Etiket: Ürünleri

  • Çanakkale’de kaçak su ürünleri operasyonu

    Çanakkale’de Eceabat ilçesinde kaçak olarak avlanılan 1 ton deniz patlıcanı, 1 ton aynalı sazan ve 10 ton midyeye el konulurken, 4 araca 10 bin 560 TL idari para cezası kesildi.

    Çanakkale Tarım ve Orman Müdürlüğü Balıkçılık ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğü ekiplerinin kaçak olarak avlanılan su ürünlerine yönelik denetimleri devam ediyor. Gece yarısı Balıkçılık ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğü ve jandarma ekipleri Kilitbahir’de yaptığı denetimlerde, durdurdukları 4 araçta avcılığı 1 ton deniz patlıcanı, boy yasağına uymayan 1 ton aynalı sazan ve 10 ton midyeye el konuldu. 4 araca 10 bin 560 TL idari para cezası kesildi.

    Tarım ve Orman Müdürlüğü Balıkçılık ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğü’ne getirilen kaçak midye, deniz patlıcanlarının imha edileceği ifade edilirken, Milli Emlak Müdürlüğüne teslim edilecek olan sazanlarsa balık halinde satışı yapılacak.

    Tarım ve Orman İl Müdürü Erdem Karadağ, “Bu gece su ürünleri kontrol ve denetim işlemleri sırasında ilgili arkadaşlarımız jandarmamız ile birlikte kaçak 4 araçta kaçak yollarla elde edilmiş su ürünlerini el koydu. İlgili kişilere ve 4 araca 10 bin 560 TL’lik bir idari para cezası kesildi. Bu yakalanan deniz patlıcanlarının bir kısmı canlı ürünlerdi. Canlı olanları anında denize döküldü. Diğer donmuş olarak yakalananları ise imha edeceğiz” şeklinde konuştu.

    Denizlerin akciğeri olarak bilinen deniz patlıcanlarının her birinin yılda 150 ton kumu temizlediği belirtiliyor. Uzak doğuda afrodizyak etkisinin olduğuna inanılan, besin değeri açısından da zengin bir su ürünü olduğu bilinen deniz patlıcanı, kozmetik ve sabun sanayiinde de kullanılıyor. Ayrıca eklem iltihapları ile AIDS hastalığının tedavisinde de ilaç olarak kullanılıyor. Sığ sularda yaşayan deniz patlıcanları, Türkiye’de ise daha çok olta yemi olarak değerlendiriliyor.

  • Yerli ve milli siber güvenlik ürünleri DMO Tekno Kataloğuna girecek

    SSB ile DMO arasında imzalanan protokolle Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi’nde yer alan firmaların ürünleri DMO Tekno Kataloğuna girecek. Protokolle siber güvenlik yazılımları ve bilişim teknolojilerinin yerli ve milli bir altyapıya sahip olması hedefleniyor.

    Savunma Sanayii Başkanlığı ile Devlet Malzeme Ofisi Genel Müdürlüğü arasında Siber Güvenlik Alanında İşbirliği Protokolü imzalandı. Savunma Sanayii Başkanlığı’nda gerçekleştirilen imza törenine Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir, Devlet Malzeme Ofisi Genel Müdür V. Mücahit Civriz ile her iki kurumun temsilcileri katıldı.

    İmzalanan protokolle, SSB himayesinde kurulan Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi’nde yer alan firmaların kamu kurumlarıyla buluşturulması ve firmaların ürünlerinin DMO Tekno Kataloğunda yer alması sağlanacak. Protokol ile kamu kurum ve kuruluşlarında kullanılan siber güvenlik yazılımları ve bilişim teknolojilerinin yerli ve milli bir altyapıya sahip olabilmesi ve kamu alımlarında yerli ve milli ürün tercih edilmesi için yeni stratejiler geliştirilmesi amaçlanıyor.

