Etiket: Üretimi

  • Turgut Özal Üniversitesi Elektrik Üretimi İçin Harekete Geçti

    Turgut Özal Üniversitesi, güneşten enerji üretebilmek için kolları sıvadı. Merkez kampüste kurulacak güneş evinden elde edilen elektrikle kampüs koridorlarının bir kısmı aydınlatılacak. Yaz aylarında ise oluşan fazla enerji depolanabilecek.

    Proje Koordinatörü Turgut Özal Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vedat Kıray, güneşten elektrik üretimi ile ilgili olarak, “Turgut Özal Güneş Evi Projesi kapsamında prototip evin yapımına başlandı. Güneş evinde başta güneş enerjisi olmak üzere yenilenebilir enerji kaynakları, akıllı şebeke ve mikro şebeke konularında araştırmaların yapılmasını hedefliyoruz. Projede hedeflenen çalışmalar iki yüksek lisans ve iki lisans tezi olarak ele alıyoruz. Güneş evinde üretilen enerji ile üniversitenin güneş almayan bazı koridorlarının aydınlatılması ve bu aydınlatma yapılırken gelişmiş LED teknolojisinin ve direkt doğru akım aydınlatma yönteminin kullanılmasını planlıyoruz. Enerji fazlasının oluşabileceği yaz aylarında fazla enerjinin akü bankasında depolanması ve diğer ihtiyaçlar için invertörler üzerinden kullanılmasını hedefliyoruz” dedi.

    Güneş evinin çatısında hareketli ve sabit olmak üzere 400W’lık iki PV panel grubu bulunduğunu anlatan Doç. Dr. Kıray şöyle devam etti:

    “Sabit paneller 35 derece açıyla güney istikamete bakıyor, hareketli paneller ise özel bir tasarım ile ele alınarak döner çatı üzerine yerleştirilmiş durumda. Döner çatı tasarımı ile bütünleşik çatı ve güneş takip sistemlerine bir örnek uygulama oluşturmayı hedefliyoruz. Geliştirilen elektromekanik tasarımda farklı ebatlardaki çatılara uygulanabilecek modüler bir yapı oluşturuldu. Çatının yatay hareketi için iki adet redüktörlü DC motor ve panellerin dikey hareketi için bir sonsuz vida mekanizması kullanıldı. Ayrıca elektromekanik sistemin bina içinden gözlemlenebilmesi için evin tavanına 1.5 m çapında özel bir pencere yerleştirdik. Bahsedilen farklı kullanımların organizasyonları ve izlenmesi için gerekli olan enerji yönetim sisteminin oluşturulmasına yönelik çalışmalarımız devam ediyor.”

  • Aydın’ın Organik Zeytin Ve Zeytinyağı Üretimi Projesi Desteklenmeye Değer Bulundu

    Aydın İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün Avrupa Birliği Bakanlığı Erasmus+ Programı Yetişkin Eğitimi Personel Hareketliliği Programı kapsamında hazırlanan “AB Perspektifinde Organik Zeytin ve Zeytinyağı Üretimi” adlı projesi desteklenmeye değer bulundu.

    Yürütücülüğü Aydın İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından yapılan proje, Aydın Valiliği AB ve Dış İlişkiler Koordinasyon Merkezi, Çine Gelişim Vakfı, Karpuzlu Organik Zeytin Üretici Birliği ve İtalya’dan Istituto Per La Certificazione Etica Ed Ambientale kurumu oldu. Bütçesinin 42 bin 900 Euro olarak belirlendiği projenin amacının; doğal kaynakların ve çevrenin korunması, ekolojik dengenin ve sürdürülebilirliğin sağlanması, üreticiye güvenilir, kaliteli ürünlerin sunulması için insan sağlığına, çevreye zarar vermeyen, üretimde kimyasal girdi kullanılmadan, üretimden tüketime her aşaması kontrollü ve sertifikalı olarak yapılan organik zeytin/zeytinyağı üretimi, ürün işlenmesi, paketlenmesi ve pazarlama aşamalarında yeni yaklaşımlar kazanmak ve bu konularda eğitim/yayım tekniklerini geliştirmek olduğu belirtildi.

