Etiket: Üniversitesi’nden

  • Uşak Üniversitesi’nden Anlamlı Nevruz Etkinlikleri

    10. Yıl Uluslararası Nevruz Bayramı Etkinlikleri kapsamında Uşak Üniversitesi’nde etkinlikler yapıldı.

    İlk etkinlik 21 Mart 2016 tarihinde Uşak Üniversitesi Öğrenci Çarşısında yapılan Nevruz aşı dağıtımı oldu. Nevruz Aşını dağıtan Rektör Çelik herkesin Nevruz Bayramını kutladı. Nevruz Aşı dağıtımına Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Sayın Dalkıran ile Cengiz Soykan, öğrenciler ve üniversite personeli katıldı.

    İkinci etkinlik 22 Mart 2016 tarihinde Uşak Üniversitesi Kapalı Spor Salonunda konuk ülkelerin katılımıyla gerçekleşti.

    Rektör Prof. Dr. Sait Çelik, eşi İmran Çelik, Uluslararası Türk Kültür Teşkilatı Türksoy Kırgızistan Ülke Temsilcisi Kojogeldi Kuliyev, Uşak İl Genel Meclisi Başkanı Mehmet Nacar, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Sayın Dalkıran ile Prof. Dr. Cengiz Soykan, dekanlar, enstitü, yüksekokul ve meslek yüksekokulu müdürleri, akademisyenler ve öğrencilerin katıldığı etkinlikte Kazakistan Naz Halk Dansları Topluluğu, Kazakistan Taraz Üçlüsü, Kırgızistan Kız Kıyaz Halk Dansları Topluluğu, Kırgız Halk Müziği ve Pop müziği Sanatçıları, Kırgızistan Ayköl Halk Dansları Topluluğu, Bosna Hersek Halk Dansları Topluluğu, Özbek Halk Müziği Sanatçıları ve Türkiye Temsilcisi Uşak Üniversitesi Halk Dans Topluluğu yer aldı.

    Programda konuşma yapan Rektör Çelik ilk olarak terörün dininin ve milliyetinin olmadığına inandıklarını belirterek; “Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi, senin teröristin kötü, benimki iyi anlayışına da katılmıyoruz. Terör ne kadar kötü ise, teröristi himaye etmek, yardım ve yataklık etmek de o kadar kötüdür. Geçen hafta kritik bir zirvede, Avrupa Birliği’nin kalbinde PKK’ lı teröristlere çadır kurdurmayı ve paçavralarını sallandırmalarına müsaade edilmesini de kınıyoruz.” İfadelerini kullandı.

    Konuşmasının devamında, baharın müjdecisi Nevruz’un bolluk ve bereketin simgesi, yeniden dirilişin işareti olduğunu söyleyen rektör Prof. Dr. Sait Çelik şunları belirtti: “Nevruz, yüreklerimizin yeni umutlarla dolup taştığı, gönüllerimizde çeşitli duyguların birbirine karıştığı, dostluğun ve muhabbetin arttığı günlerdir. Kış mevsiminin çok sert geçtiği, tarıma ve hayvancılığa dayalı fakir toplumlarda baharın gelmesi elbette ki daha büyük sabırsızlıkla beklenir. Erzak depolarının bittiği, hayvanların beslenme zorluğu çektiği, uzun kış şartlarının bitimini simgeleyen Nevruzla birlikte hayat kolaylaşmaktadır. Baharın gelişini beklemek açısından, kişi başı milli gelirimizin 3 bin dolar olmasıyla 11 bin dolar olması arasında doğal olarak fark olacaktır. Cumhuriyetimizin 100. Yılında ise 25 bin dolar hedefimiz var. Sevgili gençler 2023 hedeflerimizi yakaladığımız takdirde her mevsimimiz önemli ölçüde bahar havasında geçecektir. Bu hedef, her birinizin iyi bir işi ve geliri olacağı anlamına gelmektedir. Zenginleşmiş ve huzuru yakalamış toplumlar için her mevsim ayrı bir güzellikte olacaktır. Üniversiteleşme tarihinde küçük bir zaman dilimi olan 10. Yılımızı kutluyoruz. Dün Amerika’dan bir heyet ziyaretimize geldi. Övünmek gibi olmasın ama; kampüsümüzü çok beğendiklerini ve şuana kadar gördükleri üniversite kampüslerinden en güzellerinden birisi olduğunu gıptayla ifade etmişlerdir. Bir fakülte binasının bile ancak 14 yılda tamamlanabildiği günleri çok iyi biliyorum.” Dedi.

