Etiket: Üreticisi

  • Kocabaş; “Süt Üreticisi Zor Durumda”

    Söke Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı M. Kemal Kocabaş, süt üreticilerini fiyat düşüşlerinden dolayı zor durumda kaldıklarını belirtti.

    Söke Ziraat Odası Başkanı Kemal Kocabaş; referans fiyatı uygulanmayan süt sanayicilerinin, süt fiyatını düşürmelerini, girdi maliyetleri yüzünden zaten zor durumda olan süt üreticisini sıkıntıya soktuğunu söyledi. Kocabaş yaptığı açıklamada; “Süt fiyatlarını Ulusal Süt Konseyi belirliyor. Konseyde üretici, sanayici, tüccar ve Bakanlık temsilcisi bulunuyor. Bu konseyde üreticiler maalesef etkin değil. Süt sanayicileri fiyatlarını belirlemede ve uygulamada her dönemde etkinler. Temmuz 2014’ten bu yana çiğ süt litre fiyatı 1.15 kuruştur. Bu referans fiyat serbest piyasa koşullarında birçok bölgede uygulanmıyor. Şimdi ulusal süt konseyi geçen ay yaptığı toplantıda 1.15 kuruşluk mevcut fiyatın 2016’nın ilk altı ayında da geçerli olması kararını verdi. Bölgemizde süt sanayicileri süt fiyatlarını 3-5 kuruş arasında düşürdü. Yem sanayicisinin, düşürülen KDV’yi kendi lehine hemen çevirerek, yem fiyatlarına zam yapması üreticiyi mağdur ederken ikinci darbede süt konseyinden geldi. Süt üreticisi gerçekten zor durumda. Süt konseyi 2016 Yılının ilk altı ayı için mevcut referans fiyatın aynen sürdürülmesi kararından vazgeçmelidir. Sürdürülebilir bir süt üretim için 1.15 referans fiyatın üzerine, hiç olmasa sütte kalite primi uygulanmasına geçmelidir. Yeni tarım bakanımızdan süt üreticisinin sıkıntısını bir nebze giderecek bu önerimizi dikkate almasını umuyoruz” dedi.

  • Fındık Üreticisi 15 TL’nin Altındaki Fındık Fiyatlarını Kabul Etmiyor

    Serbest piyasada düşüşünü sürdüren fındık fiyatı, Ziraat Odaları’nı harekete geçirdi. Fındık fiyatındaki bu düşüş, ürünün asıl sahibi üretici tarafından tepkiyle karşılanıyor.

    Üreticinin alın terini ucuza kapmaya çalışanlara tepki gösteren Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, fındık üreticisinin bugüne kadar ‘olta’ya gelmediğini bundan sonrada gelmeyeceğini belirtti.

    Karan, “Emanetin emaneti olmaz, emanete ihanet edilmez” sözünü hatırlatarak “Bugün üreticinin güvenip emanet ettiği malına ihanet edenler, yarın bunun faturasını misli misline öder. Atalarımızın dediğini gibi ’Ağlayanın Malı Gülene Hayır Etmez’. Sezon başı üreticinin fındığını depolayıp ihtiyacını karşılayanlar şimdi kardan kar vermemenin hesabını yapıyor. Fındık fiyatıyla oynayanlar artık bu oyundan vazgeçmelidir. Bir taraftan üreticinin alın teri üzerinden prim yapıp övüneceksin. Diğer taraftan üreticinin hakkı olan fındık fiyatını kafana göre düşüreceksin. Üretici olmazsa, ne tüccar olur nede ihracatçı olur. Artık herkes şunu çok iyi biliyor ki, dünya Türk fındığı yiyor. Üreticiler adına bir kez daha fındık fiyatıyla oynayanları bu oyunlarından vazgeçmelerini istiyoruz” dedi.

