Etiket: Uyarılar

  • Uzmanlardan kurban keseceklere uyarılar

    Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Bitirgen, kurban ibadetini yerine getireceklerin, kurban olarak kesilecek hayvanların seçiminden kesilmesine, kurban etinin saklanmasından etle ilgili insanlara bulaşan hastalıklar konusunda dikkatli olması gerektiğini söyledi.

    Prof. Dr. Mehmet Bitirgen, kurban seçimi esnasında dikkat edilmesi gereken hususlardan bahsederek, “Kurban olarak kesilecek hayvanlarda hastalık emaresi bulunmamalıdır. Halsiz, önündeki yemi yemeyen, durgun, ishalli, ağız ve burnundan akıntısı olan, ateşi yüksek (bunu herkes fark edemeyebilir), bakışları canlı olmayan hayvanlar kurbanlık olarak satın alınmamalıdır. En uygunu veteriner hekim tarafından kontrolünün yapılmış olmasıdır” dedi.

    Kurban kesimi esnasında dikkatli olunması gerektiğini belirten Prof. Dr. Bitirgen şöyle devam etti:

    “Kurban, etrafındaki toz-toprak ve kirliliklerden etkilenmeyecek temiz bir ortamda kesilmelidir. Yüzme, parçalama esnasında ete çevreden toz toprak bulaştırılmamalıdır. Hayvanın iç kısmı parçalara ayrılırken, hayvan dışkısının ete bulaşmamasına dikkat edilmelidir (hayvan bağırsağının parçalanmadan dışarı alınması önemlidir). Ete hayvan dışkısı bulaştıysa mutlaka kirlenmiş et temiz suyla yıkanmalıdır. Hayvan kesimi ile uğraşanlar kesinlikle hayvan kan ve sekresyonlarıyla bulaşmış ellerini yüz, göz ve ağızlarına temas ettirmemelidirler. Kesimle uğraşanlar vücudunun herhangi bir yerini kesinlikle kaşımamalıdırlar. Kesim esnasında lağım suyu karışma ihtimali olan kirli suların hayvan etine veya kesimle uğraşanların ellerine teması olmamalıdır.”

    Kurban etinin muhafazası konusunda dikkat edilmesi gereken hususlar

    Mevsim olarak yaz mevsiminde olmamız sebebiyle sıcak havada uzun süre kalan etlerde etin bozulmasına sebep olan; hastalık yapıcı mikropların ette üremesi ve çoğalmasının kolay olacağını ifade eden Prof. Dr. Bitirgen, “Bundan dolayı kesilen hayvanların etlerinin en hızlı şekilde sıcak ortamdan serin-soğuk ortama taşınması önemlidir. Taşınma esnasında özellikle naylon torbalarda et kolaylıkla ısınarak bozulmaya sebep olur. Taşındığı yerde et parçaları birbirinden ayrılarak hızla soğutulmalıdır, bu şekilde ette mikrop üreme ihtimali azaltılmış olacaktır. Dondurulmuş etler çözüldükten sonra tekrar dondurulmamalıdır. Blok etlere göre kıyma yapılmış etlerin daha çabuk bozulacağı unutulmamalıdır. Kıyma makinesinin temizliği çok önemlidir. Sadece kurban bayramında faaliyet gösteren, et kıyma işi ile uğraşan kişilere karşı daha dikkatli olunmalıdır. Kurban etinin tüketimi konusunda ise, etin yemek için hazırlanması esnasında uzun süre ılık ortamda tutulması bozulmayı (mikrop üremesini) kolaylaştıracaktır. Etler kesinlikle iyi pişirilerek tüketilmelidir. Yarı pişmiş veya çiğ et (çiğ köfte) kesinlikle tüketilmemelidir. Et pişirildikten sonra ya hemen tüketilmeli ya da ılık ortamda fazla tutulmadan hızlıca soğuk ortama alınmalıdır” dedi.

