Etiket: Üretmek

  • Emet Belediyesi kendi enerjisini üretmek için ilk adımı attı

    Emet Belediyesi kendi enerjisini üretmek için ilk adımı attı

    Kendi enerjisini üreterek, hem ülke ekonomisine katkı hem de kendisine kaynak oluşturmak isteyen Kütahya’nın Emet Belediyesi, GES projesi yapım ihalesinin gerçekleştirildiği bildirildi.

    Emet Belediye Başkanı Hüseyin Doğan, yaptığı açıklamada, ’’Yaklaşık 6 milyon TL’ye mal olacak proje ile ülkemizin enerjide dışa bağımlılığının azalmasını ,hem de belediyemize gelir kaynağı yaratmayı hedefliyoruz. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un ilimizi ziyaretinde kendilerinden GES projesi içinde destek sözü almıştık. Yaklaşık maliyeti 6 milyon TL’yi bulan projenin hayata geçirilmesi adına çalışmalar sürerken, ihalemizi gerçekleştirdik. Finansmanı İller bankamızca karşılanacak olan projemizle yılda 1 milyon 600 bin kilovat enerji üretilecek. 3024 adet adet güneş paneli ile üretim yapılacakken, ilk etapta aylık 130 bin TL artı KDV gelir hesaplanıyor. Gelirin daha sonra artarak 3 yılda kendini amorti etmesi bekleniyor. Proje için kaynak konusunda yoğun temaslarımız oldu. Maliyeti 6 milyonu bulan proje için iller bankası nezdinde yürüttüğümüz çalışmalarımız projemizi tamamlayarak ihalemizi yaptık. Proje lisansı alınan çalışmamızda eksiklikler giderildi. 2 kilometrelik enerji nakil hattı ile birlikte yapım ihalesi için sona geliyoruz. Malumunuz proje üretmek kadar, projeleri hayata geçirebilmek adına kaynak oluşturmak çok daha zorlu bir süreç. 60 günde tamamlanması öngörülen güneş tarlamız ihale sözleşmesi imzalanarak firmaya yer teslimi ile başlayacak. Hedefimiz kendi enerjimizi üreterek, enerji masraflarımızı karşılamak ve bu alanda yapılacak harcamaları ise halkımıza hizmet noktasında başka alanlarda kullanmaktır“ dedi.

  • Atatürk Üniversitesi, akıllı çözümler üretmek için verimlilik ve teknoloji fuarına katıldı

    Türkiye Verimlilik Vakfı tarafından 7-9 Aralık 2018 tarihinde Ankara Ticaret Odası (ATO) Congresium Kongre ve Fuar Merkezinde düzenlenen “Verimlilik ve Teknoloji: Akıllı Çözümler” fuarına Atatürk Üniversitesi de katıldı.

    Verimlilik ve Teknoloji Fuarı ile Türkiye’de ve dünyada verimliliğin artırılmasına katkı sağlayan teknolojik ürünlerin sergilenmesi, bu çalışmaların geniş kitlelere ulaştırılması ve üretim alanında farkındalığın artırılması amaçlanan fuarda Atatürk Üniversitesi; AtaTeknokent, Doğu Anadolu Yüksek Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (DAYTAM), Astrofizik Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğü (ATASAM), Doğu Anadolu Gözlemevi (DAG) birimleriyle katılım sağladı.

    “Milli Teknoloji Hamlesi” İçin Çalışmalara Hız Verildi

    Teknoloji alanında da verimliliği geniş kitlelere yayıp farkındalığını artırmak amacıyla düzenlenen fuarda yer alarak teknolojinin getirdiği yenilikleri ve diğer alanlara sağlayacağı hizmetler ile ortak projeler geliştirme imkânlarını birebir yapılan üst düzey görüşmelerle anlattıklarını dile getiren Atatürk Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayhan Çelik: “Günümüz dünyasında gerçek anlamda bağımsızlığın birinci şartı teknoloji tasarlayan, geliştiren, üreten ve ihraç eden ülke konumuna ulaşmaktır. Bu kapsamda tüm birimlerimizce ülkemizin “Milli Teknoloji Hamlesi”ne katkıda bulunacak projeler geliştirerek bunları hızlı bir şekilde hayata geçiriyoruz. Bugün içinden geçtiğimiz tarihsel dönemde toplumların gerçek anlamda egemen ve bağımsız olmaları için temel bir koşul olarak ortaya çıkan teknoloji hamlesinin değerini ve önemini bilerek çalışmalarımızı yürütüyoruz.” dedi.

