Etiket: Uyum

  • ’Esnaf Ve Sanatkârların Uyum Yeteneğinin Arttırılması Operasyonu’ Açılış Toplantısı

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, “Özellikle Bağ-Kur ile Bağ-Kur sigortalılarıyla, Bağ-Kur primleriyle, genel sağlık sigortasıyla ilgili atacağımız adımlar artık olgunlaşmıştır. Bunu hep beraber konuşup, bu yeni dönemin içerisinde burada özellikle bir taraftan mali disiplinimizi, Sosyal Güvenlik Kurumu sistemimizin mali disiplinini, bir taraftan Bağ-Kur’lu esnafımızın hayatiyetini ve devamını sağlayabilecek, ortak akılla geliştirilecek adımları gerçekleştireceğiz” dedi.

    ’Esnaf ve Sanatkârların Uyum Yeteneğinin Arttırılması Operasyonu’ açılış toplantısı, Ankara Hilton Otel’de gerçekleşti. Toplantının açılışına Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, AB Türkiye Delegasyonu Başkan Yardımcısı Bela Szombati, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Avrupa Birliği ve Mali Yardımlar Dairesi Başkanı Ömer Ayçiçek ve TESK Başkanı Bendevi Palandöken katıldı. Programda konuşan Bakan Soylu, “Biz 4 seçim geçirdik ve bu 4 seçim bizim demokrasimizi kuvvetlendirdi, kuvvetli bir aşı yaptı. 1 Kasım’dan sonra Türkiye 2015-2019 arası sürecini tam anlamıyla bir yürüyüş süreci, ikinci atılım dönemi olarak nitelendirilebilecek bir kuvvetliliği elde etti. Bizi seçimler zayıflatmadı. Seçimler kuvvetlendirdi. Türkiye’nin istikrarını hazmedemeyenler, Türkiye’nin istikrarının Ortadoğu istikrarı olabileceğini iyi şekilde bilenler, Türkiye istikrarının Ortadoğu ve Avrupa arasında Batı ile Doğu arasında en önemli gelişme havzası olduğunu bilenler, Türkiye’nin doğru örnek olarak bu bölgede konuşladığının, yükselen demokrasisinin, ekonomisinin, özgürlüklerinin, kardeşliğinin tahammülü içerisinde olmayanlar seçimin hemen sonrasında yeni bir eğilimi başlattılar. Biz bu toprakların evlatlarıyız. Sorumluluğumuz sadece siyaset değil, memleketimizdir, milletimizdir. Şu soruyu sormak isterim; eğer Türkiye 7 Haziran seçimlerinin sonuçlarıyla beraber devam etmiş olsaydı bugün ülkemin hali ne olurdu?” diye konuştu.

    “BENİM ÜLKEMİN SOKAKLARINI KOBANİ’YE ÇEVİRMEYE ÇALIŞANLARA BİZ FIRSAT VERMEYİZ”

    “Biz demokrasiyi bedel ödeye ödeye büyütüyoruz” ifadesini kullanan Soylu, şunları kaydetti:

    “Hiç kimse bizim demokrasimize kabahat bulmasın. Bunu hep beraber yapıyoruz. Esnafımızın sabrıyla. Esnafımız bizim medeniyetimizin en önemli sütunlarından birisidir. Bir korku toplumu üzerinden değil, bir hezeyanla değil, tam anlamıyla hep birlikte ortaya koyabileceğimiz bir gelecek perspektifi üzerinden size sesleniyorum. Bugün burada biz yeni adımlar atarak, becerilerimizin daha iyi bir şekilde gelişmesini, bugün Avrupa’nın en temel önem verdikleri meselelerden bir tanesi eğitim istihdam ilişkisidir, sosyal koruma istihdam ilişkisidir, becerilerin gelişmesidir. Biz bugün buradayken medeniyetimizin bütün değerlerini, birikmişlerini, 100 yıllık, bin 200 yıllık bütün eserlerimizi tarumar edenler, camilerimizi, kütüphanelerimizi, sokaklarımızı, bunlar kadar önemli olan birbirlerimizin gönüllerine kurulan köprüleri bombalamaya çalışanlar bugün işlerini yapmaktadırlar. Benim ülkemin sokaklarını Kobani’ye çevirmeye çalışanlara biz fırsat vermeyiz. Hiç kimsenin endişesi olmasın. Milletimin birbirleriyle olan münasebetlerinin arasına fitne sokmaya çalışanlara müsaade etmeyiz. Biz bu topraklardaki kardeşliğimizi bir takım projelere heba ettirmeyiz. Bizim milletimizin, memleketimizin bize bıraktığı tüm değerleri yarına taşımaya kararlı olduğumuzu bir kez daha paylaşmak isterim.”

