Etiket: Üniversitesinde

  • “Nedir” Ekibi Sosyal Medya Kulübü İle Anadolu Üniversitesi’nde

    Son dönemlerde sosyal medya üzerinde yayınladıkları videolarla milyonlarca kez izlenen 321 Medya’dan ’Nedir’ ekibi, Sosyal Medya Kulübü (SMK) ile Anadolu Üniversitesi’ne geliyor.

    Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi bünyesinde çalışan kulüp, yaptıkları etkinliklerle öğrenciler üzerinde sosyal medya farkındalığı oluşturmayı hedefliyor. Bu doğrultuda çalışmalar yürüten ve sezon başından beri yaptıkları işlerin yanı sıra farklı çekim teknikleriyle de okul içerisinde adından sıkça bahsettiren kulüp üyeleri, ilk etkinliklerinin çalışmalarını tamamladı. Kulüp üyeleri, daha önce 321 Medya’dan Burcu Bakdur’un çektiği ’Nedir?’ videolarına benzer bir kısa filmi ’SMK Nedir?’ adıyla yayımlamış ve dikkatleri üzerilerine çekmişti. Ardından etkinliğe kısa bir süre kala ise ’SMK Soruyor’da ’Nedir? Ne Değildir?’ adlı çalışmalarıyla üniversite öğrencilerine Bakdur ve Baş hakkında düşünceleri soruldu.

    Beş senedir sürekli aktiflik ilkesiyle hareket ettiklerini belirten SMK Başkanı Göktuğ Pütün, sektörde önemli isimleri öğrencilerle buluşturduklarını ifade etti. ’Nedir’ videolarını çeken ekibin gelmesinin kendilerine çok şey katacağını bildiren Pütün, konukların da Eskişehir’e gelmek için son derece heyecanlı olduklarını vurguladı. Etkinliğe en iyi şekilde hazırlandıklarını aktaran Pütün, “Biz bu isimleri çağırırken sıradan bir davet yerine sevdiğimiz kişileri, sevdiğimiz işleriyle davet ettik yani onların yaptığı videonun bir benzerini onlara davet niteliğinde çekip onlara gönderdik. Çok etkilendiler bundan, bunları söylemlerinde de gördük. 25 Kasım’da yapılacak etkinliğe çok iyi hazırlandık ekip olarak. Söyleşi olduğu için karşılıklı sohbet havasında bir etkinlik geçireceğiz. Biz Anadolu Üniversitesi Sosyal Medya Kulübü olarak üniversitenin en aktif ve en sosyal kulübü olduğumuzu her zaman için iddia ettik. Bunu da bu etkinlikle üniversite öğrencilerimize, öğrenci arkadaşlarımıza göstereceğiz” dedi.

    Cem Yılmaz ve Okan Bayülgen gibi ünlü isimlerin de videolarında oynayarak destek verdiği ’Nedir’ ekibi 25 Kasım Çarşamba günü saat 12.00’da AÜ Yunus Emre Yerleşkesi Sinema Anadolu salonunda üniversite öğrencileriyle buluşacak. Öte yandan, ’Nedir? Ne değildir?’ söyleşisinin ücretsiz davetiyelerinin İletişim Bilimleri Fakültesi ve Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) önünde kurulan stantlardan temin edilebileceği bildirildi.

  • Anadolu Üniversitesi’nde Karikatür Ve Çizgi Film Sergisi

    Türkiye’nin ilk çizgi filmcilerinden ve karikatüristlerinden olan Tonguç Yaşar ve Okan Büyükdoğan’ın ‘Karikatür ve Çizgi Film’ adlı sergisi Anadolu Üniversitesi’nde sergilendi.

    Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Sergi Salonunda açılan sergide, Türkiye’nin ilk çizgi film ve karikatür sanatçılarından Tonguç Yaşar ve Okan Büyükdoğan’ın yapmış olduğu eserler sanatseverlere buluşturuldu. Sergide, çeşitli konuların işlendiği 50’ye yakın karikatürün yanı sıra sergi salonuna kurulan televizyonlarda da sanatçıların yapmış olduğu reklam ve çizgi filmler yer aldı. İlginin yoğun olduğu açılışta, öğrenciler de sanatçılarla tanışma şansı buldu.

