Etiket: Uyarıları

  • Artvin’de jandarmadan sürücülere kış uyarıları

    Artvin İl Jandarma Komutanlığı trafik ekipleri, sorumluluk bölgesindeki yollarda meydana gelebilecek kardan kapanma, buzlanma, heyelan ve çığ benzeri risklere karşı sürücüleri bilgilendirdi.

    Jandarma trafik ekipleri yaptıkları rutin uygulama sırasında, kış mevsiminde yaşanabilecek buzlanma, çığ, heyelan ve benzeri risk ortamları hakkında sürücüleri sözlü ve dağıttıkları broşürlerle bilgilendirdi. Dağıttıkları broşürlerde, kış lastiği konusunda hassasiyet gösterilmesi gerektiğini vurgulayan ekipler, sürücülerin can ve mal güvenliğini sağlamaları için neler yapılması gerektiğini sıraladı.

    Riskli bölgeler tek tek belirlendi

    Ekipler, uygulama yaptıkları yolda seyir halindeki araçları durdurarak Artvin İl Jandarma Komutanlığı sorumluluk alanındaki risk bölgesini içeren renkli bilgilendirme broşürleri de dağıttı. Broşürlerde, karla kapanan, heyelan, buzlanma ve çığ tehlikesi olan yollar tek tek işaretlenerek sürücülerin dikkatli olmaları gerektiği anlatıldı.

    Sürücülerin ve yolcuların güvenliği için çalışmaların devam edeceğini bildiren yetkililer, vatandaşların da bu konuda duyarlılık göstermesi gerektiğini ifade etti.

  • Ünlü doktordan “Madde bağımlılığı” uyarıları

    Doktor Ülkümen Rodoplu, CHP Çeşme İlçe Başkanlığı’nın davetlisi olarak geldiği İzmir’în Çeşme ilçesinde, “Madde bağımlılığı” konulu bir söyleşi gerçekleştirerek, önemli açıklamalarda bulundu.

    İzmir Alsancak Nevvar-Salih İşgören Devlet Hastanesi’nde başhekim yardımcılığı, Türkiye Acil Tıp Derneği Genel Başkanlığı, Avrupa Acil Tıp Birliği 2. Başkanlığı ve halen devam eden Avrupa Acil Tıp Birliği Konsey Üyeliği görevlerinde bulunan Doktor Ülkümen Rodoplu’nun, Reisdere Mahallesi’ndeki Neco’nun Kahvesi’nde gerçekleştirdiği söyleşiye, CHP Çeşme İlçe Başkanı Ekrem Oran, CHP Çeşme Kadın Kolları Başkanı Şeniz İridere, ADD Çeşme Şubesi Başkanı Veysel Ayhan, partililer ve mahalle sakinleri katıldılar.

    Söyleşinin açılış konuşmasını yapan CHP İlçe Başkanı Ekrem Oran, söyleşiye başlamadan önce, ülkenin huzuru için sınır ötesinde mücadele eden Mehmetçiklere başarı dileklerini ifade ederek, “Sağ salim ve bir an evvel dönmelerini istiyoruz. Herkes yurdunda güzel. Bugün buraya, siyaset konuşmaya gelmedik. Bugün siyasetin dışında, siyasetten çok daha önemli, bizim iktidar kavgamızdan, hizmet kavgamızdan çok daha önemli ve bizlerin geleceği olan çocuklarımızın sağlığı ve onların geleceği ile ilgili konuşmaya geldik. Türkiye’de ve bütün dünyada hızla ilerleyen uyuşturucu ve uyuşturucu bağımlılığı üzerine sizleri bilgilendirmeye, uzman bir doktorla birlikte geldik” diyerek Doktor Ülkümen Rodoplu’yu davet etti.

