Etiket: Üretimi

  • Şener: “Yerli Otomobil Üretimi İçin En Doğru Adres Bursa”

    Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Üyesi Cüneyt Şener, yerli otomobil için en doğru adresin Türkiye’nin otomotiv üssü Bursa olduğunu söyledi.

    Türkiye’de oda ve borsalara rol model olan BTSO’nun sektörel konseyleri, Bursa ekonomisine yönelik çalışmalarına devam ediyor. BTSO Otomotiv ve Taşıt Konseyi; Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Proje Direktörleri İsmet Kağan Yıldırım ve Mustafa Erdönmez’i ağırladı. BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Cüneyt Şener, toplantıda yaptığı konuşmada, Bursa’nın gelişmiş alt yapısı, genç ve kalifiye işgücü, rekabetçi ve güçlü tedarik zinciri ile Türkiye’nin otomotiv üssü olduğunu söyledi. Şener, sektörün uluslararası standartlarda üretim kabiliyeti ve ürün kalitesi ile dünya pazarlarına ihracat yaptığına dikkat çekti.

    Yerli otomobil üretiminin Türkiye’nin stratejik hedeflerinde önemli bir yer tutacağını belirten Cüneyt Şener, “BTSO olarak ülkemiz adına tarihi bir fırsat yakaladığımız yerli otomobilin üretimi konusunda inancımızı ve kararlığımızı ilan ettik. Avrupa’nın en iyi otomotiv test merkezi, bildiğiniz gibi Bursa’mızda kuruluyor. İlk yerli otomobilimizin de Yenişehir’de hayata geçirilecek merkezde test edilmesini arzu ediyoruz. Yerli otomobilin Bursa’da üretilmesi durumunda kent ekonomisi önemli bir değer kazanacaktır” dedi.

    Yerli otomobilin Bursa sanayiinin 50 yıllık vizyonunu oluşturan Teknoloji Organize Sanayi Bölgesi’nde (TEKNOSAB) üretilmesini istediklerini anlatan Şener, bölgenin modern alt yapısı, güçlü lojistik ağı ve üretim modeli ile yüksek teknolojili yatırımların merkezi olacağına dikkat çekti.

    “YERLİ FİRMALARIMIZIN GELİŞMESİNİ SAĞLAMALIYIZ”

    BTSO Otomotiv ve Taşıt Konseyi Üyesi Halil Akgül, yerli üretimin büyük önem arz ettiğini ifade ederek, “Türkiye’nin ihracatında ve dışa bağımlılığın azaltılmasında yerli sermayenin ciddi katkıları var. Bursa ekonomisinin gelişmesinde de yerli aktörler her zaman desteklenmeli. Yerli firmalarımıza sahip çıkmalıyız. Firmalarımızın küresel ölçekte önemli bir noktaya getirilmesi için çalışmalıyız” dedi.

    BTSO Meclis Üyesi İbrahim Gülmez ise yerli markalara tüm sektörlerde destek verilmesi gerektiğini vurguladı.

    Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Proje Direktörü İsmet Kağan Yıldırım ise, ajansın çalışmaları ve hedefleri konusunda sunum yaptı. Yıldırım, Türkiye’nin otomotiv yan sanayiindeki mevcut gücü, Avrupa başta olmak üzere gelişmiş ülkelerde sektörün durumu ve geleceğine dair bilgileri paylaştı.

  • Yüksek Teknolojili Sarımsak Tohumu Üretimi Projesi Ödül Getirdi

    İstanbul Kültür Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Özge Çelik İTÜ Bigbang 2015 Girişimcilik Ekosistemi “Geleceği Kaçırma” temalı yarışmaya başvuran 3900 girişimci arasından 2.lik ödülüne layık görüldü. Doç. Dr. Çelik, tarımsal araştırma alanında çevresel streslere toleranslı bitki geliştirilmesi metotları üzerine yaptığı “Yüksek Teknolojili Tohum Üretimi” projesiyle İSO, İTÜ NOVA TTO ve EGE KİMYA tarafından ödüllendirildi.

