Etiket: Ürünlere

  • Bakan Özlü: “Esas önemli olan Ar-Ge projelerini ticari ürünlere dönüştürebilmektir”

    Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, AR-GE projelerinin ticari ürünlere dönüştürülebilmesinin önemli olduğunu vurgulayarak, sanayicilerin Türk Standartları Enstitüsü’ndeki (TSE) teknik komitelere katılmalarını istedi.

    Türk Standartları Enstitüsü, Dünya Standartları Günü etkinlikleri kapsamında “Ekonomik ve Ticari Hayatta Standardizasyonun Önemi” konulu bir panel düzenledi. Panelde ulusal ve uluslararası standardizasyona katılımın önemi ve iş dünyasına sağlayacağı katkılar, ticarette teknik engellerin aşılmasında standartların önemi ve ekonomik büyümeye ve ihracata etkileri konuşuldu. Panelde konuşan Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, iletişim ve etkileşim için öncelikle ortak bir dile sahip olmak gerektiğini söyledi. Bakan Özlü, “Standartlar da uluslararası ticaretin ortak dilidir. En basit bir toplu iğneden rüzgâr enerjisi santrallerine kadar birçok ürünün standardının olması gerektiği açıktır. Zira tüm dünyadaki üreticiler ile tüketiciler, bu standartlar vesilesiyle birbirlerinin ürünlerini tanırlar. Ürünün vaat ettiğiyle sizin o üründe bulacağınızın eşleşmesini standartlar sağlar. Standartlara uygun üretim, ulusal firmaların ve ekonomilerin küresel pazarlarda yer alabilmelerinin önünü açar. Uluslararası pazarlarda yer almak isteyen ekonomilerin uluslararası standartlara uymak dışında bir seçeneği yoktur. Standardizasyonun uluslararası ticarette vazgeçilmez şartlardan biri haline gelmesi ile birlikte, gelişmiş ülkelerin standardizasyon politikalarında önemli dönüşümler yaşanmıştır. Almanya, İngiltere, ABD, Çin, Rusya gibi güçlü ekonomilerde standardizasyon konusunda sürekli yeni politikalar belirleniyor. Bu ülkeler, bu alanda rekabet güçlerini arttırabilmek için ulusal standardizasyon strateji belgeleri yayınlıyor. Bizim de Ulusal Standardizasyon Strateji Belgesi ve Eylem Planı’nı hazırladığımızı hatırlatmak istiyorum. Şuan YPK’da olan bu belgenin yayınlanması ile birlikte ülkemizin ilk standardizasyon strateji belgesi işlerlik kazanmış olacak. Gelişmiş ülkeler, yetkili kurumları marifetiyle, karar vericilerin ve uygulamacıların dikkatini çekmek için raporlar da, standardizasyonun ekonomik büyümeye etkilerini de araştıran bu raporlarda çarpıcı sonuçlara ulaşılıyor. Mesela bu araştırmalara göre, standartların ekonomik büyümeye yıllık ortalama 0.2 ile 0.8 puan arasında etki ettiği tespit edilmiştir. Standartların büyümeye bu etkisi, teknoloji gelişimine katkısı, emek verimliliğini sağlaması, beşeri sermayeyi geliştirmesi ve uluslararası pazarlara erişimi kolaylaştırması gibi dolaylı yollarla gerçekleşiyor” açıklamasında bulundu.

    “Esas önemli olan, AR-GE projelerini ticari ürünlere dönüştürebilmektir”

