Etiket: Üreten

  • Esenyurt’ta mutfak ve banyo malzemeleri üreten fabrikada yangın çıktı

    Esenyurt’ta banyo ve mutfak malzemeleri üreten fabrikada yangın çıktı. İtfaiye ekiplerinin müdahalesiyle kontrol altına alınan yangında can kaybı yaşanmazken, çok sayıda mutfak ve banyo malzemesi küle döndü.

    Olay, saat 11.00 sıralarında Esenyurt Akçaburgaz Mahallesi 117’inci Sokak üzerinde bulunan iki katlı fabrikanın bodrum katında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, mutfak malzemesi imalatının yapıldığı alanda henüz belirlenemeyen bir sebepten dolayı yangın çıktı. Alanda bulunan tiner ve boya malzemelerinin de alev almasıyla yangın kısa sürede büyüdü. Üst kata da sıçrayan yangın kısa sürede fabrikanın tamamını sardı. Olayı fark eden fabrika güvenliği ve çalışanlar itfaiye ekiplerine haber verdi. Kısa sürede olay yerine çok sayıda itfaiye ekipleri gelerek yangına müdahale etti. Yangın yaklaşık 1 saat sonunda kontrol altına alınabildi. Yangında can kaybı yaşanmazken, fabrikada büyük çapta maddi hasar oluştu. Yangın nedeniyle çok sayıda mutfak ve banyo malzemesi küle döndü.

    Fabrika çalışanlarından Tolga Barut, “Çay saatindeydik. Beş dakika sonra bir baktık fabrika yanıyor. Hemen itfaiye haber verdik. Peş peşe geldiler. Allah’tan yan taraf boya fabrikası oraya sıçramadı” dedi.

    Polis ekipleri olayla ilgili inceleme başlattı.

  • Doğalgazdan elektrik üreten üniversite

    Hitit Üniversitesi, enerji verimliliğinde kamu üniversitelerine örnek olacak bir projeye imza attı.

    Kamu üniversiteleri arasında ilk kez Hitit Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu kampüsünde hayata geçirilen trijenerasyon sistemi sayesinde doğalgazdan elektrik enerjisi üretimine başlandı. Sistem sayesinde üniversite hem Meslek Yüksekokulu kampüsünün ihtiyacı olan elektrik enerjisini üretirken hem de atık gaz ile de ısıtma ve soğutma ihtiyacını da sistemden karşılıyor. Enerji kaynaklarının etkin ve verimli bir şekilde kullanılmasına olanak sağlayan sistem kendi kendini 4 yılda amorti ederken bir yılda yüzde 40 enerji tasarrufu sağlanmasına katkıda bulundu.

    Hitit Üniversitesi Yapı İşleri Teknik Daire Başkanı Hasan Baylavlı, Türkiye’nin özellikle doğalgazda dışa bağımlı olduğunu belirterek, ülkedeki enerji tüketiminin yarısının doğalgazdan üretildiğini söyledi. 5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanunu’nda enerji kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasının öngörüldüğünü dile getiren Baylavlı, “Meslek Yüksekokulumuzun ısı ve enerji binasında trijenerasyon sistemi adı verilen sistemi kurduk. Bu sistem Türkiye’deki devlet üniversiteleri arasında ilk kez kurulan bir sistem. Şuanda faal bir şekilde çalışıyor. Sistem sayesinde doğalgazdan elektrik enerjisi üreterek atık gazı da ısıtma ve soğutmada kullanıyoruz” dedi.

    Trijenerasyon sistemi sayesinde ciddi bir enerji tasarrufu sağladıklarını vurgulayan Baylavlı, “Ülkemizde zaten ısıtma amaçlı doğalgaz kullanılıyor. Eğitim binalarımızda ısıtmak için doğalgaz, aydınlatma, soğutma hatta varsa havalandırma için elektrik enerjisi kullanmamız gerekiyor. Bu durumda biz sadece doğalgaz tüketerek elektrik enerjisi ürettik. Isıtma ve soğutma ihtiyacını karşıladık. Ciddi anlamda enerji tasarrufu sağladık.

    Biz bu projeyi 2013 yılında planladık. Devlet kurumlarında enerji verimliliğine yönelik yatırımlar yapılması için genelge yayınlandı. Bu da bir enerji verimliliğine katkıdır. Ülkemizin doğal kaynakların ve dışa bağımlı olduğumuz kaynakların verimli kullanılmasına yönelik bir yatırımdır” ifadelerini kullandı.