    REKTÖR ÇELİK: “ARTIK HEDEFLERİ VE İDDİALARI OLAN BİR ÜLKEYİZ”

    Rektör Çelik konuşmasının sonunda; “Memleketimizdeki bu istikrarlı kalkınmayı çekemeyen emperyalist odaklar milletimizin kardeşliğine, birlik ve beraberliğini tuzaklar kurmaktadırlar. Biz bu filmleri defalarca izledik. Ne zaman ülkemiz ciddi hamleler yapsa, atağa geçse anarşi ve terörle karşılaşıyoruz. Nevruz Bayramını üzerimizdeki hesaplara son vermek için bir fırsata çevirmeliyiz. Nevruz Bayramını üzerimizdeki hesaplara son vermek için bir fırsata çevirmeliyiz. Kol kola ve omuz omuza vererek şer odaklarının heveslerini kursaklarında bırakmalıyız. Aynı hayalleri kurmuş, aynı acılara katlanmış, birlikte gülmüş, birlikte ağlamış, ortak tarih ve medeniyet değerleri için mücadele etmiş bizlere de bu yakışır. Bu duygu ve düşüncelerle nevruz bayramınızı en içten dileklerimle kutluyor hepinizi saygıyla muhabbetle selamlıyorum.”dedi.

    TÜRKSOY Kırgızistan Ülke Temsilcisi Kojogeldi Kuliyev ise herkesin Nevruz Bayramını kutladı. Kojogeldi Kuliyev başta Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sait Çelik olmak üzere tüm üniversite personeline ve öğrencilerine gösterdikleri konuk severlikten dolayı teşekkür ederek Rektör Prof. Dr. Sait Çelik’e plaket takdim etti.

    Etkinlik sonunda Rektör Prof. Dr. Sait Çelik katılımcı ülke temsilcilerine teşekkür ederek plaket verdi.

  • Gelişim Üniversitesi’nden Trafk Sorununa Çözüm: Uçan Araba

    İstanbul Gelişim Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Abdulkadir Gayretli, yazılım aşamasında olan uçan arabanın 2019’da Türk semalarında olacağını söyledi.

    İstanbul Gelişim Üniversitesi’nin organize ettiği ve IEEE (Elektrik ve Elektronik Mühendisleri Enstitüsü) tarafından desteklenen “3. Uluslararası Akıllı Şebekeler Çalıştayı ve Sertifika Programı” yapılıyor.

    Başta Amerika, Kanada, İngiltere, Fransa, Japonya, Güney Kore, Tayvan ve İtalya gibi ülkeler olmak üzere 22 yabancı, 14 Türk bilim insanının davetli konuşmacı olarak katılacağı “3. Uluslararası Akıllı Şebekeler Çalıştayı ve Sertifika Programı” açılışı İstanbul Gelişim Üniversitesinde yapıldı. Çalıştaya yerli ve yabancı 350 kişi, yirmiden fazla ülkeden kayıt yaptırmış olup, katılan kişilere sertifika ve sertifika eki verilecek. Yenilenebilir enerji ve akıllı şebekeler alanında yapılan çalışmaların değerlendirilmesi ve bu çalışmalar içerisinde bulunan genç mühendisler, akademisyenler ve şirketlerin bilgilendirilmesi, bundan sonraki yapılacak olan çalışmaların doğru ve mevcut teknolojiye uygun olarak yapılmasına katkı sağlamak amaçlı yapılan çalıştay 21-25 Mart tarihleri arasında İstanbul Gelişim Üniversitesi’nde gerçekleşecek.

