Etiket: Üretiminde

  • Yuntdağı Çilek Üretiminde Marka Olacak

    Hem sanayiye elverişli hem de taze olarak tüketilebilen çilek, Yuntdağı’nda üreticiye geçim kapısı olacak.

    Bol çeşitli ekolojik şartlarda yüksek verim ve kalite gösteren çilek, Yuntdağı’nda da üretilecek. Yunusemre Belediyesi, modern ortamda az alanda çok üretim sağlayan çilek serasında üreticilerin faydalanması amacıyla eğitim verecek. Yunusemre Belediyesi Kırsal Kalkınma ile Çevre ve Sağlık Komisyonu üyeleri Evrenos Mahallesi’ndeki modern ortamda çilek üretimi gerçekleştiren tesiste incelemede bulundu. Sera içerisinde havada iki katlı yetiştirme ortamında Hindistan Cevizi lifinden elde edilen toprakta çilek üretimi yapılırken; Bu sistem, Yuntdağı’ndaki üreticilere de anlatılacak.

    ÇİLEK ÜRETİMİ EĞİTİMİ VERİLECEK

    Belediye Başkan Danışmanı Kefaeddin Öz, Yunusemre Belediyesi’nin çilek üretimi yapmak isteyen üreticileri desteklediklerini belirtti. Öz, konuya ilişkin yaptığı açıklamada; “Bu sera verimli tarım alanlarının elde edilmesini sağlamak amacıyla kuruldu. Serada çilek üretimi yapılıyor. En az 3 yıl ömrü olan bir sera. Serada toplam maliyet 70 bin lira. Bu gördüğünüz yerde 5 dönümlük çilekten elde edilecek verim 1 dönümde elde edilecek. Bu örnek bir çalışmadır. Az yerden çok verim elde edilmektedir. Yunusemre Belediyesi olarak bu serayı sahiplenerek çilek üretimi yapmak isteyen herkese eğitim, tanıtım ya da uygulamak isteği üretim noktasında eğitimde bulunacağız” dedi.

    İŞÇİLİK AZ VERİM YÜKSEK

    Sistemde işçiliğin az verimin ise yüksek olduğuna dikkat çeken Kırsal Kalkınma Komisyonu Başkanı Mustafa Gürler ise şunları söyledi: “Yunusemre Belediyesi Kırsal Kalkınma Komisyonu olarak Manisa’da ilk defa uygulanan Hindistan Cevizi kırmasından elde edilen toprakla üretilen çilek serasındayız. İşçiliği az verimi yüksek olan tesiste çiftçilerimize örnek olan serada incelemelerde bulunuyoruz. Yunusemre Belediyesi’ndeki üreticilerimize çilek üretim tesisi konusunda yardımcı olacağız”

  • Ordu Bal Üretiminde Altı Ülkeyi Geçti

    Bal üretiminde Çin’den sonra ikinci olan Türkiye’de en fazla bal Ordu ilinde üretiliyor.

    Ordu, 2 bin 674 arıcı, 556 bin 508 kovana sahip olurken, 2015 yılında 16 bin 600 ton bal üretimi gerçekleşti. Ordu, 137 ülkenin bal üretimi gerçekleştirdiği dünyada, bal üreten 6 ülkeyi geride bıraktı. Buna göre Ordu, dünya üretiminde 29’uncu sırada bulunan ve yılda 11 bin 300 ton bal üreten Çek Cumhuriyetinden, ortalama 10 bin ton bal üreten 30’uncu sıradaki Bulgaristan’dan, ortalama 9 bin 450 ton bal üreten 31’inci sıradaki Yeni Zelanda, 9 bin 400 ton bal üreten 32’inci sıradaki İtalya, 8 bin 700 ton bal üreten 33’üncü sıradaki Şili ve 8 bin ton bal üreten 34’üncü sıradaki Tayland’dan daha fazla bal üretti.

  • Elektrik Üretiminde Milli Proje: Günrüz

    Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komite Üyesi ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haydar Aras, geliştirdiği yeni milli proje ile enerjide dışa bağımlılığı sona erdirmeyi hedefledi.

    Prof. Dr. Haydar Aras, elektrik üretiminde doğalgazı değil, yerli enerji kaynakları; güneş ve rüzgarı kullanarak, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Eti Makina tarafından maddi olarak desteklenen Helisel Güneş ve Rüzgar Türbin Tasarımı adlı Santez Projesi’ni (GÜNRÜZ) geliştirdi. Projenin nasıl ve neden başladığını açıklayan Prof. Dr. Aras, “Fosil yakıtların çevreye olumsuz etkileri ve maliyetlerinin artması buna paralel olarak elektrik kullanım bedelinin yüksek olması da göz önüne alındığında: yenilenebilir enerji kaynakları yönünden son derece elverişli olan ülkemizde, bu kaynakları kullanarak enerji üretimine yöneltecek bir ekipmanın tasarımının ve bunun verimliliğinin araştırılması amacı gibi gerekçelerle projeye başladık” dedi.