    “Etle ilgili insanlara bulaşan hastalıklara karşı tedbirli olmalı”

    Etle ilgili insanlara bulaşan hastalıklar ve bunlara karşı alınması gereken tedbirlerle ilgili de bilgi veren Prof. Dr. Mehmet Bitirgen, “Salmonella enfeksiyonları, kirli ellerle veya kontamine sularla temas etmiş etin çiğ veya az pişmiş tüketilmesi sonucu hastalık sebebi olurlar. Kist hidatik, etlerinde kist taşıyan hayvanların etlerinin çiğ veya az pişmiş olarak tüketilmesiyle insanlara bulaşır. Kist hidatikli hayvanların görünüşü gayet sağlıklı olabilir. Ayrıca kesilen hayvanların karaciğer ve akciğerlerinde irili ufaklı içi sıvı dolu kesecikler varsa bu hastalıklı sakatatlar kedi veya köpeğe dahi verilmemelidir. Çünkü evcil hayvanlara yedirilen hastalıklı sakatatların içinde bulunan ‘ekinokok’ denilen parazitler evcil hayvanlardan insanlara bulaşarak kist hidatik hastalığına sebep olabilir. Hastalıklı sakatatlar ya yakılmalı veya evcil hayvanların ulaşamayacağı derin çukurlara gömülmelidir. Şarbon, hasta hayvanların etlerine temas edilmesi veya tüketilmesi ile bulaşır. Şarbon hastalığı olan hayvanların etleri kesinlikle tüketilmemelidir. Tenya, vücudunda tenya kistleri bulunan hayvanların etlerinin çiğ veya az pişmiş olarak tüketilmesiyle bulaşır. Bağırsakta şerit veya abdestbozan denen paraziter hastalığa sebep olurlar. Toksoplazmozis, çiğ ya da az pişmiş et tüketimi ile bulaşır. Bayanlara bulaşırsa hamileliklerinde organ bozukluğu olan bebek doğumu ile sonuçlanabilir. Kirli sebze ve sular da bulaşmada rol oynayabilir. Tüberküloz, çiğ etin bulaşmada rolü fazladır. Tüberkülozlu hayvan etlerinden veya et kesimi ve hazırlanmasıyla uğraşan tüberküloz hastası kişilerden bulaşma mümkündür. Kuduz, bulaşması nadir olmakla birlikte çiğ etten bulaşması mümkündür” diye konuştu.

  • Bayram öncesi sürücülere önemli uyarılar

    Yola oruçlu çıkacak olanların diğer sürücülere göre daha dikkatli olması gerektiğini belirten Karayolları Trafik Güvenliği Derneği Başkanı Halil Saraç, oruçlu sürücülerin 2 saatte bir mola vermeleri gerektiğini söyledi.

    Elazığ Karayolları Trafik Güvenliği Derneği Başkanı Halil Saraç, Ramazan Bayramı dolayısıyla yola çıkacak olan sürücülere uyarıda bulundu. Vatandaşların oruç olmaları münasebeti ile gece saatlerinde yola çıkmak istediklerini vurgulan Saraç, bunun tehlikeli olduğunu ve sabah yola çıkılması gerektiğini ifade etti.

    Yolculuğa çıkmadan önce sürücülerin uykusunu tam almış olması gerektiğini aktaran Saraç, “Sürücüler özellikle yaz ve oruç olmaları münasebeti ile gece saatlerinde serinde çıkmak istiyorlar. Bu da çok ciddi tehlike oluşturuyor. Sabah saatlerinde daha rahat ve enerji dolu bir şekilde seyahat etmeleri kendi yararlarına olacaktır. Seyahat öncesinde veya seyahat esnasında sürücülerimizin kesinlikle çok yağlı yiyecekler, süt ve süt ürünleri tüketmemeleri gerekiyor. Seyahat esnasında veya seyahat öncesinde bol bol kafein içerikli içecekler içerek uyku veya göz kısılma problemlerini ortadan kaldırabilirler” dedi.

