Etiket: Uygun

  • “Yemiş Kapanı Hanı”nın Aslına Uygun Yapılması İsteği

    Mimar Sinan’ın ustalık eseri Selimiye Camii ile Eski (Ulu) Camii arasındaki, alanda bulunan, ancak Balkan Savaşları sırasında yıkılan Yemiş Kapanı Hanı’nın aslına uygun yapılması konusunda sivil toplum kuruluşları bir araya gelerek, ortak bir basın açıklaması yaptı.

    Yemiş Kapanı Hanı’nın aslına uygun yapılması için Adalet ve Kalkınma Partisi, Büyük Birlik Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, Saadet Partisi, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası, Edirne Ticaret Borsası, Edirne Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği, Alipaşa Çarşısı Esnafları Derneği, Bedesten Çarşısı Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Memur-Sen, Kamu-Sen, İlim Yayma Cemiyeti, Mimar Sinan Vakfı ve Edirne Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ortak basın açıklaması yaptı.

    Mimar Koca Sinan’ın anıtı önünde yapılan basın açıklamasına siyasi partilerin ve kurum ve kuruluşların temsilcileri katıldı. Saadet Partisi Edirne İl Teşkilatı Mahalli İdareler Başkanı Av. Sinan’ın Tekin’in kuruluşlar adına yaptığı basın açıklamasında, Edirne’de bulunan siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları ve esnaf temsilcileri ile çarşı yöneticileri olarak Edirne’nin tarihi ve kültürel eserlerine sahip çıkma konusunda hassasiyet göstermek üzere bir araya geldiklerini söyledi.

    Av. Sinan Tekin, kazı çalışmaları ile temelleri ortaya çıkartılan Yemiş Kapanı Hanı’nın, bu temeller üzerine inşa edilerek ticari ve turistik hayata kazandırılmasının çok faydalı olacağını düşündüklerini ifade etti. Av. Tekin, “Bu eserin yeniden kullanıma açılmasının, yılda yaklaşık 3 milyon turistin ziyaret ettiği Edirne’mize hem ticari hem de turistik manada bir katma değer sağlayacağına inanıyoruz. Mimar Sinan’ın ‘ustalık eserim’ dediği Selimiye Camii etrafının hanlarla donatılmasını istediği bilinmektedir. Bilindiği gibi Osmanlı döneminde ibadet ve ticaret mekânları sürekli yan yana olmuş, hayatın bir parçası haline getirilmiştir. Bursa Ulu Camii’nin hemen yakınında 3 adet Han, Makedonya Üsküp’te Murat Paşa Camii’nin yakınlarında yine 3 adet Han bulunmaktadır. Bu örnekler çoğaltılabilir. Yemiş Kapanı Hanı da bu doğrultuda hizmet vermek üzere bina edilmiş ancak maalesef yakın geçmişte Balkan savaşlarında yıkılmıştır” dedi.

    Av. Tekin, “Tarihi kaynaklarda Sultan III. Murat tarafından 1588’li yıllarda Selimiye Camii’ne vakıf olarak yaptırıldığı belirtilen Yemiş Kapanı Hanı’nın temellerin ortaya çıkarılma çalışmasını, Edirne’mizin tarihi eserlerini yeniden imar etme ve günümüzde kullanıma sunma açısından çok önemli buluyoruz. Bu konuda gayret sarf eden tüm yetkililere, kuruluşlara ve şahıslara teşekkür ederiz. Bütün bunları göz önünde bulundurarak Edirne’deki Siyasi Partiler ve Sivil Toplum Kuruluşları olarak şehrimiz için büyük önem arz eden ve bir kazanım olacak olan Yemiş Kapanı Hanı’nın aslına uygun olarak yeniden hayata geçirilmesini yetkililerden talep ediyoruz” şeklinde açıkladı.

  • Yörük: “Şehir Planına Uygun Binalar İnşa Edeceğiz”

    Yörsan ve Yöryapı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Teoman Yörük, şehir planlarına uygun binalar inşa edeceklerini belirtti.

