Etiket: uyku

  • Uyku apnesi hayatı tehdit ediyor

    Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Uzmanı Dr. Fulya Gürkan, uyku apne sendromunun tedavi edilmediği takdirde yüksek tansiyon, inme, kalp hastalıkları, trafik ve iş kazaları gibi yaşamı tehdit eden sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.

    Horlamanın uyku kalitesini bozan etmenlerin başında geldiğini belirten uzmanlar, horlama arasında nefeste durmalar meydana gelmesinin uyku apne sendromuna işaret ettiğini vurguladı. Özel Hayat Hastanesi Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Uzmanı Dr. Fulya Gürkan, “Uyku sırasında nefes almada güçlük, solunum durması daha sonra solunum çabasıyla tekrar normale dönme, uykuya dalma ve uykudan uyanmaların gece boyunca tekrarlarıyla giden bir hastalıktır. Bu durumdaki hastalar genellikle solunumlarının durduğunun farkına varmaz. Fakat yanındaki kişiler gürültülü ve düzensiz horlamanın aralıklarla kesildiğini, ağız ve burunda solunumun durduğunu ve bu sırada göğüs ve karında hareketin devam ettiğini tarif edebilir. Bu hastalarda gece uzun süre uyumalarına rağmen gündüz aşırı uyku hali ve sabah yorgunluğu vardır. Otobüste, toplantılarda, hatta araba kullanırken uykuya dalma olur. Bunun nedeni de sık tekrarlayan solunum durmaları ve uykuda sık bölünmeler nedeniyle asıl dinlenmeyi sağlayan derin uykuya ulaşamamalarıdır. Beyin oksijenlenmesinin bozulması ve solunum için harcanan çaba, vücutta aşırı yorgunluk oluşturmaktadır” dedi.

    Uyku apne sendromunun tedavi edilmezse sağlığı tehdit edici sonuçlar doğuracağını vurgulayan Dr. Gürkan, bu sonuçları şöyle açıkladı:

    “Bu hastaların yüzde 30 ile 50’sinde yüksek tansiyon tespit edilmiştir. Uyku apne sendromunun kalp krizi, kalp yetmezliği, koroner arter hastalığı, aritmiler gibi kalp hastalıklarına yol açtığı da tespit edilmiştir. Erkeklerde iktidarsızlık kadınlarda da adet düzensizliklerine yol açar. Sabahları baş ağrısı, bunaltı, gece boyunca sık idrara çıkma, yatağını ıslatma, trafik ve iş kazaları, konsantrasyon bozukluğu, unutkanlık, sinirlilik, depresyon, kaygı ve kişilik değişiklikleri de diğer önemli sonuçlardır. Uyku apne sendromu tedavi edilmemesi durumunda beyin damar hastalıkları ve inmeye de sebep olabilir.”

    Her gece gürültülü horlama, gece tekrarlayan uyanmalar ve solunum durmaları, gündüz aşırı uyku hali, sabahları baş ağrısıyla uyanmalar gibi belirtiler taşınması halinde mutlaka bir uyku uzmanıyla görüşülmesi gerektiğini söyleyen Dr. Gürkan, “Uyku apne sendromu olduğu düşünülen hasta bir ya da iki gece uyku laboratuvarında yatırılıp uyku testi yapılır. Uyku testinde gece boyunca beyin aktiviteleri ve vücutla ilgili farklı fonksiyonlar ve bunların arasındaki ilişki değerlendirilerek tanı konulur ve sonrasında tedaviye başlanır” şeklinde konuştu.

  • Polisten sürücülere uyku açan spor uygulaması

    Tokat’ın Niksar ilçesinde uluslararası D-100 karayolunda sıra dışı uygulama yapan polis, bayramda yola çıkan araç sürücülerine egzersiz aletleriyle spor yaptırarak dikkatlerini artırmaya çalıştı.

    Niksar Bölge Trafik Denetleme İstasyon Amirliği ekipleri, bayramı tatili süresince trafik kazalarının önüne geçmek amacıyla sıra dışı bir uygulamaya imza attı. Jandarma ve trafik ekipleri bayram trafiğinin yoğun olduğu D-100 karayolunda oluşturulan uygulama noktasında sürücülere spor yaptırarak kas açma hareketleri sayesinde dinlenmeleri, böylece kaza yapma olasılığını minimuma düşürmeyi hedefliyor.