  • Elazığ’da Çilek Üretimi Geliştiriliyor

    Elazığ’da önemli bir yer tutan çilek üretiminin çeşitlerinin artması için başlatılan çalışmalar kapsamında 6 farklı türün denenmesine başlandı.

    Elazığ İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından Maden ile Kovancılar ilçelerinde çilek çeşit demonstrasyonu kuruldu. Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü’nde geliştirilen çilek çeşitlerinden Eren, Dorukhan, Hilal, Erenoğlu, Ata ve Doruk türlerinden 15 bin adet fide getirilerek, ekildi. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü İsmali Gürbüz, “Elazığ’da önemli bir yer tutan çilek yetiştiriciliğini geliştirmek amacıyla verimi yüksek sofralık ve sanayilik yeni çilek çeşitlerini ilimize kazandırmak için il müdürlüğümüz tarafından çalışma yapıldı. Yapılan çalışmada Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü’nde geliştirilen 6 farklı çilek çeşitlerinden 15 bin adet fide temin edildi” dedi.

    Gürbüz, temin edilen çeşitlerin demonstrasyon amaçlı ekiminin merkez Kuyulu ile Maden ilçesi Gezin ve Kovancılar ilçesi Şenova köyünde yapıldığını da aktardı.

  • Muz Üretimi Yeni Bir Rekora Koşuyor

    Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, muz üretiminin yeni bir rekora koştuğunu bildirerek, “2 yıldır rekor kıran muz üretimi, bu yıl da 269 bin 501 tonla yeni bir rekora ulaşacağı tahmin ediliyor” dedi.

    Bayraktar, yaptığı açıklamada, 1955 yılında 1070 ton olan muz üretiminin 1975 yılında 21 bin tona yükseldiğini, 1990’lı yıllarda 18 ile 36 bin ton arasında değişen üretimin, örtü altı üretimin yaygınlaşmasıyla, 2000 yılında 64 bin tona, 2003 yılında 100 bin tonu aşarak 110 bin tona ulaştığını belirtti. 2005 yılında 150 bin ton olan muz üretiminin, 2008 yılında 200 bin tonu aşarak 201 bin 115 tona yükseldiğini vurgulayan Bayraktar, 2009 yılında 204 bin 517 ton, 2010 yılında 210 bin 178 ton olan üretimin, 2011 yılında 206 bin 501 tona indiğini hatırlattı. 2012 yılında 207 bin 727 tona çıkan muz üretiminin, 2013 yılında 215 bin 472, 2014 yılında 251 bin 994 tonla rekor kırdığına dikkati çeken Bayraktar, muz üretiminin bu yıl da yüzde 6,9 artacağı ve 269 bin 501 tonla yeni bir rekora ulaşacağının tahmin edildiğini vurguladı.

    ÜRETİM VE TÜKETİM HIZLA ARTIRILMALI

    Üretimdeki rekorlara rağmen, muz üretiminin yurtiçi tüketimi hala karşılayamadığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

    “1990’lı yıllarda kişi başına yıllık 2 kilogramın altında olan muz tüketimi, halen 5-5,5 kilogram dolaylarında seyrediyor. Tüketim arttı. Üretim tüketimin yüzde 55’ini ancak karşılıyor. 2012’de 225 bin ton, 2013’de 235 bin ton, 2014’de 207 bin ton muz ithal edildi. İthalata rağmen ülkemiz 11 bin 172 ton da muz ihraç etti. Muz değerli bir ürün… Kalp, damar hastalıklarına iyi geldiği, kolesterolü düşürdüğü, kemik gelişimini desteklediği ifade ediliyor. B1, B2, C, A ve E vitaminleri içeriyor. Potasyum, demir, kalsiyum, fosfor, sodyum ve iyot açısından da çok zengin olduğu biliniyor. Bu kadar faydası olan muzun üretimini ve tüketimini hızla artırmak zorundayız. Avrupa ülkeleri Türkiye’nin kişi başına 3-4 katı muz tüketiyor. Ülkemizin muz tüketimi de artacak.”