    Karan açıklamasını şöyle sürdürdü:

    ”14-15 liradan fındık alıp da satamayarak denize mi döktünüz? Yoksa kırıp kırıp yediniz mi? satıp para kazandınız. Allah daha çok kazanmayı nasip etsin gözümüz yok. Ama bizim da alın terimizle oynamayın. Sezon başından beri 15 liranın altında bir fiyatı kabul etmediğimizi bir kez daha altını çizerek söylüyoruz. Fındık fiyatı yeniden yükselişe geçip 15 lira seviyesine ulaşana kadar direnmeye devam edeceğiz.”

  • Fındık Üreticisi Direniyor

    Altınordu Ziraat Odası Bakanı Uğur Cörüt, elinde fındık ürünü olan üreticilerin ürünlerini satmamaları konusunda direnmeleri gerektiğini, 2016 fındık ürününe ilişkin hiçbir işaretin olmadığını ve eldeki fındığın ucuza alınmaya çalışıldığını söyledi.

    Altınordu Ziraat Odası Başkanı Uğur Cörüt, iç piyasada ve dış piyasada stokta fındık olmamasına rağmen fiyatların 10,50 TL’lere kadar düşmesine bir anlam veremediklerini söyledi. Başkan Uğur Cörüt, piyasada fındık olmadığını ve üreticinin elindeki fındığı ucuza almaya çalıştıklarını belirterek, “Üreticinin elindeki fındığı ucuza almaya çalışıyorlar. Üreticilerimiz direnmeye devam etsinler. Fındık fiyatını düşürerek üreticiyi panikletmek ve elindeki fındığı daha ucuza almak istiyorlar. Bu fiyat düşüşünün iyi niyet olmadığını düşünüyorum. Üreticilerimiz sonuna kadar direnmeli, şundan elinde fındık olan üreticimiz zaten bekleteceği kadar bekletti biraz daha sabretmeli ve pazara indirmemeli” dedi.

    “2016 FINDIK ÜRÜNÜ NE OLACAĞI BELLİ DEĞİL”

    2016 fındık ürününe ilişkin fındık bahçelerinde yeteri kadar işaret olmadığını da belirten Başkan Uğur Cörüt, “Fındık bahçelerini sürekli olarak ziraat mühendislerimiz ile geziyoruz. Şu ana kadar yapılan inceleme ve araştırmalarda 2016 yılı fındık ürününe iliştin yeteri kadar işaret olmadığını görüyoruz. 2014 yılında biliyorsunuz çok ciddi bir don olayı oldu ve rekolte yok denecek kadar az olduğu için fiyatlar katlanarak arttı ve geçtiğimiz yıl bu zamanlar fındık fiyatı 22 TL’yi gördü. Şimdi bunun bilincinde olan uyanıklar üreticinin elindeki fındığı ucuza almaya çalışıyor. 2016 yılı fındık ürünü belirsizliğini koruyor. Meteorolojiden üst üste yapılan açıklamalara bakılırsa bu sezon fındık rekoltesi yine düşük olacak. Hatta fındığı don vurma ihtimali çok yüksek. Bu yüzden üreticimiz direnmeli, fındık üzerinde oynanan oyunlara kanmamalı” diye konuştu.

    “ÜRETİCİNİN ELİNDEKİ FINDIK UCUZA ALINMAK İSTENİYOR”

    Fındık ürününün ne olacağının belirsiz olduğunu söyleyen Başkan Uğur Cörüt, “Çok değerli üreticilerimiz sesimize kulak versinler. Kesinlikle fiyatların düşüşe geçmesinde bir oyun var olduğu kanaatindeyim. Çünkü şu anda ne manavda ne tüccarda ne iç piyasa ve dış piyasada yeteri kadar ihtiyacı karşılayacak kadar fındık yok. Bunun üreticinin elindeki fındığı ucuza almak için atılmış bir adım olduğunu düşünüyorum. Elinde fındığı olan üreticimiz direnmeye devam etsin” şeklinde konuştu.

  • Rusya Mağduru Narenciye Üreticisi Destek İstiyor

    TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Semih Karademir, Rusya’nın narenciye ürünlerine uyguladığı ambargo nedeniyle milyonlarca dolar zarar eden üreticinin dal fiyatlarını karşılayabilmesi için üretim maliyetinin yarısının devlet tarafından karşılaması gerektiğini kaydetti. Karademir, dalında kalan portakal ve mandalinaların yerel yönetimler ile milli eğitim yoluyla tüketicilere ve öğrencilere ulaştırılmasını önerdi.

