Etiket: Üretimi

  • Yenilenebilir enerji üretimi cari açığı azaltacak

    Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV), gerçekleştirdiği saha araştırmasında, Türkiye’nin cari açıkla mücadele edebilmesi için yenilebilir enerji kaynaklarına daha etkin biçimde yönelmesi gerektiği belirtildi.

    TEPAV tarafından yapılan saha araştırmasında, Türkiye’nin cari açıkla mücadele edebilmesi için yenilebilir enerji kaynaklarına daha etkin biçimde yönelmesi gerektiği belirtildi. Türkiye’nin en önemli ithalat kalemlerinin başında enerji sektörünün geldiği vurgulanan rapor uyarınca, yenilenebilir enerji, sürdürülebilir enerji politikaları, cari açıkla mücadele ve Türkiye’ye önemli fırsatlar sunuyor. Yatırımcılar, Türkiye’nin ekonomik sorunlarını da çözebilecek rüzgar ve güneş enerjisi sektörü için daha etkin ve uzun vadeli bir kamu politikası çerçevesine ihtiyaç duyuyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarının Türkiye’nin geleceği için önemli bir fırsat olduğunu kaydeden Abk ÇEŞME RES Proje Koordinatörü Erman Kaya, “Türkiye, rüzgar rejimi olarak çok verimli bir konumda. Rüzgar enerjisi, hem çevreci hem de sürdürülebilir sınırsız bir kaynak sağlıyor” dedi.

    “Trafo merkezleri kurulması gerekiyor”

    Türkiye’de rüzgar enerjisinin toplam enerji üretimi içinde yüzde 6,6 seviyesinde olduğu bilgisini veren Erman Kaya, “İzmir, Türkiye’de kurulu güç alanında en çok rüzgar enerjisiyle üretim yapan kent. Üretimde prosedürler sıkıntılı olduğu için yatırımları devreye almamız gecikiyor. Devlet kanalıyla bunu kolaylaştırmamız gerekiyor. Trafo kapasitemiz yeterli olmadığı için üretimi aktaramıyoruz. Ülke bazında düşündüğümüzde yatırımların önünün açılması için trafo merkezleri kurulması gerekiyor” diye konuştu.

    “Rüzgar ve güneş YEKA bölgeleri yatırımların önünü açacak”

    Yenilenebilir enerji üretiminin toplam üretimdeki payının artırılmasıyla dışa bağımlılığın da azalacağını vurgulayan Kaya, sözlerine şöyle devam etti: “Şu anda doğalgaza yüzde 46 civarında bağımlılığımız var. Bir diğer deyişle, Rusya’ya enerjide yüzde 65 bağımlıyız. Buradaki yerli kaynaklarımız öncelikle güneş ve rüzgar. Aydın ve Manisa bölgesi de jeotermal olarak zengin. Yatırımların önünü açmak gerek. Lisans alıp, ’belli bir süre bekleyip, iyi fiyata satarız’ düşüncesinde olanlar var. Şu anda devlet bunun önüne geçmek için yeni yönetmelikler uyguluyor. Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) bölgeleri ön plana çıkıyor. Bu gelişmeler, gerçek yatırımcıların bir an evvel yatırımlarını hayata geçirmelerini sağlayacak. Devlet sahayı belirleyecek, ölçüm ve ihaleyi yapacak. Türkiye’de üretilmiş yerli türbin, kanat ve gövdeyle yerli ekonomiyi harekete geçirecek.”

  • “Fındıkta üretimi Türkiye, fiyatı başkaları belirliyor”

    Trabzon Ziraat Odaları Koordinasyon Kurulu ve Arsin Ziraat Odası Başkanı Hasan Kozoğlu, randımanlı fındık fiyatının bugün 12 lira 25 kuruş olduğunu belirterek, “Üretici için iyi bir fiyat değil, bazı tarım ürünlerinde olduğu gibi fındıkta da tedbirlerin alınması gerekiyor” dedi.

