Etiket: Üreticiyi

  • Fındıkta Don Tehlikesi Üreticiyi Tedirgin Etmeye Başladı

    Giresun’da sabah saatlerinde 400 ile 700 rakımlarında yağmaya başlayan kar üreticiyi tedirgin etmeye başladı. Meteorolojiden alınan bilgilere göre 3 gün süreceği söylenen karın beraberinde orta ve yüksek kesimlerde don etkisi oluşturacağı belirtildi.

    Hava sıcaklığının bugün itibariyle düşeceğini belirten Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, ”Bugün itibariyle orta ve yüksek kesimlerde kar yağışı başladı. Meteoroloji verilerine göre hava sıcaklığının daha da düşmesini bekliyoruz. Bu ve önümüzde ki 3 gün 250 rakım üstünde orta ve hafif şiddetli don olayı meydana gelebilir. Üreticinin don olayına karşı yapabileceği bir şey yok ve 2016 yılı sezonundan umutsuzuz. İnşallah üretici lehine hayırlı bir sonuç çıkar. Şuana kadar da olumsuz bir durum yok. Bu gece ve yarın gece olumsuza doğru dönebilir. Bahçelerinde saman, çalı ve benzeri yakabilirler fakat bu kesin bir çözüm değil. Sigortasını yaptırmış çiftçi için işler biraz daha olumlu olabilir” şeklinde konuştu.

  • Bakan Çelik: “Gübre Ve Yemde Üreticiyi Korumayı Amaçlıyoruz”

    Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, KDV indirimi öncesi yem ve gübreye yapılan zammı anlamanın mümkün olmadığını belirterek, “Bizim amacımız üreticiyi desteklemek ama görüyoruz ki burada sanayici daha KDV indirimi onaylanmadan zam yaparak üreticinin KDV indiriminden yararlanmasını ortadan kaldırıyor” dedi.

    Bakan Çelik, sosyal paylaşım sitesi Twitter’dan yem ve gübre konusunda KDV indirimi ile üreticilerin sorun ve önerilerini dinleyeceğiyle ilgili yaptığı çağrı üzerine bugün 0 530 104 37 80 nolu hattan kendisini arayan üreticilerle yaklaşık bir saat telefonla görüştü. Üreticilerle yaptığı telefon görüşmesinin ardından bir değerlendirme yapan Bakan Çelik, “Bugün yem ve gübredeki KDV’leri konuşacaktık ama hemen hemen her telefona çıkan, özellikle yemdeki KDV indiriminin zamlarla ortadan kalktığını ve üreticiye yansımadığını ifade ettiler. Bizim tespitlerimiz de o istikamette. Bu zam uygulamasını kabul etmek mümkün değil. Bizim amacımız üreticiyi desteklemek; ama görüyoruz ki burada sanayici daha KDV indirimi onaylanmadan zammını yaparak üreticinin KDV indiriminden yararlanmasını ortadan kaldırıyor. Yapmış olduğumuz KDV indirimi ile ilgili yasa şu anda yayımlanmış durumda. Bu yasa ile gübrede yüzde 18, yemde ise yüzde 8’lik bir indirim getirildi. Pratikleri, yansımaları şu anda hem bizi hem de üreticileri ilgilendiriyor. Dolayısıyla söz konusu mağduriyeti gidermek amacıyla gübre ve yemde bir önceki aya göre fiyat durumunun ne olduğuna bakacağız. Ona göre yapacağımız değerlendirmeler sonucunda biz de bir bakış açısı geliştireceğiz.”

    GÜBRE SATIŞINA YENİ DÜZENLEME

    Türkiye’de yaşanan terör olaylarından dolayı gübrenin satışıyla ilgili yeni bir düzenleme yaptıklarını hatırlatan Bakan Çelik, gübrenin çıkış noktası ile kullanış zincirindeki bütün halkaları takip edeceklerini belirterek, “Son derece önemli bir düzenlemedir. Yani kim ne kadar gübreyi nerede kullanıyor, nereden aldı, nereden temin etti? Herkes ruhsata tabi bir şekilde bu zincirin halkasında yer alacak” dedi.

