Etiket: Üssü

  • Türkiye, inovasyonun üssü oluyor

    Fujifilm, Japonya, Amerika, Hollanda, İspanya ve İngiltere’den sonra altıncı ‘Açık İnovasyon Merkezi’ni İstanbul’da hayata geçirdi.

    Dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerinden Fujifilm, fotoğraftan medikale, grafik sistemlerden endüstriyel ürünlere kadar uzanan teknolojik alt yapısını girişimcilere açıyor.

    Şirketin Türkiye’deki ana faaliyet alanları olan medikal sistemler, grafik sistemler, endüstriyel ürünler, dijital kamera ve fotoğraf baskı ürünlerinin dışında; global know-how’ı da tüm şirketlere, üniversitelere ve girişimcilere açık olacak. Öncelikli olarak “Sağlık, enerji, çevre ve endüstri” konularında çalışmaları, projeleri ve fikirleri olan potansiyel iş ortakları; iş birliği fırsatlarını değerlendirmek için bu merkezi ziyaret edebilecek.

    Fujifilm Ortadoğu ve Türkiye Başkanı Jun Higuchi, “Value from Innovation’ (İnovasyondan Gelen Değer) sloganı potansiyelimizi ortaya çıkarıyor. Bununla beraber, yarının iş kollarını ve yaşam tarzını yaratmak için yenilikçi teknolojileri, ürünleri ve hizmetleri sürekli olarak geliştirmeye yönelik taahhüdünü anlatıyor. İnovasyon merkezimiz, gelişmiş teknolojilerle geleceğe öncülük edecek. Devlet kurumları ile de iş birliği yaparak, ihtiyaç duyulan araştırma ve geliştirme projelerine katkı sağlamaktan mutluluk duyacağız” dedi.

    “Misyonumuz; sürdürülebilir kurumsal faaliyetlerimiz sayesinde dünya çapındaki tüm insanların yaşam kalitesini arttırmaya yardımcı olmaktır” diyen Higuchi, “Açık İnovasyon Merkezi yaklaşık 50 ülkeye hizmet verecek. Kazakistan’dan Güney Afrika’ya uzanan ve Orta Doğu’yu da kapsayan geniş coğrafyada, potansiyelinden dolayı İstanbul’u inovasyonun merkezi olarak konumlandırdık. Açık İnovasyon Merkezi’miz, küresel yeniliklerin keşfedilmesine olanak sağlayacak. Fotoğraf filmiyle başladık; medikale kadar uzanan çok sayıda temel teknoloji geliştirdik. Çok daha ileri ürünleri geliştirmek amacıyla bu teknolojileri etkin bir şekilde kullanıma soktuk. Bu merkez, teknik ilerlemelerini takip etmek isteyen geniş bir coğrafyadaki girişimcilere ve yeni teknolojiler ile yakın ilişki kurmak isteyenlere ilham verecek. Gelin, fikirlerinizi teknolojimizle harmanlayalım” dedi.

    Fujifilm Türkiye Genel Müdürü Cengiz Metin de iş birliği çağrısı yaparak, “Öncelikli olarak devlet kurumları ve üniversitelerle iş birliği halinde olacağız” dedi. İnovasyon alanında buluşmak için ortak bir platform oluşturduklarını belirten Metin şöyle devam etti: “Sağlık, endüstri ve teknoloji alanında çözümlerimiz var. Burada iş ortaklarımızla önemli projeleri geliştirerek anlaşmalar yapmayı hedefliyoruz. Buradan açık çağrı yapmak istiyorum, mevcut fikirleri olanlarla karşılıklı ürün geliştirmeleri yaparak inovatif çözümler sunmak istiyoruz”.

  • Akıncı Üssü davasının 18. celsesi devam ediyor

    FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin komuta merkezi olan Akıncı Üssü’ndeki eylemlere ilişkin açılan davanın 18. celsesinde eski Harekat Komutanı Kurbay Albay Ahmet Özçetin’in savunmasına geçildi. Özçetin, kendisine silah doğrultulduğunu ve ailesiyle tehdit edildiğini öne sürerek, uçuş talimatını mecburen verdiğini iddia etti.

