Etiket: Umudu’’

  • Terör Konusunda Bölge İnsanının Umudu Merkel

    Hafta sonu Gaziantep’e gelecek olan Almanya Başbakanı Angele Merkel’e, bölge insanı ilginç bir teklifte bulundu. Terörle mücadele konusunda Türkiye ile birlikte olması halinde, halıcılar Merkel’in resmini ünlü Gaziantep halısına işleyeceklerini söyledi.

    Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye’ye Suriyeli mülteciler için kullanılması amacıyla çıkarttığı ilk 3 milyar Euroluk fon paketinin uygulanması amacıyla AB Konseyi Başkanı Donald Tusk ve AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Frans Timmermans ile birlikte Gaziantep’e gelecek olan Almanya Başbakanı Angele Merkel’e, Gaziantep esnafı ilginç bir teklifte bulundu. Gaziantep’te düzenlenecek ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun da yer alacağı törene katılacak olan Merkel’den terörle mücadele konusunda Türkiye’yi desteklemesini isteyen bölge esnafından Mustafa Bilgin, “Dış ülkelerin, özelikle Merkel’in Gaziantep’e gelecek olması, Merkel’den de teröre karşı dur demesini teröre karşı çıkmasını istiyoruz. Kendisi eğer teröre karşı çıkarsa, Türkiye ile bir olup, dur derse, resmini halıya işleyip kendisine hediye edeceğim” dedi.

    Son 5-6 yıldır Suriye’deki iç savaş nedeniyle Türkiye’nin kapılarını açtığını hatırlatan Bilgin, “Türkiye olarak, bölge insanı olarak, elimizden ne geliyorsa yapıyoruz. Mesela soframızı paylaştık, evlerimizi paylaştık elimizden geleni yapıyoruz. Sayın başbakanımızdan, cumhurbaşkanımızdan Allah razı olsun. İnsani açıdan Suriye’ye gerekeni yaptılar. Suriyeliler için gereken destekleri sonuna kadar veriyor, vermeye de devam edecekler. Biz bunu sadece Türkiye ile sınırlanmasını istemiyoruz. Özellikle Müslüman ülkeler başta olmak üzere tüm Avrupa’nın, tüm dünyanın bu insan dramına kayıtsız kalmaması gerekiyor” ifadelerini kullandı

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın halıya işlenmiş resmini de gösteren bölge esnafı, Merkel ve beraberindeki heyetin kentteki çarşıyı gezmesini de istedi.

  • Hayvancının Umudu Yabancı Çobanlar

    Yabancı çoban çalıştırdıkları için 8 bin 381 TL ceza ile karşı karşıya kalan yetiştiriciler, Suriyelilere tanınan çalışma izni hakkı ile birlikte rahat bir nefes aldı.

    Ankara İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiriciler Birliği Başkanı Hasan Kılınç, Suriyeliler ile ilgili gelişmenin sektörü bir nebze olsun rahatlatacağını ancak yabancı çoban sorununun tam bir çözüme kavuşması için çocuk bakıcılarında olduğu gibi uyruk farkı gözetmeden yabancı çobanlara özel bir statü getirilmesi gerektiğini savundu.

    Sığınmacı Suriyelilere tanınan çalışma izni ile birlikte yasal bir statü kazanan “yabancı çobanlar” küçükbaş hayvan yetiştiricileri için umut ışığı oldu. Çalıştıracak çoban bulmakta zorlanan yetiştiriciler son yasal düzenleme ile birlikte sığınmacı statüsü kazanan ve 6 aydır Türkiye’de ikamet eden Suriyeli çoban çalıştırabilecekler.

    Ankara İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Hasan Kılınç, çoban sorununun mera sorunuyla birlikte Türkiye’de küçükbaş hayvancılığın en önemli sorunları içinde yer aldığını söyledi. Suriyelilerle birlikte sığınmacılara çalışma izni tanınmasının sektörü bir nebze olsun rahatlatacağını ama tam anlamıyla çözüme kavuşması için uyruk farkı gözetmeksizin tüm yabancı çobanlara özel bir yasal statü tanınması gerektiğini söyledi.

