Etiket: uyuşturucu

  • Şanlıurfa’da Uyuşturucu Operasyonu: 3 Gözaltı

    Şanlıurfa’da uyuşturucu satıcılarına yönelik yapılan operasyonda 3 kişi gözaltına alındı. Operasyonda 24 kilo esrar, 7 bin 500 adet extacy, 600 gram kokain ele geçirdi.

    Edinilen bilgiye göre, Şanlıurfa Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) şube müdürlüğü tarafından uyuşturucu madde ticareti yapan kişilere yönelik operasyon düzenlendi. Yapılan operasyonda uyuşturucu madde 22 kilo esrar, 7 bin 500 adet extacy, 600 gram kokain, 1 adet pompalı tüfek ve 9 mm çaplı mermi ve uyuşturucu satışından elde edilen 10 bin TL para ele geçirildi. Olayla ilgili Salih A., Mehmet K. ve Bülent E. adli kişiler gözaltına alındı.

  • Suriye’deki Terörün En Büyük Kaynağı Uyuşturucu Haplar

    Atatürk Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Savaş Eğilmez, Suriye’de uyuşturucu lortlarıyla Beşar Esed’in askerleri arasında çok güçlü bağlantılar olduğunu belirterek, “Suriye’deki terörün en büyük kaynağı uyuşturucu haplar.” dedi.

    Esed için savaşan komutanların uyuşturucu ticaretinden kendileri için büyük kaynak sağladığını kaydeden Dr. Savaş Eğilmez, “Son on yıldan beri, Ortadoğu’nun kara marketlerinde milyarca dolarlık captagon ticareti yapılıyor. Bu ticaret, Bulgar ve Suriyeli çetelerden, Hizbullah ve Suudi Kraliyet ailesine kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Örneğin 20 Ekim’de Lübnan polisi Suudi Prens Abdul Muhsin Bin Abdulaziz’i, Beyrut Rafic Hariri Uluslararası Havaalanı’nda 40 bavul dolusu captagon ve biraz da kokaini özel bir jetle Riyad’a kaçırmaya çalışırken tutukladı.” diye konuştu.

    Özellikle son birkaç yıl içerisinde captagon ticaret hacminin ürkütücü oranlarda arttığının tespit edildiğini belirten Eğilmez, “Interpol, Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) ve yerel birimlerin raporlarına göre Suriye’deki çatışma ortamı, uyuşturucu ticaretine katalizör etkisi yapmış ve uyuşturucu üretim ve ticaretini önemli ölçüde artırmıştır. Suriye’de uyuşturucu lortlarıyla, Beşar Esed’in askerleri arasında çok güçlü bağlantılar var. Esed için savaşan komutanlar, uyuşturucu ticaretinden kendileri için büyük kaynak sağlıyor. UNODC’un raporlarına göre tüm dünyada yakalanan uyuşturucu hapların yüzde 56’sı Ortadoğu’da ele geçirilmiş. Bunların yüzde 80’inden fazlası da kayıtlara captagon olarak geçmiştir. Geçtiğimiz yıl Dubai polisi yaptığı tel bir baskınla piyasa değeri en az 170 milyon dolar olan 17 milyon tablet captogan ele geçirmiştir.” dedi.

    “UYUŞTURUCU HAP TALEBİNİN KARŞILANDIĞI TRAFİĞİN, BAŞLANGIÇ NOKTASI SURİYE’DİR”

    Uyuşturucu hap talebinin karşılandığı trafiğin, başlangıç noktasının Suriye olduğunu ifade eden Atatürk Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Savaş Eğilmez, şöyle konuştu:

