Etiket: Ürünlerinde

  • Su ürünlerinde 2023 hedefleri güncellenerek 2 milyar dolar seviyesine çıkarıldı

    Su ürünlerinde 2023 hedefleri güncellenerek 2 milyar dolar seviyesine çıkarıldı

    Türkiye’de alabalık üretiminde 2023 yılında hedeflenen üretim 2018 yılında gerçekleşince, 2023 yılı hedefleri güncellenerek 2 milyar dolara çıkarıldı.

    Atatürk Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi bünyesinde faaliyet gösteren tesislerde yıllık 10 ton alabalık üretimi yapılırken, fakülte yönetimi özellikle bölgede sayıları artan çiftlikler için yaptıkları araştırmalarla sektöre yön veriyor.

    Atatürk Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Arslan, Su ürünlerinin özellikle soğuk sularda yetişen alabalıkların önümüzdeki dönemlerde ülkemizin en önemli gündem maddelerinden biri olacağını dile getirdi.

    Fakülte olarak üretimlerinin büyük bir çoğunluğunun Gökkuşağı alabalığı ve Kırmızı benekli alabalık kahverengi çeşitlerinden oluştuğunu dile getiren Prof. Dr. Arslan, “Aslında bizler alabalık üretim çiftliğimizde bir nevi Erzurum ve yakın bölgelerimizde faaliyet gösteren alabalık yetiştiren çiftçilerimiz ve alabalık yetiştiricileri için referans merkezi konumundadır. Alabalık üretimi yapacak çiftçilerimize gereken bilgilerin verilmesinin yanı sıra canlı balık temini de yapmaktayız. Balıkların yavru desteğinden tutun, gözlemmiş embriyo dediğimiz bunlara balıkçılar arasında gözlü yumurta diyenler de var, bu tip canlı materyalleri temin etmenin dışında aynı zamanda şehrimizde bulunan vatandaşlarımıza da sofralık alabalık temini de yapmaktayız” dedi.

    Burada ilk öncelik olarak amaçlarının ticari anlamda faaliyet göstermek olmadığını ve tesislerde araştırmaların yoğun yapıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Murat Arslan, “Tesislerimizde yem araştırmaları, balık üretimi ile ilgili araştırmalar, yumurtadan sofralık boya kadar gelen safhalarda karşılaşılan muhtemel problemlere yönelik çözümler ve araştırmalar yapılmaktadır. Yaptığımız araştırmaların dışında üretilen balıkların yani fazla olarak üretilen balıkları piyasaya satışını yapıyoruz. Sofralık alabalık dışında balık yetiştiricilerine canlı balık temini de yapıyoruz” dedi.

    Su ürünlerinin özellikle soğuk sularda yetişen alabalıkların önümüzdeki dönemlerde ülkemizin en önemli gündem maddelerinden birisi olacağına vurgu yapan Prof. Dr. Murat Arslan, “Şu an ki durumda ülkemiz Karadeniz’de yaklaşık olarak 100 bin ton alabalık üretimi projesine başlanıldı. 100 bin ton alabalık aşağı yukarı tamamı ihracata yönelik olacaktır. Üretilen balıkların ağırlık olarak 1 kilogram üzeri olacak. Üretilen alabalıklar için yoğun milyonlarca yavru balığa ihtiyaç duyulacak. Özellikle Erzurum’da 100 bin ton alabalığı destekleyecek yavru alabalığın Erzurum’da üretimini planlıyoruz. Burada Erzurum Atatürk Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’ne çok iş düşecek. Yani Fakültemiz balık üretiminde referans merkezi olacak. Bölgemizde yatırım yapmak isteyen alabalık yetiştiren çiftçilerimiz için gerek ilham kaynağı, gerekse teknik bilgi, gerekse eğitim konusunda yani kısaca her konuda Fakültemiz gereken yardımları sürdürecektir. Dünyada hali hazırda 90 milyon ton çiftlik balığı üretimi yapılmaktadır. Bunun değeri yaklaşık olarak 250 milyar dolara tekamül etmektedir. Diğer üretimi yapılan balıklarla birlikte bu gün dünyada 300 ile 370 milyar dolar arasında ki bir maddi değerden bahsedebiliriz. Uluslararası ticarete konu olan balık ve su ürünleri ise maddi olarak yaklaşık olarak 150 Milyar Dolar civarındadır. Ülkemiz olarak son yıllarda yani son 40 yılda üretim olarak çiftlik balığını sıfırdan bu gün 400 bin ton rakamlarına gelmeyi başarmıştır. Yaklaşık olarak 100 ila 150 bin ton arası hali hazırda alabalıktan karşılanmaktadır. Yeni yapılacak projelerle bu ramak 250 bin tonları bulacaktır. Bu hedefte ise dünya birinciliği konumuna gelecek duruma geçilecek” şeklinde konuştu.

