Etiket: Üretiyorlar

  • Genç Atölye’de proje üretiyorlar

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı bünyesinde gerçekleşen ve bu yıl 3’üncüsü düzenlenen Genç Atölye’de dersler tüm hızıyla devam ediyor.

    Devam eden dersler kapsamında ‘Girişimcilik ve Proje Atölyesi’ sınıfı öğrencileri Sakarya için proje üretmeye adım attılar. Sakaryalı liseli öğrenciler çevre, teknoloji, toplumsal yenilik, inovatif ulaşım sistemleri gibi birçok alanda 72 adet proje önerisi hazırladı. Girişimcilik ve Proje Atölyesi Eğitmeni Aykut Ulgar, “Gençlerimize uygulamalı girişimcilik ve proje yönetimi eğitimi ile fikirlerinin ticarileştirmeleri için yeni bir yaklaşım kazandırıyoruz. Derslerimizde 72 adet şehrin kazanımı olacak proje önerisini öğrencilerimiz hazırladı. Bu proje önerileri eğitim sonrasında kitapçık haline getirerek, birçok kamu kurum ve kuruluşları ile paylaşmayı düşünüyoruz. Geleceğimiz için bu denli eğitimler çok önemli olduğunu bilmemiz gerekir çünkü üretemeyen ve geliştiremeyen bir toplum başka ülkelerin ürettikleri ürünlere mahkum olur. Bu da ülkelerin gelişimlerini dışa bağımlılıklarından dolayı zarar uğratır” dedi.

  • (Özel haber) Hem üniversite okuyor, hem de organik sebze üretiyorlar

    Bursa’da Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğrencileri, ders görmek için ektikleri organik sebzelerin hasadına başladı.

    Fakültenin uygulama alanında bulunan tarlalara biber, patlıcan, domates, taze fasulye ve çeşitli sebze eken öğrenciler, ektikleri organik sebzelerin hasadına başladı. Hem ders gören öğrenciler, aynı zamanda organik sebze üreterek organik tarımı canlandırmayı hedefliyor. Öğrencilerin ektiği organik sebzeler ise toplanıp üniversitenin satış ofisinde tüketicilere sunuluyor. Sıcak havada güneşin altında tarlada kan ter içinde çalışan öğrenciler, organik sebze üretmenin yorgunluklarını unutturduğunu belirtiyor.

    Yapılan üretimle ilgili bilgi veren Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Ak, “Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi organik tarım üretim alanındayız. 2000 yılından beri yaklaşık 18 yıldır hiçbir kimyasal ilaç ve gübrenin kullanılmadığı organik tarım üretim alanımız burası. Toplam 65 dekar alanda şu an için organik tarım faaliyetlerimizi Anadolu Kontrol Sertifika Kuruluşu’nun denetiminde gerçekleştiriyoruz. Organik ya da ekolojik tarım bildiğiniz gibi yerli gen kaynaklarının korunduğu, hiçbir kimyasalın kullanılmayarak havanın, suyun, toprağın, çevrenin kirletilmediği, insan sağlığının korunduğu, miktardan çok kalitenin esas alındığı bir tarım şekli. Ülkemizde maalesef hala istediğimiz seviyede değil. Avrupa’da yüzde 20’ye ulaşmış durumda toplam tüketim içinde organik ürünlerin payı. Fakat ülkemizde maalesef yüzde 1-2 civarında, hatta bu hayvani ürünlerde çok daha düşük. Bunları arttırarak sağlıkla ilgili problemlerin azalması, bugüne kadar ulaşmış binlerce yıllık bitki ve hayvan gen kaynaklarının korunmasına katkıda bulunmuş olacağız. Bu arada gelecek nesillerin korunması ve sağlığımızın korunmasına da ayrıca katkıda bulunmuş olacağız. Bulunduğumuz alanda kışlık dönemimizin hasadını yaptık ve şu anda yazlık dönem ekimlerini yaptık. Burada 25’e yakın bitki çeşidi var. Hasat dönemimiz başladı, peyderpey diğer ürünlerimiz de hasada gelmiş olacak. Yazlık olarak ne ekiyoruz, gördüğünüz gibi domates ve her birinden 3-4 çeşit olmak üzere tek bir çeşitte değil biber, patlıcan, salatalık, kavun, karpuz, mısır, enginar, çilek, yer elması, pırasa kışlık ürünlerimizin üretimine başladık. Dışarıdan herhangi bir tohum almıyoruz. Kendi ürettiğimiz bitkilerin tohumlarından kendi bitkilerimizi üretiyoruz. Dolayısıyla organik tarımın felsefesinde var zaten bu kapalı tarım modeli” dedi.

