Etiket: Üretimi

  • Sivas’ta organik bal üretimi yaygınlaşıyor

    Sivas’ta organik arıcılığın gelişmesi amacıyla 12 köyden 20 üreticiye kovan ve sertifikasyon desteği verildi.

    Sivas İl Özel İdaresi Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü ile Sivas Arıcılar Birliği ile birlikte yürütülen organik arıcılık ve organik bal üretimi projesi ile bölgede kontrollü bal üretiminin amaçladığı proje kapsamında, İl Özel İdaresi tarafından merkeze bağlı Karabalçık, Hafik Tozanlı bölgesinden Akkaya, Alibeyli, Çaltılı, Ekingölü, Gülpınar, Oymadere, Olukbaşı ve Otmanalan ile Tecer Dağı yöresinden ise Demiryazı, Hacımirza ve Karaşar köylerinden toplam 12 köyden 20 üreticiye organik arıcılık için kovan ve sertifikasyon desteği verildi.

    Projenin amacı ile ilgili bilgi veren Sivas İl Özel İdaresi Tarımsal Hizmetler Müdürü Fahri Keskin, Tozanlı Vadisi’nde engebeli arazi nedeniyle tarım ve hayvancılık yapılamadığını belirterek, “Bu yöre bitki popülasyonu açısından çok elverişli. Tarım yapılmadığından ilaç kullanımı, kimyasal girdi kullanımı da hiç yok. Böylece bu bölgemiz organik arıcılık için de elverişli bir yer olmaktadır. Bölge halkı için tek faaliyet alanı ve ekonomik getirisi olan sektör arıcılıktır. Organik arıcılığın bilinçli olarak yapılmasının ve yaygınlaştırılması halinde bölge halkına önemli ekonomik getirisi olacaktır. Buradaki üretimin organik ürün sertifikalı ve bilinçli yapılması için çalışmalar yapılması gerekmekte olduğu gerçeğinden yola çıkılarak Sivas Arı Yetiştiricileri Birliği’nin talepleri doğrultusunda projemiz hazırlanarak uygulamaya konulmuştur. Bu amaçla ilk etapta 20 üretici üretime başladı. Sertifikasyon bedeli de kurumumuz tarafından karşılanmak suretiyle sertifikalı organik bal üretimi başlatılmıştır.” dedi.

    Sertifikalı organik arıcılık için mutlak gerekli olan boyasız kovanlardan 400 adetinin İl Özel İdaresi tarafından karşılandığını belirten Keskin, “Bu çalışmanın yıllık sertifikasyon ücreti de kurumumuzca ödenerek 20 arıcı ile organik arıcılığa geçiş sağlanacaktır. Bu arıcıların organik arıcılık sistemine alınması ile birlikte daha sistemli, kontrollü ve bilinçli bir arıcılık yapılmış olacaktır. Kovan başına organik arı ürünleri 20 kilogram bal, 1 kilogram polen, 500 gram propolis ve 10 gram da arı sütü elde edilmesi öngörülmekte olup bir üreticinin parasal getirisi 22 bin 200 TL, toplam getiri ise 444 bin TL olacaktır” diye konuştu.

    Arıcılar Birliği İkinci Başkanı Turan Ceylan ise organik arıcılık projesine katkı sunan Sivas İl Özel İdaresine teşekkür etti ve sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Organik arıcılığa biz bu proje ile başladık. Bize büyük destekler veren İl Özel İdaresine teşekkür ediyorum. Bizlere kovan dağıtımı yapıldı. Organik mum alımında yardımcı olundu. Sertifikasyon kuruluşunun bedelini ödedi. Bugünlere onların sayesinde geldik. Tozanlı yöresindeki organik arıcılığı yaşadığım sürece sürdürmeye devam edeceğim. Katkı yapmadan, mum vermeden, ilaç vermeden doğal bir şekilde üretimin yapıldığını gördük ve devam ediyoruz. Sertifikasyon kuruluşunun bize bazı sorular soruyor. Arılara ne yedirdiğimizi, ne yaptığımızı denetliyorlar. Arılar kışın aç kaldığı zaman, bir önceki yıldan kalan ballarımızı veriyoruz. Sadece Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının izin verdiği organik mumları ve organik ilaçları kullanıyoruz. Doğal yöntemler uyguluyoruz. Bunların dışında herhangi bir katkı maddesi kullanmıyoruz. 2 yıldır organik arıcılık yapmaktayız.”

