Etiket: Uygarlık

  • Vali Memiş: “Yaşlılara gösterilen önem, o toplumun uygarlık göstergesi olarak değerlendirilmektedir”

    Vali Memiş: “Yaşlılara gösterilen önem, o toplumun uygarlık göstergesi olarak değerlendirilmektedir”

    Erzurum Valisi Okay Memiş, 18-24 Mart Yaşlılar Haftası nedeniyle bir mesaj yayınladı.

    Vali Memiş, mesajında şu ifadelere yer verdi:

    “Sevgi ve saygıyı hak eden, bizleri yetiştiren çınarlarımızın, 18-24 Mart “Yaşlılar Haftasını” kutlamanın heyecanını ve mutluluğunu yaşıyoruz. Yaşlılık süreci de kaçınılmazdır. Her yaşın bir güzelliği olduğu gibi yaşlılıkta hayatın en güzel yanlarındandır. Mustafa Kemal Atatürk’ ün “Bir milletin yaşlı vatandaşlarına ve emeklilerine karşı tutumu; o milletin yaşama kudretinin en önemli kıstasıdır. Mazide muktedirken bütün kudretiyle çalışmış olanlara karşı minnet hissi duymayan bir milletin, istikbale güvenle bakmaya hakkı yoktur.” Sözlerinden yaşlılarımızın bizim için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlamaktayız. Yaşlılarımız, milli ve manevi değerlerimizi yaşatarak, gelecek nesillere aktarılmasında köprü görevi üstlenen, değerlerimizi yarınlara taşımamızı sağlayan, toplumsal hayatımızın en kıymetli hazinelerindendir. Tecrübelerinden istifade ettiğimiz, kendilerini kıymetli bir bilgi hazinesi olarak kabul ettiğimiz, bizlere her konuda yol gösteren değerli büyüklerimize gösterdiğimiz hürmet; hiç şüphesiz, genç nesillere örnek teşkil edecek bir davranış olarak toplumsal birliğimizin ve geleceğimizin de teminatıdır. İnancımız çerçevesinde yaşlılara büyük değer verilerek, “ Küçüğüne merhamet etmeyen, büyüğüne saygı göstermeyen bizden değildir.” Hadis-i Şerif’i dinimizin yaşlılara verdiği önemi ve değeri göstermektedir. Yaşlılarımıza günümüzde gösterilecek olan sevgi ve saygı, toplumsal huzuru ve milli birliği arttıracaktır. Onların toplumla bütünleşmelerini ve yaşama bağlı kalmalarını sağlamak hepimizin görevidir. Bu duygularla, tüm yaşlılarımızın “Yaşlılar Haftası” nı kutluyor, sağlıklı ve huzurlu bir yaşam sürmelerini Allah’tan temenni ediyorum.”

  • Vali Memiş: “Yaşlılara gösterilen önem, o toplumun uygarlık göstergesi olarak değerlendirilmektedir”

    Vali Memiş: “Yaşlılara gösterilen önem, o toplumun uygarlık göstergesi olarak değerlendirilmektedir”

    Erzurum Valisi Okay Memiş, yaşlılar haftası dolayısıyla yayınladığı mesajda, “Yaşlılara gösterilen önem, o toplumun uygarlık göstergesi olarak değerlendirilmektedir” dedi.

    Sevgi ve saygıyı hak eden, bizleri yetiştiren çınarlarımızın, 18-24 Mart “Yaşlılar Haftasını” kutlamanın heyecanını ve mutluluğunu yaşadıklarını dile getiren Vali Okay Memiş, “Yaşlılık süreci de kaçınılmazdır. Her yaşın bir güzelliği olduğu gibi yaşlılıkta hayatın en güzel yanlarındandır.

    Mustafa Kemal Atatürk’ ün “Bir milletin yaşlı vatandaşlarına ve emeklilerine karşı tutumu; o milletin yaşama kudretinin en önemli kıstasıdır. Mazide muktedirken bütün kudretiyle çalışmış olanlara karşı minnet hissi duymayan bir milletin, istikbale güvenle bakmaya hakkı yoktur.” Sözlerinden yaşlılarımızın bizim için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlamaktayız” diye konuştu.

    “Yaşlılarımız, milli ve manevi değerlerimizi yaşatarak, gelecek nesillere aktarılmasında köprü görevi üstlenen, değerlerimizi yarınlara taşımamızı sağlayan, toplumsal hayatımızın en kıymetli hazinelerindendir” diyen Vali Memiş, daha sonra şunları kaydetti; “Tecrübelerinden istifade ettiğimiz, kendilerini kıymetli bir bilgi hazinesi olarak kabul ettiğimiz, bizlere her konuda yol gösteren değerli büyüklerimize gösterdiğimiz hürmet; hiç şüphesiz, genç nesillere örnek teşkil edecek bir davranış olarak toplumsal birliğimizin ve geleceğimizin de teminatıdır. İnancımız çerçevesinde yaşlılara büyük değer verilerek, “ Küçüğüne merhamet etmeyen, büyüğüne saygı göstermeyen bizden değildir.” Hadis-i Şerif’i dinimizin yaşlılara verdiği önemi ve değeri göstermektedir.