    Türkiye’de 42 milyon küçükbaş hayvan varlığı olduğunu bu sayının ve üretimin daha da artması gerektiğini bunun içinde çoban ve mera sorununun mutlaka çözülmesi gerektiğini söyleyen Ankara İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Hasan Kılınç: “Acil eylem planı çerçevesinde yabancı çobanlara yasal bir statü tanınmalı. Suriyeliler ile birlikte sığınmacılara tanınan yasal statü kayda değer bir adım. Çalışmalar burada kalmamalı, tüm yabancı çobanlara yasal bir statü tanınmalı. Bunun farklı meslek gruplarında örnekleri var. Yapılması düşünülmeyen meslek grubu olarak değerlendirilen bakıcılara böyle bir hak tanınıyor. Aynı şekilde yabancı çobanlara da bu hak tanınabilir. Türkiye’de halen, ağırlığı Orta Asyalı olmak üzere farklı ülkelerden, kimi kaynaklara göre 40 bin kimi kaynaklara göre ise 100 bin yabancı çoban istihdam ediliyor. Orta Asya’dan gelenlere çalışma izni verilirse köylünün çoban sıkıntısı çözülür” ifadesini kullandı.

    Küçükbaş hayvan yetiştiricileri; yüksek ücret, sağlık güvencesi ve kalacak yer gibi birçok olanak sunmasına rağmen çoban bulamıyor. Gençler ise çobanlık yapmak istemezken, köylerden kente göç ederek geçim sıkıntısı yaşasalar da fabrikalarda çalışmayı tercih ediyor.

    Ankara İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Hasan Kılınç, yaptığı açıklamada çobanlık mesleğine itibar kazandırılması gerektiğinin de altını çizdi. Ciddi bir hayvan bakıcılığı deneyimi olan insanların yarı aç yar tok şehirlerde yaşarken alım gücünün çok daha düşük olduğu köylerde hayvan sahiplerinin 3 bin 500 TL maaşa çoban bulamadığına dikkat çeken Başkan Kılınç: “Köyden bağı kopmamış ama şehirde mutlu olamayan ve geçinemeyen gençler arasında çobanlık mesleğini tercih etmelerini ve tekrar köye dönmelerini teşvik etmeliyiz. Bu da ancak çobanlık mesleğine itibar kazandırmak ile mümkün olacaktır. Çobanlık, ciddi bir birikime ve deneyime ihtiyaç olan bir meslektir. İnsanlığın en eski meslekleri içinde yer alsa da maalesef ülkemizde çobanlığın meslek olarak tanımlandığı tarih 18 nisan 2015. Çobanlık mesleğini önemini anlatmakta çok geç kaldık ama yolun neresinden dönersek kardır. Bundan sonrası için bu konuda adımlar atmalıyız. Her şeye rağmen umutsuzluğa kapılmış değiliz. Birkaç yıl sonra çobanlığın ülkemizde rağbet gören meslekler arasında yerini alacağına inanıyoruz” dedi.

  • Ahmet Yesevi Üniversitesi Hastanesi Kazakistan’da Bölge Halkının Umudu Olmaya Devam Ediyor

    Kazakistan’ın Türkistan şehrinde bulunan Ahmet Yesevi Üniversitesi Hastanesi en son teknolojik ekipmanlarla ve kaliteli hizmet ağıyla sadece Türkistan’ın değil, tüm Güney Kazakistan bölgesinin gözbebeği haline geldi.

    Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Prof. Dr. Musa Yıldız tarafından yaklaşık bir yıl önce hizmete açılan ve aynı zamanda hasta kabul etmeye de başlayan Diyaliz Merkezi, en son teknoloji cihazlarla bölge halkına hizmet vermekte. Hasta yoğunluğu nedeniyle hafta sonları da hasta kabulü gerçekleştiren hastaneye Türkistan’ın yanı sıra Kentav, Otırar, Şevildir, Kızılorda, Janakorgan, Şiyeli, İkan gibi pek çok şehirden gelen hastalar tam donanımlı özel ambulans araclarla evlerinden alınıp diyaliz tedavilerinin ardından evlerine bırakılmakta.

    Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Üniversite Hastanesi Müdürü Mehmet Bekdur; hastanenin bölge hastanesi olmasından sonra hasta potansiyelinin de oldukça arttığını ve bununla birlikte yeni ihtiyaçların ortaya çıktığını belirtti. Bekdur: “Bu çerçevede yeni servislerin açılmasının yanı sıra yine ihtiyaç duyulan Sono Ace X 8 ultrason cihazı hizmet alımı kapsamında hastanemize kazandırılarak daha kaliteli sağlık hizmetinin verilmesi sağlanmaktadır” dedi.

    Ahmet Yesevi Üniversitesi Hastanesi, kaliteli ve donanımlı hizmet ağıyla birlikte insan merkezli çalışma prensipleriyle de bölge halkından tam not alıyor.

  • Mezunlar Derneği Köy Çocuklarının Umudu Oldu

    Aydın Süleyman Demirel Anadolu Lisesi Mezunları Derneği’nin (ASDALMED) sosyal sorumluluk projesi kapsamında 20 Ocak’ta başlattığı “Her Kitap Yeni Bir Umut” kitap toplama kampanyasında toplanan 3 bin kitap üç farklı ildeki köy okuluna gönderildi.

