Etiket: Ürünlerin

  • GTÜ’de ürünlerin NMR’ı çekilecek

    Gebze Teknik Üniversitesi, tarım ve sanayi analında Nükleer Manyetik Rezonans (NMR) sistemi ile analiz yapan laboratuvar kurmak çalışmalara başladı. Ürünlerdeki bozulmalardan kimyasal değişimlere kadar pek çok sorunu ortaya çıkaracak olan laboratuvar özel sektörde hizmet verecek.

    Doğu Marmara Kalkınma Ajansı’nın (MARKA) bölgesel ve ulusal kalkınmaya katkı sağlamak amacıyla ilan ettiği 2016 yılı mali destek programı kapsamında başarılı bulunarak destek almaya hak kazanan Gebze Teknik Üniversitesi’nin (GTÜ) ’Sanayi ve Tarım Uygulamaları İçin Nükleer Manyetik Rezonans (NMR) Test, Kontrol ve Analiz Laboratuvarı’ projesinin tanıtımı ve temsili sözleşme imza töreni rektörlük senato salonunda gerçekleştirildi. Proje tanıtım ve imza törenine GTÜ Rektörü Prof. Dr. Haluk Görgün, GTÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Babür Özçelik, Hasan Aslan, MARKA Genel Sekreteri Mustafa Ayhan, Gebze Teknik Üniversitesi Genel Sekreter V. Doç. Dr. Abdurrahman Akyol, Gebze Teknik Üniversitesi- Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bulat Z. Rami ve proje ekibi katıldı.

    Proje tanıtımında kurulacak olan laboratuvarın teknik detaylarını paylaşan proje yürütücüsü Gebze Teknik Üniversitesi- Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bulat Z. Rami NMR sisteminin bir çok sektöre hizmet vereceğini belirti. Rami, “Bizim Gebze Teknik Üniversitesinde kurmaya planladığımız laboratuvar NMR sistemi sayesinde gıda, sanayi, tarım ürünlerini test edecektir. Bu laboratuvar sayesinde analizlerin kontrol ölçümlerini yapabileceğiz. NMR sistemi ile değişik malzemelerin içinde bulunan değişik manyetik momentlerden dolayı enerjik seviye farklarını ölçmeye yöneliktir. Bu şekilde malzeme konusunda çok zengin bilgi elde etmek mümkün olacak. NMR tekniğinin kullanılabileceği uygulamalar, döküm üretiminde, yağ üretiminde, polimer sanayisinde, petrokimya sanayisinde, gıda sektöründe kullanılabilmektedir. Bizim GTÜ’de kurmayı planladığımız laboratuvar çok değişik sektörlere yönelik olacaktır. Bu laboratuvardan küçük üreticiler, orta büyüklükte ki sanayi kuruluşları ve büyük sanayi kuruluşları faydalanabilecektir. Projemiz yaklaşık 2 yıllık bir projedir. Bu proje sayesinde Türkiye’de bu konuda ilk laboratuvarı kurmayı planlıyoruz” şeklinde konuştu.

    “GTÜ sanayi ve teknolojiye çözüm sunuyor”

    Törende konuşma yapan GTÜ Prof. Dr. Haluk Görgün ülkenin ihtiyaçları doğrultusunda teknolojiler üretmeyi hedeflediklerini belirterek, “GTÜ, altyapısı bilgi birikimi insan kaynağı ile birlikte vizyonunu çok öteye götürmeyi hedefleyen bir ülkenin, hedefleri doğrultusunda sorumluluklarını yerine getirmek adına bir projeye daha imza atıyor. Bu projede ülkemizin kalkınmasına önemli katkı veren Marka ajansı ile çalışıyoruz. GTÜ olarak ülkemizin dışa bağımlılığını azaltmak adına elimizden gelen gayreti gösteriyoruz, gıda ve sağlık, laboratuvar cihazları alanında dışarıya ciddi bağımlılıklarımız var. Ülkemiz bu sorunları çözebilecek karşılığa sahibiz. Biz üniversite olarak yaptığımız protokol ve anlaşmalarla çözüm odaklı projeler sunmaya gayret ediyoruz. Gelecek nesillere bırakacağımız yaşama ortamımızı daha sağlıklı ve kaliteli hale getirmek amacı ile teknoloji üretme gayretindeyiz. Bu projede NMR sistemler ile gıda güvenliğini gıda üretiminde oluşacak insan sağlığını etkileyecek faktörleri miniminize edecek test ve kontrollerin analiz Laboratuvarlarının kurulması sağlayacağız” ifadelerini kullandı.