    “UNODC’un raporlarına göre Suriye, 1999 yılından beri uyuşturucu üretim ve pazarlama merkezlerinden biri olarak faaliyet gösteriyor. Geçen bahar Lübnan’da yakalanan 15 milyon tabletin (bunun maddi değeri 150 milyon dolardır) üreticisi ve pazarlayıcının rejim yanlısı büyük bir Suriyeli aile olduğu tespit edilmiştir. Lübnan anti-uyuşturucu birim başkanı General Şemseddin’in açıklamasına göre Suriye’de çatışmalar başlamadan önce bile birçok Suriyeli aile captagon üretimi ve ticareti ile uğraşıyordu. Şimdi ise captagonun ana üretim merkezi Suriye oldu. Suriye’deki çatışmalar başlamadan kısa bir süre öncesine kadar sınır güvenliğinde çalışan Hüseyin isimli güvenlik görevlisi, Suriye’nin özellikle Ürdün sınırında captagon başta olmak üzere esrar ve diğer uyuşturucuların ticaretinin rahatlıkla yapıldığı bilgisini veriyor. Suriye’nin savaştan önce büyük bir ilaç endüstrisine sahip olması, onun savaşla birlikte captagon üretim merkezi haline gelmesinde önemli bir rol oynamıştır. Suriye ilaç üretiminde bölgedeki ikinci büyük tedarikçidir. Suriye devlet görevlileri artan captagon ticareti üzerindeki iddialarını kabul etmeseler dahi Suriyeli bazı kanun adamları ve sınır güvenlik ajanları, bazı basın yayın organlarına yaptığı açıklamalarda savaştan önceki yıllarda bile Humus ve Yabrud çevresinde uyuşturucu üretiminin olduğunu ve büyük hacimli bir ticaretin varlığını anlatmışlardır. 2013 yılı itibarıyla da, bölgedeki üretim zinciriyle pazarlamanın organizasyonu tamamlanmıştır. Suriye savaşının captagon endüstrisine çok şiddetli bir etkisi olmuştur. Savaş ortamı uyuşturucunun daha rahat üretilmesine ve ticaretine zemin hazırlamıştır. Uyuşturucudan gelen paralar, rejim güçleri başta olmak üzere Suriye’deki diğer terörist gruplara teçhizat ve silah sağlamak amacıyla kullanılıyor. Ayrıca bir rejim üst düzey komutanının ifadesine göre savaşçılara da düzenli olarak captagon veriliyor. Açlık hissini ortadan kaldıran bu uyarıcı, militanların uyumadan günlerce savaşabilmesini, acımasızca öldürebilmesini sağlıyor ve korku duygusunu ortadan kaldırıyor. Görülen o ki, Suriye de yaşanan terörün ve vahşetin katalizörü captagon hapı. Ve oradaki vahşette rol alan aktörler bu uyuşturucuyu hem toptan hem de perakende olarak rahatlıkla bulabiliyorlar. Ve bu hap teröristlere hem ellerindeki mühimmatı hem de o tetiği çekecek enerjiyi veriyor.”

  • Teso Başkanı Tekin’den Yetkililere ’Uyuşturucu’ Uyarısı

    Bitlis’in Tatvan Esnaf ve Sanatkarlar Odası (TESO) Başkanı Emrullah Tekin, kaçak sigara ve uyuşturucu ticaretinde de son aylarda tekrar bir artış gözlemlendiğini belirterek, konuyla ilgili uyarıda bulundu.

    Gerek ülke genelinde ve gerekse Tatvan ilçesinde her geçen gün artan uyuşturucu tehlikesine dikkat çeken TESO Başkanı Tekin, uyuşturucu kullanımının sadece sağlık boyutu olan bir problem olmadığını vurgulayarak, tüm dünyada toplumların hem bugününü hem de geleceklerini tehdit eden adli, sosyal, hukuki yönleri de olan büyük bir tehlike olduğunu belirtti. Muhtemel tehlikeler ve risklerin, sadece bireyi değil, bireyin temas halinde bulunduğu çevresini de etkilediğini anımsatan Emrullah Tekin, “Bu nedenle uyuşturucuyla mücadele politikalarının geliştirilmesi ve uygulamasında polisiye tedbirlerin yanı sıra okul, aile, sokak ve toplumun her düzeyinde alınacak tedbirler büyük önem taşımaktadır. Maalesef geleceğimizin teminatı gençlerimizin, her geçen gün toplumun her kesimini olumsuz etkileyen tehlike ile karşı karşıya kalmaktadır. Yetkililerin bu konuda olayın ciddiyetini görmediğini üzülerek belirlenmek istiyorum. Gerekli mercilerin bir an evvel kalıcı bir çözüm bulmasının gerektiğini belirtmek istiyorum. Aksi halde gençlerimiz asla telafisi olmayan çok tehlikeli bir yola girecek. Bu da insanlık adına hepimiz için utanç verici durum olacak. Unutmayalım içen ve satan kadar göz yumanda suçludur, hem dünyevi hem de uhrevi anlamda vebali de büyüktür” diye konuştu.