    “9 yaşında bir çocuğun bağımlı olmasının sorumluluğu hepimize ait”

    Söyleşisine kendisini tanıtarak başlayan Rodoplu, 30 yıllık doktorluk hayatının, bir doktorun çalışabileceği her alanda geçtiğini belirterek, “Madde bağımlılığı sorunu, her ne kadar halı altına süpürülmeye çalışılsa da, sorun biraz büyük. Geçtiğimiz hafta bir şehrimizdeki üniversitenin hastanesine, 9 yaşında bonzai bağımlısı olmuş bir çocuk götürdüler. Annesi babası, çocuklarının bonzai bağımlısı olduğunu söylediler. Hepimizin çocukları var. 9 yaşında bir çocuğun bağımlı olmasının sorumluluğu hepimize ait. O yaştaki bir çocuğun yeri spor sahasıdır, okuldur, evidir. O yaştaki bir çocuk bonzai ile karşılaşıyorsa, bir sorun var demektir. Hastanede, Acil Servis nöbetindeyken, bundan 12 yıl önce, 13 yaşında bir kız çocuğu getirdiler. Nabzını ölçtük, 180 atıyordu. Normalde nabız dakikada 100 atar. 180 nabız, çok kritiktir. Kalbi durmak üzereydi. Arkadaşları, doğum günü partisinden getirmişler. Alkol içmemiş. İçse nabzı yavaşlar. Alkol kokusu yok, çocuğun yüzü kıpkırmızı, korkunç bir terleme ve nabız 180. Erişkin olsa, iğneler yapar nabzı yavaşlatırız. Biz, hastanede bu olaya neyin neden olduğunu anlayamadık. Benim bonzai ile tanışmam böyle oldu. Oldukça varlıklı bir ailenin çocuğuydu. İyi bir okulda okuyordu. O yaş günü partisinde, ne olduğunu bilmedikleri tozu alan o kız çocuğunu, gözümüzün önünde, sebebini bilmeden kaybettik” diyerek bonzai ile acı tanışmasını anlattı.

    “Uyuşturucu madde, terör örgütlerinin geçim kaynağı”

    Bonzainin sentetik, kimyasal bir uyuşturucu madde olduğunu açıklayan Rodoplu, “Laboratuvarda yapılan bir madde. Eroin, haşhaş, kokain gibi birçok uyuşturucu madde var. Bunlar pahalı, herkes ulaşamıyor. ’Laboratuvarda geliştirelim. Ucuz olsun. Fakir fukara da alabilsin’ denilerek geliştirilmiş bir uyuşturucu. Üreten kişinin infazına kalmış. Eğer insaflıysa, içine bir kuru yaprak karıştırıyor. İnsaflı değilse, fare zehirine kadar akla gelen her şeyi koyuyor. Bonzainin en önemli özelliği; ilk kullanımda öldürmesi. Bonzaiye alışanlar sadece çocuklar, gençler değil, 7 yaşında da madde bağımlılığı için başvuran var, 107 yaşında da var. İstatistiklerden takip ediyoruz. Bonzai, uyuşturucu çetelerinin ve özellikle terör örgütlerinin geçim kaynağıdır. Ne yazık ki, sözde barış süreci içinde, hoşgörüyle karşılaşıp, bütün Türkiye’ye yayılmıştır. Edirne’de bir asker, nöbetteyken bonzai alıp öldü. Sorun, gerçekten tahminimizden çok daha büyük” diyerek uyarıda bulundu.

    “Eğer dozunu kaçırırsa, ilk kullanımda ölüyor”

    Özellikle gençlerin bonzaiye alışmasının nedenini açıklayan Doktor Ülkümen Rodoplu, “Birinci nedeni merak. İkincisi; şöyle bir yargı oluşuyor; eğer uyuşturucu madde alırsanız, özgüveniniz yerine geliyor. Rahat konuşuyorsunuz, rahat davranıyorsunuz, cesaretiniz artıyor. Ne yazık ki, bütün uyuşturucu madde bağımlılarında bu iki yargı var. Toplumda ve arkadaş grubu içerisinde yer bulmak için bu, gençlere cazip geliyor. ’Bir kere kullanmakla bir şey olmaz’ diyorlar. Denemek istiyorlar. Ama denediklerinde o etkiyi görmüyorlar. Bırakın cesaret almayı, tam tersi etkiler yapıyor. Nabız yükseliyor, yerinde duramıyor. Kendini kontrol edemiyor. Eğer dozunu kaçırırsa, ilk kullanımda ölüyor. Ani kalp durmasına neden oluyor. Ama artık uyuşturucu çeteleri, ölmesinler diye az dozda veriyorlar. Aslında bonzai ara ürün. Amaç; daha büyük dozlara, daha büyük ürünlere kişiyi bağımlı yapmak, satıcı yapmak, kullanıcı yapmak, gerekirse suç örgütünün içine girmesini sağlamak. Özellikle son 2-3 yıl içerisinde, fakir ailelerin çocukları, olanı biteni sorgulamasın, fakirliğini sorgulamasın, siyasete bulaşmasın, aman zenginlerin olduğu bölgeye girip de bela olmasın diye ne yazık ki biraz hoşgörülüyor” diye konuştu.