    Tuscert Ulusal Sertifikasyon Hizmetleri Temsilcisi Ercan Banus da Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 5262 sayılı Organik Tarım Yönetmeliği kanunu ile vermiş olduğu yetkiyle birlikte Türkiye genelinde organik tarım üzerinde sertifikasyon hizmetleri verdikleri kaydetti Ercan Banus, “Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 5262 sayılı Organik Tarım Yönetmeliği kanunu ile vermiş olduğu yetkiyle birlikte Türkiye genelinde organik tarım üzerinde sertifikasyon hizmetleri veriyoruz. Organik arıcılık yapan işletimlerin 2016 yılı kontrolleri yapılıyor. Organik arıcılıkta yönetmelik çerçevesinde herhangi bir aksilik olmaması için tamamen güvenilir bir şekilde, üretimden tüketime kadar organik bal üretiminin kontrolü yapılmaktadır. Bunun dışında herhangi bir üretime, organik üretim denilemez. Doğal üretimden farkı kontrol ve sertifikasyon kuruluşları tarafından üretimden tüketime kadar gözlem için tüketiciye sunulmasıdır” ifadelerini kullandı.

  • Türkiye’nin En Büyük Biyogaz Ve Elektrik Enerjisi Üretimi Tesisi Açıldı

    Aksaray’da faaliyet gösteren Sütaş Fabrikası’nın Biyogaz ve Elektrik Enerjisi Üretim Tesisi açılışı gerçekleştirildi.

    Aksaray Organize Sanayi Bölgesi (OSB)’nde gerçekleştirilen törene, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Ali Rıza Alaboyun, Aksaray Valisi Aykut Pekmez ve Sütaş Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, Garnizon Komutanı Albay Levent Ölmez, sivil toplum örgütü başkanları, daire müdürleri ve çok sayıda davetli katıldı.

    “GÜNDE 880 TON SÜT ÜRETİMİ YAPIYORUZ”

    Açılış programında bir konuşma yapan Sütaş Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, 41 yılda kendilerine Türkiye’nin maşallah diyeceği, tüm toplumun güzellikle anacağı bir kurum nasip olduğunu belirterek, “Bugünlere gelmemize emeği geçen herkesi saygıyla yad ediyorum. İyi insanlardan oluşan bir ekibiz. Üreticimiz bizi tanıdıkça aynı gemi içinde can yoldaşı olduğumuzu anladıkça bize daha çok destek oldular. Bugün Sütaş’ta on binlerce kişiye dolaylı olarak istihdam sağlıyoruz. Sütten kazandığımızı süte yatırıyoruz. Başka hiçbir şey yapmıyoruz. Süt aşkımız tüketiciler tarafından takdir edildi ve markamız en sevilen süt ürünleri markası seçildi. Her 10 evin 8’inde bir Sütaş ürünü var. Dakikada Türkiye’de 2 bin 800 Sütaş paketi açılıyor. Yatırım yaptığımız tüm bölgelerde eğitim merkezi, uygulama çiftçiliği, yem fabrikası, geri kazanım ve enerji tesisleri kuruyoruz. 2008 yılında bu fabrikayı faaliyete geçirdik. 205 milyon dolar yatırdık biz bu fabrikaya. O tarihte Aksaray’da günde 220 ton civarında süt üretimi yapılıyordu. Bugün ise günde 880 ton süt üretimi yapıyoruz. Bu, günde 680 ton daha fazla üretilen süt 1 lira 15 kuruşla çarparsak günde 1 milyon lira fazla para girmeye başladı, Aksaray’a. Bugün Aksaray’da bin 472 kişiye istihdam sağlıyoruz. Binlerce aile buradan geçimini sağlıyor, emeğinin karşılığını alıyor. Bu fabrikamız bugün biyogaz, elektrik ve ısı enerjisine dönüşüyor. Bu tesis günde 800 ton atık işliyor. Bu kocaman fabrikanın elektriğini karşılayacak. Buradan 650 ton her gün sulama suyu çıkıyor. Topraktan aldığımızı tabiat anaya geri veriyoruz. Bu tesis Türkiye’de birçok ilklerin tesisidir. Bu tesisimize yaptığımız yatırımlar bugün itibari ile 26 milyon dolara ulaşacak. Süt aşkımıza yatırım yapmaya devam edeceğiz. Biz bu yatırımlara devam ederken sizleri yanımızda görmek en büyük heyecanımız, umudumuz” dedi.

    Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakan Yardımcısı Ali Rıza Alaboyun, Türkiye’de enerjinin çok önemli olduğunu belirterek, “Enerji hakikaten Türkiye’nin en büyük sorunu. Bugün 2015 yılı içerisinde Türkiye’de üretilen elektriğin yüzde 48’ini doğalgazdan ürettik. Doğalgazında yüzde 60’ını Ruslara bağımlıyız. Şunu diyebiliriz, ‘Neden doğalgaz da başka bir şey değil’ son 13 yılda ülkemizde ekonomi o kadar hızlı ilerledi ki bu gelişen ekonomi ile enerji talebi de ekonominin üzerinde bir talep doğdu. Doğalgazdan santral yapmak hem en ucuzdu hem kısa süreliydi. Kaynağa ulaşmakta en basitti. Çünkü Türkiye’nin her tarafını doğalgaz boru hatları ile döşemiştik. Bir kömür santrali yapmaya kalktığınızda en azından 7-8 yıl, bir nükleer santral en az 13-15 yıl arasında… Baya bir zaman alıyor. Ama enerji bakanlığı olarak biz bugün burada yanan şu enerjiyi 7 gün 24 saat, 365 gün 8 bin 760 saat sağlamak zorundayız. Bunu sağlamanın da tek kaynağı bizim ana kömür, doğalgaz ve nükleer santraller. Bu tesisimiz örnek bir tesis olacak inşallah. Çünkü bizim 2023 programındaki hedefimiz bin megavatlık biyogaz tesisi kurulmasıydı ama şu an gördüğüm kadarıyla 224 megavat bir kurulu güç var, Türkiye genelinde. Sanıyorum bu bin megavatı 2023’e ulaşmadan çok önceden yapacağız” dedi.

    Yapılan konuşmaların ardından Bakan Yardımcısı Ali Rıza Alaboyun, Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz ve protokol üyeleri ile birlikte açılış kurdelesi kesildi.

    Açılışın ardından protokol heyeti açılan tesiste incelemelerde bulundu.

  • BEÜ’den Uluslararası Standartlarda Keman Üretimi

    Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Devlet Konservatuvarı Çalgı Yapım Bölümü, ulusal ve uluslararası başarılarıyla dikkat çekiyor.

    Bülent Ecevit Üniversitesi Çalgı Yapım Bölümü öğretim planları, özgün ve düzeyli bir modelde çağdaş öğretim uygulamaları sunmak amacıyla uluslararası yaylı çalgı yapım enstitüleri ve yapım okullarının programları doğrultusunda günümüzün teknolojik standartlarına uygun olarak geliştirildi. Uluslararası standartlarda teknik malzeme ve donanıma sahip atölyelerinde çalgı üretimi yapılmakta ve çalgı yapımı yeni tasarımlarla ve yaklaşımlarla sürekli geliştirilmeye çalışılıyor.

    Devlet Konservatuvarı Çalgı Yapım Bölümü öğretim elemanları, dünyaca ünlü keman yapım yarışmaları olan Almanya – “Wittenwalt” International Violin Making Competition, İtalya Cremona “Triennale” International Violin Making Competition ve Polonya Poznan “Henryk Wieniawsky” International Violin Making Competition gibi yarışmalara katılarak Türkiye’yi başarı ile temsil ettiler. Çalgı Yapım Bölümünün 2015 yılı Nisan ayında Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nda gerçekleştirdiği sergi büyük bir ilgiyle karşılandı. Sergi akşamı verilen konserde dünyanın en önemli keman sanatçılarından Soyoung Yoon, bölümde üretilen bir kemanla konser verdi.

    Dünyaca ünlü piyanist Gülsin Onay ve keman sanatçısı Erkin Onay’ın 9 Nisan 2016 akşamı Bülent Ecevit Üniversitesi’nde verdikleri konserin bir kısmında, Erkin Onay, Çalgı Bölümünde üretilen kemanla konser verdi ve üretimin çok başarılı olduğunu ifade etti.

