Etiket: Üniversitesi

  • ETÜ Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi ile iş birliği protokolü imzaladı

    ETÜ Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi ile iş birliği protokolü imzaladı

    ETÜ, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi ile iş birliği protokolü imzaladı.

    Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şükrü Beydemir, ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak’ı makamında ziyaret etti.

    Karşılıklı fikir alışverişinden sonra iki üniversite arasında, mevcut akademik-teknik imkanların paylaşılmasını ve ortak sosyal faaliyetlerin yürütülmesini öngören iş birliği iki üniversite arasında protokolü imzalandı.

    ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, imza töreninde, söz konusu bu protokolün, Erzurum Teknik Üniversitesi ile Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi arasında kuvvetli bağların kurulmasına vesile olacağını ifade etti.

  • Milli Eğitim Müdürlüğü ve Cumhuriyet Üniversitesi arasında iş birliği -Sivas Valiliği himayelerinde, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü arasında ’Sosyal, Bilimsel ve Teknolojik İşbirliği Protokolü’ imzalandı.

    Sivas Valiliği himayelerinde, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü arasında ’Sosyal, Bilimsel ve Teknolojik İşbirliği Protokolü’ imzalandı.

    Sivas Valiliği ek bina konferans salonunda yapılan protokolle, İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı okullardaki öğretmenler, Sivas Cumhuriyet Üniversitesinden yüksek lisans alma imkânına, öğrencilerde sosyal, bilimsel ve teknolojik imkânlardan istifade edecek.

    Protokol imza törenine Sivas Valisi Salih Ayhan, Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Âlim Yıldız ve İl Milli Eğitim Müdürü Ebubekir Sıddık Savaşçı katıldı.

    Vali Ayhan, burada yaptığı değerlendirmede, 4 yıl önce hayata geçirilen protokolün yeniden güncellenerek bir kez daha yapıldığını ifade etti.

    Protokolün ihtiyaçların göz önünde bulundurularak yapıldığını anlatan Vali Ayhan, “Bütün kamu kurum ve kuruluşları ile eğitim kurumları vatandaşa hizmet etmek için vardır. Kurumların enerjilerini, bilgi birikimlerini ve tecrübelerini paylaşmaları son derece önemli. Üniversite evrensel bilginin kaynağıdır. Orada üretilen bilgilerin hem sahaya hem de şehirdeki kurumlara yol aydınlığı olacağına inanıyorum.” dedi.

    “Üniversiteler Evrensel Bilginin Kaynağıdır”

    Vali Ayhan üniversitelerin evrensel bilginin kaynağı olduğunu belirtip, “Bilgiden istifa de etmek temel felsefemiz olmalı. Bu kapsamda öğretmenlerimizin daha donanımlı ve zamanın ruhuna uygun bir şekilde eğitim metodu verebilmeleri önemsiyoruz. Protokol kapsamında öğrencilerimizin bilimsel düşünme ve davranışlarda estetik değerleri birleştiren, üreten, problem çözen, değerlerine sahip çıkan bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlamak, araştırmaya ilişkin, iş birliği geliştirmesine imkan sağlayacağız.” diye konuştu.

    “Öğrencilerimiz Üniversitemizden Her Alanda İstifade Edecek”

    Vali Ayhan, protokol ile öğrencilerin her alanda üniversiteden istifade edeceklerini ifadeedip, “Protokol ile hizmet içi eğitim, örgün eğitimin alt yapısının iyileştirilmesi, öğretim süreçlerinin değerlendirilmesi, öğretim programının zenginleştirilmesi, öğrencilerin Üniversite’nin akademik ve araştırma birimlerini ziyaret etmesi ve birimlerde bulunan laboratuvarları kullanılması sağlanacaktır. Yine bu protokol kapsamında üniversite sınavına girecek öğrencilerin son sınav provaları, üniversite yerleşkesindeki salonlarda yapılarak, öğrencilerin gerçek bir sınav ortamını tecrübe etmeleri sağlanacaktır. Ayrıca Üniversite ve İl Millî Eğitim Müdürlüğünün ortaklaşa panel, seminer, bilim şenliği, proje, çalıştay, sergi, vb. organizasyonları yapması sağlanacak; üniversitenin bilimsel araştırmalarında okullardan istifade edilebilecektir.” dedi.

