Etiket: Uygulanan

  • Kübalılara uygulanan özel göç politikası bitti

    Obama, ABD topraklarında yasa dışı olarak kalan Kübalı göçmenlerin on yıllar boyunca süren kalma iznini sonlandırdı.

    ABD yönetimi vize alıp almadıklarına bakmaksızın ülkeye gelen neredeyse her Kübalı’ya otomatik ikamet izni veren ve ABD göçmenlik politikasında uzun süredir devam eden istisnaları feshetti.

    ABD topraklarına ayak basan herhangi bir Kübalının kalması, ama karaya ulaşmadan denizde yakalananların geri gönderilmesi olan ’kuru ayak, ıslak ayak’ adı verilen politikanın sona ermesi Perşembe gününden itibaren yürürlüğe girdi.

    Kübalı yetkililer bu değişikliğin yapılmasını yıllardır bekliyorlardı. Washington ve Havana, Küba’dan ABD’ye dönenlerin geri dönmesine izin vermek için yapılan anlaşma da dahil olmak üzere bu değişiklik için aylarca görüştüler.

    Değişiklik ani bir şekilde ilan edildi, çünkü önceden uyarı göndermek binlerce kişinin süre sonuna kadar komünizm ile yönetilen adadan Florida’ya geçmek için deniz yollarına hücum etmesi anlamına geliyordu.

    Obama yaptığı açıklamada bu değişiklikle diğer milletleri kabul ettikleri gibi Kübalıları da kanunların uygunluğu ölçüsünde kabul edebileceklerini söyledi.

    ABD sahil güvenliği her yıl Florida’ya 145 kilometre geçişi gerçekleştiren binlerce Kübalıyı durduruyor ancak Meksika üzerinden gelenler dahil ABD topraklarına ulaşan 10 binlerce kişinin ülkede kalmasına izin veriliyor. Bununla birlikte diğer ülkelerden gelenler yakalanıp geri gönderiliyor.

  • Suriyelilerin ekonomiye aktif katılımı için uygulanan proje 2017’de devam edecek

    Suriyelilerin istihdama katkılarını sağlayarak ortak bir gelecek oluşturmak amacıyla sürdürülebilir en kapsamlı proje olarak hayata geçirilen İMECE Programı’nın 3 aylık pilot uygulaması tamamlandı. 14 farklı ilde gerçekleştirilen uygulama kapsamında, bin 141 Suriyeli ve Türk girişimci adayına eğitim verilirken, toplamda 94 iş fikrinin ortaya çıktığı ve Arapça konuşan 22 eğitmen yetiştirildiği kaydedildi.

    Habitat Derneği’nin, Türkiye’de sayıları neredeyse 3 milyona ulaşan Suriyeli mültecilerin ekonomiye kazandırılması için Birleşmiş Milletler Mülteci Yüksek Komiserliği ile birlikte hayata geçirdiği İMECE Programı kapsamında, 14 farklı şehirde toplamda bin 141 Suriyeli ve Türk girişimci adayına eğitim verildi. Suriyelilerin en çok göç ettiği illerde verilen eğitimlerde, toplamda 94 iş fikri ortaya çıktığı ve Arapça konuşan 22 eğitmen yetiştirildiği kaydedildi. Eğitime en çok katılım gösteren iller ise Kayseri ve Mersin oldu. Habitat Derneği, 2017 yılında İMECE Programı’nın eğitim müfredatını genişleterek, girişimci adaylarına mentorluk hizmeti de vereceğini açıkladı.

    Adıyaman’da yer alan, 10 binden fazla Suriyeli mültecinin yaşadığı Türkiye’deki en büyük kampta da İMECE Programı kapsamında girişimcilik eğitimleri verildi. 90 Suriyeli mültecinin katıldığı eğitim, Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyor.