    Sergi ile ilgili görüşlerini bildiren Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halil İbrahim Gürcan, sergide Türk televizyonlarında dönmeye başlayan ilk çizgi film reklam örnekler olduğunu söyledi. Gürcan, “Bu eserlerin üstadı Tonguç Yaşar ve Okan Büyükdoğan önemli karikatüristler arasında. 1950’li yıllardan itibaren karikatür camiasında da çok önemli çizgilere sahipler, önemli dergilerde karikatür çizmişler. Güzel bir sergi oldu, tekrar geleceklerini söylüyorlar. Sanatçıların yaptıkları prodüksiyonlara ilişkin gösteride bulunduk. Mesela Türkiye’de yapılmış ilk çizgi filmleri var Türkiye’de ve dünyada birçok yarışmada da ödül almıştır. Reklam örnekleri sunuldu. Sergide de çoğunlukla çizdikleri karikatürlerden örnekler var. Bunun yanında çizgi filmlerde kullandıkları kullandıkları 8 taneye yakın background örneği var. Sanatçıların yaptıkları çalışmalar televizyonlarda dönecek, öğrencilerimiz eski prodüksiyonlarla nasıl, günümüzdeki prodüksiyonlar nasıl onun mukayesesini yapma fırsatını sağlıyor” ifadelerini kullandı.

    Ayrıca İletişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halil İbrahim Gürcan, serginin 15 gün boyunca açık olacağını sözlerine ekledi.

    Öte yandan, Eskişehir Vali Yardımcısı Cafer Yıldız ve ETİ Yönetim Kurulu Onursal Başkanı Firuz Kanatlı da sergiye katılım gösterdi.

  • Bezmialem Vakıf Üniversitesi’nde Dünya Standatlarında Türkiye’nin İlk En Kapsamlı Osce Ve Beceri Laboratuvarı Açıldı

    İSTANBUL (İHA) – Bezmialem Vakıf Üniversitesi öğrencilerinin hastane ortamından önce her türlü senaryoya göre hazırlanan mankenler üzerinde çalışacakları ve objektif olarak belirlenen kriterlere göre düzenlenen klinik sınavlara girecekleri Türkiye’nin ilk en kapsamlı OSCE ve Beceri Laboratuvarı’nın açılışı gerçekleşti.

    Bezmialem Vakıf Üniversitesi öğrencilerinin mezun olmadan hastane ortamını deneyimleyecekleri OSCE ve Beceri Laboratuvarı’nın açılışı gerçekleşti. Dünya standartlarına uygun OSCE ve Beceri Laboratuvarı’nın açılış töreni, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ahmet Akça, Rektör Prof. Dr. Rumeyza Kazancıoğlu, Genel Sekreter Zeynep Gökçen, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali İhsan Taşçı, Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın ve diğer üniversitelerden rektörler, akademisyenler ve çok sayıda önemli ismin katılımıyla gerçekleşti. Tam donanımlı 13 yapılandırılmış klinik muayene istasyonu ve öğrenci polikliniğine sahip olan OSCE ve Beceri Laboratuvarı, öğrencilerin el becerilerinin gelişmesi için büyük avantaj sağlayacak.

