Etiket: Ürünleri

  • Eskipazar Metal ve Metal Ürünleri İhtisas OSB, kamulaştırılacak OSB Listesine katıldı

    Eskipazar Metal ve Metal Ürünleri İhtisas OSB, kamulaştırılacak OSB Listesine katıldı

    AK Parti Karabük Milletvekili Niyazi Güneş, Eskipazar’a kurulacak olan Eskipazar Metal ve Metal Ürünleri İhtisas Organize Sanayi Bölgesinin kamulaştırılacak Organize Sanayi Bölgesi Listesine aldırdıklarını belirtti.

    Milletvekili Güneş, Eskipazar’a kurulacak olan Eskipazar Metal ve Metal Ürünleri İhtisas Organize Sanayi Bölgesinin arazi istimlaklarının bakanlık programına alındığını ifade ederek, “Sanayi ve Teknoloji Bakanımızı son ziyaretimizde bu konu da gündeme geldi ve kendisi de Karabük’ü ziyarete edecek. Eskipazar’daki OSB yerimizi göstereceğiz. Cumhurbaşkanımıza, kamulaştırılacak Organize Sanayi Bölgesi Listesine ilave ettirdik. 2020 için ilave edelim demişti. Sonrada ısrarımız üzerine bizim yanımızda 2019 listesinde yer alsın talimatını ilgili genel müdüre verdi” dedi.

    “Listede Eskipazar Metal Ürünleri OSB’miz yer almış durumdadır”

    Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın OSB’lerde şuan ki tercihinin devlet arazilerinden yana olduğunu kaydeden Güneş, “Ama burada tabii bir fiili durum var. Biz yol kat etmişiz, belli bir seviyeye gelmişiz ve kamulaştırma seviyesine ulaşmışız. Devlet bütçesinden kaynak ayrılacak ve onunla kamulaştırma yapılacak. Süreç başladı. Listede şu anda Eskipazar Metal Ürünleri OSB’miz yer almış durumdadır. Bakanımızın Karabük’ü ziyareti bu konuya ivme kazandıracak. Dönüşü olan bir yol değil ama belki biraz zamana yayılabilir” ifadelerini kullandı.

  • AKÜ’lü akademisyenler borlu süt ve et ürünleri üretti

    AKÜ’lü akademisyenler borlu süt ve et ürünleri üretti

    Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Veteriner Fakültesi’nde çalışmalarını sürdüren iki öğretim üyesi yoğurt, kaymak, sucuk, süt ve et ürünlerine bor ilave ederek raf ömürlerini uzatmayı başardı.

    Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Veteriner Fakültesi Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Mustafa Kabu ile Doç. Dr. Recep Kara, ülke genelinde yüzde 72 rezervi bulunan bor madeni üzerinde sürdürdükleri 12 yıllık çalışmaları sonucunda meyvelerini almaya başladı. 230 çeşit bor madeninde gıda içen en uygun olanlarla tek tek çalışma yapan, Öğretim üyeleri Kabu ve Kara, bor madenin başta sağlık olmak üzere birçok alanda faydasının olduğunu ortaya çıkardı. Et ve süt ürünlerinin ömrünün uzatıp, bununla beraber karaciğer yağlanmasını ve kanser için bu ürünler sayesinde ciddi destek sağlanabilecek. Bor madeni, yapılan çalışmaların devamında ise, ilaç sanayinde kullanılacak. Bileşimin patentini alan ikili, kısa zaman sonra elde ettikleri ürünü piyasaya sürmeye hazırlanıyor.

    “Maksimum yararlanma almak için elimizden gelen çabayı sarf ettik”