    Aynı sistemin üniversitenin halen yapım çalışmaları süren Kuzey Kampüs’te kurulacağını anlatan Baylavlı, “Kuzey Kapüsümüzde 1.2 MGW’lık sistemi kuruyoruz. Şuanda kurulma aşamasındayız. Orada da ciddi anlamda enerji tasarrufu sağlanacak. Kuzey Kampüsümüzde ayrıca sadece trijenerasyon değil binaların çatısında güneş enerjisinden elektrik enerjisi üretmek için güneş panelleri için planlama yaptık. Bunun alt yapısı da hazır. İleride güneş enerjisinden elektrik üretmek istenirse yerleri hazır. Sadece güneş panelleri getirilerek montajı yapılacak. Bu kamu yararına yapılan bir hizmettir. Enerjinin en verimli şekilde kullanılmasına bir örnektir” ifadelerini kullandı.

    Sistem hakkında bilgi veren Hitit Üniversitesi Yapı İşleri Teknik Daire Başkanlığı Şube Müdürü Süleyman Altan ise, sistemin 400 kw’lık doğalgaz jenaratörü merkezli çalıştığını dile getirdi. Doğalgazdan jeneratöründen elektrik ürettiklerini, jenaratör eksozundan çıkan atık gazı alarak ısısını suya transfer ettiklerini bu suyu da binalardaki sistemlere taşıyarak buralarda binaların ısıtma ve soğutma işlemlerini gerçekleştirdiklerini anlatan Altan, “Sistemin ana amacı Meslek Yüksekokulu kampüsümüzdeki elektrik ihtiyacını karşılamak bununla beraber binalardaki ısıtma ve soğutmaya destek olmasıdır. Yüzde 40 ile yüzde 5 civarında kazanç sağladık. Tesisin hizmete girdiği günden itibaren yapılan ölçümlerde bu değerleri görmekteyiz. Sistemimizin kampüsteki enerji ihtiyacının karşılayamaması durumunda şebekeden enerji çekiyoruz. Bizim ürettiğimiz enerji fazla olduğunda biz şebekeye enerji veriyoruz. Bu enerjiyi yerel dağıtım şirketiyle mahsuplaşıyoruz. Fazla üretilen elektrik enerjisi bizim için kayıp değil kazanç sağlamış oluyor. Elektrik enerjisi üretiminde bir çok kaynak var. Türkiye’de elektrik enerjisi doğalgazdan üretiliyor. Doğalgazdan üretildiği için çevreye verilen zararı minimize etmeye çalışıyoruz. Eksozdan çıkan atık gazın ısısı 430-480 derece civarında. Biz bunun ısısını diğer ekipmanlara aktarıp geri geldiğinde 130 derece seviyesine kadar düşüyor. Bu sayede çevreye de katkı sağlamış oluyoruz” şeklinde konuştu.

  • Bakan Özlü: “Teknoloji üreten bir Türkiye ancak Türkiye’nin açığını kapatabilir”

    Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, dış ticaret ve teknoloji açığını kapatmanın tek yolunun teknoloji üretmekten geçtiğini belirterek, “Teknoloji üreten bir Türkiye ancak Türkiye’nin açığını kapatabilir. Teknoloji üretimini önemsiyoruz” dedi.

    Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Bilkent YÖK Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen ’Üniversitelerdeki Eğitim, Bilim ve Teknoloji Odaklı Strateji ve Politikaların Değerlendirmesi Toplantısı’na katıldı.

    “Bizim üniversitelerle ilgimiz sadece üniversite-sanayi işbirliği ve teknoloji geliştirme üzerinden kurulmuş bir ilişki değildir” diyen Bakan Özlü, “Üniversitelerimizin tamamını, bilim dallarımızın her birini çok önemsiyoruz. Özellikle TÜBİTAK programlarında, bilim dallarının hepsine yönelik desteklerimiz bulunuyor. Fizik tercih eden bir öğrenciye burs verdiğimiz gibi, tarih tercih eden bir öğrenciye de burs veriyoruz. Mühendislik alanında çalışan bir akademisyene destek verdiğimiz gibi psikoloji alanında çalışan bir akademisyene de destek veriyoruz. Böyle yapıyoruz, çünkü hayatı bir bütün olarak telakki etmek zorundayız. Tıp, mühendislik, doğal bilimler, beşeri bilimler. Bütün bunları senkronize ve eş zamanlı olarak geliştirebiliriz. İyi fizikçilere, kimyacılara, matematikçilere, mühendislere ne kadar ihtiyacımız varsa, iyi iktisatçılara, tarihçilere, sosyologlara da o kadar ihtiyacımız var. Hangi alanda olursa olsun, yetişmiş, kalifiye, nitelikli insan gücüne ihtiyacımız var. En ücra bir ilçede, en küçük bir belediyede dahi iyi yetişmiş peyzaj mimarlarına, şehir plancılarına ihtiyacımız var” açıklamasında bulundu.