    Öğretmenlerin Lisansüstü Eğitimlerine Destek Verilecek

    Bu protokol ile ayrıca Sivas Millî Eğitim Müdürlüğüne bağlı okullarda görev yapan öğretmenlerin lisansüstü eğitimlerine destek verileceğini anlatan Vali Salih Ayhan,”, Üniversitenin atölye ve donanım imkanlarından okullar yararlandırılacak, bilimsel çalışmalarda okul-üniversite işbirliği sağlanacak, TÜBİTAK tarafından düzenlenen ulusal ve uluslararası düzeydeki yarışmalar, projeler, olimpiyatlar ile öğrencilerde patent/faydalı model, marka, tasarım ve ürün bilinci oluşturulmasına yönelik faaliyetlerde birlikte hareket edilecektir. Protokolün toplam süresinin 5 yıl olması planlanmaktadır.” dedi.

    Alim Yıldız’dan deste sözü

    Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Âlim Yıldız ise, daha önce uygulanan Sosyal, Bilimsel ve Teknolojik İşbirliği Protokolüne yeniden devam etme kararı aldıklarını ifade ederek, “Biz bu protokolden çok memnun kaldık. Üniversitemizin imkânlarını hem öğrencilere hem de öğrencilere sunmak için çalışmalara başladık. Eğitim kurumu olarak eğitimcilerimize ve ülkemizi yarını olan gençlerimize her konuda destek olacağız.” şeklinde konuştu.

  • Atılım Üniversitesi Rektörü Üçtuğ: “Final sınavları için önlemlerimizi artırdık”

    Atılım Üniversitesi Rektörü Üçtuğ: “Final sınavları için önlemlerimizi artırdık”

    Atılım Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yıldırım Üçtuğ, “Tüm personelimiz gibi öğrencilerimiz de alınan tedbirlere uyum gösterirlerse, kendi önlemlerini alırlarsa, vize sınavlarımızı atlattığımız gibi final sınavı dönemini de aynı şekilde geçireceğimize inanıyorum” dedi.

    Atılım Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yıldırım Üçtuğ, Atılım Üniversitesinde halen devam eden yüz yüze eğitimle ilgili gösterilen tepkiler üzerine bir basın toplantısı düzenledi. Covid-19 tedbirleri çerçevesinde Yükseköğretim Kurulunun üniversitelerde uzaktan eğitime geçilmesi yönünde bir karar aldığını hatırlatan Üçtuğ, geçtiğimiz Mart ayında dönemin dördüncü haftasına başladıklarını, o aşamada tüm örgün eğitimi durdurduklarını ve uzaktan eğitime başladıklarını belirtti. Üçtuğ, uzaktan eğitim sürecinde öğrencilerin önemli bir bölümünden uzaktan eğitimin yararlı olmadığıyla ilgili yakınmalar işittiklerinin de altını çizdi. Türkiye’de eğitim ve öğretimde sınavın önemli bir yer tuttuğunu bildiren Üçtuğ, bunun tüm okullarda geçerli bir kavram olduğunu söyleyerek, “Eğitim-öğretim, ders anlatma elbette çok önemli fakat en az bunlar kadar önemli olan bir diğer unsur ise sınav. Dünyada sınav güvenliğini sorunsuz olarak sağlayacak bir yazılım, bir teknoloji mevcut değil. Çok teknoloji, yazılım araştırdık, bununla ilgili bilgiler topladık. Ama gördük ki sınav güvenliğini tümüyle sağlayacak bir yazılım mevcut değil” diye konuştu.

