Etiket: Üretiminde

  • Sinop’ta topraksız çilek üretiminde yüzde 100 başarı

    Sinop’ta, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü “Bitkisel Üretimi Geliştirme Projesi” kapsamında yürütülen “Topraksız Çilek Yetiştiriciliği Projesi”nde yüzde 100 başarı sağlandı.

    İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdür Vekili Ahmet Tam, Şube Müdürü Yakup Yüzbaşı ve Proje Sorumlusu Necat Demirbaş ve Örnek Çiftçi Ümit Çekirdek’in serasında topraksız çilek projesi tanıtıldı. Sinop’ta ekonomik anlamda çilek üretimi olmayıp ilk defa 2016 yılında Topraksız Çilek Yetiştiriciliği Projesi yapıldı. Bu proje kapsamında Sinop Mertoğlu köyünde Ümit Çekirdek için 100 metrekarelik sera topraksız çilek üretimi yaptırıldı.

    Örnek çiftçi Ümit Çekirdek yaptığı açıklamada, “Bu çileklere çok talep var. Ben bu ürünü yetiştirmekten çok mutluyum. İlk önce internetten gördüm. Daha sonra bu kafama yattı. Sonra bunu yapabilir miyiz yapamaz mıyız diye düşünürken sağ olsunlar aklımdaki düşüncelerimi Nejat abiye aktardım. Biz bunu yapabilir miyiz dediğimde Ümit bir bakalım ne yapabiliriz, ne görebilir sonra zaman içerisinde demirlerini temin ettik. Toprağını, demirlerini, oluğunu yaptık. Bunun Sinop tarımına bir alternatif olacağını düşünüyoruz. Getirisi güzel, bakımı iyi, işçiliği sıfır noktada diyebiliriz. Bu bizim için başarıydı. Bu çilek yetiştirme işini eşimle beraber yapıyoruz. Bu işin dalından birisi de odur. Benim olmadığım zaman eşim ilgileniyor. Eksikler olduğu zaman bana o hatırlatıyor” dedi.

    Topraksız tarımda verim yüksek

    Örnek çiftçi Ümit Çekirdek’e destek veren İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü Mühendisi Necat Demirbaş ise yaptığı açıklamada, “Halk arasında yediveren çeşididir, esas ismi albiondur. İlk hasadımızı 2 hafta önce gerçekleştirdik. Şu ana kadar hiçbir ilaç kullanma gereği duymadık. Tamamen biyolojik ve mekanik yönden mücadele yapıyoruz. Bundan sonra da kullanması düşünmüyoruz. Amacımız bunu yaygınlaştırmak. Bunun örnek olmasını istiyoruz. Proje amacına ulaşmış vaziyettedir. Burada 2 şekilde yaptık. Raf sistemi topraksız tarım, diğer tarafta topraklı yerde aynı fideleri aynı zamanda diktik. Verim farkı gözle görülür bir şekilde ortadadır. 240 metrekarelik seranın altına 2 bin fide dikebilirken, topraksız tarımda 6 bin fide dikebiliyoruz. Topraklıyla 6-8 ton ürün alırken, topraksız tarımda 25-30 ton bir ürün alabiliyoruz” diye konuştu.

    Toplam bütçesi yaklaşık 7 bin 500 TL’ye mal olan bu proje ile Sinop’ta ekonomik anlamda çilek yetiştiriciliği için ilk adım atılarak çiftçilere yeni bir gelir kapısı sağlandı. Klasik çilek yetiştiriciliğinde dekara yaklaşık 8-10 ton ürün alınırken, bu projeye verim yaklaşık 20-25 ton civarı olması bekleniyor.

  • Fındık üretiminde modern üretim yolları aranıyor

    Ordu Ticaret Borsası tarafından hazırlanan ve AB Hibe Programı kapsamında desteklenen ‘Fındık Üretiminde Modern ve Geleneksel Uygulamaların İncelenmesi Projesi’nin açılış töreni yapıldı.

    Bir otelde gerçekleştirilen açılış törenine Ordu Vali Yardımcısı Ahmet Arık, ODÜ Rektörü Prof.Dr.Tarık Yarılgaç, İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü Kemal Yılmaz, Ordu Ticaret Borsası Başkanı Ziver Kahraman, Altınordu Ziraat Odası Başkanı Selami Akarsu, Projenin İtalya Tasa Ortağı Temsilcisi Valerio Ciristofori, daire müdürleri ve fındık ihracatçıları katıldı.