    Fetullahçı terör örgütünün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin komuta merkezi olan Akıncı Üssü’ndeki eylemlere ilişkin 486 sanık hakkında açılan davanın 18.i celsesi devam ediyor. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi Kampüsü’ndeki duruşma salonunda görülen davaya tutuklu ve tutuksuz sanıklar, taraf avukatları ve müştekiler katıldı.

    Duruşmanın öğleden sonraki bölümüne Akıncı Üssü eski Harekat Komutanı Kurmay Albay Ahmet Özçetin’in savunması ile devam edildi. İddianamede yer alan üzerine atılı hiçbir suçu kabul etmediğini ve FETÖ üyesi olmadığını beyan eden sanık Özçetin, “15 Temmuz öncesi ismini hatırlayamadığım bir albay, özel kuvvetlerden aradığını ifade ederek, hızır planından ve Konya’da eğitim alınacağından bahsetti. 15 Temmuz teklifi de bu albaydan geldi, ben de kabul ettim. Olay tamamen bizim dışımızda gelişti, ben Üsse dışarıdan hiç kimseyi davet etmedim” diye konuştu.

    İddianameden detaylar

    İddianamede Özçetin’in FETO/PDY silahlı terör örgütünün yöneticisi olduğu, suç tarihinde albay rütbesiyle 4. Ana Jet Üs Komutanlığında Üssün Harekat Komutanı olarak görev yaptığı, darbe girişiminin yaşandığı gece eylemleri gerçekleştiren şüphelilere emir ve talimat verdiği belirtildi. Şüpheli Özçetin’in 15 Temmuz gecesi saat 22.20’de Akıncı Üssü’nden keşif ve koordinat belirleme amacıyla Kayseri’den getirilen GÖREN uçağını kaldırdığı ifade edilen iddianamede, uçağın “Esen 20” olan kodunu “Tosun” olarak değiştirdiğine dikkat çekildi. Ayrıca iddianamede, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, TBMM, Gölbaşı Polis Özel Harekat binası, Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekat Daire Başkanlığı, Ankara Emniyet Müdürlüğü gibi alanları bombalayanların ve Akıncı Üssü önüne darbe girişimini durdurmaya gelen sivil vatandaşlara ateş açan FETÖ’cü askerlerin Özçetin’in davetiyle üsse geldiği de aktarıldı.

    “Zaman kazanmak için, dediklerinizi yapacağım dedim”

    15 Temmuz’da özel kuvvetlerle etkileşim amaçlı düzenlenen toplantı için 143. Filoda bulunduğunu belirten Özçetin, 5-6 kişinin daha geldiği ve kamelyada oturup çay içip, beklediklerini söyledi. Daha sonra rütbesi gereği pisti kontrol etmek amacıyla 143. filodan ayrıldığını, ayrıca odasında yapması gereken işler olduğunu iddia eden Özçetin, savunmasına şu şekilde devam etti:

    “Bana bir takım yerlere terör saldırısı olacak, korunması gereken bölgeler kapsamında uçuş yapılacağı emri verildi. Ben de böyle bir ihtiyaç söz konusuysa, bu emrin Eskisehir’den gelmesi gerektiğini söyleyerek, uçuş yapamayacağımı aktardım. Karşımdaki şahıs durumun farklı geliştiğini ve Genelkurmay Başkanı’nın da gelip harekatı yönlendireceğini söyleyerek, bana Genelkurmay Başkanı’na karşı geldiğimi söyledi. O sırada yanımıza 3-4 kişi daha geldi ve bana karşı tehdit arttı, bana silah doğrulttular, lojmandaki ailemle tehdit edildim. Bu durum karşısında süreci daha iyi anlamak için ve zaman kazanmak için, ’tamam dediklerinizi yapacağım’ dedim. Buradan 142. filoya geçtim ve özel harekatın korunmasına yönelik tedbir alınması talimatı verdim. Kesinlikle bombalama talimatı vermedim, sadece uçuş talimatı verdim. Ayrıca uçuş gerçekleşmesi için pilot, uçak ve bir pist gerekir, ben sadece pilotlara talimat verdim. Pistte görevli kırım kurtarma ekibi, yangın ekibi, bariyer ekibi, sağlık ekibi ve kule ekibine meydanın hazırlanması için hiçbir talimatım da yok. Bu kapsamda uçuş için talimat verdiğim yönündeki iddia da tam olarak söylenemez.”