    Ülkemizin 2023 su ürünleri ihracat olarak hedefinin 1 milyar dolar olduğunu ancak su ürünleri sektörünün 2023 hedefini ilk hedef olarak gerçekleştiren sektör olarak 2018 yılında bu hedefe ulaştığını anlatan Prof. Dr. Murat Arslan, “Bu hedef güncellenerek 2 milyar dolara çıkarıldı. Yani ülkemizin 2023 yılında 2 Milyar Dolar su ürünleri ihracat hedefi olacaktır. Ülke olarak dış ticaret açısından önemli bir konumdayız. Gerek insan beslenmesi ve gerekse dış ticaret gerek kitlesel üretime uygunluğu bakımında su ürünleri giderek artan bir trend yakalamış durumdadır” dedi.

    En hızlı üretimi yapılan sektörün balık üretimi olduğunu belirten Prof. Dr. Murat Arslan, “Üretilen balıkları yani ticari olarak üretilen sofralık balıkları klasik porsiyon boylara geldiği zaman satışını yapıyoruz. Bu da yaklaşık olarak bir balığın 200 ila 250 gram arasında oluyor. Yani bir kilograma yaklaşık olarak 4 balık geliyor. Bazen de 5 balıkta olabiliyor. Satış yönünden de fiyat olarak 1 kilogram Alabalık satış tutarı güncel olarak 26 TL. dir. Canlı balık satışı yapabildiğimiz gibi hazır flato satışını da yapıyoruz. Vakum paketlenmiş kemik ve iç organları, kafasından arındırılmış satışlarda yapıyoruz. Birçok kişi balığı temizleme konusunda uğraşmak istemiyor kolaylık olsun diye bizlerden alacakları vakum paketleri alarak eve götürdükleri zaman direk pişirmeye başlayabilirler” dedi.

    Prof. Dr. Murat Arslan, özellikle son aylarda dünyaca yaşadığımız Covid-19 Pandemi döneminde sağlıklı beslenme, dengeli ve kaliteli beslenme gibi kavramların ön plana çıktığını ifade ederek, “Burada demek oluyor ki su ürünlerinin ne kadar önemli olduğu bir kez kanıtlanmış oldu. Bunu en bariz bizler kendi balık üretim çiftliği tesislerimizde yaşadık. Covid-19 Pandemi döneminden önce ve sonra diyebilirsem neredeyse üretim ve satış olarak iki katına çıktı. Şu mesajı verebiliriz sağlıklı beslenme, hastalıklara karşı vücudun direnç kazanması, hayvansal proteinlerin düzgün alınması. En önemli konu Omega-3 proteinlerin tamamı balık ve diğer su ürünlerini tüketimi açısından Erzurum’da yaşayan insanlar için çok önemli ve büyük bir avantaj durumundayız. Balık sezonu bitse dahi balık temini açısından merkez durumundayız. Yılın 365 günü Erzurum alabalık tesislerimize gelerek aldığı balıklarla sağlıklı şekilde beslenebilirler” şeklinde konuştu.

  • Türkiye tarım ve gıda ürünlerinde 69 milyar dolar ihracat fazlası verdi

    Türkiye tarım ve gıda ürünlerinde 69 milyar dolar ihracat fazlası verdi

    Türkiye’nin tarımsal hasılada dünyada ve Avrupa’da söz sahibi ülke konumunda olduklarını belirten Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, “Son 16 yılda ise tarım ve gıda ürünleri dış ticaretinde ülkemiz toplam 69 milyar dolar ihracat fazlası verdi” dedi.