    “Organik ürettiğimiz ürünleri satıyoruz”

    Sebzeleri yetiştirirken koyun gübresi ya da organik çiftliklerden üretilen hayvan gübresi kullandıklarını ifade eden Ak, “Yine aşağıda bitkisel üretim atıklarımızı kompost yaparak gübre olarak kullanabiliyoruz. Başarılı olanlara eğitim sertifikası veriyoruz. Dileriz ülkemizde de gelişmiş ülkelerde olduğu gibi organik tarım gelişsin, insanlar daha sağlıklı beslensin, daha az sağlık problemleri yaşasın, daha az ilaç masrafıyla uğraşmış olalım ve daha mutlu daha rahat bir hayat sürmüş olalım. Organik tarıma duyarlı insanlardan oluşan bir gıda tüketim topluluğumuz var. İsteyen herkes bu topluluğa üye olabiliyor. Biz hasat zamanı bu topluluğa haber veriyoruz, onlar bu ürünü satın alabiliyor, hatta isterlerse kendileri toplayabiliyorlar. Bu kolaylığı sağlıyoruz. Onun dışında üniversitemizin döner sermaye satış biriminin satış ofisi var merkez yemekhane altında ve tıp fakültesinde. Orada yine bu ürünler tüketime sunuluyor. Hedefimiz şu an ki üretimin çok daha ötesinde” şeklinde konuştu.

    Tarlada çalışan öğrenciler ise, “Çapa yapıyoruz toprağı havalandırmak, bitkinin daha iyi büyümesi için. Gübreleme yapıyoruz, domates ekiyoruz, bitkinin yanındaki yabancı otları yonuyoruz. Fenni gübre ve ilaç kullanmadan organik tarım yapıyoruz. Sabah 9’da başlıyoruz ve işimiz akşam 5’te bitiyor” diye konuştu.

  • Çaldıran’da kendi markalarını üretiyorlar

    Türkiye’nin en soğuk ilçesi Çaldıran’da One Lake (Van Gölü) markasıyla gömlek üretimi yapan Enkar Tekstil, ilk etapta 60 kişiye sağladığı istihdamını ileriki dönemlerde 300 kişiye kadar çıkaracak.

    İlk etapta 60 kişiye istihdam sağladıklarını ve ileriki dönemlerde ise 300 kişiye kadar istihdam yapabileceklerini belirten Enkar Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Şefik Ensari, “Bizler Çaldıranlıyız. Bu yatırımları buraya yapmakta ki ilk sebebimiz budur. Çaldırana yatırım yapmak ve gençlere istihdam sağlamak bizi çok heyecanlandırıyor. Bu doğrultuda yatırımlarımız devam edecektir” dedi.

    “Bölge yatırımlara bakir”

    Bölge yatırımlara bakir, insanlara istihdam sağlamayı kendisine şiar edindiğini ifade eden Ensari, “Sadece bu tekstil fabrikasında değil geçmişte de yatırımlarımız olmuştu. Hali hazırda şu an istihdam ettiğimiz personelimizde mevcut. Tekstilin Çaldıran’da bulunması İstanbul ve Ankara’da bulunması kadar elzem bir durumdur. Özellikle İran piyasası ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ilk gömlek imalatçısı olduğumuz için, marka bazında, kendi markamızı üretiyoruz. Kendi markamızla iç ve dış piyasaya gireceğiz. Burada bu işe girişmemin en önemli sebeplerinden biri insanların işsizlik durumları. İŞKUR’dan 50 kişilik bir kontenjan aldık. İşçilerimiz başladı bu 3 ay boyunca devam edecek. Ondan sonra uzatılırsa da uzatma talebinde bulunacağız” dedi.