    “BELİRLENEN ET FİYATLARINI BOZMAYA ÇALIŞAN SPEKÜLATÖRLERE MÜSAADE ETMEYİZ”

    Et fiyatlarını da değerlendiren Bakan Çelik şunları kaydetti:

    “Artan et fiyatlarına karşı elimizde ithalat imkânı olmasına rağmen biz onların da talebiyle sanayicilerle, besicilerle, yetiştiricilerle, kasaplarla bir araya geldik. Neden? Çünkü et ithalatının ne kasaplara ne tüketiciye ne besicilere bir faydası yok. Bu doğru bir yöntem değil, aslolan bizim havyan varlığımızı artırmaktır. Şu andaki maliyetlerimiz belli. O maliyetler çerçevesinde bir tavan fiyatı belirleyip, daha sonra bütün dikkatimizi hayvan varlığımızı artırmaya yoğunlaştırmamız gerekiyor. Ve seçtiğimiz bu yol da doğru bir yoldur. Yoksa biz şu anda et fiyatlarını yapacağımız ithalatla çok daha aşağılara indirebiliriz ama öyle bir durum hayvan varlığımızı tehlikeye sokar. Üreticilerimizi ve besicilerimizi de sektörden çıkmaya götürür. Yani kâr edemeyince ne yapacaksınız, sektörden çıkacaksınız. Hayvanlarınızı verirsiniz, kestirirsiniz, kapatırsınız. Bu doğru bir yöntem değil. Doğrusu ne? Girdileri ucuzlatıp et fiyatlarını ucuzlatmaktır.”

    Yemdeki KDV’yi takip edeceklerini vurgulayan Bakan Çelik, meraların ıslahını sağlayacaklarını söyledi. Alınan hayvanların daha düşük fiyatla teminini sağlayacaklarını belirten Çelik, “TİGEM çiftliklerinde damızlık üretimini artıracağız. Yani üreticiye veya besiciye hayvanları daha uygun şartlarda verebilen bir mekanizmayı hızlandıracak bir çalışmanın içerisindeyiz şu anda. Bunu yaptığınız zaman süreç içerisinde fiyatlarla hayvan varlığı dengelenir. Ama konuya yalnız ithalat olarak bakarsanız; ithal edersiniz ama daha sonra da yeniden daha çok ithalata gitmek durumunda kalırsınız. Şunu da spekülatörler için söyleyeyim; eğer piyasada bütün aktörlerin belirlemiş olduğu bu fiyatlarla birileri oynamaya kalkarsa bilsinler ki ona müsaade etmeyiz. O zaman da ithalat kozunu elimizde tutuyoruz ve kullanırız” diye konuştu.

  • Posacı; “KDV İndirimi Üreticiyi Sevindirdi”

    Efeler Ziraat Odası Başkanı Rıza Posacı, gübre ve yemde uygulanan KDV indiriminin çiftçiyi soluklandıracağını ve piyasaya hareketlilik kazandıracağını belirtti.

    Çiftçi girdilerindeki KDV indirimi üreticileri sevindirdiğini belirten Rıza Posacı, “Gübre ve yem fiyatlardaki KDV indirimi üreticiyi sevindirdi. Örneğin 100 TL olan bir gübreyi düşünelim. Bu üründen KDV’yi düştüğümüz zaman 83 TL ‘ye otomatikman fiyat düşüyor. Bu durum çiftçimizi soluklandırdığı gibi piyasayı da canlandıracağına inanıyorum. Fiyatlarda ki indirimlerin direk çiftçiye yansımasını istiyoruz. Eğer fiyatlar istenilen seviyelerde değil de 83 TL yerine 90 TL’lerde kalırsa 7 TL aracıda kalır ve buda birilerin zengin etmesi anlamına gelir. Biz odalar olarak KDV indiriminin direk çiftçilere yansıması yönde taleplerimizi yetkililere ilettik. Bunun takipçisi olacağız” dedi.

    Süt fiyatlarda Aralık 2015’ten bu yana inişte olduğunu belirten Posacı,” Aralık ayından beri inişte olan süt fiyatları Ocak ayı içinde 3 ile 5 kuruş arasında fiyat oynamaları yaşandı. Fiyatlardaki düşüş sirenin devam ettiğini biliyoruz. Şu anda sıcak süt 1.40 TL civarında seyrediyor. Fiyatlarda istikrarın olmamamsı üretici çiftçimizi tedirgin etmektedir. Oysa çiftçi önünü görmesi gerekir. Bunun da ancak fiyatlarda istikrarın sağlanması ile mümkündür. Süt fiyatlarında ki düşme sireni devam etmesi halinde ineklerin kesimi gündeme gelmesi söz konusudur. Buda yıllardır hayvancılıkla uğraşan üreticilerin süt ineklerini mezbahaya götürerek kesimlerin gerçekleşmesi demektir. Bunun akabinde tekrar et krizi ortaya çıkacaktır. Zincirleme olarak ithalata yönelme söz konusu olacaktır. Akabinde ekonomik krizler yaşanacağı kaçınılmaz olur. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığın yanı sıra Et ve Süt Kurumu da devreye girerek öncelikle süt konusundaki istikrarın daimi kılınması gerekir. Dünyada en önemli olan şey kaynakların doğru kullanılmasıdır. Yıllardır hayvancılığa verilen desteklerin heba olmaması için süt fiyatlarındaki istikrarın sağlanması gerekir” diye konuştu.

