Etiket: unutma

  • İstanbul’da ’Arıyı Unutma’ etkinliğinde arının önemine dikkat çekildi

    Türkiye’nin önde gelen bal markalarından Balparmak ve TEMA Vakfı, farkındalık oluşturmak amacıyla hayata geçirdiği ’Arıyı Unutma’ kampanyasıyla 20 Mayıs Dünya Arı Günü’nde bir kez daha arıların dünya ekosistemi için önemine dikkat çekti.

    Türkiye’nin önde gelen bal markalarından Balparmak, 20 Mayıs Dünya Arı Günü’nü ’Arıyı Unutma’ kampanyasıyla kutladı. Arıların doğa ve insan yaşamına katkısına dikkat çekmek ve bu konuda farkındalık oluşturmak amacıyla hayata geçirdiği ’Arıyı Unutma’ projesi kapsamında, arılarla ilgili ünlü oyuncu Ayşe Tolga’nın ses verdiği bir kısa film çekildi. Meyve türleri ağırlıkta olmak üzere dünya bitkilerinin yüzde 80’inin polenini dağıttığı belirtilen arıların, yaşam zincirinin en önemli halkalarından biri olduğuna dikkat çeken videonun sosyal medyada aldığı her beğeni ve paylaşım için Balparmak’ın TEMA Vakfı’na bağışta bulunacağı aktarıldı.

    Şirket, Dünya Arı Günü’nü kutlamak amacıyla Çekmeköy’deki tesisinde renkli bir etkinliğe de ev sahipliği yaptı. Altıparmak Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak, TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, Balparmak Pazarlama Direktörü Dr. Pınar Nokay, Balparmak Bal Tedarik Müdürü İsfendiyar Üzümcü ve Aromaterapist ve İyi Yaşam Koçu Ayşe Tolga’nın da yer aldığı etkinliğe ünlü isimler de konuk olarak katıldı.

    ’’Arıların yapmış olduğu bitkisel tozlaşma, üretimi artırarak bize gıda olarak dönüyor’’

    Projenin hedefini anlatan Özen Altıparmak, ’’Amacımız, arının önemini anlatmak. Arıların ürettiği balı alıyoruz, değerlendirmeye çalışıyoruz ve tüketicilere sunuyoruz. Bunların ötesinde arının özel bir varlık olduğunun farkına vardıktan sonra onu korumaya ve onu korumanın önemini anlamaya başladık. Bunun için sosyal sorumluluk projeleri yapıyoruz. Arıcıları eğitiyoruz ki, arılara daha iyi baksınlar diye. Arılar tarımsal üretimin artışını sağlayan, doğanın dengesini koruyan ve doğanın oluşmasını da sağlayan küçük varlıklar. Bu küçük varlıkların yapmış oldukları o kadar büyük ki, yapmış olduğu bitkisel tozlaşmayla üretimi artırarak bize gıda olarak dönüyor. Demek ki arılar olmadığı zaman bitkiler tozlaşamaz, döllenemez. Döllenmediği zaman çoğalamaz ve o zaman kıtlık olur ve doğa ve yaşam sona erer’’ dedi.

    ’’Hayatımız boyunca arıya olan borcumuzu ödeyemeyiz’’

    Arıcılığı önemine değinen Altıparmak, ’’Arıcılık, çok geliştirilmesi gereken bir konu. Teknik arıcılık eğitimleri veriyoruz. Bizim sadece bal alarak yapmış olduğumuzun gerisinde arıya olan borcumuzun çok farkındayız. Hayatımız boyunca arıya olan borcumuzu ödeyemeyiz. Onlar, milyonlarca kanat çırparak her gün bin 500 çiçekten balı alıyorlar. 45 günlük kısa ömürleri içinde sadece 1 gram bal yapabiliyorlar. Hayatları boyunca sadece 1 gram bal yapabiliyorlar. Burayı düşünerek her yediğimiz balın değerini çok iyi bilmeliyiz. Biz 20 arının yaptığı 20 gram balı, 1 günde yiyoruz. Bala değer verdiğimiz zaman arıcılara bir kaynak sağlamış oluyoruz. Biz, arıcılara ne kadar katma değer sağlarsak ve yapmış oldukları balın karşılığını ödeyerek alırsak daha çok arıya bakarlar. Bu da arı nüfusunun artması demek, arı nüfusunun artması daha çok bitkisel tozlaşmanın artması demek ve bitkisel tozlaşmanın çok olması daha çok gıda demek’’ şeklinde konuştu.