    2017 yılı itibarıyla eğitimlerin kapsamının genişleyeceğini ve yeniliklerin olacağını belirten Habitat Derneği Genel Koordinatörü ve İMECE Programı Direktörü Başak Saral, “Yeni yılda İMECE eğitimlerini 80 saatlik yoğunlaştırılmış bir programa çevireceğiz ve mentorluk sistemini devreye sokacağız. Yüksek potansiyelli girişimcilerini de yatırımcılarla bir araya getireceğiz” dedi.

    Verilen eğitimlerde toplamda 94 iş fikrinin ortaya çıktığını kaydeden Saral, “Eğitimini tamamlayan Suriyeli mültecilere desteğimiz sürecek. Onlar için bir yarışma açacağız. Bu yarışmayı kazanan 20 takıma sektör uzmanları özel danışmanlık verecek. Buna hızlandırıcı eğitimi diyoruz. Ayrıca Suriyeli ve Türk girişimcilerin finansal ihtiyaçlarını analiz ediyoruz. Araştırma sonucunda her iki tarafa da finansal ne gibi destekler sağlanabileceğine karar verilecek” ifadelerini kullandı.

  • (Özel haber) Sağlık Merkezinde enjeksiyon uygulanan kadının bitkisel hayata girdiği iddiası

    Isparta’da aile sağlık merkezinde enjeksiyon uygulamasının ardından kalbi duran 58 yaşındaki Sevgi Duzman, kalp masajıyla hayata döndürüldü ancak bitkisel hayata girdi. 6 aydır yoğun bakımda yatan Duzman’a teşhis konulamadı.

    Antalya’da oturan 58 yaşındaki Sevgi Duzman, ziyaret amacıyla Isparta’da oturan kızının yanına geldi. 3 Mayıs tarihinde aile sağlığı merkezine boğaz ağrısı şikayetiyle giden Duzman, muayene sonrası doktorun yazmış olduğu antibiyotik enjeksiyon ve diğer ilaçları almak için sağlık merkezi karşısındaki eczaneye gitti. Ancak, iddiaya göre, sapasağlam gittiği sağlık merkezinde enjeksiyon uygulanan Duzman, sağlık merkezinden çıktıktan kısa bir süre sonra yere yığıldı. Kalbi duran ve nefes alamayan kadın, Isparta Devlet Hastanesi acil servisinde kalp masajıyla yaşama döndürülse de bilinci kapalı şekilde yoğun bakım ünitesine alındı. 6 aydır yoğun bakım ünitesinde yatan ve teşhis konulamayan Duzman’ın ailesi yetkililerden yardım bekliyor.

    “6 aydır yoğun bakım kapısında bekliyoruz”

    İHA muhabirine yaşadığı zorlukları gözyaşları içinde anlatan Sevgi Duzman’ın kızı Gülay Dayan, “Annem yere yığıldıktan sonra etraftakiler hemen ambulansa haber veriyor. Ambulans geldiğinde annemin kalbi durmuş nefes almıyormuş. Hemen hastaneye götürüyorlar ve 30 dakika kalp masajı uygulamasından sonra hayata döndürülüyor. Annem 6 aydır bilinci kapalı halde yoğun bakımda yatıyor ve biz yoğun bakım kapısında bekliyoruz” dedi.

    “Artık dayanacak gücüm kalmadı”

    Kayseri’de oturan 3 çocuk annesi Dayan, 6 aydır bir umutla beklemesine rağmen annesi için bir tanı konulamadığını ileri sürdü. Sesinin duyulmasını isteyen Dayan, “Ben Cumhurbaşkanımızdan, Başbakanımızdan, Sağlık Bakanımızdan feryadımı duyup yardımcı olmalarını istiyorum. Tıp bu kadar ilerlemişken, annem için de bir şeyler yapılmasını istiyorum. Artık dayanacak gücüm kalmadı. Psikiyatri tedavisi görüyorum. Bana annemin neden yoğun bakımda olduğunu soranlara ‘ben de bilmiyorum’ diyorum. Bize söylenen tek şey annemin hipoksit beyne sahip olduğu. Bu da kalbin durması sonucu beyne oksijen gitmemesinden kaynaklıymış. Ama annemin kalbi neden durdu? Neden bu durumda bunun açıklaması yapılmıyor. Bir teşhis konulmasını ve tedavisinin yapılabileceği bir hastaneye sevkinin yapılmasını istiyorum. Doktorların söylediği tek şey ‘hasta gözünü açtığında ya da ölümü halinde otopsi sonucu teşhis koyabiliriz.’ Biz bunu beklemek istemiyoruz. Biz annemizi istiyoruz. Bir tanı konduktan sonra evimizde kendimiz bakmak ya da tedavisini bize söylenen bir yerde yaptırmak istiyoruz. Biz annemizi geri istiyoruz” diye konuştu.