    Standartların özellikle teknoloji gelişimine katkısının çok önemli olduğunun altını çizen Özlü, “Zira biz, son dönemde AR-GE harcamalarını hızla artıran, AR-GE kültürünü hızla yaygınlaştıran bir ülkeyiz. Küresel bir üretim merkezi olan Türkiye’yi teknoloji merkezine de dönüştürmek istiyoruz. AR-GE yapmak önemlidir, ancak tek başına yeterli değildir. Esas önemli olan, AR-GE projelerini ticari ürünlere dönüştürebilmektir. AR-GE projelerinin ticari ürünlere dönüşme aşamasında standartların yol göstericiliğine ihtiyacımız var. Ancak bu noktada şunu da özellikle vurgulamak gerekiyor. Standartlara uymak, standartları takip etmek elbette önemlidir. Ancak standartları belirlemek daha önemlidir. Saf olmaya gerek yok. Bugün küresel standartları büyük oranda gelişmiş ekonomiler belirliyor. Bu ülkeler, bu standartları belirlerken tamamen objektif kriterlerden hareket ediyor değiller. Standartları kendi güçlerini korumak, kendi pozisyonlarını daha avantajlı hale getirmek, diğer ülke ekonomilerinin önünü kesmek için de kullanıyorlar. Kendilerinin yapma becerisine sahip oldukları bir teknik standardı, aslında hiç gerek olmamasına rağmen dayatabiliyorlar. Mesela bir kimyevi ürünle ilgili bir standart belirleniyor. Belirlenen standarda uygun üretim yapabilecek olan sadece kendileri olduğu için doğal olarak, rekabet yarışında öne çıkıyorlar. Dolayısıyla standart ve teknik düzenlemelerin belirlenme sürecinde etkin olan ülkeler, dünya ticaretine de yön veriyor. Bu nedenle, sanayicilerimizin ve akademisyenlerimizin standart hazırlama faaliyetlerine katılmaları, bizim için büyük önem taşıyor. Sanayicilerimizin TSE’deki teknik komitelere katılmalarını çok önemsiyoruz. Standart hazırlama çalışmalarına katılan sanayiciler, standartlarda ne gibi değişikliklerin olabileceğini önceden görebiliyorlar veya standardın bulunmadığı bir alanda nasıl bir standart oluşacağına dair bir fikir edinebiliyorlar. Böylece komitelere katılan sanayiciler, standart yayınlanır yayınlanmaz piyasaya girme avantajı yakalayabiliyorlar. Bu nedenle sanayicilerimizi TSE bünyesindeki standart belirleme faaliyetlerine daha aktif bir şekilde katılmaya davet ediyorum. Ancak TSE’nin önemi sadece Türkiye içindeki standartlarla sınırlı değil. TSE, Avrupa standart kuruluşları CEN ve CENELEC’e tam üye olmayı başarmış bir kurumdur. TSE, bu bölgesel ve uluslararası standardizasyon kuruluşlarında, standartların hazırlanması veya revizyonu aşamalarında, sanayicilerimizin görüşlerini ilgili standartlara dahil edebilmek için köprü vazifesi görüyor. Dolayısıyla iş sanayicilerimize düşüyor. Sizlerin, özellikle de KOBİ’lerin daha fazla standart belgesine sahip olmanızı çok önemsiyoruz. Standartlara uygun üretim yapmanızı ve bunu belgelendirmenizi istiyoruz. 1 Kasım seçimlerine giderken KOBİ’lere yüzde 100 oranında belgelendirme desteği vereceğimizi ilan etmiştik. Bu sözü yerine getirdik ve KOBİ’lerimizin TSE hizmetlerine daha kolay ulaşabilmesinin önünü açtık. Ancak biraz önce de ifade ettiğim gibi standartlara uymak ve belge almak yeterli değil. Sanayicimizin hem TSE bünyesinde hem de uluslararası düzeyde standartların belirlendiği teknik komitelerde daha etkin olmalarını istiyoruz. Bu konuda sanayicilerimizle her türlü işbirliğini yapmaya hazırız” diye konuştu.

  • Doğu Karadeniz’in Bitki Florası Katma Değeri Yüksek Ürünlere Dönüştürülecek

    Doğu Karadeniz’in zengin bitki florasının değerlendirilerek ekonomik olarak katma değeri yüksek ürünlere dönüştürüleceği belirtildi.