    Deniz Ataç ise şöyle konuştu: ’’Dünya Arı Günü nedeniyle buradayız. Bu yıl Dünya Arı Günü’nü Balparmak ile TEMA Vakfı birlikte kutluyorlar. Şirket bu konuda çok ciddi çalışan bir kurum, TEMA Vakfı da doğanın korunması için 26 yıldır çalışıyor. Arının, ekosistem üzerindeki ve bütün canlılar için ne kadar önemli olduğunu bildiğimiz için bizde bu kampanyanın içinde olup destek vermekten dolayı çok mutluyuz. İnsanoğluna, doğanın kendisine hiçbir bedel ödetmeden yapmış olduğu pek çok hizmet var. Bunların en önemlilerinden bir tanesi arılar yoluyla yapılan tozlaşma. İnsanoğlu için en önemli şey gıda. Her şeyden vazgeçebiliriz ama gıda, su ve temiz havadan vazgeçemeyiz. Ekosistem hizmetleri dediğimiz; tozlaşma, su üretimi, temiz hava hizmetleri bizim varlığımız için çok önemli olan konular’’.

  • Mostar Köprüsü önünde “15 Temmuz’u unutma, unutturma” pankartı açtılar

    Eyüp Belediyesi tarafından düzenlenen Balkan Turu’nda gençler Osmanlı dönemine ait ihtişamlı ve nadide yapıları görme fırsatı buldu. Tur kapsamında Balkan ülkeleri arasında Osmanlı dönemine ait en fazla cami ve tarihi yapının bulunduğu Bosna Hersek’i gezen gençler Mostar Köprüsü önünde pankart açarak “15 Temmuz’u unutma, unutturma” dediler.

    Eyüplü gençler Balkan Turu’nun dördüncü gününde Bosna Hersek’i gezmeye devam ettiler. Kosova, Makedonya ve Sırbistan’ın ardından turun son durağı olan Bosna Hersek’te gençler sabah erken saatlerde Konyits’e gittiler. Burada 4. Mehmet tarafından inşa ettirilen ve TİKA tarafından restore edilen tarihi Konyits Köprüsü’nü gezerek köprü hakkında bilgi aldılar, savaş döneminden kalan izleri gördüler. Ardından 1943’te inşa edilen ve aynı yıl Alman işgaline karşı yıkılan Neretva Köprüsü’nü ve hemen yanında bulunan, şimdilerde müze haline getirilen Neretva Tren Garı’nı gezdiler. Sonrasında ise Sarı Saltuk veya Alperenler Tekkesi diye bilinen tekkeyi ziyaret ettiler. Bu arada Osmanlı ordusunun Balkanlar’a girdiğinde ilk konakladığı ve garnizon haline getirdiği Pocitely Kalesi’ni ve köyünü dolaştılar.

    Mostar Köprüsü önünde pankart açtılar

    Gençler akşam saatlerinde ise Bosna Hersek’in Mostar şehrini tam ortadan bölen Neretva Nehri’nin üzerinde bulunan, Mimar Sinan’ın öğrencisi olan Hayruddin tarafından inşa edilen Mostar Köprüsü’ne geldi. Eyüplü gençler burada da “15 Temmuz’u unutma, unutturma” pankartı açarak hep birlikte “15 Temmuz’u unutma, unutturma” diye bağırdılar.

    Gençler kültürel ve tarihi donanım kazanıyor

    Tur sırasında, bu topraklarda olmaktan mutluluk ve gurur duyduklarını belirten gençlerden Cüneyt Akın Can Karataş, “Öncelikle bu geziyi düzenleyen, bize böyle bir fırsatı veren başta Eyüp Belediye Başkanı Remzi Aydın olmak üzere bütün Eyüp Belediyesi personeline teker teker teşekkür ediyorum. Çok güzel bir gezi oluyor. İlk defa çıktım ben yurt dışına, ilk defa da uçağa bindim. Hayatımda bir daha uçağa biner miyim, hayatımda bir daha yurt dışına çıkar mıyım, yurt dışına çıksam Balkanlara gelebilir miyim? Bunlar kafamda soru işareti. Büyük ihtimal böyle şeyler yaşayamayacağım. Bana bu fırsatı tanıyan herkese çok teşekkür ederim. Burası çok güzel, kültürel anlamda bana çok şeyler kattığını düşünüyorum. Ülkemizin dışındaki insanlar nasıl yaşıyor bunları görüyoruz. Benim aslında bu gezide en çok hoşuma giden şey de bir Türk’le karşılaşmanız. Her yerde Türkler varlar. Dört ülke dolaştık, Kosova, Sırbistan, Makedonya ve Bosna. Dördünde de gördük, bu çok hoş bir şeydi gerçekten” şeklinde konuştu.

