Etiket: Uyardı

  • Nevşehir Belediyesi vatandaşları baca temizliği konusunda uyardı

    Temizlenmeyen bacaların sobadan sızan Karbonmonoksit gazı zehirlenmelerinin en önemli nedenleri arasında yer aldığını belirtilerek, sobalı veya kaloriferli binalarda oturan vatandaşların bacalarını en az yılda bir kez temizletmesi gerektiği uyarısında bulunuldu.

    Konut ve işyerlerinin bacalarında katmerleşen kurumların, sobaların yakılmaya başlanmasıyla birlikte yüksek ısı nedeniyle erime ve buna paralel olarak da alev almasıyla ortaya çıkan ve kimi zaman ev ve çatı katlarının da yanmasına, konut ve işyerinde de karbondioksit gazı zehirlenmesine neden olduğu gerçeğinden hareket eden Nevşehir Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü ekipleri, baca temizliğinin güvenli bir şekilde gerçekleştirilmesi amacıyla çalışmalar yürütüyor.

    Vatandaşların bacalardan kaynaklı yangınlar ile karşı karşıya kalmamaları için mutlaka soba ve kalorifer yakılmadan bacalarını temizletmelerinin zorunlu olduğunu vurgulayan ilgililer, temizletilmeyen bacalarla meydana gelebilecek yangınların önüne geçebilmek amacıyla Nevşehir Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü tarafından Baca Temizlik Ekibi oluşturulduğunu ifade ettiler.

    CAN VE MAL GÜVENLİĞİ İÇİN BACA TEMİZLİĞİ ÖNEMLİ

    Nevşehir Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü yetkilileri, soba, kalorifer ve benzeri baca sistemi bulunan tüm ısınma sağlayıcı mekanizmaların bacalarının her yıl mutlak surette bir kez temizletilmesi gerektiğini ifade ederek, temizlenmeyen soba bacalarının baca yangınlarının oluşmasının yanı sıra Karbonmonoksit gazı zehirlenmeleri adına da ön önemli nedenlerden biri olduğu görüşünü dile getirdiler.

    Kokusuz olmasının yanı sıra tahriş etme özelliğinin bulunmayışı nedeniyle fark edilememesi ile adeta sessiz bir katil olarak da nitelendirilebilecek Karbonmonoksit gazı zehirlenmelerine karşı vatandaşların can ve mal güvenliği açısından mutlaka uyarıları dikkate alması gerektiğini vurgulayan Nevşehir Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü yetkilileri, bacaların yılda en az bir kez temizletilmesinin, söz konusu Karbonmonoksit gazı zehirlenmelerinin önüne geçilmesinde önemli bir uygulama olduğunu belirttiler.

    Yetkililer, vatandaşların Nevşehir Belediyesi İtfaiye Müdürlüğünün 110 no lu telefonunu aramak suretiyle, baca temizliği yaptırabileceklerini belirttiler.

  • Emniyet müdürü Turanlı vatandaşları uyardı

    Zonguldak İl Emniyet Müdürü A. Metin Turanlı vatandaşları, telefonla dolandırıcılık yapan sahtekarlara karşı vatandaşları sosyal medya hesabından uyardı.

    Zonguldak İl Emniyet Müdürü Metin Turanlı, sosyal medya hesabından vatandaşların yardım talebi ile arayan kişilerin kentte yoğunlaştığını belirterek şu paylaşımı yaptı; “Vatandaşımızı, halkımızı telefonla arayarak, sözde yardım talepleri bugünlerde yine ilimizde Zonguldak çevresinde yoğunlaşmış görünüyor. Sizleri kamu görevlileri adına sahtekar ve dolandırıcı sözde insanlara itibar etmeyin.”

  • Uzmanlar sosyal medyanın gençler üzerinde oluşturduğu tehlikelere karşı uyardı

    Gelişen teknolojinin gençler üzerine oluşturduğu tehlikeler konusunda uyarıda bulunan Uzman Klinik Psikolog Ece Çalışkan Subaşı, “Sosyal medyada gördükleri ışıltılı hayatlar gençlerin ruh sağlığını etkiliyor” dedi.