    “Sanayi alt yapısını iyileştirmeyi hedefliyoruz”

    Projenin yüzde 75 oranında destekleyen Marka Kalkınma Ajansı adına konuşan MARKA Genel Sekreteri Mustafa Ayhan, “Üretim alt yapıları 2016 çerçevesinde Gebze Teknik Üniversite’mizin sanayi ve tarım uygulamalarına yönelik bu projesini destekleme kararı aldık. Türkiye’nin en önemli üniversitelerinden biri olan GTÜ’nün bu laboratuvarı kurması bizim içinde oldukça önemli, bu sayede bölgemizdeki sanayi altyapısının iyileştirilmesi ve katma değeri yüksek ürünlerin geliştirilmesine katkı sunulmasını hedefliyoruz. Ülkemizin sanayi dönüşümü için bölgelerimizde bulunan bu tür analiz laboratuvarlarının geliştirilmesine olan desteğimiz devam edecek. Bu süreçte yüzde 75 oranında projeye destek sağladık. Bu sürecin özel sektöre de katkı sağlayacak önemli bir adım olduğuna inanarak üniversitemize bu konudaki çalışmaları için şimdiden teşekkür ediyoruz.” şeklinde konuştu.

    Görgün ve Ayhan konuşmaların ardından kurumları adına sözleşme metnini imzalayarak projeyi başlattı.

  • İhracatta özel ürünlerin önemi

    Katma değeri yüksek ihracatın yolunun özel ürünlerden geçtiğine vurgu yapan İstanbul Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Zekeriya Mete, “Katma değeri yüksek ürün ihraç etmek istiyorsak, ülkemize özgü ürünleri dünyaya duyurmalıyız” dedi.

    İhracatçılar olarak Türkiye’deki birçok ürünün ön plana çıkarılmasıyla katma değerin artacağını belirten Mete, “Şanlıurfa’nın Biberi, Rize’nin Çayı, Malatya’nın Kayısısı, Kars’ın Peyniri, Ordu’nun fındığı bunların hepsi birer özel ürün. Bu özel ürünlerimizin hepsi için ayrı ayrı Ar-Ge ve tanıtım faaliyetleri yapılmalı. Marka değeri olan yüksek katma değerli ürün ihracatı için bu çalışmaları yapmamız şart. Yoksa fındık örneğinde olduğu gibi yabanı firmalar bizden aldığı ürünleri katma değerli hale getirerek bizim ürünlerimiz üzerinden dünyadan para kazanmaya devam edecek” diye konuştu.

    İhracatta barter sisteminin uygulanmasının ihracatı yüzde 30 seviyelerine kadar yükseleceğini savunan Mete, “Ülkemizin ihtiyacı olan ithal ürünleri ülkeye ihracatçılar olarak biz getirirsek, ticaretinde hızını artırmış oluruz. Türkiye’de ihracat yapan firmalara ithalat önceliğinin tanınması lazım” dedi. Bunun sektörel olarak ayrılabileceğini kaydeden Mete, “Tarımsal ürünleri bizim sektörümüzle ilgili ihracatını yaptıkları ürünleri ithalatına imtiyaz verebilirler. Bizim mal sattığımız ülkelerdeki ithalatçılar paralarını merkez bankasına yatırıyor ve buradan döviz olarak alıyorlar. Merkez Bankası’nda döviz olmadığı zaman onlar parayı yatırmış bile olsalar biz paramızı alamıyoruz. Paranın dönüşü ayları hatta yılları buluyor. Bu da ticareti yavaşlatıyor” dedi. Örnek olarak, Angola’nın ithalata ayda 50 bin dolardan fazla para yollayamadığını belirten Mete, “İhracat yaptığımız ülkeden ithalatı biz yapmalıyız. Bu ülke için riske giren insanın korunması lazım. Bu şekilde hem ithalatçı firmalarımızda ihracatçı firmalara dönüşebilir. Şu an bu sistemin gelmemesi için hiçbir sebep yok. Bu kararın çıkması için gereken güçlü irade şu an mevcut. Kısa vadede ihracatımıza katkısı çok büyük olacak. İhracat bir anda yüzde 30 civarında artış gösterebilir” diye konuştu.