    “Oruçlu sürücüler 2 saatte bir mola vermeli”

    Oruçlu yola çıkanların daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Saraç, “Ramazan ayında olmamız münasebeti ile arefe günü yola çıkacak olan sürücülerimizden oruçlu olanlar olabilir. Bu vatandaşlarımız diğer sürücülerden çok daha dikkatli araç kullanmalıdır. Daha sabırlı ve hoşgörülü araç kullanmaları gerekiyor. Normal sürücülerimiz 4 saatte bir mola verirken oruç tutan sürücümüz mutlaka 2 saatte bir mola vermeli ve bu mola 15 dakikadan az olmamalıdır. 15 dakikalık bu mola zarfı içerisinde de mutlaka yürümelidirler. Seyahat esnasında hız limitlerine uyulmalı kesinlikle hız ihlali yapılmamalıdır. Bayram tatilindeki bu süreçte şehirlerarası yollarda yaşanan trafik kazalarının yüzde 70 ve 80’ni neredeyse hız ihlali ve aşırı hızdan meydana gelmektedir. Sürücülerimizin bu konuda duyarlı olmalarını istiyoruz” diye konuştu.

    “10 yaş altı çocukları emniyet kemeri tutmaz”

    Seyir esnasında dikkat dağıtıcı telefon, navigasyon, radyo, gibi elektronik cihazların kullanılmaması gerektiğini hatırlatan Saraç, “Bu tip kullanımlar dikkat dağılımına sebep olacak ve kaza kaçınılmaz olacaktır. Arka görüşü kapatacak herhangi bir cisim konulmamalıdır. Klima ile yolcuk yapmak çok önemli. Klima araç içerisindeki nem oranını ayarlar ve aracın içerisindeki sıcaklığın belli bir değerde kalmasını sağlar. Klima kullandığınız zaman araç belki biraz fazla yakıt yakar ama daha konforlu ve daha rahat yolculuk yapmamızı sağlar. Sürücüler, yaz olması itibari ile yol çalışmaları, asfalt dökme gibi tadilatlarla karşılaşacaktır. Sürücülerimiz bu tip yol çalışmasına denk gelindiğinde kesinlikle sollama yapmasınlar ve aracı oradaki tabelalara göre kullansınlar. Seyir sırasında sadece sürücünün değil, yolcuların da emniyet kemeri takmaları gerekiyor. Çünkü emniyet kemeri canımızın sigortasıdır. 10 yaşından küçük çocukları emniyet kemeri tutmaz. Seyahat edecek olan ailelerimiz mutlaka 10 yaşından küçük çocukları arka koltukta ve çocuk koltuğunda seyahat ettirsinler” şeklinde konuştu.

  • Havuz sezonunda çocuklar için uyarılar

    Medicana International Ankara Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doktor Bilge Tanrıkulu, havuzların ortak kullanım alanları olması nedeniyle ne kadar dezenfekte edilirse edilsin enfeksiyon kaynağı olduğunu belirterek, okulların kapanmasıyla tatile hazırlanan çocuklar için ailelere uyarılarda bulundu.

    Uzm. Dr. Tanrıkulu, hastalık yapan bazı etkenlerin standart dezenfeksiyon yöntemlerine rağmen hala havuz sularında yaşanabildiğine işaret ederek, “Havuz kullanımı için iki yaş sınırı önemli. Küçük çocuklar havuz suyunu bol miktarda yutar ve kulaklarına kaçmasın diye kendilerini yeterince koruyamaz. Dolayısıyla da enfeksiyonlara daha duyarlı hale gelir. Aynı zamanda ciltleri daha hassas olduğundan havuzdaki klor ya da diğer kullanılan kimyasallardan daha çok etkilenebiliyorlar” ifadelerini kullandı.