    Bakan Özlü, referandum sürecine değinerek, “Her birimizin kaderini doğrudan etkileyecek bir referanduma doğru ilerliyoruz. Bu debdebe ortasına, bilim ve teknoloji gibi konular ıskalanabilir. Çünkü böyle dönemlerde zihinler, ister istemez kısa vadeye odaklanabilir. Biz buna asla izin vermiyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Türkiye’nin gerçek açığı teknoloji açığıdır”

    Türkiye açısından bir değerlendirmede bulunan Bakan Özlü, “Petrol kuyularımız yok. Doğalgaz yataklarımız yok. Sattığımız bellii aldığımız belli yani ihracatımız ve ithalatımız belli” ifadelerine yer vererek, “Arada ciddi bir dış ticaret ve cari açık var. Bu açığı kapatmanın tek yolu teknoloji üretmektir. Teknoloji üretmeyen bir Türkiye’nin geleceğinin olmadığını söylemek çok yanlış olmaz. Teknoloji üretmek zorundayız. Türkiye’nin gerçek açığı teknoloji açığıdır. Türkiye’nin gerçek açığı ne dış ticaret ne cari açıktır. Türkiye’nin gerçek açığı teknoloji açığıdır. Teknoloji açığını ne zaman kapatabilirsek, eş zamanlı olarak cari ve ticaret açıkları kapanacaktır” şeklinde konuştu.

    “Teknoloji üreten bir Türkiye, ancak açığını kapatabilir”

    Bakan Özlü, ihracatın arttığı dönemlerde ithalatın da artığına vurgu yaparak, ihracatın ithalata dayalı olduğunu kaydetti. Özlü, Türkiye’deki teknoloji açığına ilişkin konuyu bir örnekle özetleyerek, “10 dolara bir araba alıyoruz. veya 10 dolara bir mal alıyoruz. Türkiye’de bir işlem gerçekleştiriyoruz ve bu malı biz 11 dolara satıyoruz. Bizim kattığımız değer 1 dolar. Ne zaman ki biz 10 dolara aldığımız bir malzemeyi, ürünü 20 dolara satabilirsek, 10 dolarda biz katabilirsek o zaman bizim cari açığımız kapanacak. Bunu yapmanın da tek yolu teknoloji üretmekten geçiyor. Teknoloji üreten bir Türkiye, ancak Türkiye’nin açığını kapatabilir. Teknoloji üretimini önemsiyoruz” açıklamasında bulundu.

    Özlü, Türkiye’nin teknoloji üretimi ile birlikte dış ticaret ve cari açıklarının da kapanacağını da sözlerine ekledi.

    Antarktika’da bilim üssü

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla, Antarktika’da bir bilim üssü oluşturmak için çalışma başlattıklarını kaydeden Bakan Özlü, “Siyasi iradenin ortaya bu kararı koyması elbette çok önemlidir. Ancak bundan daha önemli olanı, sizlerin, üniversitelerimizin, bilim camiamızın bu siyasi iradeyi destekleyebilmeleridir. Yoksa her ülke böyle bir konuda hak iddiasında bulunabilir. Ancak iddianızın arkasında duracak insan kaynağınız yoksa, bu iddia kuru bir davadan öteye gitmez. Oraya bir araştırma gemisi göndermek kolay bir iş. Esas mühim olan ise o araştırma gemisinin içinde yer alacak olan bilim insanlarınızın niteliğidir. Türkiye, bundan sonra bu tür projelere daha fazla ağırlık verecektir. Çünkü biz, üniversitelerimize, bilim insanlarımıza, sizlere fazlasıyla güveniyoruz” dedi.