    Özçetin, Yurtta Sulh Konseyi ile ilgili daha önce bir bilgisi olmadığını iddia ederek, “Pilotlar uçuşa hazırlanırken kuleden bazı helikopterlerin geldiği ve vip trafiği olduğu anonsu geçildi. Gelen helikopterlere ne için geldiğiniz diye sordum, bana ’Yurtta sulh harekatı kapsamında geldik’ dediler. Yurtta Sulh Harekatını ilk kez burada duydum” dedi.

    Duruşma sanık Özçetin’in savunmasıyla devam ediyor.

  • OYAK, 3 ilde 15 bin konut ve Yalova’da sanayi üssü için düğmeye bastı

    OYAK, Ankara, İzmir ve Yalova’da yaptığı yaklaşık 800 milyon TL’lik gayrimenkul yatırımı ile konut projesini hayata geçirmeye hazırlanıyor.

    Mesleki emeklilik fonu OYAK, Ankara, İzmir ve Yalova’da yaptığı yaklaşık 800 milyon TL’lik gayrimenkul yatırımı ile tarihinin en büyük konut projesini hayata geçirmeye hazırlanıyor. 3 milyon 742 bin metrekarelik proje; Ankara ve İzmir’de yaklaşık 13 bin konutluk çağdaş yaşam alanına, Yalova’da ise 2 bin konutun yanı sıra içinde Ar-Ge, sanayi ve lojistik merkezleri, ileri teknoloji üssü ve eğitim tesisleri bulunan, Türkiye ekonomisine katkı sağlayacak bir sanayi kompleksine zemin oluşturacak.

    Kurum açıklamasına göre, OYAK, Emlak Konut GYO’dan satın alınan gayrimenkuller üzerindeki kentsel tasarım ve mimari projeye 2018 yılının ilk yarısında başlayacak. OYAK Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Taş, “OYAK’ın kuruluş kanununda da öncelikli olarak yer alan, üyelerimizin ihtiyacı olan konutları üretmek amacıyla bu projelere ağırlık verdik. Önümüzdeki dönemde de bu tür arsa ve konut yatırımlarımız devam edecek” dedi.

    Ankara, İzmir ve Yalova’da yaklaşık 550 futbol sahasına eşdeğer 3 milyon 742 bin metrekarelik gayrimenkul yatırımı yapan OYAK, toplamda yaklaşık 15 bin konutluk projeye ek olarak; içinde Ar-Ge, sanayi ve lojistik merkezleri ve ileri teknoloji üssü bulunan sanayi kompleksi için hazırlıklara başladı.

    “OYAK’ın en büyük önceliği üyelerinin ihtiyaçları doğrultusunda projeler üretmek”

    OYAK olarak tüm çalışmalarını 300 bini aşkın üyeye faydayı odağa alarak kurguladıklarının altını çizen OYAK Genel Müdürü Süleyman Savaş Erdem, “OYAK’ın en büyük önceliği üyelerinin ihtiyaçları doğrultusunda hizmet üretmek. Bu hizmetlerin içinde konut ihtiyacı önemli bir yer tutuyor. Düzenli olarak gerçekleştirdiğimiz birlik gezilerimizde ve üyelerimize yönelttiğimiz anketlerde de en öne çıkan ihtiyaç bu yönde. Gayrimenkul Geliştirme Koordinatörlüğümüzün 6 aylık çalışmasının sonucunda detaylandırdığımız bu büyük yatırım projesini büyük bir heyecanla hayata geçiriyoruz. Kuruluşundan bu yana üyelerine 12 bin konut teslim eden OYAK, bu yeni projeler tamamlandığında, kendi tarihinin en büyük konut yatırımını gerçekleştirmiş olacak” diye konuştu.

