Etiket: Üretimi

  • TİKA Tunus’ta Frenk Yemişi Meyvesi Yağ Üretimi ve Distilasyon Merkezi kurdu

    Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından Tunus’un Gafsa şehrinde Frenk Yemişi Meyvesi Yağ Üretimi ve Distilasyon Merkezi kuruldu.

    Tunus, Kuzey Afrika’nın tarımsal ürün çeşitliliği, elverişli iklim ve toprak verimliliği bakımdan önde gelen ülkelerinden olarak, ekonomisini Tarım sektörüne dayandıran önemli bir tarım ülkesi konumunda. Nitekim ülke ihracatının en büyük kalemlerinden birisi işlenmiş ve ham olmak üzere tarımsal ürün ve gıdalardan oluşuyor. Son yıllarda özellikle zeytincilik sektöründe yaşanan yüzde 30’luk gerileme ve AB’nin uygulamış olduğu kota ve ham zeytinyağı ticareti uygulamalarının neticesi olarak tarım sektöründe yaşanan daralmayla birlikte alternatif üretim ve pazarlama çeşitliliğine gidilmeye çalışıldı.

    Bu doğrultuda TİKA’nın Tunus nezdinde gerçekleştirmiş olduğu üretim çeşitliliğini ve kalitesini arttırıcı, istihdam ve yeni pazarlanabilir sektörleri teşvik eden “Tarımsal Üretim Projeleri” gerçekleştirmeye devam ediyor. Tarımsal üretimin desteklenmesi kapsamında TİKA tarafından Tunus’un en az gelişmiş ve kırsal bölgelerinden olan Gafsa Vilayetinde, Tunus’un ve bölgenin en önemli doğal kaynaklarından olan Frenk Yemişi Meyvesinin pazarlanabilmesi ve bölge halkına istihdam imkânı verebilmesi amacıyla Frenk Yemişi Meyvesi Yağ Üretimi ve Distilasyon Merkezini tesis etti.

    Yağ Üretimi Merkezinde bölgede yabani olarak yetişen Frenk yemişi meyvesinin yağ, sirke, un ve küspe üretimine dönüştürülerek bölge ve ülke ekonomisine kazandırılması hedeflendi. Özellikle Avrupa ve Asya ülkelerinde sağlık ve kozmetik sektörlerinde oldukça değerli bir ürün olarak talep gören Frenk Yemişi Yağı, merkezin katma değeri yüksek en önemli üretimlerinin başında geliyor. Yaklaşık olarak 1 ton Frenk yemişi meyvesinden elde edilen 30 kg çekirdeğin işlenmesi sonucu 1 litre doğal Frenk yemişi yağı elde ediliyor.

    Merkezin faaliyete geçmiş olduğu tarihten bu yana 12 ton meyve toplanarak 12 litre doğal yağ elde edilmiş, 450 kg un ve 1 tonun üzerinde küspe üretildi. Merkez, sosyo-ekonomik anlamda Tunus’un az gelişmiş bölgelerinden olan Gafsa Vilayeti Sened Bölgesinde 50 kişiye istihdam sunmakla birlikte, kırsal bölgelerde yaşayan kadınların ülke ve aile ekonomisine katkıda bulunabilmelerine imkan sağladı.

    TİKA Tunus Ofisi yetkilileri, Gafsa Valiliği Bölge Temsilcisi, merkez çalışanları, partner kuruluş ve bölge halkının yoğun katılımları eşliğinde gerçekleştirilen açılış töreninde, merkeze yönelik incelemelerde bulunularak ürünler hakkında bilgi alınmış, bölge halkının proje kapsamında elde etmiş olduğu başarı değerlendirildi.

    Gafsa Valiliği Bölge Temsilcileri, TİKA’nın Tunus nezdinde gerçekleştirdiği projelerinden dolayı çok memnun olduklarını dile getirerek özellikle Gafsa Vilayetinde gerçekleştirilen proje kapsamında katma değeri ve verimliliği yüksek bu merkezin bölgenin üretim çeşitliliğine yönelik önemli bir imkanı ve bünyesinde çalışan işçileriyle alternatif bir istihdam oluşturmasından dolayı Türkiye’nin bu konuda katkı ve desteklerinden dolayı teşekkürlerini ifade etti.