    Üreticinin temkinli davranması gerektiğini dile getiren Kozoğlu, bu senenin fındık üreticileri için 2014 yılında yaşanan don olayından da kötü olduğunu kaydetti. 15 Temmuz’a kadar fındığın kaybolduğunu vurgulayan Kozoğlu, “Randımanlı fındığın fiyatı bugün 12 lira 25 kuruş. Üretici açısından iyi bir fiyat değil. Bu 14 ve 15 liraya kadar çıktı. Piyasada bir rekabet oldu. Firmanın bir tanesi fiyatı yukarıya çekmişti. Konuşup halletmişler. Piyasada tekelleşme var. Vatandaşın temkinli davranması lazım. İhtiyacı kadar fındığı pazara indirsin. Rekoltenin en az yüzde 20-25 revize edilmesi lazım. Çilleme hastalığı, yağmurlar, güneşler ve kuraktan fındık içini dolduramadı. Mayıs fındığının hiçbir faydası olmadı. Mayıs ayına kadar doğru düzgün fındık görülmedi. 15 Temmuz’a kadar bu fındık kayboldu gitti” ifadelerini kullandı.

    “Fındıkta tedbirlerin alınması lazım”

    Fındıkta üretimi Türkiye’nin yaptığını, fiyatı ise başkalarının belirlediği söyleyen Kozoğlu, “2014 yılında fındığın don olayında yandığı seneye göre bu sene ondan da kötü. Piyasa tek elden çalıştığı zaman rekabet olmadığı için adam istediği gibi oynuyor. Bu fiyat bizi memnun etmiyor. Yevmiye 100 lira. Bu sene her tarafta yevmiye yüksek oldu. Bunun maliyetini hesap eden yok. Bunu dile getirdiğimiz zaman da yevmiyeciler de çıkıp ’Gitsin kendi fındığını kendisi toplasın o zaman’ diyor, böyle bir şey var mı? Rekabet Kurulu’nun bu işi yeniden incelemesi lazım. Bunu dünyada bilmeyen yok. Fındık tekelleşmiş. Üretimi Türkiye yapar ama fiyatını başkaları belirler. Böyle bir şey olmaz. Vatandaşın ihtiyacı kadar fındık satması tavsiye ediyoruz. Fındık üreticisi her sene mağdur oluyor. Bazı tarım ürünlerinde olduğu gibi fındıkta da tedbirler alınması lazım” diye konuştu.

  • Nar üretimi ikiye katlandı

    Seyhan Ziraat Odası 2. Başkanı Cahit İncefikir, hasadı devam eden nar üretiminin 2010 yılından bu yana ikiye katlandığını belirterek, oluşan fırsatın iyi değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

    Türkiye’de üretilen 400 bin ton narın yüzde 70’nin Akdeniz kentlerinde yetiştirildiğini kaydeden İncefikir, Adana’da da 40-50 bin ton hasat yapıldığını belirtti. İncefikir, “Adana’da nar üretimimiz var. Ancak üreticiler pazarlama konusunda sıkıntılar yaşıyor. Ayrıca nar Avrupa’da işlenmiş olarak piyasaya sunuluyor. Türkiye’de kişi başına 2,7 kilogram olan nar tüketimi yeterli değil. Tüketimin artırılması, üretimi destekleyecektir” dedi. Türkiye’de nar üretiminde özellikle son 10 yılda dikkat çekici bir gelişme yaşandığını belirten İncefikir, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Nar ürünündeki son 10 yılda oluşan üretim patlaması iyi değerlendirilmeli, fiyat istikrarı sağlanmalı, ürün kayıpları azaltılmalı, ihracat artırılmalıdır. Nar’da 2009’da 9,4 milyon dolar olan ihracatımız hızla artarak, 2013’de 111,6 milyon dolara çıkmış, 2014’de 108,4 milyon dolar olmuştur. Talep edilen bir ürün olan narda ihracatın çok daha fazla rakamlara çıkarılabilir. İhracat desteklenmelidir. Soğuk hava depolarının yeterli olmaması da önemli bir sorundur. Narda hasat dönemi (10-15 gün) kısadır. Nar belli bir olgunluğa geldiğinde bekletilmeden hasat edilmesi gerekiyor. Zamanında hasat edilmediğinde meyvede çatlamalar olmakta ve bu durum ürün fiyatının düşmesine yol açmaktadır.”