    Üniversite olarak bir önceki dönemi “Çok olağanüstü bir koşul, tüm dünya, tüm faaliyet alanları bundan etkilenmiş durumda, eğitimin de bundan etkilenmemesi çok mümkün değil, bizde eğitimimizin bir döneminde arzu edilen verimi alamadık” şeklinde yorumladıklarını vurgulayan Üçtuğ, “Bir üniversite eğitimi birkaç disiplin dışında 4 yıldan yani 8 dönemden oluşuyor. 8 dönemden bir döneminde eğitim adına kayıplar yaşadık. Pandemi koşullarına uygun eğitim vermek için büyük çaba gösterdik, ancak ne kadar hızla tedbir alınmış olursa olsun eğitimde istenen, ideal verime ulaşılamadığını gözlemledik. Bu sadece bize mahsus bir durum da değil. Tüm ülkede, tüm dünyada bu yeni durumun gerekleri yerine getirilmeye çalışılmasına karşın, dünyanın her yerinde istenen verimin alınabildiğini söylemek güç. Eğitimi alsalar bile, bu eğitimde ne aldıklarını ve ne kazanımlar elde ettiklerini ölçümlemek hayli zor, çok ciddi kopya olayları olduğu herkesin malumu. Bunu tüm öğrenciler de öğretim üyeleri de biliyor. Bu konularda ciddi şikayetler aldık bazı öğrencilerimizden, ‘eşitsizliklere neden oldu’ denildi. Geçen bahar ve yaz okulu dönemini pandeminin bilinmezleri ve dezavantajlarına rağmen aldığımız tedbirlerle elimizden gelenin en iyisini yaparak atlattık. Ancak ümit edilenin aksine pandemi bitmedi ve ne zaman biteceğine dair öngörüde bulunmak zor. Öğrencilerimizin eğitimlerinde yaşayacakları kaybı azaltmak için eğitime hibrit olarak devam etme kararı aldık. Eğitimde söz konusu olacak kayıp, bir ülkenin geleceği için son derece önemli. Dünyada bununla ilgili araştırmalar yapıldı, yapılmaya devam ediliyor ve inanılmaz veriler söz konusu. Üniversitemiz akredite bölümlere sahip ve belli yükümlülüklerimiz var. Kurum olarak bu yükümlülüklerimizi yerine getirmek ve eğitim standardımızı yüksek tutmak istiyoruz, uygulamalı eğitimin yoğun olduğu bölümlere sahip olmamız, sınava dayalı bir eğitim sisteminde hakkaniyetle gereğini yerine getirme amacımız, öğrencilerimiz ve ülkemiz adına duyduğumuz sorumluluk nedeniyle bu olumsuzluğu azaltmaya yönelik olarak kararımızın doğru olduğuna inanıyoruz” şeklinde konuştu.

    “‘Eğitimde faaliyet devam etmezse korona önlenir, salgın önlenir’ gibi bir algı oluştu”

    Pandemiye rağmen hemen hemen tüm alanlarda faaliyetin devam ettirildiğini anımsatan Üçtuğ, “Eğitimde faaliyet devam etmezse korona önlenir, salgın önlenir gibi bir algı oluştu. Geleceğimiz için belki en kıymetli olan bir faaliyetini durdurmanın hem ülkemizin, insanımızın geleceğine olan zararını düşünerek, hem oluşturduğu haksız uygulamaları haksız neticeleri göz önüne alarak güz döneminde ‘eğitime mümkün olduğunca örgün nasıl başlayabiliriz’ diye düşündük ve bir dizi önlem aldık, uygulama gerçekleştirdik” dedi.

    “Ara sınavlarımızın tamamını bu önlemler çerçevesinde üniversitede yüz yüze yaptık”

    Alınan önlemlerden bahseden Üçtuğ, şu ifadeleri kullandı:

    “Sağlık Bakanlığı ile görüştük. Dönem başından itibaren, Hayat Eve Sığar uygulamasıyla bağlantı sağladık, Sağlık Bakanlığı Bilgi Sistemi üzerinden hasta ya da riskli tüm öğrenci ve personelimiz titizlikle takip ediliyor. İddia edilenlerin aksine üniversitemizdeki vaka sayıları toplam öğrenci ve personel sayısı düşünüldüğünde çok çok düşük oranlarda. Üniversitemizin girişinde, dönem başından itibaren HES kodu kontrolü ve ateş ölçümleri uyguladık ve devam ediyoruz. Üniversite içerisindeki tüm mekanlar düzenli olarak her gün dezenfekte ediliyor. Tüm mekanlarda mesafe standartlarını tespit ettik, maske takılmasını üniversite içerisinde zorunlu hale getirdik, servis kullanan çalışanlarımız ve öğrencilerimiz için servislerin dezenfeksiyonuna başladık. Teknik alt yapımızı güçlendirdik. Dersleri sınıfta yüz yüze yapıyoruz, ama aynı anda bu dersleri sınıflara döşediğimiz kameralarla, mikrofonlarda kayıt altına alıyoruz. Devam zorunluluğu yok, arzu edenler gelip sınıfta izleyebilir. Diğerleri de buluttaki kaydı izleyebilirler. Bir kısım derslerimizi tümüyle uzaktan yaptık. Çok az sayıda öğrencinin katıldığı dersleri ise doğrudan örgün olarak başlattık. Öğrencilerimizin üniversiteye devamları yüzde 10-15 oranında oldu. Üniversite içerisinde ciddi bir öğrenci yoğunluğu oluşmadı. Hazırlık sınıflarımız normalde 20 kişidir ancak tüm sınıfları 12 öğrenciye indirdik. Haftada 2 gün örgün, 3 gün uzaktan olmak üzere hazırlıkta da bir eğitim modeline başladık. Bu şekilde dönem ilerledi. Ama ara sınavlarımızın tamamını, bu önlemler çerçevesinde üniversitede yüz yüze yaptık.”

    Kasım ayında yayımlanan genelgeye kadar sınavların ve derslerin bir kısmını hafta sonu yaptıklarını, genelge çerçevesinde getirilen kısıtlamalar çerçevesinde hafta sonu ders ve uygulamalarını iptal etmek zorunda kaldıklarını dile getiren Üçtuğ, Ankara Valiliği İl Hıfzıssıhha Kurulunun aldığı kararla örgün veya hibrit eğitim yapan üniversitelerin 20 yaş altı öğrencilerinin 20 yaş ve altını kapsayan kısıtlamaya tabi olmayacaklarını sağladığını söyleyerek, Ankara Valiliği’ne teşekkür etti.

    “Üniversite senatomuzun güz dönemi başında aldığı karar doğrultusunda yasalara, YÖK kararlarına tamamen uygun olarak eğitimimizi hibrit olarak yürütmeye başladık”

    Alınan tüm tedbirler çerçevesinde yüz yüze sınav yapmayı sürdürdüklerini anlatan Üçtuğ, “Buradaki temel çıkış noktası şu; biz eğitim veriyoruz ve bu eğitimi vermek istiyoruz. Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Sağlık Bakanlığının tavsiyeleri, görüşleri doğrultusunda güz döneminde eğitimin ne şekilde yürütüleceği hususunu tümüyle üniversitelerin yetkili kurullarına bıraktı. Biz de üniversite senatomuzun güz dönemi başında aldığı karar doğrultusunda tamamen yasalara, YÖK kararlarına uygun olarak eğitimimizi bu şekilde hibrit olarak yürütmeye başladık” diye konuştu.

    Sürece ilişkin gelişmeler konusunda Üçtuğ, şöyle konuştu:

    “Bir grup öğrencimiz bundan ötürü şikâyetçi olurken, bir grup öğrencimiz de bundan mutlu oldu. Gerçekten kendi sağlığından ya da yakınlarının sağlığından ötürü kaygı duyan, endişe duyan öğrencilerimiz de var. Ama bunların dışındaki bir grup, geçen dönem oluşan yapıdan mutlu oldular ve bunun değişmemesini, bir süre daha en azından pandemi süresince devam etmesini arzu ettikleri için bir eleştiri kampanyası başlattılar. Dönem başında bazı başka vakıf üniversitelerinde de benzer uygulama başlamıştı. Hibrit eğitim yapılıyordu, bunların önemli bir kısmı İstanbul’daki vakıf üniversiteleriydi. Ancak sokağa çıkma kısıtlaması ve 20 yaş altına gelen yasaklardan sonra onlar bundan vazgeçmek zorunda kaldılar. Çünkü, bir tek Ankara İl Hıfzıssıhha Kurulu 20 yaş altı öğrencilerin sokağa çıkma kısıtlamasına tabi olmadıkları, olmayacakları yönünde bir karar aldı. Dolayısıyla diğer şehirlerdeki vakıf üniversiteleri bu kararlarından geri dönmek durumunda kaldılar. Ankara’da böyle bir imkân bize tanındığı için biz derslerin büyük bir kısmını uzaktan yapmaya yönelmekle birlikte ara sınavları yüz yüze yapma sürecine devam ettik. Şimdi Ocak ayı içerisinde de yarıyıl sonu sınavlarımız var.”