    Trabzon Sanayici ve Girişimci İşadamları Derneği (TSGİAD) iftar yemeğinde konuşan TTSO Başkanı M. Suat Hacısalihoğlu, Trabzon’da gelişen sektörlere bağlı olarak yapacak işin çok fazla olduğunu hatırlattı. Hacısalihoğlu “Şehrimizde turizm sektörü ön plana çıktı ama özellikle yüksek teknolojik üretim konularına dikkat çekmek istiyorum. Bu konuda biraz daha proje hazırlamanızı arzu ediyorum. Odamız tarafından kurulan ve Teknokent’te 4 yıldır devam eden İnovasyon merkezi var. Eğitimle başladı ve devam ediyor. Prototip üretimler de yapılabiliyor. Güdümlü projeyle teknolojik ürünlerin üretilmesi konusunda altyapının hazırlanması, makine ve teçhizatın alınması konusunda da çalışmalar yürütüyoruz. Buradaki amaç proje geliştirildiği takdirde bunu üretecek makine ekipmanın el altında olmasıdır. Yeni firmaların kuluçka merkezi tarzında burada türemesidir” dedi.

    Teknokent’te önümüzdeki günlerde yapımına başlanacak olan Biyoteknoloji ve İnovasyon Merkezi’yle ilgili de bilgiler veren Hacısalihoğlu “Biyoteknoloji merkezini önemli görüyoruz. Bölgemizde yaklaşık 3 bin 500 çeşit olan flora faunanın değerlendirilmesi, katma değeri yüksek hale getirilmesini amaçlıyoruz. Bölgemizdeki bu işle uğraşan firmalarımız 50-60 yıllık kuruluşlar olmasına rağmen bitkilerin hala soğan veya yaprağını satıyoruz. Dolayısıyla katma değer oluşturamıyoruz. Her zaman şikayet ettiğimiz, yabancıların, Almanlar’ın, İsrailliler’in gelip bitkilerimizi toplayıp değerlendirmesinin önüne geçme projesidir bu. Bu ürünleri işleyecek olan makine ve teçhizatı da binaya koyacağız. İnovasyon merkezinde de sanayiye dönük projelerin hayata geçmesi konusunda yeni firmaların kurulması için çalışacağız. Amacımız bu merkezde 100 firmaya ulaşmak ve yüksek teknolojik ürünleri üreten bir şehir haline gelmek” diye konuştu.

    Trabzon’da turizm sektörünün de çok önemli konuma geldiğini, fiziki altyapıların büyük oranda tamamlandığını belirten Hacısalihoğlu, “Amacımız turizmi 3 veya 4 aya değil, yıl boyuna yaymak. Kış, kongre, doğa ve kurvaziyer turizmini geliştirerek ileri seviyeye götürmek. Tüm alanlarını canlandırmak suretiyle turizmi bölgemizin geleceğine dönük bir lokomotif haline getirmek istiyoruz. Bu işi yapacak olan özel sektördür” diyerek sözlerini noktaladı.

  • Menderes’te Zabıtadan Ürünlere Sıkı Denetim

    İzmir’in Menderes ilçesinde tedbiri elden bırakmayan zabıta ekipleri, kafe, restoran ve büfelerde denetime çıkarak ürünlerin tarihinin geçip geçmediğini kontrol etti.

    Menderes Belediyesi’ne bağlı zabıta ekipleri, kafe, restoran ve büfelerdeki ürünlerin son kullanım tarihinin geçip geçmediğini kontrol etmek için denetime çıktı. İşletmelere uğrayan ve ürünleri kontrol eden ekipler, tarihi geçmiş ve sağlığı tehdit eden ürünleri tek tek topladı. Ekipler ayrıca, kurallara uymayan işletmelere ceza yağdırdı.

    Menderes Belediye Başkanı Bülent Soylu, denetimlerin devam edeceğini ifade ederek, “İlçe genelinde zabıta ekiplerimiz sürekli denetimler gerçekleştiriyor. Bu denetimlerdeki amacımız vatandaşlarımızın sağlığını tehdit edecek her türlü olumsuzluğa engel olmak. Bu kapsamda yapılan uygulamalarda sağlığı tehdit eden ürünler toplanıyor, işletmeye de gerekli cezai işlem uygulanıyor. Vatandaşlarımızın sağlığıyla alakalı konulara duyarlı olmayı sürdüreceğiz” dedi.

