Etiket: Üyesi

  • MHP’li Belediye Meclis Üyesi Partilerinden İstifa Etti

    Zonguldak’ın Ereğli ilçesine bağlı Ormanlı Belediyesi’nin üç belediye meclis üyesinin partilerinden istifa etti.

    Kdz. Ereğli ilçesinde MHP’li Ormanlı Belediye Başkanı Bayram Başol’un Eylül ayından iki meclis üyesi ile istifa edip AK Parti’ye geçmesinin ardından diğer üç belediye meclis üyesi de partilerinden istifa etti. Ormanlı Belediyesi’nin MHP’li meclis üyeleri Varol Aksoy, Abdullah Akman ile Abdullah Cebeci istifa dilekçelerini posta yoluyla MHP Zonguldak İl Başkanlığı’na gönderdi. Bağımsız kalan meclis üyelerinin AK Parti’ye geçmesi bekleniyor.

    Ormanlı’da daha öncede MHP’li Belediye Başkanı Bayram Başol ile birlikte MHP’li meclis üyeleri Rıza Üstün ile Zeki Ergün partilerinden istifa edip AK Parti’ye geçmişti.

    Bu istifalarından ardından MHP’nin Ormanlı beldesinde belediye meclis üyesi kalmadı.

  • ADÜ Öğretim Üyesi Ve Öğrencisi En İyi Poster Bildiri Ödülü Aldı

    Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) öğretim üyesi ve yüksek lisans öğrencisi ulusal kongrede ‘En İyi Poster Bildiri’ ödülünü kazandı.

    Adnan Menderes Üniversitesi Veteriner Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Serap Ünübol Aypak ve Yüksek Lisans Öğrencisi Tuğçe Bayhan tarafından hazırlanan bildiri, 3-6 Kasım 2015 tarihleri arasında Antalya’da düzenlenen 27. Ulusal Biyokimya Kongresi’nde en iyi poster ödülüne layık görüldü.

    “Büyük Menderes Deltasından Avlanan Kefal ve Levreklerde Cu, Zn, Cd Düzeylerinin Belirlenmesi ve Metallotiyonin ile İlişkisinin Araştırılması” isimli poster bildiriyle kazandıkları ödülü Türk Biyokimya Derneği eski Başkanı Prof. Dr. Nazmi Özer’den alan ADÜ Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Serap Ünübol Aypak ve Yüksek Lisans öğrencisi Tuğçe Bayhan bu başarılarıyla da 3-8 Eylül 2016 tarihleri arasında Kuşadası’nda düzenlenecek olan 41. Uluslararası FEBS (Federation of European Biochemical Societies) Kongresi’ne katılım desteği kazandı.

  • CHP’li Belediye Meclis Üyesi Partisinden İstifa Etti

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bilecik Belediye Meclis üyesi Ali Çakır, partisinden istifa ettiğini açıkladı.

    İstifasına ilişkin yazılı açıklama yapan Çakır, ülkeme çok partili siyasi yaşamı ve birlikteliğinde demokrasi kültürünü yerleştiren CHP’nin olmazsa olmazının sandık, seçim, seçmen ve seçmenin hür iradesi olduğuna dikkat çekti. Çakır, “Partimizin en önemli basamağı olan mahalle delegesi yok sayarak kendi oluşturdukları blok listelerle seçimi yapılmış gibi hazırlayan anlayışı kınıyorum. CHP üyeleri arasında “bu bana oy verir bu vermez” anlayışıyla ayrıştıran demokrasi yoksunu anlayışı ayıplıyorum. Her CHP’nin Mustafa Kemal Türkiye’si ve devrimlerini korumak görevi gibi, yerelde de demokrasi nöbetine, mahalle sandığına ve delegeliğine sahip çıkmak her partilinin görevidir. Ben görevim için çırpınırken, CHP’nin tepesinde belli kişisel kazanımlar için oldukları açıkça bilinen ve anlayışları partiyi partisizleştirmek, kimliksizleştirmektir olan “O olmazsa olmasın, o yoksa partide olmasın” kurgusuyla yönetmek isteyenleri kamuoyuna ve CHP üyelerine şikayet ediyorum. İlk tepkimin ardından “İstifa etme, seni il kongre delegesi yapalım” diye teklifle arayan, bunu yaparken bile seçilmiş delege ve oyunu yönlendirme garantisi içindeki sözüm ona demokrasi yanlısı, delegeyi, sandığı, amacı yok sayan anlayışı CHP mahalle delegelerine, üyelerine, örgütün tamamına havale ediyorum” ifadelerini kullandı.