    Türkiye’de final sınavlarının bütün üniversitelerde standart iki haftada yapıldığını belirten Üçtuğ, bu yıl bunu 3 haftaya çıkardıklarını, sınıfların kapasitesinin ise yüzde 20’sini kullanma kararı aldıklarını kaydetti.

    “Bugün sıkıntı yaşıyoruz ama öğrencilerimiz birkaç yıl içinde özellikle iş hayatına atıldıklarında yaştaşlarından farklı olacak”

    Batı ülkelerinin hemen hemen tamamında eğitimin büyük ölçüde devam ettiğini aktaran Üçtuğ, şöyle devam etti:

    “Üniversiteler dünyanın birçok ülkesinde, batı ülkelerinde açık. Tümden kapanan üniversite dünyada yok. Ülkemizde ve dünyada pandeminin etkilerini önümüzdeki yıllarda daha net bir şekilde görebileceğiz. Eğitimin her düzeyinde yaşananların telafisini yapmak zor, ancak yükseköğretime nazaran ilk ve orta seviyedeki eğitimin belki süre açısından biraz daha avantajlı olduğu söylenebilir ancak yükseköğretim iş hayatından önceki son aşama. Bu süreçteki kaybın telafisi başta zaman açısından çok daha zor. Hibrit eğitimi işte tam da bu nedenle, öğrencilerimizin yeterli bilgi ve donanımla mezun olmaları adına uyguluyoruz. Bugünün hengamesiyle düşünülmemesi, geleceğe bakarak düşünülmesi gerekiyor. Eğitim konusundaki eksikliğin ülkemize ve gençlerimize ileride çok olumsuz geri dönüşleri olacak. Bunun bilincinde olsunlar. Biz, hiçbirimiz ne hocalarımızın ne çalışanlarımızın ne öğrencilerimizin tabii ki hasta olmasını istemeyiz. Ama dünyada tüm faaliyet alanları devam ederken sanki ‘koronanın tek müsebbibi ve tek tedavisi eğitimdir’ ya da çaresi ‘eğitimi durdurmaktır’ noktasına katılmıyoruz üniversite olarak. Diğer alanlarda nasıl tedbirler alınarak ya da devlet birtakım tedbirler alarak faaliyetler sürüyorsa biz de Yükseköğretim Kurulunun bize verdiği yetkiye dayanarak eğitim faaliyetlerimizi sürdürmek niyetindeyiz, sürdürüyoruz. Bugüne kadar da başarıyla sürdürdük. Üniversite olarak, bu süreçte hem ülkemiz hem de tüm dünya için bir örnek olduğumuza inanıyoruz. Eğitimle ilgili çok yönlü düşünüyoruz, eksik tespit edildiğinde bunun geliştirilmesi için de sürekli bir çaba içindeyiz. Bugün sıkıntı yaşıyoruz ama öğrencilerimiz ileride iş hayatında, bilhassa bu dönemde yükseköğrenim görenlerden farklı olacaklar. Söylemek istediğim bu.”

