Etiket: Umut’un

  • Down sendromlu lösemi hastası Umut’un ailesi destek bekliyor

    Down sendromlu lösemi hastası Umut’un ailesi destek bekliyor

    Yozgat’ta 1,5 yıl önce lösemi teşhisi konulan 4 yaşındaki down sendromlu Umut Bulut’un ailesi destek bekliyor.

    Agahefendi Mahallesi’nde yaşayan Resul (47) ve Zuhal Bulut (46) çiftinin 4 çocuğundan en küçüğü olan Umut, tedavisi için 1,5 yıl önce Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildi. Hastanede yapılan tahliller sonucu 4 yaşındaki Umut’a lösemi teşhisi konuldu. Teşhisin ardından lösemi hastası Umut Bulut, 1,5 yıldır her ay 4 kez Kayseri’ye giderek kemoterapi almaya başladı. Çocuğunu hastaneye götürüp getiren baba Resul Bulut bu süreçte çalıştığı işinden ayrılmak zorunda kaldı. İşsiz kaldığı için oğlunun tedavi sürecinde yakınlarından aldığı borç ve bakım parası olan bin 400 lira ile hastane ihtiyaçlarını karşılamaya çalışan baba Resul Bulut, artık maddi yönden sıkıntıya girdiğini belirtti.

    Yardım beklediklerini belirten Bulut, “Oğlumuz 4 yaşında down sendromlu 2.5 yaşında lösemiye yakalandı, Kayseri’de teşhis koydular. 1.5 senedir tedavi görüyoruz. Kayseri’ye sık sık gidip geldiğimiz için işimi bırakmak zorunda kaldım. Maddi anlamda baya bir yıpranma oldu. Şu an Kayseri’ye gidecek gücümüz yok” dedi. Baba Bulut sözlerini şu ifadelerle sürdürdü:

    “Umut şu an kemoterapi alıyor, kemoterapi iğnesi (ARCE) alıyor. Bunun için Kayseri’ye gidip geliyoruz. Maddi bir destek bekliyoruz. Ayda 4 kere Kayseri’ye gidiyoruz. Çocuğumuz ateşlenme veya enfeksiyon kaparsa 2-3 kez de ayrıca gidiyoruz.”

    Maddi anlamda bir hayli yıprandıklarını anlatan Bulut, “Eşten dosttan aldığımız kadar aldık. İnşallah çocuğumuz için elimizden geleni yapıyoruz yapmaya da devam ediyoruz. Eşim halk eğitimde çalışıyordu o da pandemiden dolayı şu an çalışmıyor. Evimize hiçbir gelir girmiyor. Ben işi bıraktım çocuğumla ilgileniyoruz” diye konuştu. Bulut, kendisine iş verilmesi durumunda mutlu olacağını söyledi.

  • Küçük Umut’un katilinin belirlenmesi için 112 aranma saatine bakılacak

    İzmir’in Karabağlar ilçesinde 5 yıl önce parkta oynadığı sırada vücuduna isabet eden kurşun nedeniyle ölen 6 yaşındaki Umut Ceylan’ın davasına devam edildi. SanIğın cep telefonu sinyalinin olay yerine yakın olmadığı raporu gelirken, olay saatinin tam tespiti için 112 Acil Servis hattının aranma saatine bakılmasına karar verildi.

    Yargıtay 1. Ceza Dairesi, İzmir’in Karabağlar ilçesinde 5 yıl önce parkta oynadığı sırada vücuduna isabet eden kurşunla hayatını kaybeden 6 yaşındaki Umut Ceylan’ın davasında müebbet hapis cezası alan sanık Can Kayı’nın tahliyesine karar vermişti. Kararın ardından İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dördüncü duruşmaya, tutuksuz yargılanan sanık Can Kayı, sanığın avukatı Seyit Ahmet Akyüz, ölen Umut Ceylan’ın ailesinin avukatı Özge Eşsizhan Yavuz ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı avukatı Emine Şentüfekçi katıldı. Mahkemeye gelen raporda, şüpheli Can Kayı’nın kullandığı telefon sinyallerinin olay yerine yakın olmadığı belirtildi. Ceylan ailesinin avukatı Özge Eşsizhan Yavuz, baz istasyonunun kapsama alanının geniş olduğunu belirterek, “Olay saatinde baz istasyonundan sanığın telefonu sinyal vermediği için sanığın nerede olduğu tam olarak tespit edilememiştir. Bu nedenle olayı sanığın gerçekleştirmediği yönündeki iddiayı kanıtlayacak nitelikte değildir” dedi. Avukat Yavuz, sanık hakkındaki şikayetlerinin devam ettiğini, sanığın cezalandırılmasına karar verilmesini talep etti.