    Bor madeninden elde ettikleri ürünle ilgili bilgiler veren AKÜ Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Kabu, 12 yıllık çalışmalarının sonucunda bu başarıyı elde ettiklerini söyledi. Araştırmalarında bor madeninin insan sağlığı ve hayvan sağlığı üzerindeki faydalarını tespit ettiklerine dikkat çeken Kabu; “Hipokalsemi karaciğer yağlanması ve bizim dışımızda özellikle Avrupa ve Amerika’da yapılan çalışmalarda kanser için olumlu etkiler oluşturduğunu gördük. Bunları biz günlük tüketimde hayvansal gıdalarda olmadığı için hayvansal gıdaları bor açısından zenginleştirerek bu ürünü nasıl elde edebiliriz düşüncesini ortaya koyduk. Süt ürünleri, et ürünleri özellikle süt ürünlerinde pastörize süt, yoğurt, kefir Afyonkarahisar için çok önemli olan kaymak ve et ürünlerinde yine sucukla başladık. Salam, sosis kavurma gibi ürünlerin içerisinde doğru bor çeşidini doğru zamanda koyduk. Ve bundan maksimum yararlanma almak için elimizden gelen çabayı sarf ettik” ifadelerini kullandı.

    “230 bor madenin arasından seçilerek yapılıyor”

    Bu ürünün elde edilebilmesi için 230 çeşit bor madeninden hangisinin ne düzeyde ve nasıl kullanılacağının çok iyi bilinmesi gerektiğinin altını çizen Kabu şu ifadelere yer verdi;

    “Bu ürünü oluştururken 230 çeşit bordan hangisinin seçileceği çok iyi bilinmesi gerekiyor. Dolayısıyla rastgele bir bileşenin seçilip konulması uygun değildir. Aşamanın doğru seçilmesi gerekiyor. Ayrıca aşamadan sonra özellikle bazı muayenelerin yapılarak bunun duyusal olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Bu çok önemli bu konu üzerine bize çok fazla sosyal medyadan ya da diğer kısımlardan ulaşan insanlar oldu. Halkımızı bu konuda bilinçlendirmek istiyoruz. Özellikle orijinal ürün olamayan süt ve et ürünlerini kesinlikle kullanmasınlar. Bu açıdan dikkatli olsunlar.”

    “Kaymak yurtdışına gönderilebilecek”

    Kaymağın uzun süre dayanamadığını ve yurtdışına gönderilmesinde sorunlar yaşandığını belirten Doç. Dr. Kabu, “Özellikle yöresel anlamda bizim kendi düşüncemiz. Kaymak çok uzun süre dayanamıyor dolayısıyla bunu yurt dışına gönderilmesi söz konusu değil. Bununla ilgili çok uzun süren prosesler devam ediyor. Biz yöresel tadımızı da yurt dışında yer almasını istiyoruz. Tabi ki yurt dışına da süt ürünleri ihraç ediliyor. Bunların daha uzak ülkelere ulaştırılması daha mümkün olabilecek raf ömrü daha iyi olacak. Bununla ilgili bazı işletmecilerle ticari kuruluşlarla görüşüyoruz. Ürünü yaklaşık 2 ya da 3 ay içerisinde piyasaya sürmeyi planlıyoruz. Tabi bunun için üniversitemizle de görüşme halindeyiz. Onlarda bize destek oluyorlar. Olayın başlangıcıyla bitişi arasında çok uzun bir süreç gerçekleşti. Ürün şuanda tüketime hazır durumdadır” ifadelerini kullandı.

    “İlaç sanayinde de kullanılacak”

    Ayrıca Kabu, kanserde bor madeniyle yeni çalışmalarının olduğunun bilgisini verdi. Çalışma tamamlandığında ürünün ilaç sanayinde kullanılabileceğini ifade ederek, “Raf ömrünün uzatmasının yanında bu ürünler özellikle bahsettiğim gibi karaciğer sıkıntısı olan hipokalsemi sıkıntısı olan ve kanser ile ilgili yoğun tedavi gören kişilerin kullanımına açılacak. Bu açıdan düşündüğünüz zamanda tedaviyi destekleyici bir yol izleyeceğini, böylece ekonomiye ilaç sektöründeki diğer insanlara yardımcı olacağını düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

    “Ürünün patentini aldık”

    Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Recep Kara ise yapmış oldukları çalışmanın patenti aldıklarını belirtti. Bor madenini gıdaya uygulanabilecek hale dönüştürdüklerini ifade eden Kara, şöyle devam etti:

    “Bor bileşikleri ortaya çıkıyor ama tabi bunların gıdaya uygulanabilir hale gelmesi lazım. Burada tabi bir takım laboratuvar analizlerimiz çalışmalarımız ortaya çıkıyor. Bunları bir araya getirdikten sonra şuanda gördüğünüz gibi yoğurt içerisinde uygulanabilir bir hale getirmiş oluyoruz. Benzer şekilde Afyonumuzun geleneksel ürünü kaymakta da aynı durum söz konusu. Bunlardaki temel amacımız bizim et ürünler ve süt ürünleri bor minareli yönünde fakir ürünler. Fakat içerisindeki diğer kalsiyum önemli minarelerin yoğun bir şekilde içeriyor. Fakat insan vücudunun organizmanın bunları kullanabilmesi için mutlaka bor envanterine ihtiyacı var. Bunu da biz dışarıdan ilave ederek bu katkıyı sağlamış oluyoruz. Tabi bunu ilave ettiğimiz zaman antibakteriyel, antioksidan özelliği bilinen bor bileşiği tabi ki raf ömrüne de katkı sağladı. Bunu da ortaya çıkarmış olduk.”

  • 1974 yılında Almanya’da kurulan, 1987 yılında Trabzon’da süt ürünleri üretmeye başlayan KETAŞ firması iflas etti

    1974 yılında Almanya’da gurbetçiler tarafından kurulan faaliyetlerine ise 1987 yılında Trabzon’un Vakfıkebir İlçesi’nde başlayan KETAŞ Gıda San. Tic. A.Ş ekonomik sıkıntılar nedeniyle iflas ederek kapattı.

    Vakfıkebir İlçesi’ne bağlı Güney Köyü Mevkii’nde bulunan ve 800 ortaklı KETAŞ Gıda San. Tic. A.Ş.’nin ekonomik sıkıntılardan dolayı iflas ederek kapatması bölgede üzüntüyle karşılandı. 1974 yılında Almanya’da kurulan firma, üretimlerine ise 1987 yılında başlamıştı. Üretim olarak beyaz peynir, kaşar peyniri, tereyağ, yoğurt, lor peyniri olmak üzere bölgenin lokomotif durumunda olan firma 31 Aralık 2018’de kapılarını kapattı. Firma, şimdi ise yeni sahibini beklemeye başladı.

    Ketaş Gıda Sanayisi Muhasebe Yetkilisi Yılmaz Şeref, işletmenin 1974 yılında Almanya’da kurulduğunu belirterek, “İşletme 1974 yılında Almanya’da kuruldu. 1987 yılında Vakfıkebir’de üretim yapmaya başladı. Üretim olarak beyaz peynir, kaşar peyniri, tereyağ, yoğurt, lor peyniri olmak üzere bölgenin lokomotif durumundaydı. 31 Aralık 2018 tarihi itibariyle de fabrika kapatılmış durumdadır. 6 veya 7 ay içerisinde de işletme satılacak” dedi.

    Firmanın 800 ortaklı olduğunu belirten Şeref, “800 ortak, mal değerleri belirlendikten sonra borçlar ve alacaklıların ödemeleri yapılmasının ardından kalan para ortaklar arasında bölüşülecek. 30 tane işçi vardı. Onların da çıkışını verdik” ifadelerini kullandı.

    KETAŞ Gıda San. Tic. A.Ş.’nin kapatılmasının yönetim zaafiyetinden kaynaklandığını belirten Şeref, “Bu işletme iyi yönetilemedi. Gelen kişiler burayı kendi amaçları doğrultusunda kullandılar. İşletmeyi perişan hale getirdiler. Bura Karadeniz Bölgesinin Lokomotif durumundadır. Buranın üretim izin belgeleri ve markası var. Burayı alan kişi bu marka değerini daha yukarıya taşıyabilir. Buranın sahibi olmadığı için bu duruma düştü. Burayı alacak olan kişi eminim buradan kar edecektir. Çünkü süt fabrikaları kar eden firmalardır” şeklinde konuştu.

    Şeref, KETAŞ’ın iflas etmesinin bölge halkını da olumsuz etkileyeceğini sözlerine ekledi.