    Yörsan ve Yöryapı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Teoman Yörük, artan nüfusla birlikte Türkiye’deki yapılaşma oranının da hızla arttığını belirterek çarpık kentleşmenin fazlalaştığını dile getirdi. Yörük, “Bir saatlik yağmurun sonunda bile meydana gelen su baskınları, aracı olanların yaşadığı park yeri problemleri, biçimsiz ve estetikten yoksun binalar ve yeşil alanlarının yok denecek kadar az olması, görüntü ve gürültü kirliliği özellikle şehirde yaşayan insanların yaşam kalitesini düşürüyor” dedi.

    “İSTANBUL’U KURTARMANIN TEK YOLU KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJELERİNİ HAYATA GEÇİRMEK”

    İstanbul gibi bir dünya şehrini olumsuz etkilerden kurtarmanın yolunu kentsel dönüşümde gördüğünü söyleyen Yörük, “Altyapısı, yeşil alanları ve sosyal imkanları ile planlı, sağlıklı ve sürdürülebilir şehirlerin inşa edilmesi için başta devletimiz olmak üzere özel sektöre, üniversitelere ve bu şehirde yaşayanlara önemli görevler düşüyor. Başta İstanbul olmak üzere 81 vilayetimizin kent planlamasını bütüncül ve sistematik bir anlayışla yapmak, gelecek nesillere kaliteli yaşam imkanı tanımak ve olası felaketlerde kayıpları en aza indirgemek için kentsel dönüşümü fırsata dönüştürmek gerekiyor. Devletimizin resmi rakamlarına göre; kentsel dönüşümle ilk etapta 6 milyon konutun ivedi bir şekilde yenilenmesi gerekiyor. 20 yılda ise 14 milyon konutun yenilenmesi hedefleniyor. Bu hedefler ülkemiz için tarihi bir fırsat niteliği taşımakla birlikte kentsel dönüşüm alanında; sürdürülebilirlik, Ar-Ge ve inovasyon üçgeninde ilerlenirse sektörde kalite standartları yükselebilir” şeklinde konuştu.

    Yörük, vatandaşların kentsel dönüşüm konusunda bilinçlendirilmesinin gerektiğini dile getirerek “Kentsel dönüşüm projelerinde bilinçli konut sahibi ve alıcısı olmak gerekiyor. Yapıyı oluşturan tüm unsurlar bir bütün olarak değerlendirilmeli ve her detayda aynı sağlamlık ve estetik kaygısı taşınmalı. Zira konut seçerken hem statik hem de estetik değerleri sorgulamaları gerekiyor. Zemin etüdünden projelendirmeye, malzeme kalitesinden yapım faaliyetine kadar bina üretim sürecinin her aşamasında alınacak mühendislik hizmeti, yapıların güvenli olmasının en önemli teminatıdır” dedi.

    “HEDEFİMİZ ŞİMDİYE KADAR YAPILMAYANI YAPMAK”

    Vizyon Koleji Bahçeşehir kampüsünü tamamladıktan sonra rotayı kentsel dönüşüme çevirdiklerini belirten Yöryapı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Teoman Yörük, “İlk olarak Acıbadem’de Yör Palas ve Erenköy’de Altındere Apartmanını inşa edeceğiz. Amacımız Yörsan’da olduğu gibi sektörde öncü firma olmak. Okul projemizle başlayan inşaat serüvenimizi Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında anlaşacağımız yerlerle devam ettireceğiz. Adımları tek tek ve sağlam bir şekilde atmak istiyoruz. Adımıza yakışır işler yapmak için, gıda sektöründe yaptığımız gibi inşaat sektöründe de şimdiye kadar yapılmayan şeyleri yapacağız inşallah. Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında ses getiren işler yaptıktan sonra çok büyük çaplı markalı konut projelerine imza atmayı planlıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Şuan için Yör Palas Acıbadem ve Erenköy Altındere Apartmanı ile kentsel dönüşüm projesi kapsamında anlaştıklarını dile getiren Yörük, yakın zamanda Bağdat Caddesi, Fenerbahçe ve Erenköy’de birçok konut projesine başlayacaklarını, konut projesi dışında Çengelköy’de villa projesi ve Kağıthane’de hastane projesine başlayacaklarını belirtti.