    Sanık avukatı Seyit Ahmet Akyüz ise olayın tam olarak saat kaçta gerçekleştiğinin tespit edilemediğini ifade ederek, “Bilirkişi maktulün hastaneye ulaştırıldığı saati esas alarak rapor düzenlemiştir. 112 Acil Servis’in arandığı saat araştırılarak buna göre sanığın bulunduğu yerden meydana geldiği yere ne kadar sürede ulaşıp ulaşmayacağının tespiti gerekir” dedi. Avukat Akyüz, bilirkişi sanığın bulunduğu yerden olay yerine 29 dakikada gidebileceğini belirtmişse de bu hesaplamanın trafik yoğunluğunun olmadığı bir zamana göre hesaplandığını ifade ederek, kendi hesaplamalarına göre en az ulaşma süresinin 40 dakika olduğunu ileri sürdü.

    Ambulansın istenme saatine bakılacak

    Duruşma savcısı, maktulün vurulduğu anın tespiti açısından İl Sağlık Müdürlüğüne müzekkere yazılarak 112 Acil Servis hattının aranma saatinin, ayrıca olay yerine ambulans gönderilip gönderilmediğinin sorulmasını talep etti. Mahkeme heyeti, İzmir İl Sağlık Müdürlüğü 112 Acil Servis Birimine yazı yazılarak maktulün hastaneye götürülmesi için acil servisten talepte bulunulma saatinin bildirilmesine, ayrıca talepte bulunduktan sonra Umut Ceylan’ın hastaneye götürülmesi için ambulansın yönlendirilip yönlendirilmediği, yönlendirilmişse hangi ambulansın yönlendirildiğinin tespitine karar vererek, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

    Rastgele açılan ateş sonucu 27 Ağustos 2012 tarihinde Karabağlar ilçesinde bir parkta beline kurşun isabet etmesiyle ağır yaralanan 6 yaşındaki Umut Ceylan, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetmişti. Yapılan balistik incelemede çocuğun ölümüne neden olan kurşunun olayın ardından başka bir suç kapsamında tutuklanarak cezaevine konulan, ’uyuşturucu kullanma, yaralama, hırsızlık’ gibi çeşitli suçlardan kaydı bulunan Can Kayı’dan ele geçirilen silahtan atıldığı belirlenmişti. Sanık Can Kayı, yargılama sürecinde bu suçtan tahliye edilmiş ancak başka bir suçtan cezası olduğu için cezaevinden çıkamamıştı. 4 yıl önce son görülen duruşmada mahkeme heyeti, sanık Can Kayı’yı ’çocuğu ya da beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiyi öldürmek’ suçlamasıyla ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına mahkum emişti. Ardından ceza, olası kasıt sebebiyle ömür boyu hapse çevrilmişti. Karar, mahkeme heyeti tarafından oy çokluğuyla alınmıştı. Cumhuriyet Savcısı Fatih Genç ile sanığın avukatı Ersin Gülsoy, Seyit Ahmet Akyüz, kararın temyizi için Yargıtay’a başvurmuştu. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Can Kayı’yı Umut Ceylan’ı öldürme davasında tahliye etmiş, ancak sanık başka suçtan hükümlü olduğu için tahliye edilmemişti. Kayı, hükümlü olduğu Aydın E Tipi Cezaevinden de geçtiğimiz günlerde yattığı cezasını tamamlayıp tahliye olmuştu.

  • 6 yaşındaki Umut’un cinayeti ile yargılanan sanıktan şok sözler

    İzmir’in Karabağlar ilçesinde, 5 yıl önce parkta oynadığı sırada vücuduna isabet eden kurşun nedeniyle ölen 6 yaşındaki Umut Ceylan’ın davasında, müebbet hapis cezası alan sanık Can Kayı Yargıtay’ın tahliye kararının ardından tekrar hakim karşısına çıkarken, sanık Kayı, “Vicdanım rahat, ben Umut’u öldürmedim. Umut’in katilinin bulunmasını en çok ben istiyorum. Benimle alakası olmayan bir cinayetle ben yargılanıyorum” dedi.

    Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Karabağlar ilçesinde, 5 yıl önce parkta oynadığı sırada vücuduna isabet eden kurşun nedeniyle ölen 6 yaşındaki Umut Ceylan’ın davasında müebbet hapis cezası alan sanık Can Kayı’nın tahliyesine karar vermişti. Kararın ardından İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ikinci duruşmaya, tutuksuz yargılanan Can Kayı, sanığın avukatı Seyit Ahmet Akyüz, ölen Umut Ceylan ailesinin avukatı Özge Eşsizhan Yavuz katıldı. Mahkeme başkanı hakim Mehmet Öztaş, Yargıtay’ın bozma kararında belirtiği üzere Bilgi Teknolojileri Kurumu (BTK)’ndan gelen cep telefonu sinyal kayıtlarının bulunduğu CD’nin iletişimle ilgili rapor düzenlemesi için bilirkişiye verilmesine karar verip, duruşmayı haziran ayına erteledi.

