Etiket: Üretiyor

  • (Özel Haber) Kişiye özel ud üretiyor

    Gaziantep’te babasından öğrendiği UD yapımını 37 yıldır devam ettiren Ünal Şenpekmezci, farklı tasarımlarla kişiye özel üretim yapıyor.

    Çocukken babasından öğrendiği Ud yapımını sürdüren 64 yaşındaki Ünal Şenpekmezci, evinde kurduğu atölyesinde her aşamasını özenle işleyerek klasik ve elektro Ud üretiyor. 1980 yılından beri sektörün içinde olan Şenpekmezci, ud yapımında özellikle ladin ağacından kapak kullanıldığını belirtiyor. Ud çalmasının da, üretiminin de çok zorlu olduğunu belirten Şenpekmezci, ürettiği ürünleri profosyonel bir udi gibi kendi test ediyor. Usta sanatçılara taş çıkaran Şenpekmezci, “Ud her ağaçtan yapılmaz. Ud için en iyi ağaç ladin’dir. Ud ve keman imalinde en önemli şey malzeme seçmektir. Ud teknesi, ceviz, maun, erik, kayısı, akça ağaç, kiraz, ithal ağaçlardan magase, vengi, pelesenk gibi ağaçlardan yapılır. Üst tabla çok önemlidir. Seste başarı elde edebilmek için, tablanın yani göğüsün kaliteli ve çok kuru ladin ağacından yapılması gerekir. Güzel ve yumuşak ses, tablanın ince olması ile sağlanır. Çünkü ses molekülleri udun teknesinden tablaya yansır ve titreşim yaparak çıkar. Yaptığım udlarım da, tablaya verdiğim özen nedeniyle çok iyi ses alınır” dedi.

    Mesleğin kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirten Şenpekmezci, “Ud yapımı çok zor bir iştir. Öncelikle bu bir yetenek işidir. Bu işi sevmek gerekiyor. Bu işe zaman ayırmak gerekir. Bu işi yapmak için yıllarını vermen gerekiyor. Artık bu işe heveslenen çok az kişi var. Ağaç bulmak zordur. Maddi getirisi de çok azdır” diye konuştu.

  • (Özel)-Hababam Sınıfı’nın başrol oyuncusu Bodrum’da tahta sandalye üretiyor

    “Hababam Sınıfı Dokuz Doğuruyor” filminin “Kıvırcık Ömer’i Talip Güran hababam sınıfının kadrosundan neredeyse kimsenin kalmadığını söyleyerek Halit Akçatepe’nin ölümüne çok üzüldüğünü ifade etti. Bodrum’da tahta sandalye imalatı yapıp, restoran işleten Güran eski günlerini özlemle andı.

    Yeşilçam’ın klasikleri arasında bulunan “Hababam Sınıfı Dokuz Doğuruyor” filminin “Kıvırcık Ömer”i Talip Güran, Bodrum’da Tahta sandalye imalatı yaparak yaşamını sürdürüyor. Kıvırcık sarı saçlarıyla insanların zihnine kazınan Güran mankenlik ve oyunculuk yaptıktan sonra Bodrum’a yerleşti. Bodrum’da yeşil, mavi, turuncu, beyaz ve sarı renkte sandalye imal eden Yeşilmçamın ünlü oyuncusu Gümüşlük mahallesi Dere köyde açtığı marangoz atölyesinde tahta sandalye imalatı yapıyor. Aynı bölgede birde restoran açan Güran gündüzleri sandalye imalatı yaparken geceleri ise restoran işletiyor.

    Siyah beyaz yayıncılık dönemlerinde her reklamda neredeyse oynayan Güran, Kemal Sunal, Halit Akçatepe ve Tarık Akan üçlüsünün olmadığı ilk “Hababam Sınıfı Dokuz Doğuruyor” filminde Kıvırcık Ömer karakterine hayat vererek akıllara kazınmıştı. O günleri özlemle andığını belirten Güran, “O zamanların atmosferi bam başkaydı. O zamanlar çok güzel ortamlar ve daha güzel çekimler vardı. O zamanlara geri dönmek ister insan ama şu anı yaşamakta lazım” ifadelerini kullandı.