    10 Ekim Ruh Sağlığı Günü kapsamında bu yılın ruh sağlığı teması “Değişen Dünyada Gençler ve Ruh Sağlığı” olarak belirlendi. VM Medical Park Kocaeli Hastanesinden Uzman Klinik Psikolog Ece Çalışkan Subaşı, Ruh Sağlığı Günü kapsamında yaptığı açıklamada “Değişen Dünyada Gençler ve Ruh Sağlığı” teması hakkında önemli bilgiler aktardı. Gençlik döneminin sağlıklı bir biçimde tamamlanabilmesinin önemini kavramanın oldukça hayati olduğunu belirten Çalışkan, sosyal medya ve teknolojinin gençler üzerinde oluşturduğu tehlikeler hakkında önemli bilgiler verdi. Gençlerin hayatında oldukça büyük yer kaplayan teknolojinin hızlı gelişiminin pek çok değişimi de beraberinde getirdiğini kaydeden Subaşı, “Bu değişen ortamda gençlerin doğru yönlendirilmemesi, teknolojinin olumsuz etkilerine maruz kalmalarına dolayısıyla da ruh sağlıklarının buna oranla olumsuz etkilenmesine sebep olabilir” dedi.

    “Birey, sosyal medya aracılığıyla gördüğü hayatların etkisinde kalıyor”

    Gençlerin ruh sağlığını olumsuz etkileyen faktörlerin başını internet ortamında kurulan sanal ilişkilerin çektiğini söyleyen Uzman Klinik Psikolog Ece Çalışkan Subaşı, “Bu durum gençlerin sosyal ortamlarda gerçek ilişkiler kurma becerilerini ve kendilerini doğru ifade etme yeteneklerini azaltıyor. Yine, sosyal medyanın günümüzde bu denli popüler hale gelmesi ile insanların hayatlarına, doğru/yanlış bilgiye, habere, insanların olaylar hakkındaki düşünce ve yorumlarına ulaşmak çok kolay hale geldi. Zaten içinde bulunduğu dönem itibariyle kimlik arayışı içerisinde olan birey, sosyal medya aracılığıyla gördüğü, izlediği hayatların etkisinde kalarak, kendine özgü olan kişiliğini geliştirmekte zorlanabilir. Diğer yandan, başkalarının kimi zaman gerçek dahi olmayan, sadece sosyal medyada artı bir çaba ile güzel gösterilmiş kusursuz ve muhteşem hayatlarını takip ederek, kendi hayatındaki olumsuzlukları gözünde büyütebilir. Bu durum kaygı ve depresyon gibi ruhsal hastalıkları tetikleyebilir” diye konuştu.

    “Sağlıksız bir durumu kabullenmek, uzman yardımı almayı düşünmenin önündeki en büyük engeldir”

    Teknolojinin hızlı gelişiminin gençler ile ebeveynlerinin, yaşam ve anlayış tarzı arasındaki mesafeyi de arttırdığını söyleyen Subaşı, “Ebeveynin bu durumun farkında olması ve onları anlamak için ayrıca çaba göstermesi gerekir. Ebeveynlerin dikkat etmesi gereken en önemli konulardan biri de çocuğun veya gencin etiketlenmesi sorunudur. ‘Bizim çocuk hiçbir şeyden mutlu olmuyor’, ‘Yalnız kalmayı seviyor’, ‘Bizim çocuk sosyal değil’ gibi etiketlemeler, çocuğa bu sağlıksız durumun sanki onun karakteriymiş gibi yansıtmak ve bu şekilde bu durumu kabullenmek izlenebilecek en yanlış yollardan biridir. Sağlıksız bir durumu kabullenmek, bu durumu çözmek için uzman yardımı almayı düşünmenin önündeki en büyük engeldir. Belki de ilk fark edildiğinde çok daha kolay bir çözümü olan problemin kabullenme ve etiketleme ile pekiştirilmesi ileride ruhsal problemlere yol açabilir. Bir kanser hastalığında erken teşhis ne kadar önemliyse, ruhsal hastalıklarda da o kadar önemli ve hayatidir” şeklinde konuştu.