    “Üniversitelerin sadece bilgiyi üretmesi de yeterli değil”

    Bakan Özlü, üniversitelerin eğitim ve öğretim fonksiyonlarının çok önemli olduğunu ancak yeterli olmadıklarına dikkat çekerek, “Batı ülkelerinde üretilen bilgiyi, burada gençlerimize öğretmek, bize yeterli katkıyı sağlamaz. Üniversitelerin özgün ama aynı zamanda evrensel bilgiyi üreten merkezlere de dönüşmesi gerekiyor. Üniversitelerin sadece bilgiyi üretmesi de yeterli değil. Bu bilginin hayata tatbik edilmesinde de güçlü bir rol oynamalarını istiyoruz. Özellikle üniversite-sanayi işbirliğine, teori ile pratiğin buluşmasına büyük önem veriyoruz. Yine gençlerimizin girişimci ve yenilikçi bireyler olarak yetişmeleri bizim için büyük önem taşıyor. Ben, gelecek adına çok umutlu olduğumu ifade etmek isterim. Bilim ve teknoloji ekosistemimiz, her geçen gün gelişiyor, güçleniyor. Bugün ülkemizde 52’si faal olmak üzere 64 Teknoloji Geliştirme Bölgesi bulunuyor” ifadelerini kullandı.

    2002-2015 döneminde, Türkiye kaynaklı bilimsel yayın sayısının 3 katına çıkarıldığına vurgu yapan Bakan Özlü, aynı dönemde, tam zaman Ar-Ge personeli sayının ise 29 binden 122 bine, tam zaman araştırmacı sayının da 23 binden 95 bine yükseldiğini söyledi.

    Toplantıda konuşan YÖK Başkanı Yekta Saraç, “Nitelikli araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde, Türk üniversiteleri olarak daha fazla gayret göstermemiz gerekiyor. Örneğin, bir Avrupa Birliği araştırma programı olan UFUK 2020 programına ülke olarak 451 milyon avro vererek dahil olduk ancak 5 üniversitemiz, TÜBİTAK, 2 sanayi kuruluşumuz ve bir ilçe belediyemizle 70 milyon avroya ulaşabildik” dedi.

    Saraç, 100/2000 projesinde de yeni alanlarda ’kümülatif kritik kitlelerin’ oluşmasını, bu grupların disiplinler arası çalışmalar üretmesini ve böylece Türk yükseköğretiminde araştırmacı, araştırma ekibi gibi kavramların önemle artarak ön plana taşınmasını teşvik ettiklerini ve projenin bu ay aktif olarak başlayacağını vurguladı.

    Toplantının soru cevap kısmı basına kapalı olarak gerçekleştirildi.

  • Bakan Zeybekci: “Türk milleti bilgiyi üreten ülkelerden olmak zorundadır”

    Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, geleceğin dünyasında iki tür millet sınıfının olacağını belirterek, “Bilgiyi üreten milletler ve bilgiyi tüketen, yani bilgiye muhtaç milletler. Hiç kuşkusuz Türk milleti bilgiyi üreten ülkelerden olmak zorundadır” dedi.

    Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, İstanbul Kongre Merkezi’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da konuk olduğu “Türkiye İnovasyon Haftası” etkinliğine katıldı. Konuşmasında bilgi çağına değinen Zeybekci, “Geleceğin dünyasında iki tür millet sınıfı olacaktır. Bilgiyi üreten milletler ve bilgiyi tükete; yani bilgiye muhtaç milletler. Hiç kuşkusuz Türk milleti bilgiyi üreten ülkelerden olmak zorundadır” ifadelerini kaydetti.

    Türkiye’nin son 15 yılda çağı ıskalamak üzere olduğu zaman aralığından sıyrılarak çağı yakalamak üzere başarıya imza attığını kaydeden Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci şöyle konuştu:

    “Türkiye olarak geldiğimiz bu noktaya bilim, teknoloji, patent, buluş, ekonomi, finans, enerji, hammadde tüketim ve dağıtım kanallarının kontrolünde söz sahibi olmadığımız bir zaman diliminde ulaştık. Gelmiş olduğumuz bu noktadan sonra bir adım daha ileri gitmek istiyorsak eğer öncelikli olarak bunu milli bir kararını vermemiz gerekiyor. Son 15 yılda Türk milleti bu kararı verdiğini her anlamda açıkça ifade ediyor. En son örneğini de 15 Temmuz Türk demokrasi devrimi ve zaferi ile yaşadı ve gösterdi. Şimdi bugüne kadar söz sahibi olmadığı bilim, teknoloji, patent, buluş, enerji, hammadde, tüketim ve dağıtım kanallarının hepsinde Türkiye söz sahibi olmak zorundadır. Geleceğin dünyasında iki tür millet sınıfı olacaktır. Bilgiyi üreten milletler ve bilgiyi tüketen yani bilgiye muhtaç milletler. Hiç kuşkusuz Türk milleti bilgiyi üreten ülkelerden olmak zorundadır.”