    Uygulamada yol kenarına yerleştirilen bazı spor aletlerine yönlendirilen sürücülerin burada kısa süre de olsa spor yaparak kaslarını açmaları ve dikkatlerini toplamaları sağlandı. Yapılan uygulama karşısında şaşkınlıklarını gizleyemeyen araç sürücüleri memnuniyetlerini dile getirdi. Uygulamayı bizzat yerinde takip eden Tokat İl Emniyet Müdürü Göksel Topaloğlu, sürücüleri hem trafik kazalarına karşı bilgilendirmek hem de onlarla sohbet ederek hava almalarını böylece yolda dikkatlerinin dağılmalarını önlemek amacıyla böyle bir uygulama yaptıklarını söyledi.

    Ülke genelinde bayram arifesi olması nedeniyle yolların oldukça yoğun olduğunu ifade eden Topaloğlu, “Biz de trafik kazalarını asgariye indirmek hatta hiç olmamasını sağlamaya çalışıyoruz. Bütün personelimiz görevi başında. Hem trafik ekiplerimizle hem de jandarma trafik ekiplerimizden yardım alarak şehirlerarası ve şehiriçi yollarımızda bayram nedeniyle ek tedbirler aldık. Malum Türkiye’nin kanayan yarası bayram arifelerinde ölümlü trafik kazaları çok olmaya başladı. Yollarımız düzeldi ama araçlarımız daha süratli gitmeye başladı. Özellikle uzun yol sürücülerinin tabi belli bir dayanma gücü var. Hava da sıcak, yorgun oluyorlar. Trafik kontrolü yaparak yolcularımızı dinlendirmiş oluyoruz. Çünkü sürücüler fark etmiyor. Uzun yoldan geldiği için refleksleri yavaşlıyor ve bunun sonucunda da trafik kazaları meydana geliyor. Bu da bizi üzüyor. Bununla ilgili arkadaşlarımız bir fikir geliştirdi. Buraya spor aletleri koyduk. Böylece sürücüler kas açma hareketleri yaparak rahatlamış oluyor. Burası D-100 karayolu. Baya aktif bir yol. Bayram trafiği artık başladı” diye konuştu.

  • Koku kaybı, uyku bozukluğu ve kabızlık parkinson habercisi

    Manisa Devlet Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doktor Serkan Saka, parkinson hastalığının erken teşhisi için çalışmalar yapıldığını belirterek, “Koku kaybı, koku almada azalma, uyku bozuklukları, özellikle canlı rüyalar ve kabızlık çok önemli. Hastayı bu evrede yakalayabilirsek eğer, en azından hareket bozuklukları aşamasına geçmeden önce hastaya erken dönemde tedaviye başlayabiliriz” dedi.

    Manisa Devlet Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doktor Serkan Saka, Dünya Parkinson Günü dolayısıyla basın açıklaması yaptı. Parkinson hastalığının tedavi edilebilen bir hastalık olduğunu söyleyen Dr. Saka, hastalığının farkında olmayanların bilinçlenmesi gerektiğini vurguladı. Parkinson hastalığının beyinde nöron kaybıyla başladığına dikkat çeken Dr. Saka, “Nörodejeneretif hastalıklar içerisinde ikinci sıklıkta görülüyor. En sık görülen hastalık alzheimer hastalığı. Alzheimer hastalığından sonra ikinci sıklıkta görülüyor. Fakat alzheimer hastalığına göre daha iyi bir hastalık. Alzheimer’da tedavi şansı yok. Sadece yavaşlatabiliyoruz. Parkinson hastalığını tedavi edebiliyoruz. İyi tedavi ediyoruz. Sonuçları yüz güldürücü. Parkinson nedeniyle hasta ölmez. Tedavisi iyi yapılırsa 20, 30, 40 yıl yaşayabilir. Genellikle 55-60 yaş üzerinde başlıyor bu hastalık. 85 yaş üzerinde daha da artıyor. Yapılan çalışmalarda ülkemizde 100 bin ila 150 bin civarında parkinson hastası olduğu tahmin ediliyor. Yalnız bu çalışmada çıkan sonuç, hastaların hemen hemen yarısı tedavi almıyor. Bu 200. yılında da farkındalığı arttırmak istiyoruz. Parkinson hastalığının ne olduğunu, bunun tedavi edilebilir olduğunu, tedaviyle iyi sonuçlar alındığını topluma duyurmak istiyoruz. Hastalar yanlış yerlerde dolaşabiliyor. Yanlış doktorlara gidebiliyor. Omuz ağrısı, sırt ağrısı, hareketlerde yavaşlama, bunun gibi belirtilerle başka hekimlere gidebiliyor” dedi.