    “BİR DİZİ YASAYI DA DÜN AKŞAM MİLLETİMİZLE BULUŞTURMANIN MUTLULUĞUNU YAŞADIK”

    1 Kasım seçimlerinde millete ne taahhüt edildiyse onu yerine getirmeye çalıştıklarını söyleyen Bakan Soylu, “Dün akşam saat 02.00’de TBMM’den ayrıldık. Sosyal güvenlik destek primlerinen ortadan kalkmasını da yani yüzde 10’unun tamamen alınmamasını da içeren değişiklikler ve içerisinde olmak kaydıyla hükümetimizin reform ve eylem planı içerisinde 1 Kasım seçimlerine giderken partimizin taahhütleri içerisinde olan bir dizi yasayı da dün akşam milletimizle buluşturmanın mutluluğunu yaşadık. Asgari ücretten dolayı özellikle Bağ-Kur primlerinde artışlar olduğunu biliyoruz. Bir taraftan hem asgari ücrette attığımız adım Türkiye açısından, hem ihtiyaçlı ve beklenen bir adımdı. Ama mali disiplinimiz açısından cesur bir adımdır. Burada işverenimizi de yalnız bırakmadık. Kendi şartlarımız ve koşullarımız çerçevesinde onlara da destek olmayı Türkiye’nin toplam ekonomisi içerisinde bir ihtiyaç olarak gördük ve bunu da gerçekleştirdik. Esnafımıza biz onlara ne versek, ne katkıda bulunsak, ne yapsak az olduğunu, elimizden gelen her şeyi yapmanız gerektiğini çok net bir şekilde ifade etmek istiyorum. Ben dönem dönem söylerim, insan sadece ekonomik bir aktör değildir. Biz makine de değiliz. Biz esnafımıza sadece ekonomik aktör olarak bakmıyoruz. Esnafımız bizim birliğimizin, geleneğimizin, emanetimizin temsilcisidir” ifadelerini kullandı.

    “Ne sıkıntınız varsa bizim sıkıntımızdır” diyen Soylu, “Ne derdiniz varsa bilin ki derdimizdir. Bu meseleyi biliyoruz. Bende bu memlekette yaşıyorum. Çok isabetli reformlar yaptık. Artık bu reformları yeniden tahkim etme zamanıdır. Özellikle Bağ-Kur ile Bağ-Kur sigortalılarıyla, Bağ-Kur primleriyle, genel sağlık sigortasıyla ilgili atacağımız adımlar artık olgunlaşmıştır. Bunu hep beraber konuşup bu yeni dönemin içerisinde burada özellikle bir taraftan mali disiplinimizi, Sosyal Güvenlik Kurumu sistemimizin mali disiplinini, bir taraftan Bağ-Kur’lu esnafımızın hayatiyetini ve devamını sağlayabilecek ortak akılla geliştirilecek adımları gerçekleştireceğiz. Hiç endişeniz olmasın” şeklinde konuştu.

    Projenin esnaflar için çok önemli bir açılım olduğunu ifade eden Bakan Soylu, “Bu 7 milyon euroluk büyük bir projedir” dedi.