    “Türkiye’nin bilgi üretme problemi vardır”

    “Biz kararımızı verdik. Dünyanın ilk 10, Avrupa’nın ilk 3 büyük ekonomisinden biri olacağız” diyen Zeybekci, “Bu hedefe ulaşmak için öncelikle kontrolümüzde olmayan alanlarda kontrol sahibi olan ülkelerden biri olacağız. Ancak böylelikle ihracat birim kilogram fiyatımızı iki buçuk, 3 dolar seviyesinin üzerine çıkaracağız. Ancak bu sayede ihracatımızın içindeki ileri teknolojinin payını yüzde dörtlerden yüzde yirmilere yükselteceğiz. Ne zaman bilgiyi ürettik, egemen ve etkin bir millet olduk; ne zaman bilgi üretmekten uzaklaştık, edilgen birilerinden, birileri tarafından yönetilen ülke haline geldik. Tarihimizdeki başarı, çağlarımızın ortak noktası, daha evvel kimsenin düşünmediği ve zihnin içinde yok olmaya mahkum ettiği fikirleri yenilikçi hale dönüştürebilmemizdir. İnovasyon dediğimiz olgu tıpkı bir beden de görülmeyen can gibidir, aslında ekonomi organizmasını işleten, en temel öğedir. Ekonomik aktörlerin yenilikçi araçlarla tanışamadığı, dinamizmin var olmadığı bir ekonomik yaşam mümkün değildir. Can yoksa inavasyon yoksa ekonomik yaşam sürdürülebilir değildir. Türkiye’nin cari açık problemi yoktur, Türkiyenin bütçe açığı problemi yoktur, Türkiye’nin dış ticaret açığı da yoktur, Türkiye’nin tek bir problemi vardır inavasyon problemi vardır. Türkiye’nin bilgi üretme problemi vardır. Türkiye’nin inovasyon ve bilgi açığı problemi vardır. Bunu kapattığımız zaman otomatik olarak diğerlerinin de kapanacağı nettir” ifadelerini kullandı.

  • Teknolojiyi tüketen değil, üreten çocuklar yetişiyor

    Tekirdağ’da yürütülen, ’Bilimin Eğlenceli Hali’ projesi ile ilköğretim öğrencileri, bilim tüketicisi olmaktan ziyade bilimi öğrenip üretiyor.

    Süleymanpaşa Belediyesi’nin Çocuk Kulübü üyelerine ve üniversite öğrencilerine hizmet veren Süleymanpaşa Belediyesi Ahmet Erensoy Gençlik Merkezi’nde, ilköğretim öğrencileri, aldıkları eğitimler kapsamında, program kodları yazmayı, üç boyutlu çizimler yaparak 3D yazıcıdan çıktı almayı ve çeşitli robotlar yapmayı öğrenerek, teknoloji ve bilimin perde arkasını keşfediyor.

    “Problem üreten değil, çözen çocuklar”

    Süleymanpaşa Belediye Başkanı Ekrem Eşkinat, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, dünyada teknolojinin insanları giderek esir almaya başladığını belirterek, “Bizi teknoloji yönetiyor, aslında teknoloji insanın yaşamını kolaylaştırmak için geliştirilen bir olgu. Bu bakımdan, bu esaretten kurtulmak ve teknolojiyi insanın yönetmesi adına çocuklara böyle bir eğitim projesi tasarladık. Bilimin Eğlenceli Hali şu anda üç aşamada gidiyor. Bir tanesi, kod atölyesi, burada çocuklar algoritmik düşünceyi nasıl geliştirebileceklerini öğreniyorlar. Problem üreten değil, çözen çocuklar olmaya çalışıyorlar. Diğeri 3D yazıcı atölyesi, bu atölyede, tasarımda tasarladıkları projeleri 3 boyutlu olarak üretiyorlar ve bir şeyleri oluşturmayı öğreniyorlar. Bir diğeri de robot atölyesi, burada da, belli sensörler yerleştirilmiş robotları uzaktan kumandayla nasıl yönetebileceklerini görüyorlar. Yani özetle söyleyecek olursak, robot olmaktan çıkıyorlar, robotu yönetir hale geliyorlar ve hiçbir zamanda robotlaşmıyorlar” dedi.