    “Enjeksiyondan mı oldu bunu bile bilmiyoruz”

    Annesinin bu duruma gelmesine yapılan enjeksiyonun neden olup olmadığı konusunda bile bir şey bilmediklerini kaydeden Dayan, “Annemin başına bu durum geldikten sonra zehirlenme şüphesi olunca polis çağrılmış. Biz de bu durumdan eğer sorumlu varsa şikayetçi olduğumuzu söyledik. Annem kendisine yapılan enjeksiyondan sonra mı oldu başka bir şey mi? Bunun cevabını bile almış değiliz. Biz yanan yüreğimize bir su serpilmesini istiyoruz. Annemi bu şekilde görmeye artık dayanamıyorum” şeklinde konuştu.

    Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreter vekilinden açıklama

    Isparta Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreter vekili Dr. Zafer Dirik, “Bilindiği gibi hastamız antibiyotik içerikli enjeksiyon uygulamasından sonra ciddi bir tansiyon düşüklüğü nedeniyle bayılıyor ve beyni oksijensiz kalıyor. Hastanın tanısı var. Hastanın bayılma sırasında beyne yeterince oksijen gitmemesinden kaynaklı beyinde hasar oluşmuş. Bizim hekimlerimiz neredeyse ölmüş denilecek hastayı müdahale ile hayata döndürüyorlar. Hastamız şu an makinaya bağlı. Bu tür tanılarda bir başka hastaneye sevk durumu çok zor. Hangi hastaneye veya merkeze giderse gitsin aynı tedavi yöntemi uygulanacak. Aile bizden hastanın Kayseri’ye sevkini istedi. Bizim başka bir hastaneye sevk durumu söz konusu değil. Ancak aile özel bir ambulans tutarak oluşabilecek riski üzerilerine alırsa biz sevkini yaparız. Zaten bir üst birime sevk durumu oluşsa da bizim aileye danışmadan bunu gerçekleştiririz. Bu tür hastalarda beyin ölümü gerçekleşmeden tedavinin bitirilmesi mümkün değildir. Nereye götürülürse götürülsün uygulanacak tedavi aynıdır” dedi.

  • ’Geleceğin E Hali’nde sağlıklı yaşam için Amerika da uygulanan ve Türkiye de yeni kullanılan en son yöntem ‘Mindfulness Felsefesi’ açıklandı

    Eczacıların dev buluşması olarak görülen ’Geleceğin E Hali’ Kongresi önemli konuşmacıların sunumlarıyla devam ediyor. 24 Eylül tarihine kadar İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen organizasyonda, Cumartesi saat 11:00’de Dünyaca ünlü Fütürist Patrick Dixon ‘Sağlıkta Gelecek Tasarımı’nı kamu oyuna açıklayacak.