    “BAĞIMSIZ MECLİS ÜYESİ OLARAK EN İYİ ŞEKİLDE BANA OY VERENLERE HİZMET EDECEĞİMİ”

    Çakır, açıklamasının devamında mahalle delegeleri seçimlerinde yapılanları anlatarak, şöyle devam etti:

    “Beni farklı, eş ve akrabalarını farklı sandıklarda mahalle delegesi yapan, kendileri doğal delege iken “İş Garanti Olsun” anlayışıyla eşlerini de delege yapan ve sorulduğunda ‘pek katılım olmadı aklımıza gelenleri yazdık’ diye sözlü kıvırabilen anlayışıyla kendisinin CHP’li demokrasi anlayışının uyuşmadı. Kimsenin yerini ve gelecekte kendinde garanti gördüğü koltuklarda var olma inadına çanak tutacak kişilik benim kişiliğim değildir. Ben dünde CHP’liydim, bugünde CHP’liyim yarında CHP’li olacağım. Ama Bu CHP’de değil. CHP’nin oylarıyla seçilmiş bir Belediye Meclis Üyesi olarak beni seçenlere, aday gösterenlere karşın birincil görevim yaşanılanları aktarmak ve uygulanmaktır. CHP benim bildiğim, inandığım ve hayalini kurduğum parti olana kadar çok sevdiğim partimden istifa ettiğimi ve bundan böyle bağımsız meclis üyesi olarak en iyi şekilde bana oy verenlere hizmet edeceğimi saygılarımla bildiririm.”

  • Bahçeli’ye Kızan MHP’li Meclis Üyesi, Partisinden İstifa Etti

    MHP Kastamonu İl Genel Meclisi Ağlı Üyesi Mehmet Sait Yulu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye 7 Haziran sonrası gösterdiği tavır nedeniyle tepki göstererek partisinden istifa etti.

    MHP İl Genel Meclisi Ağlı Üyesi Mehmet Sait Yulu, 7 Haziran sonrası MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin tutumu ve 1 Kasım seçimlerinde yaşanan başarısızlığı üstlenmeyen, sebebi başka yerlerde arayan parti genel merkezinin tavrı ve tutumu karşısında sabretmenin zor olduğunu belirterek, partisinden istifa ettiğini açıkladı.

    Siyasi partiler içinde bulunduğu toplumu daha ileri taşımak, insanların ülkesi ve milletin geleceğini güven içinde bulundurmak için plan ve programlar yaptığını ve bunları da ilçe, il ve genel merkez aracılığı ile halka sunduklarını ifade eden Mehmet Sait Yulu, halkın seçim yolu ile programını benimsediği partiyi oylarıyla desteklediğini, meclis çoğunluğunu sağlayan partinin ise ülkeyi yönettiğini söyledi. 20 yıla yakın aktif siyasetin içinde bulunduğunu belirten Yulu, 30 Mart 2014 Mahalli İdareler Seçimlerinin ardından Ağlı’dan MHP İl Genel Meclisi üyesi seçildiğini söyledi.

    30 Mart Mahalli İdareler Seçimleri öncesinde ve çeşitli platformlarda “Partimizin, Genel Merkezinde bir yenilenme olması gerekiyor” şeklinde açıklamalarının bulunduğunu ifade eden Yulu, “Bunu defalarca dile getirdim. Bu görüşüme de halktan aldığım izlenim doğrultusunda söylüyordum. Bana göre kendi partimize mensup insanlardan çok, diğer partilere mensup olan halkın, partimiz ve genel başkanımız hakkındaki görüşleri daha önemlidir. Partimizin programını ve ekibini ne kadar çok kişi benimserse, o oranda oy olarak geri döneceğine inanıyorum. Benim genel merkezimiz hakkındaki görüşlerim karşısında hiçbir il başkanı ve başkan adayları ve hatta milletvekilimiz dahi kimse görüşüme katıldıklarını beyan etmediler” dedi.