    “Maddenin uyarıcı etkisi olmadığını mutlaka anlatmalıyız”

    Tüm uyuşturucu maddelerin uyarıcı özelliği olmadığını vurgulayan Rodoplu, “Aksine kullanan kişi içine kapanır, çok tipik bir belirtisi bulantıdır ve kullanan kişi yavaş yavaş toplumdan soyutlanmaya başlar. Kılık kıyafeti bozulmaya başlar. Gözünün feri kaçar. Uyuşturucu kullanan kişiyi çok kolay tanırsınız. Sürekli su içme ihtiyacı duyar. İlk kullanımdan itibaren böbrek hasarı başlar. Uyuşturucu kullanmayı bıraksa bile, böbrek hastası olma olasılığı yüzde 50’den yüksektir. Madde bağımlısı kişilerde erken bunama, erken alzhemier, erken parkinson gibi nörolojik hastalıkları çok görüyoruz. Çevremizdeki kişilere, maddenin uyarıcı etkisi olmadığını mutlaka anlatmalıyız” uyarısında bulundu.

    “Spor tesisleri arttırılmalı”

    Ailelerin çocuklarına sevgiyle sarılması gerektiğini belirten Rodoplu, “Madde bağımlılığı tedavisi için gelenlerin tamamı, işi gücü olmayan ve gelecekle ilgili beklentisi olmayan kişiler. Tedavi olup gidiyor, tekrar uyuşturucu kullanıp tedaviye geliyor. Dolayısıyla bu bataklığı kurutmak da devletin görevi. Spor alanlarını çoğaltarak, gençleri spora yöneltmeliyiz. Çocuklarımızın tek sosyalleşme alanları sosyal medya. Devlete düşen görev; çocuklarımızın enerjilerini boşaltabileceği, boş zamanlarını geçirebilecekleri, sosyalleşebilecekleri spor tesislerinin artmasına ihtiyacımız var. Spor yapan kişi, sağlıklı olmayı erken yaşta öğrenecek ve mutlak surette madde bağımlılığından uzak kalacaktır” diyerek sözlerini tamamladı.

  • Uyku apnesi ve horlama kabusuna uzman uyarıları

    Medicalpark Gaziantep Hastanesi Kulak Burun Boğaz Doktoru Op. Dr. Tuncay Özdemir, obstrüktif (Tıkayıcı) uyku apnesi ve horlama ile ilgili bilgi vererek neler yapılabileceğini anlattı.

    Uykuda üst hava yollarında ortaya çıkan daralma solunumu ciddi düzeyde güçleşeceğini belirten Op. Dr. Tuncay Özdemir, “Normal çocuk ve erişkinlerde solunum yolunu açık tutan kasların kasılmasıyla üst soluk yolu açık kalır. Bu kasların uykuda gevşemesi ile birlikte üst soluk yolunda hafif bir daralma meydana gelir, ancak bu durum hava geçişinde problem yaratacak düzeyde olmaz. Oysa uyku apne sendromunda uykuda üst hava yollarında ortaya çıkan daralma solunumu ciddi düzeyde güçleştirir. Bu bölgedeki daralma ki bu zaman zaman tam kapanma da olabilir, beyinde solunumun güç yapıldığına dair uyarılmaya sebep olarak solunum eforunun giderek artmasına yol açar. Bu olayların sonucunda beyinde uyanıklık reaksiyonu meydana gelir ve uyanıklıkla birlikte solunum kasları aktifleşerek üst solunum yolunun açılmasını sağlar. Bu rahatlamayla birlikte tekrar uykuya dalmak mümkün olur. Solunumdaki zorlanma ve rahatlama ile karakterize bu döngü gece içerisinde uykunun sürekli bölünmesine neden olarak sabah yorgun uyanmaya yol açar. Bir kişinin uykuda tıkanması, gece içerisinde sürekli uyanıklıklar yaşaması ve ertesi gün yorgun ve uykulu olması haline obstrüktif uyku-apne sendromu adı verilmektedir.