    Aydın Süleyman Demirel Anadolu Lisesi Mezunları Derneği’nin (ASDALMED) sosyal sorumluluk projesi kapsamında 20 Ocak’ta başlattığı “Her Kitap Yeni Bir Umut” kitap toplama kampanyasında toplanan 3 bin kitap, kütüphane kurulması için 23 Nisan Çocuk Bayramı öncesi Ağrı Patnos Doğansu İlk ve Ortaokulu, Batman Beşiri Beşpınar Ortaokulu ve Giresun Dereli Yavuzkemal Yatılı Bölge Ortaokulu’na gönderilerek sahiplerine ulaştırıldı.

    “HEDİYELERİMİZ ONLARIN İNŞALLAH REHBERİ OLUR”

    23 Nisan’da öğrenci kardeşlerimize gönderilen kitaplar ile onların hayatlarında yepyeni kapılar açılmasını sağlamak istediklerini belirten ASDALMED Başkanı Anıl Pektaş; “‘Bir kitap okudum ve hayatım değişti’ felsefesi ile yola çıktığımız bu kampanyada tertemiz köy çocuklarımızın okuması, okumayı sevmesi, bu sayede aydınlanıp topluma ve kendilerine faydalı bireyler olabilmesi için çaba sarf ettik. ‘Her kitap yeni bir umut’ diyerek devam ettiğimiz kampanyamızda kardeşlerimizin umuduna ortak olmak, hayatlarında yepyeni kapılar açılmasını sağlamak için duyarlılık gösterip kitapları saklamadık, saklatmadık, bağışladık, bağışlattık. Biz Aydınlı abi ve ablaları olarak onlara içi dünya dolu bir kutu gönderdik. Kutuya dünya sığar mı demeyin sakın. Söz konusu kitaplar olunca dünya değil, dünyalar sığar. Hayaller sığar, geçmiş sığar. Kahkahalar, hüzünler, acılar, heyecanlar sığar. Dede Korkutlar, Nasrettin Hocalar, Peter Panlar, Don Kişotlar, devler, cüceler, bazen yolculuklar, bazen arkadaşlıklar, bazen de yalnızlıklar sığar. Söz konusu kitaplar olunca hayatın kendisi sığar. Kitaplarımız onlara hediye, hediyelerimiz onların inşallah rehberi olur” dedi.

  • Kök Hücre Kanser Hastalarının Umudu

    Koru Ankara Hastanesi Hematoloji Kliniği Uzmanı Prof. Dr. Aynur Uğur Bilgin, “Kök hücre nakli hasta ve yakınları hatta doktor için son derece zorlu ve stresli bir süreçtir. Ancak çok kısa bir süre öncesine kadar çaresiz gözüken, hatta ölümcül olabilen kan kanseri, nükseden lenf bezi kanseri, kemik iliği kanseri gibi birçok hastaya yeni bir yaşam sunarak umut ışığı oluşturmuştur” dedi.

    Kök hücrelerin özelleşmemiş ya da farklılaşarak birtakım işlevler kazanmamış hücreler olup, sınırsız bölünebilme ve kendini yenileyebilme özelliğine sahip olduğunu söyleyen Prof. Dr. Aynur Uğur Bilgini, “Vücudumuzdaki bütün doku ve organları oluşturan ana hücrelerdir. Hematopoietik kök hücreler kırmızı kan hücreleri (alyuvarlar), beyaz kan hücreleri (akyuvarlar) ve trombositleri üreterek kan dolaşımına veren hücrelerdir. Kemik iliğinde ve göbek kordonunda bol miktarda, daha az oranda çevre kanında bulunmaktadır” dedi.