    Yaşlılarımıza günümüzde gösterilecek olan sevgi ve saygı toplumsal huzuru ve milli birliği arttıracaktır. Onların toplumla bütünleşmelerini ve yaşama bağlı kalmalarını sağlamak hepimizin görevidir. Bu duygularla, tüm yaşlılarımızın Yaşlılar Haftasını kutluyor, sağlıklı ve huzurlu bir yaşam sürmelerini Allah’tan temenni ediyorum.” Şeklinde konuştu.

  • Vali Memiş: “Yaşlılara gösterilen önem, o toplumun uygarlık göstergesi olarak değerlendirilmektedir”

    Vali Memiş: “Yaşlılara gösterilen önem, o toplumun uygarlık göstergesi olarak değerlendirilmektedir”

    Erzurum Valisi Okay Memiş, Yaşlılar Haftası dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

    Vali Memiş, mesajında şu ifadelere yer verdi:

    “Ülkemizde her yıl 18-24 Mart tarihleri arasındaki hafta “Yaşlılar Haftası” olarak kutlanmaktadır. Erzurum’da da, Valiliğimiz Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nün koordinasyonunda ve diğer kuruluşlarımızın da katkılarıyla kutlanan “Yaşlılar Haftası”, düzenlenen çeşitli etkinliklerle; yaşlılarımızın sorunlarının çözümüne ve bu baş tacı değerlerimizin huzur içinde yaşamlarını sürdürebilmelerine yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Yaşlılara gösterilen önem ve onların sorunlarının çözümü için gösterilen çaba ve uygulamalar, o toplumun uygarlık göstergesi olarak da değerlendirilmektedir. Türk toplumunda yaşlılara daima saygı ve özen göstermenin yanı sıra özürlü yurttaşlarımıza ve muhtaç çocuklarımıza da yardım edilmesi ve onların sorunlarının çözümüne duyarlılık gösterilmesi artık geleneksel bir hal almıştır. Bilindiği üzere, Cumhurbaşkanımız en son yapılan bir Genel Kurul Toplantısında yaptığı konuşmalarında bu konuya da dikkat çekmiş olup, 2019 yılının yaşlılar yılı olarak kutlanmasını istemişlerdir. Bu itibarla, inancımız çerçevesince yaşlılara büyük değer verilerek; “Sadece Allah’a ibadet edeceksiniz. Ana ve babanıza iyi davranacaksınız. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, sakın onlara “of!” bile deme! Onları azarlama! Onlara saygıyla hitap et! Onlara merhamet ederek tevazu kanatlarını aç da, “Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl şefkatle büyüttülerse, sen de onlara öyle merhamet et, de!” buyurulmuştur. Bu bağlamda; Devletimiz, son yıllarda yaşlılarımızın hayatını kolaylaştırmak, kimseye muhtaç olmadan yaşamalarını sağlamak için bir dizi yasal düzenleme yapmıştır. Huzurevleri ve bakıma muhtaç yaşlılar için evde bakım hizmetleri, yaşlılarımızın hayata tutunmalarını kolaylaştıracaktır. Bununla birlikte huzur evlerine ihtiyaç duyulmayan bir ortamın da özlemini duymaktayız. Ülkemizdeki yaşlılarımızın önemli bir bölümü, yakınlarının yanında, aile ortamı içinde yaşamlarını sürdürürken, bir bölümü de sağlık hizmetinin düzenli verildiği Huzurevlerinde yaşamlarını sürdürmektedir. Bununla birlikte ülkemiz insanı, yakın eş, dost, akraba ve kişisel sorumluluk ve mesuliyet hissi içerisinde hareket etmek bilincini daha ileri bir seviyeye taşımalıdırlar. Erzurum’da, 18-24 Mart 2019 tarihleri arasında, yaşlılarımıza toplumda verilen önemin bir göstergesi olarak, bu etkinlikleri düzenleyen ve katkı sağlayan, tüm kişi ve kuruluşları içtenlikle kutluyor, yaşlılarımıza gereken önem ve özeni gösterdikleri için de teşekkür ediyorum. Bu vesileyle, tüm yaşlılarımızın “Yaşlılar Haftası”nı kutluyor, sağlıklı ve huzurlu bir yaşam temenni ediyor, en içten sevgi ve saygılarımı sunuyorum.”