    “MHP’DE SİYASET YAPMAK İMKANSIZ OLMUŞTUR”

    7 Haziran seçimlerinde alınan yüzde 16’lık oyun 1 Kasım’daki seçimlerde yüzde 12’lere kadar düştüğünü hatırlatan Yulu, “Bu sonucun böyle olmasında en büyük pay, parti genel merkezinin, halkın görüş ve düşüncelerine adeta kulaklarını tıkayarak gereğini yapmayan tutumudur. Bu gün seçimdeki başarısızlığı üstlenmeyen, sebebi başka yerlerde arayan parti genel merkezinin tavrı ve tutumu karşısında sabretmek gerçekten zor. Parti içinden kongre istekleri karşısında, partinin geleceği için yeni adımlar atmak yerine Olağan Kongre, 2018 yılında yapılacak denilmesi şaşırtıcı ve partiyi daha da çok yıpratıcı bir tutumdur. Bu şartlarda Milliyetçi Hareket Partisi’nde siyaset yapmak imkansız olmuştur. Bu kararı vermek beni rahatsız etmiyor değil, hem benim, hem de teşkilatım açısından gerçekten zor bir durum; ilçemiz de 30 Mart yerel seçimlerinde alınan oy sayısı ile 1 Kasım seçimlerinde 600’lerden 300’lere kadar düşmüştür” diye konuştu.

    İnsanların zaman içinde bulunduğu siyasi topluluğu bırakabileceğine işaret eden Yulu, şöyle konuştu:

    “Siyasi partiler kendi partisine mensup insanların görüşlerine değer vererek siyasi çalışmalar yapmalıdır. Ben süremin sonuna kadar il ve ilçemin gelişmesi ve halkımızın sorunlarının çözümü noktasında, herkes ile uyum içerisinde çalışacağım ve şimdilik çalışmalarıma bağımsız olarak devam edeceğim.”

  • SAÜ Öğretim Üyesi Kardaş Paristeki Saldırıyı Yorumladı

    Sakarya Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tuncay Kardaş, Paris’te yaşanan terör saldırılarını yorumladı.

    IŞID’in son günlerde yeni bir strateji denediğine dikkat çeken Doç. Dr. Kardaş, bu son saldırıların küresel ölçekte mücadeleye başlamış bir IŞID’e işaret ettiğini dile getirdi. IŞID’in normalde savaş stratejisinin yakın düşman ve uzak düşman ayrımına dayandığını belirten Kardaş, yakın düşmanın çevre ülkelerdeki düşmanı, uzak düşmanın da ABD, AB ve Batının içinde yer aldığı bir kategorileştirme olduğunu belirtti. IŞID’in normalde yakın düşmana odaklandığını, çevresindeki ülkelere ve insanlara saldırdığını belirten Kardaş “Bu son saldırı, IŞID’ın küresel ölçekte mücadeleye başlamış olduğunu gösteriyor” diye konuştu.

    IŞID’ın böylesi bir strateji değişikliğine gitmesinin birçok nedenleri olduğuna değinen Kardaş, “Sebeblerden bir tanesi yabancı savaşçı akımının eskisine nazaran azalması. IŞID, bu sansasyonel saldırıları ile Müslümanlardan kendi safına katılacak eleman sayısının artmasını hedefliyor, düşünüyor” diye konuştu. IŞID’ın kıyametvari bir son savaş ideali olduğunun altını çizen Kardaş, örgütün yaptığı hareketlerin önemli bir sebebinin buna dayandığını, bu son kıyamet savaşına hazırlanma anlamı taşıdığını kaydetti. Bir Müslüman-Hiristiyan savaşı başlatmanın, Paris’teki saldırıların en önemli hedeflerinden biri olduğuna dikkat çeken Kardaş sözlerinin devamında, “IŞID’ın anlatımında kutsal bir mekan olarak düşündüğü Halep yakınlarındaki Dabık’da, son bir kıyamet savaşının yapılacağı, yapılması gerektiği ön kabulu var. Bu, dini terminolojide Mehdinin tekrar yönetimi ele geçirmeden önce yapılması beklenen son savaş. Bu son savaşla, işte hilafet devleti rüştünü ispatlayacak. Bu apokaliptik düşünce IŞID’de hakim bir düşünce. Bu düşünce doğrultusunda, IŞID, Batıyı, Fransa’yı, ABD’yi savaşa çekmek istiyor. Bu saldırı ile Müslümanlarla Hiristiyanlar arasınraki büyük bir savaşın ilk işaret fişeğini attığını,düşünüyor, bunu istiyor. Ancak şunu da belirtmek gerekir, IŞID, Batılı Hiristiyan devletleri sahada görmek istiyor ancak bunları kendisinin başa çıkabileceği şekilde istiyor. Yoksa kendisini yok edecek şekilde büyük miktarlarda bir saldırı olmasını da istemiyor. Bu saldırılar sonrasında Fransızlar ve Amerikalılar IŞID’e kara saldırısı yapmaya başlarsa, IŞID’in bunu Müslüman-Hiristiyan çatışmasına döndürme isteği bu şekilde gerçekleşmiş olacak” dedi.