    ÜRETİMİN YÜZDE 70’DEN FAZLASI ÖRTÜ ALTINDAN

    Türkiye’de muz üretiminin örtü altı üretim başlamasıyla hızla geliştiğini bildiren Bayraktar, “1999 yılında 15 bin 995 ton olan örtü altı muz üretimi, 2014 yılında 180 bin 88 tona yükseldi. 2014 yılında, ülkemizde üretilen muzun yüzde 70’den fazlasının yüzde 71,5’inin örtü altında yetiştirildi. Örtü altı üretime geçişle birlikte muzda verim ve üretim artışı sağlandı” dedi.

    KONYA’DA BİLE MUZ ÜRETİLDİ

    Ülkemizde muz yetiştiriciliğinin Akdeniz Bölgesi’nin Mersin ve Antalya illerinin mikro-klima özelliği gösteren bazı ilçelerinde ekonomik olarak yapıldığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

    “Muz, Mersin ilinde yoğun olarak Anamur ve Bozyazı ilçelerinde genellikle örtü altında yetiştirilmektedir. Antalya’da ise Gazipaşa’da yetiştiricilik genellikle açıkta, Alanya’da ise yetiştiricilik açık yanında örtü altında da gerçekleştirilmektedir. Son yıllarda yetiştiricilik alanlarında Mersin’in Erdemli, Antalya’nın Kumluca ve Finike ile İskenderun’un Arsuz ilçesine kadar genişlemeler oldu. Konya’nın Çumra ilçesinde serada az da olsa muz üretilmeye başlandı. Fakat, ülkemizde muzun yüzde 99,8’ini Mersin ve Antalya üretiyor. Mersin, 2014 yılında 182 bin 803 ton, Antalya 66 bin 953 ton muz üretti. Üretimde Mersin’in payı yüzde 72,5’i bulurken, Antalya’nın payı yüzde 26,6’ya yaklaşıyor. Bu iki ilimiz dışında, Hatay’da 2 bin 208 ton, Adana 23 ton, Konya’da 7 ton muz üretiliyor.”

    YAPILMASI GEREKENLER

    Muzda üretimin tüketimi karşılamamasının başlıca sebebinin iklim olduğunu vurgulayan Bayraktar, yapılması gerekenlerle ilgili şu bilgileri verdi:

    “Ülkemiz, açıkta muz üretimi için uygun iklim koşullarına sahip değil. Yine de ülkemizin muzda kendine yeter hale gelmesi için, sulama suyuyla ilgili altyapı sorunları çözülmelidir. Üreticilerin korunması amacıyla ithal edilen muza yüzde 145,8 gümrük vergisi önemlidir. Muzdaki en önemli destek olan gümrük vergisi devam etmeli ve vergi oranı düşürülmemelidir. Muz üretilen bölgelerde yaşanan sorunları tespit etme, sorunları çözme konusunda hazırlanacak projelerle üretim maliyetlerini azaltıcı, verim ve kaliteyi arttırıcı çalışmalar yapacak Muz Araştırma İstasyonu açılmalıdır.”

