Etiket: Üniversitesi’nden

  • Akdeniz Üniversitesi’nden Hemşirelik Esaslarının Uzaktan Öğretimine İlişkin Çalıştay

    Akdeniz Üniversitesi’nden Hemşirelik Esaslarının Uzaktan Öğretimine İlişkin Çalıştay

    Akdeniz Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Hemşirelik Esasları Anabilim Dalı tarafından “Hemşirelik Esaslarının Uzaktan Öğretimi” temasıyla 9. Hemşirelik Esasları Çalıştayı gerçekleştirildi.

    Hemşirelik Esasları dersinin yürütücüsü olan öğretim elemanlarının katılımıyla iki gün boyunca gerçekleştirilen Çalıştayın ilk gününde “Uzaktan Öğretimde Ders Tasarımı, Etkileşim ve Teknoloji” konulu bir günlük eğitim verildi.

    Eğitim programında Prof. Dr. Yasemin Gülbahar tarafından “Uzaktan Öğretimde Ders Tasarımı ve Değerlendirme” konusu, Dr. Denizer Yıldırım tarafından “Uzaktan Öğretimde Etkileşim ve Katılım” konusu ve Dr. Öğr. Üyesi Erinç Karataş tarafından da “Uzaktan Öğretimde Kullanılan Araç ve Teknoloji” konusu katılımcılarla paylaşıldı. Eğitim programına Türkiye’nin farklı illerinden Hemşirelik Esasları dersinin yürütücüsü olan 180 öğretim elemanı katıldı.

    Çalıştayın ikinci gününde Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı hemşirelik eğitiminin önemini vurguladığı açılış konuşmasında; insanın düşünen, çalışan, üreten, değerlere sahip olan sosyal ve çok özel bir varlık olduğunu, bu nedenle insana bakım veren hemşirenin de sağlık hizmetinde özel bir konuma sahip olduğunu ifade etti.

    Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zeynep Özer de; hemşirelik birinci sınıf öğrencilerine yönelik hemşirelik psikomotor becerilerinin ağırlıklı olarak öğretiminin gerçekleştirildiği Hemşirelik Esasları dersinin çok önemli olduğunu ve diğer dersler için temel oluşturduğunu belirtti. Dekan Özer, ayrıca çalıştayın bu dersin uzaktan öğretimine ilişkin verimli bir çalışma olacağını vurguladı.

    Hemşirelik Esasları Anabilim Dalı ve Çalıştay Başkanı Doç Dr. Emine Kol ise; hemşireliğin varoluşundan bu güne kadar bilim ve uzmanlık sürecinde hızlı bir ivme ile çok yol katettiğini, bu yolda verilen tüm çaba ve çalışmaların hemşireliğin mirası olduğunu, bu mirasın korunması ve geliştirilmesinin tüm akademisyenler için bir sorumluluk olduğunu söyledi.

    Çalıştayda hemşirelik birinci sınıf öğrencilerine psikomotor ve duyuşsal beceri öğretiminin uzaktan eğitim sürecindeki etkilenimi ve çözüm önerileri tartışıldı. Hemşirelik Esasları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Banu Terzi, uzaktan eğitim sürecinde hemşirelik eğitimindeki mevcut durum raporunu sundu. İki günlük çalıştay oturumlarından çıkan raporda, hemşirelik eğitiminde hem laboratuvar hem de klinik ortamda yüz-yüze uygulama öğretiminin öneminin altı çizildi. Raporda uzaktan eğitim ile mesleki yeterlilik düzeyinin ölçme ve değerlendirmenin oldukça sınırlı olduğu, uzaktan eğitim sürecinde derse devam ve kamera açılarak katılımın insan odaklı bir meslek eğitiminde zorunlu olması gerektiği vurgulandı.

  • Atatürk Üniversitesinden Milli Veri Merkezi projesi

    Atatürk Üniversitesinden Milli Veri Merkezi projesi

    Dijitalleşen dünyanın en önemli teknoloji bileşenlerinden biri olan veri merkezlerine olan gereksinim her geçen gün artıyor.

    İnsan hayatına yön veren medya servisleri ve yeni iletişim kanalları internet ortamına taşındıkça internet servislerinin içinde çalıştığı web sunuculara (server) ev sahipliği yapan veri merkezleri de (datacenter) daha fazla önem kazanıyor.

    Bu ihtiyacın artmasıyla birlikte ülkemizde de veri merkezlerinin varlığı ve konumlandırılması gündeme gelmeye başladı.

    Atatürk Üniversitesinin bu konuyla ilgili yaklaşık beş yıldır oldukça yoğun bir çalışma içerisinde olduğunu belirten Rektör Prof. Dr. Ömer Çomaklı, Atatürk Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri Araştırma ve Uygulama Merkezi (ATABAUM) tarafından 2016 yılında hazırlanan veri merkezi kurulumu projesinin ilk olarak 2017 yılında AK Parti Erzurum Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu ile paylaşıldığını, 2018 yılında ise projenin Kalkınma Bakanlığına sunulduğunu kaydetti.