    Çalgı Yapım Bölüm Başkanı Öğr. Gör. Cem Dertsiz yaptığı açıklamada şunları söyledi:

    “Müzik sanatının en önemli gereksinimlerinden biri olan ’nitelikli’ çalgı üretimi görevini büyük bir ciddiyet ve sorumluluk duygusuyla üstlenen bölümümüzde, geleneksel yaylı çalgı yapımının tüm incelikleri, tüm dünyaca benimsenmiş etkin bilimsel yöntemler kullanılarak, akademik bir hassasiyetle öğrencilerimize aktarılmakta ve çok başarılı sonuçlar alınmaktadır. Bülent Ecevit Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Çalgı Yapım Bölümü yakın geçmişte yapmış olduğu başarılı üretim ve işlerle, ulusal ve uluslararası platformlarda adından başarı ile bahsettirmektedir. Bu çerçevede bölümümüzde üretilen çalgıların bazıları dünyaca ünlü müzisyenler tarafından konserlerinde çalınmakta olup ülkemizin saygın müzik yazarları ve usta sanatçılarından övgüler almıştır. Bu da üretilen çalgıların hem kalitesini göstermekte hem de çalgıların artık markalaşmaya başladığına işaret etmektedir.”

    Devlet Konservatuvarı Müdürü Yrd. Doç. Dr. İlker Kömürcü ise konuyla ilgili şunları söyledi:

    “Konservatuvarımızın üzerinde önemle durduğu ve adından söz ettirdiği konulardan biri de çalgı yapım alanıdır. Çalgı yapım bölümümüzde üretilen çalgılarla hem konservatuvarımızın çalgı ihtiyacı karşılanmakta hem de bu süreçte çok donanımlı çalgı yapımcıları yetişmektedir. Müzik dünyasının görünmez kahramanları olan çalgı yapımcılar maalesef akademik camiada da yeterli ilgiliyi görmemişlerdir. Bu alanda yapılan çalışmalar genelde deneme yanılma yöntemine dayanmaktadır. Konservatuvarımızın temel amaçlarından biri de çalgı yapımcılığını akademik ve bilimsel bir temele oturtmaktır. Çalgı yapım bölümümüz altyapı ve makine teçhizat anlamında oldukça donanımlıdır. Rektörümüz Sayın Prof. Dr. Mahmut Özer’in büyük destekleriyle artık tam donanımlı ve kapsamlı çalgı yapım atölyelerimiz, cila laboratuvarımız ve ağır tonajlı makinelerimizin bulunduğu ağaç atölyemiz bulunmaktadır. Öğrencilerimiz eğitim süreçlerinde bütün bu olanaklardan yararlanarak kendilerini en iyi şekilde geliştirmektedir.”

    Konuyla ilgili bir açıklama yapan Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özer, “Türkiye’de sadece dört üniversitemizde çalgı yapım bölümü bulunmakta olup çalgı üretiminde ülkemiz maalesef sıkıntılı bir durumdadır. Ülkemizdeki çalgıların büyük bir kısmı ithal ürünlerdir. Bülent Ecevit Üniversitesi olarak ülkemizdeki bu sıkıntının üstesinden gelmek üzere Çalgı Yapım Bölümümüze her türlü desteği vermekteyiz. Amacımız bu bölümün ülkemizdeki çalgı üretimi için bir dinamo vazifesi görmesi ve hem kaliteli eğitim hem de üretim açığını kapatmasıdır. Yurdumuzda genel olarak dışa bağımlı yaylı çalgı yapım sektörüne karşın, yerli üretim olan çalgıların, emek ve alın teriyle yoğrulmuş Zonguldak kentinin üniversitesinde, Bülent Ecevit Üniversitesi’nde üretiliyor olması da oldukça anlamlıdır. Bugün Türkiye’nin dört bir yanından sanatçılar ve sanatseverler çalgı yapım bölümümüzü ziyarete geliyor ve hayranlıklarını ifade ediyorlar. Verilen emeklerin karşılığını görmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Emeği geçen başta Devlet Konservatuvarı Müdürü Sayın İlker Kömürcü ve Çalgı Yapım Bölüm Başkanı Sayın Cem Dertsiz olmak üzere tüm öğretim elemanlarımızı kutluyor ve şükranlarımı sunuyorum” dedi.

  • Elverişsiz Hava Koşulları Kirazda Üretimi Düşürdü

    İzmir’in Ödemiş ilçesinde, sezonun ilk kirazı tezgahlarda yerini alırken, olumsuz hava koşulları kiraz üretiminde rekolteyi düşürdü.