    Ankara’ya 12 bin yeni konut

    İlk olarak Ankara-Eskişehir Yolu üzerindeki Ballıkuyumcu bölgesinde yaklaşık 2 milyon metrekarelik arsa üzerine kurulacak yaşam alanına etaplar halinde 12 bin konut inşa edilmesi planlanıyor. Sosyokültürel tesislerden eğitim tesislerine, çocuk oyun merkezlerinden yeme-içme ve alışveriş alanlarına kadar her türlü imkanı barındıracak olan proje, modern şehircilik anlayışına göre tasarlanmış örnek bir yaşam merkezi olacak. Projenin kentsel ve mimari tasarımına 2018’in ilk yarısında başlanacak.

    Urla’da bin konutluk yatırım

    OYAK, üyeleri tarafından tercih edilen yerleşim yerlerinden İzmir’in Urla ilçesinde de bin konutluk bir yatırım için düğmeye bastı. 2019 yılında başlanması hedeflenen proje kapsamında alınan 368 bin metrekarelik araziye, çevreye duyarlı, sosyal donatı alanlarına sahip bir yaşam alanı yapılacak.

    Yalova’ya sanayi ve teknoloji kompleksi kurulacak

    Kurum, bir diğer büyük gayrimenkul yatırımını Türkiye sanayisinin kalbi olan İstanbul-Kocaeli-Bursa üçgeninde yer alan Yalova Çiftlikköy’de yaklaşık 1 milyon 500 bin metrekare arazi üzerinde planlıyor. Proje kapsamında, OYAK şirketlerinin faaliyetlerini daha etkin yürütebilmesine hizmet edecek olan Ar-Ge, sanayi ve lojistik merkezleri, ileri teknoloji üssü, eğitim tesisleri ve yaklaşık 2 bin konutluk bir yaşam alanı yer alacak. İmar planları ve ihtiyaç programlarının tamamlanmasının ardından projeye 2019 yılında başlanması hedefleniyor.

    Yalova’da yapılması planlanan sanayi üssü ile ilgili de bir değerlendirmede bulunan Erdem, “OYAK olarak lokomotif sektörlerde faaliyet gösteren grup şirketlerimiz ile ülkemiz ekonomisine hizmet ederken; şirketlerimizin sürekli gelişimine yönelik çalışmalara da büyük önem veriyoruz. Yönetim olarak grup ihtiyaçlarına yönelik değerlendirmemizde; inovasyon, teknoloji, Ar-Ge, lojistik ve mesleki eğitim alanlarında fayda sağlayacak bir merkez ihtiyacını tespit ettik. Yalova gibi stratejik bir bölgede konumlanacak merkezimiz ilerleyen yıllarda başka yatırımlara da kaynak ve örnek teşkil edecektir” dedi.

  • Tekirdağ üretim üssü

    TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Tekirdağ Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Başkanı Cengiz Günay, Tekirdağ’ın sanayi üretimi, hizmet, lojistik, tarım ve hayvancılık sektörlerinde son yıllarda öne çıktığını, Türkiye istatistik verilerine göre de bütün gelişmişlik endeksleri içerisinde ya başlarda ya da ilk 10 il içerisinde olan kentlerden biri olduğunu bildirdi.

