Etiket: Uyarıyor

  • Uzmanlar uyarıyor: “Yaşlılara çocuk muamelesi yapmayın”

    Uzmanlar, yaşlılara çocuk muamelesi yapılmaması gerektiğini söyledi.

    Çankaya Belediyesi, 18-24 Mart Yaşlılara Saygı Haftası dolayısıyla “Yaşlı Genç Bir Araya Yaşama Değer Katmaya” adlı bir seminer düzenledi. Türk Geriatri Derneği ile birlikte düzenlenen seminerde, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Özlem Erden Akı, Ankara Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesinden Doç. Dr. Asuman Doğan ve Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalından Prof. Dr. Nurper Erberk Özen konuşmacı olarak yer aldı. Konuşmacılar, yaşlı bireylerle doğru iletişim kurmanın önemini, onlar için ev ve çevre düzenlemelerinin yapılması gerektiğini aktardı. Yaşlıların korunması gerektiği anlayışının onlara çocuk muamelesi yapılmasına yol açtığını belirten uzmanlar, şu uyarılarda bulundu:

    “Yaşlılara çocuk muamelesi yapmak onların işlevini bozar ve hayattan uzaklaştırır. Onlarla iletişim kurarken aynı seviyede yakın mesafede bulunmalı ve göz teması kurulmalıdır. Sert ya da telaşlı konuşmaktan kaçınılmalı, onların söyledikleri dikkatle dinlenmelidir. Ayrıca yaşlılarla dokunarak iletişim kurmak onların dikkatlerini toplamalarını sağlar.”

    Uzmanlar, yaşlılarla anlaşılır ve basit cümlelerle iletişim kurulması, ev kazalarına meydan vermeyecek düzenlemelerin yapılması, onların sosyal yaşamın içinde kalmalarının sağlanması gerektiğini belirtti.

  • Bilişim uzmanları uyarıyor: “Bu hatayı yapmayın”

    “Bir Bilene Sor” söyleşi programında konuşan siber güvenlik ve bilişim uzmanı Çağrı Aslan, mecbur kalmadıkça ortak ağların kullanılmamasıyla ilgili uyarıda bulundu.

    Zeytinburnu Belediyesi Gençlik Merkezi’nin düzenlediği “Bir Bilene Sor” söyleşi programına katılan siber güvenlik ve bilişim uzmanı Çağrı Aslan, siber güvenliğe dair kritik bilgiler verildi.

    Günümüzde pek çok alanda teknolojiyle etkileşimde olduğumuzun altını çizen Aslan, kişisel güvenliğimizi muhafaza etmek için dikkat edilmesi gerekenleri şöyle ifade etti: “Artık hemen hemen hepimiz sosyal medya kullanıyor pek çok kişisel bilgimizi bu platformlarda paylaşıyoruz. Açıkçası sizin hesaplarınızı ele geçirmeyi kafasına koyan bir hacker bir şekilde bunu başaracaktır. Fakat bu seviyede bir hacker ile muhtemelen hiç karşılaşmazsınız. Ancak sosyal medya hesaplarını ele geçirmek gibi basit motivasyonları olan kişilerin,’ki bu kişileri tam olarak hacker olarak adlandıramayız’ hesaplarınızı ele geçirebilmesi için size dair bir şeyler biliyor olması gerek. Çünkü bu tür işlerin büyük çoğunluğu güvenlik sorusu tahmin etmek üzerine dayalıdır. Dolayısıyla kişisel bilgilerimizi fazlaca tanımadığımız kişilere vermek, en temel risk diyebiliriz. Ayrıca kullandığımız cihazların yazılımlarının güncel olması ve şifrelerimizin ara ara değiştirilmesi gibi uygulamalarla da güvenliğimizi arttırabiliriz.”