    Angajman kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle bir Rus savaş uçağının düşürülmesinin ardından Rusya’nın aldığı ambargo kararları, 1 Ocak 2016’da yürürlüğe girdi. Bu kapsamda pek çok üretim kaleminde ihracat neredeyse durma noktasına geldi.

    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Semih Karademir, son 25 yılın en güzel sezonunu yaşayacaklarını düşünürken Rus uçağının düşürülmesinin pazarı oldukça olumsuz etkileyen, beklenmedik bir gelişme olduğunu söyledi.

    “İÇ PİYASAYA DÜŞÜK FİYAT YANSIMADI”

    Limon ihracatıyla ilgili bir ambargo kararının olmadığını ancak hasadının yüzde 70’i yapılan mandalina ve henüz hasadı başlamayan portakal ürünlerinin ihracatında büyük bir kriz patladığını vurgulayan Karademir, şöyle devam etti:

    “Ülke içerisinde birtakım odaklar ürünlerin iç piyasaya yansıyacağını ve tüketicilerin ucuz fiyattan ürün alabileceklerini vurguladılar. Ne yazık ki bu böyle olmadı. Ağaç üzerinde şu an gördüğümüz ürünlerdeki dal fiyatları olumsuz etkilendi. Krizin başladığı andan itibaren portakalda dal fiyatları 45 – 50 kuruşa çıkmışken, krizin başladığı andan itibaren bu fiyatlar ne yazık ki dal fiyatları olarak 35 kuruşlara kadar geriledi. Bu gerileyen fiyatlar tüketiciye yansımadı.”

    “ADANA’DA ZARAR 250 MİLYON DOLAR”

    Kriz nedeniyle turunçgil üretiminde Adana ekonomisinin 250 milyon dolar civarında bir zararda olacağını tahmin ettiklerini anlatan Semih Karademir, zararın en aza indirilebilmesi için hükümetin birtakım adımlar atabileceğini savundu. Karademir, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Bu krizden etkilenen üreticinin sürdürülebilir tarım adına, gelecek yıl işlerini yapması adına hükümetin mutlak suretle bazı desteklerde bulunması gerekmektedir. Kısa vadede Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) üzerinden turunçgil üreticilerinin dal fiyatlarını karşılayabilmesi adına maliyetin en az yarısının, geri dönen yaş sebzenin yüzde 60’ının karşılandığı gibi devlet tarafından karşılanması gerektiğini düşünüyoruz. Gelecek adına. Çünkü turunçgil bir yıllık değil, çok yıllık üründür. Rusya’daki ithalatçılar 1’inden itibaren ambargonun olacağını bildiklerinden aşırı mal çektiler. 15-20 günlük stoklarına yetecek kadar malları aldılar. Mandalinalarda özellikle çok hızlı hasat sezonu geçirdik ama üretici sonuç itibariyle 90 kuruş ve 1 lira olan dal fiyatları ne yazık ki 50 60 kuruşlara kadar geriledi.”

    “ÜRÜNLER TÜKETİCİYE ULAŞTIRILMALI”

    Türkiye’deki turunçgil üretiminin yüzde 35’inin Adana’dan karşılandığını ve 10 yıllık çalışmanın ardından bu oranın yüzde 50’ye çıkacağını dile getiren TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Semih Karademir, “Mandalinaların bir kısmı hala dalında ve portakal ihracatımızı bundan sonra gerçekleştiremeyeceğiz. Ruslar portakal ihtiyaçlarını başka ülkelerden karşılayacaklar. Üreticilerin mutlak suretle zararının karşılanmasıyla ilgili devletin ÇKS kayıtları üzerinden en az maliyetin yarısı desteğinin yanında hızlı bir şekilde devletimizin geçen yıl kuru üzümde yaptığı gibi, yerel yönetimlerin ve milli eğitimin hızlı bir şekilde devreye girip dalında kalan portakal ile hasat yapılmayan mandalinaların bir şekilde tüketicilerimize öğrencilerimize ulaştırılmasıyla ilgili çalışma yapılması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

  • Turunçgil Üreticisi Çözüm Bekliyor

    Adana Turunçgil Üreticileri Birliği Başkanı Rifat Karabucak, turunçgil üreticileri için vazgeçilmez olan Rus pazarının başka pazarlarla doldurulmasının imkansız olduğunu ancak kısa vadede alınacak önlemlerin üreticileri rahatlatabileceğini belirtti.