  • KDV oranları ithalatçıya yarıyor, yerli üretimi zorluyor

    Erkunt Traktör Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Erkunt Armağan, tarım makineleri sektörünün indirilmiş KDV’den muzdarip olduğunu belirterek, sektörde ciddi sıkıntılar yaşadıklarını söyledi.

    2008 yılından bu yana KDV oranlarının yüzde 8’den 18’e yükseltilmesi için sektörün sözcülüğünü yaptığını kaydeden Armağan, 18-20 ayı bulan ödeme sürelerinin kısaltılmasının sektörün nakit akışını düzelteceğini ve yeni yatırımlara fırsat vereceğine dikkat çekti. 2016 yılı itibarıyla sektörün birikmiş 850 milyon TL KDV alacağı bulunduğunu hatırlatan Armağan, alacaklar şirketlere ne kadar çabuk ödenirse, şirketlerin de o kadar rahat nefes alacağını ve bir an önce kredi borçlarından kurtulacağını bildirdi. KDV uygulamasıyla sektöre verilen en büyük hasarın yerli üretici ve ithalatçı arasında yaratılan haksız rekabet olduğunu dile getiren Erkunt Armağan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İndirilmiş KDV uygulamasıyla sektöre verilen en büyük hasar, müjde söylemleriyle yine göz ardı edilmektedir. İthalatçı firmalar nihai ürün getirdikleri için ürünleri yüzde 8 ile ithal etmekte, çiftçiye yüzde 8 ile satmaktadırlar. Biz yerli üreticiler, sırtımızda milyonlarca liralık KDV alacağı ile aylarca yaşamak zorunda bırakılırken, ithalatçılar 1 TL alacak biriktirmeden rahatça pazarda oyun kurabilmekte ve maalesef pazar kötüye gidince de istedikleri zamanda pazardan çıkıp gidebilmektedirler”.

    “400 milyon dolar ithalat içimizi acıtmıyor mu?”

    2002 yılında sektörde 5 milyon 891 bin dolarlık tutarla yüzde 1’lik paya sahip ithal ürünlerin her yıl düzenli olarak arttığına ve geride bıraktığımız 2016 yılının ilk on ayı içinde yaklaşık 400 milyon dolarla yüzde 35,6 seviyesine ulaştığını ifade eden Erkunt Armağan, şöyle devam etti:

    “Türkiye gibi dev bir tarım ülkesinde, 6 tane yerli traktör ve belki yüzün üzerinde yerli ekipman üreticisi varken ve ürettiğimiz makine ve ekipmanın büyük çoğunluğu AB Homologasyon ve CE belgelerine sahipken, sizce yüzde 36’lara varan ithalat oranı bir yanlışı yüksek sesle işaret etmiyor mu? Bu kadar büyük cari açıkla uğraşan bir ülkede, zaten üretimi iç pazarda yapılan önemli bir mal grubu için 400 milyon dolar ithalat içimizi acıtmıyor mu? Bunun için kanun koyucuya önerimiz baştan beri KDV’yi yüzde 18’e çıkartmak; ancak KDV iadesini doğrudan çiftçiye yapmak yönünde olmuştur. Şu nokta unutulmamalıdır ki; yerli üretici devletten KDV alacağını tahsil edemediği müddetçe banka kredisi ve faiz borcuyla yaşamaktadır, bu da ürün fiyatına yansıtılan faiz yükünü kaçınılmaz hale getirmektedir. Yani şu anda çiftçiye KDV farkından dolayı yüzde 10 ucuz satıldığı varsayılan traktör aslında belki de ancak yüzde 3 – 5 ucuz olabilmekte; çünkü maliyet ve dolayısıyla fiyatın içinde ciddi bir miktarda faiz gideri yer almaktadır. KDV’nin yüzde 18’e yükseltilmesi ve yüzde 10 farkın doğrudan çiftçiye ödenmesi aslında ürün fiyatlarını ucuzlatacaktır.”