    “Dünyadaki yerimizi alabilmemiz için teknolojide atılım yapmamız lazım”

    Türkiye’nin, gelişmiş ülkeler ile rekabet edebilmesi için teknolojisinin geliştirilmesi gerektiğine değinen Başkan Eşkinat, “Türkiye’nin, dünyadaki yerini alabilmesi için teknolojide atılım yapması lazım. Bu çocuklardan başlayacak. Biz teknolojiyi ne kadar kullansak, yaşımız ve alışkanlıklarımız itibari ile onlar kadar başarılı olma şansına sahip değiliz. Ama biz ilkokul ve ilkokul öncesi çocuklarımıza böyle bir eğitimi verirsek ve bunu yaygınlaştırırsak ben inanıyorum ki hem ülke demokrasisine hem de onların daha çağdaş bireyler olmalarına önemli katkıda bulunacağız” diye konuştu.

    “Bu çocuklar geleceğin bilim adamları olacak”

    Geleceğin çocuklar tarafından oluşturulacağını hatırlatan Süleymanpaşa Belediye Başkanı Ekrem Eşkinat, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Bu çocuklar geleceğin bilim adamlar olacak, hem düşünmesini öğrenecek, hem üretmesini öğrenecek, paylaşmasını öğrenecek, sonuçta öğrenecek. İnsan olma yolunda bir adım atacak bu acımasız dünyaya karşı. Belediyemizin başka çalışma boyutları da var, biz çocuklarımızı satranca yöneltiyoruz, dünyanın en büyük ustalarını getiriyoruz 1 Kasım’da. 10 büyük usta kapalı bir turnuva yapacaklar, Türkiye’de ilk bir turnuva. Turnuva sonunda ustalar, yaptıkları hamlelerin analizlerini çocuklarla paylaşacaklar, çocukların düşünmesini öğrenmesi için satranç lazım. Bunun dışında yelken sporuna çocukları yönlendiriyoruz, tek başına rüzgarın var olup olmadığını, sağdan mı, soldan mı hangi yönden eseceğini bilmeden ve tek başına bir teknede çocuk karar verme yetisini geliştiriyor. Sadece spor değil, satranç gibi düşünce sistematiğini geliştiren bir süreç. Ve bizim yaptığımız işlere baktığınız zaman, sadece görseli değil bunun zihinde kalıcı bir taraflarının da var olduğunu görürsünüz. Bunu nasıl yapıyoruz, sayıları 7 bine yaklaşan Süleymanpaşa Belediyesi Çocuk Kulübü üyeleri ile yapıyoruz. Bizim hep bir iddiamız var, ‘Mutlu bir ailedir Süleymanpaşa’ derken mutluluk çocuktan başlıyor. Biz çocuklarımızı, yaş gruplarına göre eğilimlerine göre ayırıyoruz, onlara çeşitli faaliyetler sunuyoruz. Tiyatrodan, yüzmeye kadar, yakın zamanda yaz okulumuzu bitirdik, inanılmaz başarılıydı. Yani, Süleymanpaşa’nın çocukları ve Çocuk Kulübü üyeleri, çocuk olmanın zevkini sonuna kadar tadıyorlar. Çağdaş dünyanın bütün imkanlarını kullanmasını öğreniyorlar ve yönetilen değil, yöneten bireyler olmak için gelecek yaşamlarına hazırlanıyorlar.”

    “Teknolojinin son kaynağı 3D yazıcıyı kullanacaklar”