  • Adana’da Uyuşturucu Kullanım Yaşı 12’ye Kadar Düştü

    Çukurova Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mete Gülmen, kendilerine 12 yaşında bir kız çocuk vakasının geldiğini ve Adana’da uyuşturucu kullanım yaşının bu orana kadar düştüğünü söyledi.

    Doğu Akdeniz Farmakoloji Topluluğu’nun (DAFT) 12. toplantısı Çukurova Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı, Adli Tıp Anabilim Dalı ve Eczacılık Fakültesi’nin desteği ile bölge üniversite ve kurumlarının ilgili katılımcıları ile gerçekleşen toplantıda “bonzai” ele alındı. Toplantının açılış konuşmasını Doğu Akdeniz Farmakoloji Topluluğu Kurucu Başkanı ve ÇÜ Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ergin Şingirik yaptı.

    “15-30 YAŞ ARASINDA BAĞIMLILIK OLUŞTURUYOR”

    Prof. Dr. Atilla Karaalp, son 10 yıl içinde ortaya çıkan ve tüm dünyada salgın halinde toplumları etkileyen sentetik kannabinoidler ya da ülkemizde bilinen yaygın adıyla “Bonzai”nin özellikle 15-30 yaş arası kişilerde bağımlılık oluşturduğunu ifade ederek, “Bonzai tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de özellikle 15-30 yaş arasında ve daha çok erkeklerde görülüyor. Bunun arkasında sosyokültürel birçok etken bulunuyor. Örneğin ergenlik, büyüme arzusu, yaşanan sosyal veya psikolojik değişiklikler, travmalar, arkadaş ortamı, sınav stresi bunlar arasında sayılabilir” dedi.

    Dünya Sağlık Örgütü’nün yayınladığı 2014 Uyuşturucu Raporu’na göre, yıllar içinde saptanan sentetik kannabinoidlerin sayısının giderek arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Karaalp, 4-5 sene gibi çok kısa bir sürede toplam sentetik uyuşturucu sayısının 350’ye ulaştığına dikkat çekti.

    BONZAİ KULLANANLARDAKİ BELİRTİLER

    Bu maddeleri kullananlardaki belirtilerin fark edilmesine yönelik ip uçarı da veren Prof. Dr. Karaalp şunları kaydetti:

    “Eskiye göre daha fazla para talep etmesi, yeni arkadaşlıklar veya yeni ortamlara merak salmış olması gibi belirtiler, kişinin sentetik uyuşturucunun tuzağına düşmesinden şüphelenilebilir. Ayrıca uzun dönem sentetik kannabinoid kullanımına bağlı şizofreniye benzer psikoz gelişir ve bu kişilerde görsel ve işitsel halüsinasyonlar, paranoiddelüzyonlar, düşünce kilitlenmeleri, konuşma bozuklukları, anksiyete, uykusuzluk, sürekli ağır ve derin uyku ile intihar düşünceleri gibi etkiler görülür. Eğer bonzai kullanan bir kişi akut etki altındayken ölmezse uzun dönemde şizofreni benzeri bir tablonun başına geleceği söylenebilir. Bunun için de, bu belirtilerden bazılarının görülmesi durumunda kişinin derhal bir sağlık kuruluşuna götürülmesi gerekir.”