    “Hasımlarımı vurdum. Silah ile birlikte polise gidip teslim oldum”

    Duruşma sonrası gazetecilere konuşan sanık Can Kayı, “2012 yılında öldürülen Umut Ceylan davasında sanık olarak yargılandım; ama benim cinayet ile ilgili hiç bir alakam yok. Ben sadece o silahı satın aldım. Mahkemede silahı kimden satın aldığım kişileri ve aracı olanları söyledim. Silahı bana verenlerin mahkemede verdikleri ifadelerde ortada. Bu silahı almama aracı olan kişi mahkemede gelip aracı olan kişi benim dedi. Zaten silah bana cinayetten bir ay sonra geldi. Silahı aldıktan 18 gün sonra, adam yaraladım. Hasımlarımı vurdum. Silah ile birlikte polise gidip teslim oldum. Çocuk cinayetinden haberim olmadığı için ifademde, silahın babamdan kalma olduğunu söylemiştim. Daha sonra benim kullandığım silahtan çocuk cinayeti işlendiğini öğrenince mahkemede silahı kimlerden aldığım, nereden aldığımı, kaç paraya aldığımı, aracı olan kişiler kim bunların hepsini tek tek söyledim. Silahı bana satan Bülent B.’de mahkemede, ’Ben Can Kayı’yı hiç tanımıyorum’ diyor. İlk ifadesinde ’Bir sefer görüştüm diyor’ daha sonra hiç görüşmedim diyor; ama HTS kayıtlarında 27 sefer görüşme çıkıyor. Bülent B.’nin karısı ’Ben Can Kayı ile 2 sefer görüştüm’ diyor; ama HTS kayıtlarından 17 sefer görüştüğü ortaya çıkıyor. Bülent B. ’Biz Can Kayı’yı silah satmadık, bal sattık’ diyor. İfadesinde ’5 kilo sattık’ diyor, karısı ise ’Bir buçuk kilo sattık’ diyor, daha sonra ’3 kilo sattık’ diyor. Adıma gönderdikleri kargo 9 kilo. Bu çelişkiler sorulduğunda ise kargo firmasının balın kabının kırılmaması için iyi bir ambalaj yaptı bu yüzden ağırlığı artmış olabilir diyor. Oysa emniyet araştırmalarında ise B.B.’nin babasının bal ticareti ile uğraşmadığı ortaya çıktı. Ben Bülent B.’nin hesabına banka havalesiyle bin 250 lira para yatırdım. Parayı yatırdığıma dair elimde her şey mevcut. Umut Ceylan cinayetinden 4 dakika önce benim cep telefonumun sinyali Karşıyaka Soğukkuyu mahallesinden alıyor. Soğukkuyu’dan Karabağlara’a 4 dakika da gitmek mümkün değil” dedi.

    “Ben vicdanen rahatım”

    “Cumhuriyet Savcısı hakkımda beraat talep ediyor. Üye hakim hakkımda beraat talep ediyor son duruşmada değişen mahkeme başkanı ise müebbet hapis cezası veriyor” diye konuşan Can Kayı, “Yargıtay bu dosyayı bozdu ve tekrar yargılanmaya başladım. Dosyada olan HTS raporlarını tekrar istedi. Benim olayla alakalı bir ilgim yok. Umut Ceylan’ın katilinin bulunmasının en çok ben istiyorum. Benimle alakası olmayan bir cinayetle ben yargılanıyorum. Bir tek günah keçisi ben miyim? Ben vicdanen rahatım. Umut’u bu vurmuş, şu vurmuş diye kimsenin günahını da alamam. Ben silahı aldıklarım kişileri söyledim. Bunun üzerine bir araştırma yapılmıyor. Yapılsa cinayet çözülecek” dedi.