    “YÖRYAPI’NIN İLK ULTRA LÜKS KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ: YÖR PALAS”

    Yörük açıklamalarını şu şekilde sonlandırdı: “Yör Palas, kentsel dönüşüm projesi kapsamında, tasarımıyla standartların değişime uğradığı, zamana uygun taleplerin yeniden tasarlanarak dizayn edildiği bir projedir. Yör Palas, gözde lokasyonuyla İstanbul’un tamamına zahmetsizce ulaşma kolaylığı sağlayacak. Dış cephesinde Osmanlı dokularının Avrupa mimarisiyle sentezlendiği, içeride ise kalitenin ön planda tutulduğu akıllı ev sistemleriyle hayatı kolaylaştırmayı amaçlıyoruz. Yör Palas, 4 adet 4+1 ters dubleks, 4 adet 4+1 çatı dubleksi ve 12 adet 3+1 olmak üzere toplam 20 ultra lüks daire ile ev yaşamında ferahlığın yeni adresi olacak”.

  • Hacamat İçin Uygun Günler Geldi

    Lenfatik drenajları açarak en etkili detoks olarak kabul edilen, Peygamber Efendimizin de sünneti olan hacamat için en uygun günler Nisan ayının ikinci yarısında bulunuyor.

    Birçok faydası ilmi olarak ispatlanan hacamat, alternatif tıp usulleri ile çalışan hekimler sayesinde yaygınlaşıyor.

    2016 yılında kameri aylardan Recep ayının 15, 17, 19, 21. günlerinde özellikle Salı gününe gelen 26 Nisan’da yaptırılması çok faydalı olan hacamat için doktorlar şimdiden randevu programlarını doldurdular. Bursa’da her yıl ilkbahar aylarında yüzlerce vatandaş doktor muayenehanelerine veya kupa ile hacamat yapmayı bilen sağlık görevlilerine müracaat ederek detoks yaptırıyor. Peygamber Efendimizin, “Ayın 17’sine denk gelen salı günü hacamat olmak (kan aldırmak) 1 yıllık hastalığa şifadır” hadis-i şerifi üzerine çok sayıda insan 26 Nisan Salı gününe hacamat planı yaptı.

    Özel vakumlu kupalarla kan alma yöntemi olan hacamatın insanı dinçleştirdiği belirtildi. Peygamber Efendimizin de sünneti olan hacamat, damardan kan vermekten farklı bir tıbbi uygulama olarak literatürde yer alıyor. Hacamat, kan üretimini artırarak bağ dokusunda birikmiş toksinleri (zehirli madde) temizliyor. Hacamattan daha hızlı bağ dokusundaki toksik birikimi azaltan tedavi yöntemi şu anki modern ve alternatif tıpta bulunmuyor.

    Bursa’da hekim olarak hacamat yapan akupunktur uzmanı Dr. Kasım Altıntaş, hacamatın yapıldığı bölgelerde bulunan noktalarının bistüri ile delinerek ciddi bir şekilde uyarılmasıyla farklı etkilerin oluştuğunu söyledi. Hangi maksat ve metotla olursa olsun, kan aldırmayla ilgili uygulamaların bir hekimin muayenesi ve tavsiyesiyle yapılması gerektiğini söyleyen Altıntaş, “Hekim tarafından uygun görüldükten sonra hacamat yapılacak bölgenin sterilizasyonu sağlanır. Ardından kupalar vakumlanarak kapatılır. Kısa bir süre vakumlama işlemi yapıldıktan sonra bölge bistüri ucuyla çizilir. Buraya tekrar kupalar vakumlanarak kapatılır. Bundan sonra kupaların içine kan dolmaya başlar. Hekimin uygun gördüğü ölçüde kan alınır. Tatbik edilen bölgede mikro sirkülasyon artmakta, dolaşım rahatlamaktadır. Yöntem, kan ve dokulardan toksinlerin atılmasını sağlar. Uygulamanın yapıldığı akupunktur bölgesinin özelliğiyle alakalı olarak lenfatik drenajlar açılmış olur. Böylece o organların üzerindeki stres azalır” dedi.

