Etiket: Uykuda

  • Kar yağışı Ağrılıları uykuda yakaladı

    Ağrı’da gece yarısı etkili olan kar yağışı sokak lambalarının ışığı ile bütünleşince ortaya seyrine doyumsuz manzaralar çıkardı.

    Ağrı’da gündüz saatlerinde etkili olan yağmur yerini gece yarısı kar yağışına bıraktı. Saat 02.30 sıralarında etkili olan kar yağışı Ağrılıları uykuda yakaladı. Öte yandan Nisan ayında ilk defa kente kar yağdı. Cadde ve sokakların boş olduğu kentte kar yağışı sokak lamları ışığı ile adeta ortaya dans edercesine görüntüler çıkardı. Sokak lambalarının ışığı altında seyrine doyumsuz manzaralar oluşturan kar yağışı ortaya kartpostallık görüntüler çıkardı. Lapa lapa yağan kar yağışı cadde ve sokakları beyaza bürüdü. Kar yağışı etkisini arttırarak devam ediyor.

  • Horlama ve uykuda nefes kesilmesine dikkat

    NCR İnternational Hospital KBB Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Çokkeser, horlama ve uykuda nefes durması hakkında uyarılarda bulunarak, hastalık hakkında bilgiler verdi.

    KBB Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Çokkeser, uykuda horladığını bilenlerin r toplulukta uyuyakalmaktan ve mahcup olmaktan korkma sıkıntısı yaşadığını hatırlatarak, bu rahatsız edici hastalığın tedavisinin mümkün olduğunu kaydetti. İnsanların neden horladığı konusunda da bilgiler veren Çokkeser, “Öncelikle söylenmesi gereken 35 yaşını aşmış erkeklerin yüzde 35’i aralıklı ya da yatış pozisyonuna bağlı olarak horlamaktadır. Yoğun bir günün ardından, alkol kullanılmasından sonra, sırtüstü yatarken horlamak genelde masum horlamalardır. Özellikle yukarıda saydığımız koşullarda horlarken, nefes kesilmesinin olmaması durumunda horlama, horlayandan çok yanında yatanlar (dolayısıyla uyumakta zorluk çekenler) için sorun teşkil etmektedir. Bu durumlarda tedavi, horlayanlar için değil yatak partnerlerinin ya da oda arkadaşlarının kararıyla ve uyku sağlıkları için yapılmaktadır. Ancak hemen hemen her gün, yüksek şiddette ve uykuda nefes kesilmelerinin eşlik ettiği horlamalar gerek hastanın yaşam süresini kısaltması gerekse beraberinde önemli hastalıklar için risk oluşturması nedeniyle tedavi edilmesi gereken önemli bir sağlık sorununu oluşturmaktadır” dedi.

    Nefesi kesilen yaşlılarda hayati tehlike

    Prof. Dr. Yaşar Çokkeser, uykuda horlarken nefesi kesilen 60 yaş üstündeki kişilerin hayati tehlikesi bulunduğunu belirterek, “Gece uykuda horlarken nefesi kesilen ve yaşı 60’ın üstünde olanların hayati tehlike taşıdıkları ve birçok kalp ve solunum hastalıklarına yatkın oldukları bilinmektedir. Yatakta ölüm, kontrol edilemeyen yüksek tansiyon, kalp enfarktüsü geçirme risklerini yükselten bir durum olabileceği unutulmamalıdır. Tüm bunların yanında horlayan insanların sabah uyanamama, gün boyu uykuya meyilli olma, trafik sıkışıklığında, televizyon karşısında ya da öğlen yemeği sonrasında aşırı uyku isteği gibi yaşam kalitesini bozan birçok şikayeti de bulunmaktadır” şeklinde konuştu.