    Teker teker gidiyoruz

    Hababam sınıfının unutulmaz isimlerinden Güdük Necmi lakabı Halit Akçatepe’nin ölümüne de çok üzüldüğünü ifade eden Güran “Çok üzücü bir haber oldu bizim için. Yavaş yavaş hababam sınıfı oyuncularını kaybediyoruz artık. Bunu halkımızda bizlerde biliyoruz. Kalan sağlara Allah uzun ömür versin. Kaybettiklerimizi hatırladıkça insan üzülüyor. Hep geçmişi anıyor insan. Geçmişten bugüne ne getirdik, ne yaptık diye düşünüyorum. Güzel bir klasik olan filimde oynadık. İnsanlar bu filmi beğendi. Halen bunların tepkisini alıyoruz. İnsanlar ilgi gösteriyor, bu durumda bizi hoşnut oluyoruz. Hababam sınıfının yeri çok farklıdır bu sinema sektöründe” dedi.

    34 yıl önce Bodrum’a taşındığını da sözlerine ekleyen Güran “1982 yılında Bodrum’a taşındım. O günden beri Bodrum’da yaşıyorum. 2013 yılında Bodrum’da tahta sandalye imalatına başladım. Tahtadan sandalye tahtadan masa imal ettim. Bu yıl birde restoran açtık eski yağhaneyi restoranda çevirdik. İnsanları bu restoranda ağırlayalım istedik. Ara sıra Hababam sınıfının müziklerini de çalıyorum restoran da çok güzel oluyor. Nostalji yaşıyoruz buraya gelen insanlarla beraber” şeklinde konuştu.

  • 120 bin solucanla başladı bugün 15 milyon solucanı ile organik gübre üretiyor

    Diyetisyenler, beslenme uzmanları ve doktorlar sağlıklı bir ömür için organik gıdaları tavsiye ederken, organik ürünler için de organik gübre üretimi giderek yaygınlaşıyor. Giresunlu solucan gübresi üreticisi Ahmet Ceylan, bir yıl önce 120 bin solucanla kurduğu tesisinde, bugün 15 milyon solucandan bir buçuk ton organik gübre üretiyor.

    Türkiye’de lisanslı olarak 4 organik solucan gübresi üreticisinden biri olan Ahmet Ceylan, Türkiye’de solucan gübresinin öneminin henüz hak ettiği noktada olmadığını dile getirerek bu alanda yatırım yapacak yatırımcılara devlet ve bakanlık olarak destek verilmesi gerektiğinin önemine vurgu yaptı.

    “Organik gıda için organik gübre gerekli”

    Organik ürün için önce organik gübre gerektiğini ifade eden Ceylan “Solucan gübresi diğer bir adıyla organik gübre artık günümüzde çok daha büyük önem kazanıyor. Kimyasal gübrelerin yavaş yavaş yerini organik gübreye bırakıyor. Katı ve sıvı gübre olmak üzere iki ana ürün imalatı yapıyoruz. İç piyasaya satışlarımızı yapıyoruz. Organik gübre, geleceğin olmazsa olmazı diyebiliriz. Çünkü uzmanların önemle tavsiye ettiği organik ürün için önce organik gübre gerekiyor. Bunun içinde en iyi yöntem solucan gübresi üretimidir” dedi.

    “Solucan gübresinin ham maddesi bitkisel atık ve hayvan dışkısı”

    Solucan gübresi üretiminde yüzde 70 hayvan gübresi, yüzde 30 ise bitkisel atık kullandıklarını anlatan Ceylan “Büyükbaş hayvan çiftliklerinden aldığımız hayvan gübrelerini ve diğer hayvansal atıkları solucan maması olarak kullanıyoruz. Onları bir fermantasyon işleminden geçirdikten sonra solucanın yiyebileceği bir düzeyde oluşmasını sağlıyoruz. İşlemlerimiz bittikten sonra solucan bulunan havuzlarımızda bu hazır olan mamayı veriyoruz. Aynı şekilde bitkisel atıkları da işleyip solucan yiyeceği haline getiriyoruz. Devamlı olarak yeni mamaları üstten veriyoruz, alttan olgun gübreyi alıyoruz” diye konuştu.