    Projenin amacını da açıklayan Aras, “Gerçekleştirilen proje ile üniversite-sanayi işbirliğinin kurumsallaştırılması ve üniversitede yapılan bilimsel çalışmaların ticarileştirilmesi, ülkemize katma değer sağlayacak, uluslararası pazarlarda rekabet edebilecek seviyede yeni bir ürünün geliştirilmesi ve ticarileştirilmesi amaçlandı” diye belirtti.

    HEM GÜNEŞTEN HEM RÜZGARDAN ENERJİ

    Tamamlanan projede geliştirilen dikey rüzgar türbini ile aynı anda hem güneşten hem de rüzgarın enerjisinden yararlanıldığını belirten Prof. Dr. Haydar Aras, literatür araştırmalarında bu yapıdaki bir hibrit sisteme ait herhangi bir çalışmaya rastlanmadığını, bu nedenle de yapılan çalışmanın ülkenin enerjide dışa bağımlılığını azaltabilmek için bir alternatif olduğuna dikkat çekti. Prof.Dr.Aras, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve Eti Makine tarafından desteklenen projenin, tasarımı ve imalatı yapılan sistemin dikey bir rüzgar türbini üzerine entegre edilen esnek potovoltaik panellerden oluştuğunu ifade etti.

    YEREL KULLANIMDA AVANTAJLI

    Projenin Ar-Ge yönü hakkında da bilgi veren Aras, projenin hangi aşamalardan geçtiğini ise şöyle özetledi:

    “Henüz literatür araştırmalarında üzerinde bilimsel çalışma yapılmamış bu fikrin, rüzgâr enerjisiyle birleştirilmesi çalışması projenin Ar-Ge içeriğini oluşturmaktadır. Bu şekilde çalışabilen hibrit sistem kurulumu ve kullanımı kolay. Sistemin özellikle dar alanlarda diğerlerine göre büyük üstünlük sağlıyor. Bunun yanında mevcut hibrit sistemler sabit olmasına karşın, bizim geliştirdiğimiz sistemin taşınabilir olması, yerel kullanım için avantaj sağlamaktadır.”

    ENERJİDE DIŞA BAĞIMLILIK NASIL ÖNLENİR?

    Doğalgazdan elektrik üretimi durdurulmazsa ve bu devlet politikası haline getirilmezse enerjide dışa bağımlılığın artarak devam edeceğine dikkat çeken Prof. Dr. Haydar Aras, “İthal ettiğimiz gazın yaklaşık yüzde 48’ini çevrim santrallerinde kullandık. Kombine çevrim santrallerinde doğal gazdan elektrik üretimi, devlet politikası olarak eğer sonlandırılabilirse ve yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üreten sistemlerin yerli imalatını da arttırılabilirsek ki; bu konuda yeterli insan gücüne ve sermaye birikimine sahibiz işte o zaman enerjide dışa bağımlılığımız azalacaktır. Elbette bunun için iyi bir planlama ve politika oluşturmamız gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

    SEYYAR VE PORTATİF

    Geliştirilen bu sistemin günlük hayatta çok kolay kullanılabileceğini ifade eden Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haydar Aras, “Sistem seyyar ve portatif olduğu için çok dar bir alanda kullanılabilir her yere taşınabilir, kırsal bölgelere götürülebilir” dedi.

    Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Helisel Güneş ve Rüzgar Türbin Tasarımı Santez Projesi’nde enerji veriminin arttırılmasını hedeflediklerini ve bunu başardıklarını belirten Prof. Dr. Aras, hem rüzgar hem de güneşten aynı anda elektrik üreten bir sistem geliştirdiklerini kaydetti. Yenilenebilir enerji kaynakları üretme konusunda çalışmaların artarak devam edeceğini sözlerine ekleyen Aras, bu alanda çalışanlara başarılar diledi.

  • Bal Üretiminde Dünya İkincisiyiz Ama…

    Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi (DOKAP) Başkanı Ekrem Yüce, dünyada bal üretimi açısından Türkiye’nin Çin’den sonra ikinci sırada yer aldığını ancak ihracatı bakımından ilk 15 ülke arasında bile yer bulamadıklarını söyledi.

    Konuyla ilgili bilgiler veren DOKAP Başkanı Ekrem Yüce, Doğu Karadeniz balının her zaman tercih edildiğine dikkat çekerek Osmanlı komutanlarının Doğu Karadeniz balını yiyerek dünyaya hakim olduklarını belirtti.

