Etiket: Ustası

  • Doktorun Tavsiyesine Uydu, Baston Ustası Oldu

    Ordu’nun Fatsa ilçesinde yaşayan 87 yaşındaki İsmail Özcüre, 30 yıldır yaptığı bastonları ihtiyaç sahiplerine bedava dağıtıyor.

    Yassıtaş Mahallesi’nde yaşayan emekli 87 yaşındaki İsmail Özcüre, kendi atölyesinde 30 yıldır baston imalatı yapıyor. Hasta olduktan sonra baston yapmaya başladığını belirten Özcüre, “Doktora gittim rahatsızlığım için ve doktor bey bana, ‘uyku seni kötü eder, devamlı gez ve hareketli yaşa, kendini oyalamak için bir şeyler yap’ dedi. Ben de o zamandan bu zamana kadar boş zamanlarımda baston yapıyorum. Yaptığım bastonları yakın yerlerde yaşayan yaşlı kadınlara ücretsiz şekilde dağıttım. Ayrıca rende, ok ve farklı ağaç figürleri yaptım. Yaptığım işleri gören mahalleli vatandaşlar çok memnun kaldılar ve onlara da kendilerine yapmamı istediler. Herkese para almadan bedava yaptım. Her ağaçtan baston olmuyor. Güçlü ağaçlardan olması gerekiyor. Elma ve akasya ağaçlarını tercih ediyorum. Çocukluğum zamanında yay yapmaya başladım ve yaşamım içinde birçok farklı yay yaptım. Kırılan tüfeklerin kundaklarını tamir ediyorum. Ömrüm yettikçe baston yapmaya devam edeceğim” dedi.

    Torunu Sümeyra Özcüre ise dedesinin çok marifetli olduğunu belirterek, “Doktoru kendisine oyalanması için faaliyetlerde bulunması gerektiğini belirmiş ve dedem de çok başarılı bir usta olduğu için kendini baston ve ağaçtan farkı figürler yapmaya verdi. Hobi olarak rende, baston ve tahta kaşıkların yapımına başladı. Maddi kazanç olarak yapmayı planlamadı. Tüm mahalledeki yaşlı kadınlara ve erkeklere bastonu ücretsiz olarak verdi. Ev kadınlarına da rende ve tahta kaşıkları hediye etti. Ömrünün yettiği kadar yapmaya devam edecek” diye konuştu.

  • Sedef Ustası Karazeybek’ten Mudanya’ya Sergi

    Türkiye’nin nadide sedef ustalarından Orhangazili Zafer Karazeybek, Lozan Mübadilleri Vakfı Mudanya Temsilciliği tarafından düzenlenen 93. yıl etkinlikleri kapsamında açtığı sergiyle büyük ilgi topladı.

    Lozan Mübadilleri Vakfı Mudanya Temsilciliği tarafından düzenlenen 93. yıl etkinlikleri kapsamında açtığı sergiyle Zafer Karazeybek büyük ilgi topladı. Osmangazi Türbesi, Yavuz Sultan Selim Türbesi, Afyon Mevlevihanesi, Bursa Saltanat Kapısı gibi birçok tarihi mekanda ustalığını konuşturan Karazeybek, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ’El Sanatları Ustaları’ envanterine alındı. Kültür Bakanlığı Sanatkârı kimlik belgesiyle literatüre giren Karazeybek, ’Onur Ödülü’ ile ödüllendirildi.

    Karazeybek, otuz iki yıllık mesleki ve kültürel tecrübelerini genç kuşaklara aktarırken, Bursa Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitim Kursları (BUSMEK) bünyesinde çalışmalarına halen devam ediyor. Lozan Mübadilleri Vakfı Mudanya Temsilciliği Başkanı Cumhur Aksan, sedef ustası Karazeybek’in aralarına katılmasından büyük mutluluk duyduklarını dile getirdi.

    Sedef ustası Karazeybek ise, “Bugün burada bulunmaktan mutluluk duyuyorum. Yaptığım çalışmaların ürünü olan eserlerimi sergileyerek halkın beğenisine sundum. Bugün burada sedef ve gümüş çalışmalarımı kullandığım organik ve el yapımı malzemelerle gerçekleştirmiş bulunmaktayım. Sergimi gezerek eserlerimi benimle paylaşan sanatsever Mudanyalılara teşekkür ediyorum” dedi.

  • Bozlak Ustası Merhum Neşet Ertaş’ın 3 Boyutlu Görseli EMITT Fuarında Olacak

    Dünyanın 5. Büyük turizm fuarı olan EMİTT (Doğu Akdeniz Uluslar Arası Turizm ve Seyehat) fuarına Ahiler Kalkınma Ajansının katkıları ile Kırşehir’de Valilik ve Kırşehir Belediyesi tarafından ortaklaşa açılacak stant ile katılacak.