    Açılışı yapıldığı ilk günden itibaren yoğun katılımın sağlandığı ’Geleceğin E Hali’ Kongresi’nin 2’inci günüde Endokrolog Prof. Dr. Taner Damcı, ’Yaşam Biçimini Değiştirmek, Ama Nasıl?’ isimli panelde konuştu. Prof. Dr. Damcı,yaşam biçimi değişikliği dediğimiz şey, elimize bir liste alıp, listeye göre beslenmek ya da kilo vermek için bir koşu bandı üzerinde terlemek değildir. Yaşam biçiminde değişiklik çok daha köklü olmalı. Ancak bu şekilde kalıcı olabilir. Bir diğer konuşmacı Prof. Dr. Ener Çağrı Dinleyici ise ’Geleceğin Mikrobiyota Hali’ isimli panelinde; mikrobiyotanın sağlığın temel unsuru olduğuna vurgu yaptı.

    Sağlıklı yaşam için kökten yaşam şeklimiz değişmeli, günlük diyetler sadece geçici çözümlerdir

    Endokrolog Prof. Dr. Taner Damcı; ‘Şeker hastalığı, şişmanlık, hipertansiyon gibi hastalıkların birinci tedavisi yaşam biçimini değiştirmek.Bu, insanın sağlıklı beslenmesi, stresten uzak durması, iyi uyuması ve hareket etmesidir. Tabii ki bu durumlarda ilaçlarda kullanılır. İlaçlar hep yaşam biçimi değişikliğine yardımcıdır. Hekimler olarak, sağlık profesyonelleri olarak yaşa biçimi değişikliğini hastalara öneririz. Fakat bunun nasıl yapılacağı konusunda fazla bilgi veremeyiz. Bugün sunduğum konu, yaşam biçimi değişikliği nasıl yapılabilir. Yaşam biçimi değişikliği dediğimiz şey, elimize bir liste alıp, listeye göre beslenmek ya da kilo vermek için bir koşu bandı üzerinde terlemek değil. Yaşam biçimi değişikli çok daha köklü bir şey. Böyle olursa ancak kalıcı olabiliyor. Köklü değişikliği yapmak, elimize tek tek listeler alıp ve koşu bandı üzerinde terlemekten çok daha kolay ve etkili oluyor’’ dedi.

    Mindfulness felsefesi

    Amerika’da üniversitelerde kullanılan ’Mindfulness’ı anlatan Prof. Dr. Damcı,’’Bizim bu yaşam biçimini değiştirme ile ilgili 8 haftalık bir programımız var. Amerika’da bütün üniversitelerde kullanılan ’Mindfulness’ felsefesini kullanıyorum. ’Mindhfulness’, tıpta stres azaltmanın, insanlarda davranış değişikliğini motive etmenin en önemli ve en etkin yolu. Çok değişik alanlarda kullanılıyor. Biz ’Mindfulness’ı Türkiye’de yaşam biçimi değiştirmek, daha sağlıklı beslenmek, daha iyi hareket etmek, stresten uzak durmak amacıyla program oluşturduk. Programın adı, ’Cognita’. Bu programda 8 haftalık yaşam biçimi değişikliği sistemleri uyguluyoruz’’ şeklinde konuştu.

    ’’ Stres, bizi hastalığın kucağına iten en önemli faktör’’

    Stresin hayatımıza olumsuz etkisini altını çizen Prof. Dr. Damcı, ’’Stres hayatımızı kısaltan, yaşamımızın kalitesini bozan, bizi hastalıkların kucağına iten en önemli faktör. Günümüzde hayatta çok yoğun bir tempo var. Stres bizim sağlımızı ekliyor. Stresten uzaklaşmanın yolu, başka bir yere kaçmak, bir tatil yerine kaçmak ve oraya yerleşmek değil. Bu hayatımızın içinde stresten korunabiliriz. Stresi daha az algılayıp, onun sağlımıza olumsuz etki etmesini engelleyebiliriz’’ dedi.

    Tıp bütünseldir. Yalnız doktorlarla, başka sağlık profesyonelleriyle yürütülebilecek bir süreç değildir diyen Prof. Dr. Damcı,’’Bunların önemi var ama bizim işbirliği yapmamız gerekiyor. Eczacılar, doktorlar, sağlık profesyonelleri, hemşireler, diyetisyenler ve spor uzmanları; iş birliği yapmaları gerekiyor. Bu tür kongreler bunun için harika bir fırsat. Bir başlangıç olur diye düşünüyorum. Bu iş birliği bizim için büyük bir eksiklik. Bunu gerçekleştirebilirsek insanlar daha fazla katkıda bulunabiliriz diye düşünüyorum’’ ifadelerini kullandı.