    Yüce “Bölgemiz için arıcılık olmazsa olmaz. Biz de DOKAP olarak arıcılarımıza gerekli destekleri veriyoruz. Türkiye genelinde nüfusun yüzde 23’ü kırsal kesimlerde yaşarken, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde nüfusumuzun yüzde 40’ı genelde kırsal kesimlerde yaşamaktadır. Bu da bu bölgenin özellikle yüksek kısımlarında ve orman köylerinde yaşayanların toprakları son derece sınırlı olduğunu göz önüne seriyor. Bölgemiz zengin bitki örtüsü flora çeşitliliği farklı iklim ve coğrafya özelliği ile arıcılığa son derece elverişli bir ortama sahip olduğunu söyleyebiliriz. Bitki çeşitliliğinin bol miktarda bulunduğu orman alanlarıyla ülkemizin arıcılık sektöründe avantajlı bir konuma sahip olduğunu görmekteyiz. Osmanlı komutanlarının yediği bal sadece Doğu Karadeniz’den gidermiş. Osmanlı komutanları Doğu Karadeniz balını yiyerek dünyaya hakim olmuşlar. İnşallah bizde Doğu Karadeniz balını bütün dünyaya tanıtarak tekrar söz sahibi oluruz” dedi.

    “Dünyanın nüfusu her geçen gün artmaktadır” diyen Yüce “Artan nüfusun gıda ihtiyacını karşılama insan sağlığı açısından önemli ürünler sunan bal arısının üretim gücü daha da önemli hale gelmiştir. Ülkemizin dünya arıcılığı yeri üretim açısından Çin’den sonra ikinci sırada. Dünyada bal ihracatında Çin ilk sırada. Biz ise ilk 15 arasında bile değiliz. İhracat konusundaki bu eksikliğimizi mutlaka gidermemiz lazım. 21 bin ton civarında bal üretimi gerçekleştiriyoruz. Bunun 5’te 1’lik kısmı Doğu Karadeniz’de üretilmektedir. Ordu ilimiz Muğla’dan sonra ikinci sırayı alıyor. İnşallah Ordu ile birlikte bütün illerin aynı seviyede olmasını arzu ediyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Aydın, Kestane Üretiminde İkinci Olan Kastamonu’yu İkiye Katladı

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından elde edilen verilere göre Türkiye’de bu yıl yapılan kestane üretiminde İzmir üçüncü, Kastamonu ikinci olurken Aydın birinci il oldu.

    Aydın Ziraat Odası Başkanı Rıza Posacı, resmi verilere doğrultusunda Aydın’ın bu yıl ülke genelinde gerçekleştirilen kestane üretiminde ilk sırada yer aldığını belirtti. Üretimin, Doğu Karadeniz’de gürgen, kızılağaç gibi ağaçlarla karışık olarak nadiren de saf kestane toplulukları şeklinde yapılırken, batıya doğru küçük gruplar halinde bol miktarda kestaneliklerin olduğunu belirten Aydın Ziraat Odası Başkanı Rıza Posacı, “Bölgeler itibariyle kestane üretimde Ege Bölgesi, yaklaşık yüzde 70’lik payla ilk sıradadır. İller arasında, 20 bin 989 tonla Aydın birinci gelirken, bu ili 10 bin 321 tonla Kastamonu, 10 bin 176 tonla İzmir ve 4 bin 242 tonla Sinop izlemektedir” dedi.

    İHRACAT ARTIYOR

    Kestanede üretimdeki sınırlı yükselişe karşın kestanede son 6 yıldır ihracatın sürekli arttığına dikkati çeken Posacı, 2009 yılında 4,9 milyon dolar olan ihracatın 2014 yılında 40,2 milyon dolara çıktığını, ithalatın da 0,37 milyon dolardan 0,4 milyon dolara yükseldiğini belirtti. Tamamen doğal şartlarda üretilen kestanede, kapama bahçeciliği yaygınlaştırılması gerektiğini belirten Rıza Posacı; “ Üretim artışı için modern üretime geçilmelidir. Aydın’da ve kestane, tamamen doğal şartlar altında yetiştirilmektedir. Hiçbir şekilde tarımsal ilaç, suni gübre kullanılmamaktadır. Başta nişasta ve şekerler olmak üzere iyi kalitede sindirilebilen lifli maddeler, protein, düşük oranda yağ, çeşitli mineral maddeler, B1, B2 ve C vitaminleri dolayısıyla kestanenin, besin içeriği zengindir. Tamamen doğal şartlar altında yetiştirilmesi nedeniyle, beslenme diyetlerinde hatta çocuk mamalarında kullanılmaktadır”

    ’MARKALAŞMAYA ÖNEM VERİLMELİ’

    Meyvesinin yanı sıra ağacıyla da önemli bir ekonomik değer olan kestanede markalaşmaya önem verilmesi, modern ürün işleme tesisleri kurulması gerektiğini vurgulayan Posacı; “Tanıtım yapılır, üreticinin yetiştiricilik ve pazarlama konusundaki bilgi eksikliği giderilir ve kapama bahçelerin kurulması desteklenirse kestanede üretim de ihracat da artar. Bunun olmaması için bir sebep yok. İlimizin potansiyeli var. Kestane sektöründe üretim tekniği, hasat, depolama ve pazarlama konularında üreticide bilgi eksikliği bulunuyor. Bu konularda gerekli çalışmalar yapılarak üreticinin aydınlatılması ve modern tarım tekniklerinin uygulamaya konulması ürün kayıplarını azaltacaktır” diye konuştu.