    “Havuza girmeden duş aldırılmalıdır”

    Daha büyük çocuklarda da havuza girmeden alınması gereken önlemler bulunduğuna dikkat çeken Dr. Tanrıkulu, şunları kaydetti:

    “Çocuklara havuza gitmeden en az 30 dakika önce yüksek koruma özelliği olan ve çocukların cilt yapısına uygun güneş koruyucu krem sürülmelidir. Güneş yağları tercih edilmemelidir. Tuvalet eğitimi almış bir çocuk ise havuza girmeden tuvalete götürülmeli ve tuvaletini yapması sağlanmalıdır. Eğer tuvalet eğitimi almamış bir çocuksa havuza uygun alt bezleri takılmalıdır. Çocuğumuz havuzda su yutmaması, tuvaleti geldiğinde söylemesi konusunda uyarılmalıdır. Havuza girmeden duş aldırılmalıdır. Vücudumuzdaki ter, sudaki klorla birleşince zehirli birçok madde oluşmaktadır. Bu nedenle havuza girmeden önce mutlaka duş alınmalıdır. Aynı zamanda kuru olan cilt, zararlı maddeleri daha kolay emeceğinden duş aldırarak çocuklarımızın cildini nemlendirmek de çok önemlidir.”

    “Duş aldıktan sonra yedek mayo giydirilmelidir”

    Uzm. Dr. Tanrıkulu, havuzdan çıktıktan sonra da hemen duş alınması gerektiğini ifade ederek, “Vücutları güzelce sabunlanmalı, yüz ve gözler bol suyla yıkanmalıdır. Çıktıktan sonra alınan duşun amacı da vücudumuzdaki havuzdan gelen mikropları ve havuzun dezenfeksiyonu için kullanılan kimyasalları bir an önce uzaklaştırmaktır. Duştan çıkan çocukların da vücudu güzelce kurulanmalı; kulak içi, kulak arkası, parmak aralarının kurulanmasına özellikle dikkat edilmelidir. Havuzdan sonra kurulanan havlu ile duştan sonra kurulanan havlu farklı olmalıdır. Duş aldıktan sonra da ıslak mayosu değiştirilmeli, yedek mayosu giydirilmelidir” şeklinde konuştu.

    “Yemek yedikten sonra en az 1 saat geçmiş olmalıdır”

    Öğle saatlerinde güneşin zararları nedeniyle çocukların havuzda olmasını istemediklerini söyleyen Uzm. Dr. Tanrıkulu, “Havuzun içinde veya kenarında da yemek yenmesi önlenmelidir. Girmeden önce çocuklarımızın çok tok olmamasına dikkat etmeliyiz. Yemek yedikten sonra en az 1 saat geçmiş olmalıdır. Havuzda geçirilen zaman 45-60 dakika ile sınırlandırılmalıdır. Havuza çocukların idrar yapması, tükürmesi engellenmelidir. İshali olan çocuk havuza sokulmamalıdır” açıklamasını yaptı.

  • Uzmanlardan LYS öncesi öğrenci ve ailelere uyarılar

    Kaygının sınav öncesi kontrol edilmesi ve aileler tarafından öğrenciye destek verilmesi gerektiğini belirten Psikolog Filiz Yakmaz Basılgan, belli bir seviyeye kadar yararlı olan kaygının yüksek veya alçak olmasının sınav sonucunu etkileyeceğini söyledi.

    Bu yıl 1 milyon 600 bin kişi Lisans Yerleştirme Sınavları’nda (LYS) der dökecek. 10-11 Haziran 2017 tarihlerinde uygulanacak olan LYS-4, LYS-1 ile 17-18 Haziran 2017 tarihlerinde gerçekleşecek LYS-2, LYS-3, LYS-5 sınavları öncesi uzmanlar bazı uyarılarda bulundu. Sınav öncesi öğrenci ve velilere kaygıyla başa çıkabilmenin yollarını aktaran Özel Hayat Hastanesi Psikoloğu Filiz Yakmaz Basılgan, yoğun kaygının bir öğrencinin eğitim-öğretim hayatı boyunca biriktirdiği bilgiyi sınav sırasında etkili bir biçimde kullanılmasına engel olduğunu ve başarısının düşmesine yol açtığını söyledi. Basılgan, “Sınava girecek bütün herkes kaygı yaşar ki belli bir seviyeye kadar olan kaygı yararlıdır, uyanıklık sağlar, koruyucudur, dikkati toplamaya yardımcı olur ve öğrencinin motivasyonunu arttırır. Buradaki önemli nokta, kaygının performans üzerinde olumsuz bir etki oluşturmasıdır” dedi.