    ’’Mikrobiyota sağlıklı olmamızın temel unsurudur’’

    ’Geleceğin Mikrobiyota Hali’ panelinde konuşan Prof. Dr. Ener Çağrı Dinleyici, ’’ Mikrobiyata bizim bağırsağımızda yaşayan bakteriler ve diğer canlılardan oluşturduğumuz ortak yaşam biçimidir. Mikrobiyota sağlıklı olmamızın temel unsurudur. Mikrobiyatamızı ne kadar koruyabilirsek ve ne kadar sağlıklı olmasını sağlayabilirsek, o kadar uzun vadede hastalıklara karşı önlem almış oluyoruz. Son 10 yıl bize şunu gösterdi ki: Mikrobiyatanın bütünlüğü zaman içinde bozulursa başta obezite, şişmanlık, alerjik hastalıklar, otoimmüm hastalıklar ve bazı psikiyatrik rahatsızlıklarda artma olmaktadır. Bunu koruyabilmek için temel yapabileceklerimiz; normal doğumun özendirilmesi, anne sütünü beslenmeye eklenmesi, akılcı antibiyotik kullanımı ve yaşam koşullarında doğala dönülmesidir’’ şeklinde konuştu.

  • ’Lüks konutlar için uygulanan KDV indirimi 6 ayla sınırlandırılmasın’ önerisi

    Eskişehir Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (ESMMM) Başkanı Neşet Ertoy, 150 metrekareden büyük olan konutlar için başlatılan KDV indirimi süresinin 6 ayla sınırlandırılmaması gerektiğini belirtti.

    Konuyla ilgili açıklama yapan Ertoy, 8 Eylül tarihli Resmi Gazete’de yayınlanıp bugünden itibaren yürürlüğe giren 2016/9153 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kullanım alanı 150 metrekareden büyük olan konutların tesliminde uygulanan yüzde 18 Katma Değer Vergisi (KDV) 31 Mart 2017 tarihine kadar yüzde 8’e indirildiğini belirtti. ESMMM Odası Başkanı Neşet Ertoy, yapılan vergi indiriminin kısa vadeli olduğunu anlatarak şunları belirtti;

    “İndirimin 6 ay gibi kısa bir süreliğine olması yeterli değildir”

    “Bu değişiklikten önce net kullanım alanı 150 metrekareyi geçen konutlar ile kullanım alanına bakılmaksızın Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisindeki lüks ve birinci sınıf konutlardan yüzde 18 oranında KDV alınmaktaydı. Değişiklik ile artık 31 Mart 2017 tarihine kadar bahsi geçen konutların tesliminde KDV oranı yüzde 8’e indirilerek kısa süreli de olsa inşaat sektöründe yaşanan durgunluğun giderilmesi amaçlanmıştır. Son dönemlerde bankaların konut kredi faiz indiriminden sonra bu düzenleme ile yapılan KDV indirimi de ev almayı düşünen vatandaşlara avantaj getireceği açıktır fakat bu indirimin 6 ay gibi kısa bir süreliğine olması yeterli değildir.”

    “Konut fiyatları yüzde 10 civarında ucuzlayabilir”

    Neşet Ertoy, yapılan indirim sonucunda lüks semtlerdeki dairelerin de etkileneceğini belirterek, “Eğer KDV indirim bu tür konutların fiyatlarına yansıtılır ise, lüks semtlerdeki konutlar ile kullanım alanı büyük olan konut fiyatlarında yaklaşık yüzde 10 civarında bir ucuzlama olması beklenebilir. Diğer konutların KDV oranlarında bir değişiklik yapılmamıştır” dedi.