Etiket: Üretiminde

  • Sözleşmeli Aspir üretiminde büyük başarı

    Malatya Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığı tarafından çiftçi gelirlerinin artırılması ve ürün çeşitlendirilmesi kapsamında sürdürülen çalışmalar bir bir meyvelerini vermeye başladı.

    İklim ve toprak istekleri bakımından Malatya’da yetiştirilmeye uygun olan aspir bitkisi üreticilerin yüzünü güldürmeye devam ediyor. 2016 yılının ilk aylarında Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen arazi çalışmaları ve çiftçi bilgilendirme toplantıları neticesinde, sözleşmeli üretim modeli ile yetiştiriciliği yapılan aspir, hasada bir adım daha yaklaştı. Geçtiğimiz Mart ayı içerisinde, üretici ile sözleşme yapan firma tarafından 120 ton aspir tohumu dağıtılarak, yaklaşık 30 bin dekar arazi üzerinde yetiştiriciliği yapılan aspir, üreticinin yeni umudu oldu. Uzun yıllardır su kaynaklarına ulaşımın yetersizliği sebebiyle arazilerini nadasa bırakmak zorunda olan üreticiler, tarımsal ürünlerine bir yenisini ekleyerek tarımsal üretimlerine ve gelirlerine bir ivme kazandırmış oldu. Tarımsal Projeler Şube Müdürlüğü teknik personelleri tarafından yapılan arazi kontrollerinde, söz konusu olan bitkinin, gelişiminin gayet iyi olduğu ve yüksek rekolte ürün elde edileceği belirlendi. Üreticiler ile yapılan birebir görüşmelerde, üreticinin memnuniyeti gözlerinden okunuyor. Sözleşmeli tarım ile üretimlerini yapan üreticilerimizin taban fiyat ile ürün alım garantisinin olması ve üretim sürecinde teknik personellere her daim kolay ulaşabiliyor olması üreticilerin bütün endişelerini ortadan kaldırdı. Bu sayede, üretimlerine öz güven ile devam eden üreticilerimiz, önümüzdeki yıllarda üretim alanlarını genişleterek devam edeceklerini belirterek, kendilerine bu imkanı tanıyan Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür edip, minnettar olduklarını söyledi.

    Aspir Nedir?

    Papatyagiller familyasından olan Aspir 50 ile 100 santimetre boyunda olup, krem, beyaz, sarı, turuncu ve kırmızı renklerde çiçekler açan bir bitki türüdür. Halk arasında “yalancı safran” olarak da bilinmektedir. Zayıflatıcı özelliği olan Aspir, tansiyonu, kolesterolü dengelerken, prostat, damar sertliği ve kanser hücrelerinin tedavisinde de kullanılmaktadır. Aspir ayrıca sanayi sektöründe de önemli yer tutan bir bitkidir. Tekstil ürünlerinde boya malzemesi olarak kullanılmakta ve boya verici özelliği sebebiyle gıda boyası olarak tercih edilir. Ayrıca sabun, boya, cila, vernik ve biyo yakıt olarak da kullanılır.

  • Türkiye Bal Üretiminde Söz Sahibi Oluyor

    Orman ve Su İşleri Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü (OGM) uygulamaya koyduğu Bal Ormanları Eylem Planı ile Türkiye bal üretiminde söz sahibi oldu. Eylem planı çerçevesinde bugüne kadar 249 adet bal ormanı kuruldu.

    Ülkemizin bal üretim miktarını, kovan başına düşen bal verimini artırmak ve arıcılık sektörünü desteklemek maksadıyla Bal Ormanları Projesi’ni hayata geçiren Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2008’den beri ülkenin her köşesinde bal ormanları tesis ediyor.

    Bugüne kadar 249 adet bal ormanı tesis eden Orman ve Su İşleri Bakanlığı, 2016’da 54, 2017’de 54, 2018’de 60 ve 2019’da 60 adet olmak üzere toplam 228 adet daha bal ormanı tesis edecek.

    Arıcılığa ve bal üretimine verilen destekler sayesinde ülkemizin bal üretiminde Dünya’da 6’ncı sıradan 2’nci sıraya yükseldiğinin altını çizen Orman ve Su İşleri Bakanı

    Veysel Eroğlu “Uygulamaya koyduğumuz Bal Ormanları Projesi ile her ilimizde bal ormanları kuruyoruz. Bu çalışmalarımızın karşılığını ise üretim artışlarıyla alıyoruz” diye konuştu.