    Gençlik Merkezi’nde bilgisayar öğretmenliği yapan Lale Çifçi de, çocukların bu merkezde teknoloji adına önemli bir mesafe kaydedeceklerini ifade ederek,”Öncelikle, kodlama atölyesinde çocuklarımız yapmak istediklerini kendileri tespit edecek, belirleyecek, tasarlayacak. Tasarladıklarını kodlarla birlikte bilgisayarda hazır hale getirecek. Hazırlanan bu kodların, hatalarını tespit edecek, geri dönüş yapabilecek, düzenleyebilecek ve sonrasında bize sunacaklar. Artık üreten kısmına geçmiş olacaklar, salt kullanıcı olmamış olacaklar. Kodlama atölyesindeki çalışmalar günlük hayatlarında da işlerine yarayacaktır. Yapmış oldukları işlemleri hepsini adım adım tespit ederek, sonrasında geri dönüp hatalarını bulabilecekler. Bu matematiksel işlemlerde de algılamalarını kolaylaştıracaktır. 3D çizim atölyemizde ise hayal güçlerini kullanacaklar, bu sayede objeleri kullanarak birleştirip, teknolojinin son kaynağı olan 3D yazıcıdan çıkış şeklinde alabilecekler. Birden fazla program kullanacaklar. İki program dosyasını birleştirecekler ve 3D yazıcısında sonuçları görebilecekler. Robot atölyemizde, çocuklar sabırla, tüm küçük parçaları el becerilerini geliştirerek birleştirmeyi, her parçanın ayrı görevi olduğunu aynı zamanda dekorunu da kullanarak süslemem yeteneğini elde edecekler. Sonrasında hazırladıkları robotları, ellerindeki kılavuzlarla birlikte tamamlayacaklar ve komutları vererek ister kumandadan, isterlerse telefonlarına yükleyecekleri uygulama ile robotları yönlendirebilecekler ve ayrıca ekstradan komutlar yazabilecekler. Bunlar diğer aşamalar olacak ikinci kur, üçüncü kur şeklinde eğitim planlarımız programlarımız devam edecek” diye konuştu.

    “Çocuklar üzerindeki etkisi gayet başarılı olan bir proje”

    Projeye öğrencileri ile birlikte katılım sağlayan Aden Koleji Orta Okul Müdürü Emrah Yalçıntaş, projenin çocuklar üzerindeki en büyük etkisinin, çocukların teknoloji algısının değişmesi olduğunu söyledi. Bilimin Eğlenceli Hali Projesinin, çocukların teknolojiden farklı bir şekilde faydalanmasını sağladığını anlatan Emrah Yalçıntaş, “Çocuklara, ‘teknoloji nedir’ diye soru sorduğumuzda, genelde, cep telefonu, bilgisayara, tablet bilgisayar gibi cevaplar alıyorduk, artık, bu proje sayesinde robottan bahsedebiliyoruz, yazılımdan bahsedebiliyoruz, kodlamadan bahsedebiliyoruz. Oldukça, geri dönüşü hızlı olan, çocuklar üzerindeki etkisi de gayet başarılı olan bir proje. Bizim için en büyük özelliği, teknoloji algısının, kaymış olması değiştirilmiş olması. Bunu çok başarılı buluyoruz ve Süleymanpaşa Belediyesi’ne teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    Proje kapsamında eğitim alan orta okul beşinci sınıf öğrencisi Ecrin Nur Öztürk ise, projeden ve aldığı eğitimden dolayı mutlu olduğunu belirterek, “Bize, faydası olacağını düşünüyorum, robotu görünce ilk başta çok merak ettim, nasıl yaptıklarını, hepsinin cevabını öğrenmek istedim, sordum. 3D çizimleri gördüm, merak ettim, istiyorum yani, yapmak, öğrenmek istiyorum. Buraya geldiğimizde kodlama yaptık. Hesap açtık, memnunum” dedi.

    Altıncı sınıf öğrencisi Işık Akbay da, aldığı eğitimden çok memnun olduğunu belirterek, “Teknolojinin telefondan ibaret olmadığını gördüm burada, bilgisayarın çok olumlu yönlerini de gördüm, burası çok güzel bir yer, şöyle dönüp bir baktığınızda bilgisayarın çok faydalarını görebiliyorsunuz” diye konuştu.

    3D yazıcıdan 3 boyutlu objeler elde edebildiğini anlatan Işık Akbay, “İlk önce program size bir şekil veriyor, sonra siz o şekli yapıyorsunuz ve sonrada 3D yazıcıda bunları çıkartıyorlar. Sonuçta teknoloji yani, herkesi mutlu eder” diyerek robot yapımı ve yönlendirmekle ilgili ise şu ifadeleri kullandı:

    “Önce öğretmenim bize lego parçaları getirmişti, bunların bize nasıl yapılacağını öğrettikten sonrada, bize aşamalara koydu, bizde bu aşamalardan sonra robotun parçalarını yerleştirip, daha sonrada robotu oluşturduk. Robotun ilk çalıştığında, ilk heyecanında da çalıştığını görünce çok mutlu olduk.”