    5 BİN YILLIK USUL

    Hacamatın 5 bin yıllık bir usul olduğunun altını çizen Dr. Kasım Altıntaş, “Eski Çin’de, Mısır’da, Mısır’daki piramitlerde bile hacamatın yapıldığına dair hiyerogliflere rastlanmaktadır. Bu 5 bin yıllık bir tedavi şeklidir. Peygamber Efendimiz kendi sağlığı için uyguladığından, aynı zamanda sünnet olma özelliği de taşır. Hacamat, vücudumuzun çöplüğü olan yumuşak bağ dokusundaki toksik atıkların temizlenmesini sağlayan en kuvvetli yöntemlerden biridir. Dolayısıyla hacamatla vücudumuzun çöplüğünü boşalttığımız için çok önemli bir değer elde etmiş oluruz. Belirli mevsimlerde, bilhassa ilkbahar ve sonbaharda hicri ayların 15, 17, 19 ve 21’inde yapılan hacamatın insan sağlığı açısından çok büyük bir önemi var. Biz bunun ilkbahar ve sonbaharda yapılmasını tavsiye ediyoruz. Özellikle bu konuya erkeklerin fazlasıyla dikkat etmesi gerektiğini düşünüyorum. Sağlığı korumak maksadıyla bu mevsimlerin dışında da yapılabilir. İnsan sağlığının bozulduğu durumlarda da uygulanabilir. Bu gibi durumlarda hacamatın tarihi olmaz. Çarşamba ve cumartesi günleri dışında yapılabilir” dedi.

    Dünyada cupping terapi olarak bilinen hacamatın her zaman uygulanabileceğini belirten Altuntaş, “Hacamat, ağrılı rahatsızlıklardan tutun da psikolojik rahatsızlıklara kadar vücut iç organlarının işleyiş sistemi ve sinir sistemini regüle etmede önemli bir rol oynamaktadır. Hacamat ile bağ dokusundaki toksin birikimler temizlendiği için vücut rahatlar. Ayrıca hacamat sayesinde lenfatik sistemdeki tıkanıklıklar giderilmektedir. Belki modern tıpta unutulmuş bir husus. Dolayısıyla lenfatik sisteminin güçlü olması, aslında vücudumuzun kuvvetli bir bağışıklık kazanmasını da sağlar. Ağrılı rahatsızlıklarda, özellikle de boyun fıtığı gibi rahatsızlıklarda kaslardaki spazmı çözmekte işe yarar. Migren, baş ağrısı, sırt ağrısı, sırtın tamamındaki ağrılar, bel, bacak problemleri, alerjik bazı rahatsızlıklar, mide problemleri, karaciğer rahatsızlıkları gibi önemli organlarımızın güçlenmesini sağlar. Psikolojik problemlerde de baş bölgesinde uyarılma yapılmaktadır ve şizofren gibi ağır hastalara karşı çok etkili olur” şeklinde konuştu.

    Hadis-i şeriflerde, hacamatın pazar, pazartesi, salı ve perşembe günleri yapılması ve hicri ayın ikinci yarısındaki tek günlerde yapılması tavsiye ediliyor. Hacamattan önceki gün tuzun azaltılması, cinsi münasebet dahil efor gerektiren bazı eylemlerden kaçınılması, hacamat yapıldığı gün de bunlara riayet edilmesi, birkaç saat sonra uyunmaması, yarım gün sıcak banyo yapılmaması, hacamat öncesindeki gün ve sonrasındaki günde et ve süt gibi hayvani gıdalar tüketilmemesi gerektiği belirtiliyor. 65 yaşın üzerindekilerin kan seviyeleri ölçülerek uygulanan hacamat, kadınlara da tatbik edilebiliyor.

    Bu yıl sağlık açısından 18 Nisan Pazartesi ve 19 Nisan Salı ile 25 Nisan Pazartesi günü yaptırılabilen hacamat, 24 Nisan Pazar ve 26 Nisan Salı günü de sünnete uygun olarak kameri ayın durumuna göre yaptırılabilecek.

  • İlacın Uygun Olanı Ve Uygun Kullanılanı Faydalı

    Halk Sağlığı ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. M. Emin Dinççağ, yaptığı açıklamada, ilacın uygun olanı ve uygun kullanımının faydalı olduğunu ifade ederek uyarıda bulundu.