    Sınav kaygısının en genel sebebinin gencin ya da ailesinin sınava farklı anlamlar yüklemesinden ileri geldiğini söyleyen Basılgan, “Sınav kaygısı yaşayan fertlerin sınava aileye bir borç ödeme, nasıl bir insan olduğunu ölçme, kendini ispat etme, iyi bir evlat olduğunu kanıtlama gibi birçok farklı anlam yükleyerek kaygılandıklarını gözlemleriz. Fakat sınav, kişiliğin bir değerlendirilmesi değil, sınava giren ferdin bilgi birikiminin değerlendirilmesidir. Aileler de çocuklarına yardımcı olma konusunda onları sıkmamalı, normal hayatlarını sürdürmeli ve onu rahatlatmalıdır. Tabi ki bazı hedefler ve planlar yapılabilir ama bunu başaramamak sorun edilmemelidir. Sınav sonrası ise olumsuz bir sonuçta bile öğrenci kendini ödüllendirmeli ancak bir sonraki sınavda başarılı olmak için planlar yapmalıdır” diye konuştu.

  • Kalp hastalarına uyarılar

    Kardiyoloji Hekimi Doç. Dr. Mehmet Ergelen, kalp rahatsızlığı olan bireylerin Ramazan’da sağlıklarına daha dikkat etmesi gerektiği konusunda uyarıda bulundu.

    Medical Park Ordu Hastanesi Kardiyoloji Hekimi Doç. Dr. Mehmet Ergelen, uzun süreli aç kalmanın kalp hastalarını olumsuz etkileyebileceğini ve kalp ilaçlarının aksatılmadan alınması gerektiğini söyledi. Doç. Dr. Mehmet Ergelen, “Uzun süre aç ve susuz kalmak kalbimizi direkt etkilemez. Ancak insan vücudunun bir bütün olarak çalıştığını düşünürsek, uzun süre açlık ve susuzluk stres hormonlarının faaliyete geçmesini sağlamakta ve bunun sonucunda kalp ve damar sistemimizi etkilemektedir” dedi.

    “İlaçları düzenli alın”

    Kalp rahatsızlığı olanların sıcak havalarda dışarı çıkmamalarını ve ilaçlarını ihmal etmemeleri gerektiğini belirten Doç. Dr. Mehmet Ergelen, “Oruç tutmak isteyen kalp hastaları, uzman bir kardiyolog kontrolünde, ilaçlarını aksatmayarak, yeterli sıvıyı alarak, sıcaktan uzak durarak ve hafif yemekler yiyerek oruç tutabilirler. Koroner kalp hastalarının, öncelikli olarak yapmaları gereken en önemli şey ilaçlarını düzenli olarak almayı kesinlikle ihmal etmemektir. Ayrıca sıcak havalarda, özellikle öğlen saatlerinde imkanları varsa dışarı çıkmamalıdırlar. Eğer böyle bir imkanları yoksa da güneşin çok yoğun olmadığı yerlerde bulunmaya çalışarak, kendilerini güneşin direkt ışınlarından korumalıdırlar. Ayrıca, oruç tutan kalp hastaları sıcak havalarda ve özellikle öğle saatlerinde araç kullanmaktan kaçınmalıdırlar” uyarılarında bulundu.

    “Bol bol sıvı tüketin”

    İftarda ağır ve yağlı yiyeceklerden kaçınmak gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Mehmet Ergelen, “Koroner kalp hastalığı olanlar iftarda oruçlarını açtıktan hemen sonra ana yemeğe geçmemelidir. Önce hafif bir çorba ile başlayıp, 10 dakika ara verdikten sonra ana yemeğe geçmeli ve iftar ile sahur arasında bol bol sıvı tüketmelidirler. Ayrıca mutlaka sahura kalkarak hafif yiyecekler yemeyi de ihmal etmemelidirler. Yemek yedikten 1 saat sonra, hafif tempoda yürüyüşte yararlı olur” ifadelerini kullandı.