    Ordu Ticaret Borsası Başkanı Ziver Kahraman, açılış töreninde yaptığı konuşmada, “AB Bakanlığına bağlı Ulusal Ajansa 2016 yılı teklif çağrısı döneminde Erasmus+Programı Mesleki Eğitim Stratejik Ortaklıklar Projeleri kapsamında sunduğumuz ‘Fındık Üretiminde Modern ve Geleneksel Uygulamaların İncelenmesi’ adlı 121 bin 980 Avro bütçeli projemiz kabul edilmiştir. AB Bakanlığı ile Borsamız arasında sözleşme imzalanmış olup, uygulama süresi 2 yıl olarak planlandı” dedi.

    ODÜ Rektörü Prof. Dr. Tarık Yarılgaç, “Burada önemli olan üreticimizin mutlaka kesinlikle biz bu işi anladık demesi lazım. Yoksa proje üretiyoruz, proje yapıyoruz, projelerle ilgili bir problemimizde yok. Avrupa Birliği destekli projeler olduğu için halka gitmemiz çok daha mümkün olabiliyor. Biz dünyanın bir numaralı fındık üreticisiyiz. Dünyanın en kaliteli fındığını Karadeniz topraklarında özellikle Ordu, Giresun havzasında üretiyoruz. Bu kadar kaliteli üretim yapacak imkanlara sahibiz fakat yapamıyoruz. Ziraat başlı başına bir iş. Çünkü dış şartlara dayalı iklimsel faktörlerin çok etkili olduğu ve tamamen korumasız bir ortamda yetiştirildiği ve meyvenin verildiği bir ortam. Bu nedenle proje önem arz ediyor” diye konuştu.

    Altınordu Ziraat Odası Başkanı Selami Akarsu ise konuşmasında, “Bölgemiz için fındık üretimi büyük bir öneme sahiptir. Bunun için de fındık kalite ve üretiminde nasıl verim elde edebiliriz diye çalışmalara başladık” diyerek projenin hayırlı olması dileğinde bulundu.

    Konuşmaların ardından projenin İtalya Tasa Ortağı Temsilcisi Valerio Ciristofori tarafından İtalya’da Fındık ve TUSCIA, İspanyol ortağın temsilcisi Merce Rovira tarafından da İspanyada Fındık ve IRTA konulu bir sunum yapıldı.

    İtalya, İspanya ve Türkiye arasında bir stratejik ortaklık kurularak Türkiye’den Ordu Ticaret Borsası, Ordu Valiliği, Ordu Üniversitesi ve Altınordu Ziraat Odası, İtalya’dan TUSCİA Üniversitesi, İspanya’dan IRTA Araştırma Enstitüsünün paydaş kurumlar olduğu proje kapsamında örnek bir fındık bahçesi oluşturulacak.

  • Emekli esker solucan gübresi üretiminde kendi sistemini geliştirdi

    Kayseri’de, emekli asker Şaban Kozan, vermikompost (solucan gübresi) üretiminde 1.5 yıl içinde tüm sistemleri denedi. Şaban Kozan, 1.5 yıl sonra kendisinin geliştirdiği drenajlı yer sistemini geliştirerek vermikompost üretimini sürdürüyor.

    Kayseri’de, TSK’dan emekli olduktan sonra vermikompost üretimine başlayan Şaban Kozan, “Vermikompost üretiminde ’üretimi nerede yapsam?’, ’yerde mi akış sisteminde mi?’, ’akış sisteminin maliyeti ne olur, yer sisteminin maliyeti ne olur?’, ’yer de üretmenin dezavantajı nedir, akış sisteminde üretmenin dezavantajı nedir?’ gibi sorulara cevap arayarak 1,5 yılı aşkın bir sürede vermikompost üretiminde tüm sistemleri denedik. Denemeler sonucunca elde ettiğimiz tecrübelere dayanarak bir çıkarımda bulunup tesisi kurduk” dedi.