    “AMAÇ, TEMİZ, SÜRDÜRÜLEBİLİR VE KESİNTİSİZ ENERJİYİ TÜKETİCİYLE BULUŞTURMAK”

    Geçtiğimiz yıllarda yaşanılan enerji kesintileri ile birlikte bir kez daha akıllı şebekeler ihtiyacının ortaya çıktığını vurgulayan İstanbul Gelişim Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlhami Çolak, “Akıllı şebekeler dünyada gün geçtikçe önemi artan bir yapıdır. Biz hem ülkemize hem de dünyadaki bu alanda çalışma yapan insanlara örnek olabilmek ve hedef gösterebilmek için bu çalışmaları yapmaktayız. Amacımız ülkemize katkı sağlamaktır. Yapmış olduğumuz her çalıştaydan sonra bir rapor yayınlıyoruz. Bu raporun birçok ilgili taraflar tarafından değerlendirildiğini, okunduğunu ve buna göre kendi politikalarını geliştirdiklerini tespit ettik. Enerji piyasalarının hepsi yayınladığımız raporlardan yararlanıyorlar. Ayrıca üniversitelerde araştırma yapan birçok bilim insanı da bizim yapmış olduğumuz ve yayınladığımız raporlardan büyük oranda istifade etmişlerdir. Bu çalışmaların amacı temiz, sürdürülebilir ve kesintisiz enerjiyi tüketiciyle buluşturmak. Herhangi bir arıza olduğunda en kısa sürede arızanın giderilmesi hedeflenmektedir. Dolayısıyla fosil yakıtlı enerjiden uzak yenilenebilir enerji kaynaklarına dayanan bir yapıyı biz burada ön plana çıkarmaya çalışıyoruz” dedi.

    “TÜRKİYE’YE KATMA DEĞER KAZANDIRMA HEDEFİNDEYİZ”

    “Yenilenebilir enerji alanında artık Türkiye’nin de söz sahibi olması gerekiyor” diyen İstanbul Gelişim Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Abdulkadir Gayretli aynı zamanda, “Bunun için de uluslararası duayenleri çağırmak suretiyle onların büyük fikirlerinden istifade ederek Türkiye’ye bir katma değer kazandırmak ve bununla birlikte özellikle rüzgar ve güneş enerjisinden istifade etmenin yollarını arayacağız. Bu çalışmaların özellikle uluslararası düzeyde olması önem teşkil ediyor. Çünkü Türkiye gerek teknolojik gerek Ar-Ge çalışmaları bakımından zayıf. Daha önce yapmış olduğumuz çalışmalarımız neticesinde rüzgar ve güneş enerjisi konusuna yoğunlaşıldı ve Türkiye’de bu alanda yatırımlar fazlalaştı” diye konuştu.

    “2019 YILINDA TÜRK SEMALARINDA UÇAN ARABAMIZ OLACAK”

    3. Uluslararası Akıllı Şebekeler Çalıştayı ve Sertifika Programı’nda aynı zamanda konuklara İstanbul Gelişim Üniversitesi’nin projesi olan uçan arabayı tanıtacaklarını söyleyen Başkan Abdülkadir Gayretli, “Çalıştaya gelen duayenlerimizle birlikte dünyada olmayan bir şeyi, uçan araba modelimizi geliştireceğiz. Yazılım aşamasında olan uçan arabamız 2019’da Türk semalarında olacak. Hayata geçireceğimiz uçan araba diğer projelerden farklı olarak pist gerektirmeyen, daha modern daha kullanışlı bir model olarak karşımıza çıkacak. Bu sayede gerek Türkiye’de gerekse dünyada trafik sıkıntısını ortadan kaldıracağız. Aramızda yapacağımız bilgi alışverişleriyle çalışmalarımız devam edecek. Artık Türkiye olarak olmamız gereken yere gelerek kendimizi daha da ileriye taşıyacağımızı umut ediyorum. Bir yandan da Türkiye’de maalesef patent sayılarının oldukça düşük olduğunu görüyoruz. Özellikle üniversiteler gerek araştırmacılarımız için gerekse öğrencilerimiz için buna ehemmiyet vermek zorunda. Türkiye’ye katma değer sağlamak için patent sayısını dünya standartlarının üstüne çıkarmak zorundayız” şeklinde konuştu.

    Başkan Gayretli son olarak, “Gerçekten biz millet olarak yenilikçi, girişimci imkansızlıklar içerisinde imkanlar oluşturan ve bunlarla birlikte daha iyi noktalara gelebilen bir toplumuz. Bunlar içinse bize gayret ve motive lazım. İyi bir motive neticesinde kısa zaman da dünya liderleri konumunda biz de çok önemli yerlerde olacağız” diyerek sözlerini tamamladı.