    Koku kaybı, uyku bozukluğu ve kabızlık parkinson habercisi

    Parkinson hastalığının belirtileri hakkında bilgi veren Dr. Saka, dünya çapında da hastalığın erken teşhisi için çalışmalar yapıldığını belirterek, “En sık bulguları toplumun bildiği şekliyle elde titreme. Tek taraflı başlıyor. Daha sonra ilerleyen dönemlerde öbür tarafına geçebiliyor. Tüm vücudunda olabiliyor. Yine hareketlerinde yavaşlama, daha önce yapabildiği ince işleri yapamama, yazı yazamama, düğme ilikleyememe, düğmesini açamama, yatağından kalkamama, yatak içerisinde hareket edememe bunun gibi bulgularla hasta bize gelebiliyor. Hastalığın başlayabilmesi için beyindeki nöron kaybının yüzde 70-80’lere ulaşması gerekiyor. Ama bu seviyeye ulaşmadan önce de bulgular var. Son çalışmalar da bu erken dönemde yakalamaya yönelik. Koku kaybı, koku almada azalma, uyku bozuklukları, özellikle canlı rüyalar ve kabızlık çok önemli. Hastayı bu evrede yakalayabilirsek eğer, en azından hareket bozuklukları aşamasına geçmeden önce hastaya erken dönemde tedavi başlayabiliriz” diye konuştu.

    Hastalığın genetik sebeplere bağlı olarak 55 yaşın altında da görülebildiğini söyleyen Saka, “Daha çok 55 yaşından sonra başlıyor. Ama 55 yaşın altında da başlayabiliyor. Yüzde 5 civarında 55 yaşın altında başlıyor. Bu erken başlangıçlar daha çok ailevi parkinsonlar. Anne, baba, kardeşlerinde parkinson hastalığı varsa erken başlangıç olabilir. Bir de çok az bir formu var o da 20 yaşın altında başlıyor. O çok az görülüyor. Onda genetik bozukluklar ön planda” dedi.

    Tedavisi mümkün

    Hastalığın tedavisi için hasta uyumluluğunun önemli olduğunu vurgulayan Saka, “Dopamin diye bir madde var beynimizde. Hareketlerimizi sağlıyor bizim. Nöronlar öldüğü için bu madde yok bu hastalıkta. Biz tedaviyle bu dopamini koymaya çalışıyoruz. Bizim normalde beynimizde olan olayı biz ilaçlarla yapmaya çalışıyoruz. Tedavide hasta uyumu gerekiyor. Saatlik yapıyoruz bu tedaviyi. 08.00, 12.00, 16.00, 20.00, gece dozları oluyor. Çoklu bir tedavi. Başlangıçtan az başlayıp, sonra hastalık ilerleyince dozlarını arttırıyoruz, sıklaştırıyoruz” şeklinde konuştu.

    Parkinson hastalığının mesleklerle bağlantısı olmadığını ancak boksörlerin risk grubu içerisinde yer aldığını kaydeden Saka, “Meslekle bağlayamayız. Boksörlerde risk var. Kafa travmasına bağlı boksörlerde parkinson riski biraz fazla” ifadelerini kullandı.

  • Yalova’da uyku bozuklukları merkezi açıldı

    Yalova’nın ilk ve tek uyku bozuklukları merkezi hizmete girdi.

    Yalova Devlet Hastanesi ek hizmet binası bünyesinde oluşturulan uyku bozuklukları teşhis ve tedavi merkezinde 4 oda bulunuyor. Otelleri aratmayacak bir konforla donatılan odaların olduğu merkezde uyku bozukluğu ve sonu ölümle bitebilen uyku apnesi rahatsızlığının teşhis ve tedavisi yapılacak. Merkez hakkında bilgi veren Dr. Hatice Kırgın, “Merkezde hastalarımızın uyku ile ilgili rahatsızlıklarını önce teşhis edeceğiz. Sonra tedavisine geçeceğiz. Bu merkezden uyku problemi teşhisi konulan herkes yararlanabilecek. Hastalarımız 1 gece boyunca burada konuk edilecek. Otel konforundaki odalarımızda kalacaklar. O esnada kalp ritmi, solunum, bacak hareketi, çene hareketi ve EYG dediğimiz beyin dalgalarının ritmini takip edip buna göre hastaların uyku sırasında nefesinde durmaların olup olmadığını tespit edecek ve buna göre tedavi uygulayacağız” dedi.