    En az maliyetle, solucanlara optimum şartlar sağladıklarını ve üretilen vermikompostun kaliteli olduğunun altını çizen Şaban Kozan, “Drenajlı yer sistemini beton zeminler üzerinde kapalı alanlarda üretim yapacak üreticiler düşünülerek tasarlandı. Sistemi kısaca tarif edecek olursak; öncelikle kafamızda tasarladığımız ölçülerde 3 sıra briket kullanarak 30 m alan tasarladık. Eni 120-130 cm’yi geçmeyecek şekilde, boyu ise istenilen ölçüde olabilecek şekilde hazırlanabilir bir sistem. Briketleri dizerken de iç ortamdaki fazla suyu atacak tahliye borularını 2 metre arayla sistemin altına yerleştirdik. Briketle çevrili alan içerisindeki beton zemin üzerine %10-20 eğimle akışı sağlayacak şekilde beton döktük. Bu beton fazla suyun tahliye borularına ulaşmasını kolaylaştırıp, göllenme yapmaması için gereklidir. Sistemin alttan havalanmasını sağlamak amacıyla eğimli zemin üzerine 6 -7 cm iri çakıl taşları yerleştirdik. Son olarak da sık dokulu sera örtülerini bu çakıl taşının üzerini tamamen örtecek şekilde serdik. Solucan gübresinin ve mamasının taş aralarına elenmesini önleyip, hava sirkülasyonunu sağlamak için bu örtü önemli ve gereklidir” diye konuştu.

    Kozan, “Drenajlı yer sistemini tüm üreticilere öneriyorum. Çünkü maliyeti az, kolay temin edilebilen malzemelerden üretiliyor, yapımı basit ve solucanların çok sağlıklı olduğu bir ortam sunuyor. Çok paralar verilerek kurulan otomatik vermikompost reaktörleri gibi üretim kapasitesi fazla ve elde edilen ürünün kalitesi yüksek bir sistemdir. Üretime yeni başlamış üreticiler de kritik ve tehlikeli anlarda; örneğin nem oranının fazla olduğu zamanlarda tahliye imkanı sağlayan veya solucan yataklarında yanlış yemleme sonucu oluşan havasız ve oksijensiz ortam için doğal havalandırma imkanı veren briket malzemeden üretilen bu sistemi tüm üreticilere tavsiye ediyorum” ifadesinde bulundu.

    Amacının bu sektöre girmeyi düşünüp kurulum ve malzeme masraflarından dolayı vazgeçen insanların bu sistemi kullanarak az maliyetli ve yüksek kaliteli üretim yapmasını sağlamak olduğunu belirten Kozan, drenajlı yer sisteminin düşük maliyetle kurulabileceğini ve yığın şeklinde yapılacak üretime nazaran daha kaliteli bir üretim elde edileceğini dile getirdi. “Yığın şeklinde yapılacak üretimde drenaj şansı olmadığından fazla su zamanla patojenlerin birikmesine ve çoğalmasına zemin hazırlıyor. Bu nedenle oluşan gübre de kaliteli olmayacak ve ikinci bir olumsuzlukta solucanlar yığının her yerine homojen dağılamadığı için tam olarak mamayı işleyemeyecek ve dolayısıyla düşük kaliteli ve analizde düşük parametrelere sahip gübre üretilmiş olacak” diyen Kozan, “Ülkemizde toprağımızın ve tarımın geleceği için son derece önemli tarımsal bir girdi olan vermikompostun; gerek ekonomik ,gerek ekolojik, gerek sürdürülebilir tarıma olanak tanıması ,iyi tarım uygulamasını desteklemesi açısından son derece önemlidir. Bu noktada biz üreticilere büyük görevler düşmektedir. Öncelikli olarak maliyetimizi düşürerek uygun fiyatlara çiftçimize ürünü sunmalıyız ve ürettiğimiz ürünleri de en iyi koşullarda ve uygun sistemlerde üreterek etkinliğini en iyi noktaya çıkarmalıyız” şeklinde konuştu.

    “Solucan gübresi; toprağın hem fiziksel, hem kimyasal hem de biyolojik yapısını düzenleyip; toprağa kaybettiklerini yeniden kazanma şansı sunan, doğadaki en saf, en etkili gübredir” diyen Kozan “tarlanda ne varsa, ürününde de o vardır” sloganından yola çıkarak çiftçilere, yüzde 100 organik solucan gübresi kullanmalarını tavsiye ettiğini bildirdi.

  • Organik meyve üretiminde dünyada bir numarayız

    Bu yıl 28.si düzenlenen dünyanın en büyük organik fuarı olan Uluslararası Organik Gıda ve Doğal Kişisel Bakım Ürünleri Fuarı BIOFACH& VIVANESS ürünleri fuarı Almanya’nın Nürnberg kentinde kapılarını ziyaretçilerine açıtı. 15-18 Şubat tarihleri arasında açık kalacak olan fuara 88 ülkeden 2 bin 785 firma stantlarında ürünlerini dünya piyasalarına sunmaya başladı. 47 bin 543 metrekarelik bir alanda düzenlenen fuarda katılımcıların yüzde yetmişlik bölümünü Almanya dışından gelen şirketler oluştururken, Doğal kozmetik üreticilerini sayısı 260’ı buldu.