    “Zoru başaracağız”

    Bölgenin iş ve istihdam imkanlarının kısıtlı oluğunu ve bu döngüyü tersine çevirmek için çaba sarf ettiklerini dile getiren Ensari, “Gömlek imalatı ile bu işe girişmemizin sebebi bölgede olmayışı ve talep olması oldu. Doğu ve güneydoğuda fason çalışılıyor. Biz kendi markamızı üretiyoruz ve İran piyasasına açılmayı hedefliyoruz. Zor olduğunun bilincindeyiz, ama başaracağımıza inanıyorum. Çalışanlarımızın iş yatkınlığı çok iyi, hızlı şekilde öğreniyorlar. Boş bir kafa var o boş kafayı bu işlerle dolduruyorlar. Zeki gençlerimiz var ve bizim bu zeki gençlerimizi topluma kazandırmamız için bu tür işletmeler kurmak şart. İran piyasasında yaşanan sınır kapılarında ki geçiş ücretlerinin yüksek maliyette olması sıkıntısı devam ederse, hem markamızı iç piyasaya sunmak hem de fason markalara yönelerek bu döngüyü tersine çevirmeye başlayacağız” ifadelerini kullandı.

    “Yatırımlarımız devam edecek”

    Çaldıranda ki yatırımlarına sadece tekstil alanında sınırlı kalmayacaklarını belirten Ensari, “Tekstil’den önce de bir yatırımımız vardı. Seracılıktan sonra şu an onaylanmış bir suni depo projemiz devam ediyor. Bayramdan sonra termal konaklama tesisimizin temelini atacağız. İleride bunu büyütecek projelerimiz olacak termal tesisi yıldızlı otele dönüştürmek gibi. Enerji üretimi gündemde bunu ortaklarımızla birlikte değerlendirip hayata geçirmeye çalışacağız bölgeye büyük bir katkısı olacak inşallah. Memleketimizin iş adamlarının unuttuğu bir şey var özellikle batıya yatırım yapanlar için söylüyorum, Komşu komşunun külüne muhtaçtır. Yanıbaşımızdan biri eğer açken biz tok yatanlardan olamayız. Ben bu değerlerle yola çıktım. Benim memleketimde Kimseye muhtaç olmadan evine aşını götürebilecek insanlar olsun” dedi.

    “Cebimizi Çaldıranda boşaltıp, tozumuzu dışarıda silkeleyelim”

    Çaldıranın fakir bir yer olduğunu ifade eden Ensari, “Tekstil ortağım İstanbul’da kendi işini bırakıp buraya geldi. Çaldıranlı iş adamlarının da buraya gelip kendi memleketlerine yatırım yapmalarını isteriz. Kaymakam nasıl bana yer temini etmişse gelecek başka yatırımcıya da yer temin edeceğine inanıyorum. Çaldıran gençlerinden de beklentilerimiz var Çaldıran’da bu tür iş girişimleri olduğu zaman özellikle gençlerin talebi olması gerekiyor. Çaldıranlı gençler zeki insanlar ve zeki bir toplumda iş sahaları açıldığı, onlarda sahiplendiği zaman yatırımcıların memleketlerine dönmeme imkanı olmaz. Burada işsizlik sorunu var. İşsizlik sorunu ile birlikte iş beğenmeme olayı da var. Sadece bizim de sınırlı değil ama bizde daha çok. Benim Çaldıran zenginlerine özellikle bir çağrım var, gelip de Çaldıran’da bir dikili ağaçlarının olmasını isterim. Bu bina ile sınırlı değil hayatla sınırlı olsun. Cebimizi Çaldıran’da boşaltıp tozumuzu dışarda silkeleyelim. Ben burada bir Şefik Ensari olarak var olacağım. Diğer insanların da Şefik Ensari’yi takip etmelerini isterim. Kaymakamımız Tekin Dündar’a teşekkürlerimi sunuyorum. Kendisinin desteği ile bu tesisi açabildik. Kazan dairesi, elektrik ve suyuna kadar her şeyi kaymakam bey temin etti. Sadece gelip makinalarımızı kurduk. Vali bey geldi firmamızı gördü. Bizi ihya etti teşriflerinden dolayı kendisine teşekkür ederim. Sizler Yeni Doğu Gazetesi olarak Çaldıran’ı hep ön planda tuttunuz. Bundan önce ki markamız olan AGRO Van’ı vitrine taşıdınız. Van Gölü Gömlek markamızı da vitrinlerde göreceğime inanıyorum. Sizlere de teşekkürlerimi sunuyorum” şeklinde konuştu.