    “BAL ORMANLARI İÇİN ÖZEL DÜZENLEME YAPTIK”

    Ormanlarda tamamen organik bal üretmek maksadıyla bal ormanları kurduklarını vurgulayan Veysel Eroğlu “Bu çok önemli, arıcılar bilir. Eskiden arıcılar ormana sokulmuyordu. 2007 yılında bana arıcılar geldi. Dediler ki, “ormanlara biz giremiyoruz” nasıl giremiyorsunuz deyince, meğer ormanlara hayvanlar giremez diye bir kanun varmış. Neticede arı da bir hayvan ve bu sebeple ormanlara arıları sokmuyorlarmış, ben de güldüm. Arılar orman için faydalı. Bu sebeple 16 sayfalık genelge ile bal ormanları kurulması talimatını verdik. Hatta bal ormanları için özel bir düzenleme yaptık. Bu Türkiye için çok faydalı oldu. Türkiye’yi bal üretiminde 2’nci sıraya yükselttik. Bu ekonomik olarak bir kazanç sağladı” dedi.

    BAL ÜRETİMİNİN YÜZDE 80’İ ORMAN İÇLERİNDE YA DA KENARLARINDA YAPILIYOR

    Ülkemizde bal üretiminin yüzde 80’inin orman içi ve kenarlarındaki boşluklarda yapıldığını belirten Eroğlu “Bal arıları tabiattaki tozlaşmanın yüzde 85’ini gerçekleştiriyor. Arıcılık, biyolojik çeşitliliğimizin korunması ve gelecek nesillere aktarılmasında, sürdürülebilir gıda güvenliği ve aynı zamanda topraklarımızın büyük bir kısmını tehdit eden erozyonun önlenmesi bakımından çok önemli bir faaliyettir” değerlendirmesinde bulundu.

    BALDA MARKA OLUŞTURMAK ÖNEMLİ

    Türkiye genelinde bal ormanı için çok talep olduğunu söyleyen Orman ve Su İşleri Bakanı Eroğlu Biz, bu taleplerin hepsine cevap verdik. Bundan sonra da cevap vereceğiz. Çünkü, balda marka oluşturmak çok önemli. İstiyoruz ki, ballarımız şeker katmadan halis ballar olsun. Bunun için de arıcılara her türlü desteği vermeye hazırız” diyerek sözlerini tamamladı.

  • Patates Üretiminde Gerileme

    Ödemiş’te, patates piyasasındaki düşük fiyat sebebiyle artan çığlığın duyulması amacıyla ilçeye gelen Ziraat Mühendisleri İzmir Şube Başkanı Ferdan Çiftçi, kilo başına maliyeti 50 kuruş olan patatesin tarlada 25 kuruşa gerilemesi sebebiyle çiftçiyi desteklemesi için devleti alım yapmaya davet etti.

    Ödemiş Ovasında geçen hafta başlayan ve bu günlerde artarak devam eden patates hasadında verim beklentiyi karşılarken, piyasanın kötü olması üreticileri derinden etkiliyor. Patatesin tarlada 25 kuruş olduğunu belirten üreticiler, bu şartlarda gelecekte üretim yapamayacaklarını söyledi. Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Ferdan Çiftçi’den de çözüm önerileri geldi. İlçeyi ziyaret eden Çiftçi, yaptığı değerlendirmede; “Ödemiş, Türkiye’deki en önemli patates yetiştirilen alanların başında geliyor. En önemli özelliği de toprağının zenginliği ve yılda iki kez patates hasadı yapılabilmesidir. Böylesine zengin bir ovaya en iyi şekilde sahip çıkmamız gerekiyor. Bunun yolu da üreticimize sahip çıkmaktan geçiyor. Ancak bugün Ödemiş’te patates tarlada 15-25 kuruş deniliyor. O zaman üreticimiz nasıl geçimini sağlayacak, çocuklarına nasıl bakacak, toprağını nasıl ekecek dahası yaşadığı kırsalda duracak mı? Bunları sorgulamamız gerekiyor.”