    “MARKALAŞMAYA GİTMEK ZORUNDAYIZ”

    Sera yapımının teşvik edilmesi gerektiğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

    “Araştırma kuruluşları sebze seralarından daha yüksek olan ve farklı bir teknolojiyle kurulması, işletilmesi gereken muz seraları ve sera içi donanımlarla ilgili çalışmalar yapmalıdır. Yerli muzun en önemli sorunlarından biri de raf ömrünün kısalığıdır. Üretim, işleme, paketleme ve pazarlama sırasında karşılaşılan sorunlar nedeniyle yerli muzun meyve kabuğu çatlamakta, kararmakta ve rafta kısa sürede bozulmaktadır. İthal muza karşı bir dezavantaj olan bu durumun giderilebilmesi için yerli muzun raf ömrünün uzatılabilmesi için gerekli çalışmalar yapılmalı ve uygulanmalıdır. Raf ömrünü uzatmak zorundayız. Sera malzeme ve ekipmanlarından demir, çimento, damlama hortumu, boya, cıvata, plastik örtü ve benzeri malzemelerdeki Katma Değer Vergisi (KDV) inşaat yerine tarım kaleminden alınmalı ve KDV oranı düşürülmelidir. Muzda pazarlamadaki sorunların çözümü konusunda, paketleme ve sarartma tesislerinin kayıt altına alınması ve standardizasyonu, paketlemede kullanılan ambalajların standartlara uygun hale getirilmesi, izlenebilirliğin sağlanması önem taşımaktadır. Yine pazarlama açısından muzda markalaşma önemlidir. Markalaşmaya gitmek zorundayız.”

  • (Özel) IŞİD Tehlikesi Petrol Kuyularında Üretimi Yarıya Düşürdü

    Atlantik Konseyi Enerji ve Ekonomi Zirvesi’nde konuşan Kuzey Irak Doğalgaz Kaynaklar Bakanı Ashti Hawrmi bölgedeki petrol ve doğalgaz rezervlerinin IŞİD tehlikesi altında olduğunu ifade ederek finansal açıklık yaşadıklarını söyledi. Tehlike nedeniyle söz konusu bölgelerde petrol kuyularında üretimin yarı yarıya düşüş yaşandığı açıklandı.

    “Irak-Kürdistan Bölgesi’ndeki Enerji Güvenliğine Bakış” oturumu Kuzey Irak Doğalgaz Kaynaklar Bakanı Ashti Hawrmi, Genel Enerji Direktörü Tony Hayward, BMol Irak eski Sorumlusu Zalmay Khalilzad ve Repsol Gaz Direktörü Alberto Galicia Zamorano ‘nın katılımı ile gerçekleşti. Oturumda enerji sektörünün önde gelen temsilcileri hazır bulundu.

    Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin bölgesindeki petrolü Bağdat’tan bağımsız olarak satmaya başlamasına yönelik ticari hacmin ele alındığı oturumda özellikle bölgedeki IŞİD faktörü ve alınması gereken güvenlik önlemleri konuşuldu. Kuzey Irak Doğalgaz Kaynaklar Bakanı Ashti Hawrmi, bölgedeki IŞİD terör örgütünün varlığının sadece Irak açısından yürütülecek bir mücadele ile değil uluslararası platformun tek ses olarak hareket etmesi gerektiğini belirtti. Terörle mücadelede finansal açıklık yaşadıklarını ve sektöre oranla 3-4 ay geride olduklarını aktaran Bakan Ashti Hawrmi, “Bu sadece Irak’ın savaşı değil Amerika’nın Avrupa’nın savaşı. Dolayısı ile bu mücadele sadece Kürdistan’nın ve Irak’ın değil tüm dünyanın mücadelesi haline gelmeli. Maliyetlerimiz her hafta yükseliyor bu terörle mücadele söz konusu olduğunda . Finansal açık yaşadık şu anda 3-4 ay gerideyiz. Haziranda doğrudan petrolü satalım diye bir karar verdik ama boşlukları da bu açıkları da kapatamadık. Bu petrol için daha fazla ücret ödendi bu dönem için. Satışlardan elde ettiğimiz gelirler masraflarımıza yetmiyor. 2016’ya geldiğimizde ümit ediyorum ki daha iyi olacak.