  • Çelik üretimi 11 ayda 34 milyon ton

    Türk çelik sektörünün nihai mamul üretimi, 2016 yılının 11 aylık döneminde geçen yılın üretim seviyesi olan 34 milyon ton olarak gerçekleşti.

    Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD), çelik sektörü aylık gelişmelerini açıkladı. Yapılan açıklamaya göre; 2015 yılında 36,9 milyon tonla en yüksek seviyesine ulaşan Türk çelik sektörünün nihai mamul üretimi, 2016 yılının 11 aylık döneminde geçen yılın üretim seviyesi olan 34 milyon ton olarak gerçekleşti.

    2015 yılında yüzde 12,1 oranında artışla 34,4 milyon ton seviyesine yükselen tüketimin, 2016 yılının 11 aylık dönemine ilişkin verilere göre yılsonu itibariyle bir önceki yıl ile aynı seviyede kalacağı bildirildi. Üretimdeki artış ve tüketimdeki duraklama, Türk çelik sektörünün dampingli ve devlet destekli ithalata karşı mukavemetini korumakta olduğu yönde olumlu sinyaller olarak değerlendirildi.

    “Haksız rekabet, sektöre istihdam ve katma değer kaybı olarak yansıyor”

    Türkiye’nin değer yönünden çelik ürünleri ihracatı 2016 yılının 11 aylık döneminde, 2015 yılının aynı dönemine göre yüzde 9,9 azalışla 9 milyar 750 milyon dolar seviyesine gerilediği belirtilirken, ihracat yılın son aylarında artış eğilimine girerek 2016 yılının kasım ayı itibariyle yüzde 9,9 artışla 919 milyon dolar olarak gerçekleşti.

    2016 yılının 11 aylık döneminde kaydedilen 10 milyar 80 milyon dolar tutarındaki ithalat, 2015 yılının aynı dönemine göre yüzde 11,1 oranında azalışı ifade ettiği kaydedilirken, ithalattaki azalış yüzde 16,0 ile Kasım ayında da devam ettiği ve 824 milyon dolar olarak gerçekleştiği açıklandı. Konjonktürel gelişmeler dikkate alındığında ithalattaki azalışın devam edeceği tahmin edildi.

    Çelik sektöründe 2016 yılının 11 aylık döneminde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 97, Kasım ayı itibariyle yüzde 112 olarak gerçekleşti. Karşılama oranının yükselmesinde ithalattaki azalış oranının yüksek olması etkili oldu.

    Kaydedilen verilerin, Türkiye’nin 2016 yılının 11 aylık döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre demir ve çelikte 328 milyon dolar net ithalatçı olduğunu gösterdiği belirtilen açıklamada, “İthal edilen bu değerin çok büyük bir kısmının iç üretimle karşılanması mümkün iken, Çin, Ukrayna ve Rusya gibi devlet destekli ihracatı temel politika olarak benimseyen ve sürdüren ülkelerden yapılarak, bu ülkelerin ekonomilerine katma değer ve istihdam yaratılmasına katkıda bulunulmuştur. Bu durum tabiatıyla, Türk demir çelik sektörüne üretim kaybı ve daralan istihdam şeklinde yansımaktadır. Bu ülkelere karşı ithalat politikası araçları daha etkili bir şekilde uygulanarak, haksız rekabete yol açan ithalat dengelenebilirdi” denildi.

  • Milli, yerli ve evrensel oyuncak üretimi için ilk somut adım atıldı

    Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Başkanı Yavuz Eroğlu, oyuncağın dünyada 208 milyar dolarlık ticaret hacmi olduğunu söyledi.

    Düzce’de kurulması planlanan Oyuncak Organize Sanayi Bölgesi için, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Düzce Üniversitesi,(PAGEV) ile Düzce Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) arasında “Düzce İlinde Oyuncak Organize Sanayi Bölgesi Kurulması İçin İşbirliği Protokolü” imzalandı.