    Çeşitli ziyaretler ve programlara katılmak üzere memleketi Elazığ’a gelen Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç açıklamalarda bulundu. Son 17 yıl içerisinde çiftçilere yaklaşık 134 milyar TL destek verdiklerini dile getiren Bakan Yardımcısı Tunç, “2002’de 36,9 milyar TL olan tarımsal hasılamız 217 milyar TL’ye, tarım ürünleri toplam ihracatımız yüzde 378 oranında artışla 17,7 milyar dolara yükselmiştir. Son 16 yılda ise tarım ve gıda ürünleri dış ticaretinde ülkemiz toplam 69 milyar dolar ihracat fazlası verdi. Bugün Türkiye tarım ürünleri dış ticaretinde şüphesiz net ihracatçı bir ülke konumundadır. Bu bizim için yeterli değildir. Daha çok çalışmalı ve daha ileri noktalara ulaşmalıyız. Bakanlık olarak sektörümüzün sorunlarına gerçekçi ve çözümcü bir anlayışla yaklaşarak sektörümüzü, stratejik ve rekabete dayalı iktisadi bir sektör olarak ele alıyor ve bu doğrultuda politikalar ve projeler üretmeye gayret ediyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da aynı anlayışla çalışmalarımıza devam edeceğiz. Üreticilerimizi bu istikamette desteklemeye ve yanlarında olmaya devam edeceğiz. Zira gıda teminatımızın asli aktörleri üreticilerimizdir. Bundan dolayı her sene tarımsal desteklerimizi artırdık ve üreticilerimizin üretim masraflarına ortak olduk. Bu kapsamda 2002’de verilen toplam 1,8 milyar TL tarımsal destek miktarını 9 kat artışla 2019 yılında 16,1 milyar TL’ye yükselttik. Yıl sonu itibariyle bu rakam 136 milyar TL’yi geçecek. Bu kapsamda Türkiye genelinde 2002 de 83 milyon TL olan hayvancılık desteğini 44 kat artışla 2018 yılında 3,7 milyar TL’ye yükselttik. 2019 yılında da 4,4 milyar TL destek verdik. Destek ödemelerimiz halen devam ediyor” dedi.

    Elazığ’a bitkisel ve hayvansal üretim alanında toplam tarımsal üretim değeri 2002 yılında 369 milyon liradan 3,3 milyar liraya yükselttiklerini ifade eden Tunç, son 17 yılda 305,3 milyon TL’si hayvancılık olmak üzere toplam 913 milyon TL tarımsal destek ödediklerini kaydetti.

  • Başkan Çelik, “Kayseri’yi et ve et ürünlerinde merkez yapacağız”

    Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Çelik, Macaristan ziyaretinin ikinci gününde özellikle Beydeğirmeni Besi Bölgesi ve diğer hayvancılıkla ilgili projeler için önemli temaslarda bulundu. Başkan Çelik, önce Macaristan Tarım Bakan Yardımcısı ile görüştü, ardından da bazı besi çiftliklerinde incelemelerde bulundu.

    Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Çelik, Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakan Yardımcısı Levente Magyar ile görüşmesinden sonra Macaristan Tarım Bakanı Yardımcısı Dr. Istvan Nagy, ile de bir araya geldi. Bakanlık binasındaki görüşmeye, Macaristan’ın Ankara Büyükelçisi Gabor Kiss’in yanı sıra Macaristan’ın Kayseri Fahri Konsolosu Osman Şahbaz da katıldı.

    Tarım Bakanı Yardımcısı Dr. Istvan Nagy ile çok verimli bir görüşme yapan Başkan Mustafa Çelik, ziyaret sonrası Bakan Yardımcısı’nın tavsiyesi üzerine bir besi çitliğinde incelemelerde bulundu. Miskolc Şehri’ndeki besi çitliğini Macaristan’ın Kayseri Fahri Konsolosu ve Türk Macar İş Konseyi Başkanı Osman Şahbaz ile birlikte gezen Başkan Çelik, Kayseri’yi besicilikte önemli bir merkez haline getirmek istediklerini söyledi. Dünyada hangi ülkelerde hangi teknolojiler varsa ve hangi cins ırklar yetişiyorsa bunları görmek ve Kayseri’ye getirmek istediklerini dile getiren Başkan Çelik, “Kardeş şehrimiz olan Miskolc’da yarı açık bir işletmeyi ziyaret ettik. 2 bin metrekarelik alanda 350 baş hayvan var. Bu ırkların tamamı Kayseri şartlarında yetişebilecek hayvanlar. Kayseri’de besicilerimizin bu tarz işletmeler yapabilmesi için öncelikle arazi bulunması gerekiyordu. Beydeğirmeni’ni besi bölgesi ilan ederek gerekli alt yapıyı sağlıyoruz. Modern ve düzenli besi ahırları yapılmasına imkan sağlayacağız. Yeni teknolojilerin üreticiler tarafından daha iyi anlaşılması için geziler düzenleyip bilgiyi ve teknolojiyi transfer edeceğiz. Kayseri’yi Türkiye’nin besi bölgesi haline getirmek, et ve et ürünleri konusunda da ülkemizin en önemli merkezi yapmak istiyoruz” dedi.

    Türk Macar İş Konseyi Başkanı Osman Şahbaz da Macaristan’da Kayseri ve Türkiye denince tüm kapıların açıldığını ifade ederek Kayseri ve Türkiye’nin gücünün göstergesi olduğunu belirtti.