    “İHRACAT VAR ANCAK GELİR YOK”

    Kuzey Irak Doğalgaz Kaynaklar Bakanı Ashti Hawrmi ortak çalışılan zeminde taahhütlerin olduğunu düzenli ödemeler gerçekleştirdiklerini petrolden sürekli olarak arz-talep ile karşılaştıklarını ancak gelir konusunda istenilen miktara ulaşamadıklarını belirtti. Bakan Hawrmi; “ İhracat kapasitemiz arttı. Şimdi Kürdistan’dan her gün ihracat yapıyoruz. Yeterince gelirimiz yok. Fiyatlar çok kötü. İhracat bakımından kötü. IŞİD yüzünden çoğu ödemelerimizi yapamıyoruz önümüzdeki zaman diliminde 1 milyon varil olarak düşünüyoruz ihracatı ama petrolün arzını arttırmamız gerekiyor. Örneğin, Kürdistan ihracatını durdurdu diyelim bu 700 bin varil söz konusu olduğunda ise 1 dolar bile artmayacaktır fiyatlar. 700 bin psikolojik bir durum.

    “TÜRK ŞİRKETLERİNİN İYİ NİYETİ ORTADA”

    Türkiye’nin Rusya, İran ve Azerbsaycan’dan tedarik ettiği doğalgaz kaynağında yüzde 50 oranında yarı yarıya düşüş sağlaması planlanan Kürt gazı için öngörülen 2019 zaman dilimine ilişkin de değerlendirmede bulunan Bakan Bakan Hawrmi şunları söyledi: “ Türkiye ile önümüzdeki 2019’a kadar bu olacak. Bu konuda bir takım ilerlemeler de kaydettik. Türkiye’ye karşı taahhütlümüz var ancak iyi mobilize olmamız lazım, destek ve alt yapı devam ediyor. Türk şirketlerinin iyi niyeti ortada. Herkes bu gazı Türkiye’ye istiyor. İkinci faz ise Avrupa’ya gidecek transit yolu da Türkiye olacak.”

    Genel Enerji Direktörü Tony Hayward da 2020 yılının ilk çeyreğinde Kürdistan bölgesinden gelmesin planlanan gazın Türkiye transitli Avrupa’ya kaynak olacağını söyledi. Söz konusu adımların özellikle Türkiye – Kürdistan ilişkilerinde dönüşüm oluşturacağına dikkat çeken Hayward; “ Hem Kürdistan hem de Türkiye açısından bu da Türkiye Kürdistan ilişkisini olumlu etkileyecektir” dedi.

    “HERKES IŞİD TEHLİKESİ ALTINDA”

    Erbil ve Bağdat ilişkilerinde iplerin gerilmesi petrol üretimi gerçekleştirilen şirketleri zor duruma soktuğunu açıklayan Repsol Gaz Direktörü Alberto Galicia Zamorano da, “ Günde 600 bin tonluk bir petrolden bahsediyoruz. Burada ek petrolden bahsetmiyor çeşitli arama çalışmaları devam ediyor. Kürdistan azından bölgesel enerji sağlaması için gelecek vaat eden bir alan. Bu dönemi yönetmek bu zor. Eğer doğru şeyler yapılırsa başarılı olunabilir. Petrol üretimindeki risk üretim yapan şirketler bir şekilde tanzim edilemezlerse sıkıntı yaşarlar. Şirketler bu anlamda zorluklar yaşayabiliyor ek yatırım yapmalılar mı yapmalılar mı? diye. Bazı kuyulardaki üretim düşüşe geçmiş durumunda. Bununla nasıl başa çıkılabileceğinin üzerinde durulmalı. Kürdistan ekonomisini sürdürülebilir kılması için. Çünkü herkes IŞİD tehlikesi altında. Uluslararası topluluklar bu konuda yardım ederse Bağdat Erbil ilişkisi de netlik kazanırsa Kürdistan’ın enerji tablosuna pozitif sağlayacaktır.”