    “O İNSANLARIMIZI TERÖR ÖRGÜTÜNE YEM ETMEYECEĞİZ”

    Esnafların ekonominin can damarı olduğunu belirten Gümrük ve Ticaret Bakanı Tüfenkci ise şöyle konuştu:

    “Bizim bakanlığımızın da bu dönemdeki esnaflara yönelik en önemli vizyonlarımızdan birisi esnafımızı büyütmeye yöneliktir. Bizim esnaf ve sanatkar kardeşlerimiz kendi meslek kuruluşları içerisinde böylesi bir eğitim ve danışmanlık sistemine çok yakın bir geleneğe sahiptir esasında. Doğu ve Gündeydoğu Anadolu’daki esnaflarımıza biz buradaki esnaflar olarak, Batı’daki kardeşleri olarak el gönül açmamız lazım. O çukurları açarak, çukur siyaseti izleyerek, kepenklerini kapatanlar, milletle olan bağlarını kesmek için beş kuruşa ekmeğini evine götürebilmek için o terör ortamında dükkanını, sanatını ayakta tutmaya çalışanlara karşılık onlara silah tutan terör örgütlerine karşı orada dimdik ayakta duran esnafımızın da biz buradaki esnaflar olarak her zaman yanında olmamız gerekir. Onlara dualarımızla, maddi desteklerimizle yanında olmamız gerekir. Biz de devlet olarak, hükümet olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki esnafımızı destekleme adına gerek prim ertelemeleri, gerekse çeşitli teşviklerle inşallah yanında olacağız ve o insanlarımızı terör örgütüne yem etmeyeceğiz.”

    “BUGÜN 23 BİN 250 KİŞİYİ EĞİTECEĞİZ BU 8 İLİMİZDE”

    TESK Başkanı Palandöken ise, projenin 8 ilde başlamasının önemli olduğunu belirterek, “Keşke bütün imkanlarımız el verse de bu büyük projelerin yapımında çok daha önemli esnaf ve sanatkarın gelişmesiyle ilgili projelere imza atabilsek. Her şeyin zenginiyiz, gönül zenginliğimiz var ama maddi konularda da önemli sıkıntılarımız var. Bugün 23 bin 250 kişiyi eğiteceğiz bu 8 ilimizde. Ankara, Bursa, Manisa, Mersin, Gaziantep, Ordu, Şanlıurfa, Erzurum ile başladık. Ama gönül istiyor ki 81 ilimizde bu toplantıları girişimcilikle ilgili projelerin yapımında önemli katkılar konulması için elimizden geleni yapmamız lazım. Düşünün aklınıza ilk gelen Türkiye’nin üç sermaye duayenini. Birincisi geçen gün aramızdan ayrılan torun Mustafa Koç’tu. Dedesi neydi? Bakkaldı. Yine Sabancı ailesi, esnaf ve esas mesleği bakkallıktı. Yine Eczacıbaşı, aktarlıktan gelme. Türkiye’de aklınıza gelebilecek sermaye duayenlerini sıralasanız mutlak bizle ilintili ve bugün başarılı noktalara gelmiş insanlar olarak görürüz. Biz bu meslekleri severek yapıyoruz. Bu proje çok önemli” dedi.

    “BİZ BU ÜLKENİN DİRLİĞİNİ, BİRLİĞİNİ, HUZURUNU SAĞLAMAK İÇİN GÜNEYİNDE, DOĞUSUNDA, BATISINDA, GÜNEYDOĞUSUNDA MÜCADELE EDEN İNSANLARIZ”

    “Bize sahip çıkılması lazım” diyen Palandöken, “İki tane önemli bakanımız buradalar. Neydi esnafın sıkıntısı hani sosyal devletti? Esnafın sıkıntısının aşılmasıyla ilgili 568 lira olan Bağ-Kur primini yeniden değerlendirme oranında yükseltilip, hakkaniyetli bir şekilde esnaf sanatkarı sıkıntıya sokmamasıydı. Biz bu ülkenin dirliğini, birliğini, huzurunu sağlamak için Güneyinde Doğusunda Batısında Güneydoğusunda mücadele eden insanlarız. O bayrağın o ezanın okunabilmesi için kendimizi siper edip, dükkanımızı açıp halka hizmet, hakka hizmet edebilen insanlarız. Korkmayız. Siyasete fazla inmeyiz. Bizim işimiz ekmek parası. Siyasetçilere sadece hürmet etmeyiz” açıklamasında bulundu.

    Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti mali işbirliği kapsamında yürütülen İnsan Kaynaklarının Geliştirilmesi Operasyonel Programı (İKG OP) çerçevesinde hazırlanan ve yararlanıcısı TESK olan ADAPTESK projesi kapsamında 23 bin 250 esnaf ve sanatkara yönelik eğitimler düzenlenecek. Proje 8 ilde yürütülecek ve 23 ay sürecek. ADAPTESK projesinin bütçesi ise yaklaşık 7 milyon euro.

  • İstikrar Ve Uyum Vitiligo Hastalığının En İyi İlacı

    Dünya’da kanser, tiroid hastalıkları, iltihaplı romatizmal hastalıklar gibi pek çok hastalığın tedavisinde başarılı sonuçlar veren İmmunoterapi, Vitiligo hastalarına da umut oluyor.

    10 yaşındaki Deniz Toylak da yaklaşık 5 yıl önce tanışmış Vitiligo hastalığı ile. Hastalıkla mücadelede pes etmeyen Toylak ailesi bundan 14 ay önce İmmunoterapi yöntemi ile tanışmış. Disiplinli bir tedavi dönemi sürecinde umut verici sonuçlar aldıklarını ifade eden anne Saaadet Toylak, “Deniz’in tamamen iyileşeceğine dair inancımız tam” dedi. İç hastalıkları Uzmanı Dr. Ülkü Görmez ise uyardı,” Adı geçen tedavi şekli tamamen kişiye özel olarak gerçekleşmesi gereken bir tedavi. Uzun süreç ve sabır istiyor. Hasta uyumu tedavinin başarısındaki en büyük etken. Eğer hasta uyum gösteremeyecekse tedaviye hiç başlamamalıdır.”şeklinde konuştu.

    Yaşadıkları süreçle ilgili bilgi veren Deniz Toylak’ın annesi 41 yaşındaki ev hanımı Saadet Toylak,”Deniz’de Vitiligo başladıktan sonra çok zorlu bir süreç yaşadık. Vücudunun büyük bir bölümü ve yüzü beyaz lekelerle kaplandı. Oğlum arkadaş ortamına girmek istemiyordu, okulda diğer çocuklardan farklı olduğunu düşünüyor ve arkadaşlarından kaçıyordu. Öğretmeni kendilerini tanıtan bir resim çizmelerini istediğinde, o resme beneklerini çiziyordu. Köyde hayvanlarımızın içine dahi girmekten korkar olmuştu. ‘ Anne hayvanlar bana bakıyor’ diyordu. Deniz için de bizim için gerçekten çok zor günlerdi. Yaptığımız araştırmalarda İmmunoterapi tedavisi ile bu tarz hastalarda olumlu sonuçlar alınabileceğini duyduk. Bizim için büyük bir umuttu. Bundan 14 ay önce tedavi için başvurduk, bilgi aldık. Çeşitli detaylı inceleme ve tetkiklerin ardından bize tedavi süreci ile ilgili bilgi verildi. Uzun bir yolun bizi beklediğini öğrendik ama iyileşme umudumuz vardı. 14 aydır Deniz İmmunoterapi tedavisi alıyor. Beslenme alışkanlığı baştan düzenlendi, bir defterle tedavide uyması gerekenleri ve yasakları bizzat kendisi takip ediyor. Tedaviye başladığımızdan bu yana epey aşama kat ettik, yüzde 80-90 oranında lekelerimiz iyileşti. Deniz’in öz güveni oluştu, arkadaş ortamına giriyor. ‘Anne ben de diğer insanlar gibiyim artık’ diyor. Doktorumuz bize tedavinin en başında disiplinin ne kadar önemli olduğunu anlattı. Bu yüzden şu anda da Deniz artık iyileşiyor düşüncesi ile verilen tedavi ve beslenme programının dışına çıkmıyoruz. Harfiyen uygulamaya dikkat ediyoruz. Deniz’in tamamen iyileşeceğine dair inancımız tam.” Dedi.