    Nar yetiştiriciliğinde bahçe bakım ve işçiliği maliyetlerinin yüksek olduğunu belirten İncefikir, “Nar, üretici maliyeti yüksek bir meyvedir. Buna rağmen narın piyasa fiyatı kendi kendine oluşmaktadır. Narda sanayi ve sofralık ayrımı yani sınıflama olmayışı da fiyatı etkilemektedir. Ayrıca, tüccarın alım fiyatını geç açıklaması da ürün fiyatlarının düşmesine neden olmaktadır. Nar üreticisinin beklentisi piyasada oluşan fiyatın maliyetin üstünde olmasıdır. Üretimin devamlılığı için bunun sağlanması şarttır” ifadelerini kullandı.

  • Yeni tesiste deneme üretimi yapıldı

    Bayburt İl Özel İdaresi’ne ait yeni kurulan asfalt plenti deneme üretimine başladı. Saatte 160 ton üretim kapasitesine sahip olan yeni tesiste daha hızlı ve kaliteli asfalt üretimi gerçekleştirilecek.

    Deneme üretiminin devam ettiği tesiste ilk olarak sıcak bitüm ile kum ve çakılın bir mikserde karıştırılıp serime hazır asfalt haline getirildiği üretim bandı yenisiyle değiştirildi. Sıvılaştırılmış Doğal Gaz (LNG) istasyonları ve trafo merkezinin de yenilendiği tesis saatte 160 tonluk kapasiteyle üretim yapacak.

    Yeni tesiste yapılan ve başarıyla gerçekleştirilen deneme üretimini yerinde izleyen Vali İsmail Ustaoğlu, “Vatandaşlarımıza bundan sonra daha kaliteli ve hızlı hizmet sunacağız. Burada gerçekleştireceğimiz üretimle daha yüksek kalitede asfalt elde etmiş olacağız. Şu aşamada ilk deneme üretimimizi başarılı şekilde gerçekleştirdik. Bundan sonra Köylerin Altyapısının Desteklenmesi (KÖYDES) Projesi kapsamında yaptığımız program doğrultusunda köylerimizin altyapı sorunlarını çözüme kavuşturmak için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bunun yanı sıra gerekli protokolleri imzalayarak burada üreteceğimiz yüksek kalitedeki asfaltı belediyelerimizin de kullanımına sunacağız. Bu tesisin ilimize kazandırılması noktasında emeği geçen Maliye Bakanımız Naci Ağbal’a da tekrar teşekkür ediyorum.” diye konuştu.

  • Civciv üretimi yapılan ev, zabıta ekiplerince temizlendi

    Osmangazi Belediyesi Zabıta ve Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri, kötü koku yayıldığı şikayeti üzerine gittikleri evde civciv üretimi yapıldığını tespit etti. Kümese dönüştürülen ev temizlenerek dezenfekte edildi.

    Bağlarbaşı Mahallesi Hicran Sokak’ta yer alan Recep Damatoğlu’na ait 3 katlı eve giden Osmangazi Belediyesi Zabıta ve Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri, evin ilk iki katında çöp biriktirildiğini tespit ederken, son katta ise alışık olmadıkları bir manzarayla karşılaştı. Odaların tamamı kafeslerle dolu olan son katta civciv üretimi yapıldığını belirleyen ekipler, civcivleri topladıktan sonra evi temizleyerek dezenfekte etti. Diğer iki kattaki çöpleri de boşaltan ekipler, evden 2 kamyon çöp ve eski eşya çıkardı.

    Ev sahibi Recep Damatoğlu, civcivleri pazarlarda sattığını söylerken, evden çıkarılan çöp ve eski eşyaları ise kullandığını iddia etti. Mahalle sakinleri, havaların ısınmasıyla birlikte evden çok kötü kokuların yayıldığını ifade ederek, “Kötü kokudan dolayı evlerimizin camlarını açamaz duruma gelmiştik. Civciv yetiştirdiğini öğrenince çok şaşırdık. Bizi bu çileden kurtardıkları için Osmangazi Belediyesi ekiplerine çok teşekkür ederiz” dedi.