    PATATES 2-3 YILDA BİR DİP YAPIYOR

    Patatesin diğer tarım ürünleri gibi 2-3 yılda bir dip yaptığını anlatan Çiftçi, şunları söyledi: “Normalde diğer sektörlere göre çok para kazanmıyor. Geçen yıllarda 1 kilo patatesin 9 kuruşa düştüğünü hepimiz hatırlıyoruz. Bu yıl da ilk olarak Adana’dan gelen sinyalle piyasanın kötü olduğu hissedildi. Adana’da turfanda 50 kuruşa düştüğünü öğrendik ve üreticinin isyan ettiğini gördük. Ülkede diğer alanlarda görülen baskı orada da çiftçi üzerinde görüldü. Çiftçimiz görünmek ve derdini anlatmak istiyor.”

    Ödemiş’te geçen günlerde söküm başladığını ve 10 gün içerisinde artarak devam edeceğini anlatan Çiftçi, “Bugün patates üretiminde kilo başına 50 kuruşa tekabül eden bir masraf varken patatesin daha ilk günden 25 kuruş olmasından bahsedilmesi çok kötü bir durumdur. Bu yüzde 80 zarardır. Böyle bir durumda çiftçimiz hayatını nasıl sürdürebilecek, kırsalda yaşamaya nasıl devam edecek. Çiftçimizin feryadı nasıl duyulacak?”

    Sorunun sadece arz fazlalığından olmadığına dikkat çeken Çiftçi, bazı rakamlar verdi. Rakamlar şöyle.

    “Sorun sadece arz fazlası olarak yansıtılmamalıdır. En büyük sorunlardan birkaçı üretim dengesizliği, ihracat tıkanıklığı ve aracıların çokluğudur. Arz fazlası üretimden kaynaklı sorun denilerek diğer konular göz ardı edilmemelidir. İstatistik rakamlarına göre 2002 yılında 5 milyon 200 bin ton patates üretimimiz varken, 2015 yılında 4 milyon 460 bin ton üretimimiz var. 1 milyon 980 bin dekar alanda üretim yaparken 1 milyon 530 bin dekar alanda üretim yapmaktayız. Yani gerilemiş durumdayız. Evet, zaman zaman verimdeki yükseliş her ne kadar denge kazandırmış olsa da geriledik. Ayrıca 2002 yılında 65 milyon nüfus varken, bugün 78 milyon ülke nüfusumuz var. 13,5 milyon nüfusumuz arttı. 2002 yılında kişi başına 80 kilo patates varken 2015 yılında kişi başına patates 60 kiloya düştü. Yani arz fazlalığı yok aksine yüzde 25 üretim kaybı var.”

    “ÜRETİME DOĞRU DESTEK VERİLMESİ, SOĞUK DEPOLAR ARTIRILMALI”

    Sorunun çözümü konusunda fikirlerini ortaya koyan Ferdan Çiftçi de, şöyle konuştu:

    “Çözüm noktasında ilk olarak üreticimizin girdi yükünü iyi derecede hafifletmek olmalıdır. Hep söylenen ancak bir türlü yapılamayan üretim planlamasının hayata geçmesi gerekmektedir. Destekleme planlı yapılmalıdır. Patatesten konuşuyoruz, patatesi her yerde destek vermeye gerek yoktur. Örneğin Ödemiş’te yılda iki kez patates yetişen yerde, Nevşehir’de, Adana’da üretime destek vermek gerekmektedir. Farklı bir örnek vermek gerekirse çeltik üretimine Edirne’de destek verilirse doğru ve yöresel destek verilmiş olur. Soğuk hava depoları artırılarak depolama ömrünün uzatılması gerekmektedir. En önemlisi ihracat tıkanıklığını çözmek gerekmektedir.”

    “İHRACAT TIKANIKLIĞINI ÇÖZMELİYİZ”

    Tarım ürünlerinde ithalatçı, gıda ürünlerinde ihracatçı ülke olduğumuzu söyleyen Çiftçi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tarım ürünlerinde bugün maalesef ithalat eden ülkeyiz. İhracatımızı komşu ülkelerimiz ile sağlıyorduk. Ancak bugün komşularımızla kavgalı durumdayız. Rusya ve Suriye ile başta olmak üzere İran, Irak gibi komşularımıza ihracatımız yok. Tarım aynı zamanda uluslararası ilişkileri olan bir sektördür. Ülkemiz bugün bahsedildiği üzere tarımda ithalatçı, gıda ürünlerinde ihracatçı ülkedir. Tarımda da ihracat eden bir ülke olmasını temenni ediyoruz.”