    “Çaldıran’da yatırım yapmayı tercih ettim”

    Tekstil firmasının ortağı Ünal Bugur ise, İstanbul’da yaşadığını ve Çaldıran’da yatırım yaptığını anlattı. Bugur, ”Askerliğimi burada yaptım. Bölgeye hakimim ve Şefik bey ile 15 yıllık bir hukukumuz var. Şefik bey Çaldıran’da bir tekstil firması projelerinin olduğunu ve bizimle çalışmak istediklerini söylediler. İstanbul’da görüştük. Bir değerlendirme yaptık gerekli istişareleri yaptık ve işin entegrasyonu için ne gerekiyorsa kendilerine izahatta bulundum. Gerekli değerlendirmeleri yaptıktan sonra olumlu kararlar aldık. Çaldıran Belediyesi ve Kaymakamı Tekin Dundar beyin bize verdiği desteklerle uygun bir yer bulduk. Gerekli malzemeleri dışardan temin ettikten sonra tesisimizi kurduk” dedi.

    “İstihdamı 250 kişiye çıkarmak istiyoruz”

    Sıfırdan başlayıp işçileri kendilerinin yetiştirdiklerini vurgulayan Bugur, “Çaldıran’da bu işi yapan kimse yok. İnsanlar uğraşmıyor. Şu anda KOSGEB’in yüzde 70 destekli projeleri var. Bizim burada yapmak istediğimiz şey 4 bin metrekare üzerinde bir tesis kapalı alan 4 bant oluşturması ve mevcut olan sistemde 250 kişiye istihdam sağlamak. Ben ilk geldiğimde buradan hiç umutlu değildim. Biraz önyargılarım oldu. İnsanlara baktım ve görünüşlerine aldandım bir umutsuzluk gördüm, fakat yanıldım. Burada 20 günde gömlek ürettik. Çok iyi bir marka ile kıyaslarsanız kalite oranı yüzde 80’lerde. İşe ilk başladığımızda Şefik beye bunun değerlendirmesinde bulundum. Bizden 2 ay hiç bir şey beklemeyin dedim. Mevcut sistemde hedefimiz günde bin 500 adet ve ay da 30 bin adet. Bunun üstüne çıkabilme kapasitemiz 120 kişilik işçi ve bu şekilde de ihracat yapmak. Daha önce tekstil kentte bize entegre bir tesis talebinde bulunduk yer tahsis edildi fakat gitmedik. Orda var ama burada yok burada şu an jeotermal kurulmuş. Eksi 40 derecede domates üretiyorsa bizde eksi 40 derecede gömlek üreteceğiz. Halka hizmet edeceğiz. Burada 100 kişi ekmek yerse 100 aile ekmek yer. 25 gündür üretim yapıyoruz ve bu sürede çok şey değişti. İlk başta umudumuz yoktu, ama insanlarda bir cevher varmış ve biz bunu gördük. Tüm yatırımımızı buraya yapacağız. Bu coğrafyanın insanında iş ahlakı, aile ahlakı ve azim var. Bu da benim için her şeyin üstünde geliyor. Çünkü insanların emeği olduğu zaman başarı geliyor. Sermaye, sabır ve sanat bu üçü bir araya geldiği zaman başarı kaçınılmazdır. Bunu çok şükür yakaladık ve tamamladık” dedi.