  • 4 metrekarede 4 uygarlık

    UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici listesinde yer alan Muğla’nın Yatağan ilçesindeki Stratonikeia antik kentinde yapılan kazı çalışmalarında her geçen yıl yeni bulgular ortaya çıkıyor. Prof. Dr. Bilal Söğüt başkanlığında yürütülen kazı çalışmalarında antik kentin değişik noktalarında kazı ve restorasyon çalışmaları sürerken, 4 metrekarelik alanda 4 uygarlığa ait izler bulunuyor.

    Dünyanın en büyük mermer antik kentleri arasında yer alan, aşk ve gladyatörler kenti olarak adlandırılan Stratonikeia antik kentinde Helenistik, Roma, Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet döneminin yaşam izleri hala görülürken, yapılan kazı çalışmalarında her geçen gün yeni bulgular ortaya çıkıyor. Stratonikeia antik kentinin farklı alınlarında kazı, konservasyon, restorasyon ve araştırma çalışmalarının devam ettiğini açıklayan kazı Başkanı Denizli Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilal Söğüt, “Batı caddesinin başlangıç kısmında kazıları sürdürüyoruz. Bu cadde Helenistik dönemde vardı. Roma döneminde aynı ihtişamı ile kullanılmaya devam etti. Genç Roma döneminde M.Ö. 4. Yüzyılda buraya bir kilise inşa edilmiş. Kilise 7. Yüzyılın başlarında tahrip olduktan sonra aynı alan Nekropol (mezarlık) olarak kullanıldı. Yaptığımız kazı çalışmalarında bir taraftan kiliseyi açığa çıkartırken, diğer taraftan Nekropol olarak yani mezarlık olarak kullanıldığı dönemdeki mezarları açığa çıkartıyoruz. Bu alanda hem yetişkin, hem de çocuklara ait mezarlar var. En son ortaya çıkarılan mezardaki iskeletin boyu yaklaşık 1.20 boylarında bir kız çocuğuna ait olduğunu tahmin ediyoruz. Farklı yaşlardan mezarlar da var. Mezarlar insanların ekonomik durumlarına göre şekillenmiş” dedi.

    Batı caddesindeki küçük bir alanda Helenistik, Roma, Bizans ve Türk dönemine ait izlerin bulunduğunu belirten Söğüt, “Burada isteyen istediği zemin döşemesinde durabilir. Biz bunların hepsini de bire bir koruyoruz. Herkes bu alanda kendi kültürüne ve yaşam alanına göre düzenleme yapmış” dedi.

  • Iuc Başkanı Azizoğlu: “Asli Uygarlık İslam Ve Anadolu Medeniyetidir”

    Uluslararası Üniversiteler Konseyi (IUC) Kurucu Başkanı Orhan Hikmet Azizoğlu, “Asli uygarlık İslam ve Anadolu medeniyetidir” dedi.

    Türkmeneli Televizyonu’nda yayınlanan “Coğrafyamıza Akademik Bakış” programına bu hafta eski Alparslan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nihat İnanç’ı konuk eden IUC Kurucu Başkanı Orhan Hikmet Azizoğlu, Türkiye ve bu coğrafyada yaşanan kaos ve sebepleri, demokrasi, halk ve toplum katmanlarını ilgilendiren konularda analizlerde bulundu. Türkiye’de ilgi alanımızda olan aile kavramı, ahlaki değerler, Anadolu medeniyeti ve kültürünün son yüzyılda Batı kültürü, değer ve kavramlarına karşı hızla asimilasyona uğradığını belirten Azizoğlu, “Bizi biz yapan bu ulvi yaşamsal değerlerimizden uzaklaşıp hızla başka bir yapıya bürünüyoruz” dedi.

    Özellikle yüzyıl önce Batı toplumlarının yapay olarak sınırlarını çizdiği coğrafyamızda istek, amaç, arzu ve projelerine göre dizayn ettikleri tüm İslam coğrafyasındaki halk ve toplumları suni demokrasi aldatmacası ile kendi stratejik, ekonomik, politik, diplomatik kazanımlarına göre ulusları, devletleri baskıcı rejimlerle Batı’ya doğru yönlendirdiklerini kaydeden Azizoğlu, “Bu yapay sınırlar, suni rejimler toplumların hızlı değişim ve dönüşümüne de sebebiyet verdi. Özellikle ahlaki değerler, inançlar, kültürler, kavramlar gibi İslam medeniyetinin en önemli unsurları hızla asimilasyona uğramış oldu. Biz, biz olmaktan çıkarak farklı bireyler, toplumlar, uluslar olmaya başladık” dedi.