    “Ortak ağlar güvenli değil”

    Ortak ağlar üzerinden bağlantı kurmanın ciddi riskler barındırdığını vurgulayan Aslan, “Kablosuz bir ağa bağlanan tüm cihazlar sürekli bir iletişim halindedir. Bu iletişim deyim yerindeyse bir tür bağrışmadır. Yani ağdaki tüm cihazlar birbirleri ile “bağırarak” iletişim kurarlar. Dolayısıyla bu bağrışmalara kulak kabartan bir kimse sizin girdiğiniz internet sitelerinden, şifrelerinize, yazışmalarınızdan, kredi kartı bilgilerinize her türlü bilgiyi elde edebilir. Üstelik bu işlemi uygun yazılımlarla hemen her tür cihazı kullanarak yapabilir. Bu sebeple ben mecbur kalmadıkça ortak ağları tercih etmiyorum” dedi.

    Beyaz hacker iş bulabiliyor mu?

    Siber güvenlik uzmanlığının kariyer planlarında yer edebilecek bir meslek kolu olduğunu söyleyen Çağrı Aslan, meslektaşlarının hem devlet, hem de özel şirketler bünyesinde istihdam edilebilecekleri gibi çeşitli kurum ve firmalara da danışmanlık hizmeti verebileceklerini kaydetti.

    “Zaman zaman kurum ve firmalara ilişkin ciddi güvenlik açıklarını ortaya çıkaran hackerların bu firmalarca işe alındığını belirten Aslan, konuşmasına şöyle devam etti: “Kurumlar, bu açıkları kötü niyetli kişiler bulmadan önce bizim çalışanlarımız bulsun ve bir mağduriyet yaşamadan açıklarımızı kapatalım düşüncesindedirler. Elbette bir kurumun açığını bulan her hacker istihdam edilecek diye bir kaide yok. Ancak gerekli eğitimleri alıp sertifika edindikten sonra ortalama bir bilgisayar kullanıcısı da iki yıl içerisinde ciddi bir yetkinlik kazanabilir. Dürüst olmak gerekirse Türkiye şartlarında son derece tatmin edici ücretlerle de çalışmaya başlayabilirler. Bu alana ilgi duyan herkese, legal sınırlar içinde kalmak kaydıyla bu işe eğilmelerini tavsiye ederim.”

  • Uzmanlar uyarıyor: “Ergen çocuğunuzla arkadaş gibi olmamalısınız”

    Ergenlerle doğru iletişim kurmak için ailelerin çocuklarına arkadaş gibi davranmasının yanlış olduğunu belirten Çocuk ve Ergen Psikiyatristi-Psikoterapist Prof. Dr. Özgür Öner, “Çocuğunuzla arkadaş olmamalısınız çünkü çocuğunuzun birçok arkadaşı zaten var. Ama sadece bir anne-babası var ve sizin yerinize başkasının geçmesi mümkün değil. Çocuğunuzun arkadaşlarıyla paylaşacakları, onlardan alacakları ile sizden alacakları çok farklı” dedi.

    Yıllarca ergenle doğru iletişim içinde olmak için arkadaş olmak gerektiği söylenirken, uzmanlar bunun doğru olmadığının altını çiziyor. Çocuk ve Ergen Psikiyatristi – Psikoterapist Prof. Dr. Özgür Öner, “Çocuğunuzla arkadaş olmamalısınız çünkü çocuğunuzun birçok arkadaşı zaten var. Ama sadece bir anne-babası var ve sizin yerinize başkasının geçmesi mümkün değil. Çocuğunuzun arkadaşlarıyla paylaşacakları, onlardan alacakları ile sizden alacakları çok farklı. Ayrıca, hemen hemen hiçbir anne baba, ergen çocuğunun kendisine arkadaşlarına davrandığı gibi davranmasını istemez” dedi.

    “Ergen çocuğunuzla arkadaş olmayın, iyi bir anne baba olun yeter”

    “Çocuklarıyla bir türlü iletişim kuramayan anne babalar ya tamamen boş vermeyi ya da çok katı kurallar koyarak çocuğunu kısıtlamayı tercih edebiliyor” diyen Prof. Öner, “Ergenler, zihinsel ve bedensel olarak iyi gelişmelerine karşın, özellikle yoğun duygular yaşadıklarında yargılama ve dürtü kontrol sorunları yaşarlar. Bu nedenle, kendilerinden beklenmedik davranış sorunları gösterebilirler ve aslında rehberliğe ihtiyaç duydukları bir dönemdedirler. Anne ve babaların da bunu sağlamaları gerekir. Bunu sağlamanın yolu iyi bir iletişimden ve sevgiyi uygun şekilde göstermekten geçer” şeklinde konuştu.