    “Katma değeri yüksek ürünlerde kullanılıyor”

    İşletme sahibi Ceylan, ürettikleri solucan gübrelerini iç pazara sunduklarını dile getirerek, “Genelde iç pazara satışlarımızı yapıyoruz. Katma değeri yüksek sera ürünlerinde genel olarak kullanılıyor. Türkiye bu ürünü daha yeni tanıyor ama önümüzdeki yıllarda organik sektörünün vazgeçilmezi solucan gübresi olacaktır” şeklinde konuştu.

    “Fındık tarımında ürün ve randıman artışı sağlıyor”

    Yapılan incelemeler sonucunda fındık ürününde de çok verimli sonuçlar alındığını anlatan Ceylan “Giresun’daki Fındık Araştırma Enstitüsü’yle yaptığımız inceleme sonucunda solucan gübresi kullanılan fındıkta yüzde 38 verim artışı sağlandı. Fındıkta ocak başına uygulanan 3 kilogram solucan gübresi uygulandığında 4 yıl boyunca tekrar uygulama ihtiyacı duyulmuyor. Bununla birlikte üründe yüzde 38 artış sağlanırken, randıman ise 56’ya ulaşıyor. Ayrıca fındık dal uzantısında ise yüzde 16 daha fazla büyüme sağlanıyor” bilgilerini paylaştı.

  • Arıcılık Bölümünün tek mezunu olarak bal üretiyor

    Ağrı’da, 2 yıllık arıcılık bölümü mezunu olan Danyal Demir adlı vatandaş kentte arıcılık bölümünün tek mezunu olarak yazın yaylalara götürdüğü arılardan ürettiği balları tüm illere gönderiyor.

    Ağrı, Eski Van Caddesinde Aktar dükkânında bal satan Danyal Demir adlı vatandaş, Arıcılığa başlangıç hikâyelerini ağabeyinin 2004 yılında kanser olduğunu, babasıyla birlikte hakiki bal arayışına çıktıklarını ancak aradıkları balı bulamadıkları bu yüzden babasının geçmişten kalan hekimlik tecrübesinden yola çıkarak kendi arılarını aldıklarını söyledi. Yaz aylarında arıları merkeze yakın Sinek yaylasına götürdüklerini bu şekilde bal ürettiklerini ifade eden demir, Kendi ürettikleri bal sayesinde ağabeyinin kanserden kurtulduğunu belirtti.

    Demir, arıcılık mesleğini bu yüzden çok sevdiğini ve daha sonra bu bölümü okumaya karar vererek 2013 yılında Elazığ Fırat Üniversitesi Sivrice Meslek Yüksekokulunda 2 Yıllık arıcılık bölümünü bitirdikten sonra babasıyla birlikte arıcılık mesleğini devam ettirdi. Ağrı’da arıcılık bölümünü okuyup ta arıcılığa başlayan tek kişi olduğunu dile getiren Demir; 500 den fazla arı kovanlarının olduğunu ve bölge illeri dâhil olmak üzere ülke geneline bal gönderdiklerini ifade etti.

    Ağabeyinin kanser hastalığına yakalandıktan sonra arıcılık mesleğini çok sevdiğini ve bu yüzden bu bölümü okuma kararı aldığını aktaran Demir; “ 2004 yılında kansere yakalanan ağabeyimi babam yaylaya çıkardı. Arı ve arı ürünleri olmak üzere çeşitli bitkilerle gıda takviyesi olarak tedavisine başladı. Geleneksel olarak bir kovanın kapağından delik açtık ve hortum yoluyla, hortumun ucuna bir süzgeç takıp arılar ağzına gitmeyecek şekilde arı nefesiyle de tedavisine destekleyici olarak verildi, ağabeyim o şekilde rabbim şifasını gönderdi ve iyileşti” dedi.

    ‘Ağrı’da arıcılık diploması olan tek arıcı benim’

    Ağabeyinin bu şekilde iyileştiğini vurgulayan Demir; Tedaviden sonra arılara merak sardım. Arıcılık mesleği Araştırdığım konuydu, böyle kalmamasını düşündüm ve bunu bilimsel bir boyuta taşımak istedim o yüzden gidip okulunu da okudum. Ne yazık ki bunun üzülerek söylüyorum Ağrı’da arıcılık diploması olan tek arıcı benim. İnşallah gençlerimiz daha fazla bu mesleğe yönelir ve bilimsel bir şekilde okulunu okurlar bu şekilde arıcılığı Ağrı’da ve Türkiye’de daha iyi bir yere taşırız” şeklinde konuştu.