    Göreve geldiği günden itibaren başlatmış oldukları “master plan” çalışmaları kapsamında veri merkezi kurulumu için Atatürk Üniversitesi kampüsünde 30 bin metrekarelik bir alanın tespit edildiğini belirten Rektör Çomaklı diğer taraftan Yeni Nesil Üniversite Tasarım ve Dönüşüm Projesi çerçevesinde gerçekleştirilen arama konferanslarından da Erzurum’da bir veri merkezi kurulması yönünde tavsiye kararlarının çıktığına dikkat çekti.

    “Çevre Ülkelere Hizmet Verecek Şekilde Planlandı”

    Veri güvenliği, uygun şartlarda depolama ve veri merkezlerinin hizmet politikalarından kaynaklanan bir takım sorunlardan dolayı uluslararası standartlarda milli veri merkezi kurulumunun ehemmiyetine dikkat çeken Çomaklı, başta çevre iller olmak üzere bölge ülkelerine hizmet verecek bir yatırımın Erzurum’a kurulmasının şehir için büyük kazanç olacağını söyledi.

    Veri merkezlerinin; kritik bilgi işleme kaynaklarının denetimli ortamlarda, merkezi yönetim altında birleştirilmesini sağladığını ve işletmelerin 7 gün 24 saat kesintisiz hizmet almalarına veya iş gereklerine uygun olarak çalışmalarına imkan tanıdığını aktaran Çomaklı, artan kaynak kullanımının daha iyi yönetilebilmesi için merkezi yönetim olanaklarına ihtiyaç duyulduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Erzurum’da kurulması planlanan veri merkezi başta üniversitelerimiz olmak üzere doğu illerimize de merkezi yönetim, bilgi teknolojileri altyapısı birleşimi, tasarruf ve kolokasyon gibi destekler sağlayacaktır. Veri merkezi sayesinde ayrıca ekonominin canlanması ve veri merkezinin modüller yapıda büyümesi ile şehir halkından teknik personel yetiştirilmesi de hedeflenmektedir. Doğrudan istihdamın yanında veri merkezlerinin gelişmiş destek hizmetleri ihtiyacının yerelden karşılanması için bölgede yerel hizmet firmaları kurulmaya başlayacaktır. Bu istihdam ve yeni firmaların bölgede bulunması bölge dışına göçün önlenmesi açısından bir fırsat olarak algılanabilir.”

    “Milli Sermaye ve Bilgi Yurtiçinde Kalacak”

    “Erzurum’un ipek yolu üzerinde önemli bir ticaret yolu ve kanalı olması da ayrı bir avantaj sağlamaktadır. Ülkemizdeki kurum/şirket veya bireysel müşteriler tarafından yurtdışından kiralanmakta olan sunuculara/hizmetlere aylık yüksek miktarda bedel ödenmektedir. Bu ücretler dolar/euro cinsinden olmaktadır. Bu proje ile yurt dışına çıkan bu harcamaların kısmen önüne geçilerek milli sermayenin ve bilginin içeride kalması hedeflenmektedir. Ayrıca ülkemizin doğusunda, güneyinde ve kuzeyinde yer alan ülkeler öncelikli olmak üzere yurt dışına hizmet ihracatı yapılarak ülkemizin dış ticaret açığının kapatılması hedeflerine destek verilmesi öngörülmektedir” ifadelerini kullandı.

    Rektör Çomaklı, Milli Veri Merkezi kurma ve yönetme noktasında Atatürk Üniversitesinin gerek donanımlı altyapısı gerekse alanında uzman nitelikli personeli ile öncülük edecek birikime sahip olduğunu sözlerine ekledi.

  • Kastamonu Üniversitesinden Vanlı öğrencilere destek

    Kastamonu Üniversitesinden Vanlı öğrencilere destek

    Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü öğrencileri, Van’ın Gürpınar ilçesinde bulunan Yolaltı İlkokuluna kırtasiye ve oyuncak desteğinde bulundu.

    Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü öğrencileri tarafından ‘Topluma Hizmet Uygulamaları’ dersi kapsamında Van’ın Gürpınar ilçesinde bulunan Yolaltı İlkokuluna kırtasiye ve oyuncak desteğinde bulundu. Yapılan yardımlar, okul öğretmeni tarafından ihtiyaç sahibi öğrencilere korona virüs tedbirleri kapsamında ulaştırılacağı belirtildi.

    Okul öğretmeni Ebru Demirkıran, ‘İyiliğe Umut Ol’ projesini yürüten Dilşah İdem, Fatma Nur Kırtay, Dilber Osmonova ve Furkan Kılıç’a desteklerinden dolayı teşekkür etti.