    Kurdeleyi Vali Tuğba Yılmaz, Yalova Milletvekili Fikri Demirel ve AK Parti Yalova İl Başkanı Yusuf Ziya Öztabak kurdeleyi birlikte kesti. Merkezi gezen Vali Yılmaz ve beraberindekiler hizmete giren ünitenin Yalovalılara hayırlı olmasınıdiledi. Özel hastanelerde bin TL ve bin 500 TL aralığında değişen ücretlerde verilen bu hizmet Yalova Devlet Hastanesi’nde ücretsiz verilecek.

  • Uyku bozukluğu yaşayanlar dikkat

    Psikiyatrist/Psikoterapist Yrd. Doç. Dr. Emre Tan, birkaç hafta süren uyku bozukluğu yaşayanları uyardı.

    Depresyonun kişinin ruhsal halini derinden etkileyen, sosyal ve mesleki alanlarda büyük sıkıntılar oluşturan en yaygın psikiyatrik hastalıklardan biri olduğunu anlatan Yrd. Doç. Dr. Emre Tan, “Depresyondaki birey, çökkün, mutsuz, ağlamaklı veya kederli ruh halindedir. Bazı bireylerde bu durum kendini aşırı sinirlilik, kızgınlık veya çabuk öfkelenme şeklinde de gösterebilir. Kişide daha önceden yapmaktan zevk aldığı durumlara karşı (hobiler, sohbet etme, eğlenceli ortamlarda bulunma, cinsellik vs.) genel bir isteksizlik hali vardır. Bu durumla paralel olarak kendini yorgun, halsiz ve bitkin hisseder, tüm enerjisi alınmış gibidir. Depresyondaki hastalarda mutsuzluk veya keyifsizlik gibi duygusal şikayetler ön planda olmakla birlikte, bazı hastalarda ise duygusal şikayetler geri planda bastırılmış olup, uyku şikayetleriyle başvurabilirler. Özellikle duygusallığın aşırı bastırıldığı durumlarda, iş güç koşturmasıyla ruh halinin farkında olunamadığı durumlarda uyku sorunu depresyon veya diğer psikiyatrik rahatsızlıkların habercisi olabilir” dedi.

    Birkaç günlük uykusuzluklarda hemen panik yapılmamasını söyleyen Yrd. Doç. Dr. Emre Tan, “Hormonal ve dış etkenlere bağlı değişikliklerde birkaç günlük uyku sorunları yaşanabilmektedir. Fakat bu durum birkaç haftadır sürüyorsa doktora başvurmak gerekir. Uyku sorunu, uykuya dalma güçlüğü, kesik kesik uyuma, hiç uyuyamama, derin uykuya geçememe veya çok erken uyanma gibi sorunlarla karşımıza çıkabilir. Günlük hayatımıza etkisi ise halsizlik, yataktan bir türlü kalkamamak, dikkat eksikliği, yapacağı işe konsantre olamama, gün içinde ani bastıran uyku atakları veya sinirlilik şeklinde kendini gösterebilir” ifadelerini kaydetti.

    İdeal uyku süresi

    İdeal uyku süresinin kişiden kişiye, yaşa ve yaşam koşullarına göre değişmekle birlikte günlük 7-9 saatlik uykunun ideal olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Emre Tan, “Aşırı erken kalkmak veya aşırı geç yatmak da, süresi iyi olsa da, uyku kalitesini bozar. Bu nedenle uyku hijyenine dikkat edilmeli, Sessiz ve yeterince karanlık bir ortamda uyunmalı, yatış ve kalkış saatleri düzenli olmalı, manyetik alan yaratacak cihazlar odada bulundurulmamalı, yatak ve yastık kalitesi kişiye uygun olmalı, yatmadan en az 2 saat önce bilgisayar ekranından, en az 1 saat öce TV ekranından uzak durulmalı, uyumadan önceki 2 saat yemek yenmemeli, salonda, koltukta ve TV karşısında uyunmamalı, yatakta yemek yemek veya ders çalışmak gibi faaliyetler yapılmamalı, uyumadan önceki saatlerde dinlendirici müzikler ve kitap okumak faydalı olur” dedi.