    Yüksek sesli horlama ciddi bir sağlık probleminin habercisi olabilir. Horlama solunum yollarındaki hava pasajının yeterli açıklıkta olmadığına işaret etmekte olup, oldukça şiddetli bir horlama dar bir alandan hava geçişinin zorlanarak yapıldığını göstermektedir. Yetişkinlerin %10 ile %30’unda horlama görüldüğü tahmin edilmektedir. Bu kişilerin çoğunda horlama basit horlama adı verilen ciddi sağlık problemlerine yol açacak boyutta değildir. 100 kişiden yaklaşık beşinde şiddetli horlama ile birlikte uykuda nefes durmalarının, dolayısıyla obstrüktif uyku-apne sendromu adı verilen hastalığın varolduğu öngörülmektedir“ dedi.

    Obstrüktif uyku-apne sendromunun sebepleri nelerdir?

    Op. Dr. Tuncay Özdemir, uyku-apne sendromunun sebeplerini şöyle anlattı:

    “Üst solunum yolu kaslarının uykuda kişiler arasında değişkenlik gösteren düzeyde gevşemesi ile birlikte uyku-apne sendromlu hastalarda bu hastalığa yol açabilecek ek faktörler söz konusudur. Bunlar: 1- Normalden küçük çene yapısı 2- Büyük dil 3- Büyümüş bademcik ya da küçük dil ve yumuşak damakta hava geçişini daraltan yerleşim şekilleri 4- Obezite 5- Erkek cinsiyet 6- Alkol 7- Uyku ilaçları Eğer sizde “Obstrüktif Uyku-Apne Sendromu ” varsa uyku sırasında yeterli oksijen alamıyorsunuz demektir. İşinizi ve günlük sosyal aktivitelerinizi olumsuz etkileyecek düzeyde uykululuğa sahip olabilirsiniz ve hatta bu yüzden trafik kazası da yapabilirsiniz. Uyku -apne sendromu sizde hipertansiyona, kalp yetmezliğine, kalp krizine ve felce neden olabilir.Eğer şiddetli horlamanız varsa mutlaka bir uyku uzmanı ile görüşüp bu tür bir horlamanın sizde sağlık sorunu yaratıp yaratmadığını öğrenmelisiniz. Uyku-apne sendromunun tanısı ve uygun yolla tedavisi sizi bu hastalığın yaratabileceği tehlikeli sonuçlardan kurtaracaktır.“

    Obstrüktif uyku-apne sendromunun belirtileri

    Özdemir, uyku- apne sendromunun belirtilerini şöyle sıraladı:

    “Yüksek sesli horlama, horlamanın zaman zaman kesintiye uğraması ve ardından derin, gürültülü bir solunum ile birlikte horlamanın devam etmesi, gün içerisinde uyku hali,konsantasyon güçlüğü, unutkanlık.sabah baş ağrısı,gece sık tuvalete gitme,erkeklerde ereksiyon güçlüğü, kadınlarda adet düzensizliği,çocuklarda horlama, nefes alma güçlüğü, huzursuz uyuma, gündüz hiperaktivite ve okul başarısında düşüklüktür.“

    Bu problemlerin seneler içerisinde yavaş gelişim gösterdiğinden hastalar bu durumun farkında olmayabilidiğini söyleyen Özdemir, “Bazen bu durumun yaşın ilerlemesiyle birlilkte ortaya çıktığını ve normal olabileceğini düşünebilirler.Aile bireyleri ve çalışma arkadaşları şikayetleri daha kolay tanıyabilir ve hastayı doktora yönlendirebilirler“ ifadelerine yer verdi.