    “KAYGI, HEYECAN VE YANLIŞ YAPMA KORKUSU YOK”

    Tıp eğitiminde bir adım daha ileriye gidiyor olmanın heyecanını yaşadıklarını belirten Bezmialem Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rumeyza Kazancıoğlu, “OSCE Salonları ve Beceri Laboratuvarı, öğrencilerimizin gelişimine büyük katkı sağlayacak. Öğrencilerimiz, direkt hastalarla karşılaşmadan ve hastaneye gitmeden karşılaşabilecekleri her türlü senaryoya göre hazırlanmış Beceri Laboratuvarı’ndaki mankenler üzerinde çalışma imkanına sahip olacaklar. Burada, kaygı, heyecan ve yanlış yapma korkusu yok. Dolayısıyla el becerilerinin gelişmesi için çok büyük bir avantaja sahip olacaklar. Kan alınması için acile gelen birine ‘Yapamadım, ikinci kez alayım’ deme şansımız yok. Bunu halletmenin yolu mankenler ve maketler üzerinde pratik yapmak. Burada birinci seferde kan alınamazsa ikinci de, ikinci de de alınamazsa üçüncü de alınıyor. Böylelikle öğrencilerimiz hastaneye indiklerinde kompetan kan alan, muayeneyi tamamlayan, hastaların problemleri olduğunu anında fark eden kişiler olacak” diye konuştu.

    “ULUSLARARASI KRİTERLERİ YAKALADIK”

    OSCE Salonları hakkında da bilgi veren Rumeyza Kazancıoğlu, “OSCE Salonları’nda objektif olarak belirlenen kriterlere göre düzenlenmiş klinik sınavlar gerçekleştireceğiz. Öğrencileri, akademisyenlerin tercihine göre değil, objektif kriterlere göre değerlendireceğiz. Mutlaka bilmeleri gereken bilgileri edindiklerinden emin olarak onları hastalarıyla baş başa bırakacağız. Hem Tıp Fakültesi’ndeki çekirdek eğitim müfredatıyla hem de Beceri Laboratuvarı ve OSCE Salonları ile uluslararası kriterleri yakalamış durumdayız” ifadelerini kullandı.

    Öğrencilerin OSCE Salonları ve Beceri Laboratuvarı’nda gerçek hayata alıştıklarını söyleyen Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali İhsan Taşçı ise “Öğrencilerimiz, kitaptan ve amfilerden çıkıp burada gerçek hayatın birinci basamağına adım atıyorlar” diye konuştu. Tıp eğitim sisteminde ciddi bir revizyon yapıldığını belirten Ali İhsan Taşçı bu durumun sebebini şöyle açıkladı: “Tıp eğitim sisteminde gereken revizyonun 2 nedeni vardı. Bunların ilki; 2014 yılında Yükseköğretim Kurulu’nun çekirdek eğitim müfredatı adı altında belirlediği müfredat. Buna göre 2016 yılından sonra tüm fakültelerin bu müfredata uyumlanması gerekecek. İkincisi ise; Ulusal Tıp Eğitimi Akreditasyon Kurulu için gereken revizyonlar. Bu tıp eğitimindeki farklılık tam entegre ve çıktı odaklı olması. Bu doğrultuda revizyonlarımızı gerçekleştirdik. Buradaki ana unsurlardan bir tanesi ölçme ve değerlendirme sistemi. Bu sistem çoktan seçmeli sorularla yapıldığında öğrenci ezbere yöneliyor ve bilgiyi kullanamıyor. OSCE’de ise öğrenci sürekli problem çözüyor. Bizim felsefemizde ölçme ve değerlendirme sistemi öğrenciyi ölçen ve değerlendiren sistemden öte bir eğitim yöntemidir. Biz öğrencimize ‘hastayı muayene et’ dediğimizde kendisini izleyerek bir yandan ona not verdiğimiz gibi diğer yandan da eğitim veriyoruz.”

    Açılış töreninin ardından OSCE ve Beceri Laboratuvarı’nda öğrencilerin muayene ettiği gönüllü hastalara da Prof. Dr. Rumeyza Kazancıoğlu, Prof. Dr. Ali İhsan Taşçı ve Prof. Dr. Sema Arıcı tarafından plaket takdim edildi.

  • Atatürk Üniversitesi’nde Antibiyotikleri Doğru Kullanalım, Eldekileri Koruyalım Konferansı

    16-22 Kasım 2015 Dünya Antibiyotik Farkındalık Haftası nedeniyle Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi Konferans Salonu’nda, “Antibiyotikleri Doğru Kullanalım, Eldekileri Koruyalım” konferansı verildi.