    Organik bilinci arttırmalıyız

    Dünya organik gıda ihracatının 70 milyar dolarları geçtiğini Türkiye’nin de organik gıda konusunda farklı yönlerinin olduğunu belirten Ege İhracatçı Birlikleri Yönetim kurulu Üyesi Mehmet Ali Işık, “kurum meyve işinde dünyada lider konumundayız. Üzüm, kayısı, incir ve fındık üretiminde dünyada bir numarayız. Ürün çeşitliliğine baktığımızda dondurulmuş organik gıda ürünleri fındık gibi çerezler, bakliyat ürünleri, yağ ürünlerimiz çay ürünlerimiz un ürünlerimiz gibi her geçen gün Türkiye’nin güçlü olduğu kalemlerde organik ürünlerde de ürünlerimiz artıyor. Devletimizin de bu konuda yaklaşık 25 yıldır uyguladığı organik tarıma destek programları bulunuyor. Destekleriyle birlikte organik tarımın yaygınlaşmasını teşvik ediyor. Dünya’da organik tarım bu kadar yüksek rakamlara ulaşabiliyorsa bunların arkasını araştırdığımızda hep devlet ve hükumet politikalarının olduğunu görüyoruz. Bazı ülkeler tarımlarının tamamını organik tarımdan olmasını hedefliyor. Bizimde bu konuda hedef belirtmemiz gerekiyor” dedi. Organik ürünleri kendi pazarında büyütemeyenler ihracatını yapabilmesi mümkün değildir diyen Mehmet Ali Işık, “Önce kendi mevcut pazarınızda gerekli çeşitliliği, ürün sağlığını yerine getireceksiniz sonra bunu dış pazara açabileceksiniz. Bunu kendi ülkemizde çözmemiz gerekiyor. Bu da tamamen bir bilinç olayıdır. Organik tüketicilik organik bilinç gerektiriyor. Bunun için çalışma yapmalıyız organik bir ürün sağlıklı bir toplum ve gelecek nesiller demektir” açıklamasında bulundu.

    2023 hedefi 2,5 milyar dolar

    Ege İhracatçılar Birlikleri adına Biofach fuarında bulunan Gökay Çelikli her geçen yıl Organik fuara katılan Türk firmalarının arttığını bununda ihracata tesir edeceğini söyledi. 2023 hedeflerine baktığımızda Türkiye’nin şu anda 20 milyar dolar gıda ihracatı bulunduğunu söyleyen Çelikli, ” Gıdı ihracatının 500 milyon dolarını organik ürünler oluşturuyor 2023 yılında 20 milyar dolarlık ihracatımızı 40 milyar dolara çıkarmaya hedeflerken organik ürünlerde ihracat hedeflerimizi 500 milyon dolardan 2,5 milyar dolara çıkması hedefleniyor. Önümezdeki yıllarda bu fuarda alan bakımından katılımcı sayısı olarak da arttırarak fuarın önemli katılımcılarından biri olmayı hedefliyoruz” dedi. Çelikli Fuarda Türk ürünlerine ilginin olukça yoğun olduğunu söyledi.

    Biofach ve Vivaness fuarını dünyanın farklı ülkelerinden 50 bine yakın sektör temsilcisinin ziyaret etmesi bekleniyor. Türkiye’yi Ege İhracatçıları Birlikleri organizasyonuyla fuarda 20 Türk firması, 12 bireysel katılan firmalarla birlikte toplam 32 firmayla birlikte Türkiye organik ürünlerini tanıtmaya başladı. Dünyada 120’den fazla ülkede uygulanan organik gıda üretiminin yıllık cirosu 70 milyarın üzerinde bulunuyor.

    Fuarda doğal ürünle sergilenirken, doğal ürünlerin geleceği, yenilikle konulu seminer ve konferanslar düzenleniyor. Organik Gıda Ürünleri, Organik hammadde ve yarı hazır ürünler, Organik sebze ve meyve ürünleri, Organik et, süt ve balık ürünleri, Organik hazırlanmış yiyecek ve kolaylık ürünler, Organik dondurulmuş gıda,Organik sağlık, gıda ve şarküteri, Organik bebek maması, Organik içecek, Tarımsal kaynakları ve işleme, Seedlings ve tohum,Doğal böcek ilacı ve bitki ürünleri koruma, Toprak improvers, Hayvan yetiştiriciliği ve beslemeleri, Hizmetler Organik Sanayi , Dernekler , Sertifika ve kontrol hizmetleri , Pazarlama ve yönetim danışmanlığı gibi organik gıdanın bütün yönleri fuarda yer aldı.