    “Çocuğunuzun size ne söylediğini iyice anlamaya çalışın”

    İyi bir iletişim sağlamak ve ergen çocuğa yol gösterebilmek için ailelere önemli görevler düştüğünü ifade eden Öner, “En önemli konu üsluptur. Bildiğiniz gibi ’usul, esastan önce gelir.’ Yani, söylediğinizin doğru olması, söyleyiş şekliniz uygun değilse bir işe yaramayabilir. Bir ergenle, bir çocukla konuştuğunuz biçimden daha çok bir yetişkinle konuştuğunuz gibi iletişim kurmak gerekir. Yani görüşleri size uymasa bile saygılı olmalısınız. Erken yorum yapmayın. Çocuğunuzun size ne söylediğini iyice anlamaya çalışın. Bunun için, samimi bir merak ile sorular sorun. Konuyu iyice anladıktan sonra, çocuğunuzun konuyla ilgili değerlendirmesini öğrenin. Hazırlop çözümler önermeyin. Önerdiğiniz çözüm yolu tamamen doğru olsa bile, çocuğunuz ile beraber konuyu tartışarak olası çözüm yollarını değerlendirmek önemlidir. Bu, çocuğunuza sorun çözme becerilerini kazandırır. Herhangi bir sorun ile ilgili çözüm yolu düşündükten sonra bunu gerçekleştirmek için gerekenleri onunla adım adım planlamaya çalışın. Başarılarından zevk alın. Sadece başarısızlıklar üzerine odaklanmayın” diye konuştu.

    “Çocuğunuzun size anlattığı sıkıntılarını daha sonra yüzüne vurmayın”

    Ailelerin çocukları hakkındaki endişelerini dışa yansıtmaması gerektiğine vurgu yapan Öner, “Kendi endişelerinizi çocuğa yansıtmayın. Sizi endişelendiren ne ise, bunu çocuğunuzla uygun bir şekilde paylaşın ve ne yapılabileceğini konuşun. Olumsuz bir durumda da sizinle konuşabileceğini hissetmesini sağlayın. Bu, sadece ’benimle her konuda konuşabilirsin’ diyerek yapabileceğiniz bir şey değildir. Davranışlarınız da buna uygun olmalıdır. Yani, çocuğunuz size bir sıkıntısını anlattığı zaman aşırı tepkiler vermemeli, konuyu etraflı bir şekilde anlamaya çalışmalı, duygusal destek vermeli ve beraber çözüm aramalısınız. Çocuğunuzun size anlattığı sıkıntılarını daha sonra yüzüne vurmayın. Çocuğunuzla onu rahatsız edecek şekilde dalga geçmeyin. Özellikle kız çocuklarının vücutlarının nasıl göründüğü ve kiloları ile ilgili yorum yaparken çok dikkatli olmalısınız” ifadelerini kullandı.

    “Çocuğunuzun arkadaşı olmadığınız gibi, öğretmeni de değilsiniz”

    Ailelere, “Çocuklarının arkadaşlarını iyi tanımadan veya onlarla ilgili yeterli bilgi edinmeden olumsuz yorumlar yapmayın” tavsiyesinde bulunan Öner, “Olumsuz bir yorum yapacaksanız, bunu iyi bir şekilde izah edebilecek durumda olmalısınız. Çocuğunuz ile ilgili olumsuzlukları paylaştığınız kişilere çok dikkat edin. Çocuğunuzun kimlerle ve hangi koşullarda yalnız kaldığına çok dikkat edin. İstismardan korunması için çocuğunuza sınırlarını korumayı öğretin ve bu sınırlara siz de saygı gösterin. Çocuğunuzun arkadaşı olmadığınız gibi, öğretmeni de değilsiniz (mesleğiniz bu olsa bile). Akademik desteğe ihtiyacınız varsa bunu uygun bir şekilde almaya çalışın. Akademik başarı beklentisi konusunda çocuğunuzla açık bir şekilde konuşun ve onun ne düşündüğünü öğrenin. Gerçekçi olmayan hedefler koymayın” dedi.