  • Mut’ta Zeytin Üreticiyi Güldürdü

    Türkiye’de ilk zeytin hasadının gerçekleştirildiği Mersin’in Mut ilçesinde bu yıl 168 bin ton zeytin, 25 bin ton da zeytinyağı rekoltesi gerçekleşti.

    Ege Bölgesi’nde üründe verim ve kalite sorunu yaşanırken, Mut’a zeytin dalında satılırken zeytin ve zeytinyağı fiyatları da geçen yıllara göre iki katına çıktı. Türkiye’nin zeytinyağı üretiminin yüzde 10’unu tek başına Mut’un karşıladığını ifade eden Mut İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü Levent Abaş, “Yüksek verim nedeniyle bu yıl zeytin ve zeytinyağı fiyatları iki katına yükseldi. Dünyada zeytin hasadının en erken yapıldığı bölge olan Mersin’in Mut ilçesinde bu yıl iklim şartları nedeniyle haşere ya da zararlı problemi de yaşanmadı. Zeytin fiyatlarının 3 ila 7 lira arasında alıcı bulurken fabrikalardan sızma zeytinyağı ise 18 ila 20 lira arasında alıcı bulmaya devam ediyor” dedi.

    Bu yıl rekoltenin yüzde 30’nun yağlığa yüzde 70’inin de sofralık olarak değerlendirildiğini ifade eden Abaş, “2015 yılında 25 bin ton zeytinyağı ve 168 bin ton da zeytin rekoltesine ulaşıldı. Ege’de yokluk dönemi yaşanırken, Mut’ta varlık dönemi yaşandı. Dolayısıyla bu yıl zeytin ve zeytinyağında çiftçi emeğinin karşılığını fazlasıyla aldı diyebiliriz” şeklinde konuştu.

    Mut’ta 17 adet zeytinyağı fabrikası bulunduğunu söyleyen Abaş, “Bu işletmeler geçen yıl zeytinyağını 11 ila 13 liradan sattı. Bu yıl ise fabrika çıkışı zeytinyağının litre fiyatı 18 ila 20 lira arasında alıcı buldu. Geçen yıl 1 ila 1,50 liradan alıcı bulan zeytin fiyatları ise bu yıl 3 ila 7 liradan alıcı buldu. Ayrıca yağlık zeytin geçen yıl 50 kuruşa satılırken bu yıl ise 1,75 lira ile 2 lira arasında alıcı buldu” şeklinde konuştu

    Mut’ta üretilen her ürünün doğal ortamda yetiştiğini söyleyen Abaş, “Hava şartlarının uygun olduğundan dolayı yetişen ürünler kaliteli oluyor. Ayrıca zeytinyağındaki asit oranı sıfır denecek kadar az. Bundan dolayı talep her geçen yıl artıyor. Sofralık kayısı cenneti olan Mut ilçesi zeytin ve zeytinyağında söz sahibi olma şansını her geçen yıl daha da arttırıyor” dedi.

    Zeytinciliğin yoğun olduğu tüm dünya ülkeleri arasında turfanda meyvecilikte en erken ürün çıkartan bir ilçe olduğunu söyleyen Abaş, şöyle devam etti:

    “Tarihsel yapısından beri 1300 yıllık anıt zeytin ağacını da göz önüne aldığımızda zeytin ve zeytinyağı kültürü çok eski yıllardan beri Mut’ta işlenmektedir. İlçede toplam tarım arazisi 700 bin dekar olup bunun yaklaşık 275 bin dekarında zeytin üretimi yapılmaktadır. Yani Kayısıdan sonra Mut ilçesinin ekonomik alanda temel taşlarından birisi de zeytinciliktir.”

    Mut zeytininin kendine has aroması ve kalitesinin tartışılmaz olduğunu ifade eden Abaş, “Türkiye de ağırlıklı olarak zeytinin bulunduğu Ege Bölgesi’ne göre Mut ters periyotta. Yani Ege’de ürünün az olduğu yıllarda Mut’ta çok ürün olmakta. 2015 yılında Ege’de ürün azlığı söz konusu olup Mut’ta ise periyodite yaşanmadığından dolayı 168 bin ton zeytin ve 25 bin tonda zeytinyağı rekoltesi olmuştur. Bu vesileyle gerek Ege’de iş yapan gerek Güneydoğu ve diğer bölgelerde iş yapan zeytincilik sektöründe çalışan tüccarlar Haziran ayı başları ve Temmuz ayı içerisinde gelip zeytin bahçesinde meyveyi kabala tabir ettiğimiz şekilde meyvesini dalında satın alma cesaretini göstermişlerdir” diyerek sözlerini tamamladı.