    “En doğru şey yeni insanlarla gerçek ilişkiler kurabilecekleri ortamlar oluşturmaktır”

    Sosyal medyanın konusu hakkında ebeveynlere de önemli bilgiler aktaran Subaşı, “Asla unutmayın ki, çocuğunuza ne kadar onun ne olduğunu söylerseniz, çocuğunuz nihayetinde o söylediğiniz şey haline gelecektir. Bu sebeple ebeveyn, kelimelerin gücünün farkında olmalıdır. Söylenen tek bir kelime, sıfat ve etiketleme dahi benlik yapılanmasına etki etmektedir. Olumsuz etiketlemeler, bireyin benlik saygısında düşüklüğe yol açmaktadır. Bu durum ebeveyn kadar, gençlerle çalışan eğitimciler için de geçerlidir. Erken dönemde öğretmenleri tarafından gerek söylem gerek davranış yolu ile başarısız, yeteneksiz olarak etiketlenmiş olan bireyler, bu etiketi hayatları boyunca taşır. Bu olumsuz etiketi taşıyan bireyin ruh sağlığı ise çok daha hassas ve olumsuzluklara açık hale gelir. Bireyin, günümüz çağında gençlik dönemini en sağlıklı şekilde geçirebilmesi adına yapılabilecek en doğru şey, yetenekleri doğrultusunda sanata veya spora yönlendirmek, onlara kendilerini ve yeteneklerini keşfedebilecekleri, yeni insanlarla gerçek ilişkiler kurabilecekleri ortamlar oluşturmaktır. Okuldan, derslerden sonra eve gidip bilgisayar başına oturan gençlerden çok, sanata, spora ilgi duyan, sosyal ilişkilerini, yeteneklerini ve karakterlerini bu ortamlarda geliştiren gençler yetiştirilmesi oldukça önemlidir. Yapılan araştırmalar, gençlerin spor ve sanatla ilgilenmesinin kendilik algısını olumlu yönde etkilediğini göstermiştir” ifadelerini kullandı.

    “Sanal ortamlarda gördüğünüz, takip ettiğiniz hayatların etkisinden kurtulmalısınız”

    Gençlerin sosyal ortamlara yönelmesinin sosyal medya nedeni ile yaşanan olumsuzlukların azalmasına katkıda bulunacağını ifade eden Subaşı, “Yine gençler, kendilerini ruhsal yönden zayıf hissettikleri dönemlerde gerekli psikolojik desteği nereden bulacaklarını bilemiyor. Bu dönemlerde gençlerin kötü alışkanlıklara ve sağlıksız arkadaş ilişkileri kurmaya eğilimli hale gelebiliyor. Ebeveyn, eğitimci yönlendirmesi haricinde, gençlerin de kendi ruh sağlıklarını korumaları ve gözetmeleri çok önemlidir. Peki, ruh sağlığınızı güçlendirmek için nelere dikkat etmelisiniz, birkaç madde ile bunlardan bahsedelim. Öncelikle sanal ortamlarda gördüğünüz takip ettiğiniz hayatların etkisinden kurtulmalı, kendinize özgü tek ve eşi benzeri bulunmayan kişiliğinizi keşfetmelisiniz. Sosyal ağlarınızı arttırın, sosyal ortamlarda gerçek ilişkiler kurun. Sağlıklı beslenme ve egzersizi hayatınızın olmazsa olmazı haline getirin. Hayatta sizden ne kadar çok şey beklenirse beklensin, kendi sağlığınızın, kendinizin bunların hepsinin önünde, hepsinden önemli olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Gerçekçi hedefler belirleyin ve bu hedefleri sırayla gerçekleştirmek için harekete geçin. Hedeflerinizi kolaydan zora doğru planlayın. Her basamağı tek tek sonuçlandırdığınız zaman motivasyonunuzun arttığını gözlemleyeceksiniz. Duygularınızı ifade etmekten kaçınmayın. Öfke, üzüntü, korku, sevinç gibi duygularınızı uygun bir dille kelimelere yansıtmalı ve dışarı vurmalısınız” dedi.