    Ödemiş ilçesinde kiraz üreticileri, merakla bekledikleri kiraz hasadını yaptı. Yılın ilk turfanda kirazları, Bademli ve Bıçakçı mahallelerinde satışa sunuldu. Kirazın kilosu 7-10 TL arasında satılırken, bu yıl kiraz rekoltesi üreticileri memnun etmedi. Elverişsiz hava koşullarının üretimi etkilediğini ifade eden üreticilerden Engin Güven, kiraz üreticilerinin fiyatlardan yüzünün güldüğünü ancak üründe sıkıntı olduğunu söyledi.

    Ödemiş’te, yılın ilk kirazının görücüye çıktığını belirten Güven, şöyle konuştu: “Bademli ve Bıçakçı mahallelerinde ilk kez oluşan kirazların kilosu 7-10 TL arası satılıyor. Ancak bu yıl hava şartlarının kiraz için olumsuz ilerlemesi kirazda rekolteyi düşürdü. Bölgede geçen yıla göre kiraz üretimi hissedilir derecede düşmüş vaziyette. Burada üretilen Salihli kirazı dediğimiz kirazın pazarı yurt dışında. Ürünün yurt dışına gitmesinden dolayı fiyatlar yüksek. Bademli ve Bıçakçı bölgesinde yetişen kiraz bugün başta Almanya olmak üzere Belçika, Çin ve Hollanda gibi ülkelere ihraç oluyor. Üreticimiz açısından fiyatlar çok güzel ancak dediğimiz gibi üründe düşüş olmasından dolayı sıkıntı var. Önümüzdeki günlerde sezonun aynı seviyede gideceği tahmin ediliyor.”

  • STK’lar İçin Dijital Medyada İçerik Üretimi Sertifika Programı Düzenlendi

    Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Laboratuvarı, STK’lar için dijital medyada içerik üretimi sertifika programı düzenledi.

    Yetişkin nüfusun yarısından fazlasının internet kullandığı ülkemizde günde ortalama 4 buçuk saat bilgisayar ya da tabletten internete bağlanılıyor ve sosyal ağlarda da her gün ortalama 3 saat harcanıyor. Medyadaki dijital dönüşümle birlikte özel sektör ve kamu kurumları gibi sivil toplum da bilginin yönetimi, yeniden kullanılması ve içerik oluşturulması gibi alanlarda farklı ihtiyaçlarının farkına varıyor. Bu ihtiyaçtan hareketle Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Laboratuvarında “STK’lar İçin Dijital Medyada İçerik Üretimi Sertifika Programı” yapıldı. Dijital medyayı kullanarak kamuyu harekete geçirme, dijital için içerik üretme gibi konuların üzerinde durulduğu programda atölye çalışması şeklinde sivil topluma yönelik düzenlenen eğitime yoğun ilgi oldu.

    Dijital medyada içerik üretiminin dili, araçları ve yöntemleri konusunda bilgilenmek isteyen dernek, vakıf, platform ve inisiyatiflerden yoğun ilgi gören programda konuşan Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Eylem Yanardağoğlu, “İlk defa dijital medya içerik üretimi için bir sertifika programı düzenliyoruz. Program bir atölye çalışması şeklinde yani uygulamalı alanları olacak olan bir sertifika programı. Başka bir özelliği de ilk defa sivil toplum-üniversite işbirliği sayesinde düzenleniyor olması. Yaşama Dair Vâkıf’ın sivil sayfalar isimli portalıyla birlikte düzenliyoruz yani katılımcılar aynı zamanda internet haber portalı üzerinden içerik üretme olanağı bulacaklar, içerikleri orada yayınlama olanağı da bulacaklar” diye konuştu.

    Programa eğitmen olarak Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi akademisyenlerinin ve yüksek lisans öğrencilerinin de katıldığını belirten Doç. Dr. Eylem Yanardağoğlu, “Yeni Medya sürekli değişen, gelişen bir alan, bizim bu programda hedefimiz sivil toplum örgütlerinin ve platformların bu dünyadaki değişimleri takip etmelerini kolaylaştırmak. Sürekli güncelleme oluyor, bu değişimleri takip ederek onların kendi araçları için daha efektif olarak kullanmalarını sağlamaya çalışmak istiyoruz” dedi.