  • Atatürk Üniversitesinden çocuklara yarıyıl hediyesi

    Atatürk Üniversitesinden çocuklara yarıyıl hediyesi

    Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi (GSF) bünyesinde sanatsal faaliyetlerini sürdüren Atabuz Müzesi 2021’in ilk ayında 2 farklı sergiye ev sahipliği yapıyor.

    Özellikle okulların dönem arasına girmesiyle birlikte ailelerin ilgisini çeken Atabuz Müzesinin birinci katında GSF Heykel Bölümü öğretim elemanları tarafından 3 aya yakın sürede hazırlanan “Cumhuriyet ve Çocuk” isimli karma sergi yer alırken, ikinci katında ise GSF Seramik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Caner Yedikardeş’in “Tuzbuz” isimli kişisel sergisi gösterime sunuluyor.

    Çocuklara Yönelik Tasarımlar Sergileniyor
    Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Bulat’ın küratörlüğünde ekim ayında başlanan ve Cumhuriyet’i yansıtan değerlere gönderme yapan çalışmaların yer aldığı “Cumhuriyet ve Çocuk” sergisinde sanatın ilgi ve izlenme yaşını daha erken süreçlere çekme gayretiyle çocuklara yönelik tasarımlar hazırlandı.

    Sergide Muammer Sun’a İthafen Eserler de Yer Alıyor
    Erzurum’da direnişin sembolü haline gelen Nenehatun üzerinden üretilen eserlerin yanında çocukların temas edebildiği, iletişim kurabildiği imgelerden oluşan bu tasarımların, “Cumhuriyet ve Çocuk” sergisinin ana eksenini oluşturduğunu belirten Dekan Bulat, ayrıca sergide geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden sanatkar, Atatürk Üniversitesi marşının da bestekarı Muammer Sun’a ithafen eserlerin de sergilendiğini söyledi.

    Seramik ve Buz Tekniği İlk Kez Bir Arada Kullanıldı
    Atabuz Müzesinde yer alan diğer bir çalışmanın ise “Tuz Buz” adıyla sergilendiğini aktaran Bulat; sergide Dr. Öğr. Üyesi Caner Yedikardeş’in seramik ve buz malzemeyi bir araya getirerek teknik anlamda bir ilke imza attığını ifade etti.

    Sergiler 2 Ay Boyunca Devam Edecek
    Müzelerin çocukların hayal dünyasını geliştirmesinde oldukça önemli yerler olduğunu aktaran Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı, okulların tatile girmesiyle birlikte yarıyıl hediyesi olarak çocuklara yönelik Atabuz Müzesinde çeşitli sergiler düzenlediklerini dile getirdi. Pandemi dönemi nedeniyle çoğunlukla evlerinde vakit geçiren çocukların ve onlara destek olan ailelerin eğlenceli vakit geçirmeleri için düzenlenen etkinliklerin oldukça ilgi çektiğini ifade eden Çomaklı, Atabuz Müzesinde geçen hafta açılışı gerçekleştirilen sergilerin yaklaşık 2 ay boyunca ücretsiz olarak sanatseverlerin beğenisine sunulacağını aktardı.

  • Atılım Üniversitesi’nden havacılık eğitiminde çığır açacak adım

    Atılım Üniversitesi’nden havacılık eğitiminde çığır açacak adım

    Sivil havacılık öğrencileri için geliştirilen yazılım ile öğrenciler uçağın içerisindeymiş gibi her parçayı görebilecek. Yazılım hakkında konuşan Prof. Dr. Nafiz Alemdaroğlu, “Uçağın içinde olmadan ve uçağın içine girmeden nerede bir hata oluyorsa o hatanın nedenini ve hangi parçanın değiştirilmesi gerektiğini yazılım sayesinde kolayca öğrenebileceğiz” dedi.

    Atılım Üniversitesi, Akademi için Airbus Yetkinlik Eğitimi projesi kapsamında öğrenciler için çok gelişmiş bir sistem kurdu. Sistem sayesinde, gerçekte var olan bir uçak modelinin tüm görüntüleri 3 boyutlu olarak programa aktarılıyor. Bu program sayesinde, teknik eğitim alan öğrenciler daha sonra gerçekte karşılaşacakları uçağın hangi kısmında hangi parçanın yer aldığını en ufak vidaya kadar görebilecek. Bu sayede öğrenciler zaman ve mekandan bağımsız olarak bu uçakların, bakım ve onarım gerektiren parçalarını görebilecek ve inceleyebilecek. Gerçek bir uçak ile çalışacağı zaman ise bu parçaları eli ile koymuş gibi tespit edip sorunu anında giderebilecek.