    Ömer Akgül isimli öğrenci, “Balkanlar, bu coğrafya çok güzel yerler. Sosyokültürel anlamda da çok güzel, kültürel anlamda da çok güzel. Bosna Hersek’te her yerde Türk ile karşılaştık. Herkesle Türkçe konuştuk, çok kolay anlaştık” dedi.

    Berat Atik ise düşüncelerini şu sözlerle aktardı: “Eyüp Belediyesi’nin düzenlediği turda bugün Mostar Köprüsü’ndeyiz. Buradan 15 Temmuz şehitlerini rahmetle anıyoruz. Eyüp Belediye Başkanı Remzi Aydın’a teşekkür ediyoruz. Eskiden Osmanlı toprakları olan Balkanlarda Osmanlı’nın izlerinin bulunduğu yerleri geziyoruz. Bir dönem Osmanlı’nın hükmettiği yerleri görüyoruz. Maneviyatı çok yüksek yerler. Ayrıca burada çok sayıda Türk var, Türkçe konuşarak çok rahat anlaşıyoruz.”

  • Nevşehir’de ‘Dünü Unutma Ki Yarına Hakkın Olsun’ Konulu Konferans Düzenlendi

    Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı Tarih Bölümü ve Kültür Topluluğu tarafından ‘Dünü Unutma ki Yarına Hakkın Olsun’ konulu konferans düzenlendi.

    Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezinde düzenlenen, Kurtuluş Savaşı komutanlarından Kazım Karabekir’in kızı Timsal Karabekir’in konuşmacı olarak yer aldığı konferansa Rektör Yardımcıları Prof. Dr. İlyas Gökhan ve Prof. Dr. H. Abdullah Şengül, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı.

    Konferansın açılış konuşmasını yapan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlyas Gökhan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş aşamasında Kazım Karabekir Paşa’nın katkılarından bahsetti. Prof. Dr. İlyas Gökhan ayrıca konferansa konuşmacı olarak katılan Kurtuluş Savaşı komutanlarından Kazım Karabekir’in kızı Timsal Karabekir ile konferansın düzenlenmesinde emeği geçenler herkese teşekkür etti.

    ‘Dünü Unutma ki Yarına Hakkın Olsun’ konulu konferansın sunumunu gerçekleştiren Kazım Karabekir Paşa’nın kızı Timsal Karabekir, İstiklal Savaşının kahramanı Kazım Karabekir Paşa’nın çocukluk yıllarını, eğitim dönemlerini, orduya katılma sürecini ve vatanın istiklale kavuşması için imkânsız şartlar içinde verdiği mücadeleleri görsel sunum eşliğinde katılımcılar ile paylaştı.

    Yoğun katılım ile gerçekleştirilen konferans, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlyas Gökhan tarafından Timsal Karabekir’e plaket ve teşekkür belgesi takdiminin ardından toplu fotoğraf çekimi ile son buldu.

  • Vahit Bingöl; Özal’ı unutmayacağız

    Vahit Bingöl; Özal’ı unutmayacağız

    Ölüm yıldönümünde Turgut Özal hakkında bir açıklama yapan Anavatan Partisi eski Erzurum İl Başkanı Vahit Bingöl, Anavatan Partisinin kurucusu ve doğal lideri Turgut Özal’ı unutmayacaklarını, zira yerinin aradan geçen yıllara rağmen doldurulamadığını söyledi.
    Ülkenin bugün gelinen noktasında, başta Atatürk olmak üzere, onun gibi ileriyi gören, çaplı ve cesaret sahibi liderlere her zamankinden daha çok ihtiyacımız olduğunu kaydeden Vahit Bingöl, sözlerine şöyle devam etti.
    “Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana devam eden bazı iç ve dış meselelere Özal zamanında parmak basıldı ve el atıldı. Bürokrasideki başarı çizgisini siyasette de devam ettiren Özal, “Benim iki gömleğim var; biri bayramlık, diğeri idamlık” diyerek, girişimci, büyük reformcu tavrını ortaya koymuştur. Toplumun çeşitli kesimleriyle, çocuklarla, gençlerle, sanatçılarla, sporcularla ilişki kurmasını becerebilen ender kişilerden biri olmuştur Turgut Özal… Bazıları, onun bu tavrını taklitten öteye gidememişlerdir hiçbir zaman. Türk toplumunun Atatürk’ten sonra yetiştirdiği uluslararası lider ve siyasetçi nitelemesini de yapabiliriz onun için.”
    Vahit Bingöl, sözlerinin devamında şunları dedi:

     