  • İzmir Balıkçı İşadamları Derneği Başkanı’ndan “Su Ürünleri Kanunu değişsin” talebi

    İzmir Balıkçı İşadamları Derneği Başkanı Mehmet Şahin Çakan, hala 1971 yılındaki Su Ürünleri Kanunu ile su ürünleri üretmeye çalıştıklarını belirterek, “Sürdürülebilir balıkçılık istiyorsak bu kanunların hepsini değiştirmemiz lazım” dedi.

    İMEAK Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi’nin ekim ayı meclis toplantısı, Erdoğan Yılmaz Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıda İzmir Balıkçı İşadamları Derneği Başkanı ve İZTO Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Şahin Çakan, balıkçılık sektörü ile ilgili olarak üyelere bilgi verdi. Sürdürülebilir balıkçılık yapılabilmesi için Su Ürünleri Kanunun değiştirilmesi gerektiğini söyleyen Çakan, yaklaşık 1,5 milyon insanın balıkçılık sektöründen ekmek yediğini ancak hiçbirinin sigorta ve sosyal güvencesinin olmadığını söyledi.

    “Kanunları değiştirmemiz lazım”

    Denizlerdeki son durum hakkında meclis üyelerine bilgi veren İzmir Balıkçı İşadamları Derneği Başkanı ve İZTO Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Şahin Çakan, “İhracat, ithalattan değil denizlerdeki durumdan bahsetmek istiyorum. Yaşam döngüsü içinde sağlıklı beslenmek için en önemli şey balık. Katma değer açısından da önemli bir sektör. Üç tarafımızın denizlerle çevreli olması nedeniyle ülke olarak önemli bir konumumuz var ama balıkçılık sektörü çok farklı. Norveç, Japonya kadar balıkçılıkta gelişmiş bir ülkeyiz. Su Ürünleri Kanunu 1971 yılında yapıldı. O günden bugüne neler neler değişti. Hala bu kanunlarla su ürünlerini yönetmeye çalışıyoruz. Bakanımızın İzmirli olması bizi heyecanlandırdı. Kendisiyle görüştük, bana dedi ki; ‘Şahin sen sektörü topla, çalıştay hazırla tüm sorunları çözmeye başlayalım.’ Topladık, çok büyük katılım oldu. Çalıştay hazırladık, aldığımız kararları tek tek yerine getirmeye başladık. Eskiden bir avcı gemisi 3-4 ışık lambası yakabiliyordu. Aldığımız karalardan sonra avcı gemileri artık bir ışık lambası yakabiliyor. Sürdürülebilir balıkçılık istiyorsak bu kanunların hepsini değiştirmemiz lazım” dedi.

    Palamut bereketi

    Çakan, şöyle devam etti:

    “Su ürünleri kanununun değişebilmesi için devletimizin, üniversitelerin ve balıkçılığın olduğu bir danışma kurulu kuralım; muhatap balıkçı olsun, avcılığı yeniden kanunlaştıralım. Yunanistan’la deniz ortak ama onlarda avcılık yasak bizde serbest. Kışın biz balık veriyoruz yazın ithal ediyoruz. Bu sene balıkçılık sektöründe ülkemizin protein açığını balıkçılar kapattı. Eylül-ekim aylarında çok palamut oldu, insanlar bu açığı oradan kapattı. Hiç bu kadar palamutçuluk olmadı. İnanılmaz bir satış oldu ama avcılığımız biraz geride. Bu sorunlardan biri de, bizim ülkemizde şu an 16 bin 700 tane ruhsatlı balıkçı gemisi var. Karadeniz’den Hopa’ya kadar. Ama biz bu çalıştayda aldığımız kararla burada denizlerde çalışan arkadaşlarımız mal sahibi ve paydaşlar.”