  • Çarşamba Ovası’nda Ürünlerin Yüzde 60’ı Çürüdü

    Samsun’un Çarşamba Ovası’nda aşırı yağıştan dolayı ürünün yüzde 60’ının zarar gördüğü bildirildi.

    Çarşamba Ovası’nda sebze ve meyve üreticileri bu yıl ki sağanak yağışların arazilerde bıraktığı hasarlardan yakınıyor. Yağmur nedeniyle sebze ve meyve de kayıpların olduğunu söyleyen Çarşamba Sebze ve Meyve Hali Başkanı Mehmet Aslan, “Bu seneki sezon henüz başlamadı. Bu yıl ki yağmur yağışlardan dolayı sebze haline sebze gelmiyor. Halimiz bomboş. Yağışlardan çürüme olması nedeni ile Çarşamba Ovası’nda ürünün yüzde 60’ı çürüdü. Olan ürünleri bile satmakta zorluk çekiyoruz, alıcı yok. Her tarafta sebze adeta patladı şuan. Bizim ülkemize meyve yurt dışından gelir ama sebze gelmez. Eğer sebze olayı var ise bile bu saatten sonra sebze girişi olmaz. Sebze de bize en büyük darbe ihracattan olur. Ürünler ihracata gitmiyorsa bu sıkıntı bizlere ve elbette ki çiftçilerimize yansır. Fiyatlar düşer, çiftçi de çöker. Eğer ihracatımız olursa o zaman normal fiyatına gelir” dedi.

    ÇARŞAMBA SEBZE VE MEYVE HALİ BOMBOŞ

    Üreticinin yaşadığı sıkıntıların sebze-meyve haline de yansıdığını, halin bu yıl bomboş olduğunu dile getiren Başkan Mehmet Aslan, “1988 yılında da böyle kötü bir sezon yaşamıştık. O yıl Tokat Erbaa, Amasya Taşova bölgelerinin dağlık kısımlarına aşırı yağış olmuş ve sular bu tarafa aşırı gelmesi nedeni ile baraj kapakları açıldığından Çarşamba Ovası’nda ürün olmamıştı. 1988’den sonra en kötü dönem bu yıl yaşanıyor. Bu yıl bu bölgeye aşırı yağış oldu ve ovada büyük zarar var” şeklinde konuştu.

    YAĞIŞLAR ÜRÜNLERİ ÇÜRÜTTÜ

    Meyvelerde yağışlar nedeniyle çürüme olaylarının çok fazla olduğunu söyleyen Aslan, “Aşırı yağış ve ardından aşırı nem nedeni ile meyvelerde özellikle çürümeler meydana geldi. Biz hala daha bugüne kadar hem fiyat hem iklimlerden dolayı sebze hali esnafı olarak yaz ayına sezona giremedik. Bugün salatalık 30 kuruş, fasulye 1 lira 30 kuruş, şeftali 1 lira 40 kuruş, sivri sofralık biber 2 lira. Ovadaki ürünün zarar görmesinden dolayı Çarşamba Sebze ve Meyve Hali’nde in cin top oynuyor” ifadelerini kullandı.

  • Köylü Kadınların Yaptığı Organik Ürünlerin Satılacağı Kooperatifin Temeli Atıldı

    Bursa’nın İnegöl ilçesinde, köylü kadınların kurduğu Oylat Boğazı Köyleri ve Mahalleleri Kadın Kalkınma Kooperatifi’nin hizmet binasının temeli törenle atıldı.

    Kooperatif üyesi kadınlar, ürünlerini Hilmiye Mahallesi’ne yapılacak binada satışa sunacak. Temel atma töreninde konuşan Oylat Boğazı Köyleri ve Mahalleleri Kadın Kalkınma Kooperatifi Başkanı Nurcan Yılmaz, “135 metrekare alan üzerine kurulacak olan binada lokanta ve kafe bulunacak. İnegöl Kaymakamlığı ve Uludağ Üniversitesi ortaklığında yürütülen projemiz, İnegöl Belediyesi, Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, İTSO, Kulaca Kooperatifi ve İFSAD paydaşlığında hızlı adımlarla ilerliyor. Hocalarımızın geliştirdiği bu fikir BEBKA tarafından desteklenmeye layık görüldü. Yüzde 72 oranında hibe desteği aldık” dedi.