  • Yüce: “Bal üretiminde Çin’den sonra dünyada 2. sıradayız”

    Türkiye’nin bal üretiminde dünyada Çin’den sonra 2. sırada olduğu belirtildi.

    Bakanlar Kurulu Kararı ile Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi (DOKAP) illeri arasında katılan Tokat için Giresun’da bir çalıştay düzenlendi. Çalıştay’a DOKAP Başkanı Ekrem Yüce, Tokat Vali Yardımcısı Dr. Mehmet Gödekmerdan ve Tokat Belediye Başkanı Eyüp Eroğlu ile çok sayıda davetli katıldı.

    Tokat’ın DOKAP illeri arasında yer almasını değerlendiren DOKAP Başkanı Ekrem Yüce, “DOKAP’ın daha önce 8 ili mevcuttu ve bu 8 il ile ilgili çalışmalarımızı bugüne kadar yoğun bir şekilde sürdürdük. Bu çalışmalarımızın başında eylem planlarımızın hazırlanması gerekiyordu. DOKAP illerinde Samsun başta olmak üzere, Ordu ilimiz, Giresun, Trabzon, Rize, Artvin, Gümüşhane ve Bayburt’taki eylem planlarını hazırladık. Tokat ilimiz dahil olunca yapmamız gereken ilk öncelikli iş oradaki eylem planını hazırlamaktı ve Tokat’ın vizyonunu ortaya koymak, Tokat’ın duran varlıklarını harekete geçirmek, buradaki insanların yaşam standartlarını yükselmesini, gelir düzeylerinin artması için çalışmalar başlatmaktı. Bunun için çalıştayımızı düzenledik” dedi.

    Konuşmasında Türkiye’deki bal üretimine dikkat çeken ve Türkiye’de yılda 107 bin ton bal üretildiğini kaydeden Yüce, “Bal üretimiyle ile ilgili ülke olarak çok önemli konumdayız. Dünyada Çin’den sonra bir numarayız. Yani 107 bin ton seviyesinde bal üretimimiz var ve bununla birlikte 7 milyon kolonimiz var ülkemizde. Çok zengin bir floramız var. Bugün Avrupa ülkelerinin tamamındaki bitki çeşidi tek başına bizim ülkemizde ve bununda 3’te birlik kısmı Doğu Karadeniz’de” ifadelerini kulandı.

    “Doğu Karadeniz’de 4 bin arıcı eğitildi”

    “Biz bu sektörü çok daha iyi noktaya nasıl getirebiliriz” diyen Yüce, “Bölgemizde sadece bal değil bal ile birlikte katma değeri yüksek olan ürünler, arı sütü, polen, propolis, arı zehiri ve anaç arı üretip kullanabiliyoruz. Bunun için biz Doğu Karadeniz’de 4 bin üreticimizi eğitimden geçirdik, 4 bin sertifika verdik ve gerekli malzeme desteği yaptık. Bölgemizde bununla ilgili çalışmamız devam ediyor. Tokat ilimizin de dahil olması ve Tokat ilimizin de çok farklı bir floraya sahip olması münasebetiyle inşallah arıcılığı çok daha iyi noktaya getirmeye çalışıyoruz. Oradaki arıcılarımızı da eğitimden geçirmek için gerekli çalışmaları başlatıyoruz” şeklinde konuştu.

    Ülke olarak bal üretiminde çok fazla modern işletmelere sahip olmadıklarını ifade eden Yüce, şöyle devam etti;

    “Bal konusunda modern işletmelere çok sahip değiliz. Modern işletmeler olmadığı için çoğu insan bu işi hobi olarak yapıyor. Yani öğretmen emeklileri ağırlıklı ve diğer memur emeklileri tarafından hobi gibi yapılıyor ama çok teknolojik yapılmıyor. Artı bal ile ilgili vatandaşımızın arzu etmediği, vatandaşımızın o güzel duygularına hitap etmeyen bir takım üretimler de olduğu görülmekte. Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız yoğun bir şekilde bunun mücadelesini veriyor ve biz artık balın mutlaka tescillenmesini, mutlaka laboratuvar tahlillerinin yapılmasını ve bu tahlillerden geçmiş baların piyasaya girmesinden yanayız.“