  • İstanbul Aydın Üniversitesi’nden Çifte Şampiyonluk

    İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ), masa tenisi ve tenis dallarında şampiyonluğa ulaşarak önemli bir başarıya imza attı.

    Antalya’da düzenlenen Süper Lig Tenis Türkiye Şampiyonası’nda İstanbul Aydın Üniversitesi Bayan Tenis Takımı, Süper Lig Türkiye Şampiyonu oldu. Erkek Tenis Takımı ise İstanbul Aydın Üniversitesi’ni başarılı bir şekilde temsil ederek Süper Lig Türkiye ikincisi olmayı başardı. Öte yandan Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu tarafından Antalya’nın Kemer ilçesinin ev sahipliğinde gerçekleştirilen Masa Tenisi Türkiye Şampiyonası, 79 üniversitenin kıran kırana çekişmesine sahne oldu.

    İAÜ Masa Tenisi Takımı; İbrahim Gündüz (Grafik Tasarımı), Ziver Gündüz (Grafik Tasarımı), Yücel Hürtürk (Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler), Mehmet Deniz (Bilgisayar Mühendisliği), Burkay Poyraz (Hukuk Fakültesi), Efecan Okumuş (Üstün Zekalılar Öğretmenliği) isimlerinden oluştu.

    İAÜ Masa Tenisi Takımı şampiyonada sırasıyla; Bursa Teknik Üniversitesi, Gedik Üniversitesi, Necmettin Erbakan Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi ve Kocaeli Üniversitesi’ni 3-0 gibi net skorlarla yenerek yarı finale kaldı.

    Yarı finalde Girne Amerikan Üniversitesi’ni geçen başarılı ekip, finalde son 10 yılın şampiyonu Marmara Üniversitesi ile karşı karşıya geldi. İstanbul Aydın Üniversitesi Masa Tenisi Takımı, Marmara Üniversitesi’ni 3-1 mağlup ederek 2016 Türkiye Şampiyonu oldu. Bu sonucun ardından başarılı ekip, gelecek spor yılında Avrupa Üniversite Sporları Federasyonu tarafından düzenlenecek Üniversiteler Avrupa Şampiyonası’nda ülkemizi temsil edecek.

  • Hitit Üniversitesi’nden ‘Yeni Anayasa Ve Başkanlık Sistemi’ Paneli

    Hitit Üniversitesi, SETA Vakfı ve Hitit Akademi Derneği iş birliğiyle düzenlenen “Türkiye’de Yeni Anayasa Arayışları ve Başkanlık Sistemi” konulu panel düzenlendi.

    Paneli AK Parti Çorum milletvekili ve TBMM İdare Amiri Salim Uslu, Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Reha Metin Alkan, Belediye Başkan Yardımcısı Turhan Candan, AK Parti Çorum İl Başkanı Rumi Bekiroğlu, MÜSİAD Çorum Şube Başkanı M. Ahmed Köksal, Ziraat Odası Başkanı Mehmet Sayan, öğretim görevlileri ve öğrenciler izledi.

    SETA Hukuk ve İnsan Hakları Direktörü Cem Duran Uzun, Türkiye’de 12 Eylül darbesini gerçekleştirenlerin, yargılanıp ceza aldığını ancak ülkenin 12 Eylül darbesini gerçekleştirenlerin hazırladığı anayasanın yürürlükte olduğunu söyledi.

    Türkiye’nin yeni anayasa ihtiyacının 25 yıldır tartışıldığına dikkat çeken Uzun, 1982 Anayasası’nın kabul edilmesinin üzerinden henüz 7-8 yıl geçmeden yeni anayasa ile ilgili taslak ve önerilerin hazırlandığına işaret etti. 2007 yılında yeni bir anayasa için çalışmaların hızlandırıldığını kaydeden Uzun, o dönemde yayınlanan e-muhtıra ve AK Parti hakkında açılan kapatma davalarının bu sürecin önüne geçtiğinin altını çizdi.

    Mevcut anayasanın üzerinde 1982 darbesinin gölgesinin olduğunu, antidemokratik, darbe anayasası olarak anıldığını vurgulayan Uzun, 18 kez değişikliğe yapılan değişikliğe rağmen 12 Eylül’ün izlerini taşıyan mevcut anayasadan kurtulmak için yenisinin yapılması gerektiğine dikkat çekti. Uzun, yapılan değişikliklerle anayasal vesayet sisteminin de gerilediğini dile getirdi. Vesayet sisteminin yeni araçlar ve yöntemlerle tekrar açığa çıkmaya çalıştığının altını çizen Uzun, bunun sona erdirilmesi için yeni Anayasa’nın şart olduğunu belirtti.