    “Doğuda tek imalatçı firmayız”

    Doğu ve Güneydoğu Anadoluda tek imalatçı firma olduklarının altını çizen Bugur, “Biz bunun pazarlamasını yapabileceğimize inanıyoruz. Ciddi bir talep var. Park AVM’de bir mağaza oluşumumuz var. Mardin, Diyarbakır ve Elazığ’da girişimlerimiz olacak. Bizim asıl pazarımız İran, Gürcistan ve Ermenistan olacak, fakat buraya da girebilmemiz için Yüzde yüz olduğuna karar verdiğimiz zaman bu pazarlara gireceğiz. Kalite bizim güvencemiz olacak. Bu işe vesile olan Şefik beye teşekkür ederim” şeklinde konuştu.

  • (Özel haber) Sanayici için topraktan elektrik üretiyorlar

    Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) uzun emekler sonucunda açılan Güneş Enerjisi Santrali (GES), bölge firmalarının Türkiye’nin en ucuz suyuna kavuşmalarını sağladı. Yıllık 530 bin kWh enerji üreterek OSB müdürlük binası ile su sondajlarının enerjisini karşılayan santralin genişletilerek kar elde etmesi ve sanayicinin rekabet gücünün arttırılması hedefleniyor.

    Diyarbakır OSB’de yapımı tamamlanarak bir süre önce işletmeye açılan 377 kWp gücündeki GES bölgede faaliyet gösteren sanayicinin yüzünü güldürdü. OSB müdürlük binası ile sanayiciye su sağlayan 5 ayrı sondajın elektrik ihtiyacının GES üzerinden karşılanmasıyla Türkiye’deki en ucuz su sanayiciye sağlandı. Yönetime geldiklerinden beri sanayicinin daha rahat bir ortamda yatırım, üretim yapabilmesi için çalışmalarını sürdürdüklerini ifade eden OSB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Abdulkadir Karavil, bu bağlamda GES projesinin faaliyete başladığını ifade etti. 7 dönümlük bir arazide yıllık 530 bin kWh elektrik üretimi sağlayan projenin devreye girmesiyle sondajların elektrik ihtiyacını karşılamaya başladıklarını ve sanayiciye Türkiye’nin en ucuz suyunu verdiklerini kaydeden Karavil, hedeflerinin GES projesini genişleterek kar elde etmek olduğunu, bu bağlamda sanayicinin giderlerini azaltarak rekabet gücünü arttırmayı amaçladıklarını belirtti.

    “Sanayicinin rekabet gücünü arttırma uğraşı içerisindeyiz”

    OSB’yi geliştirme ve sanayicinin üzerindeki yükü hafifletme anlamında GES ile güneşten güç aldıklarını vurgulayan Karavil, “Bizim bir amacımız var. ‘OSB’yi nasıl geliştirip, sanayicinin üzerindeki yükü nasıl hafifletebiliriz’ bunun için gücümüzü biraz da güneşten alalım dedik. Bizim şuanda sanayiye uygun olmayan parsellerimiz, çok dikey yapıda olan arsalarımız var. Buraları değerlendirelim dedik. Hemen yanında arıtma tesisi de yaparak çalışan sondajlarımızın elektriğini bedavaya getirmiş olacağız. Biz şuanda Türkiye’de en ucuz suyu veren OSB’yiz. Onun için biz bu projeleri gün geçtikçe arttıracağız. Şuanda bizim yıllık 530 bin kWh bir üretimimiz var. Tabi zamanla bunu arttıracağız. OSB’de yatırım yapan sanayici arkadaşlarımızın üzerindeki yükü nasıl hafifleteceğiz, rekabet güçlerini nasıl arttıracağız onun için böyle bir uğraş içerisindeyiz” dedi.

