20 bin civarında öğrenci var. 45 bin civarında lisans öğrencimiz var. 5 bin civarında da master ve doktora öğrencimiz var. Biz master ve doktora öğrenci sayımızı arttırmak, 4 yıllık öğrenci sayımızı azaltmak istiyoruz. Sadece 14 bin öğrencimiz İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde okuyor. Yüzde 70 devam zorunluluğu var. Hâlbuki bu fakülte aynı anda ancak 2 bin öğrencimizi alır. Biz yüz yüze ders anlatılmasını gerektirmeyen konularda açık öğretime geçelim. Onun için Açık Öğretim Fakültesi oluşturalım diye alt yapı çalışmasını yapıp önce Uzaktan Eğitim Merkezi için başvurumuzu yaptık. YÖK’ün altyapımızı onaylanması gerekiyor. Eğer bunu birkaç ay içerisinde onaylatırsak, bir sonraki seneye açık öğretim fakültesinde öğrenci sayımızın artmasını ama örgün öğretimdeki öğrenci sayımızın azalmasını istiyoruz. Önce bir stüdyo oluşturacağız. Teknik destekleri kiralama yöntemi ile alacağız. 500 bin liraya mal edilebilecek olan hizmeti bu yöntem sayesinde yarı fiyatına almış olacağız. Çünkü teknoloji sürekli değişiyor. Her sene altyapıyı yenilemek yerine, ilk etapta bu şekilde çalışmaya başlayacağız. İlerleyen zamanlarda öğrenci sayısı arttıkça ve profesyonelleştikçe kendi altyapımızı da kurma şansımız var” dedi.

    Nitelik olarak daha kaliteli bir yapıya ancak böyle dönüşebileceklerini vurgulayan Rektör Ulcay, öğretim üyesi sayısını öğrenci sayısından daha hızlı arttırmanın mümkün olmadığını belirtti. Yüz yüze yapılan eğitimlerde öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısının azaltılması gerektiğinin altını çizen Ulcay, “Ancak açık öğretimdeki öğrenci sayısının artmasında bir sıkıntı yok. Dolayısı ile biz öğretim üyesinin zamanını öğrenci ile araştırma ile ve sektör ile geçirmesini istiyoruz. Bu üç zamanında mümkün olduğunca birbirine denk bir şekilde geçirilmesini istiyoruz. Bugün bazı fakültelerde öğrenci sayısının az olmasından dolayı bazı bölümler neredeyse her saat derse giden hocalardan oluşuyor. Buralarda efektif ve kaliteli bir eğitimden söz etmek mümkün değil. Tüm üniversiteler eğitim programına göre olmasını gereken öğretim görevlisi ve olması gereken öğrenci tanımlamasına geçti. Bugün öğretim üyesi sayımız bin 100’lere yakın, öğretim elemanımız ise 2 bin 500 civarında. Bu sayı içerisindeki öğretim üyesi sayısının artması bizim 4 yıllık dönemimizde bu sayıyı bin 400 seviyelerine çekmek ve öğrenci sayımızı da örgün eğitimde daha aşağılara çekmek hedefimiz var. Öğretim görevlisi bu sayede hem öğrenci ile gerçekçi zaman geçirebilecek, hem araştırma yapabilecek hem de sektörüne yönelik çalışmalar yapabilecek. Öğretim üyelerimizin bir ayağı üniversitede iken bir ayağı da sektörün içerisinde olacak” şeklinde konuştu.