    “DEVLET PATATES ALIMI YAPABİLİR”

    Süt piyasasına yapılan müdahalenin, patates piyasasına tam anlamıyla yapılamayacağını söyleyen Çiftçi, son olarak şunları kaydetti: “Süt piyasasında düşüş yaşandı ve Gıda Tarım Hayvancılık Bakanlığı süt piyasasına müdahale ederek sütün litre fiyatını daha önce olduğu fiyata çekti. Patateste bunun yapılabileceğini düşünmüyorum ama piyasayı rahatlatmak adına devletin üreticiden belirlenen bir fiyatta patates alması olabilir. Belirlenen bir fiyatta sektördeki taban fiyatı oluşturmuş olur, devlet aldığı patatesi yardıma muhtaç ailelere ya da yardıma muhtaç bir ülkeye dağıtabilir.”

  • Tıbbi Cihaz Üretiminde Hamle

    Bursa Ticaret ve ¬Sanayi Odası (BTSO), ithalatın yoğun olarak yaşandığı tıbbi cihazlar alanında yerli üretimin payını artırmak için ‘Sağlık Teknolojileri Kümelenmesi’ni hayata geçirdi.

    BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, medikal teknolojileri ithalatının dış ticaret açığı verilen stratejik sektörlerden birisi olduğunu söyledi. BTSO olarak Türkiye’nin ve Bursa’nın bu alandaki payını güçlendirmek istediklerini dile getiren Burkay, “Tıbbi cihazlar sektörü her ülke için en öncelikli ve kritik sektörlerden birisi. Dünyada güçlü ekonomilere sahip ülkelerin bu sektörde de büyük bir paya sahip olduğunu görebiliriz. BTSO olarak bizler de Sağlık Konseyi’mizin desteğiyle medikal teknolojileri sektöründe üretim yapacak firmaların Bursa’da kümelenmesini istiyoruz. Yüksek teknoloji üretimin merkezi olacak TEKNOSAB’a sağlık teknolojileri yatırımlarının gelmesini de hedefliyoruz. Bu anlamda bizlere her alanda desteğini esirgemeyen Sağlık Bakanımız Sayın Mehmet Müezzinoğlu’na teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

    BTSO’nun yürüttüğü 5. Kümelenme olan Sağlık Teknolojileri Kümelenmesi’nin tanıtımı ise iş dünyası temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. BTSO Altıparmak Binasında düzenlenen Sağlık Sektörü Konseyi Genişletilmiş Toplantısı’na Uludağ Üniversitesi (UÜ) Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) Rektörü Prof. Dr. Arif Karademir, BTSO Yönetim Kurulu Üyesi İlker Duran, BTSO Sağlık Konseyi Başkanı ve Meclis Üyesi Dr. Mustafa Esgin, Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Prof. Dr. Rüstem Aşkın, Sağlık Bakanlığı Danışmanı Yüksel Özkan, meclis ve komite üyeleri ile sektör temsilcileri katıldı. BTSO Yönetim Kurulu Üyesi İlker Duran, 8 ayrı Ur-Ge projesi ile Türkiye’nin en çok Ur-Ge Projesini yürüten kurumu olan BTSO’nun kümelenme platformları ile de sektörler arasındaki sinerjiyi güçlendirdiğini ifade ederek, “Firmalarımızın gücüne ve potansiyeline inanıyoruz. Sektör temsilcilerimizin de katkılarıyla Bursa’mızı ileri teknoloji ürünlerinin üretildiği bir merkez haline getirmeyi amaçlıyoruz” diye konuştu.

    UÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay ise, tıbbi cihazlar üretiminde ilk başta önceliklendirmenin iyi yapılması gerektiğini belirterek, “Tıbbi cihazlar ve ilaçlar, Türkiye’de enerjiden sonra en önemli ithalat kalemlerinden birisidir. Bu trend bu şekilde devam ederse açık büyümeye devam edecek. Yeni kurulması planlanan hastaneleri ve onların cihaz ihtiyaçlarını düşünürsek, mutlaka bu konuda yerli üretimin payı artırmalıyız. Bu cihazların üretilmesinin o kadar kolay olmadığını biliyoruz. Bu noktada tıp doktorlarının yanı sıra mühendislerve kimyagerlere de büyük işler düşüyor. Kaynaklarımızı doğru yönlendirmek için stratejik ajandamızdaki öncelikli maddelerin doğru bir şekilde yapılması lazım.”