  • Organik Ürünlere Doğal İlaç

    Muğla’nın Köyceğiz ilçesine bağlı Çandır Mahallesinde uygulanan organik tarım proje çalışmaları çerçevesinde organik ürünlere verilmek üzere doğal ilaç yapımı ile ilgili üreticilere eğitim verildi. Doğal ilaç yapımı eğitimi veren Ziraat Mühendisi Sema Köseoğlu doğal ilaç yapımı uygulanarak nasıl üretim yapılacağı gösterildi.

    Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü personellerinden Ziraat Mühendisleri Seme Köseoğlu ve Figen Bayansalduz, tarımda hastalık ve zararlılara karşı kullanılan sentetik ilaçlara alternatif mücadele yöntemleri ve evde yapılabilecek doğal ilaçlar anlatıldı. Eğitim sonunda uygulamalı doğal tarımsal ilaçların nasıl yapıldığı gösterildi. Eğitime 45 kişi katılarak eğitim sonunda katılım belgesi verildi.

    Tarımda kullanılan sentetik kimyasallar doğal dengenin bozulmasına ve buna bağlı olarak zararlı etmenlerin her geçen yıl artmasına, toprakların ve suların kirlenmesine ve ürünlerde kimyasal kalıntılara neden olduğu açıklanırken, kimyasallarla doğrudan temas halinde olan insanlarda alerjik reaksiyonların artması, sinir sistemi tahribatı, enzim dengelerinin bozulması, öğrenme güçlüğü, hafıza kaybı, kanser, Parkinson gibi sağlık problemleri görüldüğü belirtildi.

    Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Nazif Ekici, doğal tarımsal ilaçlar ısırganotu, tespih ağacı tohumu, nane, soğan, sarımsak, acı biber gibi her bahçede bulunabilen doğal malzemeler olduğunu belirterek, “Bu malzemeler hem ekonomik, hem ekolojik, hem de elimizin altıdaki malzemelerdir. Kolay hazırlanırlar, sentetik kimyasallar gibi çevreye zararları yoktur. Ancak yine de hastalık ve zararlılar için öncelikle kültürel tedbirler alınmalı, mekanik, biyolojik ve biyoteknik yöntemler kullanılmalıdır. Hastalık riskinin ve zararlıların arttığı durumlarda ilaçlı mücadele yapılmalıdır. Etkin bir mücadele için doğru ilacı doğru dozda ve uygun ilaçlama tekniği ile kullanmak gerekmektedir” dedi.

  • Hekimler Doğal Ürünlere Yönelişi Anlattı

    Yakın Doğu Üniversitesi, 1. Uluslararası Regülasyon Tıbbı ve Koruyucu Hekimlikte Tanı ve Tedavi Yöntemleri Kongresinde temsil edildi.

    Türkiye ve Almanya ortaklığında düzenlenen 1. Uluslararası Regülasyon Tıbbi ve Koruyucu Hekimlikte Tanı ve Tedavi Yöntemleri Kongresinde Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi temsil edildi. Antalya’da gerçekleştirilen 1. Uluslararası Regülasyon Tıbbi ve Koruyucu Hekimlikte Tanı ve Tedavi Yöntemleri Kongresine, Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Filiz Meriçli ve Prof. Dr. Ali Hikmet Meriçli davetli konuşmacı olarak katıldı.

    Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğünden yapılan açıklamada, Türkiye ve Almanya ortaklığında düzenlenen, hekim, eczacı ve fizyoterapistlerin yoğun katılımıyla gerçekleştirilen 1. Uluslararası Regülasyon Tıbbi ve Koruyucu Hekimlikte Tanı ve Tedavi Yöntemleri Kongresinde Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Filiz Meriçli’nin “Fitoterapi ve Fitoterapötiklerin Sağlıktaki Yeri ve Önemi“ konulu, Prof. Dr. Ali H. Meriçli’nin “Nutrasötiklerin İnsan Sağlığına Katkıları” konulu konuşma yaptı.