    “Biz denizcilikte gerçekten iyiyiz”

    Balıkçılıkta yüzde 8 oranında KDV oranı uygulanmasını eleştiren Çakan, “Kayıt dışı tüm ürünler KDV yüzde 1, bir tek balıkçılıkta yüzde 8. Su ürünleri mezunu olanlara balıkçı gemisinde görev verilsin. Bu arkadaşlarımız denizlerde tutulan menşeilerde yetkilendirilsin. Böylelikle stoklarımızı tespit ederiz ve kayıt dışılık önlenir. Hem çocuklarımız iş sahibi olur. Denizde çalışan balıkçı gemilerinde birliklerde en azından bir kişi bile çalıştırsalar çok sorunu çözerler. Su ürünleri kooperatifleri ve birliklerinin daha aktif olması lazım. 2000’li yılların başında 60 milyon dolar ihracat yapıyorduk, 2017 yılında 856 milyon dolar civarında. Kısa sürede balıkçılık nereye geldi. Denizler bizim ama eğer sürdürülebilir balıkçılık istiyorsak devletin daha fazla desteklenmesi lazım. Uluslararası suları teşvik etmemiz lazım. Belgesellerde izliyorsunuz Japon gemilerini. Bizim onlardan hiçbir eksiğimiz yok. Japon, Portekiz ve Çin gemileri de Türk gemici olmak şartıyla istediği gemiyi alabiliyor. Çünkü biz denizcilikte gerçekten iyiyiz” şeklinde konuştu.

    “Acil balık çıkartma yerlerine ihtiyacımız var”

    Balıkçıların ürünleri boşaltacak yerlerinin olmadığını dile getiren Çakan, “Liman sorunu çok büyük. Yusuf başkanımız inşallah bu işleri çözecek. 40-50 metre balıkçı gemilerimizin yardımcıları var onlar olmadan bir tek Foça Limanı’nda boşaltabiliyoruz yoksa ne Didim’e ne Çeşme’ye ne Kuşadası’na yanaşabiliyoruz. Bizim acil balık çıkartma yerlerine ihtiyacımız var. Kayaların üzerinde balıkçılar balık boşaltıyorlar. Bundan sonra kanunlar umarım değişir ve balıkçılık sektörü rahatlar. İzmir’de 75 tane balıkçılık yapan av teknesi var. Yunanistan’ı yakından inceliyorum. Sık sık gidip geliyorum. İnanın bizden 50 sene gerideler balıkçılıkta. Bir tane balıkçı gemimizi oraya götürürsek tüm Yunanistan halkına bir tane gemimiz bakar. Ege’de avlanma sahası yok, her taraf ada” ifadelerini kullandı.

    “Zor günler yaşayacağımız gözükmekte”

    Toplantıda konuşan DTO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk de, “Alsancak Limanı’nda Ağustos-Eylül ayında 825 bin ton ihracat yapılmış, ithalat ise 710 bin tonda kalmış. Bu rakamlar ters olmalıydı. Tehlikeli bir virajda olduğumuzu gösteriyor. İhracat açısından ileriki dönemlerde sıkıntı yaşayacağımızı gösteriyor. Denizcilik taşımacılığı açısından da zor günler yaşayacağımız gözükmekte. Son günlerde çalıştığımız konulardan biri de son kararname ve tebliğ. Yüzde 85 oranında tebliğ amacına ulaşmış vaziyette. Türkiye’de dolarizasyonun daha düşük olması için yüzde 85 başarı söz konusu. Yüzde 15’lik bir anlaşılmama durumu var sektörde. Özellikle deniz ticareti konusunda. Kasım ayında İzmir limanının 2019 tarifesi belli olacak. Bu bizim için çok önemli. Ticaretin kolaylaştırılmasıyla ilgili bir taslak çalışma var. Evrak boyutunda yapacağız, idare de önemli çalışmalar yapıyor. İhracatçıyı da destekleyecek deniz taşımacılığını destekleyecek birtakım çalışmalar var. Bu konuda da şubemiz çalışmalarına devam ediyor” dedi.