    Doktorlar ve öğrencilerin katıldıkları konferansta sunum yapan, Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Zülal Özkurt, Dünyada ve Ülkemizde Antibiyotik Kullanımını anlattı.

    16-22 Kasım Dünya Antibiyotik Farkındalık Haftası dolayısıyla, Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği’nin gereksiz antibiyotik kullanımını önlemesini hedefleyen aktiviteler ve konferanslar verdiğini belirten Zülal Özkurt, antibiyotik kullanım değerlerinden bahsetti. Özkurt: “Ülkemiz 42 birim antibiyotik kullanımı ile OECD ülkeleri ve Avrupa ülkeleri arasında ne yazık ki antibiyotik tüketiminde birinci sırada yer almıştır. Ülkemizde ilaç harcamaları içerisinde antibiyotikler ilk sırada yer almaktadır.

    Sadece insanlarda değil tarım ve hayvancılık sektöründe de antibiyotiklerin yoğun ve yanlış kullanımı sonucu ortaya çıkan ‘antibiyotik direnci’ bugün dünya çapında en önemli sağlık tehditlerinden birisidir.

    Antibiyotik kullanımının yüzde 30’dan daha fazlasının gereksiz olduğu kanıtlanmıştır. Tüm dünyada antibiyotikler, en fazla üst solunum yolu enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonlar ve ishaller için kullanılmaktadır. Uygun olmayan antibiyotik kullanımının başlıca nedenleri: viral enfeksiyonlarda antibiyotik kullanılması, gereğinden uzun süreli kullanım, dar etkili ve ucuz antibiyotikler yerine pahalı ve geniş spektrumlu kullanımı ve hasta ısrarıdır.

    Gereksiz ve uygunsuz antibiyotik kullanımının getirdiği önemli bir diğer sorun da antibiyotik yan etkisidir. Genellikle yan etkisi olmayan ilaçlarmış gibi düşünülen antibiyotik kullanımı sonucu, antibiyotiğin özelliğine bağlı olarak alerji, ishal, karın ağrısı, kan hücrelerinde azalma vb. yan etkiler farklı sıklıklarla görülebilmektedir” dedi.

    Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Emine Parlak ise konuşmasında Akılcı Antibiyotik Kullanımından söz etti. Parlak, yerinde ve zamanında kullanılan antibiyotiklerin, hastalığı tedavi etme noktasında etkili olduğunu belirterek, rastgele antibiyotik kullanılmaması konunda da uyarılarda bulundu.

  • YTB Başkanı Bülbül, Sakarya Üniversitesi’nde Öğrencilerle Buluştu

    Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı (YTB) Doç. Dr. Kudret Bülbül, Sakarya Üniversitesi öğrencilerine Kolombiya’dan Kamboçya’ya Yeni Türkiye ve YTB başlıklı konferans verdi.

    Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Kudret Bülbül, Sakarya Üniversitesi öğrencileri ile Sakarya’da bir araya geldi. Öğrencilerle Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Konferans Salonu’nda buluşan Bülbül, Kolombiya’dan Kamboçya’ya Yeni Türkiye ve YTB başlıklı konferans verdi. Dünyanın en temel 3 sorununun olduğunu söyleyen Bülbül, adalet, paylaşım ve birlikte yaşama duygusu olarak sıraladı. Türkiye’nin çok uzun bir tarihsel yürüyüşten bugüne geldiğini hatırlatan Bülbül, millet olarak dünyaya verilebilecek çok köklü bir deneyim ve birikime sahip olunduğunu kaydetti.

