Etiket: Umudu’’

  • Üreticinin umudu dökülüyor

    Fındık hasadına sayılı günler kala fındıkta görülen dökülme üreticiyi tedirgin ediyor.

    Haziran ayında dalları tartmayan fındıktan eser kalmazken, dökülmenin rekolteyi büyük oranda etkilemesi bekleniyor.

    Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, fındıkta ciddi anlamda dökülme gözlemlendiğini belirterek, “fındık çuvala girmeden hiç kimse şu kadar ürünüm var demesin” dedi.

    2017 yılı fındık hasadına sayılı günler kala fındıkta küllenme hastalığına bağlı olarak dökülme yaşandığını açıklayan Karan, dökülme ve çotanaklarda görülen Karamuk’un rekolteyi ciddi anlamda etkileyebileceğini kaydetti.

    Bu yıl bol ve bereketli bir fındık var derken, üreticinin dökülen fındıkla şok içerisinde olduğunu ifade eden Karan şunları söyledi:

    “Fındıkta son yıllarda görülen külleme hastalığı bu yıl kendini az gösterecek derken, hasada az bir süre kala yeniden ortaya çıktı. Şu anda Haziran ayında görülmesi gereken dökülme yeni gerçekleşiyor. Külleme hastalığı fındık çotanak saplarında çürümeye neden oluyor ve ürün dökülüyor. Çiftçilerimizden gelen şikayet ve bahçelerde yaptığımız tespitlerde dalda görülen fındık yarı yarıya dökülmeye başladı. Dalda kalan fındıklarda ise Kara Karamuk, Sarı Karamuk ve gelişim bozukluğu gözlemlenmekte. Bir çotanağın neredeyse üçte ikisi Karamuk. Üreticilerimiz fındık harmana inmeden, çuvala girmeden fındığım var demesin.”

  • Kızılay Yemen’in umudu olacak

    Kızılay, çatışmaların, açlığın ve salgın hastalıkların pençesindeki Yemen’e de insani yardım malzemesi gönderecek.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başlattığı ’Umudu Ol’ kampanyası üzerine harekete geçen Kızılay, kuraklığa bağlı açlık çeken Afrika ülkelerine yardım malzemesi gönderecek. Geçtiğimiz ay Somali’ye 13 bin ton insani yardım malzemesi gönderen ve yaklaşık 3 milyon ihtiyaç sahibinin acil dönem gıdasını karşılayan Kızılay, benzer şekilde Yemen için de yardım gemisi gönderecek.

    Gemide ilaçta var

    Güvenli gıdaya ulaşamayan milyonlarca Yemenli için Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) bağışı olan 10 bin ton unu İskenderun Limanı’nda bulunan gemiye yüklemeye başlayan Kızılay, gemi ile ayrıca makarna, bebek bisküvisi ve benzeri gıda malzemelerini de sevk edecek. Koleradan binlerce insanın hayatını kaybettiği ülkeye Sağlık Bakanlığı’nın bağışı olan Sahra Hastanesi, kolerayla mücadele başta olmak üzere gerekli ilaçları da gemiyle götürecek. Savaşta yaralanan ve sakat kalan insanlar için Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı’nın (TİKA) bağışı olan tekerlekli sandalyeleri de Yemen’e gönderecek.

    Temmuz ayının ilk haftası hareket etmesi planlanan geminin sonraki 6 gün içinde Yemen’e ulaşması bekleniyor. Ülkede eş zamanlı olarak daimi temsilcilik bulundurmak için de harekete geçen Kızılay, bu ve bundan sonraya ülkeye gönderilecek insani yardım malzemelerinin adreslerine teslimini de organize edecek.

    Çaresizliğin önüne geçmeye çalışıyoruz

    Kızılay Genel Başkanı Dr. Kerem Dr. Kınık, “Somali’nin yanı sıra Günay Sudan’da, Yemen’de ve Afrika’nın birçok bölgesinde çok ciddi insani krizler yaşanıyor. Afrika daha çok kıtlıkla mücadele ederken, Yemen’de bu duruma çatışmalar ve salgın hastalıklar da eşlik ediyor. Yemen, kendi imkanlarıyla bu sorunları çözebilmekten maalesef çok uzak. Göndereceğiz gemi ile bu çaresizliğin önüne geçmeye, bir çocuğun, bir yaşlının daha hayatını kurtarmaya çalışacağız” diye konuştu.

    Koleraya binlerce kurban

    Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre; 27 Nisan 2017’den bu yana Yemen’de 179 bin 548 şüpheli kolera vakası görüldü ve bunlardan bin 205 kişi hayatını kaybetti. Yemen’de iki yılı aşkın süredir süren çatışmalar nedeniyle ülke içinde yerinden edilmiş yaklaşık 3 milyon kişinin, temiz içme suyu olmaması ve atıkların toplanamaması sonucu hemen her gün koleraya yakalanma riski bulunduğu belirtildi.