  • Türkiye’nin su ürünleri sektöründe ihracat hedefi 1 milyar dolar

    Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Dr. Mustafa Altuğ Atalay, su ürünleri sektörünün son dönemlerde giderek önem kazandığını belirterek, balık ihracatında 1 milyar dolar hedefe yaklaşıldığını kaydetti.

    Atalay, çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği Denizli’de su ürünleri sektör temsilcileri ve alabalık üreticileriyle buluştu. Toplantıda konuşan Atalay, Ankara’dan bakıldığında tarımsal üretim ve balıkçılık bakımından Denizli’nin önemli bir şehir olduğunu belirterek “Ülkemiz balık ihracatında hedefi olan 1 milyar dolara yaklaşmıştır. Bu hedefin gerçekleştirilmesinde Denizlili balıkçılık sektörünün önemli bir payı bulunmaktadır. Sizlere hizmet makamında olan bizler de siz değerli sektör temsilcilerimizin sıkıntılarını çözmek için elimizden ne geliyorsa yapmaya hazırız” dedi.

    Su ürünleri sektörünün son dönemlerde giderek önem kazandığını vurgulayan Atalay “İnsanoğlunun en önemli protein kaynaklarından biri olan balık, ülkemizde kaliteli bir besin maddesi olduğunun yeni anlaşılmaya başlamasıyla beraber bu sektörün gelişiminde önemli bir ivme yakalanmış, ihracat kapısı da bularak önemli bir sektör haline gelmiştir” ifadelerini kullandı.

    Atalay toplantı süresince üreticiler ve sektör temsilcilerini tek tek dinleyerek notlar aldı. Su ürünleri sektörünü çok daha iyi konumlara ulaştırabilmek adına neler yapılabileceği hususunda karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.

  • Ücretli poşete tepki gösterip ürünleri ellerinde taşıdılar

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılan düzenleme ile plastik alışveriş poşetleri tüketicilere 25 kuruş karşılığında satılmaya başlanırken, Adana’da vatandaşlar ücretli poşete tepki göstererek marketten aldıkları ürünleri ellerinde taşıdı.

    Uygulamayı desteklemediğini söyleyen müşterilerden Mustafa Engin, “Poşeti alıyoruz hem para veriyoruz hem marketin reklamını yapıyoruz. Onlar bize para versin, biz de reklamını yapalım. Yanlış bir uygulama bu. Marketler bu ticareti yapıyorsa vatandaşa poşet vermesi lazım. Naylon poşet zararlıysa kağıt poşet, torba vermesi lazım. Parayla caydırıcılık olmaması lazım. Markete gittiğimizde 8-10 tane poşet alsak 2,5 TL eder, üç kere markete gitsek 10 TL maliyet olur, onu da çocuklarımıza harçlık olarak verebiliriz” dedi.

    “Poşet almadım, kendi elimde götürüyorum”

    İlhan Şahan isimli vatandaş dünyada gezmediği ülke kalmadığını belirterek, “Dünyanın hiçbir ülkesinde üstünde kendi amblemi olan poşeti satıp parayla kendi reklamını yaptıran bir yer görmedim. Ben poşet almadım, kendi elimde götürüyorum. Olmayacak şey bunlar” şeklinde konuştu.

    “Vatandaş parayla aldığı zaman kıymetini bilir”

    Şerafettin Arabacı ise ücretli poşet uygulamasının çok iyi olduğunu ifade ederek, “Poşetlerle doğayı batırıyoruz. Ben avcıyım, ava gidiyorum orada bile her yer poşet dolu. Vatandaş parayla aldığı zaman kıymetini bilir. Parayla alınmaması lazım, yasaklansa daha iyi olur. Markete gittiğimizde poşetleri doldurup israf ediyoruz, doğayı da öldürüyoruz. Onun için yazık. Biz Türk milleti olarak alışırız bu duruma, gelirken poşet getiririz yanımızda” diye konuştu.

    Gülsen Kahveci isimli vatandaş, “Pazarcılar, ekmekçiler niye ücret almıyorlar? Esas onların hakkı. Pazarcı 1 kilo bir şey satıp poşet veriyorsa bu firmalara ne oluyor? Marketten alışveriş yaptım ama poşet almadım üzerinde marka yazdığı için” dedi.