    1982 Anayasa’nın yamalı bir bohçaya döndüğünü ve bir bütünlükten söz edilemeyeceğini anlatan Uzun, “AK Parti, 2007 yılında ilk kez toplumun bütün kesimlerinin katılımıyla yeni bir anayasa çalışması başlattı. Onbinlerce anayasa teklifi ve önerileri meclise gitti. Hepsi uzmanlarca incelendi. Bunlara göre yeni bir anayasa hazırlanmaya çalışıldı. Ancak 60 madde üzerinde uzlaşı sağlandı” dedi.

    SETA Siyaset Araştırmaları Direktörü Nebi Miş ise, başkanlık sisteminin demokratik bir rejim değilmiş gibi angaje edildiğini söyledi.

    Başkanlık yada yarı başkanlık sistemlerinin dünyadaki örneklerini sıralayan Miş, Türkiye’de uygulanan parlamenter sisteme, 1961 yılına kadar partilerin kongrelerinin hakimken, 1961’den sonra ise vesayet sisteminin yönettiği bir sistem halini aldığını ifade etti.

    Tüm demokratikleşme süreçlerinin, krizlerin ardından çıktığına işaret eden Miş, halk tarafından seçilmiş ve yetkileri genişletilmiş bir cumhurbaşkanı ve yine halk tarafından seçilen bir meclis tarafından oluşturulmuş başbakanın varlığını, bugün özel durumlar nedeniyle krize yol açmasa bile, gelecekte çifte meşruiyet olarak krizlerin yaşanılmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi.

    Başkanlık sisteminin sadece ABD’de uygulanan bir örnek olarak sunulup, federal bir yapı öngörmenin yanlış olduğuna da dile getiren Miş, üniter yapıda yürütülen başkanlık sistemlerinin de varlığından söz ederek, bu sistemin Türkiye’ye özgü olarak uygulanabileceğini dile getirdi.

    SETA Siyaset Araştırmacısı Serdar Gülener, başkanlık sistemine karşı ön yargılı yaklaşıldığını dile getirdi.

    AK Parti Çorum milletvekili ve TBMM İdare Amiri Salim Uslu, başkanlık sisteminin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsi meselesi olmadığını vurgulayarak, Türkiye’nin gelişmesi, büyümesi içinde yeni bir anayasa ihtiyaç olduğunu söyledi.

    Yeni anayasa konusunda bütün siyesi partilerin sözü olduğunu dile getiren Uslu, ancak iş anayasayı değiştirmeye gelince ‘amalar, ancak, fakatlardan’ geçilmediğini dile getirdi.

  • Sasgem’in Konuğu Erzican Üniversitesi’nden Prof. Dr. Aktaş Oldu

    Geleneksel SASGEM (Sakarya Üniversitesi Akademik ve Sosyal Gelişim Merkezi) Konferansları’nın konuğu Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Sururi Aktaş oldu. Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Amfi 5’te gerçekleştirilen konferansta “Bir Değer Olarak Adalet” konusu ele alındı.

    Adalet meselesin sadece hukuk açısından incelemenin doğru olmayacağını kaydeden Prof. Dr. Aktaş “Adalet kavramı, birçok konuyu ilgilendiren bir kavramdır. Dolayısıyla adalet kavramı, siyaset felsefesi, iktisat felsefesi, hukuk, devlet felsefesi gibi alanların da ilgi odağındadır. Bir meseleye tek bir açıdan bakmak o meselenin diğer cephelerinin görünmesine engel olacağından adalet meselesini de sadece hukuk açısından incelemek doğru değildir. Bu nedenle adalet kavramını analiz ederken diğer alanlardan da faydalanmak gereklidir” diye konuştu.