    “Ebeveynin, gencin ruhsal durumunu iyi gözlemlemesi ve uzmana yönlendirmesi çok önemlidir”

    Ruhsal hastalıkların toplumun bütününü ilgilendiren bir sorun olduğunu belirten Subaşı, “Gençlerin ruh sağlığı, huzur ve mutluluğu, toplumun geleceğini doğrudan etkileyecektir. Özellikle konu ruhsal hastalık olduğunda toplumun ciddi genelleme ve etiketlemeleriyle karşılaşan kişi, tedaviden kaçınabilir. Bu sebeple ebeveynin, gencin ruhsal durumunu iyi gözlemlemesi ve gerektiğinde uzmana yönlendirmesi çok önemlidir. Yine unutulmamalıdır ki, ebeveynin kendi ruhsal sağlığı da çocuğunu, aile yaşantısını etkiler. Her nasıl ki bedensel hastalıkların önlenmesi bağışıklığın güçlendirilmesine bağlıysa, ruhsal hastalıklar için de bu durum geçerlidir. Ruhsal hastalıklarda da erken teşhis oldukça önemlidir. Sağlığın bir bütün olduğunu, ruh sağlığının da bu bütünün bir yarısı olduğunu hiçbir zaman unutmayın” ifadelerini kullandı.

  • TEM ekipleri, üniversite öğrencilerini terör örgütlerine karşı uyardı

    Bursa Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Uludağ Üniversitesi’nde stant açarak, yeni kayıt yapan öğrencileri ve velileri üniversitede terör propagandası yapan gruplara karşı bilgilendirdi.

    Bursa İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğü ekipleri, Toplum Destekli Polis Şube Müdürlüğü ekipleri ile birlikte Uludağ Üniversitesi’nde stant açtı. 2018-2019 eğitim ve öğretim yılı içerisinde üniversiteye başlayacak olan öğrencileri ve velileri bilgilendirmek üzere açılan stantlara ilgi yoğun oldu. Polis ekipleri öğrencilere üniversite öğrencilerini hedef alarak terör propagandası yapan örgütler hakkında uyararak konuyla ilgili hazırlanan broşürleri dağıttı. Öğrenci velilerini de şehirdeki huzur ve güvenlik ortamı hakkında bilgilendiren ekipler, hem öğrencilere, hem de velilere çeşitli ikramlarda bulundu.

    Polis ekipleri, 1-5 Ekim tarihleri arasında her gün açacakları stantlarda öğrencileri daha güvenli bir üniversite ortamı için uyaracak.

  • Doç. Dr. Ceyhun Özçelik Akdeniz tayfunları hakkında uyardı

    -Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Coğrafi Bilgi Sistemleri Uzaktan Algılama Uygulama ve Araştırma Merkezi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ceyhun Özçelik, meteorolojik haritalarda daha çok kasırga ve tayfun olarak ifade edilen Medicane (Akdeniz Tayfunları) hakkında uyarılarda bulundu.

    Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ceyhun Özçelik Akdeniz Tayfunları hakkında uyarılarda bulundu. Özçelik yaptığı açıklamada, “Tayfunlar yeryüzündeki en önemli hava küre olaylarından biridir. Atlas Okyanusu’nda ve Büyük Okyanus’un doğusunda Hurricane; Doğu Asya’da Typhoon Hint Okyanusu’nda meydana geldiğinde Cyclone olarak adlandırılmaktadır. Akdenizde meydana geldiği için Akdeniz (Mediterranean) ve Tayfun (Hurricane) kelimelerinin birleşimi olan Medicane olarak adlandırılır. Dilimizde Akdeniz tayfunları veya kısaca Aktayfunlar olarak adlandırılabilirler. Akdeniz Tayfunları tropik Cyclone’larla benzer karakteristiklere sahiptir. Yılda ortalama 1-2 defa görülmektedirler. Eylül-Ocak ayları arasında şiddeti ve büyüklüğü Akdeniz’in taban batımetrisi ve iklim koşullarına göre değişiklik göstermekle beraber maksimum 300 km’ye kadar uzanabilen bir büyüklüğe sahip olabilmektedirler. Maksimum rüzgar hızı 100 km/sa, maksimum tsunami dalga yüksekliği 1,5 m olan ve birkaç gün etkili olabilen kategori 1 tayfunları seviyesine erişebilirler” dedi.

    – Yıkıcı etkisini karaya çıktığı noktada gösterir

    Özçelik, “Tayfunlar ısıdan ve nemli havadan beslenirler. Bu nedenle sıcak bölgelerde oluşurlar. Sıcağın etkisiyle, nemli hava deniz yüzeyinden yükselir ve yüzeye yakın bölgede hava miktarının azalmasına yol açar. Azalan hava basıncın düşmesine ve de çevredeki yüksek basınçlı havanın bu alçak basınçlı bölgeye doğru itilmesine sebep olur. İç kesimlerde yükselen havanın sirkülasyonu sonucu büyüyerek bir dönel bulut, rüzgar, buharlaşma ve yağış sistemine dönüşür. Birinci evrede hava taşınımları meydana gelirken, ikinci evrede dönen bir göz şeklinde bir hava sistemi oluşur. Bu aşamada tayfun durağan olup, iyice şekillenir. Üçüncü aşamada ise belli bir doğrultuda yönelerek yıkıcı etkisini karaya çıktığı noktada gösterir” diye ifade etti.

    – 1969’da Cezayir ve Tunus’ta 600 kişi öldü

    Ceyhun Özçelik açıklamasının sonunda ise, “İyon Denizi’nde Eylül ayının son haftasında oluşmaya başlayan Akdeniz Tayfunu Girit Adası dolaylarında ve sonrasında Ege Denizi’nde seyrederek gücünü kaybetmesi beklenmektedir. Tayfunun etkisinin en fazla hissedileceği yer karaya çıktığı yer olacağından, meteorolojik ajansların tayfun güzergah tahminlerinin dikkatle takip edilmesi gerekmektedir. Tsunamik etkinin deniz seviyesine yakın kesimlerde daha önemli olması dolayısıyla, tayfunun karaya çıkması muhtemel konumlardaki yerleşim yerlerinde 1 ila 1.5 metre tsunami dalgası gözlenmesi muhtemeldir. Söz konusu bölgelerde, oluşacak yüksek şiddetteki rüzgar nedeniyle çatı, direk, ağaç vb. yapı ve cisimlerden kaynaklı can ve mal kayıplarının önüne geçilmesi için tedbir alınması ve önemin gösterilmesi gerekmektedir. Benzer şekilde tayfunun getireceği yağışın ( yaklaşık toplam 80 – 100 mm) özelikle alt yapısı yetersiz kent alanlarında oluşturacağı etkilere karşı ilgili birimlerce tedbirlerin alınması ve vatandaşlar tarafından dikkatli olunması gerekmektedir. Akdeniz tayfunların çoğu önemli bir etki oluşturmamasına rağmen geçmişte önemli sonuçlar doğuran Akdeniz Tayfunları söz konusudur. Örneğin, 1969 yılında meydana gelen Akdeniz tayfunu Cezayir ve Tunus’u vurmuş ve gerçekleşen tayfunda 600 civarında ölü, 250 bin civarında evsiz bırakmıştır. Bunun dışında Qendresa tayfunu maksimum 111 km/sa rüzgar hızına ulaşmış ve Malta’ya vurmuştur. 1996 yılında Cornelia tayfunu 90 km/sa bir rüzgar hızına erişmiş ve Aeolian Adası’na vurmuştur” diye ifade etti.