    Deniz ise,”Kendimi arkadaşlarımla aynı hissediyorum, sağlıklı hissediyorum. Derslerim çok başarılı ve büyüyünce araba ve uçak tasarımcısı olmak istiyorum. Doktor Ülkü ablama çok teşekkür ediyorum, onu çok seviyorum.” Dedi.

    İMMUNOTERAPİ KİŞİYE ÖZEL VE DİSİPLİN GEREKTİREN BİR TEDAVİ

    İmmunoterapi’nin kişiye özel bir tedavi olduğunu ve hasta disiplini gerektiğini ifade eden İç Hastalıkları Uzmanı ve İmmunoterapist Dr. Ülkü Görmez, en az 2 yıllık uzun bir tedavi programının hastaları beklediğine vurgu yaptı. Görmez,”İmmunoterapi bağışıklık sistemini tedavi eden bir yöntemdir. Kanser, tiroid hastalıkları, vitiligo, iltihaplı romatizmal hastalıklar, hepatit, sedef hastalığı, MS, AS gibi pek çok rahatsızlığın tedavisinde iyi sonuçlar verebiliyor. Ancak tüm tedavilerde olduğu gibi hasta disiplini çok büyük önem taşıyor. Verilen tedaviye harfiyen uyulması gerekiyor. Tedaviler tamamen kişiye özel planlanmak zorunda. Tedaviyi belirlemede kılavuz olacak çeşitli test ve muayenelerin yanı sıra hasta hikayesinin de dinlenerek iyi analiz edilmesi gerekir. Tedaviye başlamadan önce en çok etkilenen organlar tiroid bezi, pankreas ve karaciğer aksı taranıyor. Barsak flora analizi yapılıyor. Hastanın gluten, laktoz, fruktoz gibi gıdalara karşı intoleransının olup olmadığının araştırılması yapılıyor. Bu doğrultuda kişiye özel bir tedavi programı hazırlanıyor. Hastaların tedavilerinde en önemli prensip hasta uyumunun sağlanmasıdır. Hasta uyum göstermeyecek ise tedaviye hiç başlamamalıdır. En az 2 yıl sürecek bir süreçte hasta kendisine verilen tedavi programı doğrultusunda hareket etmek zorundadır. Bu programda hastanın beslenme programı çıkarılır; vitamin, mineral, gıda takviyeleri ve sporla bağışıklık sistemi güçlendirilerek hastalıklarla savaşılır. Gerek vitiligo, gerekse adı geçen diğer hastalıklarda bu hastalığa neden olan faktörler bulunup önce onlar yok edilir. Deniz’de de Vitiligo’yu tetikleyen hastalıkları tespit edildi ve tedavi edildi, bağışıklık sistemi güçlendirildi. Vitiligosu da bu süreçte iyileşmeye başladı. Tedavisi hala devam ediyor. Vitiligo’nun tedavi sürecinde; hem içten hem dıştan, dermatoloji uzmanı meslektaşlarımızın da desteği ile uygulayacağımız koordineli bir tedavi ile daha başarılı sonuçlar alacağımıza inanıyorum.”dedi.

  • Aydın’da Toplum Sağlığı Merkezi Personeline Uyum Eğitimi Verildi

    Aydın’da Türkiye Halk Sağlığı Kurumu’nda henüz göreve başlayan personellere yönelik düzenlenen Uyum Eğitimi Programı tamamlandı.