    20’si düzenlenecek olan EMITT fuarında Kırşehir standında Ahi Evran Külliyesi, astronomi çalışmalarının yapıldığı Cacabey Gökbilim Medresesi, 1986 yılından bu yana kazı çalışmalarının devam ettiği Kaman kalehöyük, arkeoloji müzesi, Japon Anadolu arkeoloji enstitüsü, Japon bahçesi, Seyfe kuş cenneti, Hirfanlı baraj gölü, yer altı şehirleri ve halk ozanlarının tanıtımına ağırlık verilecek. Fuar alanı içerisinde belirlenen bir sahnede Kırşehir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne bağlı ustalar müzik ve oyun topluluğu da gösteri sunacak.

    28-31 Ocak tarihlerinde gerçekleşecek olan EMITT fuarında ilk kez Bozkırın Tezenesi olarak bilinen merhum Neşet Ertaş’ın üç boyutlu görseli de yer alacak.

    Kırşehir standının her dönem olduğu gibi bu dönemde de çok renkli geçeceğini ifade eden Kırşehir Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci, “Kırşehir’in sahip olduğu değerleri ve kültürel özelliklerini fuara gelen insanlara tanıtarak şehrimize gelen turist potansiyelini artırmayı amaçlıyoruz. Standımızda yöresel tatlarımız, tarihi mekanlarımız ve Kırşehir’imizin en önemli değeri Neşet Ertaş’ın üç boyutlu görseline de yer vereceğiz.” dedi.

  • Doğuştan İşitme Engelli Çocuk Şimdi Piyano Ustası

    Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde geçirdiği iki ayrı “biyonik kulak” ameliyatı ile adeta yeniden doğan doğuştan işitme engelli 10 yaşındaki Tuna Çınar, artık piyano çalıyor.

    Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Odyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esra Yücel, Tuna Çınar’ın işitme engelinin nasıl aşıldığını anlattı. Minik Tuna’ya 3 aylıkken yeni doğan işitme taramasının ardından “ileri derece işitme engelli” tanısı konulduğunu belirten Yücel, “Gerekli testler de yapıldı ve biz Tuna’nın işitme cihazı olmadan işitemeyeceğini tespit ettik” dedi.

    3.5 aylıkken ilk kulak operasyonunu geçiren Tuna’nın her iki kulağına da işitme cihazı uygulandığını anlatan Yücel, o dönem ailesiyle beraber Tuna Çınar’a konuşma yetisini kazandırmak amacıyla aylık, 15 günlük ve 2 aylık programlar halinde eğitimlere başladıklarını vurguladı.

    “POPÜLER İMLANT” MUCİZESİ

    Yücel, “Tuna, 3 aylık bir bebeğin işitsel uyaranlara nasıl tepki vermesi gerekiyorsa onları öğrenmeye başladı. Daha sonrasında 1 yaşına geldiğinde işitme cihazları ile konuşma seslerini yeterince duyamadığını ortaya koyduk ve sağ kulağının ’popüler implant ameliyatı’ olmasını önerdik” dedi.

    Popüler implantı “iç kulağa yerleştirilen bir elektron dizini aracılığıyla seslerin elektrikli yolla işitme sinirine gönderilmesini sağlayan bir alet” olarak tanımlayan Yücel, Tuna’nın ilk ameliyatını sağ kulaktan olduğunu, şuanda iki kulağında aynı teknolojiyi kullandığını dile getirdi. Yücel, minik Tuna’nın bu teknoloji sayesinde özellikle kalabalık ortamlarda, gürültüde ayırt etme, yön tayini, üç boyutlu işitmeyi sağlayabildiğini anlattı. Şuanda 4. sınıf öğrencisi olan Tuna’nın derslerinde de oldukça başarılı olduğunu söyleyen Yücel, bu aşamaya ailenin de içinde olduğu uzun bir tedavi sürecinin ardından gelindiğini aktardı. Doktor Yücel, Tuna’nın işitme kapsamındaki eğitimlerinin devam ettiğini söyledi.

    ÖNCE ÇOCUK ŞARKILARI, ARDINDAN PİYANO

    Tuna’nın çok daha farklı yetenekleri ortaya koyabilecek bir çocuk olduğunu dile getiren Yücel, “Biz bunların daha da fazla üstüne gitmeye başladık. Ama Tuna da gerçekten yetenekli, çok çabuk öğrenebilen, özellikle notaları kendisi dinleyerek çıkarabilen, parçaları kendisi dinleyerek ortaya koyabilen bir çocuk. Spor alanında da öyle. Son derece dikkatli, azimli, yetenekli, pek çok spor dalını en üst seviyede başarılı olarak yapabiliyor. Müziği ben önerdim. Konuşma ve dil gelişimi açısından ritim, entonasyon, duygulanım hislerinin oluşturulması için müziğin ciddi bir etkisi var. Ayrıca müziğin beyin gelişimi üzerinde de son derece önemli katkıları var. O nedenle biz, ilk aşamalardan itibaren önce bebeklik şarkıları, çocukluk şarkıları ile bu işe başladık. Sonrasında da müzik aleti kullanarak bunları uyguladık” ifadelerini kullandı.