    Tedavi yöntemleri

    Özdemir Uyku-Apne sendromunun tedavisi için,“Tedavi, uykuda nefes durma sayısı, oksijen düzeyi, yaş, sosyal durum ve kişinin yandaş hastalıkları göz önüne alınarak planlanır. Tedavide cerrahi yöntemler, CPAP adı verilen maske tedavisi ve ağız içi cihaz uygulamaları bulunmaktadır. Horlama ve uyku apnesi hastalarında solunum yolundaki tıkanıklığın yerine ve içeriğine göre farklı anatomik bölgelerde cerrahi müdahaleler yapılabilmekte olup uygulanan ameliyatlar, Burun ameliyatları (Burun tıkanıklığına yönelik ameliyatlar),yumuşak damağa yönelik ameliyatlar, dil köküne yönelik ameliyatlar,alt ve üst çene kemiklerinin ilerletme ameliyatları (Maksillomandibüler ilerletme),dil kaslarının sinirinin uyarılması (Hipoglossus siniri stimülasyonu),hava yolunun boyunda dışarı açılması (Trakeotomi)“ diye konuştu.

  • Uyarıları dinlemedi, ölümden döndü

    Antalya’nın Kemer ilçesinde 72 yaşındaki alkollü şahıs, tüm uyarılara rağmen denize girmekte ısrar edince ölümden döndü. Denizde kalp krizi geçirip boğulma tehlikesi geçiren yaşlı adam, uzun uğraşlar sonucu kalbi tekrar çalıştırılarak yoğun bakıma alındı.

    Edinilen bilgiye göre, Kemer’in Çamyuva Mahallesi’ndeki bir otelde arkadaşıyla birlikte tatil yapan 72 yaşındaki İsmet Cansu, alkollü vaziyette denize girdi. Denizde gerip hareketler yapan ve zorlandığı görülen adam, orada bulunanlar ve otel görevlileri tarafından sahile çıkarılarak, bu halde denize girmesinin tehlikeli olduğu hatırlatıldı. İddiaya göre kendisini uyaran kişilere tepki gösteren Cansu, tekrar denize girip yüzmeye başladı. Kısa süre sonra suyun üzerinde hareketsiz kaldığı görülen Cansu’nun kalbinin atmadığı belirlendi. Olay yerine gelen 112 Acil Servis ve Özel Kemer Yaşam Hastanesi sağlık ekipleri, kalp masajı yaparak kalbini tekrar çalıştırdıkları Cansu’yu hastaneye kaldırdı. Kemer’deki hastanede yapılan müdahalenin ardından İsmet Cansu, Antalya Vakıf Yaşam Hastanesine sevkedilerek yoğun bakımda tedavi altına alındı.

  • Sarıgöl’de bayram öncesi trafik uyarıları

    Sarıgöl İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil ve Denetleme Büro ekipleri yaklaşan Kurban Bayramı öncesi ilçenin dört bir yanına trafik uyarı pankartları astı.

    Trafik Tescil ve Denetleme Büro ekipleri Sarıgöl giriş, çıkışı, itfaiye önü, oto gar, ana caddelere, Sarıgöl 4 Eylül Stadyumu çevresine astıkları pankartlar ile Kurban Bayramı öncesi vatandaşların dikkatli olmaları istendi. Sarıgöl Kaymakamı Çetin Kılınç, emniyet ekiplerinin kurban bayramı öncesi vatandaşa yaptığı uyarıların yerinde olduğunu belirterek, “Vatandaşlarımızın Kurban Bayramında, üzücü trafik kazası geçirmemeleri için emniyet ekiplerimiz ilçenin gerekli yerlerine uyarı pankartları asarak vatandaşlar uyarıldı. Vatandaşlarımız asılan uyarılara uymalarını istiyorum. Kazasız bir hayat diliyorum” dedi.