    İstanbul Kültür Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Özge Çelik’e 2’nciliği getiren proje, sarımsağın üretimini yaygınlaştırmak ve sarımsak ihtiyacının yüzde 5’ini karşılayacak bir yatırım ile Türkiye’nin ilk yüksek teknolojili tohum üretimini gerçekleştirmeyi hedefliyor.

    Tarım ülkesi olmamıza rağmen dünya genelinde tohum ticaretinde yalnızca yüzde 1,7’lik paya sahip olduğumuzu söyleyen Doç. Dr. Özge Çelik, “Yılda 100.000 ton sarımsak üretimi gerçekleştirmemize rağmen, iç talebi karşılayamıyoruz ve yılda 4 milyon dolardan fazla sarımsak ithalatını Çin’den gerçekleştiriyoruz. Virüs enfeksiyonlarına bağlı olarak çiftçinin yaşadığı verim kayıpları, her yıl çiftçiye tohumluk maliyeti getirmektedir” dedi.

    Sarımsak yetiştiriciliğinin, emek yoğun bir uğraş olduğunu belirten Doç. Dr. Özge Çelik, sarımsağın, ülkemiz ve özellikle Kastamonu Taşköprü yöresi için de ekonomik değere sahip bir ürün olduğunu söyledi. Çelik, “Projenin hayata geçmesi ile virüsten ari, aynı boyutta, GDO içermeyen, üretim miktarında artış, üretim süresinde kısalma sağlayacak olan tohumlarımızın piyasaya çıkmasını, hem çiftçinin kazancının artırılması hem de ilgili yan sanayilerin geliştirilmesi amacıyla hedefliyoruz” diye konuştu.

    İKÜ Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Bitki Biyoteknolojisi Laboratuvarında Prof. Dr. Çimen Atak ile birlikte akademik çalışmalarını yürüten Doç. Dr. Çelik, yeni çeşitlerin ıslahı konusunda da yenilikler geliştirmeyi hedeflediklerini kaydetti.

    İş fikri ile yaz döneminden itibaren, İTÜ Arı Teknokent bünyesinde bulunan İTÜ Çekirdek ekosisteminde kurucusu olduğu TRD Biotek firmasının ilk ticari projesinin gelişmesi amacıyla çalıştığını belirten Doç. Dr. Özge Çelik, yarışmayı şu şekilde değerlendirdi: “Ekosistemde 3900 girişimci, 3900 farklı inovatif proje çok zorlu eleme süreçlerinden geçti. Akademik yaşantımın yanında, bu kadar genç, yaratıcı, eğitici ve yoğun desteğin sağlandığı, Türkiye’nin en büyük girişimcilik ekosisteminin bir parçası olmuş olmak da beni ayrıca hem bireysel hem bilimsel faaliyetlerimi yürütmüş olduğum kurumum adına gururlandırdı. 11 Kasım 2015 günü yapılan yarı final elemeleri sonucunda da projem, finale katılacak olan ilk 20 arasına seçildi. Maddi destek ödüllerinin yanı sıra, benim için en kıymetli ödül, İstanbul Sanayi Odası’nın ‘İSO Koza’ programının eğitim desteğini de almış olmak oldu. İSO’nun desteği ile tarımsal biyoteknoloji alanında önemli gelişmelere imza atacağımıza inanıyorum. Ayrıca İTÜ NOVA TTO, bu yıl TÜBİTAK Girişimcilik Destek Programı Uygulayıcı Kuruluşu olarak, projemi TÜBİTAK 1512 BİGG Destek Program Başvurusu’na da layık gördü. Umuyorum, TÜBİTAK’tan alacağım destek ile de gelişimimiz ivme kazanacaktır.”

    YENİ HEDEF: DOMATES

    Bir akademisyen olarak edindiği bilgilerin TRD Biotek firmasının yatırımları ile toplumsal fayda oluşturacak ürünlere dönüşecek olmasından memnuniyet duyduğunu ifade eden Doç. Dr. Özge Çelik, ilk ticari ürünleri olan sarımsağın ardından, önemli bir sanayi bitkisi olan domatese ait yüksek teknolojili tohum üretimini gerçekleştirmeyi hedeflediklerini sözlerine ekledi.