    “Kurduğunuz olumlu ilişki ve edindiği beceriler ise hayat boyu devam edecektir”

    Çocukların tavırlarında ani değişiklikler olursa onları yakından izlemek gerektiğini sözlerine ekleyen Prof. Dr. Öner, “Çocuğunuzun tavırlarında ani değişiklikler olursa, bunu yakından izleyin. Uzun süren, çocuğun akademik, sosyal ve ailesel uyumunu bozan durumlarda gerekirse uzman yardımı almaktan çekinmeyin. Yapamayacağınız sözler vermeyin ve onu kandırmaya çalışmayın. Ergenler genelde çok idealisttirler ve bu konularda hassastırlar. Ne kadar bazen öyle görünmese de, sizin sevginize çok ihtiyacı olduğunu unutmayın. Ona sevginizi açık bir şekilde gösterin ve ona olan sevginizin koşullu olmadığını anlamasını sağlayın. Unutmayın ki, her genç kendi hatalarını yapacaktır. Önemli olan, bu hataların çocuğa büyük zararlar vermeyecek seviyede tutulmasını sağlamaktır. Yoksa, çocuğunuzun bütün üzüntülerden, hayal kırıklıklarından uzak kalmasını sağlamak elinizde değildir. Son olarak, ergenlikteki pek çok sorunun zamanla azalacağını unutmayın. Kurduğunuz olumlu ilişki ve edindiği beceriler ise hayat boyu devam edecektir” diye konuştu.

  • Jandarma hayvan hırsızlığına karşı uyarıyor

    Tekirdağ’ın Hayrabolu ilçesinde, yaklaşan Kurban Bayramı nedeniyle, İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, mahallelerdeki hırsızlıklara karşı kahvehanelerde bilgilendirme toplantısı düzenleyerek vatandaşları uyardı.

    Kurban Bayramına sayılı günler kala vatandaşların hayvan hırsızlığına karşı dikkatli olmalarını isteyen ekipler, olumsuz bir durumda kendileri ile hemen irtibata geçmelerini istediler.

    Vatandaşa bir telefon kadar yakın olduklarını kaydeden görevliler, her türlü şüpheli durumun 156 Jandarma İmdat telefonuna bildirilmesini istedi. Hayvan hırsızlığına karşı alınacak önlemleri de anlatan görevliler, “Ahırlardaki hayvanların kontrol altında tutulması gerektiğini ve olası bir durumda şüpheli araç ve şahıs görüldüğünde hemen 156 jandarma ekiplerinin bilgilendirmenizi istiyoruz. Birlikte hareket edersek hayvan hırsızları size zarar veremez”dedi.

  • Uzmanlar sıcak havalar için uyarıyor

    Meteoroloji’nin hava sıcaklıklarının 40 derecelere kadar çıkacağını bildirmesiyle, uzmanlardan vücut sağlığını korumaya yönelik önemli uyarılar geldi.

    Meteoroloji’den yapılan hava tahmin raporuna göre, batı bölgelerinde mevsim normallerinin 2 ile 5 derece üzerinde seyreden hava sıcaklığının hafta sonuna kadar artarak 40 derecelere ulaşması bekleniyor. Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üstüne çıktığı bu günlerde İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Engin Türkmen, “40 derecenin üzerindeki aşırı sıcaklar negatif etkiler oluşturur ve hastalıkları olumsuz yönde arttırarak ölüme sebebiyet veren sonuçlara yol açabilir” diyerek önemli uyarılarda bulundu.