    “PEK ÇOK BİRİKİM SORUN OLARAK GÖRÜLDÜ”

    Son 200 yılda adalet, paylaşım ve birlikte yaşama duygularından en fazla uzaklaşan bir millet olduğunu bildiren Bülbül, “Böylesine çoğulcu, böylesine farklı kimlik ve kültür zenginliği söz konusuyken, maalesef imparatorluklar çağının sona ermesiyle ulus devlet çağına geçişle birlikte biz de bu zenginlikleri bir tarafa bırakarak ulus devlet gömleğini sırtımıza geçirdik” diye konuştu. Ulus devlet anlayışı ile birlikte Türkiye’nin pek çok birikimini sorun olarak görmeye başladığına dikkat çeken Bülbül, 2000’li yıllarla birlikte bu anlayışın yıkılarak yeni bir Türkiye tablosu ortaya çıktığını ifade etti.

    “TOPLUMUYLA BARIŞIK BİR TÜRKİYE VAR ARTIK”

    2000’li yılların ardından Türkiye’nin kültürüyle, toplumuyla ve coğrafyasıyla barışan bir Türkiye ortaya çıktığını söyleyen Kudret Bülbül, “Artık kendi kültürünü, coğrafyasını bir risk olarak değerlendiren değil, bütün bunları farklı olarak değerlendiren bir Türkiye söz konusu. Ben buna kısaca Yeni Türkiye diyorum. Bir cümleyle özetlemek gerekirse Yeni Türkiye, Türkiye’nin tarihi ile coğrafyasıyla ve toplumuyla barışmasıdır” şeklinde konuştu.

    Türkiye’nin normalleşmesi sonucunda ekonomik olarak da güçlendiğini bildiren Bülbül,”Ekonomik olarak zenginleştiğimiz için normalleştiğimizi değil normalleştiğimiz için zenginleştiğimizi düşünüyorum. Çünkü kimse sorunlu mahallede ev almak istemez” dedi.

    “YENİ TÜRKİYE’NİN YENİ KURUMLARI”

    Türkiye’nin normalleşmesiyle birlikte yeni kurumların bir ihtiyaç olarak ortaya çıktığını belirten Bülbül,şunları kaydetti:

    “Tarihiyle, toplumuyla barışan Türkiye’nin yeni kurumlara ihtiyacı vardı. YTB’de 2010’da kurulmuş bir kuruluş. Sadece YTB değil, YEE, TİKA, AFAT, Kızılay gibi yeni Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu alanlarda yeni kurumları söz konusuydu. Bütün bunlar aslında Türkiye’nin uluslararası alana açılan bir anlamda softpower’ı. YTB olarak entelektüel iş birliği dediğimiz sosyal, kültürel, eğitim, akademik entelektüel alanlarda çalışmalar yürütüyoruz.”

    “3 TEMEL İDDİASI OLAN YTB”

    YTB’nin 3 temel çalışma alanı bulunduğunu kaydeden Bülbül, “Birinci görev alanımız; Güçlü Diaspora. Bu anlamda yurtdışındaki vatandaşlarını sahiplenmek, onları bulundukları ülkelerde etkin hale getirmek için çalışmalar yürütüyoruz. İkinci çalışma alanlarımız ise soydaş ve akraba topluluklar. Soydaş ve akraba topluluklar coğrafyasında da maalesef son 100 yılda ilişkilerimiz gerilemiş. İşte bu coğrafyaya yönelik ilişkilerimizi geliştirmeye yönelik yapmakta olduğumuz çok sayıda çalışmalar var.Uluslararası öğrenciler bizim üçüncü çalışma alanımız. Burada dünyanın her tarafından Türkiye’de okumak isteyen, devlet burslarıyla okumak isteyen öğrenciler bize başvuruyorlar, online başvuruyorlar, biz onlara bir tür üniversite sınavı yapıyoruz. YÖK’le, Maliye’yle, Kredi Yurtlar Kurumu’yla koordineli bir şekilde öncelikle üniversitelere yerleştiriyoruz, sonra yurtlara yerleştiriyoruz sonra burs veriyoruz. Bu öğrencilerin Türkiye ile kalıcı ve sürdürülebilir ilişkiler kurmaları için çalışmalar yapıyoruz” ifadelerini kullandı.