    Son yıllarda hızını gittikçe artıran yeni bir dizayn projesinin bu coğrafyada hayata geçirildiğini ifade eden Azizoğlu, “Yine yapay sınırlar çizilmeye çalışılıyor. Coğrafyamızda yaratılan kaoslar, iç savaşlar, nifak tohumları, yine Müslümanları birbirine düşman, kardeşi kardeşe kırdırtan, aynı coğrafyada yaşamaya mecbur, mahkûm olduğumuzu unutan toplumlar haline getirildik. Birlikte yaşama kültürünü unuttuk, hoşgörüyü unuttuk, sevgiyi unuttuk, kardeşçe yaşamayı unuttuk. En önemlisi de bu kirli savaşlarda hep kaybedenin bu coğrafyadaki tüm toplumlar, uluslar, bireyler olduğunu algılayamaz hale geldik. Tüm bu değerlendirmeler ve bakış açısıyla baktığımızda kültürde, inançta, ahlaki değerlerde ve ulvi medeniyetimizin hızla asimile edildiğinin de bilincini kaybettik. Çünkü o kadar çok farklı şeylerle meşgulüz ki, o kadar farklı şeylerle meşgul ediliyoruz ki ve biz hızla elimizden, benliğimizden, ruhumuzdan kayıp giden değerlerimizin, inançlarımızın, kültürümüzün kayboluşunu algılayamaz hale geldik” dedi.

    Anadolu kültürü, değerleri, kavramları, inançlarının yüzyıllar boyunca tüm İslam coğrafyasına, hatta Batı toplumlarına da öncü ve rehber olmuş medeniyet, kültür, inanç, değer ve kavramlar olmasına rağmen bizlerin biz olmaktan çıkarak Batı toplumlarının kötü kopyası olmaya başladığını kaydeden Azizoğlu, şunları söyledi:

    “Onlar gibi giyinen, onlar gibi düşünen, onlar gibi konuşan ve bunu da çok büyük bir marifet sanan, sanki akıl tutulması yaşayan birey ve toplumlar olduk. Eğitim sistemimizi, toplumsal yaşantımız, kültürel yaşantımız, bütün değerlerimize baktığımızda dünyanın, gezegenimizin, insanlarımızın ihtiyacı olan bu ulvi değerleri hızla yitirmeye başladık. Acı ve üzücü olan da bu kayboluşun farkında bile değiliz, bunu sanki bir akıl tutulması gibi görüyorum. Toplumların yaşadığı bu hızlı değişim ve dönüşüm bireyleri de farklılaştırdı. Baktığınız zaman fizyolojik ya da biyolojik olarak insan tanımlamasını yaptığımız bireylerin vicdan, iman, merhamet, insaf gibi değerleri yitirmiş olarak karşımıza geldiğinde o zaman insanlığın özellikle bizim de yaşadığımız coğrafya ve bizim ülkemizin de Anadolu medeniyetindeki bireylerin de fizyolojik, biyolojik yapılarının yanında farklı bir yapıyla karşımıza çıkıyorlar.”

    Azizoğlu, “Bir birey elinde silah insanları öldürebiliyor ya da farklı bir birey aile kavramı, anne, baba, kardeş, namus, ahlak hiçbir değerin öneminin kalmadığını savunuyor. Ya da başka bir birey acımak, merhamet, yardım, katkı sunmak, insanları, insanlığı, doğayı, hayvanları sevmek değerini tamamen yitirmiş bir birey olarak karşınıza çıkıyor. Ve biz bunu normal bir insan fizyolojisinde veya biyolojisinde nasıl tanımlayabiliriz? Hadi fizyoloji ya da biyolojide tanımlayabiliriz de insani vasıflarda nasıl değerlendirebiliriz? İşte tüm bunlara baktığımız zaman kültürün, inancın, ahlakın, onurun insanlık ailesi için ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Yani birey eğer birey insan odaklı bir yaşamı seçmiş ise içinde sevginin, merhametin, insani paylaşımın, dini, dili, ırkı, rengi ne olursa olsun her türlü insanı rengini gözetmeksizin, ırkını gözetmeksizin, dinini gözetmeksizin sevmeyi başarıyorsa işte o zaman insanlık ailesini oluşturmuş oluruz” dedi.

    Azizoğlu, şunları söyledi:

    “Maalesef medeniyetin, uygarlığın, çağdaşlığın çıkış noktası diye bize tanımlanan Batı toplumlarında bu erozyon, baya yok oluş başlayarak bütün dünyaya yayılıyor. Bireyin bencilliği, bireyin insan sevgisizliği, bireyin tüm yaşamını ben odaklı bir merkez haline getirerek toplumsal bir yaşantının da bu hale getirilmesi, devletlerin de sadece kendi çıkarlarının olduğu, dostu olmadığı bir yapıya döndüğü gezegenimizde yaşamımız işte bu insan odaklı yaşamı yani kültürü, değeri, kavramı, inancı, ahlakı yaşamayı da yok etti. Asimile olmaya başladık, biz de Batı toplumlarının değer ve kavramlarına hızla ilerliyoruz. Biz, biz olmaktan çıkmak üzereyiz.”