    Sıcak havalardan nasıl korunulması gerektiğini anlatan Yrd. Doç. Dr. Engin Türkmen, “Vücudumuzun en uygun ısısı 37 derecedir. 37 derecelik bu ısıyı sağlaması için vücudumuza yardımcı olacağız. Bedenimiz termostat vazifesi görerek bunu sağlamaya çalışır ama sıcak havalarda zorlanır. Bu durumlarda biz vücudumuza ne gibi yardımlarda bulunmalıyız? Birincisi, sıcağa aşırı maruz kalmayacağız. Bunun için bol, rahat ve pamuklu kıyafetler giyeceğiz, geniş bir şapka takacağız, gözlük kullanacağız. Gerekirse açık renkli şemsiyeler kullanmalıyız. Özellikle yaşlı kişilere sıcak ve güneşli havalarda şemsiye kullanmalarını öneriyorum. Bunun dışında her gün, normalde 1,5 litre olan sıvı ihtiyacımızı arttıracağız. Terleme yoluyla vücudumuzdan tuz kaybettiğimiz için tuzlu ayran ve soda gibi içerisinde mineral olan sıvılar tüketmeye özen göstermeliyiz. Bununla birlikte yaklaşık 2-3 litre sıvı tüketmemiz lazım. Üçüncüsü ise özellikle çok sıcak olan bu havalarda saat 11.00 ile 15.00 arasında mümkün mertebe dışarı çıkmamak lazım. Yine bu havalardan korunmak için hem sabah hem akşam olmak üzere günde iki defa duş almayı öneriyoruz. Gıda olarak örneğin dondurma, karpuz yiyebilir, soğuk ayran içebiliriz. Vücudumuzun kendisini içeriden soğutması için, içeriğinde sıvı miktarı çok olan bu besinleri tüketmekte fayda var. Spor yapan kişiler yaptıkları her bir saat spor için fazladan 1 litre daha fazla sıvı almalıdırlar. Eğer spor yapılacaksa da bunu ya sabah erken saatlerde ya da akşam güneş battıktan sonra yapmalarını öneriyoruz” açıklamasında bulundu.

    Risk grupları dikkat

    “Kronik hastalığı olan kişiler, yaşlılar, çocuklar ve gebeler risk gurubunu oluşturuyor” diyen Yrd. Doç. Dr. Türkmen, “Özellikle yaşlılarda muhakkak tansiyon, şeker, kolesterol, gibi bir takım hastalıklar oluyor. Bu kişilerin vücut adapte mekanizmaları da artık yavaş çalıştığı için dışarıdaki sıcaklığa uyum sağlayamıyorlar. Dolayısıyla yaşlıların hem korunma yöntemlerine dikkat etmeleri, yeterince sıvı almaları, aşırı sıcakta dışarıya çıkmamaları ve ilaçlarını aksatmadan kullanmaya devam etmeleri lazım. Çocukları kontrol altına alamıyoruz. Sıcak havalarda dışarıda oynuyorlar. Onlarda da sıvı kayıpları, ishaller çok sık görülebiliyor. Bazen söylemeseler de sıvı kaybına bağlı olarak çok büyük bir halsizlik ve yorgunlukla eve gelebilirler ve sıcak çarpmaları oluşabilir. Ebeveynler çocuklarına dikkat etmeliler. Gebeler ise sıcak havalarda yeterince sıvı almadıklarında, bebeklerin içinde bulunduğu amniyon sıvısında azalma meydana gelir. Bu da düşüklere ve bebekte bir takım sakatlıklara yol açabilir. Anne adaylarının daha fazla sıvı almalarını ve daha sık kontrollere gitmelerini öneriyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Sıcaktan kaçayım derken klima hastalıklarına yakalanmayın”

    Astım ve kronik bronşiti olan kişileri de uyaran Yrd. Doç. Dr. Türkmen, “Astım ve kronik bronşit hastalarının akciğer kapasitesi yetersizdir. Dışarıdaki havanın ısısı yüksek, nem oranı da fazla ise akciğerin buharlaşması sistemi bloke olacaktır. O yüzden bu tür hastalar kronik bronşit akut alevlenme dediğimiz nefes darlığı krizleri ile hastanelere başvurabilirler. Hatta bu tür hastalar klimaları çok kullanırlar. Sıcaktan kaçayım derken bu sefer de klimanın oluşturduğu hastalıklara yakalanabilirler. Klimalarımızı optimum ayarında yani 24 derece olan oda ısısında çalıştırmalıyız. Bunlara dikkat edilmesi lazım” diye konuştu.