    “Önümüzdeki yıl içerisinde bahar dönemi eğitimi için hazır hale getirdik”

    Atılım Üniversitesi Sivil Havacılık Yüksekokulunda 4 ayrı bölümde eğitim verdiklerini belirten Okul Müdürü Prof. Dr. Nafiz Alemdaroğlu, “Bu aslında bakım ve teknik eğitim için kullanılan bir yazılım esasında. Uçak teknisyenliği eğitimi almak isteyen öğrencilerimize çok büyük yardımı olacak bir yazılım. Airbus’tan aldık biz bunu. Bu yazın başında Airbus’ta çalışmakta olan bir Türk arkadaş, bu yazılımdan bahsetti ve biz yazılımı ve kabiliyetlerini gördükten sonra bu yazılımı elde etmeye çalıştık. Sağ olsun Atılım Üniversitesi Mütevelli Heyeti ve Rektörlüğümüz hemen bu yazılımın alınması için harekete geçtiler. Bu dönem içerisinde de kullanmaya başladık ve şuan da eğitimlerini alıyoruz. Ama yani bu önümüzdeki yıl içerisinde bahar dönemi eğitimi için hazır hale getirdik. Dolayısıyla önümüzdeki dönem itibariyle bu yazılımı kullanmaya başlayacağız” şeklinde konuştu.

    “Uçağın içine girmeden yazılım sayesinde kolayca öğrenebileceğiz”

    Uçak bakım onarım teknikeri olacak öğrenciler için, yazılımın büyük kolaylık sağlayacağının altını çizen Prof. Dr. Nafiz Alemdaroğlu, “Yazılımın önemli faydası şu olacak; uçağın üzerine gitmeden ya da uçağın yanında olmadan bu yazılım vasıtasıyla uçağın içerindeki hem mekanik, motor gövde ve benzeri parçalarını ve elektrik elektronik parçaların tamirlerinin yapılabileceği bir yazılım. Dolayısıyla uçağın içinde olmadan ve uçağın içine girmeden nerede bir hata oluyorsa o hatanın nedenini ve hangi parçanın değiştirilmesi gerektiğini yazılım sayesinde kolayca öğrenebileceğiz” diye konuştu.

    “Bu yazılım yeni bir çığır açacak bizim teknisyenlik eğitimimizde”

    Yazılımda yer alan uçak modellerinin birebir gerçekte yer alan uçak modelleri olduğunu, bu sayede öğrencilerin bu uçakları mezun olmadan önce tanıma imkanına kavuştuklarını belirten Prof. Dr. Alemdaroğlu, “Bu yazılım Airbus-320 ve Airbus-350 uçaklarının bakımları için kendilerinin kullandığı bir yazılım esasında ve bu yazılımı yurt dışında alan ilk üniversitelerden bir tanesiyiz biz de. Uçağın bütün parçaları ve tüm elektronik donanımları bu yazılımın içerisine monte edilmiş durumda, dolayısıyla biz istediğimiz parçaya, istediğimiz elektronik donanıma ulaşabiliyoruz bu yazılım vasıtasıyla. Dolayısıyla bu yeni bir çığır açacak bizim teknisyenlik eğitimimizde. Öğrencilerimiz uçağın içine girmeden bu parçaların nasıl değiştirileceğini ve nasıl çalıştırılacağını gayet rahat bir şekilde öğrenebilecekler” ifadelerini kullandı.

    “Bir adaptasyon süreci gerektirmeden öğrencilerimiz iş hayatına atılabilecekler”

    Yazılım sayesinde, öğrencilerin uçakları tanıdıkları için iş hayatında adaptasyon sıkıntısı çekmeyeceklerini vurgulayan Alemdaroğlu, “Bizim öğrencilerimiz bu yazılım sayesinde, mezun olduklarında Türk Hava Yolları veya diğer bakım kuruluşlarında ya da yurtdışında herhangi bir bakım kuruluşuna girdiklerinde ilave bir eğitime gerek duymadan Airbus-320 ya da Airbus-350 uçaklarının bakımında çok rahat görev alabilecekler. Yani öğrencilerimizin mezun olduktan sonra profesyonel alana girmeleri çok çok rahat olacaktır. Çünkü uçağı ve uçağın parçalarını tanıyorlar. Dolayısıyla bir adaptasyon süreci gerektirmeden öğrencilerimiz iş hayatına atılabilecekler” açıklamasında bulundu.

    “Bu bizim için artırılmış gerçeklik öncesi ön hazırlık”

    Bu yazılımın bir başlangıç olduğunu kaydeden Alemdaroğlu, “Bu aslında artırılmış gerçekliğin ön hazırlığı bizim için. Bundan sonra yapacağımız aşamada, Airbus ile de aynı şeyleri konuşuyoruz; bu noktadan sonra artırılmış gerçeklik gözlükleri ile bakım mühendisi olmaya aday olacak öğrencilerimiz” sözleri ile gelecek planlarını da aktardı.