    “Hedef 3 MW üretim ile 200 bin lira gelir elde etmek”

    Şu anda 5 sondajın elektriğini üretecek kapasitede bir üretim yaptıklarını belirten Karavil, “530 bin kWh üretim yapıyoruz yıllık ama hedefimiz bunun 3 MW’ya çıkarıp aylık 200 bin liraya yakın bir gelir sağlamak. Bununla sanayicimizin üzerindeki yükü hafifletmek. Biz bunun 3 MW’a çıkarttığımız zaman yıllık 2 milyonun üzerinde bir kW üreteceğiz. Bu üretimle suyumuzu daha da ucuz fiyata vereceğiz. Bugün bir ihracat yapmak istiyorsanız rekabet etmek için üretimin maliyetini düşürmek lazım. Bu da elektrik, su, gaz, altyapı yatırımlarıyla düşer. Bugün OSB’de rahatlıkla bir sanayicimiz bayisini, müşterisini gezdirebilir. OSB’nin giriş-çıkışı, yolları, aydınlatmaları bugün tam anlamıyla Avrupa kıyasında bir OSB ayarına gelmiştir. Demir yoluyla buradaki ürünlerimizi biz nasıl rahatlıkla limana çekebiliriz, limandan gelen ithalat ürünlerimizi nasıl sanayicimize rahatlıkla çekebiliriz hedefimiz hep bu. Bunu yaptığınız zaman ayakta kalabilirsiniz. Başarılı olabilirsiniz. Bu da altyapı hazırlığı olmasıyla, giderlerin azalmasıyla oluşur. Onun için hedefimiz bu” diye konuştu.

  • Asırlardır aynı metotlarla tuz üretiyorlar

    Sivas’ın Hafik ilçesine bağlı Tuzhisar köyünde Ermenilerden kalma tuzlada yüzyıllardır değişmeyen metotlarla tuz üretimi yapılıyor.

    Hafik ilçesinde bulunan Tuzhisar köyünde geçmişte Ermeniler tarafından uzun süre işletilmiş olan tuz üretim tuzlası günümüzde de dağ içerisinde bulunan kaya tuzu madenine tatlı su verilmesi ile eritilerek tuz oluşumu sağlanıyor. Geçmişten günümüze değişmeyen metotlar ise üretimde büyük kolaylık sağlıyor.

    Üretim tesisi sorumlusu Kerem Gül dağın bir noktasından tatlı suyu dağa pompaladıklarını ve dağın diğer noktasından tatlı su olarak aldıklarını belirterek Gül, “Dağdan çıkan tuzlu suyu büyük havuzlarda bekletip dinlendiriyoruz, dinlendirdikten sonra ise göllere suyu yönlendiriyoruz. Göllerde bir kaç gün bekledikten sonra dağdan çıkan sudan tuz oluşmaya başlıyor. Tuzu çıkardıktan sonra bir gün bekletiyoruz suyunun süzülmesi için bu işlemin ardından torbalara koyuyoruz satıyoruz veya depolara koyuyoruz. Her yıl tuz üretim miktarı değişiyor, ortalama her yıl 200 ile 300 ton arası tuz çıkıyor. Kilosunu yetmiş beş kuruştan satıyoruz, 20 kiloluk torbanın fiyatı 15 lira. Tatlı suyu kaya tuzuna veriyoruz oda içerideki kaya tuzuna eritiyor, eridikten sonra ise suyumuz tuzlu su olarak dağın diğer tarafından çıkıyor. Su havuzlarda bekliyor, oradan ise sürekli göllere su veriyoruz. Madende su beklemiyor sürekli akış haline ve yaz mevsimlerinde işletebiliyoruz tuz sıcak’ta oluştuğu için, mevsimlik bir üretim var tesiste” dedi.

    Tesisin Ermenilerden kalma 600 yıllık olduğu şeklinde duyumları olduğunu belirten Gül, Ermeniler’de sistem nasılsa üretimin aynı metotlarla devam ettiğini söyledi.