    “İzmir’in ikinci hub olabilme ihtimali vardı”

    Türkiye’de transit taşımacılığın gelişmesi gerektiğini kaydeden Öztürk, “Bu bize ek gelir getirecektir. Transit taşımacılığında tedbirleri daha da kolaylaştırıyorlar. Geleceğe iyi şekilde bakmaya gayret gösteriyoruz. Yeni hava limanı açıldı. Türkiye bir aktarma merkezi idi, şimdi daha da arttı. Bunun daha da artması lazım. İzmir olarak Atatürk Havalimanı varken umudumuz vardı. İzmir’in ikinci hub olabilme ihtimali vardı. Denizcilik ve turizm açısından bu çok önemliydi. Hep İstanbul bağlantılı uçuşların olmuş olması bizi olumsuz etkiliyordu. Yeni hava limanı açılınca bu umutlarımız suya düşmüş gibi oldu ama THY ve Kültür Bakanlığı, turizm merkezlerini direkt uçuşlar için çalışma gerçekleştirdi. İş adamları için de çok önemli” açıklamasında bulundu.

  • Otele gelen turist yöresel ürünleri tadacak

    Otel Satın Alma Müdürleri Eğitim Derneği Başkanı Murat Arıcı otellere tatile gelen misafirlerin Anadolu’nun farklı lezzetlerini tatmak istediğini belirterek, “Ülkemiz lezzetlerini onlarla buluşturma gibi bir hedefimiz var. YÖREX bunun için iyi bir platform” dedi.

    Antalya Ticaret Borsası (ATB) öncülüğünde bu yıl 9’uncusu ANFAŞ Merkezi’nde TOBB’un desteğiyle düzenlenen Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX’te “Turizm konaklama sektöründe yöresel ürünler” konulu panel düzenlendi.

    Türkiye Otel Satın Alma Müdürleri Eğitim Derneği (OSMED) işbirliğinde dernek bünyesindeki üst düzey yönetici, satın almacılar, aşçıbaşları ve TOBB Türkiye Turizm Sektör Meclisi üyelerin katılımıyla düzenlenen panele OSMED Başkanı Murat Arıncı, Gastronomi Danışmanı Prof. Dr. Ahmet Aktaş, şarap gurmesi Murat Yalçın’ın panelist olarak katıldı. Panele, ATB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Halil Bülbül, ATB coğrafi işaret danışmanı Dr. Rana Demirer’in yanı sıra çok sayıda akademisyen ve yerel üretici de katıldı.

    Misafir farklı lezzet istiyor

    OSMED Başkanı Murat Arıncı, otellere gelen misafirlerin Anadolu’nun farklı lezzetlerini tatmak istediğini belirterek, “Gelen misafirlerimiz farklı lezzetler tatmak istiyor. Yöresel ürünleri ülkemize gelen misafirlere tanıtıp, ülkemiz lezzetlerini onlarla buluşturma gibi bir hedefimiz var. YÖREX bunun için iyi bir platform” dedi.

    YÖREX’e gelen 40’in üzerinde otel satın almacı ve üst düzey yönetici, yöresel ürün üreten firma ve yerel üreticiyle bir araya geldiğini bildiren Arıncı, “Ciddi iş bağlantıları sağlandı. Özellikle kaşar ve bal gibi ürünlerle ilgili görüşmeler yapıldı” sözlerine ekledi.

    “YÖREX iyi bir platform”

    Panelde, yöresel ürünlerin tanıtımında Türkiye Otel Satın Alma Müdürleri Eğitim Derneği’nin büyük katkısı olacağı konuşuldu. Dr. Rana Demirer, “Önümüzdeki yıllarda düzenleyeceğimiz YÖREX’te otel üst düzey yöneticileri ve satın alma müdürlerinin katılımıyla yöresel ürünlerin gerek ulusal gerekse uluslararası arenada tanıtımının birlikte yapılması yönünde yol alındı. Büyük otellerde alakart restoranlarda yöresel ürünleri müşterilerine sunuyor. Ancak yöresel ürün çeşitliliğinin sağlanmamsı için YÖREX iyi bir platform. Otel yöneticileri ve satın almacılar bunun çeşitlenmesi için daha fazla çalışacaklarını ve yerel üreticiyle bir araya gelmek istediklerini dile getirdiler” diye konuştu.