    ADALETİN KESİN BİR TANIMINI YAPMAK KOLAY DEĞİL

    Adalet kavramının kesin bir tanımını yapmanın çok kolay olmayacağını ifade eden Aktaş, “Adalet için kesin bir tanım yapmak çok kolay değildir. Herkesin aşina olduğu bir kavram gibi görülse bile adalet kavramı, karmaşık bir niteliğe sahiptir. Bundan dolayı adalet kavramını anlamlandırmak için öncelikle onu derinlemesine analiz etmek gerekir; adaletin türleri ve teorilerinin metodolojik olarak iyi irdelenmesi, kavramın iyi anlaşılması için elzemdir. Adalet kavramı, 10’nuncu yüzyılda daha çok bölüşüm ve paylaşın ahlakı üzerinden tartışılmıştır. Yapılan tartışmalar dikkate alındığında adalet kavramının, bölüşüm, paylaşım ve üretim bakımından ele alındığı görülmektedir. Sosyalistler genellikle üretim mekanizmasından ayrı işleyen bir paylaşım sisteminden yana tavır alarak piyasa mekanizmasını esas alan düşüncelerden kaygı duymuşlardır. Liberaller ise, serbest piyasa mekanizmasının sonuçlarını referans alarak, üretimle paylaşımın ayrılmadığını ve yeniden paylaşımın hukuk devletine aykırı olduğunu ileri sürmüşlerdir” dedi.

    TOPLUM SÜREKLİ BİR ADALET ARAYIŞI İÇİNDEDİR

    Adalet kavramının eski çağlardan beri bir değer olarak görüldüğüne dikkat çeken Aktaş insanların çoğunun genellikle pozitif hukukun adaletsizliğinden şikayetçi olduğunu söyledi. Aktaş, bu nedenle toplumun sürekli bir adalet arayışı içinde olduğunu bu durumun da pozitif hukukun üstünde bir adalet anlayışı ihtiyacını ortaya çıkardığını belirtti. Aktaş sözlerinin devamında, “Ahlaki bir değer olarak adalet kavramının gerekliliğine en büyük desteği doğal hukuk teorileri vermiştir. Doğal hukuk açısından adalet kavramı, pozitif hukukun doğruluk ölçütüdür. ‘Adaletsiz yasa; yasa değildir, geçersizdir’ sözü klasik doğal hukukçularının sloganıdır. Doğal hukukçulara karşı pozitivist hukukçular, adalet kavramının metafizik bir kavram olduğunu, sınırlarının belli olmadığını savunarak bu kavramın hukuk biliminin dışına çıkarılması gerektiğini savunmuşlardır. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası bu tartışmalar hızlanmış ve hukuk felsefesi, giderek daha çok hukuk bilimcilerinin gündemine girmeye başlamıştır. Alman eski Adalet Bakanı Gustav Radbruch, II. Savaşından önce yazdığı “Hukuk Felsefesi” adındaki eserinde hukuki pozitivizme yakın durmuş, hukuk biliminin belirliliğini öne çekmiş, adalet kavramını ikincil düzeyde tutmuştur. Fakat savaşta yaşanan acı tecrübelerden sonra bu düşüncesinden yavaş yavaş vazgeçmeye başlamış, “Yasal Haksızlık ve Yasa Üstü Hukuk” adıyla makale yazarak yasa yoluyla da haksızlığın yapılabildiğini, dolayısıyla yasa üstü bir hukuka ihtiyaç duyulduğunu kabul etmiştir. Klasik doğal hukukçuların “adaletsiz yasa geçersizdir” sloganı kadar sert olmasa da, Radbruch’un II. Dünya Savaşı sonrası hukuk kavramı konusundaki düşünceleri,“Radbruch formülü” diye bir anlayışı ortaya çıkarmıştır. Bu formüle göre, “eğer pozitif hukuk adalete aykırıysa yine geçerlidir; ancak bu aykırılık, katlanılamayacak bir noktaya gelirse pozitif hukuk, adalet kavramına boyun eğmelidir”. Aktaş’a göre bu ifadeler, aynı zamanda Radbruch’un pozitivizmle arasına mesafe koyduğu ve doğal hukuka yaklaştığı yönünde yorumlamalara neden olmuştur” ifadelerini kullandı.

    Adaletin çok kolay bir kavram olmadığını, onu anlamlandırmak için interdisipliner bir anlayış içinde tüm teori ve türlerini incelemek gerektiğini vurgulayarak konuşmasını bitiren Aktaş’a Sakarya Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Davut Dursun tarafından hediye takdim edildi.