    Tekirdağ’ın sanayi üretiminde Türkiye’nin önemli illerinden biri olduğunu ifade eden Cengiz Günay, “Bugün Çorlu ve Çerkezköy ilçelerimizde Türkiye’nin ilk 500’üne ikinci 500’üne girmiş çok önemli üretim yapan firmalarımız var. Şehrimizde faaliyette olan 12 tane Organize Sanayi Bölgesi var. Bir Avrupa Serbest Bölgemiz var. En son Ergene Havzası çalışma planı kapsamında yapılan çalışmalar neticesinde 8 tane Organize Sanayi Bölgesi kuruldu, 4 tane daha önceden kurulmuştu. Dolayısıyla bu ıslah çalışmaları tamamlandığı için onlar da önümüzdeki günlerde kendi müteşebbislerini oluşturacaklar. Yani Tekirdağ sanayi bölgeleriyle tam bir üretim merkezidir” dedi.

    Türkiye’nin önemli tarım havzalarından birinin Tekirdağ olduğuna dikkat çeken Günay, tarım ürünlerinde buğday, ayçiçeği, kanola ve bağcılığın ön plana çıkan ürünleri olduğunu, tarıma bağlı gıda sanayinin de gelişmiş seviyeye çıktığını ifade etti.

    “Liman kapasitesinde Türkiye birincisi”

    Son yıllarda lojistik sektöründe büyük gelişme kateden Tekirdağ’ın liman kapasitesinde Türkiye birincisi olduğuna dikkat çeken Günay, “Lojistiğe baktığımızda Tekirdağ duble yolları, çevre yolları çalışmalarının devam ettiği Çanakkale Kınalı otobanı, 4 tane dış ticaret limanı Botaş Limanı, hemen yanında Martaş önemli limanlarımızdan biridir. Tekirdağ şehir merkezindeki Türkiye Denizcilik İşletmelerine ait liman hem dökme yük hem de konteynır yükleme kapasitesine sahip ve içerisinde tren ferisinin olduğu Türkiye’nin en önemli limanlarından bir tanesidir. Ayrıca Barbaros mahallesinde yeni yapılan Asya Port limanı 2015 yılında fiilen faaliyete başladı. Bugün Türkiye’nin en büyük kapasitesine sahip Avrupa’nın en büyük limanları arasındadır” diye konuştu.

    “Hizmet sektörü sürekli gelişiyor”

    Tekirdağ’da hizmet sektörünün de sürekli gelişerek çıtasını yükselttiğine dikkat çeken Cengiz Günay, “Hizmet sektörüne baktığımızda da yaz dönemi 135 kilometre deniz kıyısının olması ve mavi bayraklı plajlarının bulunması, Uçmakdere doğa spor alanında traking yamaç paraşütlerinin yapılabildiği bir alan turizm için önemli katkılar sağlanmaktadır. Ayrıca Namık Kemal Müzesi, Rakoczi Müzesi, Trakların kalıntıları turizm için ayrıca katkı sağlamaktadır. Dolaysıyla tarım üretim ve sanayi üretimi lojistik hizmet sektörü Tekirdağ’da birebir örtüşen 4 önemli gelir kaynağıdır. Öğrenci sayısı her yıl artan genç Namık Kemal Üniversitesi var. Yaklaşık 36 bin öğrencimiz var. Belki önümüzdeki 5 yıl sonra 50 bin üniversite öğrenciye sahip olacağız. Bununla yetinmemeli ve 2. üniversite kurulması gerekir. Bunlar Tekirdağ’ı hep ön plana çıkarıyor. İşlenmemiş çok yönlerimiz var. Elimizdeki mevcut enstrümanları teknolojik altyapıyla birleştirdiğimizde daha da geliştirme şansına sahibiz” şeklinde bilgi verdi.