    İyi huylu ya da kötü huylu birtakım hastalıklar nedeniyle zarar görmüş/işlevini kaybetmiş kemik iliği kök hücrelerinin yeniden oluşturulması amacıyla kişiye kendisinden ya da bir başka uyumlu vericiden sağlıklı hematopoietik kök hücrelerin verilmesi işlemine kök hücre nakli denildiğini belirten Prof. Dr. Bilgin, kemik iliğinin kök hücrelerden zengin olduğu için kök hücre nakillerinde ilk kullanılan kaynak olduğunu ifade etti. Günümüzde hem alıcı hem de verici açısından güvenilir, hızlı ve daha az rahatsız edici olması nedeniyle çevre kaynaklı kök hücrelerin tercih edildiğini dile getiren Prof. Dr. Aynur Uğur Bilgin, son yıllarda göbek kordonundan elde edilen kök hücrelerin de nakillerde kullanıldığını belirtti. Kök hücre nakli işlemi öncesinde hastaya kemoterapi veya ilaçlar uygulanarak kemik iliği boşaltıldıktan sonra hastanın kendisinden veya doku uyumlu sağlıklı vericiden alınan kök hücrelerin verildiğini anlatan Bilgin, “Bu işlem sonrasında kök hücreler alıcının iliğine yerleşir, çoğalır ve yeniden hematopoietik hücreler üreterek yeni kan hücrelerini üretmeye ve bağışıklık sistemini yeniden yapılandırmaya başlar. Hastanın kan değerlerinin düzelmeye başlaması 2-4 hafta içerisinde gerçekleşir. Bu sırada hasta doktoru tarafından yakın takip edilir. Özellikle kan değerlerinin düşük olduğu günlerde bazen her gün kan desteğine ve enfeksiyon durumunda antibiyotik başlanmasına ihtiyaç duyulmaktadır” diye konuştu.

    Prof. Dr. Aynur Uğur Bilgin, kök hücre naklinin bazı kötü huylu lösemi-kan kanseri, lenfoma-lenf bezi kanseri, multipl myelom-kemik iliği kanseri vb. kan hastalıkları, aplastik anemi gibi bazı kemik iliği yetmezlikleri ile doğumsal kan hastalıklarının tedavisinde günümüzde başarı ile uygulandığının altını çizdi. Kök hücre nakli amacıyla kullanılan hücrelerin kemik iliği, çevre kanı ve göbek kordonundan elde edildiğini anlatan Prof. Dr. Bilgin, alıcının altta yatan hastalığı, hastalığın evresi ve son durumu, aciliyeti, uyum durumu, verici özellikleri ve tercihinin bu durumlarda belirleyici olduğunu belirtti. Bilgin, çevre kanının günümüzde en çok tercih edilen türü olduğunu söyledi.

    Prof. Dr. Aynur Uğur Bilgin, otolog kök hücre naklinin alıcıya kendi kök hücrelerinin verilmesi ile allogeneik kök hücre naklinin alıcıya tam uyumlu bir başka birisinden kök hücrelerin verilmesi ile haploidentik kök hücre naklinin alıcıya birinci derece yarı uyumlu akrabalarından alınan kök hücrelerin verilmesi ile sinjeneik kök hücre naklininse alıcıya tek yumurta ikizinden alınan kök hücrelerin verilmesiyle gerçekleştirildiğini vurguladı. Bir başka bireyden yapılan nakillerde mümkünse tam uyum arandığını ifade eden Bilgin, “Bu durumda başarı oranlarının daha yüksek olduğu açıktır. Ancak günümüzde teknoloji ve takip yöntemlerinin gelişmesi ile tama yakın, hatta yarı uyumlu nakiller ile de başarı oranları oldukça yüksektir. Göbek bağı kanından yapılan nakillerde ise uyum 6/6, 5/6 veya 4/6 düzeyinde kabul edilebilir oranlardır” dedi.

    Otolog kök hücre naklinde yani hastanın kendisinin kök hücreleri kullanılacağı durumlarda öncelikle altta yatan hastalığın birtakım ilaç-kemoterapilerle iyileştirilmesinin gerekli olduğunu belirten Prof. Dr. Aynur Uğur Bilgin, “Daha sonra ise kullanılacak kök hücre yöntemine göre bazı ilaçlar kullanılarak hastadan kök hücreler toplanarak dondurulur ve kök hücre nakli gününde tekrar çözdürülerek hastaya verilir. Allogeneik nakillerde ise yine kullanılacak kök hücre kaynağına göre vericiye bir takım ilaçlar verilerek vericiden kök hücreler toplanır ve alıcıya verilir. Böylece tedavi sırasında hasar gören kemik iliği kök hücrelerinin yeniden yapılanması ve kendini onarması sağlanmış olur” diye konuştu.

    Prof. Dr. Aynur Uğur Bilgin, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Sonuç olarak kök hücre nakli hasta ve yakınları hatta doktor için son derece zorlu ve stresli bir süreçtir. Ancak çok kısa bir süre öncesine kadar çaresiz gözüken, hatta ölümcül olabilen kan kanseri, nükseden lenf bezi kanseri, kemik iliği kanseri gibi birçok hastaya yeni bir yaşam sunarak umut ışığı oluşturmuştur. Deneyimli ve tam donanımlı bir ekip tarafından yönetildiği takdirde yüksek başarı oranları ile bu dönem tamamlanmaktadır.”