Etiket: Ünitesi

  • Tokat Devlet Hastanesi Kardiyopulmoner Rehabilitasyon Ünitesi törenle hizmete açıldı

    Tokat Valisi Dr. Ömer Toraman ise hedeflerinin olabildiğince Tokat’tan dışarıya hasta sevkinin azaltılması olduğunu belirterek, “ Bunun için de eksik olan bir şey varsa gidermek için yetkililer çaba sarf ediyorlar” dedi.

    Tokat Devlet Hastanesi Kardiyopulmoner Rehabilitasyon Ünitesi törenle hizmete açıldı. Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Dr. Erşan, açılış öncesinde yapmış olduğu konuşmasında ünitenin önemine dikkat çekerek, “Sağlık hizmetlerinin planlanmasında nüfus parametreleri önemli bir yer tutuyor. Tokat da 65 yaş üstü nüfusuyla Türkiye ortalamasının üzerinde. Türkiye ortalaması 8.2 iken bu oran Tokat’ta yüzde 12.5’larda. Bu şu demek; nüfusa dayalı hizmetleri önceleyerek plan yapmalıyız. Bu manada hem kronik hem kardiyolojik hastalıklar ilimizde ciddi bir yer tutmakta. Biz de bu bahsedilen hastalık popülasyonunun yaşam kalitesinin arttırılması, kalp, damar ve akciğer hastalıkları olan kişilerin mümkün olan en yüksek düzeyde fiziksel psikolojik ve fonksiyonel kapasiteye ulaştırılması, sosyal hayata daha hızlı adapte olmaları hastanede yatış gün sürelerini azaltmak maksadıyla Tokat Devlet Hastanesi bünyesinde Kardiyopulmoner Rehabilitasyon Ünitesi oluşturmaya karar verdik” dedi.

    Tokat Valisi Dr. Ömer Toraman ise hedeflerinin olabildiğince Tokat’tan dışarıya hasta sevkinin azaltılması olduğunu belirterek, “Bunun için de eksik olan bir şey varsa gidermek için yetkililer çaba sarf ediyorlar. Açılan yeni ünite fizik tedavi ağırlıklı. Ve Türkiye’de sağlık alanında gelişen bir alan. Uzun vadeli ama başarılı sonuçlar elde edilen bir alan. Sağlık alanı deyince ilaç akla geliyor ama fizik tedaviyle ilaçsız da belli konularda iyileştirme sağlanabiliyor. Özellikle kalp-damar ve göğüs hastalığı olan vatandaşlarımız hem tedavi sırası ve sonrasında hayat kalitelerinin daha yükseltilmesi için bir imkana kavuştu. Bu ünitenin hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür ediyorum” diye konuştu.

    Açılışa Tokat Valisi Dr. Ömer Toraman, Gaziosmanpaşa Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Şahin, Tokat Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Dr. Mehmet Erşan, İl Sağlık Müdürü Yunus Topal, İl Halk Sağlığı Müdürü Dr. Cihat Zülfüoğulları ve hastane yetkilileri katıldı.

    Ünitede; Kardiyak Rehabilitasyon ile; Aterosklerotik kalp hastalığı (Damar Sertliği), Göğüs ağrısı şikayeti olan, kalp krizi geçirmiş veya bypass ameliyatı olmuş hastalar, Anjiyo sonrası damar içine stent yerleştirilmiş hastalar, Kalp kapak hastalığı olanlar, Kalp yetmezliği olan hastalar, Hipertansiyon tanısı almış hastalar, Pulmoner Rehabilitasyon ile; Astım, KOAH , Amfizem gibi solunum sıkıntısı olan hastaların tedavi programına alınacağı bildirildi.

  • Turgut Özal Tıp Merkezinde Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Merkezi Ünitesi açıldı

    Turgut Özal Tıp Merkezinde Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Merkezi Ünitesi açıldı.