    “ÜNİVERSİTEDEN MEZUN OLDUĞUMDA, İNSANLIĞIN AÇLIĞINA ÇARE OLABİLİRİM DEDİM”

    Bitki Biyoteknolojisi, Bitki Hormonları, Transgenik Bitki Teknolojisi alanında akademik çalışma yapmak isteyen gençlere de seslenen İKÜ Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Özge Çelik, “Gıda olmadan hayat olmaz. Bu anlamda, yapılacak çalışmalar büyük önem arz ediyor. Ben üniversiteden mezun olduğum zaman, insanlığın açlığına çare olabilirim diye yola çıktım. Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü öğrencilerinin de bu yönde çalışmalar yapmayı hedeflemelerini isterim. Toprak verimlidir. Ekerseniz, bakarsanız size ürün verir. Cep telefonları olmadan hayatımızı devam ettirebilir, ancak tarım teknolojilerini takip etmezsek, geliştirmezsek, üreten tarafta olmazsak, tüketici olmaya devam ederiz. Yapılan istatistiksel öngörüler, 2050 yılında artan nüfusun gıda ihtiyacının, mevcut tarım alanlarının karşılayamayacağını göstermektedir. Bu sebeple, Moleküler Biyoloji ve Genetik öğrencilerine büyük görev düşüyor. Bir akademisyen olarak amacım, öğrencilerime örnek olmak ve onları bu anlamda cesaretlendirebilmek. Umarım bunu da gerçekleştirebilirim” dedi.

  • Kestane Üretimi Artırılmalı

    Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Çin’in tek hakim olduğunu kestane üretiminde, Türkiye’nin dünya üçüncülüğünü sürdürdüğünü bildirerek, “İklim ve toprak özelliklerimiz kestane üretimine çok uygun. Yıllık 63 bin tondan çok daha fazla kestane üretimi yapmamız mümkün” dedi.

    Bayraktar, hasadı süren kestane ile ilgili yaptığı açıklamada, 2008 yılında 55 bin 385 ton olan, 2014 yılında 63 bin 762 tona yükselen kestane üretiminin, bu yıl yüzde 0,9 azalmayla 63 bin 173 tona inmesinin beklendiği bilgisini verdi. Kestane üretiminde Çin, yüzde 82,1 payıyla açık farkla ilk sırada olduğunu, 2 milyon 9 bin 487 ton olan dünya kestane üretiminin 1 milyon 650 bin tonunu tek başına karşıladığını belirten Bayraktar, Güney Kore’nin 67 bin, Türkiye’nin 63 bin tonluk üretimleriyle dünyada ikinci ve üçüncü sırayı aldığını vurguladı. Türkiye’nin dünya kestane üretiminde yüzde 3,2 paya sahip olduğunu hatırlatan Bayraktar, hem Güney Kore’nin hem de Türkiye’nin üretim rakamlarının Çin karşısında çok yetersiz kaldığına dikkati çekti. Bayraktar, bu üç ülkeyi, üretimde Bolivya, İtalya ve Yunanistan’ın izlediğini belirtti.

    ÜRETİMDE AYDIN BİRİNCİ, KASTAMONU İKİNCİ, İZMİR ÜÇÜNCÜ

    Üretimin, Doğu Karadeniz’de gürgen, kızılağaç gibi ağaçlarla karışık olarak nadiren de saf kestane toplulukları şeklinde yapılırken, batıya doğru küçük gruplar halinde bol miktarda kestaneliklere rastlandığı bilgisini veren Bayraktar, “Bölgeler itibariyle kestane üretimde Ege Bölgesi, yaklaşık yüzde70’lik payla ilk sıradadır. İller arasında, 20 bin 989 tonla Aydın birinci gelirken, bu ili 10 bin 321 tonla Kastamonu, 10 bin 176 tonla İzmir ve 4 bin 242 tonla Sinop izlemektedir” dedi.