    İnegöl Belediye Başkanı Alinur Aktaş da, “Projemizden Oylat boğazında yer alan Bahçekaya, Gündüzlü, Hamamlı, Hilmiye, Mesruriye, Saadet, köylerinde yaşayan kadınlar yararlanacak. Ürünlerini satabilecekleri; bir internet satış sitesi, İnegöl Şehirlerarası Otobüs Terminali’nde yapılacak olan bir satış büfesi ve Hilmiye köyünde imalathane ve kafe olarak kullanacakları ekolojik bir yapı kazandırılacak. İnternet satış sitesi faaliyete geçti. Siteye erişim www.oylatciftlik.com.tr adresinden sağlanmaktadır. Altı köyün kadınlar tarafından üretilen salça, reçel, marmelat, turşu çeşitleri, mantı, erişte, bazlama, silor, tarhana, kuru otlar, Osmanlı çayı, bal, satılmaktadır. İnegöl Belediyesi olarak biz de projemizin 100 bin TL maliyeti olan temelinin atılmasını üstlenerek bu projemize katkı koyuyoruz” İfadelerini kullandı.

    Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay da, “Bu projenin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu kooperatifi kurmuş olan kadınlarımızı kutluyorum. Üniversitemizde girişimcilik dersleri veriyoruz. Biz ülke olarak bir takım yerlere gelmek istiyorsak, topyekün girişimci olmamız lazım. İşletmelere kalite sistemi kurmaya çalışıyoruz. Üniversite olarak bizlerde bu projenin bir partneriyiz. Bursa’mız sanayi şehri olduğu gibi aynı zamanda tarım şehri” dedi.

  • Alaşehir’de Tarımsal Ürünlerin Gübrelenmesi Toplantısı

    Alaşehir Meslek Yüksek Okulu Müdürlüğü tarafından, “Bitkilerin Gübrelenmesi ve Tarım Topraklarının Sorunları” adlı konferans düzenlendi.

    Alaşehir Meslek Yüksek Okulu Müdürlüğü’nün organizasyonunda, Selçuk Üniversitesi öğretim üyesi Doc. Dr. Mehmet Zengin tarafından “Bitkilerin Gübrelenmesi ve Tarım Topraklarının Sorunları” adlı konferans düzenlendi. Konferansa Alaşehir Alaşehir Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürü Tarık Memiş, Alaşehir Meslek Yüksek Okulu Müdürü Şenay Aydın, Ziraat Odası başkanı Necdet Türk, Alaşehir AK Parti ilçe başkanı Rıza Peker, üreticiler ve öğrenciler katıldı. Manisa’nın toprak bakımından çok zengin olduğunu söyleyen Zengin, Manisa yüzde 92’sinin tarıma elverişli olduğu belirtti. Zengin, “2014 yılında Türkiye’de 467 bin 093 hektar alanda üzüm yetiştirildi. Manisa genelinde 76 bin 900 hektar olurken, Alaşehir’de 19 bin 096 hektardır. Türkiye’de İşlenen tarım alanları 1934’te 11.7 milyon, 1950’de 14.5 milyon, 1950’den sonra makineleşmenin artmasıyla 2011 yılında 28 milyon hektar olarak tespit edilmiştir. Manisa olarak, nasıl ki Konya Türkiye’nin tahıl ambarı olarak kabul ediliyorsa, Manisa’da üzüm ambarı olarak biliniyor. Alaşehir ve Sarıgöl’ de dünyada hasat dönemi en uzun üzüm üretilen bölge olarak geçmektedir. Selçuk Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Mehmet Zengin, Türkiye’nin üzüm ambarı olarak bilinen Manisa toprak olarak tarıma çok elverişli bir yapıya sahip. Doğru gübre, doğru gübreleme yapabilmek için mutlaka tam donanımlı bir laboratuvarda toprak analizi yaptırdıktan sonra gübre kullanmalıyız. Manisa genelinde üreticilerin ancak yüzde 16’sının analize göre gübre kullandığı tespit edilmiştir. Yeterli gübreleme yapılamadığı zaman üründe kaliteyi, verimi düşürür. Gereğinden fazla kullanılan gübre de çevre kirliliği, yabancı ülkelere fazla para gitmesine neden olur. Oysa bilinçli ve analiz sonuçlarına göre gübreleme yapabilirsek, asmalarda dengeli gelişmeyi, kaliteli üzüm almayı, asmalarımızın ve toprağımızın daha uzun ömürlü olmasını sağlarız” diye konuştu.

    Doc. Dr. Mehmet Zengin Konferans sonunda üreticiler ve öğrencilerden gelen soruları yanıtladı.