    BURSA’YA SAĞLIK ÜNİVERSİTESİ KURULABİLİR

    BTÜ Rektörü Prof. Dr. Arif Karademir, BTSO’nun yürüttüğü projelere akademik kadrosuyla destek verebileceklerini anlatarak, “İş dünyamızdan gelen her talep bizim için çok önemli. Bizler sizin her zaman hizmetinizdeyiz. Türkiye’de üniversite sayılarının artması ve ihtisaslaşması çok önemli. Bu noktada Bursa’ya bir sağlık üniversitesi kurulabilir. Bu üniversitede tıp fakültesi, diş hekimliği, eczacılık ve termal turizmle ilgili eğitimler de verilir” diye konuştu.

    BURSA, TIBBİ CİHAZ ÜRETİMİNDE ÖNEMLİ MERKEZ OLABİLİR

    BTSO Sağlık Konseyi Başkanı ve Kümelenme Lideri Dr. Mustafa Esgin, Türkiye’de tıbbi cihaz sektöründe yaklaşık 1,7 milyar dolar ithalat, 250 milyon dolar da ihracat yapıldığını söyledi. İthalatın yüzde 50’sinden fazlasının Almanya ve ABD’den yapıldığını ifade eden Esgin, tıbbi cihazlar sektöründe bin 100’e yakın yerli üreticinin olduğunu dile getirdi. Medikal teknolojiler ithalatını azaltmanın tek yolunun yerlilik oranının artırılmasından geçtiğini söyleyen Esgin, “Konseyimizin de katkılarıyla dünyada ve Türkiye’de örnek kümelenme gruplarını yerinde inceledik. Birçok sektörde önemli bir merkez olan Bursa’nın sağlık teknolojilerinin üretiminde de pay almasını hedefliyoruz. Sağlık Teknolojileri Kümelenmemiz, firmalarımız arasında bir farkındalık oluşturacaktır. Bu noktada bizlere destek veren BTSO Yönetim Kurulu Başkanımız İbrahim Burkay’a da teşekkür ediyoruz” dedi.

    Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Prof. Dr. Rüstem Aşkın ise, BTSO tarafından kurulan Sağlık Teknolojileri Kümelenmesine her türlü desteğe vermeye hazır olduklarını söyledi.

  • Yozgat Nohut Üretiminde 8. Sırada Yer Aldı

    Yozgat 2015 yılı Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) verilerine göre nohut üretim alanları açısında 7’inci, üretim miktarı açısında ise 8’inci sırada yer aldı.

    Yozgat Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Ziyaattin Özdemir, ekonomisi büyük ölçüde tarım ve hayvancılığa dayalı olan Yozgat’ta kuru ve sulu şartlarda yapılan tahıl üretiminin yanı sıra yemeklik baklagiller ve bunlar içerisinde özellikle kuru tarım ve nadas alanlarında üretime elverişli olan nohut ve mercimeğin geniş bir ekim alanına sahip olduğunu söyledi.

    Yozgat’ın 2015 yılı TUİK verilerine göre nohut üretim alanları açısında 7’inci, üretim miktarı açısında ise 8’inci sırada yer aldığını ifade eden Özdemir, “Nohut, ilimizde bu denli geniş çaplı bir ekiliş alanına sahip ve tarım işletmeleri açısından önemli bir üründür. Bu nedenle nohut ile ilgili uygun ve verimli çeşitlerin belirlenmesi, nohut yetiştiriciliğinde bazı yıllarda çok yüksek oranlarda ürün kayıplarına neden olan nohut antraknozuna toleranslı ve dayanıklı çeşitleri tespit edilmesi amacıyla Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğümüzce Nohut Demonstrasyonu yapılması uygun bulundu.” dedi.

    Nohut demonstrasyon çalışması kapsamında Eskişehir Tarımsal Araştırma Enstitüsü ve Samsun Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nden temin edilen Azkan, Akça,Yaşa 05, Çakır, Sezenbey ve Çağatay olmak üzere 6 nohut çeşidine ait sertifikalı tohum ekimi yapıldığını kaydeden Özdemir, “6 Nisan’da ilimiz merkez ilçede, nohut ekiminin yoğun olarak yapıldığı bir bölgede ekim gerçekleştirildi. Gerekli bakım işlemleri ve kontrolleri yapılarak devam ettirilecek demonstrasyon çalışması sonuçlarının hasat sonunda çiftçilerimizle paylaşacağız. Elde ettiğimiz veriler doğrultusunda da çiftçimizi yönlendireceğiz.” ifadesini kullandı.