    İş Birliği İçin Birçok Firma İle Görüşmeler Yapıldı

    Ayrıca kurumsal olarak da ortak projeler ve iş birlikleri yapılması konusunda ROKETSAN, HAVELSAN, SAGE, MGM, SSTEK gibi kurumlar ve kuruluşlarla da ayrıntılı görüşmeler yapıldığını aktaran Çelik, bu kapsamda özellikle hem üniversitemizin altyapısı hem de teknoloji geliştiren ve üreten birimlerimizin altyapısı ile Erzurum’un coğrafik ve atmosferik koşullarından kaynaklanan özelliklerin açık ve kapalı ulusal alan test merkezi olarak kullanılması yönünde bir platform oluşturulması konusunda farklı paydaş kurumlarla yapılan görüşmelerin olumlu geçtiğini de sözlerine ekledi.

    Atatürk Üniversitesi Stantlarına İlgi Yoğun Oldu

    Fuar alanını ziyaret eden Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü ve Büyükelçi Dr. Hasan Doğan, Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Türk Havacılık ve Uzay Sanayi Genel Müdürü Prof. Dr. Temel Kotil, Meteoroloji Genel Müdürü Cengiz Akın, SSTEK Genel Müdürü Mustafa Gürsoy, iş adamı Ali Sabancı ile sektör temsilcileri, sanayi yöneticileri, vatandaşlar ve öğrenciler, Atatürk Üniversitesi birimlerinin yer aldığı stantları gezerek yapılan çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi aldılar.

  • Kızıltan: “Üretmek zorundayız”

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Ayhan Kızıltan, dünyadaki birçok ülkeye göre Türkiye’nin geldiği noktanın belki bir mucize sayılabileceğini belirterek, “Ancak daha refah, daha zengin, daha kalkınmış bir ülke olmak için var olanla yetinmemeliyiz. Bunun da tek bir yolu var, o da katma değer oluşturmaktır. Katma değer oluşturmanın da tek bir yolu var, üretmektir” dedi.

    Kızıltan, ekonomiye yönelik yaptığı açıklamada, Türkiye’nin son 30 yılda gerek üretim, gerek teknik alt yapı gerekse eğitim anlamında büyük mesafeler katettiğini belirterek, bu sayede dünyanın en büyük 17., Avrupa’nın ise en büyük 6.’cı ekonomisi haline geldiğini söyledi.

    “Potansiyelimize göre üretmiyoruz”

    Ancak 80 milyonluk Türkiye için, özellikle yarısı 30 yaş altında genç ve dinamik bir Türkiye için tam anlamıyla üretim ekonomisine geçildiğinin söylenemeyeceğini vurgulayan Kızıltan, “Tarımdaki potansiyelimizle üretim gerçeklerimiz uyuşmuyor. Potansiyelimize göre üretmiyoruz. Geçmişte lider olduğumuz tarım ürünlerinde bugün net ithalatçı konumundayız. Öte yandan sanayide ise daha çok montaj ağırlıklıyız. Yani, üretim desek de aslında bunun da kolaycılığına kaçıyoruz. Dünyadaki birçok ülkeye göre Türkiye’nin geldiği nokta belki bir mucize sayılabilir ama biz 80 milyonluk bir ülke olarak, geçmişinde büyük devletlerin bakiyesi bir devlet olarak, var olan mevcudu kabullenemeyiz. Daha refah, daha zengin, daha kalkınmış bir ülke olmak için var olanla yetinmemeliyiz. Bunun da tek bir yolu var, o da katma değer oluşturmaktır. Katma değer oluşturmanın da tek bir yolu var, üretmektir” diye konuştu.