    Tedbirlerin sadece üniversite olarak alınan tedbirlerden ibaret olmadığını hatırlatan Üçtuğ, öğrencilerin de alınan tedbirlere uyum göstermesinin son derece önemli olduğunun altını çizerek, “Bizler her türlü önlemi alıyoruz ama öğrencilerimiz sınav çıkışında maskelerini çıkartıp, yakın mesafede birbirleriyle konuştukları noktada ya da dışarıda, sokakta buluştukları yerlerde bu tehlikeye maruz kalıyorlar. O nedenle, tedbir alma konusunda bireyler de sorumlular. Öğrencilerimizin büyük kısmı 18 yaşın üzerinde bireyler. Dolayısıyla, öğrencilerimizin kendi sağlıkları için tedbirlere uymaları, uymayanları uyarmaları gerekiyor. Üniversite içerisinde maske takmak zorunlu, birbirlerine yakın mesafede olmamaları için sürekli uyarıyoruz, çaba sarf ediyoruz ama her koridoru, her yeri, her noktayı kontrol altına alıp da sürekli denetim yapmamız çok kolay değil. Onlar da alınan tedbirlere uyum gösterirlerse, final dönemini elbirliğiyle geçireceğimize inanıyorum” ifadelerini kullandı.

  • Samsun Üniversitesi yüksek lisans başvuruları başladı

    Samsun Üniversitesi yüksek lisans başvuruları başladı

    Samsun Üniversitesi (SAMÜ) Lisansüstü Eğitim Enstitüsü 2020-2021 Eğitim-Öğretim Yılı Bahar Dönemi için planlanan lisansüstü eğitim başvurularının şartları ve başvuru tarihleri açıklandı.

    Duyuruya göre adaylar başvurularını 31 Aralık 2020 ile 11 Ocak 2021 tarihleri arasında üniversitenin internet adresinden online olarak yapabilecek. Tezli yüksek lisans programına başvuran adaylardan bilim sınavına girecek adayların listesi ve tezsiz yüksek lisans programına başvuran adaylardan kayıt hakkı kazananların asil ve yedek listesi 12 Ocak 2021 tarihinde açıklanacak. Tezli yüksek lisans adayları 13 Ocak 2021 tarihinde bilim sınavına girecekler. Bilim sınavı sonucuna göre kayıt yaptırabilecek asil ve yedek aday listeleri 15 Ocak 2021 tarihinde açıklanacak.

    Adaylar ayrıntılı bilgiye ve başvuru kılavuzuna -lisansustuegitim.samsun.edu.tr- adresinden ulaşabilecek.

  • Bartın Üniversitesi “Akademik Performans ve Proje Ödül Töreni” gerçekleştirildi

    Bartın Üniversitesi “Akademik Performans ve Proje Ödül Töreni” gerçekleştirildi

    Bartın Üniversitesi tarafından düzenlenen “Akademik Performans ve Proje Ödül Töreni”nde gösterdikleri başarılar ile öne çıkan akademisyenler ödüllendirildi.

    Son yıllarda ortaya konulan başarılarla Türkiye’nin en hızlı yükselen yükseköğretim kurumları arasında yer alan Bartın Üniversitesi’nde ‘Akademik Performans ve Proje Ödül Töreni’ gerçekleştirildi. Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Uzun, Yozgat Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Karadağ ile birlikte üniversite personeli ve öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlik, yeni tip Koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle çevrimiçi olarak düzenlendi.

    “’Birlikte Başarıyoruz’ mottosu ile yola devam ediyoruz”

    Törenin açılış konuşmasını yapan Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Uzun, ortaya konan performans ve buna bağlı sonuçların bir takım çalışması olduğunu belirtti.

    Ortak hareket etme duygusu ile ilerlediklerini kaydeden Rektör Uzun, “Bir üniversiteyi ileriye taşımak her zaman o üniversitenin bileşenleri ile mümkün olmuştur. Onların çabaları ve özverileri sayesinde hem ülkemiz hem de üniversitelerimiz hak ettiği noktalara gelmeye başlamıştır. Ne mutlu bize ki Bartın Üniversitesi Ailesi olarak her sene hedeflenen noktaların üstüne çıkmayı başarıyoruz. ‘Birlikte Başarıyoruz’ mottosu ile çıktığımız yolda her sene üstüne koyarak ilerlemek ailenin her bileşeninde olduğu gibi benim için de büyük mutluluk kaynağı” dedi.