    Ölümcül kazalarda da etken

    Prof. Dr. Çokkeser, “Ölümcül trafik kazalarının birçoğunun uykuda nefesi kesilen ve horlayan insanların uykuya meyil ve konsantrasyon kaybı nedeniyle olduğu bilinmektedir. Öncellikle ideal kilomuz üstündeki kilolarımızdan kurtulmak iyi bir başlangıç olacaktır. Gece uyku öncesinde alkol alınımının azaltılması, en az 4 saatlik açlık ile yatağa gidilmesi ve uyumadan sakinleştirici ilaçların kullanılmaması ile birçok basit horlamanın önüne geçebiliriz. Özellikle gece uykuda burnumuzdan nefes alamıyorsak ve bu nedenle ağız açık uyumak zorunda kalıyorsak horlamamız kaçınılmaz olacaktır. Burnumuzun açık olması ve ağzın kapalı olması sağlıklı bir uyku için altın kuraldır” ifadelerini kullandı.

    Tedavisi

    Çokkeser, hastalığın tedavisi konusunda ise Bu basit önlemlerin alınmasına rağmen horlama ve uykuda nefes kesilmesi devam ediyorsa mutlak olarak tedavi edilmesi gerekmektedir. Hastalığın şiddetinin anlaşılabilmesi ve hangi tedavi metodunun kullanılacağının belirlenmesi bir gece hastanede yatılmasını ve uykunuzun değerlendirilmesinin yapılacağı ’uyku testinin’ yapılabileceği bir merkeze başvurmamız gerekmektedir. Cerrahi tedavide ana prensip gece uykuda solunum yolunu tıkayan küçük dil ve yumuşak damağın gerginleştirilmesinin sağlanmasıdır. Ağız içindeki bu dokularda gerginliğin sağlanması ve sarkan dokuların hava yolunun açılması günümüzde en geçerli, sonuçları en iyi olan tekniktir” diye konuştu.

  • Yangına uykuda yakalandılar

    Tekirdağ’ın Malkara ilçesinde bir evde sobadan çıkan yangına uykuda yakalanan aile, canını zor kurtardı.

    Olay, gece yarısı Hacıevhat Mahallesi Beste Sokak’ta Emre Çizme’nin eşi ve çocuklarıyla birlikte yaşadığı kiralık evde meydana geldi. Sobadan çıktığı öne sürülen yangın, kısa sürede büyüdü. Yangına uykuda yakalan aile, dışarı çıkarak alevlerin arasından canını zor kurtardı. Kısa sürede olay yerine ulaşan itfaiye ekipleri, yangına müdahale etti. Büyük hasar gören ev kullanılamaz hale geldi.

    Olay yerine gelen CHP’li Belediye Meclis Üyesi Recai Örs, yanan evde incelemelerde bulunarak, mağdur aileye gerekli yardımın yapılacağını söyledi.

  • Yangına uykuda yakalanan aile küçük çocuklarını son anda kurtardı

    İzmir’de çıkan ev yangınına uykuda yakalanan Yaşar ailesi kendilerini son anda dışarı attı. Yangından kurtulan Baba Uğur Yaşar: “Uykuda yakalandık. Hiçbir şey çıkaramadık dışarı. Çocuğumu kurtardım ya o yeter” dedi.

    Yangın gece saat 04.30 sıralarında Yıldırım Beyazıt Mahallesi 5104 sokakta bulunan iki katlı bir binanın üst katında çıktı. Elektrik kontağından çıktığı iddia edilen yangın kısa sürede Döndü ve Uğur Yaşar çiftinin 1 yaşlarındaki çocuklarıyla birlikte kaldığı evi sardı. Binadan yükselen yangını gören çevredeki vatandaşlar durumu itfaiye ve polis ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen itfaiye ekipleri yangına kısa sürede müdahale ederek söndürdü. Çıkan yangında herhangi bir can kaybı ve yararlanma olmazken, Yaşar çiftinin kaldığı ev tamamen yanarak kullanılamaz hale geldi.

    “Yangından çocuğumu kurtardım o yeter”

    Çıkan yangından son anda kurtularak kendilerini dışarıya atan Yaşar ailesi, yangın esnasında yaşanan anları anlattı. Evde uyudukları esnada yangının çıktığını söyleyen baba Uğur Yaşar, “Uyuduğumuz esnada takur çukur sesler duyduk. Gözlerimizi açtığımızda etrafı duman sarmıştı. Kendimizi dışarı attık. Bir buçuk yaşında çocuğum var o an ilk onu kurtarmanın telaşına düştüm. Çocuğumu kurtardım o yeter” dedi. Yaşar ailesine teselliyi ise komşuları verdi.