     
    “Onu sevmeyenlerin bazı sebepleri vardı. Çünkü o halka yakın olan, açıkça halktan yana olan bir liderdi. Onun kafasında devlet, bir hizmet aracı idi, bir baskı aracı değil. Halkının moral değerlerini yakından bilen, modernlikle dindarlığı bağdaştırmış, demokrat bir liderdi. İnanç kimliğiyle evrensel değerleri uzlaştırdı; Türk milletine, “iman, özgürlük ve bilimin ışığında kendi kapasitesini keşfetme imkânını” yeniden sağladı. Pratik zekasının ve sezgilerinin açtığı yolda, kararlılıkla yürüdü ve cumhuriyet dönemi Türk siyasetinin geleneksel tarzını ve rotasını ciddi ölçüde sarsmış bir lider olarak ayrıldı aramızdan. Ekonomide, yönetimde ve siyasette yaptığı, devrim diyebileceğimiz zihniyet ve uygulama değişiklikleriyle; yıllardan beri durağanlığın esiri olmuş, adeta kendi içine kapanmış, açıklıktan ve şeffaflıktan korkar hale gelmiş, kompleksleri altında ezilen Türk insanını kendine getirmiş, önünde yeni ufuklar açmıştır. Ne yazık ki ondan sonra, bu geniş görüşün devamı getirilememiş ve hızla geriye gidilmiştir. Tarihimizin büyüklüğünü gösterdiği ve bu büyük tarihten alacağımız güçle 21. yüzyılda büyük işler başarabileceğimizi işaret etti. Turgut Özal “tarihe ve Allah’a hesap vereceğini” bilerek yaşadı. Yaşadığı süre içinde oluşturduğu felsefeden yeni bir insan, lider bir ülke ve dünyada kendine yakışan yeri almayı başarmış bir Türkiye çıkarmaya çalıştı.

     
    Gelecek nesillerin kendisini daha iyi değerlendireceğine, hakkını teslim edeceğine inanıyor, “Beni daha sonra anlayacaklar” diyordu. Bugün ölüm yılında yapılan konuşmalar, yazılan yazılar, yaptıklarına sahip çıkmalar, söylediğinin çıkmaya başladığının bir göstergesidir. Anlaşılmaya ve bıraktığı mirasın bilincine varılmaya başlandığı söylenebilir. O, en çok ihtiyacımız olduğu zamanda geldi. Bazıları kabul etmeseler dahi, bu ülkede yaşayan herkes, onun yaptıklarından bir pay aldı ve ona şükran borçları var.”

     
    Vahit Bingöl, sözlerinin sonunda şunları söyledi:
    “Hayatta iken söylediklerine karşı çıkanlar, fikirlerine destek olmayanlar, şimdi bir çok konuda onu haklı görüyorlar ama, ne yazık ki iş işten geçti. Çünkü, yaşarken onu anlamaya gayret etmedik. Hatta öne attığı bazı fikirlerinden dolayı onu suçladık bile. Eğer anlayabilseydik, sağlığında onu bu kadar hırpalamazdık. Değerini bilirdik. Yaşarken sövmek, öldükten sonra övmek çelişkisine düşmezdik. Yerini dolduramadığımız, ufuklu bir devlet adamını kaybetmiş olmanın üzüntüsünü hala yaşamaktayız. Allah rahmet etsin.”

  • Tıkla unuttuğun parayı öğren

    Zaman aşımına uğrayacak banka hesapları TBB internet sitesinde.

     

    Zaman aşımına uğramak üzere olan mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklar, TürkiyeBankalar Birliği’nin (TBB) hizmete sunduğu internet sitesinden takip edilebiliyor.

     

    Yapılan açıklamaya göre TBB, vatandaşların bankalarda unuttuğu hesapları için ”www.zamanasimi.org/tbb” internet sitesini hizmete sundu. Bankalarda zaman aşımına uğramak üzere olan hesap bilgileri, TBB’nin internet sitesindeki arama motorunda görüntülenebiliyor.

     

    5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 62. maddesine göre, bankalar nezdindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklar, on yıl içinde aranmaması halinde zaman aşımına tabi oluyor. TBB’nin hizmete sunduğu internet sitesinde yapılan sorgulamada isim ve hesap bilgilerini bulan kişilerin, hesaplarını kapatabilmeleri için 15 Haziran 2013 tarihine kadar hesaplarının bulunduğu bankaların şubelerine geçerli kimlik kartı ile başvurmaları gerekiyor.

     

    BANKADA PARA UNUTTUYSANIZ TIKLAYIN ÖĞRENİN

     
    Vatandaşların başvurmamaları halinde yasa gereği zaman aşımına uğrayacak mevduat, katılım fonu, emanet ve alacakları gelir kaydedilmek üzere Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devrediliyor.

    15 Haziran 2013’e kadar zaman aşımına uğrayacak mevduat, katılım fonu, emanet ve alacakların listesine, mayıs ayı sonuna kadar TBB internet sitesinden ulaşılabilecek.