    İHRACAT ARTIYOR

    Kestanede üretimdeki sınırlı yükselişe karşın kestanede son 6 yıldır ihracatın sürekli arttığına dikkati çeken Bayraktar, 2009 yılında 4,9 milyon dolar olan ihracatın 2014 yılında 40,2 milyon dolara çıktığını, ithalatın da 0,37 milyon dolardan 0,4 milyon dolara yükseldiğini belirtti. Bayraktar, şunları kaydetti: “40 milyon doların üzerinde ihracat yapılan kestanede üretim hızla artırılabilir. Ülkemizin iklim ve toprak özellikleri bunu mümkün kılıyor. Tamamen doğal şartlarda üretilen kestanede, kapama bahçecilik yaygınlaştırılmalıdır. Üretim artışı için modern üretime geçilmelidir. Ülkemizde kestane, tamamen doğal şartlar altında yetiştirilmektedir. Hiçbir şekilde tarımsal ilaç, suni gübre kullanılmamaktadır. Başta nişasta ve şekerler olmak üzere iyi kalitede sindirilebilen lifli maddeler, protein, düşük oranda yağ, çeşitli mineral maddeler, B1, B2 ve C vitaminleri dolayısıyla kestanenin, besin içeriği zengindir.Tamamen doğal şartlar altında yetiştirilmesinedeniyle, beslenme diyetlerinde hatta çocuk mamalarında kullanılmaktadır.”

    MARKALAŞMAYA ÖNEM VERİLMELİ

    Meyvesinin yanı sıra ağacıyla da önemli bir ekonomik değerolan kestanede markalaşmaya önem verilmesi, modern ürünişleme tesisleri kurulması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, şu bilgileri verdi: “Tanıtım yapılır, üreticinin yetiştiricilik ve pazarlama konusundaki bilgi eksikliği giderilir ve kapama bahçelerin kurulması desteklenirse kestanede üretim de ihracat da artar. Bunun olmaması için bir sebep yok. Ülkemizin potansiyeli var.Kestane sektöründe üretim tekniği, hasat, depolama ve pazarlama konularında üreticide bilgi eksikliği bulunuyor.Bu konularda gerekli çalışmalar yapılarak üreticinin aydınlatılması ve modern tarım tekniklerinin uygulamaya konulması ürün kayıplarını azaltacaktır”

  • Yılmaz’dan Arıcılara “Üretimi Artırın” Çağrısı

    Arıcılarla buluşan Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, “Arıcılık sektöründe şehrimizin daha ileriye gitmesi noktasında elimden gelenin fazlasını yapmaya ben hazırım. Siz de bu sektörün bal üretim kabiliyetini yükseltin” dedi.

    Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, Samsunum-1 Gemisi’nde il ve ilçelerde arıcılık yapan arıcılarla buluştu. Başkan Yılmaz gemiye gelmeden önce Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Turan Çakır ve Büyükşehir Belediyesi AK Parti Grup Başkanvekili Nihat Soğuk arıcılarla deniz turu yaptı. Kısa bir deniz turundan sonra arıcılarla bir araya gelen Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz Büyükşehir Belediyesi olarak arıcılık sektörüne daha fazla katkı yapacaklarının sözünü verdi.

    “BÜYÜKŞEHİR’İN TÜM İMKANLARINI SEFERBER EDERİM”

    Arıcılara bizler tüm katkıyı vermeye hazırız beni çalıştırın diye seslenen Başkan Yılmaz, “Türkiye’de bal üretim kabiliyeti açısından Samsun ilk ona giren bir şehir. Ben arıcılık sektöründe şehrimizin daha ileriye gitmesi noktasında elimden gelenin fazlasını yapmaya hazırım. Sizlerden talebim beni çalıştırın. Büyükşehir olarak arıcılık sektörüne elimizden gelen tüm katkıları yapacağımıza burada tüm samimiyetimle söz veriyorum” diye konuştu.

    “ÜRETİMİ ARTIRIN”

    Bal üretiminin artırılması gerektiğine dikkat çeken Başkan Yılmaz, “Siz çalışın siz gayret edin. Siz bu sektörün bal üretim kabiliyetini yükseltin. Çünkü bal insan sağlığı açısından çok önemli. Ayrıca, dünyanın birçok ülkesine kıyasla mukayese ettiğimizde çok önemli bir bal üretim potansiyeline sahip coğrafyada yaşıyoruz. Kirlenmemiş dağlarımız ovalarımız, kirlenmemiş yaylalarımız da arı gibi insanlığa bu kadar faydalı dünya güzeli bir canlının ürünü olan balı insanımıza sunmak bunun miktarını artırmak herhalde bu ülkede insanlığa sunulacak en güzel işlerden bir tanesidir” dedi.