    Adana Turunçgil Üreticileri Birliği Başkanı Rifat Karabucak, yaptığı açıklamada Türkiye’nin narenciye üretiminde dünyada ilk 10 ülke arasında olduğunu belirterek, üretilen toplam turunçgilin yüzde 32’sinin ihraç edildiğini, yıllık 2 milyon ton olan yaş meyve sebze ihracatının yarısını turunçgillerin oluşturduğunu söyledi. Karabucak, “İhracatta en yüksek payı yüzde 42 ile limon almaktadır. Toplam turunçgil ihracatında mandalina yüzde 27, portakal yüzde 18, greyfurt ise yüzde 13’lük paya sahiptir. Türkiye’nin portakal ve limonda en fazla ihracat yaptığı ülkeler Rusya, Ukrayna, Romanya ve Suudi Arabistan’dır. Bu ülkeleri Avrupa Birliği ülkeleri takip etmektedir. Mandalinada Ukrayna, İngiltere, Rusya, Suudi Arabistan ve Doğu Avrupa ile Avrupa Birliği ülkeleri, greyfurtta ise Rusya, İngiltere, Romanya, Polonya ve Avrupa Birliği ülkeleri en fazla ihracat yapılan ülkeler” dedi.

    Çukurova Bölgesi’nde Türkiye’deki toplam turunçgilin yaklaşık yüzde 70’inin üretildiğini kaydeden Karabucak, 2015-2016 turunçgil üretim sezonunun henüz başında Rusya ile yaşanan ekonomik ve siyasi krizin üreticileri sarstığını ifade etti. Karabucak, “Henüz üretimimizin yüzde 30’u hasat edildi. Hasat edilmiş ürünlerin büyük bir kısmı da paketleme depolarında ihracatı bekliyor. Üretimimizin önemli bir kısmı henüz dalındadır. Biz turunçgil üreticileri çok mağdur durumdayız. Bizlerin mağduriyetinin yanında hasat işçiliği ve paketlemelerde çalışan yüz binlerce işçinin işe çıkamıyor olması sosyal açıdan büyük problemler oluşturabilir. İhracatta yaşanan problemlerden dolayı üreticilerimizin de tahsilat zorlukları yaşadığı, yapılmış sözleşmelerin feshedildiği, verilen çeklerin iadesi talep edilmektedir. Bu, zaten ödeme sıkıntısı içinde olan çiftçilerin gelecek senelerde üretimde zorluklar yaşamasına neden olacaktır” diye konuştu.

    Turunçgil üreticileri için Rus pazarının vazgeçilmez olduğunu söyleyen Karabucak, şöyle devam etti:

    “Bu pazarın başka pazarlarla doldurulması imkansızdır. Kısa vadede alınacak önlemler üreticileri rahatlatabilir. Öncelikle iç pazarda tüketimi artırabilmek için Hal Yasası’nın yaptırımlarının gevşetilmesi, kamu spotu yayınlanması, kamu kuruluşlarında turunçgil tüketiminin teşvik edilmesi gerekmektedir. Turunçgil üretimi bir yıllık üretim değildir. Biz üreticiler bahçelerimizde bakım, besleme ve budama gibi temel işlemlere devam etmek zorundayız. Bu sebeple üretim maliyetleri artarak devam etmektedir ve bankalardan kullandığımız krediler de devam etmektedir. Devletimizin bu hususta hassasiyetini ve çözüm önerilerini beklemekteyiz. Pazarlanamayan ürünlerden dolayı üreticiler, üretim maliyetlerini karşılayamayacak ve kredi geri ödemelerini yapamayacaktır.”