    IŞID’ın son haftalarda alanının daraltığını belirten Kardaş, “IŞID, özellikle son 10 gün içinde stratejik olarak önemli gördüğü noktalarda geri adım atmak zorunda kaldı. Kontrol ettiği saha daraldı. Rusya’nın devreye girmesi, ağır zayiatlar vermesine yol açtı. Bu anlamda bu son Paris saldırısıyla IŞID, ben güç kaybetmedim, hala güçlüyüm mesajını kendisine katılmak isteyen ancak bu konuda kafası karışan insanlara vermeye çalışıyor” diye konuştu.

    IŞID’in konvansiyonel ve terör yöntemlerini içeren, birçok savaş stratejisini içinde barındıran hibrit savaş denilen bir savaş stratejisi uygulayan bir yapı haline geldiğini kaydeden Doç. Dr. Kardaş, “Avrupa’da kendi ideolojisine taraftar bulmakta hiç zorlanmıyor. Bunu birtakım sosyolojik sebeplerinin olduğunun altını çizelim. Charlie Hebdo saldırısını gerçekleştiren Kouachi kardeşler 2,5 yıl gibi çok kısa sürede radikalleştiler. Fransız toplumunda ikinci sınıf vatandaş olarak görülmeleri, hayallerini gerçekleştirememeleri onları böylesi bir radikalleşmeye sevketmiş olabilir. Birçok makro ve mikro sosyolojik süreçler işin içine giriyor. Çok uzun yıllara yayılan geniş bir ideolojik dönüşüm geçirmiyor bu insanlar. Daha kısa sürede, daha hızlı radikalleşme sürecinden geçiyorlar. Çözümü zorlaştıran da bu.Çünkü tespit etmek kontrol altına almak çok zor” şeklinde konuştu. IŞID’in son saldırılarla çok geniş bir mesaj verdiğini dile getiren Doç. Dr. Kardaş, “Yani öyle bir mesaj verdi ki, hiç kimse hiçbir şekilde güvnede değil hissini Fransa’ya hissettirdi. Yani bizim 3 katmanlı korku siyaseti dediğimiz; her an, her yerden ve herhangi birinden gelen saldırı ihtimali insanlarda çok büyük korkular oluşturdu” ifadelerini kullandı.

    Avrupa’nın bu saldırılara nasıl tepki vereceğinin önemli olduğunun altını çizen Doç. Dr. Tuncay Kardaş, “IŞID’in ne yapmak istediğinden çok şu anda Avrupa’nın ne yapacağı, nasıl bir tepki vereceği bence önem kazanıyor. Şu ana kadar soğukkanlılığını gerçekten başarıyla sürdüren Avrupa’nın bunu koruyup koruyamacağı henüz belli değil. Fransa’nın üçüncü bir Paris saldırısını kaldırabilir mi? Geleneksel siyasete ve siyasetçilere güveenini yitirebilir mi? Aşırı sağa kayabilir mi, çünkü önümüzdeki haftalarda yerel seçimleri var. Bütün bunlar, sadece Fransa’yı değil bütün Avrupa’yı ilgilendiren sorular. Çünkü maalesef Avrupa’da aşırı sağ yükselişte” diye konuştu.