    Trakya Bölgesinin demiryollarına entegrasyonu ve limanlara bağlanması projesi

    Trakya Bölgesinin demiryollarına entegrasyonu ve limanlara bağlanması konusunda önemli projelerinin olduğunu da hatırlatan Tekirdağ TSO Başkanı Cengiz Günay, şunları söyledi:

    “Yaptığımız projeler arasında Trakya bölgesinin demir yollarına entegrasyonunu ve limanlara bağlanması var. Eğer bu projeyi hayata geçirebilirsek Trakya’da üretim yapan işletmelerimizi dünyayla rekabet edebilecek şartları geliştirmeyle ilgili navlun maliyetleri çok önemli miktar ve rakam olarak karşımıza çıkıyor. Bunu yaptığımız takdirde üreticilerimizin dünyayla rekabette başarılı olma şansımız olacak. Çünkü onların işletmelerinin navlun maliyetlerini düşürmüş olacağız. Hem ürettikleri malı ihraç etmelerinde hem de hammadde teminindeki navlun maliyeti avantajından yararlandırmış olacağız. Bu tarz projeler ilimizin önünü açacak. Tekirdağ büyürse Türkiye de büyüyecek. Tekirdağ zenginleşirse Türkiye de zenginleşecek. Türkiye gelişmişlik endeksleri içerisinde Tekirdağ ilk 10 illerden birisidir. Bunu eğitim öğretim, gelişmişlik ve üretim endekslerine baktığımızda bunu görebiliriz. Dolayısıyla Tekirdağ bana göre hala ham bir kent. Biz bunu düzgün, doğru çevreci anlayışla planlayarak Türkiye’nin lokomotif illerinden birtanesi haline getirebiliriz. Böylece hem bölgemize hem ilimize, insanlarımıza hem de ülkemize karşı olan sorumluluklarımızı Tekirdağ olarak yerine getirme şansımız mevcut.“

  • Akıncı Üssü iddianamesi

    15 Temmuz darbe girişimi sırasında Akıncı Üssündeki FETÖ’nün eylemleriyle ilgili hazırlanan iddianamede, şüphelilerden Akıncı 4. Ana Jet Üs Komutanlığında görevli eski kursiyer Pilot Teğmen Adem Kırcı’nın, “17-25 Aralık olaylarından sonra herkes siyaset açıldığında bu konuları konuşuyordu. Ben de yolsuzluk olayına inandığımdan görüşüm bu yöndeydi” ifadeleri yer aldı.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 15 Temmuz darbe girişiminin yönetim merkezi olan Akıncı Üssündeki eylemlerle ilgili hazırlanarak mahkemeye gönderilen iddianamede ifadesine yer verilen şüphelilerden eski Pilot Teğmen Adem Kırcı, cemaatteki kod adının “Osman” olduğunu ve maaşının yüzde 15’ini cemaate verdiğini kaydetti. Lise yıllarında Akçaabat’ta bulunan “Bilal” kod adlı cemaat ağabeyiyle tanıştığını ifade eden Kırcı, lise bitiminde Hava Harp Okulunu cemaat ağabeyinin yönlendirmesiyle tercih ettiğini belirtti. Hava Harp Okulunu kazandıktan sonra öğrencilik döneminde Bilal kod adlı kişiyle buluşup İstanbul Bayrampaşa’da bulunan cemaat evine gittiğini ve burada Fetullah Gülen’in kitaplarını okuduğunu söyleyen Kırcı, “Cemaatte benim kod adım da Osman’dı. Maaşımın yüzde 15’ini yani 400 TL kadarını cemaat üyesi Osman Ergenekon’a elden nakit olarak veriyordum. Bunu eğitim gören çocuklara yardım amaçlı aldığını söyledi. Osman bize tedbir amaçlı bazen bira almamızı, bunu lavaboya döktükten sonra ’kutularını çöpe insanların görebileceği şekilde bırakın’ diyordu” şeklinde konuştu.

    “Hükümet desteklenmiyordu”

    4. Ana Jet Üs Komutanlığında hükümetin desteklenmediğini de vurgulayan Kırcı, “Görev yaptığım üstte hükümetin icraatları genel olarak kimse tarafından desteklenmiyordu. 17-25 Aralık olaylarından sonra üstte herkes bu konuları siyaset açıldığında konuşuyordu. Ben de bu yolsuzluk olayına inandığımdan görüşüm bu yöndeydi. Bir kısmı da Gezi olaylarını destekliyordu, içlerinden katılanların olduğunu da duydum” ifadelerini kullandı.