    ANNE TÜLAY ÇINAR: “İLK ÖĞRENDİĞİMİZDE YIKIM YAŞADIK”

    Tuna’nın annesi Tülay Çınar ise, “Bizim için gerçekten büyük bir yıkımdı ve ilk aklıma gelen şey, ’bana asla anne diyemeyecek, asla baba diyemeyecek’ olmuştu. İlk olarak aklıma o düşünce gelmişti. Tabi bizim için hiç kolay bir süreç değildi ama kabullendik ve ondan sonrasında hızlı bir şekilde yapabileceklerimizi düşünmeye başladık” dedi.

    Oğlunun yeteneklerini anlatan Çınar, şunları söyledi:

    “Tuna’nın piyano çalabileceği asla düşünebileceğim bir şey değildi. Hatta biz ’Anne, baba diyebilecek mi?’ diye düşünürken yabancı dile de ilgisi olduğunu gördük. Öğretmenleri de yetenekli olduğunu söylüyor. Bu da bizim için bir hayaldi ama şuan da onu da yaşıyoruz. Mesela akşamları yemekte İngilizce konuşmak istiyor. Türkçe konuştuğum zaman beni ’Hayır, Türkçe konuşmak yasak’ diye uyarıyor. Tuna’nın ekstra Almanca’ya da ilgisi var. Okulda Almanca bilen bir öğretmeni yakalayıp teneffüslerde sürekli yanına gidiyor.”

    BABA MUSTAFA ÇINAR: “TUNA’NIN HAYALİ GİTAR ÇALMAK”

    Baba Mustafa Çınar, ebeveyn olarak yaşadıkları zorlu sürece ilişkin, “Başlangıçta yaşadıklarımızla şuanda geldiğimiz konumu karşılaştırdığımızda imkansız gibi geliyor. Tuna çok iyi yolda, her şey normale girdi. Gerçekten yaşayınca anlıyor insan, çok uzun ve meşakkatli bir süreçti ama emek harcayınca, çok güzel destekler alınca her şey aşılıyor” dedi.

    Doktorların müzik eğitimi tavsiyelerine uyduklarını belirten Mustafa Çınar, “Biz beynin iki tarafını da çalıştırdığı düşüncesiyle piyanoya yöneldik ama Tuna’nın esas hayali gitar çalmak. Piyano konusunda belirli bir yerlere geldiğinde gitara da başlayacak, ona söz verdik. Piyanoda da artık notaları kendi başına okuyabiliyor, çalabiliyor, yani iyi yolda gidiyor. Ders sonunda da bateri odasına gidip 10 dakika bateri çalmadan edemiyor” şeklinde konuştu.

  • Siirt’te Ayakta Kalan Son İki Demirci Ustası Teknolojiye Direniyor

    Siirt’te bir dönem çekiş seslerinin inlediği Demirciler Çarşısı’nda bu aralar sessizlik hakim. Gelişen teknolojiyle birlikte ustaların yerini makineler alınca esnaf da iş yerini zamanla bir bir kapattı.

    Siirt’te demircilik mesleği sürdüren iki kişiden biri olan Metin Demirci, dedesinden babasına, babasından da kendisine meslek olarak kalan demirciliği ayakta tutmaya çalışıyor. Mesleğin artık karın doyurmadığını aktaran Metin Demirci, bir dönem çok cazip olan mesleğe çırak bulamadığından yakındı. Siirt’te önceleri bu mesleği yapan çok sayıda demirci esnafının bulunduğunu aktaran Metin Demirci, “Ancak teknolojinin gelişmesiyle bu mesleğe artık ihtiyaç kalmadı. Bu aralar kazma, kürek, balta, satır gibi aletler yapıyoruz. Köylülerin almaları için bunları yapıyoruz ancak artık köylüler de bunları kullanmaz oldu. Çırak yetişmeyince da demircilik mesleği artık bitme noktasına geldi. Daha önce bu çarşıda bulunan çok sayıda demirci vardı ve her iş yerinde de mutlaka en az onlarca kişi çalışırdı” dedi.

    Siirt’te mesleği yaşatan bir diğer demirci ustası olan Fırat Honas’ta mesleğin bitme noktasına gelmesinden yakındı. Küçük yaşlarda çırak olarak başladığı mesleği ayakta tutarak bugünlere geldiğini aktaran Honas, bu meslekte insan gücünün yerini makinelerin almasına rağmen, kızgın ocağın başında büyük bir sabırla çekiç sallayarak tırmık, orak, kazma, çapa ve keser gibi aletlerin üretimi yaparak mesleği yaşatmaya çalıştığını aktardı.