    Açılıştan önce bir konuşma yapan Turgut Özal Tıp Merkezi Başhekimi Prof. Dr. Hakan Parlakpınar, tıp merkezi hastalarının yüzde 42’sinin il dışından geldiğini bu oranın karaciğer ve ilik naklinde daha yüksek seviyelere çıktığını söyledi. Tıp fakültesinin karaciğer ve böbrek naklinde uluslararası düzeyde kendini kabul ettirdiğini belirten Parlakpınar, “İlik naklinde de iddialı çalışmalarımız var. Linac cihazımız hizmet vermeye başladı. Sağlık turizmine çok önem veriyoruz. Bu gün de Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Merkezimizin açılışını yapıyoruz” diye konuştu.

    Malatya İl Sağlık Müdürü Dr. Muhammed Duran ise, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Merkezinin açılışını yapmanın mutluluğunu yaşadığını söyledi.

    Doğu Anadolu Projesi (DAP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkan Yardımcısı Volkan Güler de, DAP’ın Türkiye’nin doğusunda yer alan 15 ilin geliştirilmesinden sorumlu olduğunu ifade etti.

    Güler, DAP’ın beş yıl önce kurulduğunu anımsatarak, “Bölgenin ekonomik, sağlık ve her alanda kalkınması için çalışmalarımızı yürütüyoruz. Kalkınmanın amacı insanların refah seviyesini yükseltmektir. İnsanları mutlu etmektir. Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Merkezinin hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bu tür projeler hem Malatya’ya hem de Malatya insanına katkı sağlayacaktır” dedi.

    Battalgazi Belediye Başkanı Selahattin Gürkan ise geleneksel ve tamamlayıcı tedaviye hipnoz terapinin de önümüzdeki süreçte ilave edilmesi gerektiğine değinerek,”Belediyemiz toplumun her aşamasında her kuruma paydaş konumdadır. Bu projenin de geliştirilmesi için ‘Neler yapılabilir’ konusunda çalışmalar yapmalıyız. İspendere’de 100 dönümlük yer aktif hale getirildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı oraya 15 milyarlık bir para ayırdı. İhalesi yapılarak çalışmalara başlayacağız. DAP idaresinin bu projede büyük katkıları olacaktır. Biz belediye olarak gerek DAP olsun gerek üniversite ve diğer kurumlar olsun beraber ülkemizi daha ileriye taşıyacak, insanımızın refah seviyesini yükseltecek çalışmalar içerisinde yer alıyoruz” şeklinde konuştu.

    İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay da, bugün itibariyle İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezine yeni bir ünite kazandırdıklarını söyledi.

    Doktorların pozitivist tıp eğitimi aldıklarını dile getiren Kızılay, “Biz tabi pozitivist bir tıp eğitimi almış bir hekimiz. Ben de öyle bir hekimim. Hacettepe Üniversitesi mezunuyum. Hacettepe Türkiye’de katı pozitivist tıp anlayışının en sağlam olduğu üniversitelerinden birisidir. Onun için ben de genel manada katı pozitivist bir tıp eğitiminden geçmiş ve uygulamasını da öyle yapan bir cerrahım. Şimdi kendimizi bu yeni geleneksel ve tamamlayıcı tıbbı bir taraftan öğrenmeye bir taraftan anlamaya bir taraftan da zor da olsa ona alışmaya çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

    Kızılay, Battalgazi Belediye Başkanı Selahattin Gürkan ile çok iyi çalışma içerisinde olduklarını kaydederek, “İspendere Malatya için örnek bir proje olacak, belki Türkiye içinde örnek bir proje olacak. Bu örnek projeyi fiziki olarak en iyi şekilde yapmak sonra da en önemlisi tabi işletmek bize düşüyor. Bu konuda bunu Türkiye’de en iyi şekilde işleteceğimize dair belediyemize, DAP’a ve Sağlık Bakanlığına güvencemizi veriyoruz. Çünkü bizim üniversitemizi sağlık alanında çok iddialı. Türkiye’nin sağlıkta en iddialı üniversitesi desem abartmış olmam. Bunun örneği ortada. Karaciğer naklinde biz Türkiye ve Avrupa birincisi, dünyada ikinciyiz. Bunu Türkiye’de başarmış bir üniversiteyiz. Burada da iddiamızı sürdüreceğiz” dedi.