    “Düzce Üniversitesi hazır”

    Düzce Üniversitesi Rektörlük Çalıştay Salonu’nda gerçekleşen imza töreni protokol konuşmalarıyla başladı. Programın açılışında Teknoloji Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Uğur Hasırcı, Düzce Üniversitesinin, Düzce’de kurulması planlanan Oyuncak Organize Sanayi Bölgesi ile ilgili yapacağı çalışmaların yer aldığı bir sunum gerçekleştirdi. İşbirliği protokolünün sonrasında tüm paydaşların katılacağı çalıştay, tasarım yarışması ve prototip lansmanının gerçekleştirileceğini belirten Yrd. Doç. Dr. Uğur Hasırcı, katılımcılara teşekkür etti.

    “2023 hedefine ulaşmak için ileri teknoloji üretmemiz lazım”

    PAGEV’in plastik sanayisine ve ülke ekonomisine yaptığı katkıların anlatıldığı video gösterimiyle devam eden programda konuşan DTSO Başkanı Fahri Çakır, Oyuncak OSB ile kültürün, maddi ve manevi değerlerin hamur edildiği bir sanayinin oluşacağını söyledi. İşbirliği protokolü ile Gümüşova’da Oyuncak OSB kurulması arifesinde olduklarını belirten Çakır, yeni nesil teknolojiyi kullanarak, insan sağlığını ve çevreyi koruyarak milli ve yerli oyuncağı üretmenin önemi üzerinde durdu. Düzce TSO olarak bu teşebbüsün arkasında olduklarını ifade eden Fahri Çakır, 2023 hedeflerine ulaşmak için ileri teknoloji üretmemiz gerektiğini vurgulayarak protokolün hayırlara vesile olmasını temenni etti.

    “Oyuncağın ticari hacmi 208 milyar dolar”

    PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, oyuncağın dünyada 208 milyar dolarlık ticaret hacmi olduğunu söyledi. Türkiye’nin ihracatının dünya ticaretinde yüzde 0,1 oranında olduğuna dikkat çeken Eroğlu, pastadan en büyük payı yüzde 41 ile Çin’in aldığını sözlerine ekledi. Çin’in düşük fiyat politikası ve kümelenme modeliyle başarıyı yakaladığının altını çizen Yavuz Eroğlu, Ülkemizin de bu alanda ciddi yatırımlar yapması gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin 0-14 yaş grubu 20 milyon çocuğa sahip olduğunu dile getiren PAGEV Başkanı, bu popülasyonun sağlıklı, güvenli ve milli oyuncağı satın alacak potansiyel müşteri grubunu oluşturduğunu belirtti. Almanya’nın Nürnberg şehrinin oyuncak üretiminde dünyada söz sahibi olduğunu söyleyen Eroğlu, Düzce’nin Nürnberg olabileceğini vurguladı. Oyuncak OSB ile Düzce’ye ilk olarak 1 milyar dolar yatırım ve 2.000 kişilik istihdam sağlanacağını ifade eden Yavuz Eroğlu, bu girişimin bölgeye büyük prestij getireceğini söyledi.

    “Milli ve Yerli oyuncak markası bu topraklardan çıkacak”

    Düzce Üniversitesi Rektör Prof. Dr. Nigar Demircan Çakar, oyuncak sanayisinin temsilcilerini ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek konuşmasına başladı. Oyuncak OSB için Düzce Üniversitesinin farklı, inovatif ve girişimci özellikleri olduğunu ifade eden Rektör Çakar, milli manevi değerleri, vatan ve millet sevgisini çocuklarımıza en iyi şekilde oyuncak yoluyla aktarabileceğimizi söyledi.

    Milli, yerli ve evrensel özelliklere sahip oyuncak üretiminin, bu işbirliğinin en büyük kazancı olacağını ifade eden Rektör Çakar Düzce Üniversitesinin; Düzce Teknoparkı, Merkez Laboratuvarı, Tasarım Prototipleme ve Test Merkeziyle Oyuncak OSB’ye tasarımdan malzeme seçimine, prototipten üretime kadar her aşamada destek olmanın taahhüdünü verdiklerini sözlerine ekledi. Milli ve yerli oyuncak markasının bu topraklardan çıkacağını söyleyen Rektör Prof. Dr. Nigar Demircan Çakar, en büyük partnerlerinin sanayiciler olduğunu belirterek bu girişimde büyük emekleri olan Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Dr. Faruk Özlü’ye teşekkür etti.