    “SADECE TÜRKİYE’NİN DEĞİL DÜNYANIN SORUNU”

    Çukurova Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mete Gülmen ise, uyuşturucunun sadece Türkiye’nin değil Dünyanın sorunu olduğuna vurgu yaparak, 15-24 yaş arası uyuşturucu maddeyi en az bir kere deneme oranının AB ortalamasının yüzde 29.7, Romanya ortalamasının yüzde 3.0, Çek Cumhuriyeti oranının yüzde 52.2 ve Türkiye ortalamasının ise yüzde 2.7 olduğunu söyledi.

    Türkiye ve dünyada en çok kullanılan uyuşturucu madenin başında esrarın geldiğini ifade eden Prof. Dr. Gülmen, 15- 64 yaş arası esrar kullanım oranının ise ülkelere göre dağılımının, Türkiye 1,90, Arnavutluk 1,80, Yunanistan 1,70, Malezya 1,60, Tayland 1,20, Polonya 1,10, Meksika 1,03, Moldova 0,90, Makedonya 0,63, Endonezya 0,50, Japonya 0,31, Suudi Arabistan 0,30, Romanya 0,30, Kore 0,29 ve Karadağ’ın 0,23 olduğunu bildirdi.

    “UYUŞTURUCU KULLANIM YAŞI 12’YE KADAR DÜŞTÜ”

    Türkiye’de uyuşturucu bağımlılığı sebebiyle yatarak tedavi gören kişi sayısının yıllara göre dağılımını da açıklayan Prof. Dr. Mete Gülmen, 2004 yılında bin 417 kişi yatarak tedavi görürken 2013 yılında bu sayının 11 bin 262’ye yükseldiğini vurguladı. Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de ikamet ettikleri illere göre yatarak tedavi gören kişi sayıları hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Gülmen, 2 bin 54 hasta ile İstanbul’un ilk sırada, bin 57 hasta ile Adana’nın ikinci sırada yer aldığını belirtti. Uyuşturucu kullanım yaşına da dikkat çeken Prof. Dr. Gülmen, kendilerine 12 yaşında bir kız çocuk vakasının geldiğini ve Adana’da uyuşturucu kullanım yaşının bu orana kadar düştüğünü söyledi.

    Doç. Dr. Nebile Dağlıoğlu da katılımcılara “Sentetik Kannabinoidlere Yönelik Analitik Yaklaşım” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Dağlıoğlu, bu maddelerin Türkiye’de ilk defa 2010 yılında ‘Bonzai’ sokak ismiyle görülmeye başladığını kaydetti.

  • Diyarbakır’da Uyuşturucu Operasyonu

    Diyarbakır’da bir eve düzenlenen operasyonda şahıslara ait arazide yere gömülü ve traktör römorkune gizlenmiş 715 kilogram kubar esrar ile 26 kilogram toz esrar narkotik köpekler Altın, Caka ve Haklı’nın yardımı ile ele geçirildi.

    Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı’ndan yapılan açıklamada, narkotik köpekler Altın, Caka ve Haklı’nın da katıldığı KOM Şube Müdürlüğü ekiplerinin merkez Sur ilçesi Yeşilköy Mahallesi’nde kaçakçılık ve uyuşturucu madde ile mücadele kapsamında arama faaliyeti icra edildiği belirtildi. Açıklamada, “Şüphelilere ait ev ve eklentilerinde narkotik köpekleri ile birlikte icra edilen aramada evlerin önündeki arazide ot,saman yığınları, ağaç araları, traktör römorku ve toprağa bidonlar ile gömülü vaziyette gizlenmiş, 715 kilogram kubar esrar ile 26 kilogram toz esrar maddesi ele geçirilmiştir” denildi.

    Cumhuriyet savcılığının talimatı ile ele geçirilen uyuşturucu maddelere el konulduğu belirtilen açıklamada, olayla ilgili gözaltına alınan 3 şüphelinin çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildiği bildirildi.