    Konuşmaların ardından Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Temel Eczacılık Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ulvi Zevbek ve Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Tuğrul Cabıoğlu tarafından Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları konferansları verildi.

    Rektör Kızılay, Başkan Gürkan, Başhekim Parlakpınar ve Tıp Fakültesi Dekanı Durmuş tarafından katılımcılara plaket takdim edilmesinin ardından da Turgut Özal Tıp Merkezi Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Merkezinin açılışı yapıldı.

    Açılış ve konferansa, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay, Yazıhan Kaymakamı İdris Akça, Battalgazi Belediye Başkanı Selahattin Gürkan, Malatya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ercan Turan, Sağlık Bakanlığı Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Daire Başkanı Dr. Mehmet Zafer Kalaycı, Doğu Anadolu Projesi (DAP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkan Yardımcısı Volkan Güler, Malatya İl Sağlık Müdürü Dr. Muhammed Duran, İnönü Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Nusret Akpolat, Rektör Danışmanı Yrd. Doç. Dr. Cemal Koyunoğlu, Turgut Özal Tıp Merkezi Başhekimi Prof. Dr. Hakan Parlakpınar, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mahmut Durmuş, Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Temel Eczacılık Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ulvi Zevbek, Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Tuğrul Cabıoğlu, akademik ve idari personel katıldı.

  • Balıkesir’de ’inme ünitesi’ hizmete girdi

    Edremit Devlet Hastanesi, Balıkesir’de bir ilki gerçekleştirerek, inme inen ve erken dönemde başvuran hastaların başarılı bir şekilde tedavi edildiği inme ünitesini hizmete açtı.

    İnme ünitesi hakkında bilgi veren Hastane Yöneticisi Başhekim Op. Dr. A. Hikmet Şahin, Türkiye’de en çok ölümün kalp, kanser ve üçüncü olarak da inmeden gerçekleştiğini, sakatlık ve malullük düzeyi olarak da inmenin ilk sırayı aldığını kaydederek, açılan ünitenin önemine dikkat çekti.

    Dr. Şahin, inmeli hastaların yüzde 30’unun ilk bir yılda kaybedildiğini, yüzde 40’ının başkasına bağımlı yaşamak zorunda kaldığını, yüzde 30’unun da iyileşerek sağlıklı bir birey olarak hayatlarına devam ettiğini belirtti.

    İnme neden ve kime iner?

    İnme ünitesi sorumlu hekimi Nöroloji uzmanı Dr. Türkan Koşan, genetik faktörler, hipertansiyon, kalp hastalıkları, diyabet, yüksek kolesterol, hareketsiz yaşam biçimi, diyete dikkat edilmemesi, yoğun stres gibi nedenlerin inmeye yol açabileceğini, bu tür rahatsızlıkları olanların daha dikkatli olmaları gerektiğini hatırlattı.

    Bu belirtilere dikkat

    İnmenin en sık rastlanan belirtileri; ani ortaya çıkan felç, vücut yarısında uyuşma, karıncalanma, ani konuşma veya anlama güçlüğü, ani baş dönmesi, dengesizlik, çift görme, tek veya çift gözde bulanık görme gibi şikayetlerdir. Ani, çok şiddetli baş ağrısı veya bilinç kaybı da kanayıcı inmenin ilk belirtisi olabilir. Burada önemli olan nokta belirtilerin yıldırım hızı ile ortaya çıkmış olmasıdır. İnme nadiren başlangıçta yavaş yerleşim gösteren bir seyir izleyebilir.

    İlk 3 saat çok önemli

    İnme ya da felcin tedavisinde ilk 3 saatin çok önemli olduğunu söyleyen Koşan, “Böyle bir üniteye ulaşan hastanın eski durumuna döndürülme şansı yüksek olup, inme şüphesi olan hastaların vakit kaybetmeden acil servise başvurmaları gerekmekte. Çünkü ilk 3-4,5 saat içerisinde verilen ilaçla, kalıcı hasar önlenerek veya minimum seviyede tutularak hasta tedavi edilebilmekte” dedi.