  • Çocuğunuz Uykuda Ağzı Açık Uyuyorsa Dikkat

    Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Tuncay Kodaş, ağzı açık uyuyan ve horlayan çocukların mutlaka bademcik büyüklüğü ve geniz eti açısından araştırılması gerektiğini söyledi. Dr. Kodaş, “Bu rahatsızlıklara tanı konup tedavi edilmezse çocuklarda gelişim geriliği ve işitme kayıpları oluşabilir” uyarısında bulundu.

    Özel ENTO Kulak Burun Boğaz Cerrahi Tıp Merkezi doktorlarından Op. Dr. Tuncay Kodaş, sık tekrarlanan bademcik enfeksiyonlarının sağlık açısından bir risk oluşturduğunu söyledi. Hastaların genellikle, “Bademciklerim ne zaman alınmalı?” şeklinde sorular yönelttiğine dikkat çeken Dr. Kodaş, “Bizim için bademcik enfeksiyonun sıklığı ve medikal tedaviye yanıt vermemesi önemlidir. Yılda 5-6 defa bademcik şişmesi olduğu takdirde bademcikleri alıyoruz. Bademciklerin çok büyük olup hava yolunu kapatması, özellikle çocukların uykuda horlamasına ve ağzı açık uyumasına neden olabiliyor” dedi.

    BİR BADEMCİK DİĞERİNE GÖRE BÜYÜKSE

    Bademciklerin asimetrik olmasının da araştırılması gereken bir konu olduğunu anlatan Dr. Kodaş, “Bir bademciğin normal olup diğer bademciğin aşırı büyük olması ya da bir bademciğin yapı olarak diğerine göre daha farklı görünümde olması durumunda, tümör şüphesiyle bademcikler alınmalıdır. Tek taraflı bademcik büyümesi olan bir hastam vardı. Şüphelenip bademciklerini aldık. Ameliyat sonrası yapılan tetkiklerde hastanın lenfoma olduğu çıktı” diye konuştu.

    SIK YAŞANAN ENFEKSİYONLAR KALP ROMATİZMASINA YOL AÇABİLİR

    Bademciklerin alınmaması halinde, sık yaşanan bademcik enfeksiyonlarının ileride kalp ve eklem romatizmasına yol açabileceğini vurgulayan Dr. Kodaş, “Sürekli kullanılan antibiyotikler böbrek ve karaciğere zarar verebilir. Hastayı tüm bunlardan korumak için bademcikler alınmalıdır” dedi. Ağzı açık uyuma ve horlama şikayetiyle gelen çocuklarda öncelikle bademciklerin büyüklüğüne baktıklarını anlatan Dr. Kodaş, “Eğer bademcikleri normal boyutta ise o zaman geniz etini araştırıyoruz. Hastalarda hem bademcik hem de geniz eti büyüklüğü olabiliyor. Bu durumda ikisinin de alınmasını öneriyoruz. Ancak bademcikleri normal boyutlarda olan çocuklarda ağzı açık uyuma ve horlama şikayetleri varsa mutlaka nazal endeskopi yapılarak geniz etinin araştırılması gerekiyor. Geniz eti alınmadığı takdirde yetersiz oksijen alımına bağlı gelişme geriliği, çenede düzensiz gelişim yaşanacaktır. Orta kulakların havalanmasını sağlayan burundur. Hastalarda geniz eti varsa orta kulakta sıvı birikimi oluşumu gelişir. Biz buna seröz otitis diyoruz. Bu hastalık tedavi edilmediği takdirde işitme kaybına yol açar. Horlama ve ağzı açık uyuma rahatsızlıkları bademcik ve geniz etinin araştırılması için en önemli belirtiler arasında yer alır. Eskiden bademcik ameliyatlarını neşter ile yapıyorduk. Şu an teknolojinin gelişmesiyle iki yöntem uygulanıyor. Radyofrekans ve Thermal Welding yöntemiyle yapılıyor. Bu yöntemde daha az ağrı ve kanama olduğunu görüyoruz” diye konuştu.