    Prof. Dr. Filiz Meriçli ve Prof. Dr. Ali Meriçli, kongrede Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi bünyesindeki Fitoterapi (Fitofarmasi) Yüksek Lisans ve Doktora programlarıyla ilgili bilgi verdi.

    KONGREDE ÇALIŞTAY DÜZENLENDİ

    Kongrede konuşma yapan Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Filiz Meriçli ve Prof. Dr. Ali Hikmet Meriçli, günümüzde giderek önem kazanan bitkilerle doğru tedavi uygulamalarına yönelik Fitoterapi ve Aromaterapi çalıştayları düzenledi.

    “Bitkisel ilaçların halk sağlığına fayda sağlayacak şekilde doğru üretilmesi ve kullanılması konusunda hekimlerin ve eczacıların ortak çalışması gerekmektedir” diyen Prof. Dr. Filiz Meriçli, “Tüm dünyada giderek yaygınlaşan doğal yaşama, doğal ürünlere yöneliş; yeşil-doğal eczane eğiliminin artışı, fitoterapötiklerin üretimini ve satışını da çığ gibi büyüttüğünü söyledi.

    Özellikle medyada, yazılı ve görsel basında yer alan “doğaldır, zararsızdır, kimyasal içermez” söylemlerinin çoğu kez istismara yol açtığını ve halk sağlığını tehlikeye soktuğunu anlatan Fliz Meriçli, şöyle konuştu:

    “Bu nedenledir ki halk sağlığını koruyup geliştirmek sorumluluğu taşıyan tüm sağlık meslek gruplarının fitoterapötikler ile ilgili kullanım bilgilerine sahip olmaları sağlanmalı ve bilgi kirliliği, yanlış kullanım, yanlış üretimler ile insanların zarar görmesi engellenmelidir. Sevindiricidir ki bitkisel sağlık ürünlerinin eczacılık fakültelerinde meslek bilimi olarak geliştirildiğinden haberdar olan hekimlerin sayısı giderek artmaktadır. Bu sayının artması ve ortak toplantıların, ortak klinik araştırma ve uygulamaların yapılması hem bitkisel ilaçların doğru kullanımı, hem de doğru üretimi konusunda çok yararlı ve gereklidir” İyi üretim koşullarında ve eczane kalitesindeki bitkisel ürünlerin hastaların yaşam kalitesini artırdığını vurgulayan Prof. Dr. Filiz Meriçli, “Günümüzde artan yaşlı nüfusla birlikte geriatrik sorunlarda menopoz ve prostat, demans, uykusuzluk ve benzerleri ile kalp ve damar koruyucu, hareket güçlüğü oluşturan, kas-iskelet hastalıklarında destekleyici, karaciğer hastalıklarında koruyucu, cilt yaşlanma gibi sorunlar için bitkisel ürün geliştirilmektedir. İyi üretim koşullarında üretilmiş, eczane kalitesinde bitkisel ürün, koruyucu ve destekleyici olarak doğru doz ve doğru şekilde kullanılması halinde hastaların yaşam kalitesini ve yaşam süresini artırmaktadır” şeklinde konuştu.

    Konuyla ilgili Prof. Dr. Ali Hikmet Meriçli ise, “Hastanın yaşam kalitesini artırmak ve hastalıklardan korunmak için beslenme maddelerinin yoğunlaştırılmış formları, doğal sağlık ürünleri olarak kullanılmaktadır. Nutrasötik tanımı, bilimsel olarak; beslenme (nutrition) maddelerinin yoğunlaştırılmış halde ilaç formunda (kapsül, tablet gibi farmasötik şekillerde) üretilmiş doğal sağlık ürünleri olarak yapılmıştır” dedi. Konuşmasının devamında başta kalp-damar sağlığı, eklem ve kas rahatsızlıkları, geriatrik rahatsızlıklarda korunma ya da hastanın yaşam kalitesini artırmak için kullanılan güncel nutrasötik örneklerini anlatarak, doğal sağlık ürünleri hakkında detaylı bilgi verdi.