    “Hasta acil müdahale için vakit kaybetmeden tedavi merkezine ulaştırılmalıdır”

    “Hasta inme geçiriyorken yanında bulunuyorsanız sizi anlayıp anlamadığını, kol ve bacağını kaldırıp kaldıramadığını anlamaya çalışın” diyen Koşan, “Bunlardan birini yapamıyorsa hastanın inme geçirdiğini kabul edin ve vakit geçirmeden en yakın etkin tedavilerin uygulanabildiği bir merkeze götürün veya götürülmesini sağlayın. Evde sakın beklemeyin, hastane dışında bir doktora gitmeyin. Hastanızın yakınmaları düzelse bile bu saatler içinde daha ağır bir inmenin habercisi olabilir” diye konuştu.

  • Diyarbakır’da ozon tedavisi ünitesi açıldı

    Diyarbakırlı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. İbrahim Yardımeden, Sağlık Bakanlığının ozon tedavisinde getirdiği sertifikayı alarak, Diyarbakır’da ruhsatlı ozon tedavi ünitesini açtı.

    Sağlık Bakanlığının ozon tedavisinde merdiven altı kullanımı engellemek için 2014 yılında doktorlara sertifika zorunluluğu getirdi. Bu tarihten itibaren farklı branşlardaki doktorlar eğitimlere katılarak, ozon tedavisinde sertifika almayı başardı. Diyarbakırlı fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı Dr. İbrahim Yardımeden, aldığı sertifika ile yetinmeyerek ozon tedavi ünitesi açmak için gerekli girişimlerde bulundu. Başvuruları olumlu sonuçlanan Uzm. Dr. Yardımeden, Diyarbakır’da ruhsatlı ozon tedavi ünitesini vatandaşların hizmetine sundu.

    Ozon tedavi yöntemi ile ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezinde görevli Uzm. Dr. İbrahim Yardımeden, ozon tedavisinin yıllardır bütün dünyada kullanılan bir tedavi yöntemi olduğunu söyledi. Ozonun molekül gereği iyileştirici, onarıcı, tedavi edici bir gaz olduğunu belirten Uzm. Dr. Yardımeden, “Daha önce Türkiye’de uygulama yetkisi yoktu ve uygulanamıyordu. 2014 yılı itibari ile Sağlık Bakanlığının sertifika sistemi devreye girdi. Bu sertifika sistemine binaen hekim arkadaşlar üniversitelere başvurarak sertifikalarını aldılar. Biz de eğitim veren üniversitelerin birinde sertifikamızı aldık bu sertifika ile Sağlık Bakanlığına başvurduk. Bakanlık aracılığıyla ünite açma yetkisi aldık” dedi.

    “Hastadan alınan kan, ozonlanarak hastaya naklediliyor”

    Uygulama ünitesinde çeşitli hastalıkları tedavi edeceklerini kaydeden Uzm. Dr. Yardımeden, “Fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı olduğum için kendi branşımız ile alakalı bel boyun fıtıkları kireçlenmeler ilgili hekimce yönlendirilmiş diyabetik yaraları tedavi edebileceğiz. Bu tedaviler sayesinde hastalar birçok ilaçtan ameliyattan maliyetli ve külfetli tedavilerden kurtulmuş olacak. Bizim jeneratörümüz var, oksijeni jeneratöre vererek oradan ozon üretiyoruz. Ozonun belli kullanım şemaları var, kullanım dozları var, etkileri var. Biz hastalara göre dozunu belirleyip hastanın önce kanını alıyoruz kapalı ortamda, kanını aldıktan sonra ozonluyoruz, ozonladığımız kanı hastaya tekrar veriyoruz. Bu şekilde bütün vücudu ozonlamış oluyoruz. Bölgesel olarak hastalıkla ilgili bölgelere lokal uygulamalar da enjeksiyon yöntemi ile yapıyoruz” diye konuştu.