    BİRLİKTELİK ÇAĞRISI

    Son olarak arıcılara birliktelik çağrısı da yapan Başkan Yılmaz, “Sizler birlikte hareket ettiğiniz ve beni de doğru yönlendirdiğiniz takdirde biz bu konulara katkı verme noktasında herhangi bir tereddüt yaşamayız. Bu iş lazım bir iş. Hem şehrimiz ve hem de ülkemiz için. Bu işi biz yapmayalım deyip de cimri davranmamız söz konusu bile olamaz. Ben hayır gördüğüm her yerde bütün gücümle Büyükşehirimizin bütün imkanlarını o amaçla kullanmaktan asla tereddüt etmem. Bir hayır varsa o hayır bana da yansısın diye düşünürüm. Bir fani olarak hepimizin düşüncesi de bu değil midir zaten” şeklinde konuştu.

    Programa Samsun Arıcılar Birliği Başkanı Rasim Kaplan, Samsun Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü Kadir Güven ve çok sayıda arıcı katıldı.

    BAŞKAN YILMAZ DA SELFİE MODASINA UYDU

    Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, arıcılarla buluşmasını fırsat bilerek kendisiyle selfie çektirmek isteyenleri kırmayarak modaya uydu. Program sonrasında Başkan Yılmaz kendisi ile selfie çektirmek isteyenlerin ricasını kırmadı. Selfie çubuğunu eline alan Yılmaz’ın o anları objektiflere yansıdı. Çekilen fotoğraflar o anda sosyal medyada yayınlandı.

  • İspanya Ve İtalya’daki Azalan Zeytin Yağı Üretimi Türk Zeytin Üreticilerini Umutlandırdı

    İspanya ve İtalya’daki zeytin yağı üretiminin azalması Türk zeytin üreticilerini umutlandı.

    Türkiye’de geçen yıl 9 bin tona düşen zeytin ve zeytin ihracatı. bu yıl İspanya ve İtalya’daki zeytin yağı üretiminin azalması nedeniyle 15 bin tona ulaşması bekleniyor. Kilis’in en önde gelen zeytin üreticilerinden Şerif Mercimek, bazı avrupa ülkelerindeki üretim düşüşün Türkiye’deki zeytin ve zeytinyağı sektörünü olumlu etkileyeceğini ifade etti. Dünyanın en lezzetli aromalı zeytinyağı Kilis ve çevresinde üretildiğini ifade eden Mercimek, “Geçen yıl hem Kilis’te, hem Türkiye’de hemde dünyada zeytin üretiminde gerileme yaşanmıştı. Bu yıl ise özellikle İspanya ve İtalya’da zeytinyağı üretimindeki azalma var. Bu yıl Türkiye’den ihracatta artışı yaşanacağını düşünüyoruz. Dünyada zeytinyağı tüketim oranının 3 milyon tonu bulunuyor. Bu ihtiyacın karşılanmasında büyük sıkıntı yaşanacak. Bu gelişme Türkiye zeytin ve zeytinyağı sektörünü olumlu etkileyecek. 9 bin tona gerileyen ihracatın yeni sezonda 15 bin tonu geçmesinin bekliyoruz” dedi.

    Dünyada bir zeytinyağı açığı oluşacağını savunan Mercimek, Suriye ve Fas gibi ülkelerdeki üretim eksikliği ile sıkıntının hat safhaya ulaşacağını kaydetti. Zeytin yağı açığı için dünyanın Türkiye’ye yöneleceğini belirten Mercimek, “Zeytin yağı açığını kapatmak için İspanya, İtalya gibi oyuncu konumundaki ülkeler, Suriye ve Fas’ı bitirdikten sonra Türkiye’ye dönüp mal alacaklar. Bu da ihracatın yeni sezonda kuvvetli olacağını, 15 bin tonu çok rahat geçeceğini gösteriyor. Bu bakımdan ’şanslıyız’ diyebiliriz” diye konuştu.