    Çiftlikteki üretimle ilgili de bilgiler alan Başkan Mustafa Çelik, hayvanlara verilen 8 çeşit yem bitkisinin çiftlik içinde üretiliyor olmasının ve besi alanlarının çok temiz bulunmasının önemine de dikkat çekti.

  • Samsun bazı tarım ürünlerinde Türkiye 1’incisi

    Samsun Türkiye genelinde biber, lahana, taze fasulye, marul, barbunya, turp, kırmızı pancar üretiminde birinci, patlıcan, pırasa üretiminde üçüncü sırada yer alıyor.

    Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü yetkililerinin İl Koordinasyon Kurulu’nda yaptığı sunuma göre, Samsun’da toplam 378 bin 117 hektar tarımsal üretimde kullanılan alan bulunuyor. Bu oran Türkiye’nin yüzde 1,59’una tekabül ediyor.

    Samsun çeltik üretiminde 2’nci, soya ve tütünde ise 3’üncü sırada yer alıyor

    Samsun tarıma dayalı üretimde birçok alanda Türkiye’nin ilk sıralarında yer alıyor. Bu bağlamda Samsun, çeltik üretiminde Türkiye ikincisi, soya ve tütün üretiminde ise üçüncü sırada yer alıyor. Tarla bitkileri üretimi kapsamında TÜİK verilerine göre geçen yıl Samsun’da 20 milyon 600 bin ton buğday, 920 bin ton çeltik, 6 milyon 400 bin ton mısır (dane), 1 milyon 670 bin 716 ton ayçiçeği, 70 bin ton tütün ve 165 bin ton soya üretildi.

    Türkiye 1’incisi olduğu ürünler

    Samsun, Türkiye genelinde biber, lahana, taze fasulye, marul, barbunya, turp, kırmızı pancar üretiminde birinci, patlıcan, pırasa üretiminde üçüncü sırada yer alıyor. Sebze üretimi kapsamında Samsun’da 259 bin 549 ton lahana, 102 bin 391 ton taze fasulye, 24 bin 56 ton ıspanak, 27 bin 138 ton pırasa, 248 bin 635 ton biber, 73 bin 136 ton patlıcan, 19 bin 36 ton karnabahar, 18 bin 79 ton marul, 138 bin 800 ton karpuz, 56 bin 575 ton kavun, 40 bin 617 ton hıyar, 2 bin 705 ton kabak (sakız) ve 180 bin 128 ton domates üretildi. Bu ürünlerden lahananın Türkiye üretimindeki payı yüzde 33,2, taze fasulyenin yüzde 16,4, biberin de yüzde 10,12 oldu.

  • Üretici tarım ürünlerinde ithalatın önünü açan vergi indirimlerine tepkili

    Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, tarım ürünlerinde gümrük vergisi oranlarının düşürülmesine ilişkin, “İthalata değil, gümrük vergilerinin hasat dönemindeyken düşürülmesine karşıyız” dedi.

    Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, Bakanlar Kurulunun tarım ürünlerinde gümrük vergisi oranlarının düşürülmesine ilişkin kararını değerlendirdi. Konunun Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci tarafından Mayıs ayından bu yana gündeme getirildiğini beliren Doğru, Bakan Zeybekci’nin gıda enflasyonundan dolayı yıllık enflasyon oranlarının yükselme seyrine girdiğini, bunun için bilhassa et, ekmek ve yumurta gibi bazı gıda fiyatlarına müdahale edileceğini, bunun da ithalat yoluyla yapılacağını ifade ettiğini hatırlattı. Üreticiler olarak “ithalat hiç olmasın, ithalata tamamen karşıyız” gibi bir yaklaşım içerisinde olmadıklarının altını çizen Doğru, “Bu ülkenin ihtiyacı varsa, arzın olmadığı dönemlerde tabii ki ithalatın olması gibi doğal bir şey yoktur. Mesela arpa üretimimiz yıldan yıla düşüyor. Arpa açığını tabii ki ithalatla karşılayacağız. Mısır bir zamanlar 2 milyon ton üretiliyordu, bugün 6 milyon tonun üzerinde üretiliyor ama hala yetmiyorsa bu açığı ithalatla karşılayacağız. Ama tam Haziran ayının sonunda ülkemizde arpa ve buğday hasat edilirken, mısır hasadına da Adana’da yaklaşık 25-30 gün sonra başlanacak, tam hasat dönemindeyken bu fonların düşürülmesi açıkçası çiftçimizin piyasalardaki beklentilerini oldukça aşağı çekmiş ve moralleri bozmuştur” diye konuştu.