    Birden çok ilaç kullanıldığı durumlarda, ilaçların bazı ilaçlar ile veya besinler ile etkileşebileceğinin bilinmesi gerektiğini hatırlatan Dr. M. Emin Dinççağ, “Böyle durumlarda hem hekime hem de hastaya önemli görevler düşmektedir. Bazen çok ilaç içmek hastalar için kaçınılmaz bir durumdur. Böyle durumlarda hem hasta için hem de hekimler için ciddi sorunlar var demektir. Zira ilaç bir kimyasal maddedir ve birbiriyle etkileşebilir. Onun için hastanın kullandığı ilaçları hekimine göstermesi ve ne kadar ve ne sürede içtiğini açık açık anlatması gerekir. Bazı ilaçların, bazı ilaçların etkisini azalttığı, bazı ilaçların ise birlikte kullanıldığında diğer ilaçların etkisini aşırı artırdığı bilinmektedir. Bu durum hastanın hayatını riske sokabilir” dedi.

    Sadece ilaç ilaç değil, ilaçların bazı besinler ile de etkileştiği ve sağlık açısından problem oluşturabildiğinin altını çizen Dr. Dinççağ, “Bu tür gıdalar arasında en çok bilineni greyfurt suyudur. Greyfurt suyu bazı ilaçlarla etkileşerek etkilerini azaltabileceği gibi bazı ilaçların etkisini de artırabilir. Aslında polifarmasi, yani çok ilaç yazılması bazen hekimin hastanın tanısında yeterli laboratuvar desteğini bulamadığı tanı koymada zorlandığı durumlarda olabilir. Ama akılcı ilaç kullanımı ve iyi hekimlik uygulamalarında ideal olan, az ve uygun ilaçtır. Birden çok ağrı kesici ile daha çok ağrının kesilmesi, daha yüksek doz veye birden çok antibiyotik verilerek hastanın daha kısa sürede iyileşeceği inancı yanlıştır” diye konuştu.

    Halk Sağlığı ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. M. Emin Dinççağ, açıklamasını şöyle tamamladı:

    “Çok ilaç kullanıldığı durumlarda hekimler yazdıkları ilacın diğer ilaçlarla etkileşmemesi için gerekli tedbirleri almalıdırlar. Özellikle antidepresan ilaçlar ve epilepsi ilaçları birden çok ilaç ile etkileşebilir. Hastalar da ilaç prospektüslerini okuyarak bilgileri hekimleriyle paylaşmalıdırlar. Görülen yan etki durumunda hekimler bilgilendirilmelidir. İlaçların bitkisel ürünler ile birlikte kullanıldığı durumlarda da bu tür etkileşimlerin olabileceği unutulmamalıdır. İlaçlar hekimin verdiği ölçüde ve sürede ve dozda kullanılmalıdır. Ülkemizde ilaçların yan etkisi konusunda geri bildirim henüz yeterince gerçekleştirilebilmiş bir uygulama değildir. Halk sağlığı açısından ilaç yan etki geri bildirimlerinin titizlikle yapılmasının çok faydalı olacağı bilinmelidir.”

  • 74 Yaşındaki Ahmet Uygun 3 Gündür Kayıp

    Aydın’ın Efeler ilçesinde yaşayan 74 yaşındaki Ahmet Uygun’dan, 19 Şubat Cuma gününden bu yana haber alınamadığı belirtildi.

    Edinilen bilgiye göre; Cuma sabahı Efeler ilçesi Kurtuluş Mahallesi’ndeki evinden ‘hastaneye gidiyorum’ diyerek sabah saatlerinde ayrılan Ahmet Uygun, bir daha evine dönmedi. Aile fertleri Emniyet ve Jandarma’ya kayıp başvurusunda bulunurken, Ahmet Uygun aranmaya başlandı.

    Oğlu Bülent Uygun babasının bulunması için görenlerin 0.505.841 97 71 numaralı telefondan kendileri ile iletişime geçmelerini yada emniyet güçlerine haber vermelerini istiyor.