    “Her alanda yükselişimiz devam ediyor”

    2017-2020 yılları arasında Bartın Üniversitesi’nin büyük bir atılım yaptığını ifade eden Rektör Uzun, neredeyse tüm göstergelerde 3 kat büyüme olduğunu vurguladı.

    Rektör Uzun, “Yapılan incelemeler sonucunda görüyoruz ki Üniversitemiz çok ciddi bir yükseliş göstermektedir. Gerek yayın sayıları gerek yapılan atıf sayıları olsun 2017 ile 2020 arasında yaklaşık olarak 3 kat oranında bir artış söz konusu. Elbette Üniversitemizin yükselişi bunlardan ibaret değil. Proje anlamında da büyük bir gelişim gösteriyoruz. Değerli öğretim üyelerimizin gayretleri sonucunda çok ciddi proje sayılarına ulaştık. İnanıyorum ki gelecek yıllarda da bu büyümemiz devam edecek ve Üniversitemizin adını daha üst sıralarda görmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    Üniversitelerin Akademik Performans Değerlendirmesi

    Açılış konuşmasının ardından Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) Başkan Danışmanı, Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Kara “Üniversitelerin Akademik Performans Değerlendirmesi” konulu konuşmasını gerçekleştirdi.

    Üniversitelerin sıralamasında yeni eğilimlerin ortaya çıktığını belirten Kara, “Artık üniversitelerin farklılıklarını ortaya çıkarabilecek parametrelerin değerinin arttığını görüyoruz. Üniversitelerin farklı alanlardaki yükselişini kolayca gösterebilen, kapasite ve etkileşim düzeylerini temsil edebilen yaklaşımlar günümüz sıralama parametrelerinin geldiği konumu göstermektedir. En genel itibariyle üniversitelerin performans kriterlerini etkileyen üç ana başlık bulunmaktadır. Bunlar; araştırma kapasitesi, araştırma kalitesi ve etkileşim ve işbirliği. Bu üç başlık üniversitelerin sıralamasını belirleyen en temel faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır” şeklinde konuştu.

    “Bartın Üniversitesi dünya ortalamasının üzerinde performans sergiliyor”

    Bartın Üniversitesi’nin birçok alanda Türkiye ve hatta dünya ortalamasının üzerinde performans sergilediğinin altını çizen Kara, ortaya çıkan tablodan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade etti.

    Kara, “2017-2020 yılı verilerine bakıldığında Bartın Üniversitesi’nin sürekli bir yükseliş içerisinde olduğunu net bir şekilde görebiliyoruz. Öyle ki bu yükseliş artık ulusal olmaktan çıkıp dünya ortalamasının bile üstüne çıkmaktadır. Örneğin Bartın Üniversitesi alan ağırlıklı atıf indeksinde Türkiye’nin önünde olduğu gibi dünya ortalamasının da yüzde 30 üzerindedir. Bu son derece sevindirici ve umut vadeden bir nokta. Bunun dışında sürekli bir yayın artışı var ve bu artış yüksek itibarlı dergilere doğru bir artıştır. Üniversitede faaliyet gösteren akademisyenlerin çalışmalarına yapılan atıflara bakıldığında yine dünya ortalamasının üzerinde olduğunu net bir şekilde görebilmekteyiz. Bartın Üniversitesi gerek yayın anlamında gerek atıf anlamında gerekse proje anlamında dünya ortalamalarının üzerinde bir yükseliş gösteriyor. Bu tabloyu gerçekten ülkemizdeki her üniversitede görmek istiyoruz. Bu bakımdan Bartın Üniversitesi’nin her bileşenini ayrı ayrı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” ifadelerini kullandı.

    4 Farklı kategoride ödüller verildi

    Düzenlenen etkinliğin son kısmında 4 farklı kategoride (Elmas, Altın, Gümüş ve Bronz) ödül alan akademisyenler ile birlikte 2019 yılında ‘Kurum Dışı Fonlarca Desteklenen ve Süresi 12 Aydan Uzun Projesi’ olan öğretim elemanları takdim edildi.

    Etkinlik ortak temenniler ve yapılan konuşmaların ardından sona erdi.