  • Fındık Fiyatlarındaki Hızlı Düşüş Üreticiyi Endişelendiriyor

    Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, düzenlendiği basın toplantısında hızla düşüşe geçen fındık fiyatlarını değerlendirdi.

    Basın toplantısında 2015 yılı hasadını ve fiyatlarını değerlendiren Nurittin Karan, 2016 sezonu içinse karamsar konuştu. Karan “Hasat sonrası serbest piyasada fındık fiyatı 12 liradan işlem görmeye başladı. 12 liradan 14 liraya kadar çıkan fındık fiyatı Eylül-Ekim ayında düşüş göstererek 12.50-13 liraya kadar geriledi. Bunda en büyük etken ne yazık ki, tüm uyarı ve çağrılarımıza rağmen pazara indirilen emanet fındıklar oldu. Ekim ayı sonu itibariyle fındık fiyatı yeniden yükseliş eğilimine girdi ve 15 liraya kadar yükseldi. Ne olduysa bundan 10-15 gün önce oldu. 15 liraya kadar çıkan ve daha da yükselmesi beklenen fındık fiyatı keskin bir düşüşle başladığı yani 12 lira seviyesine düştü. Aslında fındık üreticisi olarak şoktayız. Ne oldu da birden fındık fiyatı 3 lira birden düştü? Alıcı bu ürünü 14-15 liradan aldı, sattı ve para kazandı. Geçen yıl 20 liradan işlem gören fındığı alıp yiyen Avrupalı ve dünya ’Türk fındığı bu yıl çok pahalı yemiyoruz mu?’ dedi. Yoksa işin içinde başka iş mi var? Aslında 1 aydır alınıp, satılmayan fındığın fiyatı bir yükselip, bir düşüyor. Çünkü pazara ciddi anlamda fındık gelmiyor. Demek ki buradaki asıl hesap emanet fındıklar. Görülen o ki, alıcı emanet fındıkları, piyasa üzerinde baskı kurarak ucuza kapatmak istiyor. Bu bizi ilgilendirmez, o alıcıyla ürününü emanete bırakan üreticiler arasında. Bizi ilgilendiren kısım üreticinin alın teri. Zaten ihtiyacı olan üretici ucuz pahalı ürününü sattı. Birde halen direnen üreticilerimiz var. Hiç kimse başka hesaplar yaparak üreticinin ürününü ucuza kapatmaya çalışmasın. Ziraat Odaları olarak başından beri belirttiğimiz gibi 15 liranın altında bir fiyatı kabul etmiyoruz. İnanıyoruz ki, şu ana kadar fındık fiyatındaki düşüş tamamen sunidir. Fındık fiyatı önümüzdeki günlerde yeniden yükselişe geçerek değerini bulacaktır” dedi.

    “2016’NIN İŞARETİ İYİ DEĞİL”

    2016 yılında da fındıkta yüksek bir rekolte belirtisi bulunmadığını vurgulayan Karan “Bizim amacımız fındık fiyatı çok yüksek olsun, rekor üzerine rekor kırsın değil. Bizim amacımız üreticimiz alın terini alsın, ürünü gerçek değerinde işlem görsün. Fındık Türkiye’nin ‘Yeşil Altını’ ise onu göre değer görsün. Aslında fındık fiyatı üzerinde kurulmak istenilen baskının bir diğer nedeni de gelecek yıl ki rekoltesi. 2016 yılının rekoltesi işaretini verdi. Fındıkta ilk evre olan püs bu yıl çok az. Şunu üzülerek söylüyorum, önümüzdeki yılda Türkiye’de yüksek bir rekolte beklenmiyor. Buradan kimsenin aklına; ‘rekolte düşük olsun, fındık fiyatı uçsun’ diye bir şey gelmesin. Verim ne kadar çok olursa üretici de, Türkiye’de o kadar çok kazanır“ ifadelerini kullandı.

    “İLLA EMANETE VERİLECEKSE FINDIK FİSKOBİRLİĞE VERİLSİN”

    “Olmayan fındık 25 lira olsa ne olur?” diyen Karan “ Eskiden çok yüksek olarak tabir edilen 750-800 bin ton fındık Türkiye’nin ihtiyacına denk. Ülke olarak yıllık 300 bin ton iç fındık ihracat ediyoruz. 150 bin ton da iç piyasada tüketiliyor. Yani 750-800 bin ton fındık kimsenin gözünü korkutmasın. Tüm uyarılarımıza rağmen üreticilerimiz emanete fındık vermeye devam ediyor. Üreticimiz illaki fındığını emanete verecekse bir üretici birliği olan Fiskobirlik’e veya önümüzdeki sezon da devreye girecek olan lisanslı depoya vermelidir. Bu da piyasada fiyat istikrarını sağlayacaktır” şeklinde konuştu