    Olayın geçmişi

    Rastgele açılan ateş sonucu 27 Ağustos 2012 tarihinde, Karabağlar ilçesinde bir parkta beline kurşun isabet etmesiyle ağır yaralanan 6 yaşındaki Umut Ceylan, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetmişti. Yapılan balistik incelemede çocuğun ölümüne neden olan kurşunun, olayın ardından başka bir suç kapsamında tutuklanarak ceza evine konulan, ’Uyuşturucu kullanma, yaralama, hırsızlık’ gibi çeşitli suçlardan kaydı bulunan Can Kayı’dan ele geçirilen silahtan atıldığı belirlendi. Sanık Can Kayı, yargılama sürecinde bu suçtan tahliye edilmiş; ancak başka bir suçtan cezası olduğu için ceza evinden çıkamamıştı. 4 yıl önce son görülen duruşmada, ’Çocuğu ya da beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiyi öldürmek’ suçlamasıyla mahkeme heyeti, sanık Can Kayı’yı ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına mahkum etti. Ardından ceza, olası kasıt sebebiyle ömür boyu hapse çevrildi. Karar, mahkeme heyeti tarafından oy çokluğuyla alındı. Cumhuriyet Savcısı Fatih Genç ile sanığın avukatı Ersin Gülsoy, Seyit Ahmet Akyüz, kararın temyizi için Yargıtay’a başvurdu. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Can Kayı’yı Umut Ceylan’ı öldürme davasında tahliye etti. Ancak Kayı, başka suçtan hükümlü olduğu için tahliye edilmedi. Kayı, hükümlü olduğu Aydın E Tipi Cezaevinden de geçtiğimiz günlerde yattığı cezasını tamamlayıp tahliye oldu.

  • Kamyondan fırlayan tekerlek küçük Umut’un sonu oldu

    Balıkesir’in Bandırma ilçesinde bir beyaz et firmasına ait seyir halindeki kamyonun fırlayan tekerleği okul bahçesinde oynayan küçük Umut’un sonu oldu.

    Bandırma-Balıkesir karayolu Aksakal Mahallesi Manyas kavşağında meydana gelen kazada seyir halindeki 10 AHB 77 plakalı kamyonun fırlayan tekerleği bir öğrencinin ölümüne yol açtı.

    Hareket halindeki araçtan fırlayan tekerlek, önce bir akaryakıt istasyonunun bahçesindeki motosiklete çarptı, ardından sekerek yol kenarındaki bir okulun bahçesinde oynamakta olan Umut Akkaya adlı öğrenciye isabet etti. Olayda ağır yaralanan Aksakal Ortaokulu son sınıf öğrencisi Akkaya, olay yerine çağrılan sağlık ekiplerinin yaptığı ilk müdahalenin ardından kaldırıldığı Bandırma Devlet Hastanesinde tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Kazayla ilgili soruşturmanın sürdüğü öğrenildi.

  • Umut’un yeni anne umudu

    Antalya’nın merkez Aksu ilçesinde 7 yıl önce geçirdiği trafik kazası sonucu felç olup hafızasını kaybeden ve Gülsüm Kabadayı tarafından bakıcı anneliği üstlenilerek ’Umut’ ismi verilen 23 yaşındaki genç için yeni bir ’anne’ umudu doğdu. İrina Mehmetoğul isimli Azerbaycan kökenli kadın, oğlu olduğunu iddia ettiği Umut için Antalya’ya geldi.

    Bakü’deki Azerbaycan televizyonunda yayınlanan “Seni Arıyorum” programına katılarak 7 yaşındayken Rusya’daki kamptan kaçırılan ve 16 yıldır aradığı oğlunun izini bulduğunu söyleyen İrina Mehmetoğul, Antalya’ya gelerek Umut’u evinde ziyaret etti. İrina Mehmetoğul, “3 çocuğum var. Umut’un gerçek adı Kenan Mehmetoğul, Rusya’da bir kampta 7 yıl önce kaçırıldı. Senin oğlun öldü diye beni kandırdılar ve oğlumu o günden bugüne kadar görmedim. Katıldığım televizyon programına katılan bir kadın, oğlumun kaçırılıp başka bir aileye verildiğini söyledi. İzini sürerek buralara kadar geldim. Onun gerçek oğlum olduğuna inanıyorum ama kesinleştirmek için DNA yaptıracağım” dedi.

    Rusça konuşup Umut ile şakalaşan ve şarkılar söyleyen İrina Mehmetoğul, Gülsüm Kabadayı’yı “kutsal bir insan” olarak nitelendirerek, Kabadayı’ya Umut’a karşılıksız baktığı için teşekkür etti.

    Umut’un 5 yıldır bakıcı anneliğini üstlenen Gülsüm Kabadayı ise, Umut’un ilk kez birine tepki verdiğini, güldüğünü ve üç çocuğu olan İrina Mehmetoğul’un büyük oğluna çok benzediğini söyledi. Gülsüm Kabadayı, DNA sonuçlarını bekleyeceklerini ve Umut’un tepkilerinin İrina Mehmetoğul konusunda kendisini de umutlandırdığını söyledi.