    “ABD ve AB tekrar eski üretimlerine dönüyor”

    Montajın da bir iş olduğunu ancak üretimin zorunluluk olduğunu kaydeden Kızıltan, “Evet, ekonomik sorunlarımız var, dünyanın da var. Elbette plansız büyümek veya açılmak bugünlerde yapılmaması gereken bir şey. Ancak ’kriz’ diyerek, ’ekonomik

    sıkıntılar’ diyerek plansız ve mantıksız şekilde aşırı küçülmek veya bu korkularla üretimden uzaklaşmak da çare değil. Üretim, uzaklaşacağımız bir alan olamaz. Aksine her soruna rağmen üretime nasıl devam edeceğimizi konuşmalıyız, desteği buna göre vermeliyiz. Avrupa Birliği ülkeleri geçmişte bıraktıkları üretimlere tekrar dönmeye başladılar. Bu eğilimi iyi takip etmeliyiz. Avrupa ülkelerinde son zamanlarda meydana gelen sosyal patlamaların arkasındaki ekonomik sıkıntıları görmeliyiz. Avrupa ülkelerinin tekrar üretime dönme çabasının arkasındaki bu nedenleri iyi analiz etmeliyiz. Avrupa’da üretmek zorunda olduğunu anladı. Son zamanlarda Türkiye’den Avrupa ülkelerine olağanüstü bir teknik eleman göçü var. Bunun nedenlerini orta ve uzun vade de bize yansıyacak olumsuz sonuçlarını görmek zorundayız” ifadelerini kullandı.

    “İhracat pazarlarında daha agresif olmak zorundayız”

    2008 yılından bu yana dünyada küresel anlamda bir sorun yaşandığını ve bu sorunlara dayanabilen ülkelerin genelde üreten ülkeler olduğunu ifade eden Kızıltan, şöyle devam etti; “Asya’nın yükselen üretici ülkelerinin bu sorunlara daha kolay karşı koyduğunu gördük. Bundan dolayı son 5-6 yıldır gerek ABD’nin gerekse AB ülkelerinin yeni bir sanayi, yeni bir üretim stratejisi planladıklarını açıkça görüyoruz. Hatta eğitim ve alt yapılarını bile buna göre revize ediyorlar. Bu noktada gecikmemeliyiz. Böyle dönemler aslında bir adım öne çıkma fırsatının da oluştuğu günlerdir. Birçok ülke bir ataletin ve durağanlığın içinde ne yapacağına karar vermeye çalışırken, Türkiye olarak üretimle öne çıkabilir ve 2008 küresel finans krizinin ve son zamanlarda yaşanan ekonomik sorunların telafisini yapabiliriz. Daha çok üretim, daha çok ar-ge, daha çok yenilikçilik ve daha agresif bir ihracat politikası bu dönemde hem eksiklerimizi telafi edecektir hem de arzu ettiğimiz o katma değeri oluşturacaktır. Üretim demek kaliteli ve istikrarlı istihdam demektir, istikrarlı ekonomi demektir. Bunu bir de ihracatla taçlandırırsanız, refah demektir, milli gelirin artması, cari açığın kapanması demektir.”

    “Üreten Türkiye, güçlü Türkiye’dir”

    Ekonomik çeşitliliği bol olan Türkiye’nin her alanda var olmaya devam etmek zorunda olduğunu dile getiren Kızıltan, “Çünkü ülkemizin ekonomik çeşitliliğini oluşturan alanlar biri diğerine feda edilebilecek alanlar değil. Türkiye için tarım-gıda ne kadar önemliyse turizm o kadar önemlidir, sanayi ne kadar önemli ise lojistik o kadar önemlidir. Ancak 80 milyonluk bir Türkiye için tüm bunların payandası ve odak noktası üretimdir. Diğer sektörler bölgesel sorunlara, en ufak spekülasyon ve olumsuz gelişmelere karşı kırılgandır ve sürekliliği kesintiye uğrayabilir. İşte geçmişte bir Rus savaş uçağı sorunu bir günde turizm gelirlerimizi ne noktalara getirmişti hatırlayalım. Bölgemizdeki sorunlar limanlarımıza gelen gemilere kadar yansıdı. Ama üretim istikrardır ve sürekliliği olan bir alandır. Türkiye 21’inci yüzyıl hedeflerine sadece üretimle ulaşabilir. Yeter ki, bunu ülke gündeminden düşürmeyelim. Üreten Türkiye güçlü Türkiye’dir” dedi.

  • Gençlerden üretmek için ortak ses

    Konya’da, 29 Kasım-3 Aralık tarihleri arasında 81 ilden gençlerin katılımıyla gerçekleştirilen Genç Çiftçi Zirvesi tamamlandı.