    Aydın’da başka ilden atanmış veya başka kurumdan gelen Türkiye Halk Sağlığı Kurumu personellerine yönelik düzenlenen Uyum Eğitimi Programı 1. Grup eğitimleri ve 2. grup eğitimleri tamamlandı. Aydın Halk Sağlığı Müdürlüğü’ne bağlı birimlerde ve Toplum Sağlığı Merkezleri’nde görev yapan personelin iletişim, stresle başa çıkabilme becerilerini geliştirmek, sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmak, kurumsal aidiyet duygusunun geliştirilmesini sağlamak, yeni teşkilat ve hizmet yapısına uyumu hızlandırmak, hizmetlerin daha etkin şekilde yürütülmesini sağlamak amacı ile yapılan eğitime 46 personel katıldı.

    Türkiye Halk Sağlığı Aydın İl Müdürlüğü’nde görev yapan 17 personelin eğitimci olarak katıldığı programda kişisel gelişim konularından “Etkili İletişim, Sağlık İletişimi ve Sağlık Okur Yazarlığı, Stresle Başa Çıkma Yolları, Hasta ve Çalışan Hakları, Protokol Kuralları, Sağlık Etiği” konuları anlatıldı. Halk Sağlığı Müdürlüğüne bağlı şube ve birimlerin görevleri, Aydın iline özel yapılan çalışmalar ile ulusal düzeyde yürütülen sağlık programları hakkında bilgilendirilen katılımcılara Uyum Rehberi kitapçığı dağıtıldı.

    Aydın Halk Sağlığı Müdürü Uzman Dr. Kasım Çetin, Uyum Eğitimi programının 2013 yılından bu yana devam ettiğini belirterek, “Bugüne kadar kurumumuzda çalışan 110 personelimize Kişisel ve Mesleki Gelişim Eğitimi, Toplum Sağlığı Merkezlerinde çalışan ve ilimizde yeni göreve başlayan 243 personelimize Uyum Eğitimi verilmiştir. Aday memur olarak göreve başlayan ve başka kurumlardan Aydın Halk Sağlığı Müdürlüğüne atanan personelimize daha kaliteli hizmet vermek amacıyla belirlenen program ile uyum eğitimlerine devam etmekteyiz “diye konuştu.

    Halk Sağlığı Müdür Yardımcısı Dr. Aslı Candal, iki grup olarak planlanan Uyum Eğitimi Programı sonunda tüm personele katılım belgelerini takdim etti.

  • Üniversiteye Uyum Sürecinde Yaşanan Sorunlar Ve Baş Etme Becerileri Konferansı Verildi

    Gaziantep Üniversitesi ve Gaziantep Yurtlar Kurumu Bölge Müdürlüğü tarafından ortak düzenlenen programla üniversiteye uyum süreci, yaşanan sorunlar ve başetme becerileri konusunda konferans verildi.

    Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Nizip Eğitim Fakültesi ile Gaziantep Kredi Yurtlar Kurumu Bölge Müdürlüğü Nizip Yurt Müdürlüğü organizasyonu hazırlanan üniversite ve yurda uyum programı çerçevesinde, “Üniversiteye Uyum Sürecinde Yaşanan Sorunlar ve Baş etme Becerileri” konusunda konferans gerçekleştirildi. Nizip Eğitim Fakültesi öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Erhan Tunç tarafından verilen konferansta, öğrencilerin üniversiteli genç yetişkin olma, gelişim görevleri, karşılaşılan sorunlar, baş etme becerileri ve sorumluluklar konusunda farkındalık kazanmaları sağlandı. Konferans süresince, üniversite gençliğinin yaşayabileceği temel uyum sorunlarından olan akademik yaşamla ilgi sorunlar başta olmak üzere kimlik, sağlık ve kişiler arası ilişkilerde yaşanan sorunlar ele alınarak, üniversite yaşamına uyumu kolaylaştırabilecek önerilerde bulunuldu.

    Programda öğrencilerin sorularına da cevap verildi.