    ATB Başkan Yardımcısı Halil Bülbül, panele katılımlarından dolayı Murat Arıncı, Murat Yalçın ve Ahmet Aktaş’a plaket takdim etti. Panelin ardından yetkililer tarafından stant ziyaretleri gerçekleştirilerek ikili görüşmelerde bulunuldu.

  • Su ürünleri sektörü ABD’de lezzet şovu yaptı

    Yeni dünyaya yaptığı ihracatı son 9 yılda 115 kat arttırarak 300 bin dolar seviyesinden 35 milyon dolara çıkaran Türk su ürünleri sektörü, ABD pazarı için belirlediği 100 milyon dolar ihracat hedefine ulaşmak için ünlü şeflerle Amerikalılara çipura ve levrek ziyafeti çekti.

    Su ürünleri ihracatında lider konumda olan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, “ABD Türk Su Ürünleri Günleri” isimli Türkiye Tanıtım Grubu Projesi kapsamında, ABD New York Brooklyn’de düzenlenen 13. International StarChef Congress Etkinliğine katılarak birbirinden renkli etkinliklere imza attı.

    Bu yıl “Cookıng Wıth Respect: Better People, Better Food” temasıyla düzenlenen etkinlikte Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği organizasyonuyla, ünlü Türk Şef Maksut Aşkar, 23 Ekim 2018 Salı günü Türk Balıkları ile gösteri alanında 45 dakikalık “Turkish Heritage and the Art of Taste-Türk Mirası ve Lezzet Sanatı” şovu yaptı. Öte yandan Türk kültürü ve su ürünleri sektörü hakkında bilgiler verdi.

    Amerika’nın su ürünleri tüketiminin kişibaşı yıllık 68 kg. seviyesinde olduğu bilgisini veren Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, ABD’nin 2017 yılı su ürünleri ithalatının 3 milyon ton karşılığı, 21.5 milyar dolar olduğunu, Türk balıkçılarının bu pazarda büyüme şansının çok yüksek olduğunu, bu nedenle ABD pazarına yoğunlaştıklarını kaydetti.

    ABD’nin su ürünleri ihtiyacının yüzde 90’dan fazlasını ithal ettiğine işaret eden Kızıltan, “ABD, deniz ürünlerini dünyanın dört bir yanındaki ülkelerden tedarik ediyor. En çok ithalat yaptığı ülkeler Kanada, Çin ve Şili. Hava kargo ile Türk su ürünleri sektörü de ABD’de varlık gösterir oldu. Bu pazarda gideceğimiz çok yolumuz var. Bizim Türkiye için ortaya koyduğumuz 100 milyon dolarlık hedefi çok kısa sürede yakalayabilecek potansiyele sahibiz” şeklinde konuştu.

    Türkiye, Neolokal İstanbul Restaurant sahibi ve şefi Maksut Aşkar, Sunday In Brooklyn Restaurant sahibi ve şefi Jaime Young ve Sofra Bakery ortakları Ana Sortun ve Maura Kilpatrick’in hazırladığı menüler ve sunumlarıyla “Sunday In Brooklyn Restaurant”ta bir akşam yemeği daveti verdi. Bu yemeğe Stylus, Luxury Web Magazine, Downtown Magazine, National Public Radio, Resident Magazine, TodaysNew, The Today Show, NBC News, Food Network’ün aralarında bulunduğu medya kuruluşlarından basın mensupları yoğun katılım gösterdi. New York Başkonsolos Yardımcısı Gizem Emel, Ticaret Ataşesi Özgür Çelikel ve Ahmet Selçuk Nalbat katıldı. Ayrıca 3 gün boyunca standımızda ABD ‘de yerleşik Türk Şef Özlem Oğuzcan Cranston tarafından hazırlanıp sunulan Türk levrek ve çipurası ile yapılan ürünler müthiş beğeni kazandı. Bu kapsamda levrek karpaçyodan balık ekmeğe kadar değişik ürünlerin tadımı yaptırıldı. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Ufuk Atakan Demir ile Denetim Kurulu Üyesi Yasemin İşsever etkinliklere ev sahipliği yaptı.