    “Çiftçiyi olumsuz etkileyecek”

    Alınan kararın hasat döneminde olan çiftçiyi olumsuz etkileyeceğini vurgulayan Mutlu Doğru, şöyle devam etti:

    “Gümrük vergilerinin düşürülerek tarım ürünleri ithalatının önünün açılması lafı bile tarım piyasaları kırılgan bir piyasa olduğu için piyasayı aşağı yönde etkiliyor. Buğday, arpa ve mısır ithalatı ile yem fiyatlarının düşürülmesi gibi bir beklenti varsa buradan şunu söylemek istiyorum ben; biliyorsunuz KDV yemde ve gübrede sıfırlandı. Ama bu KDV düşüşü yem ve gübre fiyatlarına yansımadı. Yani piyasada bazı dengelerle bu şekilde oynandığı zaman maalesef olan hep üreticiye oluyor, çiftçiye oluyor.”

    “Alınan kararla tavan fiyat belirlenmiş oldu”

    Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, gümrük vergisi oranının mısırda yüzde 25, buğdayda yüzde 45, arpada yüzde 35’e çekildiğine işaret ederek, “Bu oran yüzde 130’du, yani uygulayabileceğimiz gümrük vergisinin en üst sınırıydı. Ve yerli üreticiyi korumak için dışarıdan bu ürünleri getirmek yasak gibi bir hal alıyordu yüzde 130 oranıyla. Yeni gümrük vergi oranları o kadar hassas hesaplanmış ki TMO’nun kendi satış fiyatları olarak belirlediği fiyatların altına düşmeyecek şekilde ayarlanmış. Yani bir üst tavan fiyat belirlendi ve bu tavan fiyatın üzerine, bu emtiaların fiyatlarının çıkmasına, bu indirilen gümrük vergisi oranlarıyla mani olundu. Ton fiyatı olarak söylüyorum; ‘mısır için 850 liranın üzerine çıkmasına, buğdayın 950 liranın üzerine çıkmasına, arpanın 800-850 liranın üzerine çıkmasına müsaade etmem şeklinde alınan bir karardır bu” ifadelerini kullandı.

    “Tavan fiyat olacaksa girdilerde de olsun”

    Sürekli artan üretim maliyetlerine de dikkat çeken Doğru, “Dünyanın en pahalı mazotunu, gübresini kullanan çiftçimizin bu işte hiçbir günahı yok. Eğer bir müdahale ile çiftçinin ürettiği ürünlere tavan fiyat belirliyorsak, o zaman çiftçinin girdilerine de bir tavan fiyat belirleyelim. Yani çiftçinin mazotunun, gübresinin, zirai ilaçlarının, tohumunun ve hatta tarla kirasının bile bir tavan fiyatı olsun, rakiplerimizin maliyet fiyatları ve desteklemeleri ile aynı düzeye gelelim, o zaman gümrük vergilerinin sıfırlanmasını bile gündeme getirebiliriz” şeklinde konuştu.

    “Ette yüzde 40’a düşürülen vergi oranları yerli besiciliği bitirir”

    Ette yapılan gümrük vergisi indiriminde de bir gariplik olduğunu belirten Doğru, şunları söyledi:

    “Karkas et ithalatında yüzde 100 olan gümrük vergisi, şu anda yüzde 40’a düştü. Bu oranlarla Avrupa’dan Türkiye’ye 19-20 lira aralığında karkas et ithal etmek mümkün. Halbuki erkek dana karkas et fiyatı şu anda piyasada 27 lira civarında. Şimdi bu karar yerli besiciyi iflasa sürükler, erkek danalarını besiciye satan ve zaten düşük süt fiyatlarıyla can çekişen süt çiftliklerini de beraberinde iflas ettirir. Yani hayvancılığa vurulmuş bir darbe olur. Ama burada da şöyle bir soru işareti var aslında. Ekonomi Bakanlığı ithalat yetkisi verecek, ithalat belgesi verecek. Acaba bu yetkiyi özel sektöre kullandıracak mı? Yoksa bu sadece piyasa spekülatörlerine gözdağı için alınmış bir karar mı? Bunu da merak ediyoruz.”

    Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, piyasa spekülatörlerinin alınan bu kararları çiftçinin malını alırken fiyatları daha da düşürmek için kullanacağını dile getirerek, “Biz açıkçası üretici olarak heyecanla desteklediğimiz milli tarım projesinin açıklandığı bir dönemde çiftçimize, milli üretime daha fazla destek olmak yerine ithalat yolunun açılmasına üzülüyoruz” dedi.