  • (Özel haber) Türk annenin Lübnanlı oğlunun vatandaşlık umudu Erdoğan’da

    Evlenerek Lübnan’a yerleşen Türk annenin oğlu olan Yücel Baba, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı hayaliyle yaşıyor. 67 yaşındaki Yücel Baba, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sesini duymasını istiyor.

    Annesi Türk, babası Lübnanlı olan, Lübnan’ın Trablus kentinde elektrik dağıtım şirketinde çalışan Yücel Baba’nın Türk vatandaşlığı için son umudu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan. Trablus Ticaret Sanayi ve Tarım Odası’nı ziyaret eden Adana heyetindeki iş adamlarıyla görüşen, annesi ve dedesinin nüfus ilmühaberlerini gösteren Yücel Baba, vatandaşlık talebinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a iletilmesi için heyettekilerden yardım istedi.

    Ölmeden almak istiyorum

    Annesi Safa Türkmen ve dedesi Hasan Türkmen’in Adanalı olduğunu belirten Yücel Baba şöyle konuştu:

    “Annem, Lübnanlı olan babamla evlenerek Lübnan’a yerleşmiş. Benim Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığım yok. Ama annemin Türk vatandaşı olduğunu, annemin ve dedemin TC vatandaşlık ilmühaberi belgeleriyle kanıtlıyorum. Buna rağmen, başvuruma olumsuz yanıt verildi. Ben Türkiye’ye yerleşme amacında değilim. Hayatım Lübnan’da kurulu. Ama ölmeden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını almak, nüfus cüzdanını taşımak istiyorum.”

    Nüfus kayıtlarına bakılabilir

    Türkiye’nin büyük bir ülke olduğunu, bu ülkenin vatandaşı olmaktan gurur duyacağını belirten Yücel Baba, “Politikalarını beğendiğim, kendisini de çok sevdiğim Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan yardım istiyorum. Adana nüfus kayıtları beni doğrulayacaktır” diye konuştu. Yücel Baba, Adanalı ticaret heyetinde yer alan oda başkanları ve iş adamlarına, annesinin 1940’lı yıllarda Adana’daki Atatürk Parkı’nda çekilmiş fotoğraflarını da gösterdi. Adana Ticaret Borsası Başkanı Şahin Bilgiç ve Adana Ticaret Odası Başkanı Atila Menevşe konuyu ilgili mercilere taşıyacaklarını söyledi.

  • Araban Ovası’ndaki sarımsak ve firik hasadı yaklaşık 20 bin kişiye iş umudu oldu

    Güneydoğu’nun tahıl ambarı olarak görülen Araban Ovası’nda yetiştirilen sarımsak ve firik hasadının başlamasıyla, bölgedeki 15-20 bin civarında mevsimlik tarım işçisi iş imkanı buluyor.

    Araban Ovası’nın bereketli toprakları ile birlikte Güneydoğu’nun tahıl ambarı olarak görülürken, bölgede buğday, arpa, mısır, mercimek ve nohut gibi ürünlerin yanı sıra son derece kaliteli sarımsak üretimi de hızla yayılmaya başladı. Makarnalık sert buğday olarak bilinen firik ve sarımsak hasatlarının başlaması, binlerce kişinin geçici iş umudu oluyor. Sarımsak hasadı ve firik yapımı ile birlikte bölgede 15-20 bin kişi mevsimlik işçi olarak istihdam ediliyor. Bölgedeki arazileri gezen Araban Ziraat Odası Başkanı Mehmet Doğan, bu yıl 40 bin dönüm arazide ekili olan sarımsaktan 50-55 bin ton, 4 bin dönüm arazide ekili bulunan firikte ise 2 bin ton hasat beklediklerini kaydetti. Yüksek rekoltenin üreticileri ve geçici mevsimlik işçileri sevindirdiğini belirten Doğan, “Sarımsak ve firik ekim, dikim ve hasat döneminde ilçe merkezi, ilçeye bağlı kırsal mahalleler ile çevre il, ilçe ve köylerinden Araban Ovasına işçiler akın ediyor. Özellikle hasat döneminde çalışmak için ilçeye günlük geliş gidiş yapan kadın ve erkekler de dahil olmak üzere yaklaşık 15-20 bin civarında mevsimlik tarım işçisine de iş imkanı sağlanıyor. İşçiler sabah saat 7’de iş başı yaparak akşam saat 17.00’e kadar çalışıyor. Sarımsak işçilerine günlük yevmiye 35 TL’den, firik işçilerine de 100 TL’den üreticiler tarafından ödenir. İşçilere günlük yevmiyeleri günlük olarak, iş bitiminde peşin olarak ödenir. Bölge ve ilçe ekonomisine katkı sağlayan ödemelerle işçiler ise aile ekonomilerine destek oluyor” dedi.