    Proje Koordinatörü Ahmet Katıksız yaptığı açıklamada, farklılıklarıyla bir araya gelen gençlerin ortak bir hikaye oluşturarak yaşadıkları şehirlere geri dönerken arkalarında bir bildiri bıraktıklarını söyledi. 5 gün boyunca tarımsal üretimi farklı yaş aralıklarından, farklı meslek gruplarından gençlerle birlikte ele aldıklarına değinen Proje Koordinatörü Katıksız, “Amacımız ülkemiz tarımsal üretimine gençliğin bakış açısını ortaya koymaktı ve bunu da gençlerle birlikte gerçekleştirdik. Bir sonuç bildirgesi ortaya çıktı. Sonuç bildirgemizi aynı zamanda internet ortamında da imzaya açarak bir araya gelemediğimiz gençler ne düşünüyorlar diye bir kampanya başlattık, ilk günden 500 kişi imzaladı. Bu da toplumun ve özelinde gençlerin ortak sorunlarını dile getirdiğimizin bizim için en büyük göstergesi oldu” dedi.

    “Üzerimize düşen görevleri yerine getirmek konusunda kararlıyız”

    Sonuç bildirgesinde şu görüşlere yer verildi; “Bizler 81 ilden bir araya gelen gençler olarak biliyoruz ki, ülkemizin tarımsal üretimini güçlendirmek ve kalkınmasını sağlamak biz gençlerin elinde. Üzerimize yüklenen sorumlukların farkında bir şekilde geleceğin müreffeh Türkiye’sine ulaşmak adına çalışmak ve yenilikçi yaklaşımlar ile üretim süreci içerisine dâhil olmak adına bundan sonraki süreçte de üzerimize düşen görevleri yerine getirmek konusunda kararlıyız. Ama bizler biliyoruz ki, ülkemizin kalkınma sürecine katkı sunabilmemiz için kurum ve kuruluşların gençlik dostu bir yaklaşım ile yapılandırılması ve yeni destek mekanizmalarının hayata geçirilmesi gerekiyor. Bizler gelecek kaygısı yaşayan gençler olarak sadece devletten bekleyen anlayışın yerini üretim temelli girişimci anlayışın alması adına kararlı bir şekilde sorumluluklarımızı yerine getirmeye ve toplumsal bir algı yönetimi ile bizim dışımızdaki gençleri de sürecin içerisine dâhil etmeye kararlıyız. İnanıyoruz ki, yarının Türkiye’si bugünün gençlerinin inançlı mücadelesi ile inşa edilecek ve bunu sağlayacak olanda biz ve bizim dışımızdaki gençlerin ortak mücadelesidir. Unutmayalım ki, dünyanın gelişmiş ülkeleri ile rekabet etmemizin yolu üretimden geçiyor. Bizler üretmek konusunda kararlıyız. Fakat biliyoruz ki, önümüzdeki engeller kaldırılmadığı ve desteklenmediğimiz vakit kaybeden hepimiz olacağız. İnandıklarımız ve ortaya koyduğumuz somut öneriler doğrultusunda çiftçilik mesleğinin hak ettiği değeri görmesi ve toplum içerisinde saygın bir meslek olarak tercih edilmesi için gençliğin ortak sesi ile ‘üretmek için toprağa dokunmaya’ diyoruz.”

  • Türkiye’nin ilk alüminyum motor bloğunu üretmek amaçlı dev yatırım

    Oyak Renault Otomobil Fabrikaları, Bursa’da Türkiye’nin ilk alüminyum motor bloğunu üretmek üzere yeni enjeksiyon tesisinin temelini attı. OYAK Genel Müdürü Süleyman Savaş Erdem törende yaptığı konuşmada “OYAK olarak ülkemize ve geleceğimize güvenimiz sonsuz. Bu temel atma, OYAK’ın Türk sanayisindeki öncü konumunu pekiştirecek olan, üyelerimize sürdürülebilir nema hedefimiz için geleceğe atılan bir adımdır” dedi.

    Oyak Renault, Renault Grubu’nun yeni alüminyum enjeksiyon tesisinin temelini Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın katılımıyla attı. Oyak Renault Otomobil Fabrikaları, Bursa’da Türkiye’nin ilk alüminyum motor bloğunu üretmek üzere yeni enjeksiyon tesisinin temelini attı.