    ‘40 kişiye sertifikamızı verdik’

    Arıcılıktan mezun olduktan sonra memlekete geldiğinde insanlarında bundan faydalanmasını istediğini söyleyen Demir; SERKA’ da 3 aylık bir kurs verdim, yaklaşık 40 kişiye sertifikamızı verdik. Halk Eğitim Merkezlerinde 60 saatlik kurslarımız var veriyoruz, vermeye de devam edeceğiz. İleri ki dönemlerde arıcılık danışmalığını da yapmak istiyorum, arıcılarımıza bilimsel bir şekilde anlatmak istiyorum” diye konuştu.

  • TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Şentop: “Yeni sistem istikrar üretiyor”

    TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop, “16 Nisan’da oylanacak olan cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin kendisi istikrar üretiyor. Milletin doğrudan hükümeti seçtiği sistem kendisi istikrar üreten bir sistem. Parlamenter sistemle ilgili sıkıntılar sadece Türkiye’de değil, dünyada da var” dedi.

    Fırat Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde AK Parti Elazığ İl Teşkilatı tarafından ’Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ konulu konferans düzenlendi. TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Şentop’un konuşmacı olarak katıldığı programda Belediye Başkanı Mücahit Yanılmaz, AK Parti Elazığ İl Başkanı Ramazan Gürgöze, MHP Elazığ İl Başkanı Oğuzhan Demir, STK Temsilcileri ve çok sayıda davetli yer aldı.

    “Güçlü lider olmazsa mevcut sistem çuvallıyor”

    Türkiye’nin parlamenter sistemden dolayı geçmişte istikrarsız siyasi dönemleri gördüğünü dile getiren Şentop, “Biz geçmişte seçim yapılıp ta hükümetlerin kurulmadığı dönemleri gördük. Hükümet kurulduğu halde devam edemeyenleri de gördük. Parlamenter sistem siyasi istikrarı üretmiyor. Bizim 14 yıllık iktidarlık dönemimizde istikrarın olması Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gibi güçlü bir siyasi liderin olmasındandı. Böyle güçlü bir siyasi lider olmazsa bugünkü sistem çuvallıyor. Bizim önerdiğimiz 16 Nisan’da oylanacak olan cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin kendisi istikrar üretiyor. Milletin doğrudan hükümeti seçtiği sistem kendisi istikrar üreten bir sistem. Parlamenter sistemle ilgili sıkıntılar sadece Türkiye’de değil, dünyada da var” dedi.

    “Seçme ve seçilme hakkının aynı yaşta olması doğrudur”

    Parlamenter sistemde halkın tek oy kullandığını aktaran Şentop, “Millet hükümeti doğrudan seçmiyor. Bizim önerdiğimiz 16 Nisan’da oylanacak olan sistemde vatandaş meclisi ayrı hükümeti ayrı seçiyor. Bu sistemle birlikte 25 olan seçilme yaşı da 18 olacak. Şuanda 18 ile 25 yaş arasında Türkiye’de 8,5 milyon vatandaş var. Bugün 8,5 milyon vatandaşımız seçebiliyor ama seçilemiyor. Seçme ve seçilme hakkının yaş olarak aynı olması doğrudur. Önerdiğimiz sistemle birlikte milletvekili sayımızda 550’den 600’e çıkacak” diye kaydetti.

    “CHP milletin kafasını bulandırmaya çalışıyor”

    Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle birlikte askeri mahkemelerin kaldırılacağının altını çizen Şentop, “Askerler, sivil mahkemelerde yargılanacak. Askerlerin kendine ait olan ceza kanunlarını asker mahkemeleri değil sivil mahkemeler uygulayacak. Başta CHP olmak üzere, bu hükümet sistemini eleştirenler yalan değerlendirmelerle milletimizin kafasını bulandırmaya çalışıyor” şeklinde konuştu.

    Konuşmaların ardından program soru-cevap ile sona erdi.