    “Dünyada birçok hastalıkta kullanılıyor”

    Ozonun bilinen bir yan etkisinin olmadığına vurgu yapan Uzm. Dr. Yardımeden, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Dünyada birçok hastalıkta kullanılıyor. Hepatitten tutun, karaciğer hastalıklarına, diyabet, hipertansiyon kanser hastalarında bile ozon tedavisi kullanılıyor. Kanser hastalarında kemoterapi öncesi, sonrası kemoterapinin oluşturduğu hastalığı gidermekte dahi kullanılıyor. Ozon tedavisi uyguladığımız hastaların yüzde 80’inde başarı oranı var. Hastaların hem günlük yaşam fonksiyonları artıyor hem de ağrı çeken hastalarımız ağrıdan kurtuluyorlar. Bu yöntemle tedavi olamayacak birkaç hasta grubu var, çok ağır kalp yetmezliği olan, tedavi ile kontrol altına alınamayan tansiyon hastalarında ve derin anemi dediğimiz aşırı kansız hastalarda uygulayamıyoruz.”

    Hastalar, ozon tedavisinden memnun

    Ozon tedavisi gören Medeni Kan isimli hasta, bel fıtığı nedeni ile merkeze başvurduklarını söyledi. Kan, “Yaklaşık bir senedir bacaklarım sızı yapıyordu ağrı yapıyordu. Doktora gittim ve bel fıtığımın olduğunu, bunun bacaklara attığını söylediler. Ben araştırmalarım ve buraya gelen arkadaşlarıma sorduktan sonra burada tedavi olmanın iyi olacağına kanaat getirdim. Yaklaşık bir aydır geliyorum. 3. seanstan sonra faydasını görmeye başladım. Bütün arkadaşlarıma bu yöntemi tavsiye edeceğim. Hatta benim baldızım İsveç’te kalıyor. Kendisi buraya gelmişti tatile merkezde tedavi gördü ve ağrılarının dindiğini söyledi” ifadelerinde bulundu.

  • Anadolu yakasına yeni yoğun bakım ünitesi

    İstanbul Anadolu yakasında yeni bir yoğun bakım ünitesi hizmete girdi. Üsküdar Devlet Hastanesi bünyesinde açılan 41 yataklı yoğun bakım ünitesi törenle hizmete açıldı.

    Üsküdar Devlet Hastanesi yoğun bakım ünitesi, düzenlenen törenin ardından hizmete girdi. Kopuzlar Vakfı tarafından yaptırılan yoğun bakım ünitesinin açılışı nedeniyle düzenlenen törene, İstanbul Anadolu Kuzey Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Doç. Dr. Kamil Özdil, Üsküdar Kaymakamı Mustafa Güler, Kopuzlar Vakfı Başkanı Ali Kemal Kopuz ve hastane yöneticileri katıldı.

    Törende bir konuşma yapan Üsküdar Kaymakamı Mustafa Güler, yoğun bakım ünitesini yaptıran vakfın yöneticilerine teşekkür ederek, “Devletimiz bu tür hizmetleri yapıyor ama, bazen yetişemediği noktalar oluyor. Yaş sınırları arttığı için yoğun bakım da, hasta bakımı da, yaşlı bakımı da çok daha fazla ihtiyaç duyuluyor. Onun için hastanenin bu bölümleri bir ihtiyaç” ifadelerini kullandı.

    İstanbul Anadolu Kuzey Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Özdil ise, “Bölgede çok ciddi bir yoğun bakım ünitesine ihtiyaç vardı. Bu yapılan hizmet çok hayırlı bir hizmet. Bu hizmete alınan ünite ihtiyacı olan hastalara bir nevi nefes oldu” dedi.

    Konuşmaların ardından Kaymakam Güler ve beraberindekiler kurdele keserek yoğun bakım ünitesini hizmete açtı.