    “Oyuncak OSB ile 700 milyon dolarlık ithalatın yarısının üretilebilir”

    Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Genel Müdürü Prof. Dr. İbrahim Kılıçaslan, Ülkemiz ithalatının yüzde 73’ünün sanayi ürünlerinden oluştuğunu ifade ederek orta gelir tuzağına dikkat çekti. Bu tehdide karşı Bakanlık olarak teknolojik yoğunluk ile ürün gamındaki katma değeri artırma çalışmaları olduğunu ifade eden Prof. Dr. İbrahim Kılıçaslan, Düzce Oyuncak OSB ile 700 milyon dolarlık ithalatın yarısının üretilebileceğini dile getirdi. Bu yatırımın Düzce’nin ekonomisine yüzde 15’lik katkı sağlayacağını belirten Kılıçaslan, bu girişimin üniversite-sanayi işbirliğine güzel bir örnek teşkil ettiğini söyledi.

    “İşbirliği Protokolü için imzalar atıldı”

    Protokol konuşmalarının ardından imza törenine geçildi. Oyuncak Organize Sanayi Bölgesi çalışmaları için ilk somut adımın atıldığı işbirliği protokolünü Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Genel Müdürü Prof. Dr. İbrahim Kılıçaslan, Rektör Prof. Dr. Nigar Demircan Çakar, PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu ve DTSO Başkanı Fahri Çakır imzaladı.

    İşbirliği protokolünde; Ülkemizde istihdam ve katma değer oluşturacak, milli duygulara dokunacak karakter, model, prototip ve ürün üretecek bir Oyuncak Organize Sanayi Bölgesinin, kurulum ve operasyon süreçlerini tanımlamayı ve tarafların işbirliği ile bu süreçlere hukuki dayanak sağlamasını amaçlıyor.

    İmzalanan protokolle; milli oyuncağın tasarım, prototipleme, üretim ve pazarlama süreçlerine yönelik çalışmalara öncelik verilecek. Bu kapsamda ürün geliştirme, Ar-Ge ve inovatif çalışmalara da Düzce Üniversitesi tarafından akademik ve teknik destek sağlanacak. Yine protokol çerçevesinde milli oyuncağın fikirsel altyapısını güçlendirici, tasarım, üretim ve pazarlama süreçlerini destekleyici seminerler, konferanslar ve bilimsel toplantılar düzenlenecek.

    Düzce’de kurulacak Oyuncak OSB ile kültürel değerlerimizi de yansıtacak yerli ve milli oyuncak üretilmesi hedeflenirken, üretim için birçok firmanın yatırım yapması; bu yatırımların, doğrudan ve dolaylı olmak üzere Düzce’ye önemli oranda istihdam sağlaması bekleniyor.

  • Bursa ipeğinden triko üretimi başladı

    Büyükşehir Belediyesi’nin ‘Bursa İpeği Yeniden Hayat Bulacak’ projesiyle Kelesli kadınlar ipekten triko örüyor.

    Büyükşehir Belediyesi ve Keles Belediyesi işbirliğiyle ‘İpek Triko Üretim ve Tasarım Atölyesi’ faaliyete başladı. “Bursa İpeği Yeniden Hayat Bulacak” projesiyle açılan Keles’te atölyede kullanılan ipek ipler 1600 denye özelliğine sahip. Ayrıca bu ipler yüzde yüz yerli Bursa kozalarından çekiliyor. İpekler proje kapsamında Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan fabrikada üretiliyor. İnsan vücuduna hiçbir zararı olmayan doğal organik ipek iplerden şiş örücülüğü tekniğiyle öncelikle bebekler için kıyafetler örülüyor, daha sonra yetişkinler için de kıyafetlerin yapılması hedefleniyor. Çünkü karakteristik parlaklığı, hafif ve güçlü oluşu, havayı geçiren ve hızla nem emen özelliklerinden dolayı ipek, doğal ve sağlıklı hayat yaşamaya çalışanların ilk tercihleri arasında yer buluyor. 80 vatandaşın başvurduğu kursta şu anda 20 kişi BUSMEK öğretmenleriyle eğitimlerini sürdürüyor.