    Öte yandan üreticiler ise hasattan memnun olmalarına rağmen yeterli sayıda işçi bulamadıklarını ifade etti.

  • İlaçsız Narconon, bağımlıların yeni umudu

    Balıkesir’in Edremit ilçesi Kaz Dağları’nın eteklerinde ‘Narconon Programı’ ile uyuşturucu bağımlılığından kurtulmak isteyenlere, çeşitli yöntemlerle rehabilite uygulanıyor.

    Narconon Programıyla uyuşturucu, uyarıcı ve alkol bağımlılarına, destek ve ilaçsız rehberlik eğitimi veriliyor. Türkiye’de 4 yıldır devam eden ‘Narconon’ Türkiye Eğitim ve Rehberlik Programında, madde bağımlısı gençlere 3-4 aylık bir rehabilitasyon süreci gerçekleştiriliyor.

    Kurtuluş Vakfı Başkanı Ufuk Tanay Tezemir, Türkiye’de geçen yıl uyuşturucu tedavisi gören bağımlı yaşının en küçük 13, en büyük 65 olduğunu belirtti.

    Toplumda bağımlılık yapıcı maddelerin kullanılması ve yayılmasını önleme çalışmalarının, toplumda sağlıklı davranışların gelişmesini sağlamak amacıyla yapıldığını dile getiren Tezemir, “Madde bağımlılığı, vücudun işlevlerini olumsuz yönde etkileyen maddelerin kullanılması, bundan dolayı zarar görüldüğü halde bu maddelerin kullanımının bırakılamamasıdır. Bağımlı, madde kullanımına ara verdiğinde yoksunluk belirtileri yaşar. Zamanla madde kullanım sıklığını ve dozunu artırır. Uyuşturucu olarak kullanılan maddelerin kimyasal yapıları birbirinden farklıdır. Kullanıldıklarında merkezi sinir sisteminin farklı bölümlerini etkileyerek fiziksel ve psikolojik tahribata yol açarlar”dedi.

    Uyuşturucu maddelerin hiçbir güvenli kullanım şekli olmadığının altını çizen Tezemir, “Kullanan herkes için bağımlı olma riski eşittir. Hücrelerimiz vücuda giren her maddeyi tanır ve bir daha unutmamak üzere hafızasına alır. Hücresel öğrenme süreci denen bu durum herkes için geçerlidir” diye konuştu.

    “Ailelerin önemi”

    Ufuk Tanay Tezemir, “Elimizde bir program var ve bu program onlarca insana umut oldu, onlarca insanı kurtardı.Ne kadar çok çalışır ve proje üretirsek milletimiz ve devletimiz o kadar rahat nefes alabilir .Başta ailelerin bu konuda sorumluluk alması gerekiyor. Bir takım sivil toplum örgütleri ile görüşüp, konuşuyoruz, seminerler veriyoruz, önleme çalışmaları yapıyoruz. Ancak aile doğru bilgilendirildiği zaman daha çok faydalı sonuçlar alıyoruz. Bugün onun başına gelen yarın bir başkasının da başına gelebilir. Bu madde artık her yerden temin edilebiliyor ama bunun önüne geçebiliriz. Vakıf olarak bu işe dört elle sarılmış durumdayız. Hem merkezimizde eğittiğimiz öğrencilerimiz hem de bilinçlendirdiğimiz ailelerimiz ile beraber günden güne daha iyi sonuçlar almaya başladık” ifadelerine yer verdi.

    “Doğada eğitim”

    Narconon programına katılma şartlarından bahseden Tezemir, “Arkadaşlarımız öğrenci eğitmeni ile beraber birebir görüşmesini tamamlıyor ve bundan sonra programa kabulünü yapıyoruz. Bu programda bağımlılara öğrenci diyoruz, girişi yapılan öğrencilerimiz önce adaptasyon süreci yaşıyor. Eğitmeni ile 2 haftalık bu dönemi eğitimlerle beraber tamamlıyor. Eğitimler kişinin kafasındaki düşünceleri egale etmek adına düşüncelerini buradaki tesisimize odaklıyoruz. Doğaya, arkadaşlarına, sohbet etmeye, aktiviteler yapmaya odaklıyoruz. Biz istiyoruz ki bu farkındalığı hep beraber oluşturalım. Daha çok insanın kalbine dokunalım. Gençler olarak bu vakfı kurduk ve devlet büyüklerimiz ile birlikte yol almak en büyük hedefimiz” diye konuştu.