    Temel atma töreni; Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Bursa Valisi İzzettin Küçük, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, OYAK Yönetim Kurulu Başkanı (E.) Tümgeneral Mehmet Taş, OYAK Genel Müdürü Süleyman Savaş Erdem, Groupe Renault Dünya Başkan Yardımcısı ve İcra Kurulu Başkanı Thierry Bolloré, Renault Grubu Avrasya Bölgesi Kıdemli Başkan Yardımcısı Nicolas Maure ve Oyak Renault Otomobil Fabrikaları Genel Müdürü Antoine Aoun’un katılımıyla gerçekleşti. Yeni alüminyum enjeksiyon tesisi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın desteklediği Süper Teşvik Programı kapsamında 100 milyon avroluk yatırımla hayata geçiyor.

    Oyak Renault’nun yeni alüminyum enjeksiyon tesisinde, Yüksek Basınçlı Alüminyum Döküm (HPDC) yöntemi ile motor blokları üretimi yapılacak. Dünyada sadece birkaç yerde kullanılan bu yüksek hassasiyetli teknoloji, Türkiye’de ilk kez geliştirilecek. Yeni tesis, 8 bin metrekaresi kapalı olmak üzere, 10 bin metrekarelik bir alan üzerine inşa edilecek. 2020 yılında faaliyete geçecek yeni tesiste, Oyak Renault 100’ü aşkın yeni istihdam sağlayacak.

    OYAK Genel Müdürü Süleyman Savaş Erdem törende yaptığı konuşmada “OYAK olarak ülkemize ve geleceğimize güvenimiz sonsuz. Bu temel atma, OYAK’ın Türk sanayisindeki öncü konumunu pekiştirecek olan, üyelerimize sürdürülebilir nema hedefimiz için geleceğe atılan bir adımdır” diye konuştu.

    OYAK olarak önceliklerinin inovasyon ve dijital dönüşüm olduğunu belirten Erdem, sözlerine şöyle devam etti:

    “12 yıldır art arda ihracat şampiyonu olan Türk otomotiv sektörünün 19 yıldır binek otomobil ve ihracat lideri Oyak Renault, 7 bin 100 kişiye istihdam sağlıyor, yıllık 378 bin otomobil ve 920 bin motor üretim kapasitesi ile 70’ten fazla ülkeye ihracat yapıyor. Türk mühendis ve işçisinin emeğiyle yüzde 55’lere varan yerlilik oranı ile bu bantlardan çıkan Megane Sedan ve Clio HB modellerini yerli üretim logosuyla gururla tüketicisi ile buluşturuyor.

    Ülkemizin dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasında yer alması hedefiyle çalışırken, inovasyonu ülkemizin geleceğine yön verecek en önemli araçlardan biri olarak görüyoruz. Bu anlamda bugünkü temel atma töreni bizim bu vizyonumuzun nişanesi niteliğinde. Bu teknolojinin Türkiye’de ilk defa bizim fabrikalarımızda gerçekleşecek olması, hem kurum olarak doğru yolda ilerlediğimizin hem de ülkemize duyulan güvenin önemli bir işareti.

    Bu yatırımın ülkemize, tüm OYAK ailesine ve 50 yıllık kıymetli iş ortağımız Renault’ya hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum.”

    Fabrikanın temel atma töreninde konuşan Renault Grubu Avrasya Bölgesi Kıdemli Başkan Yardımcısı Nicolas Maure, şunları söyledi: “Bugün burada temelini attığımız yeni alüminyum enjeksiyon tesisi, Renault Grubu’nun gelecek yıllarda Türkiye’de gerçekleştirmeyi planladığı kapsamlı yatırımların ilk somut adımı. OYAK ile 50 yıllık ortaklığımızın yenilenmesi ve Oyak Renault Bursa Fabrikası’nın yüksek üretim performansı, Türkiye’de yeni projeler geliştirmemizin yolunu açıyor. Devam eden bu yatırımlar Oyak Renault Otomobil Fabrikaları çalışanlarımızın bilgi birikimi ve uzmanlığı ile birleşerek, Türkiye ekonomisine ve Renault Grubu’nun dünya çapındaki büyümesine katkıda bulunmaya devam edecektir.”